m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Gazveler

 

Huneyn Gazvesi

 

38138. Ebu ishak bildiriyor: Bir adam Bera'ya: "Ey Ebu Umara! Huneyn günü kaçmış mıydınız?" diye sorduğunda, Bera şöyle cevap verdi: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kaçmadığına şahadet ederim. Ama aceleci davranan bazıları Hevazinlerin üzerine saldırmışlardı. Hevazinler ok atmada mahir olduklarından onları çekirge sürüsü gibi ok yağmuruna tuttular. Bunun üzerine bu Müslümanlar bozguna uğrayıp kaçtılar. O zaman düşman Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru yöneldi. Bu sırada Ebu Süfyan b. el-Haris, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katırını sürüyordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katırdan inip şöyle seslenerek yardım istedi:

Peygamber benim! Bunda yalan yok!

Ben ki Abdulmuttalib'in oğluyum!

Allahım! Yardımını indir

Vallahi savaş kızıştığı zaman Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) etrafına giderek O'nunla korunuyorduk. O'nunla bir hizada duran kendisini cidden cesaretli hissederdi.

 

 

38139. Ebu ishak, Bera'dan naklediyor: Vallahi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn savaşında düşmana hiç sırtını dönmedi. Abbas ve Ebu Süfyan, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katırının yularını tutmuş, o ise şöyle diyordu:

Peygamber benim! Bunda yalan yok!

Ben ki Abdulmuttalib 'in oğluyum! 

 

 

38140. Enes bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn savaşında şöyle dua ediyordu: "Allahım! Eğer dilersen, bu günden sonra sana ibadet eden kimse kalmayacak!''

 

 

 

38141. Hişam b. Zeyd, Enes'ten naklediyor: Huneyn günü, Hevazin ve Gatafan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile savaşmak için büyük bir ordu topladı. O gün Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) askerleri on bin veya daha çoktu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Tulaka'dan (Mekke'nin fethinde yeni

Müslüman) olanlar da vardı. Düşman kuvvetleri (savaştan kaçan olmasın diye) tüm hayvanları ile çoluk çocuklarını da savaş meydanına getirip arkalarına yerleştirmişlerdi. Müslümanlarla Hevazin karşılaşınca Müslümanlar kaçtılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise beyaz katırının üzerindeydi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katırdan inip: ''Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm" deyip o gün aralarında başka bir söz süylemeden iki defa böyle seslendi. Sağına dönüp:

''Ey Ensar topluluğu!" deyince, Ensar: "Buyur ey Allah'ın Resulü! Biz sesinleyiz" dediler. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) soluna dönüp: "Ey Ensar topluluğu!" deyince, Ensar: "Buyur ey Allah'ın Resulü! Biz sesinleyiz" dediler.

 

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katırdan indi ve düşmanla çarpışarak onları hezimete uğrattılar ve ganimet elde ettiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimeti Tulaka olanlar arasında taksim edince Ensar: "Şiddet anında biz

çağrılıyoruz, ganimet ise bizden başkası arasında paylaştırılıyor" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu duyunca onları çağırıp bir çardakta oturarak: "Ey Ensar topluluğu! Sizden duyduğum bu söz nedir?" dedi. Ensar susup cevap vermeyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti: ''Ey Ensar topluluğu! Eğer bütün insanlar bir vadiye yönetse, Ensar da bir yola yönelse, hiç şüphesiz, Ensar'ın yöneldiği yolu tutardım. İnsanlar dünyalıklarta giderlerken sizler Resulullah ile birlikte evlerinize dönüp gitmeye razı değil misiniz?" Ensar: "Razı olduk. Razı olduk ey Allah'ın Resulü!" dediler.

Hişam b. Zeyd, Enes'e: "Sen buna şahit oldun mu?" deyince Enes: "O ortamdan başka nerede olabilirdim ki?" karşılığını verdi.

 

 

 

38142. Enes der ki: Huneyn günü Ebu Talha, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünü güldürmek için gelip: "Ya Resulallah! Ümmü Süleym'i görmüyor musun? Üzerinde bir hançer var" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ümmü Süleym'e:

"Ey Ümmü Süleym! Hançeri neden taşıyorsun?" diye sorunca, Ümmü Süleym:

"Bu hançeri, müşriklerden biri bana yaklaşacak olursa, onu deşeyim diye aldım" dedi.

 

 

 

38143. Enes'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn günü şöyle buyurdu: "Kim bir düşmanı öldürürse onun eşyalarını alır." O gün, Ebu Talha yirmi adamı öldürdü ve (ölenlerin) eşyalarını aldı.

 

 

 

38144. Talha b. Musarrif der ki: Müslümanlar Huneyn savaşında kaçmaya başladıkları zaman kendilerine: "Ey Bakara suresinin sahipleri!" diye seslenildi. Bunun üzerine ağlayarak geriye döndüler.

 

 

 

38145. Abdullah b. Bureyde bildiriyor: Huneyn günü insanlar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) etrafından dağıldılar ve O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında sadece Zeyd adında bir adam kaldı. Bu kişi Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Necaşi'den kendisine hediye gelen boz katırının yularını tutmuştu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Yazıklar olsun sana ey Zeyd! Halkı çağır" buyurunca Zeyd: "Ey insanlar! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Sizi çağırıyor!" diye bağırdı, ama o anda kimse gelmedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Yazıklar olsun sana! Sadece Evs ve Hazrec'e seslen" deyince Zeyd: "Ey Evs ve Hazrec topluluğu! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sizi çağırıyor!" diye bağırdı; ama yine kimse gelmedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yazıklar olsun sana! Muhacirleri çağır. Onların boyunlarında Allah'a vermiş oldukları biat var" dedi. Ravi der ki: Bureyde bana şöyle anlattı: Muhacirlerden bin kişi kılıçlarının kınlarını kırıp atarak geldiler ve zafer elde edilene kadar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında kalıp savaştılar.

 

 

 

38146. Gufra'nın azatlısı Ömer der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) binmiş olduğu katırından inerek halka: "Ey Bakara suresinin sahipleri! Ben Allah'ın Resulü ve Peygamberi'yim. Arkanızı dönüp ka çıyor musunuz!" diye seslenmeye başladl,

 

 

 

38147. İsmail b. Ebi Halid bildiriyor: Abdullah b. Ebi Evfa'nın elinde bir darbe izi gördüm ve: "Bu nedir?" diye sordum. o: "Bu darbeyi Huneyn günü aldım" dedi. Ben: "Sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Huneyn'e katıldın mı?" diye sorduğumda ise: "Evet" cevabını verdi.

 

 

 

38148. Abdullah b. Ubeyde bildiriyor: Huneyn savaşından sonra Hevazin kabilesinden bir grup gelerek: "Ya Resulallah! Biz Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rağbet ediyoruz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne istiyorsunuz? Akrabalarınızı mı, yoksa mallarınızı mı?" diye sorunca onlar:

"Akrabaları, anneleri ve kızları istiyoruz. Mala gelince Allah bize rızık verir" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben, elimdeki ve Haşim oğullarının ellerindekileri bağışlarım. Halkın elinde olanlara gelince onların da bağışlamalarını isterim. İnşallah yarın namaz kıldığım zaman kalkıp şöyle şöyle söyleyiniz" deyip onlara söyleyecekleri şeyleri öğretti. Onlar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dediği gibi yapınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elindeki ve Haşim oğullarının elindeki esirleri bağışladı. Bunun üzerine Akra' b. Habis ve Uyeyne b. Hısn dışındaki herkes elindeki esirleri iade ettiler. Onlar ellerinde bulunan iki kadını vermeyi reddettiler.

 

 

 

38149. Hakem b. Uteybe bildiriyor: Huneyn günü halk, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) etrafından kaçınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle demeye başladı:

Peygamber benim! Bunda yalan yok!

Ben ki Abdulmuttalib'in oğluyum!

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında Haşim oğullarından üç ve onların dışında bir kişi olmak üzere sadece dört kişi kalmıştı. Ali b. Ebi Talib ve Abbas, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önünde, Ebu Süfyan b. el-Haris Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katırının yularını tutmuş, İbn Mes’ud ise sol tarafındaydı. O gün Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına kim yaklaştıysa öldürüldü. O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört yanında öldürülen müşriklerin yere serilmiş cesetleri vardı.

 

 

 

38150. Enes b. Malik anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn ganimetlerinden Akra' b. Habis'e yüz deve, Uyeyne b. Hısn'a da yüz deve verince Ensar'dan bazıları: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizim ganimetlerimizi öyle bir cemaate ver-iyor ki, kanları bizim kılıçlarımızdan damlıyor -veya- bizim kanlarımız onların kılıçlarından damlıyor" dediler. Bu sözler Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ulaşınca onları çağırdı. Geldiklerinde: "İçinizde sizden olmayan var mı?" diye sordu. Onlar: "Hayır. Ancak kızkardeşimizin oğlu (yani kadın tarafından kabileyle bağlantısı olan biri) var" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir topluluğun kızkardeşinin oğlu onlardandır" deyip şöyle devam etti: "Şöyle şöyle demişsiniz, Halk davar ve develerle giderken siz Muhammed'le yurdunuza gitmek istemez misiniz?" Ensar: "Evet isteriz ey Allah'ın Resulü!" karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İnsanlar dış gömlek, Ensar iç gömlek, (mesabesinde)dirler. Ensar benim dayanağım ve sırdaşımdır. Eğer hicret olmasaydı Ensar'dan biri olmak isterdim" buyurdu.

 

 

 

38151. Abdullah b. Ubeyde anlatıyor: Ebu Süfyan, Hakım b. Hizam ve Safvan b.

Umeyye, Huneyn günü kimin hezimete uğrayacağını görmek için çıktılar. Onlara bir bedevi uğrayınca: "Ey Allah'ın kulu! insanlar ne yaptılar?" diye sordular. Bedevi:

"Muhammed bir daha karşılaşamayacağı kadar büyük bir sıkıntı içindedir" dedi. Ancak bedevi bunu, ashabın, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) etrafından dağıldığı zaman için söylemişti. Bunun üzerine birbirlerine: "Kureyş'ten bir efendi bizim için bedevilerden olan bir efendiden daha sevimlidir" deyip, arkadaşlarından birine "Ey falan git ve bize haber getir" dediler. Adam gidip iki topluluğun tam önüne geldiği zaman: "Ey Evsliler! Toplanın! Ey Hazrecliler! Toplanın!" diye seslenildiğini duydu. Zira Evs ile Hazrecliler yüksek bir yerde duruyarlardı. Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (savaş taktiği olarak) o günü, parolalarından biri de bu tarz bir seslenme idi.

 

 

 

38152. Ebu Said el-Hudri naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (i'rane denilen yerde esirleri taksim ettiği zaman Kureyş ve Araplardan başkalarına dağıttı ama Ensar'a bir şey vermedi. Bu konuda ileri geri konuşmalar çoğaldı, hatta kimisi:  "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kavmine kavuştu (bizi ne yapsın)!" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Sa'd b. Ubade'yi çağırıp: "Kavmin tarafından söylenmiş olup bana haber verilen yersiz ve ağır sözlerin sebebi nedir?" diye sorunca Sa'd: "Sana ulaşan şeyleri söylediler" karşılığını verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen bu konuda ne düşünüyorsun?" diye sorunca ise Sa'd: "Ben ancak kavmimden bir ferdim" dedi. Bu sözle Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızgınlığı arttı ve: "Bana kavmini topla ve aralarında yabancı olmasın" buyurdu. Sa'd, Ensar'ı esirlerin bulunduğu bir yerde topladı ve kapıda sadece Ensar'dan olanların girmesine izin veren birini koyarak Muhacirlerden ve diğer birçok kişinin girmesine izin vermeyip birçok kişiyi de geri çevirdi. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızgınlığı yüzünden okunur bir şekilde gelip: "Ey Ensar topluluğu! Sizi dalalet içinde buldum da Allah size hidayet vermedi mi?" dedi. Ensar: "Allah'ı ve Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızdırmaktan Allah'a sığınırız" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ensar topluluğu! Sizi yoksul iken buldum da Allah sizleri zengin kılmadı mı?" dedi. Ensar yine: "Allah', ve Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızdırmaktan Allah'a sığınırız" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ensar topluluğu! Sizi birbirinize düşman olarak buldum da, Allah kalplerinizi birbirine ısındırıp birleştirmedi mi?" dedi. Ensar yine:

"Allah'ı ve Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızdırmaktan Allah'a sığınırız" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cevap vermeyecek misiniz?" dedi. Ensar:

"Allah ve Resulünün üzerimizdeki minnet ve nimetleri üstündür" dediler.

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kızgınlığı geçince: "Eğer şöyle deseydiniz doğru söylemiş ve doğrulanmış olurdunuz: Sen kovulmuşken biz seni barındırmadık mı? Yalanlanmışken tasdik etmedik mi? Sen bize yoksul olarak gelmiştin! Biz sana kendimiz gibi verip bakmadık mı?" Bunun üzerine Ensar ağlayıp: "Allah ve Resulünün üzerimizdeki minnet ve nimetleri üstündür" demeye başlayınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben Müslümanlığınıza havale edip, dünya malından bir kısmını kalplerini İslam'a ısındırmak istediğim bazı topluluklara vermem sizde bir kırgınlık mı meydana getirdi! İnsanların tümü bir vadiye ve yola yönelseler öte yandan siz bir başka vadiye ve yola girseniz, ben sizin gittiğiniz vadi ve yola giderdim. Siz benim iç gömleğim, diğer insanlar ise dış elbisem gibidir. Eğer hicret olmasaydı Ensar'dan biri olmak isterdim." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra ellerini koltuk altını göreceğim şekilde yukarı kaldırıp şöyle dua etti: "Allahım! Ensar'a, Ensar'ın çocuklarına ve çocuklarının çocuklarına rahmet et. İnsanlar davar ve develerle giderken siz evlerinize Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile dönmeye razı olmaz mısınız?" Oradakiler sakallarını ıslatacak kadar ağladılar ve: "Allah'ı Rab, Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hisse ve nasip olarak kabul ettik" deyip gittiler.

 

 

 

38153. Ebu Abdirrahman el-Fihrı bildiriyor: Huneyn gazvesinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraberdim. Şiddetli sıcağın olduğu bir günde yola çıktık ve ağaç gölgeleri altında konakladık. Güneş tepe noktasından batıya kayınca kılıcımı kuşanıp atıma binerek çadırında olan Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gittim ve: "Allah'ın selamı ve rahmeti üzerine olsun ey Allah'ın Resulü! Gidelim, gitme vakti geldi?" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet" deyip: "Ey Bilal!" diye seslenince semura ağacının altında olan Bilal, gölgesi bir kuş gölgesini andıracak gibi hızlı bir şekilde kalkıp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldi ve: "Buyur emrindeyim ve. canım sana fedadır" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana atımı eğerle" buyurdu. Bilal bir semer çıkarıp atı eğerledi. Semerin iki yanı hurma lifindendi. Gösterişli ve hoşa gidecek bir semer değildi.

Semura Ağacı

 

2. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) binince biz de bineklerimize binip o akşam ve gece düşmanın karşısında savaş düzeni saf tuttuk. Müslüman ve müşrik atlılar karşı karşıya gelince Yüce Allah'ın da buyurduğu gibi Müslümanlar ardını dönüp kaçınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın kulları! Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm" deyip şöyle devam etti: "Ey Muhacir topluluğu! Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm." Sonra Allah'ın Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) atından indi ve bir avuç toprak alıp bana Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en yakın olan birinin söylediğine göre toprağı müşriklerin yüzüne serpti ve: "Bu yüzler kara olsun!" dedi. Yüce Allah müşrikleri hezimete uğrattı.

 

3. Ya'la b. Ata der ki: Huneyn'e katılan müşriklerin çocukları babalarından bana şöyle naklettiler: O gün içimizden gözleri ve ağzı toprak dolmayan kimse kalmadı ve gökle yer arasında demir kazanlar üzerine düşen demir parçalarının çıkardıkları sesler gibi çınlayan sesler işittik.

 

 

 

38154. Enes b. Malik anlatıyor: Huneyn günü Hevazin çocukları, kadınları, develeri ve koyunları da getirip Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çok görünmeleri için yanlarına dizdiler. Karşılaştıklarında Müslümanlar yüce Allah'ın da buyurduğu gibi kaçınca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın kulları! Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm" sonra: "Ey Muhacirler! Ben Allah'ın kulu ve Resulüyüm" dedi. Yüce Allah hiç kılıç vurulmadan ve mızrak atılmadan müşrikleri hezimete uğrattı. O gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Kim bir kafiri öldürürse onun eşyalarını alır." O gün, Ebu Talha yirmi adamı öldürdü ve eşyalarını aldı.

Ebu Katade: "Ya Resulallah! Ben üzerinde zırh olan bir adamın boyun damarına vurarak öldürdüm; ama benden önce davranılıp zırh alınmış" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zırhı kimin aldığına bak" buyurdu. Bir adam kalkarak: "lırhı ben aldım, Ebu Katade'yi razı edip zırhı bana ver" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisinden bir şey istendiği zaman muhakkak ya isteneni verir veya susardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) susunca Hz. Ömer: "Hayır Vallahi! Allah onu aslanlarından bir aslan olan birinden alıp sana vermez" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) güldü ve: "Ömer doğru söyledi" buyurdu.

Ebu Talha, üzerinde hançer taşıyan Ümmü Süleym ile karşılaşınca: "Ey Ümmü Süleym! Sendeki bu şey nedir?" diye sordu. Üm mü Süleym: "Müşriklerden biri bana yaklaşırsa bununla karnını deşmek için taşıyorum" dedi. Ebu Tarha: "Ya Resulallah! Ümmü Süleym'in dediğini duymuyor musun!" deyince Ümmü Süleym:

"Ya Resulallah! Bizim dışımızdaki tulekanın (Mekke'nin fethi sırasında Müslüman olanların) canları çıksın! Seni bırakıp kaçtılar ya Resulallah!" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise: "Allah bize yardım etti ve bunu en iyi bir şekilde yaptı" buyurdu.

 

 

 

38155. iyas b. Seleme, babasından naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber Hevazinlilere karşı savaşa katıldım. Biz kuşluk vakti yemek yerken, o zaman çoğumuz yayaydık, aramızda zayıf olanlar vardı, kızıl deve üzerinde bir adam geldi ve devenin üzerindeki torbadan, deriden yapılmış bir ip çıkardı ve bir genç, adamın devesini bağladı. Adam sonra gelip oradakilerle yemek yemek için geldi. Orada bulunanların zayıflığını ve güçsüzlüğünü görünce çıkıp devesinin yanına dönerek onu çözdü. Sonra deveyi çökertip üzerine bindi ve koşturmaya başladı. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından olan Eslem kabilesinden biri, tıpkı topluluktakiler gibi zayıf olan bir deveyle adamın peşine düştü. Ben de koşarak peşinden çıktım. O adamın peşinden giden bizim adamın devesinin kalça hizasına yetiştim. Sonra o adamın devesinin kalça hizasına kadar yetiştim. Biraz daha ilerleyerek adamın devesinin yularından tuttum ve deveyi çöktürdüm. Deve dizleri yere koyar koymaz adamın boynunu vurmak üzere kılıcımı çektim. Adam hemen yere yığıldı. Deveyi üzerindekilerle birlikte sürüp geldim. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzuruna geldiğimde: "Adamı kim öldürdü?" diye sordu. Oradakiler: "ibnu'I-Ekva!'' deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın eşyalarını ona (bana) verdi.

 

 

 

38156. Abdullah b. Zeyd bildiriyor: Huneyn günü Allah, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimet nasib ettiği zaman Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetleri kalpleri islam'a ısındırılanlar arasında taksim edip Ensar'a bir şey vermedi. Ensar halkın aldığı ganimetten kendilerine bir şey verilmemesine içerlemiş gibiydi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara hitab ederek şöyle dedi:

"Ey Ensar topluluğu! Sizi dalalet içinde buldum da Allah size hidayet vermedi mi? Siz bölük bölük parçalanmışken Yüce Allah benim sayemde sizi bir araya getirmedi mi? Yoksul iken buldum da Allah sizleri zengin kılmadı mı?" Ensar, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) her sözüne: "Allah ve Resulünün üzerimizdeki minnet ve nimetleri üstündür" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Neden cevap vermiyorsunuz?" deyince, Ensar yine: "Allah ve Resulünün üzerimizdeki minnet ve nimetleri üstündür" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Eğer isteseydiniz, ''Sen bize şöyle şöyle gelmiştin'' diyebilirdiniz. Halk davarları ve develeri alıp dönerlerken siz Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) alıp yurdunuza dönmek istemez misiniz? Eğer hicret olmasaydı Ensar' dan bir kişi olmak isterdim. İnsanların tümü bir vadiye ve yola yönelse, ben Ensar'ın yöneldiği vadi ve yola giderdim. Ensar benim iç gömleğim; diğer insanlar ise dış elbisem gibidir. Sizler benden sonra zorluklarla karşılaşacaksınız. Havz'da benimle buluşuncaya kadar sabrediniz. ''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Zü Karad Gazvesi