m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Ordular ve Müfrezeler

 

Nu'man b. Mukarrin'in Nehavend'e Gönderilmesi

 

34479. Asım b. Kuleyb el-Cermı, babasından bildiriyor: Nehavend savaşı ile Nu'man b. Mukarrin'in durumu hakkındaki haberler Ömer'e gecikti. Ömer devamlı olarak Yüce Allah'tan zafer için dualar ediyordu. insanlar da onun bu dualarına şahitti ki Ömer, Nehavend ile İbn Mukarrin'i dilinden düşürmüyordu. Bir ara bedevinin biri geldi ve: "Nehavend ile İbn Mukarrin'den size nasıl haberler geldi?" dedi. Ona:

 

"Neden?" diye sorduklarında, bedevi: "Öylesine" dedi. Ancak Ömer'in içine kurt düştü. Adamı çağırttı ve ona: "Nehavend ile İbn Mukarrin hakkında bildiğin ne? Bildiğin bir şey varsa bize de söyle" dedi.

 

Bedevi şöyle karşılık verdi: "Ey müminlerin emiri! Ben filan yerden filan oğlu filanım. Ailem ile çocuklarımı alarak Allah ve Resulünün yolunda hicrete çıktım. Şöyle şöyle olan bir yerde de konakladık. Tekrar yola koyulmak üzereyken daha önce benzerini görmediğim kırmızı bir deve üzerinde bir adam geldi. Ona: "Nereden geliyorsun?" diye sorduğumuzda, adam: "Irak'tan" dedi. Ona: "Oradakilerin durumu nasıl?" diye sorduğumuzda, adam: "Düşmanla karşılaştılar, Yüce Allah düşmanı hezimete uğrattı ve İbn Mukarrin de öldü" dedi. Vallahi ben ne Nehavend'i ne de İbn Mukarrin'i tanırım."

Ömer bedeviye: "Onunla karşılaştığın günün Cuma gününe göre hangi gün olduğunu biliyor musun?" diye sorunca, bedevi: "Vallahi bilmiyorum" karşılığını verdi. Ömer de: "Ama ben bilirim. Ne zaman nerelerde konakladığını söyle" dedi. Bedevi:

 

"Filan gün yola çıktık ve filan yerde konakladık" diyerek konakladığı yerleri söylemeye başladı. Bunun üzerine Ömer: "Cuma gününe göre sen onunla filan günde görüştün ve sanırım sen cinlerin bir habercisiyle karşılaştın, zira onların da habercileri vardır" dedi. Belli bir süre geçtikten sonra da Ömer'in söylediği günde iki ordunun karşılaşmış olduğu haberi geldi.

 

 

34480. Asım b. Kuleyb, babasından bildiriyor: "Nehavend savaşı ile Nu'man'ın durumu hakkındaki haberler Ömer'e gecikince zafer için Yüce Allah'a dua etmeye başladı."

 

34481. Kays b. Ebi Hazım (Mudrik b. Avf el-Ahmesi'den) bildiriyor: Hz. Ömer'in yanındayken Nu'man b. Mukarrin'in habercisi geldi. Ömer ona Müslüman ordusunun durumlarını sordu. Daha sonra Nehavend savaşında öldürülenlerin isimlerini saymaya başladılar. Ona: "Filan kişi, filan kişi ve tanımadığımız başka kişiler de öldüler" dediklerinde, Ömer: "Ama Yüce Allah onları tanıyor" karşılığını verdi. Sonra Avf b. Ebi Hayye Ebu Şubeyl el-Ahmesı'yi kastederek ona: "Adamın biri de canını (Allah'a) sattı" dediklerinde, Mudrik b. Avf şöyle dedi: "Ey müminlerin emiri! Bu kişi dayımdır ve insanlar onun kendi kendini tehlikeye attığını söylüyorlar." Ömer de: "Onlar yalan söylemiş! Zira o dünya karşılığı ahiretini satın alanlardandır!" karşılığını verdi," Ravi ismail der ki: "Avf b. Ebi Hayye oruçlu iken yaralandı. Henüz ölmeden onu taşıdıları ancak o su içmeyi kabul etmedi ve bu şekilde vefat etti.

 

34482. Ebu Osman bildiriyor: "Nu'man b. Mukarrin'in ölüm haberini Ömer'e getirdiğimde elini başına koydu ve ağlamaya başladı."

