m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Zühd

 

Abdullah b. Mes'ud'un Sözleri

 

35657. Abdullah b. Mes'ud der ki: "Dünyanın iyileri gitti, kötüleri geriye kaldı.

Bugün ölüm, her müslüman için bir hediyedir."

 

 

35658. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Dünya, dağın zirvesindeki göl gibidir. Onun duruluğu gitti bulanıklığı kaldı."

 

 

35659. İbn Mes'ud der ki: "Kişiye ilim olarak Allah'tan korkması yeterlidir.

Cahillik olarak ta (ameline bakıp) kendini beğenmesi yeterlidir.''

 

 

35660. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kim ahireti isterse dünyasına zarar verir. Dünyayı isteyen ise ahiretine zarar verir. Ey insanlar! Devamlı olanı geçici olana tercih edin.''

 

 

35661. Abdullah der ki: "Vücudu tüylerle kaplı bir kuş olmayı isterdim."

 

 

35662. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Keşke dalları budanan bir ağaç olsaydım."

 

 

35663. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Benden çıkan bir dışkı kalıntısı olmayı ve yalnızca ona nisbet edilerek dışkının oğlu Abdullah denilmeyi isterdim. Yeter ki Allah benim bir tek günahımı bağışlasın." -Ebu Muaviye rivayetinde ise:- "Yeter ki Allah'ın, benim bir tek günahımı bağışladığını bileyim" dedi.

 

 

35664. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Kim hazinesini gökyüzüne tırtılların yiyemeyeceği ve hırsızların yetişemeyeceği bir yere koyabilirse yapsın. Muhakkak ki kişinin kalbi, hazinesiyle beraberdir.''

 

 

35665. Ebu Burde naklediyor: "Abdullah b. Mes’ud bir çığlık duyunca kıbleye doğru yere uzandı."

 

 

35666. Abdulmelik b. Umeyr bildiriyor: Abdullah'ın ailesi bana, Abdullah'ın, oğlu Abdurrahman'a şöyle tavsiyede bulunduğunu haber verdi: "Sana, Allah'tan korkmanı, evinde oturmanı, diline sahip olmanı ve günahın için ağlamanı tavsiye ediyorum.''

 

 

35667. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Allah'ın benim günahlarımdan birini bağışladığını bilseydim, buna karşılık soyumun nerden geldiğine önem vermezdim."

 

 

35668. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kıyamet günü günahları en çok olanlar, en fazla batıla dalanlardır."

 

 

35669. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Cennet nefse ağır gelen şeylerle, Cehennem ise nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmıştır. Her kim aradaki bu sınırı (perdeyi) aşarsa ötesinde olana nail olur.''

 

 

35670. Abdurrahman b. Abdullah, babasının şöyle dediğini nakleder: "Küçük günahlar şuna benzer: Yanlarında et olan bir topluluk odunun olmadığı bir vadide konaklar. Etlerini pişirmek için yeterli odun toplarlar. (işte küçük günahlar da birikince sahibini helak edecek kadar çoğalır.)"

 

 

35671. Alkame bildiriyor: Abdullah bir hastalığında korkuya kapılınca kendisine: "Hiçbir hastalığında bu hastalıkta olduğu gibi korktuğunu görmedik" dediğimizde şöyle karşılık verdi: "Bu hastalık beni kendimden geçirdi ve az daha kendimi kaybedecektim."

 

 

35672. Abdullah (b. Mes'ud): "insanları övmede ve yermede acele davranmayınız. Bugün hoşuna giden bir kişi yarın seni üzebilir. Bugün üzen kişi de yarın hoşuna gidecek birşey yapabilir. insanlar değişkendir. Yüce Allah kıyamet günü günahları bağışlayacaktır. Yüce Allah kulu huzuruna geleceği gün, çocuğu na ıssız bir yerde döşek açıp sonra eğer bir haşere varsa kendisini ısırsın, diken varsa kendi eline batsın(da oğluna bir şeyolmasın) diye eliyle kontrol eden anneden daha merhametlidir" dedi.

 

 

35673. Abdullah der ki: "Dünyada, bineğiyle geçip giden bir yolcu gibi olmak isterdim."

 

 

35674. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Kişiye ilim olarak Allah'tan korkması yeterlidir. Cahillik olarak ta gurur yeterlidir."

 

 

35675. Abdullah (b. Mes’ud): "Kendisinden başka ilah olmayana yemin ederim ki; Abdullah'ın ailesinde Allah'tan onunla hayır dileyecekleri veya bir belanın uzaklaştırılmasını isteyecekleri bir şey kalmadı. Ancak Allah biliyor ki; Abdullah O'na hiç bir şeyi ortak koşmadı" dedi.

 

 

35676. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kendisinden başka ilah olmayana yemin ederim ki; Müslüman olarak sabahlayıp akşamlayan kula dünyadan elde ettiği hiçbirşey zarar veremez."

 

 

35677. Ebu Miclez bildiriyor: Abdullah b. Mes’ud'un öğrencileri soğuktan etkilenince kötü giysi ve elbiselerle yanına gelmekten utandılar. İbn Mes'ud'un üç gün arka arkaya aynı abanın içinde sabahladı(ğını görünce onlar da giysi konusunda daha mütevazi davranmaya başladılar.

 

 

35678. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Ben sizin için yaptığınız hatalardan değil, kasıtlı olarak işlediğiniz günahlardan korkuyorum. Amellerinizi azımsamanızdan değil, çok bulmanızdan korkuyorum."

 

 

35679. İbn Mes’ud der ki: "Kaibe vesvese veren şeyleri bırakınız. Çünkü onlar günahın kendisidir,"

 

 

35680. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Mümin günahını üzerine düşmesinden korktuğu bir kaya gibi görür. Münafık ise günahını burnuna konduktan sonra uçup giden bir sinek gibigörür."

 

 

35781. Malik b. Miğvel bildiriyor: Kasım b. Abdirrahman ile beraber otururken, bir adam Kasım'a işaret ederek: "Abdullah'ın: ''Öldüğüm zaman tekrar dirilmemeyi isterdim'' dediğini söyleyince Kasım, İbn Mes’ud'un bu sözü söylediğini tasdik manasında başını salladı.

 

 

35682. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Hayır (söz) söylerseniz; onunla bilinirsiniz; onunla amel ederseniz hayır ehli olursunuz. insanların sırlarını yayıp bozgunculuk yapanlardan almayınız."

 

 

35683. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Cennetle Cehennem arasında dursam ve bana: ''ikisinden birini seçmekle hiçbir şeyolmamak arasında bir tercih yap'' denilse, ben hiçbir şeyolmamayı tercih ederdim.''

 

 

35684. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Ayrılığa düşmeyiniz, yoksa helak olursunuz.''

 

 

35685. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Dokuz günahıma karşılık bir sevabımın olmasını isterdim.''

 

 

35686. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Mümin başkalarıyla dostluk kurabilen kişidir. Kimseyle dostluk kurmayan ve kimsenin kendisiyle dostluk kurmadığı kişide hayır yoktur.''

 

 

35687. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Allah dünyayı sevdiğine de, sevmediğine de verir, imanı ise sadece sevdiğine verir. Allah bir kulu severse ona imanı nasib eder.''

 

 

35688. İbn Mes’ud der ki: "Kıyamet günü insanlar üç defterle Allah'a arz edilir.

Bir defterde sevaplar, diğerinde kendisine verilen nimetler, üçüncüde ise günahları yazılıdır. Sevap defteriyle nimetlerin yazılı olduğu defter karşılaştırılır; nimetler, sevapların karşılığı kabul edilir ve günahlar kalır. işlenen günahlar karşılığında Yüce Allah dilerse azab eder, dilerse de affeder."

 

 

35689. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Öğrenirseniz bilgi sahibi olursunuz.

Bildiğiniz şeyle de amel ediniz."

 

 

35690. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kalpler birbirine benzemedikçe, şekiller birbirine benzemez."

 

 

35691. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Tevazunun başı, meclislerin arka taraflarında oturmaya razı olman ve karşılaştığın kişiye önce senin selam vermendir."

 

 

35692. Abdullah (b. Mes’ud) dedi ki: "Siz, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem). ashabından daha çok oruç tuttuğunuz, namaz kıldığınız ve cihad ettiğiniz halde onlar sizden daha hayırlıydı." Yanındakiler: "Neden ey Ebu Abdirrahman?" diye sorunca şöyle cevap verdi: "Onlar dünyaya karşı sizden daha zahid, ahireti ise sizden daha çok isterlerdi."

 

 

356930 Abdullah b. Mes’ud: "Bu kalpler kap gibidir. Onları başka şeylerle değil Kur'an ile doldurunuz" dedi.

 

 

35694. Ebu iyas bildiriyor: Abdullah b. Mes'ud, hutbesinde şöyle derdi:

"Sözlerin en doğrusu Yüce Allah'ın kelamıdır. En sağlam kulp, takva kelimesidir. Milletlerin en hayırlısı Hz. İbrahim (a.s.) milletidir. Kıssaların en güzeli bu Kur'an'dır. En hayırlı sünnetler (yollar) Muhammed'in sünnetidir. En şerefli söz Allah'ın zikridir. işlerin en hayırlıları farz olanlardır. işlerin en şerlileri sonradan çıkarılan işlerdir. (Yani dinde aslı olmayıp sonradan din diye uydurulan şeylerdir.) En iyi gidişat, peygamberlerin gidişatıdır. En şerefli ölüm, şehit olmaktır. En katmerli dalalet, hidayetten sonra düşülen dalalettir. En hayırlı ilim, faydası olan ilimdir. En hayırlı hidayet, kendisine uyulan hidayettir. En şerli körlük, kalbin körlüğüdür.

 

2. Veren el alan elden üstündür. Az olup insana yeterli gelen (dünyalık), çok olup insanı meşgul edenden daha hayırlıdır. Kurtarabildiğin bir nefis, hakkını veremeyeceğin bir emirlikten daha hayırlıdır. En kötü mazeret, ölüm anında yapılan mazerettir. En kötü pişmanlık, kıyamet gününde olan pişmanlıktır. Bazı insanlar vardır ki vakit çıkmak üzere iken namaz kılarlar. Bazı insanlar da vardır ki Allah'ı çok az anarlar. En büyük hatalara ( günahlara) düşüren, yalancı olan dildir. Zenginliğin en hayırlısı, gönül zenginliğidir. En hayırlı azık, takva azığıdır. Hikmetin başı, Allah korkusudur. Kalplere yerleşen en hayırlı şey, yakındir. Şüphe küfürdendir. Ölü üzerine sesli ağıt yakmak, Cahiliye adetindendir. Ganimet malından çalmak, cehennemin kor ateşindendir. Malı (zekatını vermeyerek) biriktirmek, ateşten bir kordur.

 

3. Şiir, İblis'in çalgısıdır. içki, günahların anasıdır. Kadınlar, şeytanın ağlarıdır.

Gençlik, delilikten bir parçadır. En kötü kazanç, faizden kazanılan kazançtır. En

kötü yemek, öksüz malı yemektir. Bahtiyar olan kişi, başkasından öğüt alandır. Bedbaht ise, anasının karnında bedbaht alandır. Sizden birine ihtiyacını görecek kadar mal yeterlidir. Bu kişi daha sonra dört arşınlık bir yere (kabre) konulacaktır. Önemli olan, kişinin sonunda varacağı yerdir. Önemli olan, kişinin sonunun nasıl olduğudur. Bir sözü başkalarına nakledenlerin en şerlisi, yalan söz aktarandır. Gelen her şey yakındır.

 

4. Mümine sövmek fısk, onunla savaşmak ise küfürdür. Onun etini yemek (gıybetini yapmak) Allah'ın haram kıldığı şeylerdendir. Onun malının saygınlığı, kanının saygınlığı gibidir. Kim Allah adına yemin ederse Allah onu yalancı çıkarır. Kim başkasının kusurunu af ederse, Allah da onun kusurunu af eder. Kim bağışlayıcı olursa, Allah da bağışlar. Kim öfkesini yenerse Allah ona sevap verir. Kim musibete karşı sabrederse, Allah ona yardımcı olur. Belayı (Allah'tan) bilen ona sabreder; bilmeyen ise şaşkınlıkla karşılar. Kibirleneni Yüce Allah alçaltır. Kim bir ameli insanlar duysun diye yaparsa, Allah, onun amelini insanlara duyurur. Kimin isteği dünya olursa o kişi dünyayı elde etmekten aciz kalır. Şeytana itaat eden Allah'a isyan etmiş olur. Yüce Allah da kendisine isyan edene azab eder."l

 

 

35695. Abdullah b. Mes’ud; "Ey iman edenler; Allah'tan nasıl korkmak lazımsa öylece korkun" (Al-i İmran, 102) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi:

"Allah'tan gereği gibi korkmak, O'na itaat edilmesi ve asi olunmaması, anılıp unutulmaması, O'na şükredilip, nankörlük edilmemesi, Onun sevgisiyle infakta bulunulmasıdır. Sağlıklı, cimri, yaşamayı umup fakirlikten korktuğun halde onu (malı) vermendir. Gece namazının, gündüz kılınan namaza üstünlüğü, gizli verilen sadakanın açıktan verilen sadakaya olan üstünlüğü gibidir."

 

 

35696. Şakık, Abdullah'ın: "Namaz sadece şartlarına uyarak kılana fayda verir" dediğini nakleder. Abdullah sonra şu ayeti okudu: "Muhakkak ki namaz, insanı hayasızlıktan ve münkerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise en büyüktür." (Ankebut Sur. 45) ve şöyle dedi: "Yüce Allah'ın kulu anması, kulun Allah'ı zikretmesinden daha büyüktür."

 

 

35697. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kişiye, şeytanın kulağına bevledip de Allah'ı zikretmeden gecelemesi, onun için bedbahtlık ve husran olarak yeterlidir."

 

 

35698. Avn b. Abdillah bildiriyor: Bir adam Abdullah b. Mes’ud'un yanında:

"Insanoğlu, var edilip bahse değer bir şeyolana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?" (insan Sur. l) ayetini okuyunca Abdullah: "Keşke bu süre bitmiş olsaydı" dedi.

 

 

35699. İbn Mes’ud der ki: "insanlardan bugün misafir olmayan kalmadı. Malı kendisine ödünç verilmiştir. Misafir gidicidir, ödünç malın ise geri ödenmesi zorunludur."

 

 

35700. Abdullah b. Mes'ud, "O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyar" (Hadid, 12) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Amelleri nisbetinde nurlarından faydalanırlar. Bazılarının nuru dağ gibidir. Aralarında nurları en az olan kişi, nuru ayağının baş parmağı üzerinde olacak olan kimsedir. Kimi zaman, sönecek, kimi zaman yanacaktır."

 

 

35701. Abdullah b. Mes'ud der ki: "(insanlar kısım kısımdır) kimileri dünyada ve ahirette refah içinde, kimileri dünyada darlık içinde, ahirette refah içinde; kimileri dünyada refah, ahirette darlık içinde, kimileri de dünyada ve ahirette darlık içinde olur. (Sonuncu kişi ölmekle) hem kendisi rahat eder, hem de onun ölümüyle rahata kavuşulur (herkes kendisinden kurtulur)."

 

 

35702. Abdullah b. Mes'ud; "Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah'a dönün" (Tahrim Sur. 8) ayetiyle ilgili olarak: "Samimi tövbe, kişinin tövbe ettikten sonra günaha dönmemesidir" dedi.

 

 

35703. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Kim dünyayı isterse ahiretine zarar verir.

Ahireti isteyen ise dünyasına zarar verir."

 

 

35704. Abdullah b. Mes’ud der ki: if Ne dünyayla, ne de ahiretle ilgili hiçbir şey yapmayıp boş oturan kişiden nefret ederim.''

 

 

35705. Abdullah der ki: if Kim Allah'ın kendisine insaflı davranmasını isterse, kendisine verilmesini istediği şeyi halka versin.''

 

 

35706. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: if Kendisinden başka ilah olmayana yemin ederim ki; mü min kula Allah'a karşı olan hüsnü zannından daha güzeli verilmemiştir. Kendisinden başka ilah olmayana yemin ederim ki; Allah'a karşı hüsnü zanla birşey isteyen hiçbir mümin kul yoktur ki Yüce Allah ona istediğini vermesin. Muhakkak ki hayrın tümü, Yüce Allah'ın elindedir.''

 

 

35707. Abdullah (b. Mes'ud), "Ademoğlunun günahları dolayısıyla nerdeyse pislik böceği dahi yuvasında azaba mahkum edilecek'' dedi ve şu ayeti okudu:

"Eğer Allah, kazandıkları sebebi ile insanları sorgulayacak olsaydı, onun sırtında dolaşanların hiçbirini bırakmazdı." (Fatır Sur. 45)

 

 

35708. İbn Mes’ud der ki: ''Geceyle yarışmayınız, çünkü onu yenmeye gücünüz yetmez. Sizden birinin uykusu geldiğinde yatağına yatsın ki bu, onun için daha doğrudur.''

 

 

35709. İbn Mes’ud der ki: "Kıyamet gününde, istisnasız herkes dünyada iken çok az yemiş olmayı temenni edecektir. Midesinden rahatsızlığı olmadıkça hangi halde olursa olsun sabah ya da akşam az yemek kişiye zarar vermez Yine sizden birinin bir kor ateşi sönene kadar ağzında tutması Yüce Allah'ın takdir ettiği bir şey hakkında: ''Keşke bu olmasaydı'' demesinden daha hayırlıdır."

 

 

35710. Abdullah der ki: "Tevrat'ta şöyle yazılıdır: "Yüce Allah, yanları yataklardan uzak kalanlar için hiç bir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçkimsenin aklına gelmeyecek, ne bir meleğin, ne de mürselolan bir peygamberin bilemeyeceği şeyler hazırlamıştır." Biz bunu şu ayette okuyoruz: "Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez," (Secde Sur. 17)

 

 

35711. Adese et-Tai bildiriyor: Abdullah'a (Necd bölgesindeki) Şeraf dağında avlanılmış bir kuş getirilince şöyle dedi: "Bu kuşun avlanıldığı yerde olsaydım; Allah'a kavuşuncaya kadar ne kimse benimle konuşur, ne de ben kimseyle konuşurdum."

 

 

35712. Abdullah b. Mes’ud der ki: "insanlara (ölüm) döşeklerinde bakınız; eğer gördüğünüz kadarıyla kişi hayır üzere ölüyorsa onun için hayır dileyin. Eğer şer üzere ölmekte olduğunu görürseniz onun için endişe ediniz. insanlar bazı amellerini beğense bile, eğer bir kul kötü biriyse ona bir şeytan musallat edilir ve bu şeytan kendisine yazılan bedbahtlığın ona ulaşması için düşürüp helak eder. Eğer bu kişi mutlu olacaklardan ise; insanlar bazı amellerini beğenmese bile bu kişiye bir melek tayin edilir ve bu melek kendisine yazılan saadetin ona ulaşması için doğru yolu gösterip destekler."

 

 

35713. İbn Mes'ud der ki: "Hayırlı işleri yapmayı adet edinin; zira bunu alışkanlık haline getirmeniz hayırlıdır"

 

 

35714. Abdullah b. Mes’ud dedi ki: "iyi veya kötü hiçbir nefis yoktur ki; ölüm onun için hayattan daha hayırlı olmasın. Eğer iyiyse Yüce Allah onun için: ''Allah katındaki şeyler, iyi olanlar için daha hayırlıdır'' (Al-i İmran Sur. 198) buyurmaktadır. Eğer facir biriyse onun için de şöyle buyurmaktadır: ''inkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.''" (Al-i İmran, 178)

 

 

35715, Ebu Kenef bildiriyor: Şişman olan adamın biri gördüğü bir rüyayı Abdullah b. Mes’ud'a anlatmaya başladı. Abdullah b. Mes’ud da: "Ben karinin (Kur'an hafızının) şişman olmasını hoş görmüyorum" dedi. Ravi A'meş ekledi: "Bu durumu İbrahim(-i Nehal)'ye aktardığımda ibrahim: "Şişman olan kişi, Kur'an'ı daha çabuk unutur" dedi.

 

 

35716. Abdullah der ki: "Her sevinçle beraber bir üzüntü vardır."

 

 

35717, Mesruk bildiriyor: Abdullah b. Mes’ud'a içecek bir şey getirilince: "Onu Alkame'ye ver" dedi. Alkame: "Ben oruçluyum" deyince Abdullah: "Onu Esved'e ver" dedi. Esved de: "Ben oruçluyum" karşılığını verdi. Abdullah orada bulunanların hepsine içeceği yolladı, sonra kendisi alıp içti ve şu ayeti okudu:

"Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar." (Nur Sur. 37)

 

 

35718. Abdullah b. Mes’ud der ki: "Dünyadan geriye kalan, duru kısmı içilip bulanık kısmı bırakılan dağ başındaki göl gibidir. Sizden biriniz Allah'tan korktuğu müddetçe hayır üzeredir. Eğer kendisini rahatsız eden birşeyolursa bir adama gider ve bu kişi onu bu rahatsızlıktan kurtarır. Vallahi derdinizi anlatacağınız birini bulamayacağınız gün yakındır."

 

 

35719. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Allah katında kulun hiç bir hali onu secdeye kapanmışken gördüğü halden sevimli değildir."

 

 

35720. Abdullah b. Mes)Od der ki: "Allah dünyayı sevdiğine de, sevmediğine de verir. imanı ise sadece sevdiğine verir. Allah bir kulu severse) ona imanı nasib eder. Kim gece ibadeti yapmada) düşmanla cihad etmede tembellik yaparsa, mal (ında n) infak etmede cimri davranırsa ''Sübhanallahi vel-hamdi lillahi ve La ilahe illallahu vallahu ekber'' sözünü çokça söylesin."

 

 

35721. Abdullah (b. Mes)Od) der ki: "Dağ) dağa: ''Bugün Allah)ı zikreden biri sana uğradı mı?'' diye seslenir.''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Ebu'd-Derda'nın Sözleri