m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Ordular ve Müfrezeler

 

Kadisiyye ve Celula Savaşları3

 

34432. Kays (b. Ebi Hazım) bildiriyor: Kadisiyye savaşına ben de katıldım.

Müslümanların komutanı Sa'd idi. Rüstem de gelince, Amr b. Ma'dikerib safları dolaşmaya ve: "Ey Muhacirler! Çetin birer aslan olun! Bilin ki aslan kendi işini kendi görendir. Ancak bir Farisinin kargısı gitti mi tekeden farkı kalmaz" diyerek onları çoşturmaya başladı. Farisiler de attığı her oku isabet ettiren okçular da bulunuyordu. Biz: "Ey Ebu Sevr! Bunlardan kendini koru'' derken onlardan birinden gelen bir ok Amr'ın atını yaraladı. Bunun üzerine Amr da hamle yapıp adamı boğazından yakaladı ve kesti. Üzerinde bulunan altından iki bileziği, kemeri ve ipekten bir kabanı aldı.

Sakıf kabilesinden bir adam kaçıp müşriklerin yanına gitti. Onlarla yalnız kalınca, Becilelilerin olduğu tarafı işaret ederek: "Müslümanlar şu tarafta" dedi. Bunun üzerine müşrikler de üzerinde savaşçıları ile birlikte bizim üzerimize onaltı, diğerlerinin üzerine de iki fil yolladılar. O günü Sa'd: "Becilelileri koruyun!'' diye bağırıyordu. Kadisiyye savaşında bizler diğer Müslümanların dörtte birini oluşturuyorduk. Bundan dolayıdır ki Ömer, (daha sonra) bize Sevad arazilerinin dörtte birini verdi ve bu arazileri üç yıl boyunca kullandık.

Daha sonra Cerir, Ammar b. Yasir'le birlikte Ömer'in yanına gitti. Ömer: "Bana konaklayıp yerleşeceğiniz şu iki yerden bahsetsenize. Hangi yerin sizin için daha iyi olduğunu söylemek için bunu size soruyorum'' deyince, Cerir: "Ey müminlerin emiri! Ben sana söyleyeyim: Bunlardan biri Sevad'daki ilk hurmalıktan Arap topraklarına kadar olan yerdir. ikinci yer ise sıcaklıktan ve hararetten fokurdayan Faris (Medain) topraklarıdır" karşılığını verdi. Ancak Ammar, Cerir'i yalanlayıp: "Yalan söylüyorsun!'' dedi. Ömer de ona: "Sen daha çok yalancısın!'' diye çıkıştı ve: "Bana emirinizden bahsedin, lideriniz olmaya layık birisi midir?" diye sordu. Onlar: "Vallahi bizim için uygun biri değildir. Zira ne liderlik için yeterlidir, ne de siyasi anlamda bilgisi olan birisidir'' deyince, Ömer onu azledip yerine Muğire b. Şu'be'yi yolladı.

 

34433. Kays bildiriyor: O günlerde Sa'd'ın ayağında bir çıban çıktığı için savaşa katılamadı. Herkes bu yarasını görebiliyordu. Daha önce Müsenna b. Harise eş-Şeybani'nin eşi olan karısı: "Müsenna değil ki ata binsin!" deyince Sa'd ona bir tokat attı. Kadın da: "Hem korkak, hem de kıskanç!" karşılığını verdi. Daha sonra düşmanı hezimete uğrattık.

 

34435. ibrahim b. Muhammed b. Sa'd, babasından bildiriyor: Kadisiyye savaşında Sa'd'ın yanına içki içen Ebu Mihcen getirildi. Sa'd onun zincire vurulmasını emretti. Sa'd'da o zamanlar bir yara vardı ve diğer Müslümanlarla birlikte bilfiil savaşa katılamamıştı. Sa'd'ı, savaşan Müslümanları izlemek üzere Uzeyb denilen suyun yanına çıkardılar. Süvarilerin başına komutan olarak Halid b. Urfuta'yı tayin etmişti. iki ordu karşı karşı geldiklerinde Ebu Mihcen şöyle bir şiir okudu:

 

Atlar kanala dökülürken, yetsin artık

Benim burada bağlı durmamın üzüntüsü!

 

Sonra Sa'd'ın hanımı olan Hasfa'nın kızına: "Beni bırak, söz veriyorum; şayet sağ kalırsam geri dönüp ayağımı kendimi zincire vuracağım. Ölürsem de benden kurtulmuş olursunuz" dedi. iki ordu karşı karşıya geldiği zaman Sa'd'ın hanımı onu çözdü.

