m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Gazveler

 

Bedir Gazvesi

 

Birinci Bedir Gazvesi

 

37806. Sa'd b. Ebi Vakkas bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye hicret ettiği zaman Cuheyne kabilesi gelip: ''Aramıza kondun. Bize teminat ver ki, sana güvenelim, sen de bize güvenli dediler. Bunun üzerinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara Müslüman olmamalarına rağmen teminat verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Receb ayında bizi yüz kişiden daha az bir sayıyla Cüheyne kabilesinin yanında olan Kinane oğullarından bir kabileye baskın yapmamız için yolladı. Onlara baskın yaptık. Sayıları çoktu. (Onlarla baş edemediğimiz için) Cüheynelilere sığındık. Bizi korudular ve: ilHaram ayda niçin savaşıyorsunuz?'' diye sordular. Biz: ''Bizi, Haram beldeden haram ayda çıkaran kişilerle savaşıyoruz'' dedik.

 

Birbirimize: ''Görüşünüz nedir?'' diye sorduğumuzda, kimisi: ''Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip durumu haber verelim'' dedi. Bazıları: ''Haylr burada kalalımlı dedi. Ben ve benimle aynı görüşte olanlar: ''Haylr! Gidip Kureyş kervanını ele geçirelim" dedik ve kervanı ele geçirmek için yola çıktık. O zamanki ganimet hükümlerine göre bir kimse, bir şeyi düşmandan ele geçirirse o şey kendisinin ganimeti olurdu. Biz Kureyş kervanına doğru gittik. Ama arkadaşlarımız, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına giderek durumu ona anlattılar. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öfkelenip yüzü kızararak kalkıp: '':Benim yanımdan hep birlikte toplu olarak gittiniz, ama bölünüp parçalanarak mı geri geldiniz! Sizden öncekileri helak eden şey, bölünüp parçalanmadır. Size, en hayırlınız olmayan ama açlığa ve susuzluğa karşı sizden daha dayanıklı ve sabırlı olan bir adamı göndereceğim" deyip bize komutan olarak Abdullah b. Cahş el-Esedı'yi gönderdi. 0/ islam'daki ilk komutandır.

 

 

 

37807. Said naklediyor: Katade: "Mescid-i Haram'ın yanında, onlar savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın ... " (Bakara Sur. 191) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Yüce Allah, Peygamberine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) savaşı müşrikler başlatmadıkça Mescid-i Haram'ın yanında onlarla savaşmamasını emretti. Sonra şu ayet: "Sana hürmet edilen ayı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: ... " (Bakara Sur. 217) öncekini neshetti. Bu iki ayet ise Tevbe suresindeki şu ayeti neshetti: "Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin." (Tevbe Sur. 5)

 

 

 

Büyük Bedir Gazvesi

 

37808. Cafer, babasından (Muhammed el-Bakır'dan) naklediyor: "Bedir gazvesi, Ramazan'ın on yedinci ve Cuma günü oldu."

 

 

37809. Amir b. Rabia el-Bedrİ der ki: "Bedir savaşı, Ramazan'ın on yedisinde pazartesi günü gerçekleşti."

 

 

37810. Abdullah (b. Mes'ud) şöyle dedi: "Onu (Kadir gecesini) Bedir savaşının yapıldığı günün sabahından itibaren (Ramazan ayının) son onbir gününde arayın,"

 

 

37811. Amr b. Şeybe der ki: Ebu Bekr b. Abdirrahman b. el-Haris b. Hişam'a:

"Bedir gecesi hangi geceydi?" diye sorduğumda: "Cuma gecesi, Ramazan'ın on yedisinde oldu" dedi.

 

 

37812. Amir(-i Şa’bi) der ki: "Bedir'in adı, sahibinin ismi Bedir olan bir kuyudan gelmektedir.''

 

 

37813. Mücahid der ki: "Melekler sadece Bedir günü savaştı."

 

 

37814. Hz. Ali der ki: "Bedir günü Ebu Bekr es-$ıddık ve bana denildi ki:

"Birinizle Cibrıl, diğerinizle Mıkail beraber, büyük melek israrı'1 de savaşı izliyor veya (Müslümanların) safında duruyor.''

 

 

37815. Muhammed b. Amr el-leysı, babasından, o da dedesinden naklediyor:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir'e çıktı, Ravha denilen yere gelince halka hitab etti ve: "Görüşünüz nedir?" diye sordu. Ebu Bekr: "Ya Resulallah! Öğrendiğimize göre falan yerdeler" dedi. Sonra halka bir daha hitab etti ve: "Görüşünüz nedir?" diye sordu. Hz. Ömer de Hz. Ebu Bekr'in söylediğini söyledi.

 

Sonra yine halka hitab edip: "Görüşünüz nedir?" diye sorunca Sa'd b. Muaz dedi ki: "Sen bizim görüş bildirmemizi mi istiyorsun? Seni Peygamber olarak gönderen ve sana kitap indiren Allah'a yemin ederim ki ben, bu yoldan ne gittim, ne de bu yol hakkında herhangi bir bilgim var. Eğer Yemen'deki Berku'I-Gimad'a kadar da gitsen, biz seninle beraber gideriz ve Hz. Musa'ya: ''Sen ve Rabbin gidin, savaşın. Biz burada oturacağız'' diyenler gibi demeyiz. Sana: ''Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz de seninle beraberiz'' deriz. Galiba sen Medine'den çıkarken bir maksat için çıktın da burada yüce Allah, sana başka bir şeyemretti. Allah'ın sana emrettiğine bak ve nereye gitmek istiyorsan git. Kiminle alaka kurmak istersen kur, kiminle alakayı kesmek istersen kes, kiminle dostluk kurmak istiyorsan kur, kiminle düşmanlık yapmak istiyorsan yap. Malımızdan da istediğin kadar al."

 

Sa'd'ın bu sözü üzerine şu ayetler nazil oldu: "Nitekim, Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkarmıştı, oysa Müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı. (Onların bu hali,) müminlerden bir grup kesinlikle istemediği halde, Rabbinin seni evinden hak uğruna çıkardığı (zamanki halleri) gibidir. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı. Hatırlayın ki, Allah size, iki gruptan (kervan veya Kureyş ordusundan) birinin sizin olduğunu vaad ediyordu; siz de kuvvetsiz olanın (kervanın) sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (Kureyş ordusunu yok ederek) kafirlerin ardını kesmek istiyordu." (Enfal Sur. 5- 7)

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Süfyan'daki malları ganimet almak için yola çıktığı halde Yüce Allah ona savaşı emretti.

 

 

 

37816. İbn Abbas bildiriyor: Bedir günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim şöyle şöyle yaparsa, ona (sevap olarak) şunlar vardır" deyince gençler ileri atıldılar, yaşlılar ise sancakların altında kaldılar. Ganimetler taksim edilirken ise gelip hisselerini istediler. Yaşlılar: "Bize karşı kendinizi üstün görmeyin. Zira biz de sancakların altında bulunuyorduk. Eğer siz bozguna uğrasaydınız, biz size yardımcı olacaktık" dediler ve aralarında tartışma çıktı. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

"Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: Ganimetler Allah'ın ve Peygamberindir. Inanıyorsanız Allah'tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin." (Enfal Sur. 1)

 

 

 

37817. Ali b. Ebi Talha naklediyor: İbn Abbas: "Toplulukları dağıtılacak ... " (Kamer Sur. 45) ayeti hakkında şöyle dedi: "Toplulukların dağıtılması Bedir günü olmuştur. O zaman Müşrikler: ''Biz öç alabilecek bir topluluğuz'' (Kamer Sur. 44) demişlerdi." 

 

 

 

37818. Rabı bildiriyor: Ebu'I-Aliye: "O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır" (Kamer Sur. 45) ayeti hakkında şöyle dedi: "Burada kastedilen Bedir günüdür."

 

 

 

37819. Ali b. Ebi Talha naklediyor: İbn Abbas: "Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kahverdiler" (Müminun Sur. 77) ayetiyle ilgili olarak: "Bu olay, Bedir günü olmuştur" dedi.

 

 

 

37820. ikrime bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir günü zırhını giymiş ileri atılıyor ve bir yandan da: "Topluluk bozguna uğradı, topluluk bozguna uğradı" diyordu.

 

 

 

37821. Hz. Ali der ki: "Bizi Bedir'de Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sığınırken görürdün. O, Bedir günü düşmana en yakın olanımız ve şiddete en fazla maruz kalanımızdı."

 

 

 

37822. ikrime'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir günü şöyle buyurdu: "İşte şu Cibril'dir. Atının başını tutmuş ve savaş techizatı üzerindedir.''

 

 

 

37823. Umeyr b. ishak naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Bedir günü sahabeye: "Bir takım nişan ve işaretler edininiz. Melekler kendine işaretler edindi" buyurdu. Ravi der ki: "O gün ilk defa yün (giysiler giyerek) işaretler edinildi.''

 

 

 

 

37824. Hz. Ali der ki: "Bedir günü, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabının nişanı, beyaz yündü."

 

 

 

37825. Amir(-i Şa'bi) bildiriyor: Bedir günü Müslümanlar Kurz b. Cabir'in Müşrikleri desteklediğinden bahsettiler ve bu onların çok ağırına gitti. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder" (AI'i-imran Sur. 125) ayetinde Yüce Allah şunu demek istiyor: "Eğer Kurz desteklediyse, ben sizi bu meleklerle destekledim. Kurz onlara destek olarak bir şey gönderemedi."

 

 

 

37826. Davud naklediyor: Şa’bi ve Said b. el-Müseyyeb: "Kalplerinizi pekiştirmek ve onunla ayaklara se bat vermek için de üstünüze gökten bir su indiriyordu" (Enfal Sur. 11) ayetiyle ilgili olarak şöyle dediler: "Bedir günü üzerlerine yağmur serpiştirdi."

 

 

 

37827. Cabir der ki: "Bedir günü kuyuya inip arkadaşlarıma içmeleri için su dolduruyordum."

 

 

 

37828. Mesruk naklediyor: Abdullah (b. Mes'ud): "Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız" (Duhan Sur. 16) ayetiyle ilgili olarak şöyle dedi: "Bu ayet, Bedir günüyle ilgilidir.''

 

 

 

37829. Abdullah b. Sa'lebe b. Suayr el-Uzrı der ki: Bedir günü Ebu Cehil şöyle dedi: "Allahım! Akrabalık bağlarını keseni ve bize bilinmeyen şeylerle geleni helak et." Ebu Cehil bu sözleri istiftah (Allah'tan yardım dilemek) için söylemişti. Bunun üzerine şu ayet nazil oldu: "Eğer siz fetih istemekteyseniz, işte size o fetih gelmiştir. Eğer vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlıdır." (Enfal Sur. 19)

 

 

 

37830. Kays b. Ebi Hazım naklediyor: Bedir günü, Abdullah b. Mes'ud ölmek üzere olan Ebu Cehil'in yanına gidince: "Allah seni zelil etsin" dedi. Ebu Cehil ise: "Sizin öldürdüğünüz kişiden (benden) daha şereflisi olur mu?" karşılığını verdi.

 

 

 

37831. Abdurrahman b. Avf anlatıyor: Bedir günü ben safta duruyordum.

Sağıma soluma bakınca iki delikanlı gördüm ve onların yanımda olmalarından ötürü (düşman bu taraftan bize saldırır düşüncesiyle) kendimi güvenlikte hissetmedim. Derken onlardan birisi diğerinden gizli bir şekilde: "Amca! Bana Ebu Cehil'i göster" dedi. Ben, delikanlıya: "Ondan ne istiyorsun?" diye sorunca genç:

"Onu gördüğümde öldüreceğime dair Allah adına ahit verdim" dedi. Öbürü de birincisi gibi arkadaşından gizli olarak: "Amca! Bana Ebu cehil'i göster" dedi. Ben, delikanlıya: "o.ndan ne istiyorsun?" diye sorunca genç: "Onu gördüğümde öldüreceğime dair Allah adına ahit verdim" dedi. O ikisi yerine iki yetişkin adamın arasında bulunmak beni bu kadar sevindiremezdi. Onlara Ebu Cehil'i göstererek: "işte budur" dedim. Her ikisi de onun üzerine bir kartal gibi atıldı ve ona darbeler indirmeye başladılar. O gençler Afra hatunun oğulları idi.

 

 

 

37832. Abdullah (b. Mes'ud) bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir günü şöyle diyordu: "Allahım! KureyŞ'i Sana havale ediyorum. -Bunu üç kez tekrarladı- . Ebu Cehil b. Hişam'ı, Utbe b. Rebia'yı, Şeybe b. Rebia'yı, Velid b. Utbe'yi, Ubey b. Halef'i ve Ukbe b. Ebi Muayt'ı sana havale ediyorum." Abdullah dedi ki: "Bedir kuyusunun yanında bunları öldürülmüş bir şekilde gördüm."

 

 

 

37833. İbn Abbas'ın azatlısı ikrime bildiriyor: Müslümanlar Bedir'de konaklayıp ta müşrikler gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) -kızıl bir devenin üzerinde olan- Utbe b. Rabia'ya bakıp: "Eğer bunlardan birinde hayır varsa bu kızıl devenin sahibinde vardır. Eğer ona itaat ederlerse doğru olanı yapmış olurlar" dedi. Utbe (Kureyşlilere): "Bana itaat ediniz ve bunlarla savaşmayınız.

 

Eğer onlarla savaşırsanız, sizler kardeşini öldürene, babasını öldürene bakacak ve bunu unutamayacaksınız. Bu savaşın korkaklığını benim üzerime yükleyin ve geri dönün" dedi.

Ebu Cehil, Utbe'nin böyle dediğini duyunca: "Vallahi! Muhammed'i ve arkadaşlarını görünce Utbe'nin ödü kopmuş. Vallahi o, oğlu Müslümanlarla beraber olduğu için dönmek istiyor. Yoksa o bu sözü söyleyecek biri değildir. Ancak o, Muhammed ile arkadaşlarının deve yiyicileri olduklarını anladı" dedi. Utbe: "Vallahi! Ben bu eski elbiselerin altında sizleri vuracak çok güçlü erkekler vardır. Başlarının yılanın başı, yüzlerinin ise kılıç gibi olduğunu görmüyor musunuz?" deyip kardeşini ve oğlunu çağırıp ikisinin arasında ilerledi ve saffın ilerisine geçince (Müslümanlardan) savaşmak için adam istedi.

 

 

 

37834. Hz. Ali anlatıyor: Medine'ye geldiğimizde meyvelerinden uzun süre yemekten dolayı hastalandık. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir ile ilgili araştırma yapıyordu. Müşriklerin gelmekte olduğunu öğrendiğimizde Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir'e gitti -ki Bedir bir kuyunun adıdır- ama Müslümanları Müşriklerden önce oraya varmışlardı. Orada müşriklerden, biri Kureyşli, diğeri Ukbe b. Ebi Mu'ayt'ın azatlısı olan iki kişi bulduk. Kureyşli kaçtı, ama köleyi yakaladık ve ona: "Sayınız kaç kişidir?" diye soruyorduk. O: "Vallahi sayıları çoktur ve çok güçlüler" karşılığını veriyordu. Köle bu cevabı verince Müslümanlar onu dövüyordu. Bu durum adamı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürünceye kadar devam etti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama:

"Sayınız kaç kişidir?" diye sorunca, adam: "Vallahi sayıları çoktur ve çok kuvvetliler" karşılığını verdi. Müslümanlar adamın müşriklerin sayısını vermesi için çok uğraştılar, ama adam söylemedi.

 

2. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Kaç deve kesiyorsunuz?" diye sorunca, adam: "Her gün on deve" karşılığını verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bin kişiler. Her yüz civarında kişi için bir deve" buyurdu.

 

3. Sonra gece üzerimize hafif yağmur serpiştirince ağaçların ve kalkanların altına sığındık. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise yağmurun Rabbine dua etti ve tan ağardığı zaman: "Ey Allah'ın kulları! Namaza!" diye seslendi. insanlar ağaçların ve kalkanların altından çıkıp geldiler ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırıp bizi savaşa teşvik ettikten sonra şöyle dedi: "Kureyş topluluğu şu dağın kırmızılı olan kıvrımının yanındadır."

 

4. Kureyş bize yaklaşıp karşı karşıya gelince aralarında kızıl bir deveye binmiş dolaşan birini gördük. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ali! Bana Hamza'yı çağır" dedi. Hamza müşriklere en yakın olanımızdı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (Hamza'ya): "Bu kızıl devenin üzerindeki adam kim ve kavmine ne söylüyor. Eğer aralarında (aklı başında) biri varsa belki bu kişi kızıl devenin sahibidir" dedi. Hamza: "O kişi Utbe b. Rabia'dır ve kavminin savaşmasına engel oluyor ve: ''Ey kavmim! Ben karşımda ölmeyi arzulayan bir kavim görüyorum! Onlarla karşılaşmamanız, onlara yaklaşmamanız, sizin için hayırlıdır! Ey kavmim! isterseniz siz benim başıma toplanınız ve "Utbe korktu!" deyiniz, ama biliyorsunuz ki; ben hiç de sizin en korkağınız değilim!'' diyor" dedi.

 

5. Ebu Cehil, Utbe'nin dediğini duyunca: "Bunu sen mi söylüyorsun! Eğer bir başkası bunları söyleseydi, onu dişlerimle parçalardım! Senin ciğerin ve için korku dolmuş!" dedi. Utbe: "Beni sen mi ayıplıyorsun ey sarı koku sürünen adam? Bugün hangimizin korkak olduğunu öğreneceksin!" dedi.

 

6. Utbe, kardeşi Şeybe ve oğlu Velid savaş meydanına çıkıp: "Kim bizimle çarpışır?" deyince Ensar'dan altı genç çıktı. Utbe: "Biz bunları istemiyoruz. Biz amcamız oğulları olan Abdulmuttalib oğullarıyla çarpışmak istiyoruz" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kalk ey Ali! Kalk ey Hamza! Kalk ey Ubeyde b. el-Haris" dedi. Utbe b. Rabia, Şey be b. Rabia ve Velid b. Utbe öldürüldü, Ubeyde b. el-Haris ise yaralandı. Savaşta onlardan yetmiş kişi öldürdük, yetmiş kişiyi de esir aldık.

 

7. Ensar'dan kısa boylu bir adam Hz. Abbas'ı esir olarak getirince Abbas:

"Vallahi! Beni esir alan kişi bu değildir. Beni, başının saçı iki yana ayrılmış, insanların en güzel yüzlüsü, kır bir ata binmiş, şu cemaat arasında göremediğim bir kimse esir etti" dedi. Ensar'dan olan kişi: "Ya Resulallah! Vallahi onu ben esir aldım" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sesini çıkarma! Allah seni şerefli bir melekle destekledi!" buyurdu. Hz. Ali ekledi: "Abdulmuttalib oğullarından, Abbas, Akil ve Nevfel b. el-Haris esir alındılar."

 

 

 

37835. Mus'ab b. Sa'd, babasının şöyle dediğini nakleder: Bedir günü ele geçirdiğim bir kılıcı beğenip: "Ya Resulallah! Bunu bana ver" deyince: "Sana savaş ganimetmerinden soruyorlar ... " (Enfal Sur. 1) ayeti nazil oldu.

 

 

 

37836. Zühri bildiriyor: Ebu Cehil, Bedir günü: "Allahım! Bizden akrabalık bağını daha çok kim kesiyor, kim ötekine daha çok zulmediyor ise, Sen onu yenik düşür" diye fetih istemişti. Bunun üzerine: "(Ey kafirler!) Eğer siz fetih istiyorsanız, işte size fetih geldi! (Yenelim derken yenildiniz) ... " (Enfal Sur. 19) nazil oldu.

 

 

 

37837. Ayzar b. Hureys bildiriyor: Bedir günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) münadisi şöyle seslendi: "(Bu gün Kureyş için) Ebu'l-Bahtarl dışında kimseye eman yoktur. Kim onu esir alırsa serbest bıraksın." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona eman vermişti, ama (Bedir günü) onun öldürülmüş olduğunu gördüler.

 

 

 

37838. Kays b. Ubade anlatıyor: Ebu Zer'in yemin ederek şöyle dediğini duydum: "Şu iki grup, Rableri hakkında çekişen iki hasımdır. .. " (Hac Sur. 19) ayetleri, Bedir günü (düello için ortaya atılan) şu altı kişi hakkında inmiştir: Hz. Ali, Hz, Hamza, Ubeyde b. el-Haris, Utbe ve Şey be b. Rabia ve Velid b. Utbe."

 

 

 

37839. Ömer b. el-Hattab anlatıyor: Bedir günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sayıları üçyüz küsur ashabına baktıktan sonra sayıları binden fazla olan müşriklere baktı. Sonra üzerinde izarı ve cübbesi olduğu halde kıbleye döndü, ellerini kaldırıp şöyle dua etti: "Allahım! Bana vaad ettiğin nerede! Allahım! İslam'ın halkı olan bu topluluğu eğer helak edersen artık yeryüzünde sana ibadet eden kimse kalmaz!" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cübbesi omuzlarından düşene kadar bu şekilde yardım diledi. Hz. Ebu Bekr gelip onu Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) omzuna koydu ve arkasından gelerek ona sarıldı ve: "Ey Allah'ın Peygamberi! Rabbine niyaz ettiğin yetişir artık! O, sana olan vaadini muhakkak yerine getirecektir!" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah şu ayeti indirdi: "Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O, ''Ben size, birbiri peşinden bin melekle yardım ederim'' diye cevap vermişti." (Enfal Sur. 9)

 

2. Bedir'de karşılaştıkları zaman Yüce Allah müşrikleri hezimete uğrattı.

Onlardan yetmiş kişi öldürüldü ve yetmiş kişi esir alındı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) esirler konusunda Ebu Bekir, Ömer ve Ali ile istişare edince, Hz. Ebu Bekir: "Ey Allah'ın Resulü! Bunlar amcaoğulları, ak-raba ve kardeşlerdir. Ben onlardan fidye almanı uygun görürüm. Onlardan aldıklarımız, kafirlere karşı bizim için bir güç, kuvvet olur. Belki de, Allah onları doğru yola erdirir de, onlar bizim için destek olurlar" dedi.

 

3. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Hattab'ın oğlu! Senin görüşün nedir?" diye sorunca, ben şöyle dedim: "Vallahi ben, Ebu Bekir'in görüşünde değilim. Benim görüşüm, bana müsaade edersen falan kişinin -Ömer'e akraba olan birininboynunu vurayım. Ali'ye de, Akil'in boynunu vurması için müsaade et. Hamza'ya da falan kişinin boynunu vurması için müsaade et ki Yüce Allah müşriklere karşı kalbimizde bir yumuşaklığın olmadığını bilsin. Bu esirler müşriklerin eşrafı, önderleri ve elebaşlarıdırlar."

 

4. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ebu Bekr'in görüşünü tercih etti ve benim görüşümü tercih etmeyip onlardan fidye aldı.

 

5. ikinci gün Hz. Ömer şöyle dedi: "Sabah vakti Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gidince Ebu Bekr ile oturmuş ağladıklarını gördüm ve: ''Ya Resulallah! Arkadaşınla seni ağlatan sebebi bana söyle. Onu ağlanacak bir sebep bulursam, ben de ağlayayım. Ağlanacak bir sebep bulamazsam, ikiniz ağladığınız için ağlar gibi yapayım?" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin arkadaşların bana bunlardan fidye almayı teklif ettikleri için ağlıyorum. Bana bunların azapları şu ağaçtan daha yakın bir yerde gösterildi" buyurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu sırada kendisine yakın bir ağacı kastetmişti. Yüce Allah da: "Yeryüzünde çokça savaşıp zaferler kazanıncaya kadar esirler alması hiç bir peygambere yaraşmaz ... " (Enfal Sur. 67) buyruğundan itibaren: " ... Allah'tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldıklarınızdan ötürü size büyük bir azab erişirdi" (Enfal Sur. 68) buyruğuna kadar olan bölümleri indirdi ve böylelikle ganimetleri onlara helal kıldı.

 

6. ikinci yıl Uhud savaşında Bedir günü esirlerden fidye almalarından dolayı yaptıklarının cezasını çektiler ve Müslümanlardan yetmiş kişi öldürülüp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı savaş alanından kaçtılar. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ön dişleriyle azı dişi arasındaki dişi kırıldı, başındaki miğfer parçalandı ve kan yüzüne akmaya başladı. Bunun üzerine Yüce Allah fidye almaları konusunda şu ayeti indirdi: "(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi ''Bu nasıl oluyor!'' dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter." (AI-i imran Sur. 165)

 

 

 

37840. Hişam, babasından (Urve'den) naklediyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızı Rukiyye vefat ettiği zaman Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir savaşına gitmişti. -Rukiyye Hz. Osman ile evliydi- o gün Hz. Osman ve Usame b. Zeyd savaşa katılmamışlardı. Onlar Rukiyye'yi defnederken Hz. Osman tekbir sesi duydu ve: "Ey Usame! Bu tekbirin ne olduğuna bak" dedi. Usame baktığında Zeyd b. Harise'nin Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) devesi üzerinde Bedir'de öldürülen müşrikleri haber verip (Müslümanları) müjdeliyordu. Münafıklar, esirler bağlanmış bir şekilde getirilene kadar: "Hayır Vallahi! Bu doğru değildir. Bu yalandan başka bir şey değildir" dediler.

 

 

 

37841. Ab'i'de es-Selman'i' der ki: Bedir günü müşriklerden yetmiş kişi öldürülmüş, yetmiş kişi de esir alınmıştı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ensar'ı toplayıp: "Şu iki şeyden birini tercih ediniz: "Eğer isterseniz onları öldürünüz. Ancak öldürdüğünüz kişi sayısınca (Uhud savaşında) sizden de öldürülür. Ya da, fidye karşılığı onları serbest bırakır, bu fidyeyle de Yüce Allah yolunda daha da güçlü olursunuz" buyurdu ve bu konuda onları muhayyer bıraktı. Onlar: "Ya Resulallah! Onlardan fidye alalım ki bu bizi Yüce Allah yolunda daha da güçlü kılacaktır. Yine de fidyesini aldığımız kişi sayısınca kişi bizden öldürülsün" dediler. Uhud günü, (Bedir'deki) esirler sayısınca Müslümanlardan adam öldürüldü.

 

 

 

37842. Hz. Ali, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu.

 

 

 

37843. Zeyd b. Yusey' bildiriyor: Hz. Ebu Bekr, Bedir günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber çadırın içindeydi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allahım! Bu topluluğa yardım et! Eğer onlara yardım etmezsen artık yeryüzünde sana ibadet eden kimse kalmaz!" demeye başlayınca Hz. Ebu Bekr:

"Rabbine niyaz etmeye ara ver! Vallahi! O, sana olan vaadini muhakkak yerine getirecektir!" dedi.

 

 

 

37844. Yahya b. Abdillah b. Abdirrahman b. Sa'd b. Zürare bildiriyor: Bedir'den esirlerle gelindiğinde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımı Sevde binti Zem'a, Afra oğullarından Avf ve Muavviz için yas tuttukları yerdeydi. Bu, örtünme emri gelmeden önce olmuştu. Sevde şöyle dedi: Esirler getirildiği zaman evime gittiğimde odanın bir kenarında elleri boynunda bağlı Suhely b. Amr'ı gördüm. Onu görünce kendime hakim olamadım ve: "Ey Ebu Yezid! Kendi ellerinizle bu halde düştünüz. Onurunuzla ölemediniz mi?" dedim. Vallahi beni Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evin içinden gelen şu sözü kendime getirdi: "Ey Sevde! Allah'a ve Resulüne karşı mı bunu diyorsun!" deyince ben: "Ya Resulallah! Ebu Yezid'i o halde göründe kendime hakim olamadım ve bunları söyledim" karşılığını verdim.

 

 

 

37845. Abdullah (b. Mes'ud) anlatıyor: Bedir günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu esirler hakkında ne diyorsunuz?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr: "Ya Resulallah! Onlar senin kavmin ve akrabandır. Onları öldürme ve tövbeye davet et. Belki Allah onların tövbesini kabul eder" dedi. Hz. Ömer: "Ya Resulallah! Onlar seni yalanladı ve (yurdundan) çıkardılar. Onları getir ve buyunlarını vuralım" dedi. Abdullah b. Revaha: "Ya Resulallah! Sen odunu bolalan bir vadidesin. Bunları vadiye sak, sonra bunları ateşte yak" dedi. Abbas: "Allah akrabanla alakanı kessin" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) susup onlara cevap vermedi, sonra kalkıp evine girdi.

Bazıları: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hz. Ebu Bekr'in görüşüne göre hareket edecek" derken, bazıları: "Hz. Ömer'in görüşüne göre davranacak, bazıları ise: "Abdullah b. Revaha'nın görüşüne göre davranacak" dedi. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çıkıp şöyle dedi: "Allah onlardan bazılarının kaIbini öyle yumuşatacak ki bunların kalbi sütten daha yumuşak olacak. Bazılarının kaIbini o kadar katılaştıracak ki; kaIpleri taşlardan daha katı olacak. Ey Ebu Bekr! Senin bu halin İbrahim'in (a.s.) durumu gibidir ki o şöyle demişti: "Bana uyan bendendir, bana karşı gelen kimseyi Sana bırakırım; Sen bağışlarsın, merhamet edersin" (İbrahim Sur. 36)

 

Yine ey Ebu Bekr, senin durumun, İsa'nın (a.s.) durumu gibidir ki, o şöyle demişti: "Onlara azap edersen, doğrusu onlar senin kullarındır; onları bağışlarsan, güçlü olan, Hakim olan şüphesiz ancak sensin." (Maide Sur. 118.). Ey Ömer, şüphesiz senin durumun, Musa'nın durumu gibidir ki; o, şöyle demişti: "Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar. (Yunus Sur. 88) Yine ey Ömer, senin durumun, Nuh'un durumu gibidir ki, o, şöyle demişti: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma." (Nuh Sur. 26) Siz, muhtaç ve fakir kimselersiniz. Esirlerden fidyesiz, ya da boynu vurulmamış, hiç kimse kalmasın!

 

ibn Mes'ud dedi ki: "Ya Resulallah! Sadece Suheyl b. Beyda kalsın. Çünkü onun islam'ı andığını gördüm" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sustu. O günkü gibi hiçbir zaman gökten üzerime taş düşeceğinden korkmuş değildim. Nihayet Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sadece Süheyl b. Beyda hariç" dedi. Bunun üzerine Yüce Allah, şu ayetleri indirdi: "Yeryüzünde savaşırken, düşmanı yere sermeden esir almak hiçbir peygambere yaraşmaz." (Enfal Sur. 67-68)

 

 

 

37846. Hakem der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir günü sadece Ukbe b. Ebi Muayt'ı (yakalandıktan sonra ellerini ve ayaklarını bağlayarak) idam etti."

 

 

 

37847. Said b. Cübeyr bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir günü sadece üç kişiyi idam ettirdi: Ukbe b. Ebi Muayt, Nadr b. el-Haris ve Tu'ayme b. Adiyy'i. Nadr'ı, Mikdad esir almıştı.

 

 

 

37848. Hişam b. Urve, babasından naklediyor: "Bir adam Umeyye b. Halef'i esir alınca Bilal onu görüp öldürdü."

 

 

 

37849. Enes naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ebu Cehil'in ne yaptığına kim bakar?" deyince İbn Mes’ud gitti ve Afra'nın iki oğlu onu vurmuşlar da nihayet onu ölüm halinde buldu. İbn Mes’ud: "Sen misin Ebu Cehil? (vuruldun mu?)" deyip sakalından yakalayınca, Ebu Cehil: "Sizin öldürdüğünüz kişiden daha üstünü var mıdır?" dedi.

 

 

 

37850. İbn Sirin der ki: "Afra'nın oğulları Ebu Cehil'e öldürücü darbeyi vurdular, İbn Mes’ud ise ölümüne sebep olan son darbeyi indirdi."

 

 

 

37851. Sabit bildiriyor: Ebu Cehl, Bedir günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile savaşmak için giderken arkadaşları: "Muhammed'e (onunla savaşmak için) gidiyorsun, ancak onun peygamber olduğunu bilmiyor musun?" dediler. Ebu Cehil: "Evet biliyorum, ama biz ne zaman Abdimenaf oğullarına tabi olduk ki!" karşılığını verdi.

 

 

 

37852. Abdullah (b. Mes'ud) anlatıyor: Bedir günü Ebu Cehl'in yanına vardım, ayağından vurulmuş yerde yatıyor ve kılıcıyla halkı etrafından uzaklaştırıyordu. Ben: "Seni böyle rüsvay eden Allah'a hamdolsun ey Allah'ın düşmanı" dedim. Ebu Cehl: "Kavminin öldürdüğü kimseden daha şereflisi var mıdır?" diye cevap verdi. Ben, keskin olmayan bir kılıçla vurmaya başladım. Darbe eline gelince kılıcını düşürdü ve ben de onun kılıcını alıp ölene kadar vurdum. Sonra hızlı bir şekilde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gittim ve olanları kendisine anlattım. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç defa: "Doğru söylediğine dair kendisinden başka ilah olmayan Allah adına yemin eder misin?" dedi. Benimle beraber yürüyüp Ebu Cehil'in başucunda durunca: "Seni böyle rüsvay eden Allah'a hamdolsun ey Allah'ın düşmanı. Bu kişi, bu ümmetin Firavun'uydu" dedi.

 

Vekı der ki: Babam, Ebu ishak'tan, o da Ebu Ubeyde'den şu ilaveyi yaptı:

Abdullah (b. Mes'ud) dedi ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Cehil'in kılıcını bana ganimet olarak verdi.'' 

 

 

 

37853. Ebu Ubeyde, babasından (Abdullah b. Mes'ud'dan) naklediyor: Bedir günü müşrikler bize sayıca az gösterildi. Hatta yanımdaki arkadaşıma: "Sence kaç kişiler? Yetmiş kişiler mi?" diye sorduğumda; "Bence yüz kişiler" cevabını verdi. Sonunda onlardan bir adamı yakaladığımızda bize bin kişi olduklarını söyledi.

 

 

 

37854. Said b. el-Müseyyeb der ki: Bedir günü, Kureyş'ten olan muhacirlerden beş kişi şehid oldu: Hz. Ömer'in azatlısı Mihca. Bu kişi saldırıyar ve: "Ben Mihca'ım ve Rabbime sığınırım" diyordu. (Diğerleri) Zu'ş-Şimaleyn, İbn Beyda, Ubeyde b. el-Haris ve Amir b. Ebi Vakkas.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Haris ve Amir b. Ebi Vakkas