m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zühd

 

Ali b. Ebi Timb'in Sözleri

 

35636. Hz. Ali der ki: liSizin için iki şeyden korkuyorum: Uzun emel ve heva heves peşinde koşmak. Uzun emel kişiye ahireti unutturur. Heva heves peşinde koşmak ise kişiyi haktan ayırır. Dünya çekmiş gidiyor, ahiret ise bize doğru gelmekte. Her ikisinin de adamları vardır. Siz dünya değil, ahiretin adamları olun. Zira bugün amel var hesap yok, yarın hesap var amel yoktur.''

 

 

35637. Muhacir el-Amirı, Hz. Ali'den buna benzer bir rivayette bulundu.

 

 

35638. Hz. Ali der ki: "insanların ne olduklarını bilen ancak, kendi amellerini kimselere göstermeyen ve halkın önemsemediği, Allah'ın kendisinden razı olduğu kişilere ne mutlu! işte hidayetin ışıkları bunlardır! Yüce Allah bunlar vasıtasıyla her türlü karanlık fitneyi yok eder ve rahmetiyle onları kuşatır. Bunlar boşboğaz ve kaba, riyakar olmayan kişilerdir.''

 

 

35639. Hz. Ali şöyle dedi: "insanların en hayırlıları, orta halli olanlardır ki alttakiler onlara rahat ulaşır, üsttekiler de onlara dönüp danışır."

 

 

35640. Ata b. Ebi Rabah bildiriyor: Hz. Ali bir müfreze göndereceği zaman başlarına bir adam tayin eder ve kendisine şöyle tavsiyede bulunurdu: "Sana Allah'tan korkmanı tavsiye ediyorum. Muhakkak ona kavuşacaksın ve Ondan başka varacağın yer yoktur. O, hem dünyaya, hem ahirete maliktir. Seni Allah'a yaklaştıracak şeyleri yapmanı tavsiye ederim. Çünkü ahiret günü karşına çıkacak şeyler, dünyada yaptıklarındır."

 

 

35641. Zeyd b. Vehb bildiriyor: Na'ce Hz. Ali'yi giydiği elbiseden dolayı ayıplayınca Hz. Ali: "Mümin(ler benim bu halimi) örnek alsın ve kalbim huşu içinde olsun diye böyle giyiniyorum" dedi.

 

 

35642. Hz. Ali'nin kızı Ümmü Gülsüm'ün hizmetçisi Ebu Salih bildiriyor:

Saçlarını taramakta olan Ümmü Gülsüm'ün yanına girdim; aramızda bir perde vardı. Bana izin vermesi için oturup beklerken Hasan ve Hüseyin taranmakta olan Ümmü Gülsüm'ün gelip yanına girdiler ve: "Ebu Salih'e birşey yedirmeyecek misiniz?" dediler. Ümmü Gülsüm: "Evet" karşılığını verdi. içinde (buğday) taneleri olan çorba dolu bir çanak getirdiler. Ben: "Sizler halife olduğunuz halde bana bunu mu yedireceksiniz?" deyince Ümmü Gülsüm şöyle karşılık verdi: "Ey Ebu Salih! Emiru'I-Müminini (Hz. Ali'yi) kendisine portakal getirildiği zaman görseydin o zaman ne derdin. O zaman Hasan veya Hüseyin gidip bir portakal almıştı da Hz. Ali portakalı elinden çekip almış ve portakalların müslümanlar arasında taksim edilmesini emretmişti."

 

 

35643. Ebu'l-Bahterl, Hz. Ali'nin, annesi Fatıma bint Esed'e şöyle dediğini nakleder: "Sen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızı Fatıma'nın su ve harici hizmetlerini karşıla, o da senin, un öğütme ve hamur yoğurma gibi dahili hizmetlerini karşılasın."

 

 

35644. Hz. Ali der ki: "Fatıma'yla evlendiğim gece altımızda bir koyun postundan başka birşey yoktu."

 

 

35645. Hz. Ali der ki: "Size öyle sözler vasiyet ediyorum ki, bineklerinize binerek bu sözleri elde etmek için bineklerinizi bitkin düşürseniz yine de buna değer. Hiçbir kul Rabbinden başkasından bir şey ummasın; günahından başka bir şeyden korkmasın; hiç bir kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin; hiç bir alim kendisinden bilmediği bir şey sorulunca ''Allah en doğrusunu bilir'' demekten çekinmesin. Sabır ımana nispetle cesetteki baş gibidir. Baş gittiği zaman ceset te gider. Sabır gittiği zaman ise iman gider."

 

 

35646. Adiy b. Sabit bildiriyor: "Hz. Ali'ye bir tepsi feluzec denilen tatlı getirildi fakat Hz. Ali ondan yemedi"

 

 

35647. Hz. Ali der ki: "Öfkelerinize sahip olun ve gülmeyi azaltın ki kalpleriniz sabit kalsın."

 

 

35648. İbn Ebi Huzeyl der ki: "Hz. Ali'nin üzerinde bir gömlek gördüm; elini bıraktığı zaman dirseğini, uzattığı zaman ise parmaklarının ucunu geçmiyordu."

 

 

35649. Damra b. Habıb bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızı Fatıma'ya ev işlerini, Hz. Ali'ye ise evin dışındaki işleri verdi.

 

 

35650. Hz. Ali der ki: "Kufe'de varlıklı olmayan kimse kalmadı. imkan olarak en düşük konumda olanları dahi buğday yer, gölgeliklerde oturur ve Fırat suyundan içer olmuştur."

 

 

35651. Yezid b. Şerik der ki: Hz. Ali bir gün kılıcıyla çıkıp: "Kim benim bu kılıcımı satın alır. Eğer bir izar alacak kadar param olsaydı bu kılıcı satmazdım" dedi.

 

 

35652. Hz. Ali; "Ancak sağdakiler başka" (Müddessir Sur. 39) ayetiyle ilgili olarak: "(Bunlar günah kazanmamış, bundan dolayı kazandıkları karşılığında rehin alınmamış olan) müslümanların küçük çocuklarıdır" dedi.

 

 

35653. Hz. Ali'nin ümmü veledi (çocuğunun anası olan cariyesi) bildiriyor: Hz.

Ali'nin yanına önündeki meydana karanfil dökülmüş olduğu bir zamanda geldim ve: "Ey müminlerin emiri! Kızıma bu karanfilden bir demet ver'' dedim. Hz. Ali de eliyle bir dirhem ver anlamında işaret etti ve şöyle dedi: "Çünkü bu, Müslümanların ortak malıdır. Ya da bizim hissemiz gelene kadar sabret. Hissemiz gelince senin kızına bir demet / bağ veririz.''

 

 

35654. Hz. Ali der ki: "imanı ve Kur'an'ı bir arada taşıyan kişi, tadı güzelolan turunç gibidir. imanı ve Kura'n'ı kendisinden taşımayan kişi ise Ebu Cehil karpuzu gibidir. Tadı da, kokusu da kötüdür.''

 

 

35655. Muhammed b. Ömer b. Ali, babasından naklediyor: Hz. Ali'ye "Ey Eba Hasan! Neden mezarlığa yakın oturuyorsun?" diye sorulunca şöyle dedi: "Onların doğru komşular olduklarını görüyorum. Kötülükten alıkoyup ahireti hatırlatıyorlar."

 

 

35656. Ata der ki: "Hz. Fatıma hamur yoğururken kakulleri hamur yoğurduğu çanağa değecek kadar eğilirdi."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Abdullah b. Mes'ud'un Sözleri