 

34483. iyas b. Muaviye bildiriyor: Said b. el-Müseyyeb'in yanında oturdum. Şöyle dedi: Nu'man b. Mukarrin'in ölüm haberini aldığında Ömer b. el-Hattab'ın durumunu hala hatırlarım.''

 

 

34484. Abdullah b. Selam bildiriyor: Nehavend fethedildiği zaman Müslümanlar Yahudilerden birçok esir elde ettiler. Bunun üzerine Yahudilerin lideri (Re'su'I-Calut) esir Yahudilerin fidyesini ödemek üzere geldi. Müslümanlardan biri de genç ve çok güzel bir cariye elde etmişti. Bu Müslüman yanıma geldi ve: ''Benimle beraber şu adamın yanına gider misin? Belki bu cariyeye karşılık olarak bana iyi bir meblağ verir" dedi.

 

Onunla beraber gittim. Adamın yanındaki yaşlı bir tercümanın yanına girdik. Adam tercümanına: ''Şu cariyeye sor bakalım, bu Arap onunla beraber olmuş mu?" dedi. Adam, cariyenin güzelliği ni görünce kıskanmıştı. Sonra cariyeyle herkesin bilemeyeceği bir dille konuşmaya başladı. Ancak ben ne konuştuğunu anladım ve: ''Cariyeye, giysinin içindekilerden yana sorduğun sorudan dolayı kitabına göre günah işledin" dedim. Adam: ''Yalan söylüyorsun! Zira kitabımda ne yazdığını nereden bilyorsun ki?" karşılığını verdi. Ben de ona: ''Ben kitabını senden daha iyi bilirim'' dedim. Adam bana: ''Sen benim kitabımı benden daha iyi mi biliyorsun?" diye sorunca, ben: ''Senin kitabını senden daha iyi bilirm'' dedim. Adam yanındakilere: ''Bu kim?'' diye sorunca, yanındakiler: ''Abdullah b. Selam ''dediler. O günü o şekilde oradan ayrıldım.

Daha sonra adam bana bir elçi gönderdi ve yanına gitmem için ısrarlarda bulundu.

 

Binmek için bana bir binek de göndermişti. Vallahi ben de Müslüman olur ümidiyle kalkıp yanına gittim. Beni yanında üç gün tuttu. Bu üç gün boyunca ben ona Tevrat'ı okuyor o da ağlıyordu. Ona: ''Vallahi (Muhammed) kitabınızda da yazılı olan peygamberin ta kendisidir'' dedim. Bana: ''Peki Yahudilere ne yapabilirim?" diye sorunca, ben: ''Yahudiler Allah'tan sana gelecek bir şeye engelolamazlar!" dedim. Ancak isyankarlığı daha baskın çıktı ve Müslüman olmadı.

 

 

34485. Ma'kil b. Yesar naklediyor: Ömer b. el-Hattab, Faris, Isbehan ve Azerbeycan konusunda Hürmüzan'la istişare etti. Hürmüzan da ona şöyle dedi: "lsbehan baş, Faris ile Azerbeycan da kanatlardır. Şayet kanatlardan birini kesersen, baş diğer kanada dayanır. Ancak başı kesersen kanatlar da düşer. Onun için sen baştan başla." Sonrasında Ömer, Mescid'e girdiğinde namaz kılan Nu'man b. Mukarrin ile karşılaştı. Yanında oturup namazı bitirmesini bekledi. Namazı bitirdiğinde ise ona: "Sanırım seni bir görevle görevlendireceğim" dedi. Nu'man: "Tahsildar olarak görevlendireceksen olmaz, ama beni savaşa gönderebilirsin" karşılığını verince, Ömer: "Seni savaşa göndereceğim" dedi. Ömer daha sonra Nu'man'ı, Zübeyr b. el-Avvam, Amr b. Ma'dikerib, Huzeyfe, Muğire b. Şu'be, İbn Ömer ve Eş'as b. Kays'la birlikte Küfe'ye, yardımcı kuvvet toplamak üzere gönderdi.

Sonrasında Nu'man, Muğire b. Şu'be'yi, düşman kuvvetlerinin başı olan ve Zu'lCenaheyn diye isimlendirilen adamın yanına elçi olarak gönderdi. Muğire, ırmağı aşıp yanlarına gitti. Adamları, Zu'I-Cenaheyn'e: "Arapların elçisi geldi, burada" dediklerinde: "Ne yapmamı uygun görürsünüz? Onun karşısında bir kral edasıyla mı oturayım, yoksa savaşa hazırlanmış biri gibi mi?" diye sorup, istişarede bulundu. Adamları da: "Karşısında bir kral gibi otur" deyince, tahtına oturdu ve tacını da başına giydi. Kralın da oğulları üzerlerinde pelerinler, ipek işlemeli giysiler ve altından bileziklerle oturdular. Muğire'nin girmesine izin verilince, yanında iki askerle birlikte içeriye girdi. Kendisinde de mızrağı ile kılıcı vardı. Muğire girerken oradakileri ürkütmek amacıyla mızrağıyla yerdeki örtüye vurarak delmeye başladı ve nihayet kralın önünde durdu. Kral yanındaki tercüman aracılığıyla Muğire'yle konuşmaya başladı. Ona: "Siz Araplar açlığa ve kıtlığa maruz kaldınız ve üzerimize öyle geldiniz. Dilerseniz size azıklar verelim de geri dönün" dedi.

 

Bunun üzerine Muğire konuşmaya başladı. Yüce Allah'a hamdü senalar ettikten sonra şöyle dedi: "Biz Araplar zillet içindeydik. insanlar bizi aşağılar, bizse onlara bir şey yapamazdık. Köpek ile leş eti yerdik. Sonra Yüce Allah bize içimizden bir peygamber gönderdi. Bu peygamber onurlu ve asil bir ailedendi ve içimizde en doğru sözlü olanıydı. Bu peygamber, Yüce Allah'ın kendisine emrettiği şeyleri bizlere iletti. Bizlere öyle haberler verdi ki dedikleri hep çıktı. Bize vaad ettikleri arasında buraları ele geçireceğimiz ve buraya hükümran olacağımız da vardı. Burada öyle verimli ve gösterişli şeyler var ki arkamda bıraktıklarımın, bunları ele geçirmeden gideceklerini sanmıyorum."

Muğire olayı şöyle anlatır: Sonra içimden dedim ki, "Kendini toplasan da, şu dinsizi ürkütmek için hamle yapıp tahtına otursan!" Sonra ani bir hareketle kendimi adamın tahtının üzerinde buldum. Bunun üzerine oradakiler hemen ayaklarıyla beni çiğnemeye ve elleriyle beni oradan sürüyerek indirmeye başladılar. Ben de: "Biz sizin elçilerinize böyle yapmıyoruz! Şayet kendimi kaybettiysem veya aptalca bir şey yaptıysam beni mazur görün, ancak elçilere böyle yapılmaz!" dedim.

 

Sonra kral: "Dilerseniz siz bizim tarafa geçin ya da biz sizin tarafınıza geçelim!" deyince, ben: "Hayır! Biz sizin tarafınıza geçeriz!" karşılığını verdim. Ardından biz onların tarafına geçmeye başladık. Askerleri kaçmasın diye beşer, altışar, yedişer, onar kişİLİk gruplar halinde iplerle kendilerini birbirlerine bağladılar. Karşı tarafa geçip karşılarında saflar halinde durduk. Bizi hemen ok yağmuruna tuttular ki bu yüzden sıkıntıya maruz kaldık."

Ravi şöyle devam eder: Bunun üzerine Muğire, Nu'man'a: "Bize saldırmaya başladılar ve askerlerimiz sıkıntıya girdi. Uygun görürsen biz de saldırıya geçelim" deyince, Nu'man şöyle karşılık verdi: "Sen ki savaş konusunda bir çok deneyimin var ve Resulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikte savaşlara da katıldın. Ancak ben de Resulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikte savaşlarda bulundum ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) günün ilk saatinde savaşa başlamazdı. Bunun için sen de güneşin tepe noktasını aşmasını, rüzgarların esmesini ve yardımın inmesini bekle!"

 

Sonrasında Nu'man şöyle dedi: ''Sancağımı üç defa sallayacağım. Birinci sallayışımda kişi ihtiyaçlarını gidersin ve abdest alsın. ikinci sallayışımda kişi bağcıklarını kontrol etsin ve silahının son bakımını yapsın. Üçüncü sallayışımda da saldırıya geçin! Sakın kimse kimseye dönüp de bakmasın! Nu'man b. Mukarrin ölse dahi dönüp bakmasın! Şimdi bir dua edeceğim ve herkes bu duama amin desin!'' Nu'man sonra şöyle dua etti: ''Allahım! Müslümanlara ihsan edeceğin zafer ve fethin yanında bu gün Nu'man'a şehadeti de nasip et!" Oradaki herkes bu duaya amin dedi. Nu'man sancağını üç defa salladıktan sonra zırhını giydi ve saldırıya geçti. Onunla beraber diğer Müslümanlar da saldırıya geçtiler. ilk öldürülen kişi de Nu'man oldu.

Ravi Ma'kil der ki: Nu'man'ın yanına geldimı ancak daha önce bize verdiği emri hatırlayınca dönüp de ona bakamadım. Yerini öğrenmek için de yanına bir işaret koydum. Savaşta düşmanlardan birini öldürdüğümüzde (birbirlerine bağlı oldukları için) yanındakiler bizi bırakıp onunla ilgileniyorlardı.

Zu'l-Cenaheyn bindiği gri katırdan düşüp karnı yarıldı. Sonrasında Yüce Allah Müslümanlara zaferi ihsan etti. Nu'man'ın yanına geldiğimde hala can çekişiyordu. Bir kapla su getirip yüzünü yıkadım. Bana: "Kimsin?" diye sorunca, ona: "Ma'kil b. Yesar" dedim. Bana: "Müslümanlar ne yaptı?" diye sorunca, ben: "Yüce Allah onlara fethi ıhsan etti" karşılığını verdim. Bunun üzerine: "Allah'a şükürler olsun! Bunu Ömer'e yazıp bildirin" dedi ve ruhunu teslim eti. Ölünce Müslümanları Eş'as b. Kays'ın etrafında toplandılar. Eş'as: "Ümmü Veled'inin (cariyesinin) oğluna haber verin ve ona Nu'man'ın herhangi bir şey vasiyet edip etmediğini veya bir yazı yazıp yazmadığını sorun" dedi. Sorduklarında: "Bir sepetin içinde bir mektup bıraktı" dedi. Mektubu çıkardıklarında içinde şöyle yazıyordu: "Nu'man öldürülürse komutan filan kişidir. O da öldürülürse komutan falan kişidir."

 

Ebu Osman der ki: "Bunun müjdesini vermek üzere Ömer'e gittiğimde bana:

"Nu'man'a ne oldu?" diye sordu. Ona: "Öldürüldü" dedim. Ömer: "Filan kişiye ne oldu?" diye sorunca, ben: ''Öldürüldü" dedim. Ömer: "Falan kişiye ne oldu?'' diye sorunca ben yine: "Öldürüldü" dedim. Ömer de her defasında: "inna lillahi ve inna ileyhi raciun" diyordu. Ben: "Tanımadığım başka kişiler de öldürüldü" dediğimde Ömer: "Tanımıyor musun? Ama Yüce Allah onları biliyor!" karşılığını verdi.

 

 

34486. Habıb b. eş-Şehıd, Muhammed'in şöyle dediğini nakleder: "Nu' man saldırıya geçti, ancak Vallahi bize sırtını henüz dönmüştü ki vuruldu."

 

34487. Ma'kil b. Yesar bildiriyor: "Ömer, Hürmüzan'la iştişarede bulundu ... " Ravi sonrasında Affan'dan gelen rivayetin benzerini naklederken ilaveten der ki: "Nu'man, Nehavend'e yetiştiğinde düşmanla aralarında bir nehir çıktı. Nu'man, Muğire b. Şu'be'yi karşı tarafa gönderdi. O zaman düşman birliklerinin başında Zu'I-Cenaheyn denilen kişi vardı."

 

34488. Rabı' b. Huseym (Abdullah b. Selam'dan) naklediyor: Ganimetten kendisine yaşlı bir Yahudi kadın düşmüştü. Re'su'I-Calut'a (Yahudilerin liderine) rastladığında ona: "Ey Re'su'I-Calut! Bu cariyeyi benden satın alır mısın?" diye sordu. Re'su'I-Calut kadınla konuştuğunda hala kendi dininde olduğunu öğrendi ve Abdullah'a: "Kaça satarsın?" diye sordu. Abdullah: "Dört bin dirheme" deyince, Re'su'I-Calut: "Bu kadına ihtiyacım yok" karşılığını verdi. Sonra Abdullah yanına yaklaşıp yavaşça ona: "Sonra siz (Yahudi)ler öyle kimselersiniz ki, kendilerinizi öldürüyorsunuz ve sizden olan bir grubu diyarlarından çıkarıyorsunuz, onlar aleyhinde kötülük ve düşmanlık güdüyor ve bu konuda birleşip birbirinize arka çıkıyorsunuz, şayet size esir olarak gelirlerse fidyeleşmeye kalkıyorsunuz ... "[Bakara, 85] ayetini okudu. Sonra da: "Burada bahsedilen kişi sen misin? Evet! O zaman ya bunu benden satın alırsın, ya da dininden çıkmış olursun" dedi. Bunun üzerine Re'su'I-Calut: "Tamam, onu satın satın alıyorum" karşılığını verdi. Daha sonra Abdullah'a: "Bu meblağdan dilediğin kadarını bana hibe et" deyince, Abdullah dörtbin dirhemin ikibinini aldı, diğer ikibini ise ona geri verdi.

 

34489. Humeyd b. Abdirrahman el-Himyerı bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından Humame adında biri vardı. Ömer'in hilafeti döneminde Humame, Isbahan'a olan savaşa çıkarken şu duayı etti: "Allahım! Humame, seninle buluşmayı (ölmeyi) istediğini iddia ediyor. Şayet Humame doğru söylüyorsa bu isteğini yerine getir. Ancakyalan söylüyorsa istemese de yine onu katına ai. Allahım! Humame'yi bu seferinden (sağ olarak) geri çevirme!" Isbahan'da katıldığı savaşta da öldü. Bunun üzerine Ebu Musa kalkıp şöyle dedi: "Ey insanlar! Peygamberinizden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) pek çok şeyler işittik. Bunlardan öğrendiğimiz şeylerden biri de Humame'nin şehit olacağıydı."

 

34490. Alkame bildiriyor: Nehavend'i kuşattığımızda Muaddid' e bir giysimi verdim. Muaddid verdiğim bu giysiyle başını sardı. Başına bir taş isabet edince de bana bakarak başındaki kanı silmeye başladı ve şöyle dedi: "Bu küçük bir yaradır ve Yüce Allah böylesi ufak yaralanmaları mübarek kılacaktır.''

 

34491. Ebu ishak, Salt ile Ebu MusMi'den bildiriyor: Nu'man b. Mukarrin ile birlikte savaştayken Ömer b. el-Hattab bize şöyle bir mektup yazdı: "Düşmanla karşılaştığınız zaman sakın kaçmayın! Ganimet elde ettiğinizde de sakın hıyanet etmeyin!" Düşmanla karşılaştığımız zaman da Nu'man b. Mukarrin Müslümanlara şöyle dedi:

"Müminlerin emiri (Ömer) minbere çıkıp da Yüce Allah'tan zafer için dua edinceye kadar sakın düşmana saldırıya geçmeyin!" Zira o gün Cuma günüydü. Sonrasında düşmanla çarpışmaya girdik. Çarpışmanın henüz başlarında Nu'man öldürüldü. Ölmeden: "Beni bir giysiyle kefenleyin ve sakın benimle meşgulolmayın, düşmanın üzerine yürüyün!" dedi. Sonrasında Yüce Allah zaferi bize ihsan etti. Ömer'e: "Ey müminlerin emiri! Nu'man, filan kişi, falan kişi ve tanımadığımız bir çok kişi öldü" haberi ulaştırıldığında Ömer: "Ama Yüce Allah onları tanıyor!" karşılığını verdi.

 

34492. Ebu ishak der ki: Ebu Malik ile Ebu Musafi'den işittiğime göre kendileri Nu'man b. Mukarrin ile savaştayken Hz. Ömer'den onlara şöyle bir mektup geldi:

"Sonrasına gelince, namazlarınızı vaktinde kılın. Düşmanla karşılaştığınız zaman kaçmayın! Zafere ulaşıp ganimet elde ettiğinizde de sakın hıyanet etmeyin!"

 

34493. Abdulmelik b. Umeyr bildiriyor: Hz. Ömer, Nu'man b. Mukarrin'e şöyle bir mektup yazdı: "Savaşta Tulayha ve Amr b. Ma'dikerib ile istişare et, onların yardımlarını aL. Ancak onlara, komutan olarak herhangi bir görev verme; zira herkes kendi işini en iyi kendisi bilir."

 

34494. Enes der ki: "Nu'man b. Mukarrin, Kufe ordusunun, Ebu Musa el-Eş'arı de Basra ordusunun komutanı idi."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Belencer'in Fethi