m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Siyer

 

34002. Ya'la b. Ata, babasından, İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakleder: "paylaştırılmadan önce kişinin ganimetteki hissesini satmasının bir sakıncası yoktur."

 

34003. Yezid b. Ebi Habıb, Tucib'in azatlısı Ebu Merzuk'tan naklediyor: Ruveyfi' b. Sabit el-Ensarı ile Mağrib taraflarına gazveye çıktık ve Cebre adında bir kasabayı fethettik. Ruveyfi' kalkıp bize şöyle bir konuşma yaptı: "Ben sadece Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işittiğimi size söyleyeceğim ki Hayber savaşında bizlere şöyle buyurmuştu: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi, paylaştırılmadan önce ganimetteki hissesini satmasın!"

 

34004. Ebu Said el-Hudri der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) paylaştırılmadan önce ganimet hisselerinin satılmasını yasakladı."

 

34005. Ebu Kılabe naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) paylaştırılmadan önce ganimet hisselerinin satılmasını yasakladı."

 

34006. Katade naklediyor: Said b. el-Müseyyeb, paylaştırılmadan önce ganimetteki hissenin satışını mekruh görür ve: "Zira hissenin içinde altın da, gümüş de olabilir" derdi.

 

34007. Hişam bildiriyor: "Hasan(-ı Basri) ve Muhammed b. Sirin henüz paylaştırılmadan ganimetteki hisselerin satılmasını kerih görürlerdi.''

 

34008. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Hayber savaşında ... yasakladı."

gelecektir.

 

34009. İbn Abbas naklediyor: "Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) paylaştırılmadan önce ganimetteki hisselerin satışını yasakladı."

 

34010. Yezid b. Humeyr, Kureyş'e ait bir azatlıdan naklediyor: Ebu Hureyre'nin şöyle bildirdiğini işittim: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) paylaştırılmadan önce ganimetteki hisselerin satışını yasakladı." Şu'be rivayet ederken bir defasında da: "Hissenin ne olduğu bilinene kadar ... " demiştir.

 

 

*

Düşman Topraklarında Ele Geçirilen Yiyecek ile Hayvan Yemleri

 

34011. Hani b. Külsum el-Kinanı bildiriyor: Şam'ı fetheden ordunun komutanıydım. Fetih sonrası Ömer b. el-Hattab'a şöyle bir mektup yazdım: "Yiyeceği ve yemi çok olan toprakları fethettik. Ancak senin emrin ve iznin olmadan bunlardan bir şeye dokunmayı hoş görmedim. Bunu konudaki emirlerini bana bildir." Ömer de cevaben şöyle yazdı: "insanları bırak da yesinler ve hayvanlarına yedirsinler. Ancak altın veya gümüş karşılığı onlardan bir şey satılırsa, alınan karşılıkta Yüce Allah'ın takdir ettiği hums ile diğer Müslümanların (ganimetteki) payını da ödemek vacip olur."

 

34012. Abdullah b. Muhayriz bildiriyor: Resululah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahabisi olan Fadi3le b. Ubeyd'e, Rum topraklarında ele geçirilen yiyecek ile yemin satışı konusu sorulduğunda: "Bazıları dinimden ayağımı kaydırmak istiyorlar. Vallahi Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kavuşana (ölene) dek bunun gerçekleşmemesi ni umarım. Bilinki altın veya gümüş karşılığı onlardan bir şey satılırsa, alınan karşılıkta Yüce Allah'ın takdir ettiği hums ile diğer Müslümanların (ganimetteki) payını da ödemek vacip olur" dedi.

 

34013. İbn Muhayrızı Fadi3le b. Ubeyd el-Ensari'nin şöyle dediğini nakleder:

"Bazıları dinimden ayağımı kaydırmak istiyorlar. Vallahi ölene dek dinden ayrılmamayı umarım. Altın veya gümüş karşılığı onlardan bir şey satılırsa, bunda Yüce Allah'ın takdir ettiği hums ile diğer Müslümanların hisselerini de ödemek vacip olur."

 

34014. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı ganimet olarak ele geçirdikleri deve ve sığırlardan yer, bineklerini de yemlerlerdi. Ancak bunlardan satış yapmazlardı. Satıldığı taktirde de bunu ganimete koyarlardı.''

 

34015. Humeyd b. Hilal naklediyor: Abdullah b. Muğaffel'in şöyle dediğini işittim: "Hayber savaşında yukarıdan içi yağ dolu bir torba bana doğru atıldı. Onu aldım ve: ''Bu benim ve bundan kimseye bir şey vermem!'' dedim. Ancak başımı çevirdiğimde Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana bakıp gülümsediğini gördüm ve yaptığımdan utandım.

 

34016. Mücahid der ki: "Savaşa katılıp yiyecek, meyveler, bal ve yem elde ederdik. Paylaştırma yapılmadan da bunları kullanırdık."

 

34017. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Onlar (Sahabe ve Tabiun), savaş alanında ganimetin henüz humsunu ayırmadan yemeklerinden yer, yeminden de faydalanırlardı."

 

34018. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı bir kenti veya bir kaleyi fethettikleri zaman içinde bulunan ezme (sevık), un, yağ ve balından (ganimet paylaşımı yapılmadan) yerlerdi."

 

34019. Abdulmelik b. Ebi Süleyman naklediyor: Savaşta veya bir müfrezede bulunup da yağ, bal dolu tulumlar ve yiyecekler ele geçirmeleri konusunda Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "ihtiyaçları kadar yer geriye kalanı da liderlerine iade ederler."

 

34020. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Onlar (Sahabe ve Tabiun), malolarak biriktirmeye gitmedikleri sürece ele geçirilen yiyecek ile yemin kullanılmasına ruhsat verirlerdi."

 

34021. Ebu'l-Aliye, Selman'ın azatlısı olan ve hayırla yadettiği Süveyd adında bir köleden naklediyor: Müslümanlar Medain'i fethedip de düşmanın peşinden gittiklerinde elime bir torba geçti. Selman bana: "Yanında yiyecek bir şeyler var mı?" diye sorunca: "Ele geçirdiğim bir torba var" karşılığını verdim. Bunun üzerine Selman: "Getir bakalım! Şayet içindeki paraysa diğerlerine (ganimetteki diğer hissedarlara) veririz. içindeki yiyecekse de yeriz" dedi.

 

34022. Ukbe bildiriyor: Abdullah b. Bureyde'ye, düşman topraklarında elde edilen yiyecek hakkında soru sorulurken işittim. Şöyle cevap verdi: "Şayet kişi ondan bir dirhemlik de olsa dahi satmışsa bunu ganimete iade eder, yoksa bu bir ihanet sayılır."

 

34023. Yahya b. Ebi Amr eş-Şeybanı naklediyor: Bizans topraklarında yiyecek ve yem ele geçiren kişi hakkında Abdullah b. Muhayrız, Halid b. ed-Dureyk ve diğerleri şöyle derlerdi: "Ondan yer, yedirir ve bineklerini de yemler. Şayet bundan altın veya gümüş karşılığında bir şey satarsa bunu Müslümanların ganimetine iade eder."

 

34024. Amir(-i Şa'bi) der ki: "Düşman topraklarında ele geçirilen yiyeceğin yenilmesi ile yemin bineklere yedirilmesinde bir sakınca yoktur. Ancak bunlardan satış yapan kişinin aldığı Müslümanlar arasında paylaştırılır."

 

34025. Dahhak der ki: "Müfreze sefere çıkıp da ganimet olarak sığır veya koyun elde ettikleri zaman ölçüler dahilinde ve israfa kaçmadan bunlardan yiyebilirler. Askeri karargahlarına döndükleri zaman da bu ele geçirdiklerinden kalanlar aralarında paylaştırılır."

 

34026. İbn Ömer der ki: "Çıktığımız savaşlarda meyve ile bal ele geçirir, bunları yer ve daha sonrası için de saklamazdık."

 

 

*

Yiyecek Maddelerinin Humsu Olur mu?

 

34027. Amir(-i Şa'bi) der ki: "Yiyecek maddelerinin humsu olmaz. Hums ancak altın ve gümüşte olur."

 

34028. İbn Avn bildiriyor: Hasan(-ı Basri)'ye: "Düşman topraklarında bal, yağ ve peynir ele geçiriyoruz. Bunlardan humsunu ayırmak gerekir mi?" diye sorduğumda, bana: "Biz de bunları elde ederdik, ama yerdik" karşılığını verdi.

 

 

*

"Yiyeceklerden Kaldırmadan Yerler" Diyenler ve Kaldırılmasına da Cevaz Verenler

 

34029. Ziyad b. Sa'd, Vasıt ahalisinden olan bir ihtiyardan naklediyor: "Abdullah b. Abbas, kişinin (askerin) şirk topraklarında elde ettiği yiyeceklerden, evine dönene dek yemesinde bir sakınca görmezdi."

 

34030. Haccac naklediyor: Ganimet elde eden kişiler hakkında Hasan b. Ebi'lHasan ile Ebu ishak: "Bundan yiyebilir, ancak kaldırıp yanında götüremezler" dediler,

 

34031. Halid b. Ebi imran bildiriyor: Salim ile Kasım'a, düşman topraklarında elde ettiği yiyeceği kullanan ve satıp para kazanan kişiyi sorduğumda şöyle dediler: "Şayet satarsa parasını yine yemeği için kullanır, sermaye olarak saklayamaz,"

 

 

*

Müslümanlara Ait Olan Köleyi Esir Alan Düşmanların Müslümanlar Tarafından Yenilmesi Halinde Kölenin Durumu

 

34032, Reca b. Hayve naklediyor: Ebu Ubeyde, Müslümanlara ait olan bir köleyi esir alan düşmanların sonradan Müslümanlar etrafından yenilmesi halinde kölenin durumunu soran bir mektup yazınca, Hz. Ömer şöyle karşılık verdi: "Ganimet paylaşılmadan önce kölenin ilk sahibi onda herkesten daha fazla hak sahibidir, Ancak ganimet paylaştırıldıktan sonra bu hakkı geçer."

 

34033. Hz. Ömer der ki: "Müşrikler Müslümanların mallarından bir şeyler elde ettikten sonra yapılan bir savaşta Müslümanlar onları yenerse, kişi ganimetler içinde kendi malını görürse, paylaşımdan önce bu malda en fazla hak sahibi kendisidir. Ancak ganimet paylaşıldıktan sonra görmesi halinde artık öyle bir hakkı olamaz."

 

34034. Katade bildiriyor: Bu konuda Hz. Ali der ki: "Köle bütün Müslümanlarındır; zira önceden düşmanın malıydı."

 

34035. Mu'temir b. Süleyman, babasından naklediyor: Düşmanların müslümanlardan elde ettiği mallar konusunda Hz. Ali: "Bunlar artık düşmanların kendi mallarından sayılır" derdi. Hasan(-ı Basri) de aynı şekilde hüküm verirdi.

 

34036. Zuhre b. Yezid el-Muradı naklediyor: "Müslümanlardan birine ait olan bir cariye kaçıp düşmanlara katıldı. Ancak yapılan savaşta Müslümanlar ganimet malları içinde onu da ele geçirdi ve eski sahipleri onu tanıdı. Bunun üzerine cariyenin durumunu sormak üzere Ebu Ubeyde, Hz. Ömer'e bir mektup yazdı. Ömer de cevaben şöyle karşılık verdi: "Şayet cariyenin de içinde bulunduğu ganimetin humsu ayrılıp hisseler paylaştırılmamışsa cariye eski sahiplerine iade edilir. Ancak hums ayrılıp hisseler de belirlenmişse cariye kime düşmüşse ona ver."

 

34037. Nafi', İbn Ömer'den naklediyor: Ona ait bir köle, bir atını da çalıp firar etmiş ve düşman topraklarına sığınmıştı. Daha sonra Halid b. el-Velid o düşmanları yenilgiye uğrattı. Kaçan köle, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hayatında İbn Ömer'e iade edilirken, atı da Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefatından sonra kendisine iade edildi.

 

34038. Ebu ishi3k naklediyor: Düşman eline geçen sonra tekrar ele geçirilen bir mal konusunda Süleyman b. Rabia der ki: "Ganimetlerle birlikte paylaştırılmadığı sürece sahibi onda diğerlerinden daha fazla hak sahibidir. Ancak paylaştırılmışsa sahibinin öyle bir hakkı kalmaz."

 

34039. Rukeyn, babası veya amcasından naklediyor: Bir atım yorulup güçten kesilince düşmanın eline geçti. Daha sonra düşmanlar Müslümanlara yenilince atımı Sa'd'ın ahırında gördüm. Ona: "Bu at benim!" dediğimde, bana: "Senin olduğuna dair delilin ne?" dedi. Ona: "Onu çağırırsam kişnemeye başlar" karşılığını verdiğimde, bana: "çağrına cevap verirse senden başka da delil istemem" dedi.

 

34040. Eyyub, İbn Sirin'den naklediyor: Müslümana ait olan bir cariye düşmanların eline geçti ve bu cariyeyi düşmandan başka bir Müslüman satın aldı. Eski sahibi adamla Şureyh'in huzurunda davalaşınca, Şureyh: "Bedelini vermek üzere bunu almada Müslüman kardeşin herkesten daha fazla hak sahibidir" dedi. Adam: "Ama cariye, yeni efendisinden bir çocuk doğurdu" denilince, Şureyh:

"Cariye şöyle şöyle olursa, şu şu durumda olursa emirin (Ömer b. el-Hattab'ın) hükmü gereğince doğan çocuk, onun azat edilmesini gerektirir" karşılığını verdi. İbn Sirin der ki: Adamın biri: "(Şureyh) hüküm vermede Zeyd b. Halde'de daha bilgilidir" demiştir.

 

34041. ibrahim ve Hasan(-ı Basri) derler ki: "Müslümanın düşman eline geçen malı, (ganimet olarak) tekrar Müslümanların eline geçtiği zaman, sahibi bu malı tanırsa bu malda diğerlerinden daha fazla hak sahibi olur. Ancak paylaştırılmışsa bu hakkı gider." 

 

34042. Mücahid der ki: "Müslümanın düşman eline geçen malı, daha sonra tekrar (ganimet olarak) sahibi olan müslümanın eline geçerse ve henüz paylaştırılmamışsa bu malda diğerlerinden daha fazla hak sahibidir. Ancak. paylaştırılmışsa bedelini verip almada diğerlerinden daha fazla hak sahibi olur."

 

34043. Hz. Ali der ki: "Düşmanın müslümanlardan elde ettikleri (düşmanın yenilmesi durumunda alınması) diğer tüm müslümanlar için de caiz olur."

 

34044. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Müslümanın düşman eline geçen malı daha sonra tekrar müslümanın eline geçmesi durumunda, şayet ganimetlerle birlikte paylaştırılmışsa, malın sahibi onun bedelini verip almada diğerlerinden daha fazla hak sahibidir. Ancak henüz paylaştırılmamışsa sahibine iade edilir."

 

34045. Temim b. Tarafe der ki: "Müslümanlar yine Müslüman birine ait olan (ve düşmanların eline geçen) bir deveyi (ganimet olarak) elde ettiler. Deveyi de düşmanlardan biri satın aldı. Devenin ilk sahibi deveyi düşmana satan adamla Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda davalaştı ve devenin kendisine ait olduğuna dair delil getirdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) satan adama, düşmandan aldığı bedeli devenin asıl sahibine ödemesine ya da deveyi ona getirmesine hükmetti."

 

- -

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Kafir yada Zalim İle Aynı Saf'ta Olmak