|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Gazveler |
Hayber Gazvesi
38028. Enes der ki:
"Biz sana apaçık bir fetih nasib ettik" (Fetih Sur. 1) ayeti nde
kastedilen fetih, Hayber'dir.
38029. iyas b. Seleme,
babasından naklediyor: Hayber günü amcam Yahudi
olan Merhab ile vuruşmak
için çıkınca Merhab:
Hayber halkı iyi bilir
ki; ben gelip çatan savaşların kızıştığı zamanlarda, Tepeden tırnağa kadar
silahlanan, Cesareti ve kahramanlığı denenip durmuş olan Merhab'ım.
2. Amcam Amir ona şöyle
karşılık verdi: Hayber bilir ki; ben Amir'im
Tepeden tırnağa kadar
silahlanıp savaş meydanına dalarım
3. Birbirlerine
karşılıklı birkaç kılıç salladıktan sonra Merhab kılıcıyla Amir'e vurdu, ancak
darbe Amir'in kalkanına geldi ve ters dönerek onun ayak damarını kesti. Ölümü
de bundan oldu. Seleme der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ashabından bazılarıyla karşılaştığımda: "Amir kendi kendini öldürdüğü için
ameli boşa gitti" dediler. Ben ağlayarak Resulullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) gelip: ''Ya Resulallah! Amir'in ameli boşa mı gitti?'' diye sorunca
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim böyle söyledi?"
dedi. Ben: "Ashabından bazıları" karşılığını verince Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Böyle söyleyen yalan
söylüyor. Ona iki defa sevap vardır."
4. Amir, Hayber'e
giderken Resulullah'ın da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aralarında bulunduğu
sahabeye şiir söylüyor ve develeri sürerken şöyle diyordu:
Vallahi! Eğer Allah
olmasaydı biz doğru yolu bulamazdık
Ne zekat verir, ne de
namaz kılabilirdik
Bizim üzerimize
yürüyenler
Bizi fitneye düşürmek
istediklerinde biz ondan kaçınırız
Allahım! Biz Senin
fazlından müstağni değiliz
Düşmanla
karşılaştığımızda ayaklarımızı sabit kıl
Kalplerimize de sükunet
ve metanetindir.
5. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şiiri okuyan kişi kim?" diye sorunca,
Amir: "Amir, ey Allah'ın Resulü!" dedi. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Rabbin sana mağfiret etsin" dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kim için özel bağışlanmada bulunduysa
o kişi muhakkak şehid oldu. Ömer b. el-Hattab Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) Amir'e istiğfar ettiğini duyunca: "Ya Resulallah! Keşke onu
bize bağışlasaydın da, kendisinden bir müddet daha yararlansaydık!" dedi.
Amir, (Hayber'de vuruşmaya ) kalktı ve şehid oldu.
6. Seleme der ki: Sonra
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni Hz. Ali'ye gönderdi ve:
"Bugün, sancağı Allah'ı ve Resulünü seven birine vereceğim" veya
"Allah'ın ve Resulünün kendisini sevdiği birisine vereceğim" dedi.
Ben gözlerinden rahatsız olan Hz. Ali'yi elinden tutup getirdiğimde Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun gözlerine tükürüğünden sürdükten sonra
sancağı kendisine verdi. Mihrab çıkıp kılıcı sallayarak şöyle dedi:
Hayber bilir ki ben
Merhab'ım,
Silahı keskin, denenmiş
bir kahramanım.
Gelip çatan savaş
kızıştığı zaman,
Savaşlar üzerime gelip
de kızıştığında bahadırım
7. Ali b. Ebi Talib ise
şöyle dedi: Ben annemin, adını Haydar koyduğu kişiyim Ormanların heybetli
görünüşlü aslanı gibiyim! Sizi geniş ölçüde ve çarçabuk tepelerim
8. Hz. Ali, Merhab'ın
başını kılıçla ikiye ayırdı ve Yüce Allah fethi onun eliyle nasib etti.
38030. Cübeyr b. Mut'im
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), humstaki akrabalara olan
payı Haşim oğulları ile Muttalib oğulları arasında paylaştırdı. Ben ve Osman b.
Affan, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girip: "Ya
Resulallah! Bunlar Haşim oğullarından kardeşlerindir. Yüce Allah'ın seni onlardan
biri yapması sebebiyle üstünlükleri inkar edilemez. Muttalib oğullarından olan
kardeşlerimize verip bizi terkettin. Halbuki nesep olarak biz ve onlar aynı
konumdayız" dediğimizde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Bunlar Cahiliye döneminde de, İslam'da da bizden ayrılmadılar.''
38031. Enes bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sabah olup ta (o beldede ezan okunup
okunmadığını) dinlemeden hiç kimseye taarruzda bulunmazdı. Eğer ezan sesi
duyarsa saldırmaz, ezan sesi duyulmadığı zaman taarruza geçerdi. Hayber'e
gittiğinde, Hayber halkı kalelerinden çıkıp, zenbiller, kazmalar ve çapalarıyla
tarlalara dağıldılar. Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gördüklerinde:
"Muhammed ve ordusu! (gelmiş)" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Allahu ekber! Hayber harab oldu. Biz bir kavmin
yurduna indik mi, uyarılmış olanların sabahı ne fena olur!" buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlarla savaştı ve yüce Allah
kendisine fethi nasib etti. Ganimetler taksim edilince Hz. Safiyye,
Dihyetu'I-Kelbi'nin payına düştü.
Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Güzel bir cariye Dihyetu'I-Kelbi'nin payına
düştü" denildi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu yedi köle
karşılığı satın alıp süslemesi için Ümmü Süleym'e gönderdi. Bildiğim kadarıyla
ravi, Safiyye'yi, Ümmü Süleym'e, iddetini yanında geçirmesi için gönderdiğini
de söyledi. Hayber'den Medine'ye döneceği zaman halk: "Bunu cariye olarak
mı aldı, yoksa evlendi mi bilmiyoruz" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bineğine binince Safiyye'nin üzerine bir örtü atıp bineğinin
terkisine bindirdi. Medine'ye yaklaştıkları zaman bineklerini hızlı sürmeye
başladılar. Sahabe Medine'ye dönerken yaklaştıkları zaman böyle yaparlardı.
Ancak Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) devesi tökezleyince hem
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), hem de Safiyye devenin üzerinden
düştüler. Onları yüksek bir yerden izleyen Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) hanımları da: "Allah bu Yahudi kadını uzaklaştırıp helak
etsin" demeye başladılar. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Safiyye'yi tekrar örtüp bineğe bindirdi.
38032. Ebu Talha
bildiriyor: Hayber günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bineğinin terkisine
binmiştim. Hayber'e yetiştiğimizde onların çapalarını almış kalelerinden
çıkmışlardı. Bizi gördüklerinde: "Muhammed! Vallahi bu Muhammed ve
ordusudur!" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allahu ekber! Biz bir kavmin yurduna indik mi, uyarılmış olanların sabahı
ne fena olur!" buyurdu.
38033. Amir(-i Şa’bi)
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'i mahsulün yarısı
karşılığı (Hayber halkına) kiraya verdi ve Abdullah b. Revaha'yı gönderdi. O
da, mahsulü tahminleyip ikiye böldükten sonra, istedikleri ürün bölüğünü
almakta onları muhayyer bıraktı.
38034. Abdullah b.
Bureyde el-Eslemi, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Hayber sahasına inince Hayber halkı korkup: "Muhammed Yesrib halkını
alıp gelmiş!" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ömer b.
el-Hattab'ı gönderdi. Hz. Ömer Hayberlilerle savaştı; ama onlar Ömer'i ve
beraberindekileri geri püskürttüler. Hz. Ömer, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) döndüğünde kendisi arkadaşlarını, arkadaşları da onu korkaklıkla
suçluyorlardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bayrağı yarın
Allah'ı ve Resulünü seven, Allah'ın ve Resulünün de kendisini sevdiği birisine
vereceğim" buyurdu.
2. ikinci gün Hz. Ebu
Bekr ve Ömer, sancağı almak için öne çıktılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) o gün gözlerinden rahatsız olan Hz. Ali'yi çağırarak onun gözlerine
tükürüğünden sürdü ve bayrağı ona verdi. Hz. Ali halkı alıp Hayberlilerle
karşılaştı ve şu şiiri okuyan Merhab el-Hayberı ile karşı karşıya geldi:
"Hayber bilir ki
ben Merhab'ım,
Silahı keskin, denenmiş
bir kahramanım.
Arslanlar öfkeyle
gelmeye başladığı zaman
Onlara bazen süngüyü
dürter, bazen de kılıçla vururum ".
Merhab ile karşılaşınca
Hz. Ali, Merhab'ın başına kılıçla öyle bir darbe vurdu ki bu darbe azı
dişlerine kadar tesir etti ve darbenin sesini bütün askerler duydu. Böylece
Ali, şehri teslim aldı. Ordunun gerisindeki askerler henüz oraya varmadan
öndekiler tarafından Hayber fethedilmişti.
38035. Ebu Said el-Hudri
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Ramazan'ın on
sekizinde Hayber'e çıktık. Sahabeden bazıları oruç tutarken bazıları ise
tutmadı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tutmayanları ayıplamadı.
38036. Hakem naklediyor:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hayber savaşı sonrası savaşa
katılmayan Cafer ile yanındaki arkadaşlarına ganimetten pay verdi."
38037. Hz. Ömer
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Bayrağı yarın Allah'ı ve Resulünü seven birisine vereceğim." Sadece
o gün komutan olmayı temenni ettim. ikinci gün (bayrak belki bana verilir)
düşüncesiyle ileriye çıktım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey
Ali! Kalkıp git ve Allah senin elini e Hayber'i fethedinceye kadar ardına
dönmeden savaş" buyurdu. Hz. Ali biraz gittikten sonra durdu, ama arkasına
bakmadı ve: "Ya Resulallah! Onlarla ne üzerine savaşacağım?" diye
sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Onlar ''Allah'tan
başka hiçbir ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın kulu ve resulüdün, diye şehadet
getirinceye kadar, onlarla çarpış! Onlar bunu yaptılar mı, kanlarını ve
mallarını senden korudular demektir!" buyurdu.
38038. İbn Ebi Leyla,
babasından naklediyor: Hz. Ali şöyle dedi: "Ey Ebu Leyla!
Sen Hayber'de bizimle
değil miydin?" Babam: "Evet, sizinle beraberdim'' diye karşılık
verince Hz. Ali dedi ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu
Bekr'i çağırdı, onu Hayber'e gönderdi.
Ebu Bekr hezimete
uğrayıp geri döndü. Geri döndüğünde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
Ömer'i çağırdı. O da bir şeyelde edemeden halkla birlikte hezimete uğrayarak
geri döndü. Geri döndüğünde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu
ki: "Sancağı, Allah'ı ve Resulünü seven, Allah ve Resulünün de kendisini
sevdiği, düşmana sırtını dönüp kaçmayan birisine vereceğim." Bana haber
gönderdi. Yanına gittim. O zaman gözlerimin ağrısından bir şey görmüyordum.
Sancağı bana verince ben: "Ya Resulallah! Gözlerimin ağrısından bir şey
göremiyorum" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tükürüğünden
gözlerime sürdü ve dedi ki: "Allahım! Onu sıcağın ve soğuğun eziyetinden
koru." O günden sonra ne sıcak, ne de soğuktan rahatsız olmadım.''
38039. Tucib'in azatlısı
Ebu Merzuk bildiriyor: Ruvayfi' b. Sabit el-Ensarı ile Mağrib (Kuzey Afrika)
tarafına gazveye çıktık ve Cerbe adında bir köyü fethettik. Ruvayfi', kalkarak
bize şöyle hitab etti: "Size, sadece Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Hayber'de bize söylediğini söyleyeceğim: Allah'a ve ahiret günÜne
inanan bir erkek, suyu ile yabancı bir tarlayı sulamasın (yani esir kadınlarla
temasta bulunmasın), Henüz paylaştırılmadan ganimet mallarından bir şeyi
satmasın (ve satın almasın), ganimet mallarından olan bir bineğe binip de onu
yorup zayıflattıktan sonra geri iade etmesin, yine ganimet malından olan
elbiseyi giyip eskittikten sonra geri iade etmesin.''
38040. Ömer b. el-Hattab
naklediyor: Hayber günü Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından
bir grup gelip: "Falan kişi şehittir, filan kişi şehittir" dediler.
Sonunda bir adamın yanına gelip: "Bu kişi şehittir" dediklerinde
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır! Zira üzerinde (ganimet
mallarından) çaldığı bir bürde- veya aba gördüm" deyip şöyle devam etti:
"Ey Hattab'ın oğlu! Git ve halka: ''Cennete sadece müminler girer'' diye
seslen." Ben çıkıp: "Cennete sadece müminler girer" diye
seslendim.
38041. Haşrec b. Ziyad
el-Eşcai, babaannesinden naklediyor: Hayber savaşına Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ile birlikte, altı kadından biri olarak katıldım. Durum
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ulaştığında bizi yanına çağırdı ve:
"Kimin emriyle
savaşa çıktınız?" diye sordu. Yüzünden öfkeli olduğunu anladık. Ona:
"Ya Resulallah! Yanımızda tedavi amaçlı ilaçlar alarak, askerlere ok
vermek, su dağıtmak, (çadırlara) kıl eğirmek ve Yüce Allah yolunda yardımcı
olmak üzere çıktık" dedik. Ancak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Burada kalın!" emrini verdi. Yüce Allah Hayber'in fethini müyesser
kıldığında ise ganimetten erkeklere verdiği hisse kadarını bize de verdi.
38042. Muhammed b. Zeyd,
Abi'l-lahm'ın azatlısı Umeyr'den naklediyor: "Henüz köle iken Hayber
savaşına katıldım. Hayber'i fethettiklerinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bana bir kılıç verdi ve: "Bunu kuşan" buyurdu. Sonra bana
değersiz olan eşyalardan biraz verdi, ancak ganimetten bana bir hisse
ayırmadı."
38043. Ebu Musa
bildiriyor: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına Hayber'in
fethinden üç gün sonra geldiğimizde ganimetten bize de hisse verdi. Bizden
başka da savaşa katılmayan hiç kimseye pay vermemişti."
38044. Enes b. Malik
bildiriyor: Hayber günü halk eşekleri kesip kazanlara koyup kaynattı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Talha'ya şöyle seslenmesini
emretti: "Allah ve Resulü size ehli eşek etlerini yemenizi yasaklıyor.
Onlar pistir.'' Bunun üzerine kazanlardaki etler döküldü.
38045. Abdullah b.
Muğaffel der ki: Hayber savaşında yukardan içi yağ dolu bir torba bana doğru
sarkıtıldı. Onu aldım ve: "Ben bundan kimseye bir şey vermem!'' dedim.
Ancak başımı çevirdiğimde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana
bakıp gülümsediğini gördüm ve yaptığımdan utandım.
38046. Bedir savaşına
katılanlardan olan Ebu Salıt der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) eşek etlerinin yenmesini yasaklayan emri geldiğinde etler kazanlarda
kaynıyordu. Emir gelince kazanları ters çevirip döktük.
38047. Ebu Umame
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber günü ehli eşek ve
vahşi hayvanlardan parçalayıcı dişi olan her hayvanın etinin yenmesini, (esir
edilen) kadınlardan hamile olanlarla doğum yapana kadar ilişkiye girilmesini,
taksim edilmedikçe ganimetteki paylarının satılmasını, olgunlaşmadan meyvelerin
satılmasını yasakladı. O gün, saçına saç ekleyen ve ekletene, dövme yapan ve
yaptırana, (ölünün ardından) yüzünü tırmalayıp giysilerini yırtana (ağıtçıya)
lanet etti.
38048. Cabir b. Abdillah
bildiriyor: Hayber günü halk açlığa maruz kalınca ehli eşekleri alıp keserek
etlerini kazanlara doldurdular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan
haberdar olunca kazanları dökmemizi emretti ve biz de etleri döktük. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah size bundan daha hela! ve temiz bir
rızık gönderecektir" buyurdu. O gün kaynamakta olan kazanları döktük. O
gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize ehli eşek, katır ve azı
dişleri olan vahşi hayvanların, yırtıcı pençesi olan kuşların, hedef tahtası
yapılıp öldürülen hayvanların, vahşi hayvanların yakalayıp öldürdüğü
hayvanların etinin yenmesini ve haksız yere alınan çalıntı malı haram kıldı.
38049. Hz. Ali
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'e gitmek için yola
çıktı. Bölgeye vardığında Ömer'i askerlerle beraber şehre veya kalelerine
gönderdi. Ömer onlarla savaştı, ama çok geçmeden hezimete uğrayıp geri döndüler
ve birbirlerini korkaklıkla suçladılar. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Onlara, Allah'ı ve Resulünü seven, Allah'ın ve Resulünün de
kendisini sevdiği birisini göndereceğim. Bu kişi, Allah ona fethi nasib edene
kadar savaşır ve kaçmaz" buyurdu. Halk bu kişinin kendileri olmaları
temennisiyle ileriye çıktılar. Allah'ın Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bir müddet bekledikten sonra: "Ali nerede?" diye sordu. Sahabe:
''Gözlerinden rahatsız" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Onu bana çağırın" buyurdu. Yanına gittiğimde gözlerimi açıp
tükürüğünden sürdü, sonra sancağı bana verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) fikrini değiştirip onlara veya bana yönelik yeni bir şey diyebilir
çekincesiyle sancağı aldığım gibi hemen harekete geçtim ve gidip savaşmaya
başladım. Merhab, şiir okuyarak meydan okudu. Ben de şiir okuyarak ona meydan
okudum ve onunla çarpıştım. Yüce Allah onu benim elimle öldürdü ve Merhab'ın
arkadaşları kaçıp kalelerine girerek kapıyı kapattılar. Biz de kapıya dayandık.
Yüce Allah'ın inayetiyle açılana kadar kapıyla uğraştım durdum.
38050. Ebu Hureyre
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bugün sancağı,
Allah'ı ve Resulünü seven birisine vereceğim" deyince, halk belki bana
verir düşüncesiyle ileriye çıktı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Ali nerede?" diye sorunca: "Gözlerinden rahatsız" dediler.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu çağırdı ve avuçlarına tükürerek
Hz. Ali'nin gözlerini meshetti. Sonra sancağı kendisine verdi. Yüce Allah o gün
Hz. Ali'nin eliyle fethi nasib etti.
38051. Hz. Ömer der ki:
"Nefsim elinde olana yemin olsun ki sonradan gelecek nesiller yoksun
kalmayacak olsalardı Müslümanlar için, kafirlerin şehirlerinden fethedilenleri,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'i sehimlere ayırdığı gibi
ayırırdım. Ancak hem Müslümanlar için bir gelirinin olmasını istedim, hem de
sonradan gelecek nesillerin yoksun kalmamasını diledim.''
38052. İbn Abbas
bildiriyor: Hayber günü bir adam bir kadını esir aldı ve onu arkasına bindirdi.
Kadın adamın kılıcının kabzasını tutup onu almak için uğraşınca adam kadını
öldürdü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadını görüp: "Bunu kim
öldürdü?" diye sorunca, kendisine olanları anlattılar. Bunun üzerine
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadınların öldürülmesini yasakladı.
38053. Abdullah b. Ka'b,
amcasından naklediyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Hayber'de, İbn Ebi'I-Hukayk'i öldürmeleri için asker gönderdiğinde, kadınların
ve çocukların öldürülmesini yasakladı."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |