|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Gazveler |
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Hz. Ebu Bekr'in Hicreti ve Hicret Edenler
37763. Esma der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye hicret edeceği zaman Ebu Bekr'in
evinde kendisi için azık hazırladık, ama azığı ve suyu bağlayacak bir şey
bulamadık. Ebu Bekr'e: "Vallahi kemerimden başka bunları bağlayacak bir
şey bulamadım" dedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kemerini ikiye böl, biriyle su kabını diğeriyle de azığı bağla"
dedi, bu sebeple bana ''iki kemerli'' lakabı verildi.
37764. Umeyr b. ishak
bildiriyor: Peygamberimizle (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekr hicret için
Medine'ye doğru yola çıktıklarında Suraka b. Malik peşlerinden gitti. Onları
görünce de: "işte Kureyş'ten kaçanlar bunlar! Bunları Kureyş'e geri
götüreyim" dedi ve atını üzerlerine doğru sürdü. Ancak at toprağa
saplandı. Süraka: "Allah'a, atı battığı yerden çıkarması için dua edersen
sizlere dokunmayacağım" dedi. At kurtulunca bir daha sürmek istedi, ancak
at yine toprağa saplandı. Süraka bunu iki veya üç kez yaptı. Sonunda da:
"Artık yeter! (saldırmayacağım)" deyip vazgeçti. Sonra onlara:
"Azık veya eşya ister misiniz?" diye sorunca: "İstemiyoruz,
ihtiyacımız da yok!" karşılığını verdiler.
37765. Bera b. Azib
anlatıyor: Hz. Ebu Bekr, Azib'ten on üç dirheme bir eyer aldı ve Azib'e:
"Bera'ya söyle de bunu benim bineklerimin yanına götürsün" dedi.
Azib: "Hayır Müşrikler peşinizdeyken sen ve Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) (Mekke'den Medine'ye) nasıl çıktığınızı anlatmadan
göndermem" dedi.
2. Hz. Ebu Bekr şöyle
anlattı: Mekke'den yola çıktık ve bir gün ve geceyi geçirdikten sonra öğle
vakti olunca sığınacağımız bir gölge var mı diye baktım, bir kaya gördüm. Kayanın
yanına gittiğimizde biraz gölgesinin olduğunu gördük. Gölge olan yeri
düzelttim, sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) için bir yaygı serdim
ve:
"Uzan ya
Resulallah!" dedim. Sonra gidip arayan birisi var mı diye bakınmağa
başladım. Koyunlarını benim gibi gölgelenmek için kayaya doğru süren bir
çobanla karşılaşınca ona: "Sen kimin çobanısın ey çocuk?" diye
sordum. Çoban: "Kureyş'ten bir adamın çobanıyım" dedi. Adamın adını
söyleyince kim olduğunu tanıdım.
3. Çobana:
"Koyunlarında süt var mı?" diye sorunca; "Evet" karşılığını
verdi.
Ben: "Bana süt
sağar mısın?" dediğimde ise: "Evet" deyince ona sağmasını
söyledim ve çoban bir sürüden koyun yakalayınca ben koyunun memelerindeki tozu
temizlemesini sonra da ellerini söyledim. Çoban: "Böyle mi?" deyip
ellerini birbirine vurdu. Bana biraz süt sağdı. Ben Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) için beraberimde taşıdığım ağzı çabutla kapatılmış bir su
kabını acele etmeden aldım. Suyu süt kabının altına boşaltıp altındaki
soğuyuncaya kadar bekledim. Gittiğimde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) uyanmış olduğunu gördüm ve: "iç ya Resulallah!" dedim. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sütü içince benim de içim rahatladı.
4. Sonra: "Yola
çıkma geldi vakti geldi, ey Allah'ın Resulü!" dedim ve Kureyş bizi ararken
biz yola koyulduk. Bize kimse yetişemedi. Sadece Süraka b. Malik b. Cu'şum
atının üzerinde bize ulaştı. Ben: "Bizi yakalamak isteyen bu kişi bize
yetişti ey Allah'ın Resulü!" dedim ve ağlamaya başladım. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neden ağlıyorsun?" diye sorunca ben:
"Vallahi! Kendim için ağlamıyorum. Ben senin için ağlıyorum" dedim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Süraka'ya beddua edip: "Allahım!
Ona karşı dilediğin şeyle, bize kafi ol" deyince Süraka'nın atının
ayakları karnına kadar yere gömüldü ve kendisi de atın üzerinden yere
yuvarlandı. Süraka şöyle dedi: "Ey Muhammed! Anladım ki bu senin işindir.
Dua et de, Allah beni, şu içinde bulunduğum durumdan kurtarsın. Vallahi, aramak
için arkamdan gelenleri şaşırtıp sizin halinizi gizleyeceğim. işte bu benim ok
torbam. Ondan bir ok aL. Sen falan falan yerde, develerimin ve davarlarımın
yanına uğrayacaksın, onlardan neye ihtiyacın varsa aL." Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bizim develerine ihtiyacımız yoktur"
buyurdu. Süraka Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) saldırmaktan
vazgeçince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun için dua etti ve
Süraka arkadaşlarının yanına geri döndü.
5. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber yola devam ettik ve gece Medine'ye
yetiştik. Medine halkı Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanlarında
kalması için aralarında tartışınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Bu gece Abdulmuttalib'in dayılan Beni Neccar'da kalacağım, bunu onlara
ikram edeceğim" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye
girerken halk dışarıya çıktı ve çocuklarla hizmetçiler yolda ve evlerin
damında: "Muhammed geldi, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
geldi" dediler. Sabah olunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
kalkıp kendisine emredilen yerde konakladı.
37766. Bera b. Azib
bildiriyor: Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından yanımıza
(Medine'ye) ilk gelen kişi Mus'ab b. Umeyr ve İbn Ümmi MektOm'dur. Bunlar
geldiğinde halka Kur'an'ı okutmaya başladılar. Sonra Ammar, Bilal ve Sa'd
geldi. Daha sonra Ömer b. el-Hattab yirmi süvariyle geldi. Sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi. Medine halkının Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) gelişine sevindikleri kadar başka bir şeye sevindiklerini
görmüş değilim. Ben, A'la suresini onun gibi birkaç sure içinde okuyuncaya
kadar Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından henüz kimse
Medine'ye hicret etmemişti.
37767. Hasan, Süraka b.
Malik el-Müdlici'den naklediyor: Kureyş, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ve Ebu Bekr'i yakalayana kırk ukiye ödül koydu. Ben otururken bir adam
geldi ve: "Kureyş'in başlarına ödül koyduğu kişiler sana yakınlar ve falan
yerdeler" dedi. Ben sürümün yanında olan atımın yanına gidip onu
hazırladım, sonra bindim ve mızrağımı alıp kimse beni görüp te ödüle ortak
olmasın diye mızrağımı(n demir kısmı parlayıp gözükmesin diye) yerde sürüdüm.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Ebu Bekr'i gördüğümde: "Bu
bizi yakalamak istiyor" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bana döndü ve: "Allahım! Ona karşı dilediğin şeyle, bize kafi ol"
diye dua etti. Sanki atım çamurun içinde yürüyormuş gibi ağırlaşıp ben yere bir
taşın üzerine düşünce: "Gördüğüm şeyi atı ma yapana onu kurtarması için
dua et" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ondan bir daha
saldırmaması için söz alıp ona dua edince Süraka'nın atı kurtuldu. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen bu atı bana hibe eder misin?"
deyince ben: "Olur" karşılığını verdi. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman burada bekle ve peşimizden
gelenlere bizi gördüğünü gizle" buyurdu.
2. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahil yolunu izleyerek yoluna devam etti. Ben
günün başlangıcında onları yakalamak isterken, günün sonunda onları koruyordum.
Hz. peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Medine'ye yerleştiğimiz
zaman yanımıza gelmek istersen gel" buyurdu. (Ravi) der ki: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Medine'ye gidip Bedir ve Uhud savaşında müşrikleri yendi ve
etraflarındaki halk ta Müslüman oldu. Süraka der ki:
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Halid b. el-Velid'i Müdlic oğullarının üzerine
göndermek istediğini öğrendim ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanına gidip: "Nimet hakkı için söylemeni istiyorum" dedim. Halk:
"Yavaş ol!" dedi. Hz. peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Onu bırakın" buyurup bana: "Ne istiyorsun?" diye sordu.
Ben: "Benim kavmime Halid'i göndereceğin haberi bana geldi. Ben, onlara bu
konuda mühlet verilmesini (ve anlaşma yapılmasını) istiyorum. Onların kavmi
(Kureyş) Müslüman olursa, onlar da islam'a girerler. Eğer Müslüman olmazlarsa
kavimlerinin (Mekke müşriklerinin) onlara karşı bir nefreti de olmaz"
dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Halid'in elini
tuttu ve: "Bununla git, onun istediğini yap" buyurdu.
3. Halid, Beni Müdlic'e
gittiğinde onlardan, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşı hiç
kimseye yardımcı olmamaları ve Kureyş Müslüman olduğu takdirde Müslüman
olmaları konusunda anlaşma yaptı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Onlar
kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit olsanız
isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer yüz
çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün, Onlardan dost ve yardımcı
edinmeyin. Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete
sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak
size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da
sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış
teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez." (Nisa Sur. 8990)
Hasan der ki: "Savaşmak istemeyenlerden kasıt, Müdlic oğullarıdır. Başka
kabileden Müdlic oğullarına katılanlar da onlarla yapılan anlaşmayı kabul etmiş
gibidir."
37768. Enes, Hz. Ebu
Bekr'den naklediyor: "(Hicret esnasına) Mağaradayken, Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Eğer biri ayaklarının dibine bakacak olsa bizi
görür'' deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Ey Ebu Bekr! Üçüncüsü Allah olan iki kişiyi sen ne sanıyorsun?"
37769. Urve naklediyor:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Hz. Ebu Bekr mağaradayken
onlara yemek götüren kişi Abdullah b. Ebi Bekr idi.''
37770. İbn Ebi Necih
naklediyor: Mücahid: "Eğer siz ona yardım etmezseniz ... " ayetini
okuduktan sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ilk gönderildiği
zamanki durumunu anlatıp şöyle dedi: ''Vallahi ona yardım etti. Tıpkı mağarada
iki kişinin ikincisiyken yardım ettiği gibi."
37771. Mücahid der ki:
"Hz. Ebu Bekr, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile mağarada üç
gün kaldı."
37772. Nafi b. Ömer, bir
adamdan, o da Hz. Ebu Bekr'den naklediyor:
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr mağaraya yetiştikleri zaman bir delikle
karşılaştılar. Hz. Ebu Bekr deliği ayağıyla kapattı ve: "Ya Resulallah!
Eğer bir şey ısıracak veya sokacak olursa beni ısırsın veya soksun" dedi.
37773. İbn Abbas der ki:
"Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı
ümmetsiniz" (AI-i imran Sur. 110) ayetinde kastedilenler, Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Medine'ye hicret edenlerdir.
37774. Musa b. Uley,
babasından naklediyor: Mesleme b. Mahled'in şöyle dediğini işittim:
"Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldiği yıl doğdum.
Ben on yaşındayken de vefat etti.''
37775. Enes der ki:
"Ben on yaşındayken Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye
geldi. Ben yirmi yaşımdayken de vefat etti. Annelerimiz (Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımları) beni ona hizmet için teşvik
ederlerdi."
37776. Hişam b. Urve,
babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Bekr ve
Amir b. Fuheyre ile Medine'ye hicret ettiği zaman yolda Talha'nın Hz. Ebu
Bekr'e içinde beyaz giysilerin olduğu bir hediyeyle karşılandI. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr o elbiseleri giyerek Medine'ye
girdiler.''
37777. Hişam b. Urve,
babasından naklediyor: Esma binti Ebi Bekr, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) (Medine'ye) hicret ettiği zaman Abdullah b. ez-Zübeyr'e hamileydi. Onu Kuba'da
dünyaya getirdi ve onu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürmeden
emzirmedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdullah'ı alıp kucağına
koydu. Ezip damağına koymak için hurma istediler ve hurma getirip onu ezerek
damağına koydular. Abdullah'ın midsine giren ilk şey Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) tükürüğü oldu. Hz. peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onun adını Abdullah koydu.
37778. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: "Bu ümmetten ilk hicret eden, Kureyş'ten iki gençtir.''
37779. Katade
bildiriyor: Said b. el-Müseyyeb'e: "ilk muhacirlerle son muhacirler
arasındaki fark nedir?" diye sorduğumda şöyle dedi: "Aralarındaki
fark iki kıbledir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile iki kıbleye
karşı namaz kılan ilk muhacirlerden sayılır,"
37780. Enes bildiriyor:
Hz. Ebu Bekr, Mekke'den, Medine'ye kadar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ardında gitti. Hz. Ebu Bekr Şam'a gidip geldiği için (yolda uğradıkları
kişiler tarafından) tanınmaktaydı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise
tanınmamaktaydı. Karşılaştıkları kişiler: "Ey Ebu Bekr! Önündeki bu genç
kim?" diye sorduklarında, Hz. Ebu Bekr: "Bana yol gösteren
kılavuz" diyordu. Medine'ye yaklaştıkları zaman, Harre'de konakladılar ve
Ensar'a haber gönderdiler ve Ensar geldi. Ravi der ki: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Medine'ye girdiği zaman ben de kendisini gördüm.
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye geldiği günden daha güzel
ve aydınlık bir gün, vefat ettiği günden daha kötü ve karanlık bir gün
yaşamadım.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mektupları ve Elçileri Hakkında Söylenenler