|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Siyer |
İdarecinin Adaleti ve
Az veya Çok Vermesi
33571. Harun b. Antere,
babasından naklediyor: Babam, Kanber'in arkadaşıydı. Kanber ile Hz. Ali'nin
yanına gittik, Kanber: "Ey müminlerin emiri! Benimle gel. Senin için bir
şey sakladım" dedi. Hz. Ali onunla evine gitti. (Eve vardığımızda) içi
altın ve gümüş (işlemeli) boncuklarla dolu bir sepet gördüm. Kanber: "Ey
müminlerin emiri! Taksim etmediğin veya dağıtmadığın bir şey kalmadı"
deyince, Hz. Ali kılıcını çekerek: "Yazıklar olsun sana! Evime büyük bir
ateş sokmak istiyorsun" dedi ve kılıcıyla sepete vurarak parça parça etti
ve: "Bana arıfleri (danışmanları) çağırınız" dedi. Geldiklerinde:
"Bunu hisselere bölünüz" dedi. Onlar dediğini yaparken kendisi:
"Eyaltın ve gümüşler benden başkasını aidatın" diyordu. Hz. Ali sonra
şöyle demeye başladı:
"Benim kazancım
bunu dağıtmaktadır ki en hayırlısı da budur Çünkü her kişinin ağzına ancak
kendi kazancı girecektir. "
Hz. Ali:
"Beytulmalda çuvaldız ve iğne var" dedi. Hz. Ali her topluluğun
haracını onların imal ettikleri şeylerden alırdı. Ariflere: "Bunu
paylaştırınız" deyince, onlar:
"Hayır, buna
ihtiyacımız yoktur" karşılığını verdiler. Bunun üzerine Hz. Ali:
"Nefsim elinde olana yemin ederim ki bunların iyisini de, kötüsünü de
taksim edeceğiz" dedi.
33572. Hz. Ali'nin ümmü
veledi (çocuğunun anası olan cariyesi) bildiriyor: Hz. Ali'nin yanına önündeki
meydana karanfil dökülmüş olduğu bir zamanda geldim ve: "Ey müminlerin
emiri! Kızıma bu karanfilden bir dizi ver" dedim. Hz. Ali de eliyle bir
dirhem ver anlamında işaret etti ve şöyle dedi: "Çünkü bu, Müslümanların
ortak malıdır. Veya bizim hissemiz gelene kadar sabret. Hissemiz gelince senin
kızına bir dizi veririz."
33573. Hz. Ali'nin kızı
Ümmü Gülsüm'ün hizmetçisi Ebu Salih bildiriyor: Ümmü Gülsüm bana şöyle dedi:
"Ey Ebu Salih! Görseydin, Müminlerin emirine (ganimet olarak) portakal
getirilmişti de Hasan veya Hüseyn gidip bir tane turunç almıştı. Ancak Hz. Ali
portakalı elinden çekip aldı ve yanındakilere söyleyerek turunçları halkın
arasında taksim etti.''
33574. Hasan(-ı Basri)
der ki: Bir adam Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine fey'den
(ganimetten) kıldan yapılmış bir yular vermesini isteyince şöyle buyurdu:
"Benden kendisine ateşten bir yular vermemi istiyor. Senin benden bunu
istememen gerekirdi, benim de sana bunu vermemem gerekir.''
33575. Kays b. Ebi Hazım
el-Ahmesı bildiriyor: Bir adam Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetten
olan bir yumak kıl getirdi ve: "Ya Resulallah! Bunu bana ver, evimin buna
ihtiyacı var" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bundan
benim payıma düşen senindir" buyurdu.
33576. Ebu Rafi der ki:
Hz. Ali'nin beytulmal sorumlusuydum. Kızı Zeyneb'e beytülmaldan, inciden bir
gerdanlık taktığımda, Hz. Ali bunu gördü ve onun beytulmalden olduğunu anladı.
Bana: "Bunu nereden aldı? Vallahi elini keseceğim" dedi. Ali böyle
deyince, ben: "Ey müminlerin emiri! Yeğenime onu ben taktım. Yoksa o bunu
nasıl alabilir ki?" dedim. Hz. Ali olayın böyle olduğunu öğrenince sustu.
33577. Abdurrahman b.
Aclan el-Burcumı, ninesinden naklediyor: "Hz. Ali, kimyon, çeşni ve bunun
gibi bitkilerin tohumlarını keseler içinde dağıtırdı."
33578. Rabı b. Hassan, annesinden
bildiriyor: Hz. Ali, aramızda Yemen safranı ve zafiran taksim etmişti. Bir defa
yanıma odaya girdi ve (safran ve zafiran) tanelerinin (odada) dağılmış olduğunu
görünce onları toplayıp: "Doydunuz ey Ali'nin ailesi!" demeye
başladı.
33579. Süfyan b. Said b.
Ubeyd, kendi kabilesinden olan bir ihtiyardan naklediyor: Hz. Ali'ye nar
getirildi ve onları halk arasında taksim etti. Bizim mescidimize yedi veya
sekiz tane nar düştü.
33580. ismail b. Ebi
Halid, babasından naklediyor: "Hz. Ali'ye ormanlık bölgeden küplerle
katran getirildi ve Hz. Ali bunları Müslümanlar arasında taksim etti."
33581. Abdurrahman b.
Ebi Bekre der ki: "Hz. Ali vefat edene kadar beytülmalden etrafı işlemeli
bir cübbe ve Darabcird yapımı bir aba dışında bir şey almadı."
33582. Hz. Aişe
bildiriyor: Hz. Ebu Bekr, sebebiyle vefat ettiği hastalığa yakalandığında şöyle
dedi: "idareyi ele aldığımdan bu güne kadar malımın ne kadar arttığına
bakınız ve artan kısmı benden sonraki halifeye veriniz. Ben onu kendime helal
görüyordum. Ticaretten elde ettiğim gelire yakın bir miktarı Fedek'ten de
alıyordum." Hz. Ebu Bekr vefat ettiği zaman baktığımızda çocukları taşıyan
bir kölesi ve su çekmek için kullandığı bir hayvanı olduğunu gördük. Hz. Ömer'e
gönderildiklerinde vekilimin bana bildirdiğine göre Hz. Ömer ağlayarak:
"Allah Ebu Bekr'e
rahmet etsin. Kendinden sonrakine yaşanması çok zor ve güç olan bir örnek
bıraktı" dedi.
33583. Ahnef b. Kays
bildiriyor: Hz. Ömer'in kapısının önünde otururken bir cariye çıktı. Biz:
"Ömer'in cariyesi" dedik. Cariye: "Ömer'in cariyesi değilim. Ben
Ömer'e helal değilim. Bu cariye Allah'ın malıdır (beytülmale aittir)"
dedi. Biz kendi aramızda beytülmalden Ömer'e neyin helal olabileceğini
tartışırken bu kendisine ulaştırıldı ve bizi çağırdı ve: "Neyi tartışıyordunuz?"
dedi. Biz: "Yanımıza bir cariye çıkınca: ''Ömer'in cariyesi'' dedik.
Cariye: ''Ömer'in cariyesi değilim. Ben Ömer'e helal değilim. Bu cariye
Allah'ın malıdır (beytülmale aittir)'' dedi. Biz kendi aramızda beytülmalden
Ömer'e neyin helal olabileceğini tartıştık" dedik.
Hz. Ömer dedi ki:
"Bana beytülmalden neyin helal olduğunu söyleyeyim mi:
Kışlık ve yazlık bir
elbise, hac ve umre ibadeti için gidebileceğim bir binek, Kureyşlilerin ne en
zengin, ne de en fakir olanı gibi ailemin rızkı. Ben Müslümanlardan biriyim,
onlara düşen neyse bana da düşer."
33584. Ahnef b. Kays
naklediyor: Hz. Ömer'in kapısının önünde otururken bir cariye çıktı. Bazıları:
"Müminlerin emiri seninle ilişki kuruyor mu?" deyince cariye:
"Ben ona helal değilim" cevabını verdi. Bununla ganimetin humusundan
olduğunu kastediyordu. Hz. Ömer çıkıp şöyle dedi: "Bu feyden bana neyin
helal olduğunu biliyor musunuz? Hacca ve umreye giderken bineceğim bir binek,
kışlık ve yazlık bir elbise ve Kureyşlilerin ne en zengin, ne de en fakir olanı
gibi ailemin rızkı."
33585. Hz. Ömer der ki:
"Allah'ın malından yetimin aldığı kadar alıyorum. Eğer onu da almazsam
hakkım olan bir şeyden feragat etmiş olurum. Eğer ihtiyaç duyup alırsam da
makul ölçüde alıp yerim."
33586. Hz. Ali der ki:
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına sadaka develerinden biriyle
gittim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir devenin yan kısmından bir
tutam yün alıp şöyle buyurdu: "Bana humus (beşte bir hak) dışında sizin
ganimetlerinizden bunun değerinde bir şey bile helal değildir. Humus da size
iade edilecek (sizin ihtiyaçlarınıza harcanacak)tır.
33587. Nubeyh
bildiriyor: İbn Ömer iki deve satın aldı ve zekat develerinin arasına kattı.
Develer zekat develerinin arasında beslenerek büyüyüp irileştiler ve güzel bir
görünüme sahip oldular. Hz. Ömer develeri görünce bu hallerini beğenmedi ve:
"Bu iki deve kimin?" diye sordu. "Abdullah b. Ömer'in"
deyince Hz. Ömer: "Bunları sat ve anaparanı alıp kalanını beytülmale iade
et" dedi.
33588. Ebu Osman
naklediyor: Utbe (b. Ferkad), Azerbeycan'a gittiği zaman kendisine helva
getirildi. Tadına bakınca tatlı olduğunu gördü ve: "Müminlerin emirine de
bundan yapsanız" dedi. Hz. Ömer'e iki büyük küfe dolusu helva yaptırdıktan
sonra bir deveye yükleyerek iki adamla Hz. Ömer'e gönderdi. Helva Hz. Ömer'e
getirilince: "Bu nedir?" diye sordu. Onlar: "Helvadır"
cevabını verince Hz. Ömer tadına baktı ve tatlı olduğunu görünce: "Bu
adamın kendi çadırında yediği şeyden bütün Müslümanlar da yiyor mu?" diye
sordu. Onlar: "Hayır" deyince onları geri çevirerek Utbe'ye şöyle
yazdı: "Bu ne senin, ne babanın, ne de annenin malı ve kazancı olan bir
şeydir! Onun için sen kendi çadırında ne yiyorsan Müslümanlara da aynısından
yedir!"
33589. Utbe b. Ferkad
es-Sülemi naklediyor: Hz. Ömer'in yanına, onun gibi güzelini görmediğim helva
dolu büyük küfelerle geldim. Hz. Ömer: "Bu nedir?" diye sorunca:
"Sana getirdiğim bir yiyecek. Sen günün başında halkın işini görüp
döndüğünde bundan yersin" dedim. Hz. Ömer: "Küfeyi aç" deyince
açtım. Hz. Ömer: "Döndüğünde bütün Müslümanlara bundan birer küfe vermeni
emrediyorum!" deyince ben: "Seni ıslah edene yemin ederim ki ey
müminlerin emiri! Kays kabilesinin bütün malını harcasam dediğini yapmaya
yetmez" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Benim buna ihtiyacım yok"
karşılığını verdi.
Sonra içinde kurutulmuş
et ve kuru ekmeğin olduğu tirit dolu bir çömlek getirtti ve benimle beraber
iştahlı bir şekilde yedi. Ben hörgüç parçası zannettiğim beyaz bir parçayı alıp
çiğnemeye başladım; ama bu parça sinir parçası çıktı. Etten bir parça alıp
çiğniyor, ama yutamıyordum. Fakat bana bakmadığı bir anda lokmayı sofrayla
çömleğin arasına koyuyordum. Sonra Ömer şöyle dedi: "Ey Utbe! Her gün
hayvan kesiyoruz. Kesilen hayvanların yağlı ve güzel tarafı, kesim anında hazır
bulunan ve uzak yerlerden gelen Müslümanlara verilir, boyun kısmı ise Ömer'e
kalır."
33590. Huzeyfe der ki:
Halk tirit ve et yerken onlara uğradım. Ömer beni kendi yemeğine davet etti.
Yanına gittiğimde kuru ekmek ve zeytinyağı yiyordu. Ben:
"Beni, halkla
beraber yemekten alıkoydun ve buna mı davet ettin?" deyince: "Ben
seni kendi yemeğime çağırdım. O yemek ise Müslümanların yemeğidir"
karşılığını verdi.
*
Lider, Göreve Gönderdiği
Valilere Hangi Tavsiyede Bulunur?
33591. İbn Huzeyme b.
Sabit bildiriyor: Hz. Ömer birini vali tayin ettiği zaman Ensar'dan ve
başkalarından bir grubun huzurunda ona şöyle derdi: "Ben seni
Müslümanların kanlarını döküp namuslarını çiğnemek üzere görevlendirmiyorum.
Seni aralarında taksimi adaletle yapman, onlara namaz kıldırman için
görevlendiriyorum," Sonra göndereceği valiye en güzel yemekleri yememesi,
narin şeyler giymemesi, Türk atlarına binmemesi ve insanların ihtiyaçlarına
karşı kapısını kapatmaması şartını koşardı."
33592. Ebu Firas
bildiriyor: Ömer b. el-Hattab hutbe vererek şöyle dedi:
"Vallahi! Valileri
sizi dövmeleri ve mallarınızı almaları için yollamıyorum. Onları, size dininizi
ve sünnetinizi öğretmeleri için yolluyorum. Kime bunun dışında bir muamelede
bulunulursa bana haber versin. Nefsim elinde olana yemin ederim ki böyle yapana
kısas uygularım." Amr b. el-As ayağa kalkarak: "Ey müminlerin emiri!
idaresi altındakilerden bazılarını terbiye etmek için döven kişiye de kısas
uygular mısın?" diye sorunca şöyle cevap verdi: "Evet, canım elinde
olana yemin ederim ki kısas uygularım. Nasıl uygulamam ki; Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendi nefsine kısas uyguladığını gördüm.
Müslümanları dövmeyiniz ki (böyle yaparsanız) onları küçük düşürürsünüz. Onları
haklarından mahrum etmeyiniz ki öyle yaparsanız küfre düşürürsünüz. Onları
toplayıp ailelerine gitmelerine mani olmayınız ki bunu yaparsanız fitneye
düşürürsünüz. Onları ormanlık bir yerde konaklatmayınız ki öyle yaparsanız
(dağılırlar ve düşman onları yakalar) onları kaybedersiniz."
33593. Ebu Osman der ki:
Hz. Ömer, Ebu Musa el-Eş'ar'i"ye şu mektubu yazdı:
"Şişmanlayacak
kadar yemekten kaçının! Atlara normal oturuyormuş gibi binmeyin, sıçramasına
eşlik edin! Terlik yerine ayakkabı giyin! Şalvar yerine izar giymeye bakın!
Savaş talimi yapın ve Araplar gibi giyinmeye dikkat edin! Acemlerin yoluna
uymaktan sakının, çünkü yolların en kötüsü Acemlerin yoludur.''
33594. Süleyman b.
Bureyde bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir birliğe veya
orduya komutan tayin ettiği zaman, ona takvali olmayı ve Müslümanlara iyi
davranmasını tavsiye eder ve şöyle derdi: "Allah yolunda, Allah'ı inkar
edenlerle savaşınız. Savaşınız, ama haddi aşmayınız ve ahdinize vefa
gösteriniz. Ölülerin uzuvlarını kesip parçalamayınız. Çocukları öldürmeyiniz.''
33595. Zeyd b. Eslem,
babasından bildiriyor: Hz. Ömer azatlısı Huney'i bir yeri korumakla
görevlendirdi. Hz. Ömer'in Huney'e şöyle derken gördüm: "Yazıklar olsun
sana ey Huney! Elini halkın üzerinden çek ve mazlumun bedduasından sakın. Çünkü
mazlumun bedduası kabul edilir. Şu develerin ve koyunların otlağa girmesine
izin verve İbn Affan'ın ve İbn Avf'ın hayvanlarını bırak. Eğer İbn Affan ve İbn
Avf'ın hayvanları helak olacak olursa Medine'deki hurmalarına ve ekinlerine
dönerler; ama bu miskinlerin hayvanları ölecek olursa: ''Ey müminlerin emiri,
ey müminlerin emiri!'' diye bağırarak bana gelirler. Benim için onlara su ve ot
vermem, altın ile gümüş vermemden daha kolaydır. Vallahi! Vallahi! Vallahi!
Burası, Cahiliye döneminde kendisi için savaştıkları, islam döneminde de
Müslüman oldukları vatanlarıdır. Şayet Allah yolunda üzerine binilen şu
hayvanlar olmasaydı, insanların topraklarında kendileri için bir şeyi
korumazdım."
*
Düşmanla
Karşılaşıldığında Orucu Bozmayı Müstehab Görenler
33596. Bera b. Kays der
ki: Ömer b. el-Hattab beni Selman b. Rabia'ya gönderdi ve muhasara altına
alındığı zaman orucunu bozmasını söylememi istedi.
33597. Kaza'a
bildiriyor: Ebu Said'e, seferdeyken oruç tutmayı sordum; bana şöyle dedi:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber bir yolculuğa
çıktık, o da biz de oruç tuttuk. Bir yerde konakladığımız zaman:
"Düşmanınıza yaklaştınız. İftar etmeniz güçlü olmanız için daha
iyidir" buyurdu.
*
Ölen Kişinin Maaşının
Mirasçılarına Verilmesi
33598. Kays b. Ebi Hazım
naklediyor: Zübeyr, Abdullah'ın vefatından sonra Ammar veya Hz. Osman'ın yanına
girdi ve şöyle dedi: "Abdullah'a verdiğin maaşı bana ver. Abdullah'ın
çocukları omaaşta beytülmalden daha çok hak sahibidir." (Ravi) der ki:
"Ona on beş bin (dirhem) verdi."
33599. Simak b. Harb,
kabile ihtiyarlarının şöyle dediklerini nakleder: "Bir adamın vefatından
sekiz ay geçtikten sonra Hz. Ömer (ölenin) maaşının üçte ikisini çocuklarına
verdi."
33600. Abdullah b. Kays
b. Mahreme naklediyor: Bir kadın, Hz. Aişe'ye yokluktan şikayet edince, Hz.
Aişe: "Neyin var?" diye sordu. Kadın: "Biz ölen kişinin maaşını
alıyorduk, şimdi onu reddettik" dedi. Hz. Aişe: "Neden böyle
yaptınız? Evinize giren Allah'ın ganimetini evinizden çıkardınız" dedi. (Ravi
der ki) Bu olay Hz. Ömer zamanında oldu.
33601. Hz. Osman'ın
azatlısı Ebu'l-Mikdam Hişam b. Ziya d, babasından naklediyor: "Hz. Osman,
ölenlerin maaşını mirasçılara verirdi."
33602. Amir(-i Şa’bi)
der ki: "Ölünün maaşının (varisleri tarafından) alınmasında bir sakınca
yoktur."
33603. Ali b. Hüseyn der
ki: "Ölünün maaşının (varisleri tarafından) alınmasında bir sakınca
yoktur."
33604. Ma'kil der ki:
"Ömer b. Abdilazız bir kişi ölüp bir yıl geçince onun maaşının hepsini
varislerine verirdi."
*
Yolculukta Acele Etmeden
Ağırca Gitme Hakkında Söylenenler ile Ordunun Gerisinden Gitmeyi Güzel Görenler
33605. Evzai der ki:
"Ömer b. Abdilazız, komutanına savaşta ordudaki en zayıf bineğe binmesini
tavsiye etti.''
33606. Umeyye eş-Şamı
der ki: "Mekhul ve Reca b. Hayve ordunun gerisinden gitmeyi tercih eder ve
oradan ayrılmazlardı.''
33607. Cumey b. Abdillah
el-Mukri' naklediyor: "Ömer b. Abdilazız, postacısının, sopasının ucuna
demir bir parça koyup onunla hayvanını dürtmesini yasakladı.'' Ravi dedi ki:
"Hayvana gem vurmayı da yasakladı.''
*
Zinadan Doğanlara Maaş
Bağlanır mı?
33608. Temim b. Museyh
bildiriyor: çocuğum yoktu. Evden çıktığımda yolda bırakılmış annesi babası
bilinmeyen bir çocuk buldum. Hz. Ömer'e haber verdiğimde onu da yüz (dirhem)
verilecekler arasına kattı.''
33609. Züheyr el-Absı
der ki: Bir adam yolda bırakılmış annesi babası bilinmeyen bir çocuk bulup Hz.
Ali'ye götürünce onu azat edip yüz (dirhem) verilecekler arasına kattı.
33610. Musa el-Cüheni
der ki: "Hz. Ali'nin zinadan olan bir çocuğu yüz (dirhem) verilecekler
arasına kattığını gördüm."
*
''Zimmet Ehlinden Biri
Müslüman Olunca Kendisinden Cizye Kaldırılır" Diyenler
33611'. Husayn
bildiriyor: Uleys ahalisinden iki kişi' Hz. Ömer zamanında Müslüman oldular ve
Hz. Ömer'e gidip Müslüman olduklarını haber verdiler. Hz. Ömer onlar için Osman
b. Huneyf'e yazarak onlardan cizyeyi kaldırmasını ve topraklarından harac
alınmasını söyledi.''
33612. Zübeyr b. Adiy
el-Yamı bildiriyor: Hz. Ali zamanında bir bölgenin idarecisi Müslüman olunca
Hz. Ali ona şöyle dedi: "Eğer yurdunda ikamet edersen cizyeyi senden
kaldırır, topraklarından harac alırız. Eğer başka bir yere gidecek olursan
(bıraktığın topraklarda) biz daha çok hak sahibiyiz.''
33613. Avn b. Muhammed
b. Ubeydillah es-Sekafı, Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin şöyle dediğini nakleder:
"Kişi Müslüman olduğunda ondan cizyeyi kaldırır toprağının haracını
alırız."
33614. Tarık b. Şihab
bildiriyor: "Nehru'I-Melik liderlerinden olan bir kadın Müslüman olunca
Hz. Ömer: "Toprağını ona geri veriniz, kendisi de onun haracını
öder."
33615. Tarık b. Şihab
der ki: "Kadın bir idareci Müslüman olunca Hz. Ömer:
"Onu (toprağı terk
etmek veya haracını vermek konusunda) muhayyer bırakınız" diye yazdı.
33616. Amir(-i Şa'bi)
bildiriyor: Nahrayn idarecisi Rufeyl, Müslüman olunca Hz.
Ömer ona iki bin
(dirhem) maaş bağladı, daha önce vermekte olduğu cizyeyi kaldırdı ve haracını
vermek üzere toprağını kendisine verdi.
33617. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Sevad (Irak) ahalisinden biri Müslüman olup sonra kendi
toprağında ikamet ederse onun toprağından harac alınır. Eğer toprağını terk
ederse harac alınmaz.''
33618. Amir(-i Şa'bi)
bildiriyor: "Sevad (Irak) halkıyla yapılmış herhangi bir sözleşme yoktu.
Onlardan cizye vermeleri kabul edilince sözleşmeli (zımmi) oldular."
33619. Amir(-i Şa’bi)
bildiriyor: "Sevad (Irak) ahalisiyle herhangi bir anlaşma yapılmamıştı.
Müslümanların vereceği hükme razı olarak teslim olmuşlardı."
33620. İbn Sirin
bildiriyor: "Sevad (Irak) bölgesinin bir kısmı anlaşma yoluyla, bir kısmı
da zorla ele geçirilmişti."
33621. Ebu Miclez
bildiriyor: Hürmüzan ile Fıruzan, Müslüman oldukları zaman Hz. Ömer onlara:
"Cizye vermeniz gerekiyor çünkü Müslümanlığınız cizye vasıtasıyla sizleri
koruyacaktır" dedi.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |