m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zühd

 

Ömer b. el-Hattab'ın Sözleri

 

35583. Hz. Ömer'in azatlısı Eslem bildiriyor: Hz. Ömer ile Şam'a geldiğimiz zaman devesini çökertti ve ihtiyaç gidermek için gitti. Ben giysimi semerin üzerine attım. Hz. Ömer gelip elbisenin üzerine oturdu. Hz. Ömer'i karşılayan Şam halkıyla karşılaşınca onlar (Hz. Ömer'in kim olduğunu anlamak için) bakmaya başladılar. Ben onlara Hz. Ömer'i işaret ediyordum. Ömer de şöyle diyordu: ''Onlar (beni) dinsizlerin (Acemlerin) atları üzerinde görmek istiyorlar,"

 

 

35584. Kays bildiriyor: Hz. Ömer devesi üzerinde Şam'a geldiği zaman halk onu karşılayıp: "Ey müminlerin emiri! Halkın büyükleri ve ileri gelenleri seni karşılayacağından, bir beygire binsen'' deyince, Ömer: liSakın sizi bir daha bu şekilde görmemeyim!" dedi ve eliyle göğe işaret ederek şöyle devam etti: "Bu şekilde olmamın emri oradan gelmektedir."

 

 

35585. Tarık b. Şihab bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman ordu onu karşılamaya çıktı. Üzerinde izarı, terlikleri ve başında da sarığı vardı. Devesinin yularından tutmuş suyu geçmeye çalışıyordu. Ona: "Ey müminlerin emiri! Ordu komutanları ile patrikler seni karşılayacaklar, sense bu haldesin I" dediklerinde, Ömer: "Yüce Allah bizleri islam'la aziz kıldı. Bunun için izzeti başkasında arayacak değiliz!" karşılığını verdi.

 

 

35586. Hz. Ömer şöyle yazdı: "Dünya cezbedici ve tatlıdır. Kim onu hakkıyla alırsa bu malın kendisine bereketli kılınmasına layık olur. Bunu başka bir şekilde elde eden ise yiyip doymayan kişi gibidir."

 

 

35587. İbrahim b. Abdirrahman b. Avf der ki: Kisra'nın ailesinin hazineleri Hz.

Ömer'e getirilince o kadar gümüş ve altın vardı ki neredeyse (ona bakan) gözleri kamaştırıyordu. Hz. Ömer hazineleri görünce ağladı. Abdurrahman: "Neden ağlıyorsun ey müminlerin emiri! Bugün şükür, mutluluk ve sevinç günüdür" deyince Hz. Ömer: "Bunlar, hangi kavimde çoğalırsa Yüce Allah o topluluk arasına düşmanlık ve kin sokar" karşılığını verdi.

 

 

35588. Enes der ki: "Hz. Ömer'in gömleğinin omuz kısmında dört yama gördüm."

 

 

35589. Said b. Ebi Burde, Hz. Ömer'in, Ebu Musa'ya şöyle yazdığını nakleder:

"Derim ki: idarecilerin en mutlusu, idaresi altında olanların mutlu olduğu kişidir. Allah katında, idarecilerin en bedbahtı ise idaresi altında olanları bedbaht alandır. (Dünya malına karşı) hırslı olmaktan sakın, sen hırslı olursan, memurların da hırslı olur. O zaman da sen Allah katında, yeşilliğe bakıp beslenmek için yiyip içen hayvan mesabesinde olursun. Hayvanın ölümü (kesilmesi) besili olması sebebiyledir. Allah'ın selamı üzerine olsun."

 

 

35590. Hz. Ömer der ki: "idare edilenler, idareciler Allah'a bağlı olduğu müddetçe idarecilere bağlıdır. Eğer idareciler (mala karşı) hırs içinde olurlarsa onlar da hırslı olurlar."

 

 

35591. Hz. Ömer der ki: "Seni ilgilendirmeyen şeye karışma. Düşmanından uzak dur. Güvenilir olan hariç dostuna dikkat et. Şunu bil ki bir topluluğun güvenilir olanı gibisi yoktur. Facirle de arkadaş olma; yoksa sana fücuru öğretir. Ona sırrını da verme. işlerinde de Allah'tan korkanlarla istişare et.''

 

 

35592. Muhammed b. SOka anlatıyor: Nuaym b. Ebi Hind'in yanına gittiğimde bana Ebu Ubeyde b. el-Cerrah ve Muaz b. Cebel'in, Ömer b. el-Hattab'a yazdıkları bir mektubu çıkardı. Mektupta şöyle yazıyordu: "Allah'ın selamı üzerinde olsun. Sonrasına gelince; bu ümmetin, kızılı olsun siyahı olsun tüm Müslümanlarının idaresi sana verilmiştir. Bil ki huzuruna eşraftan, avamdan, düşman ve dost bir çok kişi çıkacaktır ve her birinin de adaletten payını vermen lazımdır. Onun için ey Ömer! Onlar karşısında nasıl davranacağına dikkat et. Seni öyle bir güne karşı uyarıyoruz ki o gün yüzlerde tedirginlik, kalplerde katılık olacak, tüm mazeretler geçersiz sayılacaktır. O gün her şeyin hükümranı (olan Allah) tüm insanları gücüyle sultası altına alacak, tüm insanlar onun rahmetini umup azabından da çekinerek huzurunda toplanacaklardır. Biz de kendi aramızda bu ümmetin son zamanlarında geleceği durumu konuşmuş, açıktan dost görünenlerin gizliden düşman olacaklarını söylemiştik. Sana gönderdiğimiz bu mektup bizim kalplerimizde yer etmiştir ve senin de kalbinin dışında bir yerde durmasından Allah'a sığınırız. Zira biz mektupta sana ancak nasihat olan bir şey yazmışızdır. Allah'ın selamı üzerine olsun."

Bunun üzerine Ömer de cevaben onlara şöyle yazdı: "Ömer b. el-Hattab'tan, Ebu Ubeyde ile Muaz b. Cebel'e! Allah'ın selamı üzerinize olsun! Sonrasına gelince, bana bir mektup yazarak içinde bulunduğum durumun önemini, kızılı ve siyahıyla bu ümmetin tüm Müslümanlarının idaresini üstlendiğimi, huzuruma eşraftan, avamdan, düşman ve dost olan her türlü kişinin çıkacağını, bunların her birinin adaletten nasibini almaları gerektiğini ve böylesi bir durumda üzerime düşeni yapmam gerektiğini, böylesi bir durumda Yüce Allah'ın inayetinden başka Ömer'in hiçbir dayanağının olamayacağını yazmışsınız. Yine daha önceki toplulukların uyarıldığı şeyle beni uyarmışsınız ve belirttiğiniz gibi zamanın gecesi ve gündüzün insanların ecellerini getirmiş, uzağı yakınlaştırıp her yeni olan şeyi eskitmişlerdir. insanlar nihai menzilleri olan Cennet ve Cehenneme ulaşana dek de zaman vaad edilmiş her türlü şeyi başlarına getirecektir. Yine bu ümmetin son zamanlarında düşeceği durumu aranızda müzakere ettiğinizi ve bu durumda açıktan dost görünenlerin gizliden düşmanlık besleyeceğini belirtmişsiniz. Bilin ki siz onlardan değilsiniz, zira bu zaman o düşündüğünüz zaman değildir. O zamanlarda arzular ve korkular ortaya çıkacak, insanların bazılarının arzusu dünya nimetleri elde etmek, bazılarının korkusu da birbirlerinden olacaktır. Mektubunuzda, sizin kalplerinizde yer eden bu nasihatin benim de kalbim dışında bir yerde durmasından Allah'a sığınmışsınız. Bilin ki bana yazdığınız şeylerde hep doğruyu söylemişsiniz. Bana yazmaktan geri durmayın, zira sizden ayrı duramam. Allah'ın selamı üzerinize olsun."

 

 

35593. Ömer b. el-Hattab şöyle derdi: "Allahım! Beni gaflet içinde olduğum bir anda öldürmenden, beni gaflet içinde bırakmandan veya beni gafillerden yapmandan Sana sığınırım."

 

 

35594. Yesar b. Numeyr der ki: "Vallahi! Hz. Ömer'e ne zaman un elediysem, bunu hep rızası dışında yaptım."

 

 

35595. Hz. Ömer der ki: "Hamuru güzel yoğurunuz. Böyle yaparsanız aynı unla daha fazla ekmek yaparsınız."

 

 

35596. Yunus bildiriyor: Hasan(-ı Basri), Hz. Ömer zikredildiği zaman şöyle derdi: "Vallahi! (Sahabenin) ilk Müslüman olanı değildi. Yine Allah yolunda en fazla infakta bulunan da değildi. Ama o dünyaya karşı olan zühdü ve Allah'ın emrini uygulamadaki kararlılığıyla ileri geçti. O Allah yolunda, kendisini kınayanın kınamasından korkmazdı"

 

 

35597. Hasan(-ı Basri) der ki: "Hz. Ömer, öldürülene kadar sadece tereyağı veya hayvansal yağ ya da güzel kokular karıştırılmış zeytin yağı süründü."

 

 

35598. Hasan(-ı Basri) der ki: "Ömer b. el-Hattab gece ibadet yaparken bir ayete gelir ve ayetin tesiriyle ağlamaktan nefesi tıkanıp yere düşerdi. Sonra evine girer ve uzun süre dışarıya çıkmadığı için halk onun hasta olduğunu zannedip ziyaret ederdi."

 

 

35599. Hasan(-ı Basri) bildiriyor: Hz. Ömer, Abdullah b. Ömer ile yolda yürürken, düşüp kalkan bitkin bir kız çocuğu gördüler. Hz. Ömer: "Bu ne kadar sıkıntılı görünmektedir! Bu yetimin kim olduğunu bilen var mı?" deyince, Abdullah:

"Vallahi bu senin kızlarından biridir" cevabını verdi. Hz. Ömer: "Kızlarımdan biri mi?" deyince ise Abdullah: "Evet" karşılığını verdi. Hz. Ömer: "Kim bu?" diye sorunca Abdullah: "Abdullah b. Ömer'in kızıdır" cevabını verdi. Hz. Ömer: "Yazıklar olsun sana ey Abdullah b. Ömer! Sen bu kızı zayıflıktan helak etmişsin" deyince Abdullah: "Ne yapalım; yanındakilerden bize vermedin" karşılığını verdi. Hz. Ömer Abdullah'a bakıp: "Benim yanımda olanlar, başkalarının yaptığı gibi kızların için kazanmana engel mi oldu. Vallahi senin benden alacağın, ancak diğer Müslümanlarla beraber sana düşen hissendir" dedi.

 

 

35600. Hz. Ömer bir hutbesinde şöyle dedi: "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan ve hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, huzura alınacağınız gün için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmaz."

 

 

35601. Sa'd der ki: "Vallahi (Ömer) ne ilk müslüman olanımız, ne de ilk hicret edenimiz değildi; ama hangi şeyle bizden üstün olduğunu biliyorum: Dünyada hepimizden zahid idi."

 

 

35602. Hz. Ömer der ki: "Eğer kul Allah için tevazu gösterirse Yüce Allah onu yüceltir ve: ''Yücel! Allah seni yüceltsin'' der. Eğer kul böbürlenip haddi aşarsa Yüce Allah onu onu yere çalar ve: ''Alçal! Allah da seni alçaltsın'' der. Bu kişi kendini büyük görse de, halkın gözünde küçüktür; hatta bu kişi Allah katında bir domuzdan bile daha hakirdir.''

 

 

35603. Said b. el-Müseyyeb bildiriyor: "Hz. Ömer bir yolculuğunda topraktan bir yığın yapıp giysisini üzerine koyarak ona yaslandı."

 

 

35604. Mus'ab b. Muhammed, Gifar kabilesinden bir adamın, babasından şöyle naklettiğini bildirir: (Medine'ye 100 km. mesafedeki) (ar denilen yerden zekat develerinden birine yüklediğim bir miktar yiyecek getirdim. Hz. Ömer yiyecekleri bakışlarıyla süzdükten sonra onları taşıyan genç deveyi çok beğendi. Ona: "Ey müminlerin emiri! Onu al" dedim. Eliyle omuzuma vurarak: "Vallahi! Ben bunu almada Gifarlı bir adamdan daha çok hak sahibi değilim" dedi.

 

 

35605. Muhammed b. Yahya b. Habban bildiriyor: Hz. Ömer'in önünde içinde doğranmış ekmek de bulunan bir sofra varken bedeviyi andıran bir adam geldi. Hz. Ömer adama: "Ye!" deyince adam sofranın kenarında duran yağ parçalarına bakmaya başladı. Ömer: "Sanırım bunlardan yoksun birisin!" deyince, adam:

"Vallahi şu ana kadar ne yağın tadına bakmışım, ne de yiyen birini görmüşüm" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ömer: "Vallahi insanların ilk yiyeceği şey, yağ oluncaya kadar ben de yağı ağzıma koymayacağım!" dedi.

 

 

35606. Hz. Ömer der ki: "Çok tövbe edenlerle oturunuz. Çünkü onlar en yufka yürekli olan kişilerdir."

 

 

35607. Hz. Ömer der ki: "Allah yolunda (cihada) yürümesem veya Allah için alnımı toprağa koymasam ya da hurmayı seçtikleri gibi sözün güzelini seçip söyleyen bir toplulukla oturmasam, Allah'a ulaşmayı (ölmeyi) isterdim."

 

 

35608. Hz. Ömer şöyle dedi: "Hakkı isteyen, herkes tarafından bilinmesini istemediği bir şeyi gizlice yapmasın."

 

 

35609. Hz. Ömer: "KıŞ, (gece ibadeti yapmak isteyen) abid için ganimettir" dedi.

 

 

35610. Ata el-Horasanı bildiriyor: Ömer b. el-Hattab bir müddet beraber oturduğu kişilerden ayrı kaldı. Akşam vakti yanlarına çıkınca: "Neden yanımıza çıkmadın?" diye sordular. Hz. Ömer "Elbiselerimi yıkadım. Kuruduklarında ise yanınıza çıktım" dedi.

 

 

35611. Hz. Ömer, Ebu Musa'ya şöyle yazdı: "Ahiret saadetine, dünyada zahid olmaktan daha üstünüyle ulaşamazsın."

 

 

35612. Abdurrahman b. Ebi Leyla bildiriyor: Irak'tan bir topluluk Hz. Ömer'in yanına geldiler. Onların (önlerine konan yemeği) istemeyerek yediklerini görünce şöyle dedi: "Bu nedir ey Irak halkı! Eğer isteseydim size verilen yumuşak ve lezzetli yemekleri ben de yerdim. Fakat biz dünyadaki güzel şeyleri ahirette bulmak üzere bırakıyoruz. Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu duymadınız mı: "Dünyadaki hayatınızda sizin için güzelolan her şeyi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. (Ahkaf Sur. 20)

 

 

35613. Hişam b. Urve, babasından naklediyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman gömleği arka taraftan yırtılmıştı. Gömleği Bizans yapımı kalın kumaşlı bir gömlekti. Bunun üzerine gömleği dikmesi için Ezraat'lı veya Eyle'li birine gönderdi. O da gömleği yıkayıp yırtık yerlerine yama dikti. Ayrıca ona beyaz ketenden bir gömlek daha dikti. Sonra her iki gömleği de alıp Ömer'e geldi. Önce ona diktiği keten gömleği verdi. Ömer gömleği alıp dokundu: "Bu yumuşakmış!" dedi ve onu yere attı. Sonra da: "Bana kendi gömleğimi ver, zira o teri daha fazla çekip kurutur" dedi.

 

 

35614. Hz. Ömer şöyle derdi: "Yüce Allah mü mini korur. Nitekim Asım b. Sabit b. el-Eflah hiçbir müşrike dokunmayacağına ve kendini hiçbir müşrike dokundurtmayacağına dair yemin etmişti. Yüce Allah onu hayattayken bir müşriğe dokunmaktan veya müşriğin kendisine dokunmasından koruduğu gibi ölümünden sonra da korudu."

 

 

35615. İbn Ömer der ki: Hz. Ömer'e ekmek, et, süt, yağ, sebze, sirke getirilir ve o da yerdi. Sonra parmaklarını yalayıp ellerini birbirine sürerek: "Bunlar Ömer ailesinin mendilleridir" derdi.

 

 

35616. Hz. Ömer der ki: "Dünya, ahirete göre tavşanın bir sıçrayışı kadar kısadır."

 

 

35617. Hz. Ömer der ki: "Seni ilgilendirmeyen şeye karışma. Düşmanından uzak dur. Güvenilir olan hariç, dostuna dikkat et. Allah'tan korkanlar dışında güvenilir kimse yoktur. Facirle de arkadaş olma; yoksa sana fücuru öğretir. Ona sırrını da verme. işlerinde de Allah'tan korkanlarla istişare et."

 

 

35618. Hz. Ömer der ki: "Uzlette (yalnız yaşamakta), kötülerle birlikte olmaktan kurtuluş vardır."

 

 

35619. Habıb bildiriyor: Irak'tan, aralarında Abdullah b. Cerir'in de bulunduğu bir grup Hz. Ömer'e gelince Hz. Ömer onlara içinde ekmek ve yağ olan bir sahan getirdi ve: "Yiyiniz!" dedi. Onlar isteksiz bir şekilde yemeye başlayınca Hz. Ömer şöyle dedi: "iştahlı bir şekilde yemediğinizi görüyorum. Ne istiyorsunuz? Tatlı, ekşi, sıcak ve soğuk şeylerle karnınızı doldurmak mı?"

 

 

35620. Habıb, bir dostundan naklediyor: "Hz. Ömer bir yemeğe davet edildildiğinde birden çok çeşit yemek getirilirse, yemekleri birbirine katıp öyle yerdi."

 

 

35621. Abdullah b. Amir bildiriyor: Hz. Ömer'in yerden bir saman çöpünü kaldırıp şöyle dediğini gördüm: "Keşke bu saman olsaydım. Keşke hiçbirşey olmasaydım. Keşke annem beni doğurmasaydı. Keşke unutulup gitseydim."

 

 

35622. İbn Ömer der ki: Hz, Ömer'in başı kucağımdayken şöyle dedi: "Başımı yere bırak annesiz kalasın! Vay halime! Eğer Rabbim bana mağfiret etmezse Ömer'in annesinin vay haline!"

 

 

35623. Huceyr b. Rabia naklediyor: Hz. Ömer "Fücur böyledir" deyip başını kaşlarına kadar örttü ve: "iyilik te böyledir" deyip başını açtı.

 

 

35624. Enes bildiriyor: Hz. Ömer zamanında pahalılık oldu ve yiyecek fiyatları arttı. Arpa ekmeği yemekten Hz. Ömer'in karnı rahatsızlanınca eliyle karnına dürterek şöyle dedi: "Vallahi! Yüce Allah insanları refaha kavuşturuncaya kadar, yanımızda sana verecek ondan başka birşey yoktur."

 

 

35625. Zeyd b. Eslem, babasından naklediyor: Hz. Ömer ile yürürken yere atılmış bir hurma gördü ve: "Onu al!" dedi. Ben: "Bir hurmayı ne yapayım ki?" deyince Hz. Ömer "Bir hurma, bir hurma daha böylece çoğalırlar" dedi. Ben hurmayı aldım, Hz. Ömer hurma kurutulan bir serginin yanından geçerken:

"Hurmayı sergiye bırak" dedi.

 

 

35626. Yahya b. Said, Abdullah b. Amir'den bildiriyor: Hz. Ömer'le (yolculuğa) çıkmıştım. Ancak dönene kadar bir çadıra girip de dinlendiğini hiç görmedim. (Ravi) dedi ki: "Peki neyle gölgelenirdi?" diye sorunca, İbn Amir: "Deriden olan bir yaygıyı ağaca atar ve altında gölgelenirdi" dedi.

 

 

35627. Hz. Ömer der ki: "Fırat kenarında bir koyun yavrusu kaybolup ölse, Yüce Allah onu benden sorar diye korkarım."

 

 

35628. Yuseyr b. Amr bildiriyor: Hz. Ömer, Şam'a geldiği zaman kendisine bir at getirildi ve ona bindi. Ancak at oynamaya başlayınca üzerinden indi ve: "Allah senin de, sana bunu öğretenin de belasını versin!" dedi.

 

 

35629. Huzeyfe bildiriyor: Hz. Ömer evinin avlusunda bir hurma kütüğüne oturmuş düşünürken girip yanına yaklaştım ve: "Seni üzen nedir ey müminlerin emiri?" dedim. Hz. Ömer eliyle şöyle işaret edince ben: "Seni üzen nedir? Vallahi senden istemediğimiz bir şey görürsek seni düzeltiriz" dedim. Hz. Ömer: "Eğer bende istemediğiniz bir şey görürseniz düzelteceğinize kendisinden başka ilah olmayan Allah adına yemin eder misiniz?" deyince ben: "Kendisinden başka ilah olmayan Allah adına yemin ederim ki; senden istemediğimiz bir şey görürsek seni düzeltiriz" dedim. Hz. Ömer bunun üzerine çok sevindi ve şöyle dedi: "Ey Muhammed'in ashabı! Aranızda, istemedikleri bir şeyi bende gördükleri zaman beni düzeltecek kişiler vareden Allah'a hamd olsun."

 

 

35630. Enes der ki: "Ömer b. el-Hattab'ın bir sa kalitesiz hurma yediğini gördüm."

 

 

35631. Zeyd b. Eslem, babasının şöyle dediğini nakleder: "Hz. Ömer'e bir sa hurma götürürdüm; "Ey Eslem, bunların kabuğunu ayır" derdi. Ben hurmaların kabuğunu ayırınca Hz. Ömer onlardan yerdi.

 

 

35632. Nu'man b. Beşir bildiriyor: Hz. Ömer'e tövbeyle ilgili sorulunca şöyle dedi: "Nasuh tövbe; kulun kötü amellerinden tövbe edip sonra onlara hiçbir zaman dönmemesidir."

 

 

35633. Nu'man b. Beşir bildiriyor: Hz. Ömer'e "Nefisler eşleştirildiği zaman" (Tekvır Sur. 7) ayetiyle ilgili sorulduğuzaman: "Salih kimse salih kimse ile Cennette eşleştirilecektir. Günahkar da günahkar ile Cehennemde eşleştirilecektir" dedi.

 

 

35634. Horasanlı bir ihtiyar olan Mıkail bildiriyor: Hz. Ömer gece (ibadetine) kalktığı zaman şöyle derdi: "Durumumu ve ihtiyacımı görüyorsun. Allahım! Beni yanından ihtiyacımı vererek, felaha ermiş, başarıyı bulmuş, Senin emirlerine icabet etmiş ve isteklerime icabet edilmiş bir şekilde döndür. Allahım! Bana mağfiret edip rahmet ettin." Namazı bitirince ise şöyle derdi: ''Allahım! Dünyada daim ve kaim olan bir şey ve durum göremiyorum. Allahım! Dünyada beni ilimle konuşan, hikmetle susan biri kıL. Allahım! Bana çok dünyalık verme yoksa azarım. Az da verme unuturum. Az olup yeten, çok olup meşgul edenden daha hayırlıdır."

 

 

35635. İbn Abbas der ki: Hz. Ömer hançerlendiği zaman yanına girdim ve: "Ey müminlerin emiri, gözün aydın! insanlar küfrederken sen müslüman oldun, halk O'nu yardımsız bırakırken sen O'nunla beraber savaştın. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman senden razıydı, senin hilafetin konusunda iki kişi bile ihtilafa düşmedi ve şehid edildin'' dedim. Hz. Ömer "Söylediklerini tekrar et" deyince ben dediklerimi tekrarladım. O, "Kendisinden başka ilah olmayana yemin ederim ki dünyadaki bütün altınlar ve gümüşler benim olsa, hesap gününün dehşetinden kurtulmak için onu verirdim'' dedi.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Ali b. Ebi Timb'in Sözleri