Bunun üzerine Ebu Mihcen, Sa'd'a ait olan Belka adındaki bir ata atladı, bir mızrak alıp meydana çıktı. Düşmanın hangi tarafına yönelip saldırsa o taraf hezimete uğruyordu. Müslümanlar onun bu yaptığını gördüklerinde ise: "Bu bir melek!" demeye başladılar. Sa'd da: "Şahlanma Belka'nın şahlanması, hamleler de Ebu Mihcen'in hamleleri, ama Ebu Mihcen bağlı ki!" diye söylenmeye başladı.

Düşman hezimete uğrayınca Ebu Mihcen geri dönüp ayaklarını tekrar zincire vurdu. Ancak Hasfa'nın kızı olanları Sa'd'a anlattı. Bunun üzerine Sa'd: "Vallahi bugün, sayesinde Yüce Allah'ın Müslümanlara ihsanda bulunduğu bir adama had uygulayacak değilim!" dedi ve onu serbest bıraktı. Ebu Mihcen de: "Vallahi ben içkiyi bana had uygulanacağını bilmeme rağmen içer ve kendimi kaybederdim. Ancak beni bu şekilde hadden (şeri cezadan) kurtarmışken Vallahi artık bir daha asla içmem!" dedi.

 

34436. Ebu Vail anlatıyor: Sa'd b. Ebi Vakkas gelip yanındaki insanlarla birlikte Kadisiyye'de konakladı. Sanırım o zamanlar yedi bin ile sekiz bin kişi arasındaydık. Müşrikler ise altmış bin veya buna yakın sayıdaydılar ve beraberlerinde filler de vardı. Onlar da bölgede konakladıklarında bizlere: "Geri dönün, zira ne sayı, ne güç, ne de silah olarak bizlere denk değilsiniz. Geri dönün!" dediler. Biz de: "Geri dönmeyiz!" karşılığını verdik. Onlar bizim oklarımıza: "Bunlar bize iğne gibi gelir" diyerek dalga geçmeye başladılar. Ancak biz yine de geri dönmeye karşı çıkınca bize: "içinizden aklı başında bir adamı bize yollayın da kendi topraklarınızdan sizi buralara kadar getiren şeyin ne olduğunu anlatsın! Zira sayı ve güç olarak sizleri çok zayıf görüyoruz" dediler.

Muğire b. Şu'be: "Ben giderim I" dedi ve yanlarına gitti. Rüstem'le beraber bir divanda oturdu. Muğire, Rüstem'le beraber aynı divana oturunca hem Rüstem hem de oradakiler homurdanmaya başladılar. Ancak Muğire onlara: "Burada oturmam ne benim değerimi arttırdı, ne de liderinizin değerini düşürdü" dedi. Rüstem: "Sizi topraklarınızdan buralara getiren sebep ne? Zira hem sayı, hem de güç olarak çok zayıfsınız" diye sorunca, Muğire şöyle dedi: "Bizler. bir bedbahtlığın ve dalaletin içindeydik. Yüce Allah da bizlere bir peygamber gönderdi ve onun vasıtasıyla doğru yola iletti, mıklar verdi. Verdiği mıklar arasında da bir 'dane' vardı ki bu danenin de sizin bu topraklarda yetiştiğini söylediler. O daneden yiyip ailelerimize de yedirince bize: 110 topraklara yerleşip de o daneyi yemeden bize rahat yok!'' dediler.

Rüstem: ''O zaman sizi öldürürüz!" deyince, Muğire: ''Şayet bizi öldürürseniz biz Cennete gireriz, biz sizi öldürürsek de siz Cehenneme gidersiniz! Ya da bize cizye verirsiniz!" karşılığını verdi. Muğire: "Bize cizye verirsiniz'' deyince oradakiler bağrışıp homurdanmaya başladılarve: liSizinle aramızda herhangi bir anlaşma olmaz!" dediler. Muğire: ''Siz mi bize gelirsiniz, yoksa biz mi sizin üzerinize gelelim?'' diye sorunca, Rüstem: ''Biz size geliriz" karşılığını verdi. Ancak Muğire'nin geciktiğini gören Müslümanlardan bazıları bu tarafa geçmişti bile. Sonrasında Müslümanlar saldırıya geçip onları hezimete uğrattılar.

 

Husayn der ki: "Kralları olan Rüstem, Azerbeycan ahalisinden olan bir adamdı.''

Husayn şöyle devam eder: Adına Ubeyd b. Cahş denilen bir yaşlının şöyle dediğini işittim: 110 savaş sırasında hendeği insanların üzerine basarak geçtiğimizi bilirim. Öyle ki birçoğu tek silah darbesi dahi almadan birbirlerini ezerek ölmüşlerdi. O zaman içinde kafur bulunan ve tuz sandığımız bir torba bulmuştuk. Onun tuz olduğundan şüphemiz yoktu, bunun için pişirdiğimiz ete ondan kattık, ancak tuz tadını bulamadık. O esnada oradan yanında gömlek bulunan bir köle geçti. Bize: ''Siz bu tarafa geçenler! Yemeklerinizin tadını bozmayın, zira bu toprakların tuzunda bir fayda yoktur. Ona karşılık bu gömleği almaya ne dersiniz?" dedi. Bize verdiği gömleği de bir arkadaşımıza verdik ve arkadaşımız onu giydi. Gömlekle dolaşmaya başladığımızda herkes tarafından beğenildik. Sonradan giysilerin değerlerini öğrendiğimizde o gömleğin de iki dirhem ettiğini gördük.

 

O zamanlar bir adama işaret etmiştim ki bu adamın altından iki bileziği ve yer altında sakladığı silahları vardı. Adama işaret edince yanımıza çıktı. Henüz karşılıklı tek kelime dahi etmeye fırsat bırakmadan boynunu vurduk. Onları Fırat'a kadar kovaladık. Fırat'a ulaştığımızda gemilere binip arkalarından gittik ve bu şekilde SOrat'a kadar kaçtılar. Orada da peşlerinden gidince Sarrat'a kadar kaçtılar. Yine peşlerinden gidince Medain'e kadar kaçtılar. Bu şekilde Kuvsa'da konakladık. Bu arada Deyr el-Mesalih'te Müslüman süvariler, müşriklerin silahlı kuvvetleriyle çarpışıyorlardı. Bu çarpışma sonucu da müşrik kuvvetler hezimete uğrayıp Medain'e sığındılar.

 

Müslümanlaryollarına devam edip Dicle'nin kıyısında konakladılar. Müslümanların bir kısmı da Kelveza'yı veya Medain'in aşağı bölgesini aşıp müşrikleri kuşatma altına aldılar. Müşriklerin, köpeklerinden ve kedilerinden başka yiyecek bir şeyleri kalmadı. Bir gece toparlanıp Celula'ya kaçtılar. Sa'd da bir toplulukla birlikte peşlerinden gitti. Haşim b. Utbe komutasında da öncü birlikleri göndermişti. işte celula savaşı da burada oldu ve Yüce Allah onları helak etti. Sağ kalanlar da Nihavend'e kaçtılar."

 

Ravi Ebu Vail der ki: Müşrikler Celula'da hezimete uğrayınca Nehavend'e kaçtılar.

Sonrasında Ömer b. el-Hattab, Kufe'ye Huzeyfe b. el-Yeman'ı, Basra'ya ise Muşaci' b. Mes’ud es-Sülemi'yi vali olarak atadı. Amr b. Ma'dikerib, Ömer'in yanına geldi ve:

 

''Bana, atım gibi bir at, silahım gibi de bir silah ver" dedi. Ömer de: "Peki, kendi malımdan sana vereyim" karşılığını verdi. Bunun üzerine Amr b. Ma'dikerib de: ''Vallahi sizleri o kadar eleştirmemize rağmen bize cevap verdiğinizi görmedik. Sizinle savaştık, ama korkak olduğunuzu görmedik. Sizlerden bir şeyler istediğimizde cimri davrandığınızı da hiç görmedik" dedi.

Husayn şöyle devam eder: Nu'man b. Mukarrin ise Kesker valisi tayin edilmişti.

Ancak Ömer'e şöyle bir mektup yazdı: ''Ey müminlerin emiri! Benim için Kesker, genç birine süslenip kokular süren bir fahişeye benziyor. Rica ediyorum Kesker valiliğinden beni al ve Müslümanların ordularından birinin içinde gönder.'' Ömer de ona: ''Nehavend'deki Müslümanların yanına git, seni onların komutanı tayin ediyorum" şeklinde bir ferman yazdı.

Bunun üzerine Nu'man Nehavend'deki Müslümanların yanına gitti. Ordular karşılaştıklarında Müslümanlardan ilk şehit düşen de kendisi oldu. Onun ölümünün ardından sancağı Suveyd b. Mukarrin aldı. Savaş sonucu Yüce Allah müşrikleri helak edip Müslümanlara zaferi ihsan etti. O günden sonra da müşrikler bir araya gelemediler. O zamanlar her şehir ahalisi kendi düşmanlarının üzerine gidiyor ve onların topraklarında savaşıyarlardı.

Müşrikler Medain'de hezimete uğrayınca Celula'ya kaçtılar. Sa'd peşlerinden Celula'ya kadar gitti. Sonra kendisi dönüp yerine Ammar b. Yasir'i gönderdi. Kendisi de dönüp Medain'de konakladı. Diğer insanlarla birlikte buraya yerleşmek istedi, ancak yanındakiler bölgeyi sevmedikleri için endişeye kapıldılar. insanların bölgeyi sevmedikleri Ömer'e ulaştığında: ''Bölge develer için uygun bir bölge midir?" diye sordu. Ona: ''Sineği çok olduğu için elverişli değildir" cevabını verdiklerinde, Ömer: ''Develer için elverişli olmayan yerde Araplar da yaşayamaz" dedi ve Müslümanlar oradan dönüşe geçtiler. Sa'd dönüşte bir köleyle karşılaştı. Köle: ''Ben size serin, verimli, yayla ve Kufe'ye yakın olan bir yer gösterebilirim. Hıre ile Fırat arasında bir yer" dedi.

 

 

34437. Şa’bi bildiriyor: Hz. Ömer, Kadisiyye savaşı sırasında Sa'd'a şöyle bir yazı yazdı: ''Hicaz ile Yemen ahalisini sana gönderiyorum. Ölü cesetleri çürüyüp parçalanmadan savaş alanına yetişenlere ganimetten pay ver.''

 

34438. Nuaym b. Ebi Hind bildiriyor: Adamın biri Kadisiyye savaşı sırasında:

"Allahım! (Karım) Hudeyye hem kara, hem de kaba biridir. Bu gün de bana Cennet hurilerinden bir eş nasip et" dedi ve çarpışmaya girip öldü. Müslümanlar yanına gittiklerinde irice bir adamı boğazından tutmuş olduğunu gördüler.

 

34439. Sa'd b. ibrahim bildiriyor: Kadisiyye savaşında elleri ile ayakları kesilmiş olan bir adama rastlandı. Acı içinde kıvranarak: "Onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!"2 ayetini okuyordu. Ona: "Sen kimsin ey Allah'ın kulu?" diye sorduklarında adam: "Ensar'dan biriyim" dedi.

 

34440. Bera bildiriyor: Kadisiyye savaşında Hz. Ömer şöyle seslenmemi emretti:

"Hiç kimse yere düşene, yaralı olarak yerde yatana veya savaş alanından ayrılana saldırmasın!"

 

34441. Şakık (Ebu Vail) bildiriyor: "Kadisiyye savaşında Ebu Bekr tarafından bize bir mektup geldi. Yazıyı (Ebu Bekr'in katibi) Abdullah b. el-Erkam yazmıştı."

 

34442. Esved b. Kays el-Abdı (Şibr b. Alkame'den) bildiriyor: Kadisiyye savaşında Farslılardan biri kalkıp kendi üstünlüklerini dile getirdikten sonra Müslümanlardan birini düelloya çağırdı. Bunun üzerine Müslümanların içinden Şibr b. Alkame adında kısa boylu birisi karşısına çıktı. Farslı olan adam Şibr'i tuttuğu gibi yere çaldı. Şibr de Farslıda bulunan bir hançeri çekip karnına sapladı. Sonra da üstüne çıkıp onu öldürdü. Öldürdüğü bu adamın eşyalarını da Sa'd'a getirdi. Oniki bin (dirhem) değer biçilen bu eşyaları Said, Şibr'e hediye (nefl) olarak verdi.

 

34443. Şibr b. Alkame bildiriyor: Kadisiyye savaşında bir Farslı ile düelloya çıktım ve onu öldürdüm. Eşyalarını da alıp Sa'd'a getirdim. Sa'd arkadaşlarına bir konuşma yaptı ve şöyle dedi: "Bunlar Şibr'in öldürdüğü adamdan elde ettiği eşyalardır ve oniki bin dirhemden daha değerlidir. Bilin ki bunları ona hediye (nefl) olarak veriyoruz.''

 

34444. Husayn, Kadisiyye savaşına katılan birinden naklediyor: Adamın biri yıkanırken su, toprağı açtı ve altın bir külçe çıktı. Sa'd'a gelip durumu bildirdiğinde, Sa'd ona: "Bunu da Müslümanların ganimetleri içine koy" dedi.

 

34445. Husayn, Kadisiyye savaşına katılan birinden naklediyor: Adamın biri ganimet malları içinden bir cariye satın aldı. Cariye, artık adamın malı olduğundan emin olunca yanında bulunan bir çok takı çıkardı. Ancak adam: "Sa'd'a gidip de bunların durumunu sormadan bir şey yapamam" dedi ve gidip bildirdi. Bunun üzerine Sa'd: "Bunları Müslümanların ganimet mallarına koy" dedi.

 

34446. Esved b. Mahrame bildiriyor: Sa'd, Hıre ahalisinden bir adamdan bin dirheme bir leğen satın almıştı. Ancak kendisine: "Ömer'in senin bu alışverişinden haberi oldu ve sana kızdı" denildiğinde, o Hıristiyan adamı arayıp buldu. Leğeni ona verip bin dirhemini de geri aldı.

 

34447. Cerir b. Abdillah der ki: "Öyle bir zaman geldi ki öldürdüğümüz müşriklerin çokluğundan Kadisiyye'deki ırmaktan üç saat boyunca sadece kan aktı."

 

34448. Haneş b. el-Haris, babasından bildiriyor: Yemen'den dönüşümüzde Medine'de konakladık. Ömeryanımıza çıktı, Neha'lıların arasında dolaşıp, durumlarını kontrol etti ve: "Üzerinizde cesaretten kaynaklanan bir onurun olduğunu görüyorum. Irak'a, o bölgede toplanmış olan Fars topluluklarının üzerine gitmenizi istiyorum" dedi. Biz: "Ey müminlerin emiri! Ama biz Şam bölgesine gidip orada yerleşmek istiyoruz" karşılığını verdiğimiz de, Ömer: "Hayır! Irak'a gideceksiniz! Ben sizin Irak'a gitmenizi uygun görüyorum" dedi. Bazılarımız: "Ey müminlerin emiri! Dinde zorlama yoktur!" dediğinde ise, Ömer: "Evet, dinde zorlama yoktur! Bunun için Irak'a gideceksiniz" karşılığını verdi.

Irak bölgesinde Farisi topluluklar savaş için toplanmışlardı. Bizim sayımız ikibin beşyüz kişiydi. Bunun üzerine Kadisiyye'ye gittik. O savaşta Neha'lılardan bir, diğer kabilelerden de seksen kişi öldürüldü. Daha sonra Ömer: "Neha'lıların neyi var ki diğer insanlara nazaran bu kadar az zayi at verdiler? Yoksa düşmanlar onlara yanaşmadılar mı?" diye sorunca, yanındakiler: "Hayır! Aksine savaşta en büyük görevi onlar üstlendi" dediler.

 

34449. Haneş b. el-Haris, babasından naklediyor: Neha'lılar Hz. Ömer'in yanına uğradıklarında, yanlarına çıktı ve sarılarak karşıladı. ikibin beşyüz kişiydiler ve başlarında Ertacı denilen kişi bulunuyordu. Ömer: "Üzerinizde cesaret dolu bir onurun olduğunu görüyorum. Ancak Iraklı kardeşlerinizin yanına doğru yola çıkın!" dedi. Onlar: "Hayır! Biz Şam'a doğru gideceğiz" karşılığını verdiklerinde, Ömer bir daha:

"Irak'a doğru yola çıkın!" emrini verdi. Onlar: "Ama dinde zorlama olmaz" dediklerinde Ömeryine: "Irak'a doğru yola çıkın!" dedi. Sonunda Irak'a geldiklerinde kısrakları tutup kesmeye başladılar. Ömer de onlara: "Bunu yapmayın! Zira bunlara ihtiyacınız olabilir!" şeklinde bir ferman yazdı.

 

34450. Ebu Bekr b. Ayyaş da bildiriyor: Kadisiyye savaşında Esed oğullarının sayısı dörtyüz, Becile kabilesi üçbin, Neha'lılar ikibin üçyüz kişiydi. Kinde kabilesi de Neha'lılar kadar vardılar. Toplam olarak da Müslüman askerlerin sayısı onbin kişiydi. Ordu içinde en az askeri bulunan kabile de Mudar kabilesi idi.

 

34451. Yine Ebu Bekr bildiriyor: "Hz. Ömer bizlere (Esed oğullarına) öncelik tanıdı ve bazılarımıza iki bin, bazılarımıza da altı yüz (dirhem) verdi.''

 

34452. Ebu Bekr b. Ayyaş der ki: "Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allahı severler ... "[Maide, 54] ayetindeki söz konusu kişiler, Kadisiyye savaşında bulunanlardır."

 

34453. Ebu Bekr b. Amr b. Utbe bildiriyor: Hz. Ömer, Sa'd ve Kufe'deki diğer komutanlara şöyle bir mektup yazdı: "Sonrasına gelince, Uzeyb ile Hulvan bölgelerinde gerçekleşen mücadelelerin haberleri bana ulaştı. Şayet takvaya sarılıp ıslaha çalışırsanız şu ana kadar gerçekleştirdikleriniz size kafi gelir." Yine şöyle yazdı: "Düşmanla aranızda belirli bir mesafe bırakın."

 

34454. Avn b. Abdillah bildiriyor: Kadisiyye savaşında, karnının içi veya bağırsakları dışarıya dökülmüş olan bir adamla karşılaştılar. Adam yanına gelenlerden birine: "Bağırsaklarımı geri topla ki Yüce Allah yolunda bir veya iki mızrak boyu daha yol alayım" dedi. Daha sonra yanına uğradığında adam gerçekten de dediğini yapmıştı.

 

34455. Ebu ishak bildiriyor: "içlerinde Amr b. Meymun'un da bulunduğu Ubeyd'in arkadaşlarının Kadisiyye'deki şıradan içtiklerini gördüm."

 

34456. Mutarrif bir arkadaşından bildiriyor: Talha b. Ubeydillah, Talha oğullarına ait Neşastec köyünden, Seylahın'e yakın olan bölgede bir arazi satın aldı. Ömer'e geldiğinde de: "Güzel bir arazi satın aldım" diyerek bunu bildirdi. Ömer ona: "Kimden aldın? Kufelilerden mi? Kadisiyye ahalisinden mi?" diye sorunca, Talha: "Kadisiyye ahalisinin tümünden bunu nasıl satın alabilirim ki?" karşılığını verdi. Ömer: "O zaman sen bir şey satın almadın! Zira bu arazi ganimet arazilerindendir" dedi.

 

34457. Leys, kendisine anlatan birinden naklediyor: "Kadisiyye ahalisi Acemleri de kışkırtmak suretiyle üç gün boyunca savaştılar."

 

34458. Rabı b. Umeyle (Huzeyfe'den) bildiriyor: Kufeli biri ile Şamlı birisi karşılıklı övünerek birbirleriyle çekişmeye başladılar. Kufeli: "Biz ki Kadisiyye savaşında, şu şu savaşlarda bulunduk!" derken, Şamlı da: "Biz ki Yermuk savaşına, şu şu savaşlara katıldık" diyordu. Bunun üzerine Huzeyfe şöyle dedi: "Yüce Allah her ikinizi de Ad ile SemOd kavminin helaklarında hazır bulundurmadı, onları helak etme konusunda da sizlere danışmadı! Ancak büyük bir belayı defetmede bu kasabadan (Kufe'den) daha uygun bir kasaba bulunmamaktadır."

 

34459. Cerir b. Riyah, babasından naklediyor: Kendileri Medain'de bir mezarın içinde altın dokumalı giysisi ve malı bulunan bir adam gördüler. Onu Ammar b. Yasir'e getirdiklerinde, Ammar bu konuda Ömer b. el-Hattab'a bir mektup yazdı. Ömer de cevaben: "Onlara bir şeyler ver, ama ölünün giysilerini çıkarma" diye yazdı.

 

34460. Muhammed b. Ubeydillah naklediyor: Hz. Ömer, Medain'e Saib b. elAkra'yı vali olarak tayin etmişti. Saib bir gün meclisinde oturmuşken kendisine tunçtan bir heykel getirildi. Heykel, elleriyle şöyle -ravi burada hareketi göstermek için ellerini açtı ve parmaklarından birini kapadı- bir hareketi yapan bir adama benziyordu. Bunun üzerine Saib: "Bu benim! Zira bunu bana Yüce Allah ganimet olarak ihsan etti" dedi. Bu konuda Ömer'e mektup yazınca da Ömer cevaben şöyle bir yazı yazdı: "Sen Müslümanların valilerinden birisin, onun için o heykeli beytülmale koy!"

 

34461. Nu'man b. Humeyd naklediyor: Ammar ganimet elde edince dağıtmaya başladı. Bir kısmını dağıttıktan sonra Ömer'e özür mahiyetinde bir mektup yazdı ve dağıtım konusunda ona danıştı. Yanındakilere de: "Ömer'den elçi gelene kadar herkes sadece elindekini kullansın" dedi.

 

34462. ismail naklediyor: liŞibi b. Avf, Kadisiyye savaşına katılanlardan birisiydi ve sakallarını sarıya boyardı."

 

34463. Milhan b. Süleyman b. Servan bildiriyor: Medain valisi Selman, Cuma günü olduğu zaman: "Ey Zeyd, kalk da kavmine (namaz için) ezan oku" derdi.

 

34464. Enes der ki: "Kadisiyye savaşında İbn Ümmü Mektum'un üzerinde geniş bir zırh vardı.''

 

34465. İbn Ömer der ki: "Kadisiyye savaşında Sa'd'la birlikte ayakkabıların üzerine meshetme konusunda ihtilafa düştük."

 

34466. ibrahim bildiriyor: Adamın biri Kadisiyye veya Mihran savaşında veya bu tür savaşların birinde kaçtı. Sonra Ömer'in yanına geldi ve: "Ben helak oldum! Çünkü savaştan kaçtım!" dedi. Ömer de ona: "Hayır! Sen bana katıldın!" karşılığını verdi.

 

34467. Velid, Simak b. Harb'ten bildiriyor: "Esed oğullarından Kadisiyye savaşına katılan iki bin kişiye yetiştim. Onlar dörtbin kişilik bir kuvvetle katılmışlardı. Sancakları da mescit sahibi olan Simak'ın elindeydi."

 

34468. Asım el-Ahvel bildiriyor: Subayh'ın, Ebu Osman en-Nehdi'ye şöyle sorduğunu işittim: "Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yetiştin mi?" Ebu Osman da şöyle cevap verdi: "Evet! Zira Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde Müslüman oldum. Ona üç defa zekatımı verdim, ancak onu göremedim. Ömer döneminde birkaç savaşa katıldım. Kadisiyye, (elOla, Tuster, Nehavend, Yermuk, Azerbeycan savaşları ve Mihram ile Rüstem'le yapılan savaşlara katıldım. O zamanlar (müşriklerin) iç yağı hariç diğer yağlarından yerdik." Ben de ona, onların kaplarını sorduğumda: "Onları(n, müşriklerin yemeklerinin temiz olup olmadığını) sormazdık" dedi.

 

34469. ibrahim(-i Nehai) der ki: "Kadisiyye savaşında ganimet paylaştırılırken özgür olanlara verilen hissenin aynısı köle olanlara da verildi."

 

34470. Meymun bildiriyor: Kadisiyye'den heyet geldiği zaman Hz. Ömer onlarla görüşmeyerek üç gün boyunca bekletti. Sonra onları görüşmeye aldı ve şöyle dedi:

Sizler: "Düşmanla karşılaştık ve onları hezimete uğrattık" diyorsunuz, oysa onları hezimete uğratan ve zaferi ihsan eden Yüce Allah'tır.

 

34471. Cumey' b. Umeyr et-Teymı, Abdullah b. Ömer'den bildiriyor: Celula savaşında ben de bulundum ve ganimetlerden kırkbin dirhemlik mal satın aldım. Bu malları alıp da Ömer'e geldiğimde bana: "Bunlar ne?" diye sordu. Ben:

 

"Ganimetlerden kırkbin dirhemlik mal satın aldım" dedim. Bunun üzerine Ömer: "Ey Safiyye! Abdullah b. Ömer'in bu getirdiklerini biryerde muhafaza etve sakın onlardan bir şey çıkarmat dedi. Safiyye: "Ey müminlerin emiri! Değersiz bir şeyolsa da mı?" diye sorunca, Ömer: "Değersizse çıkarabilirsin" dedi.

Sonra Ömer bana: "Şayet beni ateşe atacak olsalardı beni kurtarmak için kendini feda eder miydin?" diye sorunca, ben: "Evet! Elimden gelen her şeyi yapardım" karşılığını verdim. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: "Celula savaşında seni, o ganimet mallarını satın alırken görür gibiyim. insanlar sanki: ''Bu Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından biri olan Abdullah bir Ömer'dir. Müminlerin emirinin hem oğlu hem de ailesi içinde en sevdiği kişidir'' der gibiler. Oysa şu yaptığına bak! Sana yüz dirhemi böylesine vermeleri, onlar için sana bir dirhemlik de olsa ihanet etmelerinden daha iyidir. Şimdi ben bunları tekrar paylaştıracağım ve bunların karından, hiçbir Kureyşlinin kazanamadığı bir miktarı sana vereceğim. Kar ettiğin her dirheme karşılık iki dirhem vereceğim." Sonrasında beni öylece yedi gün boyunca bekletti. Sonra tüccarları çağırıp getirdiğim o malları dörtyüz bin dirheme sattı. Bu miktardan seksen bin dirhemi bana verdi, kalan üçyüz yirmi bin dirhemi de Sa'd'a gönderdi ve: "Bu meblağı Celula savaşına katılanlar arasında paylaştır. Şayet katılanlardan ölen olmuşsa hissesini mirasçılarına öde" emrini verdi.

 

 

34472. Şa’bi bildiriyor: Said, Celula'yl fethettiğinde ganimet olarak bir milyon (miskal) elde etti. Bundan süvarilere üçbiner miskal, piyadelere de biner miskal verdi."

 

34473. Zeyd b. Eslem, babasından bildiriyor: Celula'den elde edilen ve içinde altın, gümüş olan ganimetler Ömer'e getirildiğinde Ömer bunları Müslümanlar arasında paylaştırmaya başladı. Bu esnada Abdurrahman adında olan bir oğlu yanına geldi ve: "Ey müminlerin emiri! Bunların içinden bana bir yüzük ver" dedi. Ancak Ömer ona: "Sen annene git de sana bir testi hurma şerbeti içirsin!" karşılığını verdi. Bundan dolayı Abdurrahman dedi ki: "Vallahi bana hiçbir şey vermedi!"

 

 

 

34474. Zeyd b. Eslem, babasından bildiriyor: Beytulmala bakan Abdullah b. elErkam'ın Ömer'e şöyle dediğini işittim: "Ey müminlerin emiri! celula savaşından kalma takılar ile altın ve gümüş dolu bir kabımız var. Bunları ne yapmamızı uygun görürsün?" Ömer de ona: "Boş olduğum bir zamanımı gördüğünde bunu görüşmek için benden izin iste" karşılığını verdi. Gün geldi ve Abdullah ona: "Ey müminlerin emiri! Bugün boş olduğunu görüyorum" dedi. Bunun üzerine Ömer ona: "Köprünün üzerine deriden bir sergi serin" deyince bir sergi serildi ve bu mallar serginin üzerine döküldü. Ömer gelip bu malların başında durdu. Sonra şöyle dedi: "Allahım! Sen ki bu mallardan bahsedip şöyle buyurdun: ''Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş ... insana süslü gösterildi. .. ''[Al-i İmran, 14] Yine şöyle buyurdun: ''Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye ... ''[Hadıd, 23] Allahım! Bize süs kıldığın şeylerle bizler ancak seviniriz. Allahım! Bunların hakkı olan yerde infak edilmesini nasip et! Bunların şerrinden de sana sığınırım."

 

34475. Ebu İshak, Semure b. Ca'vene el-Amiri'den bildiriyor: Celula savaşında altın işlemeli ipek bir giysi elde ettim. Onu satmak istedim ve omuzlarıma attım. Abdullah b. Ömer'le karşılaşınca bana: "Bu giysiyi satar mısın?" diye sordu. Ben: "Satarım" dedim. Bana: "Kaça satarsın?" diye sorunca, ben: "Üçyüz dirheme" karşılığını verdim. Abdullah: "Bu giysin o kadar etmez, ama istersen satın alabilirim" deyince, ben: "istiyorum" karşılığını verdim. Bunun üzerine Abdullah da onu satın aldı.

 

34476. Şa’bi der ki: "Celula savaşı sonrası Hz. Ömer'e altı milyon getirilince Müslümanlara maaş bağladı."

 

34477. Hakem b. el-A'rec der ki: İbn Ömer'e, ayakkabıların üzerine meshetmeyi sorduğumda şöyle dedi: "Celula savaşı sırasında bu konuda Sa'd'la ihtilafa düştük."

 

34478. Ebu Zabyan bildiriyor: Selman ile birlikte Celula veya Nehavend savaşında beraberdik. Adamın biri yanımıza uğradı ve topladığı meyveyi arkadaşları arasında paylaştırmaya başladı. Selman yanından geçince adama kötü laflar etti. Adam da Selman'a aynı şekilde cevap verdi, fakat Selman'ı tanımıyordu. Kendisine: "Bu adam Selman!" dendiğinde yanına gidip özür dilemeye başladı. Sonra ona: "Ey Ebu Abdillah! Zimmet ahalisine yönelik bize caiz olan şeyler ne?" diye sordu. Selman şöyle cevap verdi: "Bilgin olmayan bir şeyde onlardan bilgi edinebilir ve ihtiyaç anında sıkıntını giderecek kadar onlardan (yiyecek olarak) bir şeyler alabilirsin. Eğer onlardan biriyle beraber olursan sen onun yemeğinden yersin, o da senin yemeğinden yiyebilir. O senin bineğine binebilir ancak onu, gitmek istediği yerden alıkoyamazsın.''ı

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Nu'man b. Mukarrin'in Nehavend'e Gönderilmesi