|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Gazveler |
Zü Karad Gazvesi
38157. iyas b. Seleme,
babasından naklediyor: Hudeybiye zamanında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ile beraber Medine'ye geldim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
develeri Rabah ile birlikte gönderdi. Ben de Talha'nın atıyla ona eşlik etmek
için gittim. Gecenin sonunda Abdurrahman b. Uyeyne Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) develerine saldırıp çobanı öldürdü ve beraberlerindekilerle
develeri sürmeye başladı. Ben: "Ey Rabah! Şu ata bin ve onu Talha'ya
götürerek Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem), sürüsüne saldırıldığını
bildir" dedim.
2. Ben bir tepeye çıkıp
yüzümü Medine'ye doğru çevirerek üç defa: "Ya Sabaha (Yetişin)!" diye
bağırıp kılıcım ve okumla peşlerinden giderek onlara ok atıp bineklerini
öldürmeye başladım. Bu, ağaçlıkların çok olduğu bir zamanda olmuştu. Onlardan
biri bana yöneldiği zaman bir ağacın gövdesine pusuyar, sonra ok atıyordum.
Hangi atlı bana yaklaştıysa onun bineğini öldürüyordum ve ok atıp şöyle
diyordum:
Ben Ekva 'nın oğluyum
Bugün kötülerin ölüm
günüdür.
3. Bineğinin üzerinde
olan kişiye yetişip ok atıyorum, ok adama isabet ediyordu ve omzunun bir
tafarından girip öbür tarafından çıkıyordu. Ben de şöyle diyordum:
"Ai! Ben Ekva 'nın
oğluyum
Bu gün kötülerin ölüm
günüdür.
4. Ağaçların içinde
olduğum zaman, onları oklarımla yakıyordum. Dağın dar yerlerine geldiklerinde
ise ben üst taraflara çıkıp üzerlerine taş yağdırıyordum. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) develerinin hepsini tekrar ele geçirip ardıma
katıncaya ve onlar hayvanları serbest bırakıncaya kadar bu şekilde onları takip
ettim.
5. Sonra otuz mızrağı
veya hırkayı da bırakıp gidene kadar onlara ok atmaya devam ettim. Onlar bu şeyleri
yüklerini hafifletmek için attılar. Attıkları her şeyin yanına işaret koydum ve
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geçeceği yerde topladım. Kuşluk
vakti olunca onlar dar bir geçitteyken yanlarına Uyeyne b. Bedr el-FezMi yardım
etmek için geldi. Sonra ben üst taraflarına dağa çıktım. Uyeyne:
"Bu gördüğüm
nedir?" deyince onlar: "Bu adamla belaya çattık! Sabahtan beri,
elimizde ne varsa alana kadar bize ok attı" karşılığını verdiler. Uyeyne:
"Eğer bu adam arkasından yardımcıların geldiğini bilmeseydi sizi
bırakırdI. Sizden bir grup buna karşı kalksın" dedi. Dört kişi kalkıp
yanıma gelmek için dağa tırmandılar. Beni duyacakları kadar yaklaştıklarında:
"Beni tanıyor musunuz?" dedim. Onlar: "Sen kimsin?" diye
sorunca ben: "Ben ibnu'I-Ekva'lm. Muhammed'i üstün kılana yemin ederim ki
beni yakalamak isteyen kişi bana yetişemez. Eğer ben onu yakalamak istersem de
benden kaçamaz" dedim. içlerinden biri: "Bunu tahmin
edebiliyorum" dedi.
6. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) süvarilerinin ağaçların arasından yaklaştıklarını
görene kadar yerimden kalkmadım. Gelenlerin en önünde Ahrem el-Esedı, ardında
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) süvarisi Ebu Katade, Ebu Katade'nin
ardında ise Mikdad el-Kindı vardı. Müşrikler arkalarını dönerek kaçtılar, ben
de Ahrem'in yanına gidip atının yularını tuttum ve: "Ey Ahrem! Dikkat et.
Onların seni yalnız
yakalayıp öldürmeyeceklerinden emin değilim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ve ashabının gelmesini bekle" dedim. Ahrem: "Ey Seleme! Eğer
Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsan, Cennetin ve cehennemin hak olduğunu
biliyorsan benimle şahadetin arasına girme" dedi. Bunun üzerine ben atının
yularını bıraktım. Ahrem, Abdurrahman ile karşılaşınca Abdurrahman'ın atını
yaraladı. Abdurrahman da onu yaralayarak öldürdü ve onun atına bindi.
7. Bunun üzerine Ebu
Katade ona yetişti. Abdurrahman'la Ebu Katade de karşılıklı birbirlerine bir
iki kılıç salladıktan sonra, Abdurrahman, Ebu Katade'yi yaraladı. Ancak Ebu
Katade onu öldürebildi. Ebu Katade, Abdurrahman'ı öldürdükten sonra da Ahrem'in
atına bindi.
8. Sonra ben onların
peşinden o kadar gittim ki sahabenin çıkardığı tozları göremeyecek kadar
uzaklaştım. Güneş batmadan önce dağ yolunda Zu Karad denilen bir sulak bir yere
yöneldiler ve su içmek istediler. Beni görünce geri dönüp sudan uzaklaşarak Zu
Sebir denilen tepeye çıktılar.
Güneş batınca onlardan
bir adama yetişip bir ok atarak şöyle dedim: "Ai!
Ben Ekva 'nın oğluyum Bu
gün kötülerin ölüm günüdür.
9. Adam: "Annem
beni kaybetsin! Sen sabahki Ekva' mısın?" diye sorunca:
"Evet ey kendinin
düşmanı! Sabahki Ekva'yım!" karşılığını verdim. Sabah vakti vurduğum
kişiye bir ok daha attım ve adam benden iki ok darbesi aldı. Onlar iki atı
geride bırakınca onları alıp müşrikleri defettiğim suyun başında olan
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirdim.
10. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında beş yüz kişi vardı. Bilal, ele geçirmiş
olduğum develerden kesmişti ve Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ciğer
ve hörgüçten pişiriyordu. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidip:
"Ya Resulallah! Bana izin ver şu topluluktan yüz adam seçeyim ve
müşriklerin peşinden gideyim de içlerinden öldürmediğim tek haberci bile
kalmasın" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bunları
sen mi yaptın ey Seleme?" deyince ben: "Seni üstün kılan Allah'a
yemin ederim ki evet!" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o
kadar güldü ki ateş ışığında azı dişlerini gördüm.
11. Sonra Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Onlar şu anda Gatafan
topraklarında bulunuyorlar." Gatafan kabilesinden bir adam gelip:
"Gatafan'dan falan
kişinin yanına uğradılar ve bu kişi kendilerine develer kesti. Develeri
yüzerken bir toz bulutu gördüler ve bırakıp kaçtılar" dedi. Sabah olunca
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Süvarilerimizin en hayırlısı
Ebu Katade, piyadelerimizin en hayırlısı ise Selemedir" buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu gazveden bana hem süvari, hem de
piyade hissesi verdi ve Medine'ye dönerken, Adba adlı devesinin terkisine
bindirdi.
12. Kuşluk vakti
Medine'ye yaklaşınca Ensar'dan bir adam vardı ve kendisini kimse geçemiyordu.
Bu kişi: "Benimle yarışacak var mı? Medine'ye kadar benimle yarışacak var
mı?" diye bağırmaya başladı. Adam defalarca böyle bağırdı. Ben ise
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bineğinin terkisindeydim. Adama:
"Sen hiç iyiye ikram edip, şerefliye saygı duymaz mısın?" deyince
adam: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dışında hayır" karşılığını
verdi. Ben: "Ya Resulallah! Anam babam sana feda olsun! Bana izin ver şu
adamla yarışayım" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Eğer istersen yarış" buyurdu. Ben adama: "Sen başla"
deyince adam bineğinden atladı. Ben de ayaklarımı ayarlayıp deveden atladım ve
bir veya iki yerde, kesilmemek için hızlı koşmadım. Sonra koşup adama yetişerek
omuzları arasına vurup: "Vallahi seni yendim" -veya buna benzer bir
şey- dedim. Adam gülerek: "Bunu tahmin ediyordum" dedi. Adama yetişip
omzuna vurmam Medine'ye kadar devam etti.
38158. İbn Abbas der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beni Süleym'in toprağı olan Zu
Karad'de korku namazı kıldı. Halkı arkasında iki saf şeklinde dizdi. Bir saf
ardında dizilirken öbürü düşmanın karşısında dizildi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ardında dizilenlerle bir re kat kılınca, her iki saftakiler
yer değiştirdi ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara da bir rekat
kıldırdı.
38159. Kasım b. Hassan
naklediyor: Zeyd b. Sabit, "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) korku
namazı kıldı" deyip İbn Abbas'ın yukarıdaki hadisine benzer bir rivayette
bulundu.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |