m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zühd

 

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zühd Hakkındaki Sözleri

 

35443. Ata b. Yesar der ki: Dünya, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşısına dikilince: "Ben seni istemiyorum" buyurdu. Dünya: "Sen beni istemezsen başkası ister" karşılığını verdi.

 

 

35444. Abdullah (b. Mes'ud)'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benim ve dünyanın hali, yaz gününde bir ağacın gölgesine biraz uyuyup sonra ağacı bırakıp giden yolcuya benzer."

 

 

35445. Mücahid, İbn Ömeriden bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elimden veya bir yerimden tutup şöyle dedi: "Ey Abdullah b. Ömer! (Bu dünyada) garip veya yolcu gibi ol ve kendini kabir ehlinden say." Mücahid dedi ki: Abdullah b. Ömer bana şöyle dedi: "Sabahladığın zaman, akşama yetişeceğini, akşamladığın zaman ise sabaha çıkacağını düşünme. Ölmeden önce hayatının, hasta olmadan önce sıhhatinin kıymetini biL. Zira yarın (ölü mü diri mi) nasıl anılacağını bilemezsin."

 

 

35446. Abdullah b. Amr der ki: Bize ait bir kulübeyi tamir ederken Resulullah uğradı ve: "Bu nedir?" diye sordu. Biz: "Tamir etmekte olduğumuz bize ait bir kulübe" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ecelin bundan daha aceleci olacağını zannederim. ''

 

 

35447. Fihr oğullarına mensub Müstevrid, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder. "Vallahi ahirete göre dünya, sizden birinin parmağını denize batırıp çıkarmasına benzer. Baksın bakalım parmağında ne kadar su getirecek. ''

 

 

35448. Müstevrid, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu, ancak "Sonra parmağını çıkarsın" kısmını zikretmedi.

 

 

35449. Hz. Aişe der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaslandığı yastığı, içi lif ile doldurulmuş ve deridendi."

 

 

35450. Yahya b. Ca'de bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından bazıları, hasta olan Habbab'ı ziyaret edip: "Gözün aydın ey Ebu Abdillah! Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına Havz'a varacaksın" dediklerinde, Habbab şöyle karşılık verdi: "Evin tavanı ve tabanı bu durumdayken bu nasılolacak? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize şöyle buyurdu: "Sizden birine dünyadan, yolcunun azığı kadarı yeter."

 

 

35451. Şakık (Ebu Vail) der ki: Muaviye, hasta olan dayısı Haşim b. Utbe'nin yanına girdiğinde Utbe ağlayınca: "Neden ağlıyorsun ey dayıcığım! Seni korkuya düşüren hastalık mı, yoksa dünyaya olan hırsın mı?" diye sordu. Utbe şöyle dedi: "Hiçbirisi değil; ancak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize vasiyet etti ve dedi ki: ''Ey Ebu Haşim! Bazı topluluklara verilen mallar sizlerin eline de geçebilir. Bütün bu mallardan sana bir hizmetçi ve Allah yolunda kullanacağın bir binek yeterlidir.'' Ben kendimin mal biriktirmiş olduğumu görüyorum."

 

 

35452. Semura b. Sehm, "Muaviye, dayısının yanına girdi" deyip bir öncekine benzer bir rivayette bulundu. Süfyan es-Sevr! "Keşke etrafımızda (bu mallar yerine) hayvan kığısı (pisliği) olsaydı!" cümlesini ekledi.

 

 

35453. Ebu Süfyan, hocalarından naklediyor: Sa'd b. Ebi Vakkas hasta olan Selman'ı ziyaret etti. Selman ağlayınca, Sa'd: "Ey Ebu Abdillah! Resululah senden razı bir şekilde vefat ettiği ve onunla buluşup Havz'a yanına varacağın halde neden ağlıyorsun?" deyince, Selman şöyle dedi: "Şunu bil ki ne ölümden korkumdan dolayı, ne de dünyaya olan hırsımdan dolayı ağlıyorum. Resulullah bize vasiyet edip şöyle dedi: "Sizden birinin nafakası bir yolcunun azığı kadar olsun'' Benim etrafımda ise şu eşyalar bulunmaktadır." Ravi ekledi: "Selman'ın etrafında bir yastık, bir çanak ve bir de ibrik vardı. Sa'd: "Ey Ebu Abdillah! Bize, senden sonra tutacağımız bir tavsiyede bulun" deyince Selman: "Ey Sa'd! Bir işe giriştiğinde, bir hüküm vereceğin ve yemin edeceğin zaman Allah'ı zikret" dedi.

 

 

35454. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "ilim ehli ilmini koruyup onu ehline sunsaydı bununla zamanlarındakilerin efendisi olurlardı. Ama dünyalarından bir şeyelde etmek için ilimlerini dünya ehli için harcadılar; bu yüzden dünya ehlinin gözünde küçüldüler. Peygamberinizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini duydum: "Kimin tasası sadece ahiret olursa, dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır."

 

 

35455. Ebu Cafer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İman kimin kalbine girerse, kalp onun için genişler ve açılır." Resulullah daha sonra şu ayeti okudu: "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini Islam'a açar." (En'am Sur. 125). Sahabe: "Ya Resulallah! Bunun alameti var mı?" diye sorunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Evet vardır. Baki kalınacak olan (ahiret) yurduna yönelmek, dünya hayatından uzaklaşmak ve ölümden önce ölüme hazırlanmak."

 

 

35456. Abdullah b. Misver bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini islam'a açar" (En'am Sur. 125) ayetini okuyunca sahabe: "Ya Resulallah! Kalbin açılması nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "KaIbe bir nurun bırakılması ve kalbin o nura yer açmasıdır" buyurdu. "Bunun alameti var mı?" diye sorulunca ise: "Baki kalınacak olan (ahiret) yurduna yönelmek, dünya hayatından uzaklaşmak ve ölümden önce ölüme hazırlanmak" karşılığını verdi.

 

 

35457. Ebu Zer bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Ey Ebu Zer! Mescitte gördüğün en üstün kişiye bak" deyince, bakıp üzerinde bir kaftan olan birini gördüm ve: "Budur" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Mescitte gördüğün en düşük adama bak" buyurunca: "Bakıp eski kıyafetli birini gördüm ve: "Budur" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu (eski giysili) diğerinden yeryüzü dolusunca daha üstündür" buyurdu.

 

 

35458. Hareşe, Ebu Zer'den, o da Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu.

 

 

35459. Dahhak b. Muzahim naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam gelip: "Ya Resulallah! Dünyada insanların en zahidi kimdir?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kabirleri ve ölümü unutmayanı dünyanın en güzel süslerini bırakıp baki olanı fani olana tercih eden, yarını ömründen saymayan ve kendini ölülerden sayan kişidir" buyurdu.

 

 

35460. Amr b. Meymun, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adama şöyle dediğini nakleder: "Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil: Ölümünden önce hayatının, meşgulolmadan önce boş vaktinin, fakirlikten önce zenginliğinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin ve hastalığından Önce sıhhatinin."

 

 

35461. Abdullah b. Mes’ud bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'tan hakkıyla haya ediniz" buyurunca, "Haya ediyoruz ya Resulallah!" dedik. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Öyle değil; Allah'tan haya eden, başı ve başın içindekileri, karnı ve karnın içindekileri haramdan korusun. Ölümü ve çürümeyi hatırlasın. Ahireti isteyen dünyayı terk eder. Böyle yapan Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur" buyurdu. 

 

 

35462. Enes bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Adba adında hiçbir devenin geçemediği bir devesi vardı. Bir bedevi bir deveyle gelip (yarışta) Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) devesini geçti. Bu Müslümanların ağırına gitti ve: "Ya Resulallah! Adba geçildi" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dünyada yükselen her şeyi alçaltınak, Allah'ın üzerinde bir haktır" buyurdu.

 

 

35463. Nu'man b. Beşir der ki: "Yiyecek ve içecekten dilediğinizin bulunduğu bir halde değil misiniz? Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karnını doyuracak kadar kuru hurmayı bulamadığını gördüm."

 

 

35464. Ebu Berze bildiriyor: Aişe'nin yanına girdim, bana Yemen işi kalın bir aba ve sizin yamalı dediğiniz bir giysi çıkardı ve yemin ederek şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunların içinde vefat ettİ.''

 

 

35465. Beni Salim veya Fehm'den bir adam bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir hediye getirilince, onu koyacak bir yer bulamadı ve şöyle dedi: "Onu yere koy. O (Resulullah) kölelerin yediği gibi yiyen, içtiği gibi içen bir kuldur. Eğer Allah katında dünyanın bir sivrisinek kadar değeri olsaydı ondan kafire bir yudum su dahi içirmezdi."

 

 

35466. Ebu Seleme naklediyor: Muaz b. Cebel: ''Ya Resulallah! Bana tavsiyede bulun" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Allah'a, onu görüyormuş gibi ibadet et ve kendini ölülerden say. Her taşın ve ağacın yanında Allah'ı zikret. Yaptığın kötülüğün ardından, gizli yaptığına karşılık gizli, açıktan yaptığına karşılık ise açıktan bir iyilik yap" buyurdu.

 

 

35467. Ebu Seleme naklediyor: Resulullah şöyle derdi. "Lezzetleri yok eden şeyi -ölümü- çokça hatırlayınız.''

 

 

35468. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Lezzetleri yok eden şeyi -ölümü- çokça hatırlayınız.''

 

 

35469. İbn Sabıt bildiriyor: Bir adam Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında güzel vasıflarıyla anılınca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ölümü zikretmesi nasıldı?" diye sordu. Yanındakiler: "Ölümü zikrettiği görülmemiştir" deyince Resulullah: "Bu kişi dediğiniz gibi değildir" buyurdu.

 

 

35470. Rabı, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kişiyi dünyada zahid etmek ve ahireti hatırlatmak için ölüm yeterlidir."

 

 

35471. Hasan(-ı Basri), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Eğer Yüce Allah dileseydi hepinizi zengin yapardı ve içinizde fakir kalmazdı. Yine eğer Yüce Allah dileseydi hepinizi fakir yapardı ve içinizde zengin olmazdı; ama yüce Allah bazınızı bazınızla imtihan etti."

 

 

35472. Bera bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber bir cenazedeydik. Ölü kabre konulunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kabre diz çöktü. Ben dolanıp karşısına geldim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gözyaşı döküp ağladıktan sonra şöyle dedi: "Kardeşlerim! Amel edenler bu gün için amel etsin ve bu gün için (amel) hazırlayınız."

 

 

35473. İbn Mes’ud, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder:

"Ey insanlar! Sizi Cennete yaklaştırıp ateşten uzaklaştıracak her şeyi size emrettim. Yine sizi--ateşe yaklaştırıp Cennetten uzaklaştıracak her şeyden sizi nehyettim. Ri'ıhu'l-Emin, hiçbir nefsin, rızkım tam almadan ölmeyeceğini kalbime üfledi. Allah'tan korkunuz ve ondan güzel şeyler isteyiniz. Rızkın gecikmesi, onu ma'siyetle istemenize sebep olmasın. Şunu bilin ki; Allah'ın katındakiler ancak ona itaatle elde edilir.''

 

 

35474. Hasan(-ı Basri) der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) UhdOd ashabını zikrettiği zaman belanın zorluğundan Allah'a sığınırdı.''

 

 

35475, Mus'ab b. Said naklediyor: Hafsa binti Ömer babasına: "Ey müminlerin emiri! Giymiş olduğun elbiseden daha yumuşağını ve yediğin yemekten daha lezzetlisini yesen ne olurdu, Allah yeryünüzü sana fethetti ve rızkını genişletti" deyince, Ömer "'Ben seni kendi nefsine bırakacağım. Resulullah'ın ne yokluklar çektiğini bilmiyor musun?" deyip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çektiği sıkıntılardan bahsedip onu ağlattı. Ömer şöyle dedi: "Sana benim bir yol tutmuş olan iki dostumun olduğunu, eğer ben onların yolundan başka bir yol tutarsam, (ahirette de) başka yola yöneltileceğimi söylemiştim. Vallahi onların yaşamlarındaki yokluklarda kendilerine ortak olacağım, belki böylece onların (ahiretteki) bolluk içindeki yaşamlarına ortak olurum," Ömer'in kasdettiği iki dostu; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Hz, Ebu Bekr'di.

 

 

35476. Abdullah b. Amr'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: HÜmmetimin münafıklarının çoğu kurralarıdır (Kur'an hafızlarıdır)''

 

 

35477. Said b. Cübeyr bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Iyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" (Yunus Sur. 62) ayetiyle ilgili olarak: ''Onlar görüldüğü zaman Yüce Allah hatırlanır" buyurdu.

 

 

35478. Hz. Aişe, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: ''Ey Aişe! Ehemmiyetsiz görülen amellere karşı aman dikkatli ol! Çünkü onlar için de Allah tarafından (vazifelendirilmiş) araştırıcı (bir melek) vardır."

 

 

35479. Bera b. Azib'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Hİmanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve Allah için buğzetmektir.''

 

 

35480. Muvarrik el-İcli bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz" (Tekasür Sur. 1, 2) ayetini okuyup şöyle dedi: "Malından, yeyip tükettiğin veya giyip eskittiğin ya da tasadduk edip (ahiret için) gönderdiğin kısmı senindir."

 

 

35481. Ebu Cafer (el-Bakır), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Amellerin en zoru üçtür: Her durumda Allah'ı zikretmek, nefsine karşı adil olmak ve mal ile başkasına yardım etmek.''

 

 

35482. Hasan(-ı BasrT), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Yüce Allah, razı olmadığı kulunun amelini kabul etmez.''

 

 

35483. Katade bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Hani biz, peygamberlerden, senden, Nuh'tan ... ahidlerini almıştık" (Ahzab Sur. 7) ayetini okuduğu zaman şöyle derdi: "Peygamberler içinde en son gelen peygamber olmama rağmen hayırlarda ilk benden başlandı."

 

 

35484. Hasan(-ı BasrT)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Gücünüzün yettiği kadar çok amel yapınız. Çünkü sizden biri ecelinin ne zaman geleceğini bilmez.''

 

 

35485. Mekhul, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Kul, kırk sabah boyunca ihlaslı davranırsa hikmet pınarlarının kalbinden diline aktığı görülür.''

 

 

35486. Mahmud b. Lebid bildiriyor: Resulullah: "Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki, mezarları ziyaretle oradakileri de sayacak kadar oldunuz" ayetini okuyup: "Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz" (Tekasür Sur. 1,2,8) ayetine gelince sahabe: "Ya Resulallah! Hangi nimetlerden sorulacağız? Elimizde iki siyah olan su ve hurmadan başka bir şey yoktur, kılıçlarımız omuzlarımızda, düşman da hazır, (buna rağmen) hangi nimetlerden sorulacağız?" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şüphesiz ki bu olacaktır" buyurdu.

 

 

35487. Said b. el-Müseyyeb, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kul iyilik yaptığı zaman Yüce Allah o kişiyi (günahlarından arındırıp) seçmiş olduğu kullar arasına katmak için belayı o kişiye yapıştırır.''

 

 

35488. Sa'd b. Mes’ud'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Fakirlik, mü mini er için atın yularındaki sarkan o süslerden daha güzel bir süstür."

 

 

35489. Hasan(-ı Basri) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendini o kadar ibadete verirdi ki, halkın yanına çıktığı zaman dibi delinmiş su tulumu gibi durmadan ağlamış olduğu görülürdü. Yine de insanlar içinde en parlak yüz kendisinin olurdu. (Bir defasında): "Ya Resulallah! Yüce Allah sana mağfiret etmedi mi?" diye sorulunca: "Şükreden bir kulolmayayım mı?" buyurdu.

 

 

35490. Zeyd b. Eslem'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Yüce Allah, Cennete, onu isteyenleri sokar, cehennemden de ondan korkanları uzaklaştırır ve merhamet edene merhamet eder."

 

 

35491. Ebu Zer der ki: ''Dostum (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana yedi şeyi tavsiye etti: Miskinleri sevmek ve onlara yakın olmak, (dünyalıkta) benden yukardakilere değil aşağıdakilere bakmamı, o benden uzak dursa da akrabamla alakamı kesmememi, ''La havle ve la kuvvete illa billah'' sözünü çokça söylememi, acı da olsa hakkı söylememi, Allah için kınayıcının kınamasından korkmamamı ve insanlardan bir şey istemememi.''

 

 

35492. Ebu Nadra bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabından bazıları elenmemiş arpa unundan yapılmış ekmek ve et yediler, dereden su içtiler ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bu, Allah'ın ihsan ettiği nimetlerden bir yemektir ve kıyamet gününde bunu da hesabını vereceksiniz."

 

 

35493. Hasan(-ı Basri) naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yolculuğunda çorak bir yerde konakladı, ashabına da emretti ve onlar da orada konakladılar. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara, yanlarındaki yiyecekleri bir araya toplamalarını emretti. Bu emrin ardından herkes kendinde ne varsa getirmeye başladı. Azı aza, çoğu çoğa, birini diğerine eklemek suretiyle bu şekilde büyük bir hurma yığını toplandı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ey Ademoğulları! İyisi ve kötüsü, işte amelleriniz de bu şekilde bir araya toplanıp çoğalır."

 

 

35494. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O günde insanlar alemlerin Rabbi huzurunda duracaklardır" (Mutaffifun Sur. 6) ayetini okudu ve şöyle dedi: "İnsanlar, terleri kulaklarına ulaşacak dereceye gelinceye kadar tutulurlar."

 

 

35495. Ömer b. Zer, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Yüce Allah konuşan her kişinin dilinin yanındadır. Kul ne dediğine baksın.''

 

 

35496. Said et-Tai, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildiriyor: "Hangi mümin aç bir mümine yemek yedirirse Allah ona cennet yemeklerinden yedirir. Hangi mümin susuz bir mümine su verirse Allah ona (cennette) mühürlenmiş (kaplardan) halis şarap içirir. Hangi mü min çıplak bir mümini giydirirse Allah da ona cennet elbiselerinden giydirir."

 

 

35497. Salih Ebu'I-Halil der ki: "Bu söze mi şaşıyorsunuz? Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz" (Necm Sur. 59, 60) ayeti nazil olduktan sonra Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) güldüğü veya tebessüm ettiği görülmedi.

 

 

35498. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "İnsanlar şu iki nimet konusunda aldanmıştır: Boş vakit ve sıhhat."

 

 

35499. Cabir b. Abdillah, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Allah'tan, faydalı ilim isteyiniz ve faydasız ilimden Allah'a sığınınız."

 

 

35500. Ebu Abdirrahman'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size keşiş ve rahib olmanızı emretmiyorum."

 

 

35501. Hasan(-ı Basri), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Yüce Allah, razı olmadığı kulunun amelini kabul etmez.''

 

 

35502. Hasan(-ı Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İlim iki türlüdür: kalpte olan ilim ki o, faydalı ilimdir ve dilde olan ilim. Bu ilim Allah'ın kullarına olan hüccetidir."

 

 

35503. Ebu Cafer el-Medainı, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildiriyor: "Ahiret yurduna iman ettiği halde dünya için çabalayan kişiye hayret edilir. Bir nutfeden yaratılıp sonra leş olacak ve ikisi arasında kendisine ne yapılacağını bilmediği halde kendini beğenen kibirliye hayret edilir.''

 

 

35504. Abdullah b. el-Haris der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) haccederken bindiği deve hızlı gidince şöyle dedi: "Buyur (Allahım)! Gerçek hayat, ahiret hayatıdır.''

 

 

35505. Ebu ishak, Cuheyneli bir adamdan, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Mümine verilen en hayırlı şey güzel ahlaktır. Kişiye verilen en kötü şey, güzel birsurette verilen kötü kalptir."

 

 

35506. Şa’bi bildiriyor: Muaz b. Cebel Yemen'e vardığında halka hitab ederek Allah'a hamdü sena etti ve şöyle dedi: "Ben, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Allah'a ibadet etmenizi ve ona hiçbirşeyi ortak koşmamanızı, namaz kılmanızı, zekat vermenizi, Allah'ın tek olduğunu, Cennetin ve Cehennem'in hak olduğunu orada devamlı kalınacağını ve başka yere gidilmeyeceğini ve orada ölümün de olmayacağını bildirmek üzere size gönderdiği elçisiyim."

 

 

35507. Abdullah (b. Mes'ud), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "İslam garip başladı ve başladığı hale geri dönecektir. Gariplere ne mutlu." "Garipler kimlerdir?" diye sorulunca ise şöyle buyurdu: "(İslam'a sarıldıkları için) bulundukları toplum tarafından dışlanan kişilerdir."

 

 

35508. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Din garip başladı ve garip haline geri dönecektir. Gariplere ne mutlu."

 

 

35509. İbrahim b. el-Muğire veya İbn Ebi'l-Muğire bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Gariplere ne mutlu" deyince, "Garipler kimlerdir?" diye soruldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlar bozgunculuk yaparken, onlar ıslah eden bir topluluktur."

 

 

35510. Mücahid'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "İslam garip başladı ve başladığı gibi (garip haline) geri dönecektir. Gariplere ne mutlu" buyurdu.

 

 

35511. İbn Ömer'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Sizden biri öldüğünde ona sabah akşam kıyamet gününe kadar yeri gösterilir. Eğer cennet ehlinden ise, cennetteki yeri, cehennem ehlinden ise cehennemdeki yeri gösterilir ve ona: ''Bu senin yerindir ve Allah seni kıyamet gününde dirilttiğinde oraya erişeceksin'' denir" buyurdu.

 

 

35512. Hz. Aişe bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefatından önceki hastalığında: "(Evde bulunan) altınları ne yaptın?" diye sorunca, "Yanımdalar ey Allah'ın Resulü!" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onları bana getir" dedi, ben sayıları beş ile dokuz arasında olan altınları getirince onları avuçlarına aldıktan sonra şöyle dedi: "Bunlar yanında olduğu halde Allah'a kavuşursa Muhammed, Allah katındaki konumunun ne olacağını zannediyor. Ey Aişe! Bunları infak et.''

 

 

35513. Ümmü Seleme der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünün rengi değişmiş bir şekilde yanıma girince ben bunun yorgunluktan dolayı olduğunu zannettim ve: "Ya Resulallah! Yüzünün renginin değişmiş olduğunu görüyorum. Bir rahatsızlığın mı var?'' diye sordum Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle cevap verdi: "Hayır ama, dün bana getirilen yedi dinarı yatağımın kenarında unuttum ve onu (Müslümanlara) taksim etmeden geceledim."

 

 

35514. Ukbe b. el-Haris der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikindi namazını kılıp hızlı bir şekilde çıkıp gitti. Halk onun süratli bir şekilde gidişine şaştı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halkın yanına çıktığında yüzlerindeki hayret ifadesini anladı ve: "Evde bir miktar altın -veya gümüş- olduğunu hatırladım ve gece de yanımda kalmasını istemediğim için taksim edilmesini emrettim" buyurdu.

 

 

35515. İbn Ömer bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hz. Fatıma'nın yanına gitti ve kapısında bir örtü olduğunu görünce girmedi. Resulullah (Ehl-i beytine) uğrayacağı zaman çoğunlukla ilk ona uğrardı. Hz. Ali gelip Hz. Fatıma'nın üzgün olduğunu görünce: "Neyin var?" diye sordu. Hz. Fatıma: "Resulullah yanıma (girmek için) geldi, ama içeriye girmedi" deyince Hz. Ali, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gidip: "Ya Resulallah! Fatıma, yanına girmek için gelip girmemenden dolayı çok üzülmüş" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Dünyadan bana ne -veya dünya süsünden bana ne" karşılığını verince Hz. Ali Hz. Fatıma'ya gidip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözlerini aktardı. Hz. Fatıma: "Resulullah'a ne yapmamı emrettiğini sor?" deyince Resulullah: "Ona, perdeyi falan aileye göndermesini söyle" buyurdu.

 

 

33516. Eş'as, Hasan'ın şöyle dediğini nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kızı Fatıma'nın evine geldi ve kapıda asılmış bir perde olduğunu görünce geri döndü. Hz. Ali, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip: "Bana, kızın Fatıma'nın yanına gidip evine girmediğin söylendi" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onun evine Allah için verilmiş bir nesneyi serdiğini gördüm" karşılığını verdi. Hasan'a: "o örtü ne idi?" diye sorulunca: "Dört dirhem değerinde Arap işi bir perdeydi. Fatıma o perdeyi evinin arka tarafına seriyordu" dedi.

 

 

35517. Hasan(-ı Basri) der ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarının giysilerinin değeri altı (dirhem) civarında bir şeydi."

 

 

35518. Sa'd'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rızkın en hayırlısı, yetecek kadar olanı; zikrin en hayırlı sı ise, gizli olanı dır."

 

 

35519. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Allahım! Muhammed ailesinin rızkını kendilerini doyuracak kadar yap.''

 

 

35520. Abdullah (b. Mes'ud)'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Mülk (taşınmaz) edinmeyiniz, böyle yaparsanız dünyaya rağbet edersiniz." Abdullah dedi ki: "Razan'daki arazi Razan'dakilerde, Medine'deki araziler de Medine halkının elinde kalsın."

 

 

35521. Ka'b b. Malik, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir: "Aç olup koyun sürüsüne saldıran iki kurdun verdiği zarar, kişinin mala ve makama olan hırsının, dinine verdiği zarardan daha çok değildir."

 

 

35522. Ebu Said el-Hud rı, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) minberde şöyle dediğini nakleder: "Sizin için en fazla korktuğum şey, Yüce Allah'ın yerden bitirdikleri veya dünyanın güzellikleridir." Bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Hiç hayır, şer getirir mi?" diye sorunca Resulullah o kadar suskun kaldı ve terledi ki kendisine vahiy geldiğini zannettik. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şöyle dedi: "Sadece hayır kastederek soru soran kimdir? Hayır sadece hayırla gelir, ama dünya yeşil ve tatlıdır. Her baharda biten her bitki aşırı derecede yenilip karnı tamamiyle doldurmaktan dolayı öldürür veya helake yaklaştırır. Lakin, yeşil ot yiyen böyle değildir. Yeşil otu yiyen hayvan, ölüm tehlikesinden korunmuştur. Bu hayvan o yeşil otu yer, nihayet iki böğrü güneşe döner. Kolayca dışkısını çıkarıp idrarını yapar. Sonra geviş getirir. Her kim malı haklı yoldan alırsa kendisi için o mal bereketli kılınır. Her kim de haksız olarak bir mal alırsa onun misali, daima yiyen, bir türlü doymayan kişi gibidir.''

 

 

35523. Havle, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Dünya cazip ve tatlıdır. Kim onu hakkıyla alırsa kendisine bereketli kılınır. Allah ve Resulünün malını razı olmayacakları yollarda kullanan nice kişiler vardır ki Kıyamet günü o kişi için cehennem vardır.''

 

 

35524, Hakım b. Hizam der ki: Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir şey istedim, istediğimi bana verdi. Sonra bir daha istedim, istediğimi verdi, bir daha isteyince, istediğimi verdikten sonra şöyle dedi. "Bu mal cazip ve tatlıdır. Kim onu gönül hoşluğuyla alırsa, bu mal kendisine bereketli kılınır. Kim onu verenin rızası olmadan alırsa, bu malonun için bereketli kılınmaz. Bu kişi yiyip doymayan kişiye benzer. Veren el, alan elden üstündür."

 

 

35525. Muaviye'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bu mal cezbedici ve tatlıdır. Kim onu hakkıyla alırsa bu malona bereketli kılınır."

 

 

35526. Ebu Zer der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe verirken bir adam kalkıp: "Ya Resulallah! Kıtlık (dabu') bizi yedi bitirdi" dedi. Halk onu itip düşürünce adam kalkıp bağırarak aynı şeyi söyledi. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona dönüp şöyle dedi: "Sİzİn İçİn en çok korktuğum şey dünyanın sİze meyletmesidir. Keşke ümmetim altından yapılmış şeyleri giymeseydi." (Muhammed b. Fudayl der ki: Zeyd'e: "Dabu' nedir?" diye sorunca, "Kıtlık" cevabını verdi.) 

 

 

35527. Ebu Zer der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kabe'nin gölgesinde otururken yanına gittim. Beni görünce: "Kabe'nin Rabbine yemin ederim ki onlar en fazla zarar edenlerdir" dedi. Gelip oturdum ve kalkmadan önce: "Ya Resulallah! Annem babam sana feda olsun. Zarar edenler kimlerdir?" diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Malları çok olanlardır, ancak malından şuraya buraya infakta bulunanlar müstesna" buyurdu ve bunu derken göstermek için önünü arkasını, sağını, solunu gösterdi.

 

 

35528. İbn Ömer, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Ey müminlerin fakirleri! Size müjdeler olsun. Müslüman fakirler, zenginlerden (ahiret günleriyle) yarım gün, yani (dünya günleriyle) beşyüz yıl önce Cennete girerler."

 

 

35529. Bureyde el-Eslemi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Sizden birine dünyalık olarak bir hizmetçi ve bir binek yeterlidir."

 

 

35530. İbn Abbas bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahipleri tarafından atılmış ölü bir oğlağın yanından geçerken: "Dünya, Allah katında bu oğlağın sahibi yanındaki değeri kadar bile değerli değildir" dedi.

 

 

35531. Abdullah b. Rubayyia der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolculuk yaparken atılmış bir oğlak gördü ve: "Sizce sahiplerinin yanında bu oğlağın değeri yok mudur?" diye sordu. Sahabe: "Evet yoktur" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dünya da Allah katında bu oğlağın sahiplerinin yanındaki değerinden daha değersizdir" buyurdu.

 

 

35532. Cabir der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ölmüş bir oğlağın yanından geçerken: "Sizce sahipleri bu oğlağı neden attılar?" diye sordu. Sahabe: "Ya Resulallah! Ölmüş bir oğlağı sahipleri ne yapacak?" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dünya da Allah katında bu oğlağın sahiplerinin yanındaki değerinden daha değersizdir."

 

 

35533. Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Müslüman fakirler, zenginlerden (ahiret günleriyle) yarım gün, yani (dünya günleriyle) beşyüz yıl önce Cennete girerler."

 

 

35534. Enes'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Eğer bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız."

 

 

35535. Hz. Aişe bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah!

Kıyamet günü insanlar nasıl haşrolunacak?" diye sorunca, "Çıplak ve yalınayak bir şekilde" buyurdu. Ben: "Kadınlar da mı?" deyince ise, "Kadınlar da" karşılığını verdi. Ben: "Ya Resulallah! Utanmayacak mıyız?" diye sorduğumda ise Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle karşılık verdi. "O zaman durum insanların birbirine bakamayacağı kadar zor olacaktır."

 

 

35536. İbn Abbas, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe verirken şöyle buyurduğunu nakleder: "Yüce Allah'a, yaya, yalınayak, çıplak ve sünnetsiz bir şekilde kavuşacaksınız."

 

 

35537. Ebu Zer dedi ki: "Ey insanlar! Konuşun, ama yemin etmeyin. Doğru ve (doğru olduğu Yüce Allah tarafından) Doğrulanmış olan zat (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana şöyle anlattı: "Kıyamet günü insanlar üç grup halinde haşrolunur. Bir grup yiyeceğini yemiş, giyeceğini giymiş ve bineğine binmiş şekilde; bir grup yürüyerek ve koşarak yürürlerken, başka bir grubu ise melekler yüzüstü sürükler." Biz: "iki grubu anladık, yürüyen ve koşan grup nedir?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah o günü öyle bir binek sıkıntısı verir ki binilecek tek bir hayvan bile bulunamaz. Hatta kişi yaşlı bir deve için bile yüksek bir yerde ve çok güzelolan bahçesini vermek ister, ama onu bile bulamaz."

 

 

35538. İbn Abbas bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayağa kalkıp bize nasihatta bulunup şöyle dedi: "Sizler Yüce Allah'ın huzuruna yalınayak ve çıplak olarak haşrolacaksınız. ''Yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.'' (Enbiya Sur. 104) İlk çıkarılacak giysi İbrahimu'l-Halil'in (a.s.) giysisidir. Sonra sizden bir topluluğu sol taraftan alırlar ve ben: ''Ya Rabbi! Bunlar benim ashabımdır'' derim. Bana:' ''Senden sonra ne yaptıklarını bilmiyorsun. Onlar (Senden sonra) gerisin geri eski hallerine dönüp öyle kaldılar'' denir. O zaman ben salih olan kulun (Hz. İsa'nın) dediğini derim: ''Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahidim ... Şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin'' (Maide Sur. 117-118) 

 

 

35539. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlar üç şekilde haşrolunurlar: Bir kesimi Allah'ın rahmetini umarak ve azabından korkarak haşredilirken, bir kesimi de (binek sıkıntısından) tek bir deveye ikişer ve üçer kişi binerek haşredilirler."

 

 

35540. Hz. Aişe der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kıyamet günü hesaba çekilen azaba uğrar" deyince ben: "Yüce Allah ''Kolay bir hesapla hesaba çekilecek'' (inşikak Sur. 8) buyurmuyor mu?" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu hesab, o değildir. O, hesabın arzedilmesidir. Kıyamet gününde hesaba inceden inceye çekilen bir kimse azaba uğratılır" buyurdu.

 

 

35541. Enes, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kıyamet günü Cennetlik olanlardan Dünyada en büyük musibete maruz kalan getirilir ve Yüce Allah: ''Bunu Cennete sokup çıkarınız'' buyurur. Adamı Cennete sokup çıkardıklarında Yüce Allah: ''Ey Ademoğlu! (Dünyadayken) hiçbir kötülük veya istemediğin bir şey gördün mü?'' diye sorunca kul: ''İzzetine yemin ederim ki sevmediğim hiçbir şey görmedim'' der. Sonra dünyadayken en fazla nimetlere sahib olan birisi getirilir ve Yüce Allah: ''Bunu Cehenneme daldırınız'' buyurur. Cehenneme daldırılıp çıkarılınca Yüce Allah: ''Ey Ademoğlu! (Dünyadayken) hoşuna giden bir şey gördün mü?'' diye sorar. Kul: ''İzzetine yemin ederim ki hiçbir hayır görmedim'' der."

 

 

35542. Enes der ki: Ben, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hizmet ederdim. Bir gün bana: "Yanında bize yedireceğin bir şey var mı?" diye sorunca, ben: "Evet ey Allah'ın Resulü! Dünkü yemekten artan yemek var" dedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir günün yemeğini diğer güne bırakmamanı söylemedim mi?" buyurdu.

 

 

35543. Hz. Aişe der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat edene kadar bir defalığına dahi olsa üç gün peşpeşe buğday ekmeğine doymuş değildir.''

 

 

35544. Kasım, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini nakleder: "Bizler bazen bir ay veya on beş gün boyunca evde ne kandil yakmak, ne de başka bir sebeple evimize ateş girmezdL" Ben: "Neyle besleniyordunuz?" diye sorunca Hz. Aişe: "iki siyah olan su ve hurmayla. Allah onlara hayırlar versin; bizim Ensar'dan develeri olan komşularımız vardı; bazen bizlere sütlerinden gönderirlerdi" dedi.

 

 

35545. Ata b. Yesar der ki: Dünya, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşısına dikilince: "Ben seni istemiyorum" buyurdu. Dünya: ''Sen beni istemezsen başkası isterfl karşılığını verdi.

 

 

35546. Amr b. Kays, Resulullah'ın: "ilmin fazileti ibadetin faziletinden daha fazladır, Dininizin temeli ise vera' (günah korkusu)dur" buyurduğunu bildiriyor.

 

 

35547. Hz. Aişe bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ya Resulallah! Kıyamet günü ailenizi hatırlayacak mısınız?" diye sorunca, şöyle buyurdu: "Üç yerde hayır: Amel defterlerinin verileceği zaman, Mizan'da ve Sırat'ta.''

 

 

35548. Behz b. Hakım, babasından, o da dedesinden naklediyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! Nerede ikamet etmemi emredersin?" diye sorunca, "Şurada" deyip eliyle Şam tarafını işaret etti ve şöyle devam etti: "Yaya ve süvari olarak haşrolacaksınız ve yüzüstü sürünerek te diriltileceksiniz.''

 

 

35549. Harun b. Ebi Veki, babasından naklediyor: "Bu gün size dininizi tamamladım" (Maide Sur. 3) ayeti, Hacc-ı Ekber zamanı nazil olduğu vakit Hz. Ömer ağlayıp ta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neden ağlıyorsun?" diye sorunca Hz. Ömer: "Ya Resulallah! Beni ağlatan şu ki biz, dinimiz bakımından bir artış içerisinde bulunuyorduk. Bu dın artık kemale erdiğine göre, ne kadar kemal bulmuş bir şey varsa artık mutlaka eksilmeye başlar" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Doğru söyledin" buyurdu.

 

 

35550. Hasan(-ı Basri), Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah katında en değerli iki damla; yolunda dökülen kan damlası ile gece yarısı uyanıp Allah korkusuyla gözden dökülen gözyaşıdır. Allah katında en değerli lokma, sabır ve metanet içinde sahibi tarafından karşılanan acı lokma ile, sahibi tarafından yutulan öfke lokmasıdır" buyurduğunu bildiriyor.

 

 

35551. Hasan(-ı Basri) der ki: "Yaptığı ibadet Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o kadar çok etkilerdi ki, halkın yanına çıktığı zaman dibi delinmiş su tulumu gibi ağlamış olduğu görülürdü."

 

 

35552. Ebu Hureyre'nin bildirdığine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Mümin, rüzgarın devamlı esip savurduğu ekine benzer. Mümine musibet her zaman isabet eder. Kafir ise selviye benzer. Kesilmeden sallanmaz."

 

 

35553. Ka'b b. Malik, babasından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Mümin taze ekine benzer. (Olgunlaşıp) sararana kadar rüzgar ona vurup bazen yere yatırır, bazen doğrultur. Kafir ise köklerine tutunmuş selvi ağacına benzer. Kesilip yere serilmeden yerinden kımıldamaz. ''

 

 

35554. Ebu Musa, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini nakleder: "Mümin, mümin için birbirine destek veren bir binanın tuğlaları gibidir"

 

 

35555. Abdullah b. Ömer der ki: "Mümin hurma ağacı gibidir. Temiz şeyi yer ve temiz şey (meyve) verir."

 

 

35556. Nu'man b. Beşir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dediğini bildirir: "Müminler tek bir insana (bedene) benzerler. Eğer bu kişinin başı hastalanırsa diğer azalan da bu yüzden ateşlenir ve uykusuzluk çekerler."

 

 

35557. Sehl b. Sa'd'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İman ehlinden olan mümin, bedendeki baş gibidir. Mümin iman ehlinin acısını, bedenin başta olan acıyı hissettiği gibi hisseder."

 

 

35558. Nu'man b. Beşir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildiriyor: "Mümin(ler) bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri acı duyduğunda bunu bütün beden hisseder."

 

 

35559. Hasan(-ı Basri)'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Nefsini yükselten (kibidenen) hiçbir kul yoktur ki Allah onu alçaltmasın. Nefsini alçaltan (tevazu gösteren) hiçbir kul yoktur ki Allah onu yüceltmesin. ''

 

 

35560. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Bana Kur'an oku" deyince ben: "Ya Resulallah! Kur'an sana nazil olduğu halde sana Kur'an mı okuyacağım?" dedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben Kur'an'ı benden başkasından dinlemek istiyorum" dedi. Ben Nisa Suresini okuyup: "Her ümmetten bir şahit getirip seni de bunlara şahit getirdiğimiz zaman" (Nisa Sur. 41) ayetine geldiğim zaman başımı kaldırdığımda veya bir adam beni dürttüğünde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gözyaşlarının aktığını gördüm.

 

 

35561. Abdullah b. Busr bildiriyor: Bir bedevi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "insanların hangisi daha hayırlıdır?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ömrü uzun olup ameli güzel olandır" buyurdu.

 

 

35562. Cabir b. Abdillah, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder: "Kişinin ömürünün uzun olup, yüce Allah'ın bu kişiye kendisine yönelmeyi nasib etmesi, bu kişinin mutluluğundandır."

 

 

35563. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizin en hayırlınız, ömrü en uzun olup ameli en güzel olanınızdır" buyurdu.

 

 

35564. Abdullah b. Şeddad bildiriyor: Uzre oğullarından üç kişi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip Müslüman oldular. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim benim yerime bunları ağırlar?" deyince, Talha: "Ben ağırlarım'' dedi. Onlar benim yanımdayken halka sefer ilanı verildi. Bu üç kişiden biri bu savaşa katılıp şehid oldu. Sonra bir daha savaşa çıkılacağı bildirilince ikincisi çıkıp o da şehid oldu. Üçüncüsü ise hastalanarak yatağında öldü.

Talha şöyle anlatır: Rüyamda Cennete sokulduğumu gördüm. Orada bu üç kişiyi de görüp tanıdım. içlerinden Cennete ilk giren kişi yatağında ölen kişiydi. Onun ardından ikinci savaşta şehit edilen kişi girdi. ilk şehit olan kişinin ise en sonda Cennete girdiğini gördüm. Bu durum benim de aklımı kurcaladı. Sonrasında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip bunu kendisine anlatınca, şöyle buyurdu:

"Allah katında, Müslüman olarak yaşayıp tehlil, tekbir ve tesbih getirip O'na hamd eden kişiden daha üstünü yoktur.''

 

 

35565. Abdurrahman b. Ebi Bekre, babasından bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adam gelip, "insanların hangisi daha hayırlıdır?'' diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ömrü uzun olup ameli güzel alandır" buyurdu. "insanların en kötüsü kimdir?'' sorusuna ise: "Ömrü uzun olup ameli kötü alandır" karşılığını verdi.

 

 

35566. Ubeydullah b. Halid es-Sülemi bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki kişiyi kardeş yaptı. Birisi öldürüldü, ondan sonra diğeri de öldürüldü. (ikinci) adamın namazını kılınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne dediniz?" diye sordu. Biz: ilKendisini arkadaşına kavuşturması için dua ettikıl deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İlk ölenden sonra, bunun kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve ameller ne olacak?" -Ravi orucun zikredildiğinden emin değil- "Aralarındaki amel farkı yerle gök arası kadardır" buyurdu.

 

 

35567. Hz. Abbas der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aramızda ne kadar kalacağını biliyorum. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ya Resulallah! Yüksek bir yer yaptırıp insanlara oradan hitab etsen. Böyle seni rahatsız ediyorlar'' dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yüce Allah onlardan beni rahatlatana kadar aralarında kalıp eteğime basacaklar, ridamdan çekecekler ve tozları bana isabet edecek" buyurdu. (Ben bu sözünden anladım ki yakında vefat edecek.)

 

 

35568. Hasan(-ı Basri) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halka kendini örnek olarak gösteriyordu, hatta kendi giysilerini deriyle yamamaya başladı. Üç gün arka arkaya hem sabah, hem de akşam yemeği yemedi.

 

 

35569. Behz b. hakım, babasından, o da dedesinden bildiriyor: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! Bizim dinimiz bu mudur?" deyince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizin dininiz budur. Her nerede iyilik yaparsan (bu iyiliğin Allah katında) sana yeterlidir.''

 

 

35570. Muttalib b. Hantab'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim: ''Allah dünyayı kötü eylesin'' derse, Dünya: ''Allah aramızda kendisine en fazla isyan edeni kötü eylesin'' der.''

 

 

35571. Said el-Makburi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildiriyor: "İnsanların en hayırlısı, ondan iyilik umulup şerrinden emin olunan kişidir. İnsanların en kötüsü ise ondan hayır beklenmeyip şerrinden emin olunmayan kişidir.''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Sahabenin Zühdü

Hz. Ebu Bekr es-Sıddik'in Sözleri