|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Gazveler |
Ömer b. el-Hattab'ın
Hilafeti
38211. Zubeyd b.
el-Haris bildiriyor: Hz. Ebu Bekr vefat edeceği zaman, Hz.
Ömer'i yerine geçirmek
için çağırdı. Halk: "Sert ve katı birini mi bize halife seçiyorsun? Eğer bize
halife seçilirse daha sert ve daha katı olacaktır. Rabbine kavuştuğunda
başımıza Ömer'i getirdiğin için ne diyeceksin?" deyince Hz. Ebu Bekr şöyle
dedi: "Beni Rabbimle mi korkutuyorsunuz?" diyeceğim ki: Ey Allahım!
Onların üzerine en hayırlılarını halife seçtim."
2. Sonra Hz. Ömer'i
çağırıp ona şöyle dedi: "Eğer tutacaksan sana bir tavsiyede bulunacağım:
Allah'ın senin üzerinde gündüz ödenmesi gereken bir hakkı vardır ve bunu gece
kabul etmez. Yine Allah'ın, senin üzerinde gece ödenmesi gereken hakkı vardır.
Onu gündüz kabul etmez. Farzlar ödenmeden nafileler kabul edilmez. Kıyamet günü
(iyilik) terazileri ağır olanların, terazisinin ağır olma sebebi, dünyada iken
hakka uymalarıdır. Kendisine hakkın konulduğu tartının ise ağır olması haktır.
Kıyamet günü terazileri ağır olanlar terazilerinin ağır gelmesinin sebebi
dünyadayken hakka uymaları ve bunu kendileri için değerli görmeleridir.
Kendisine sadece hakkın konulduğu bir tartının, ağır gelmesi ise haktır.
Kıyamet günü (iyilik) terazileri hafif olanların, terazisinin hafif olma sebebi
dünyada iken batıla uymaları ve bunu basit görmeleridir. Kendisine batılın
konulduğu tartının ise hafif olması haktır.
3. Yüce Allah, Cennet
ehlini yaptıkları güzel amellerle zikretti ve kötülüklerini affeder. Bazıları: "Ben
bunları hak etmemiştim" der. Yüce Allah Cehennemlikleri kötü amelleriyle
zikreder ve güzel amellerini kabul etmeyip geri çevirir. Bazıları ise:
"Ben bunlardan daha
hayırlıyım" der. Yüce Allah, mümin, Allah'ın rahmetini umup azabından
korkması, Allah'tan, haktan başkasını istememesi ve kendini kendi eliyle
tehlikeye atmaması için rahmet ve azab ayetlerini zikreder.
4. Eğer sen benim bu
dediklerimi aklında tutup bunlara riayet edersen, senin için ölümden daha
sevimli bir gelecek olamaz. Ancak bu dediklerimi heba edip gereğini yapmazsan
senin için ölümden daha sevimsiz bir gelecek olamaz ve ölüme de asla karşı
koyamazsın."
38212. Kays b. Ebi Hazım
anlatıyor: Ömer b. el-Hattab'ı elinde bir hurma çubuğuyla halkı oturtup:
"Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halifesini dinleyiniz"
derken işittim. Hz. Ebu Bekr'in Şedıd adındaki azatlısı, elinde bir kağıtla
gelip bu kağıdı halka okudu ve şöyle dedi: "Ebu Bekr diyor ki: "Bu
kağıtta yazılı olan kişiyi dinleyip ona itaat ediniz. Vallahi sizi, sizin için
en hayırlı olacak kişiye yöneltiyorum!" Kays dedi ki: "Daha sonra
Ömer b. el-Hattab'ı minberde gördüm."
38213. Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: "insanların en ferasetlisi üç kişidir. Biri, Ömer'i yerine
halife tayin ederek büyük bir feraset gösteren Ebu Bekr'dir. Diğeri:
''Babacığım, onu ücretle tut. Çünkü bu, senin ücretle tuttuklarının en iyisi,
kudretli ve emin bir kişidir'' (Kasas Sur. 26) diyen kadındır. Diğeri de (Hz.
Yusuf için) hanımına: ''Ona iyi bak'' diyen vezirdir."
38214. Amr b. Meymun
anlatıyor: Yanlarına geldiğimde Hz. Ömer, Huzeyfe ve Osman b. Huneyf'in başında
duruyordu. Hz. Ömer onlara şöyle dedi: ''Toprağa (sahiplerine) gücü yetmeyecek
şeyi yüklemiş olmaktan korkuyorsunuz'' deyince Huzeyfe: ''Eğer istersen
tarlamdan vermem gereken verginin iki katını veririm'' dedi. Osman b. Huneyf:
liBenim tarlama taşıyabileceği vergi oranını yükledim. Onda bulunan mahsul
çoktur'' dedi. Hz. Ömer: ''Tarlanızdan fazla vergi almış olmamak için yanınızda
ne (kadar ürün) var ona bakınızlı deyip şöyle devam etti:
''Vallahi! Eğer
yaşarsam. Iraklı dul kadınların, benden sonra kimseye muhtaç olmamalarını
sağlayacağım.'' Bunu dedikten sonra dört gün geçmeden hançerlendi.
2. Hz. Ömer Mescid'e
girdiği zaman saflar arasında durur ve: ''Saflarınızı düzeltiniz'' derdi.
Saflar düzelince önce geçip tekbir getirerek namaza başlardı. Hz. Ömer tekbir
getirince olduğu yerde hançerlendi. Onun: liBeni öldürdü köpek!" veya
''Beni yedi köpek" dediğini işittim. Hangisini söylediğini hatırlamıyorum.
Aramızda sadece İbn Abbas vardı. Hz. Ömer, Abdurrahman b. Avf'ın elini tutup
yerine geçirdi. Onu vuran kafir de dönerken sağında ve solunda her kime
rastladıysa vurdu. Böylece on üç kişiyi yaraladı. Bunlardan dokuzu öldü. Bir
adam bunu görünce yakalamak için üzerine bir pelerin attı. Adam yakalanacağını
anlayınca kendini hançerledi.
3. Sabah namazını kısa
surelerle kıldık. Mescid'in kenarında olanlar ne olduğunu bilmiyordu. Ancak Hz.
Ömer'in sesinin gelmediğini görünce iki defa:
"Sübhanallah!"
dediler. Çıktıklarında yanına ilk giren İbn Abbas'tı. Hz. Ömer, ona:
''Beni kimin vurduğuna
bak" dedi. İbn Abbas bir süre dolaşıp sonra geldi ve:
''Muğire b. Şu'be'nin
sanatkar kölesi" dedi. Köle marangozdu. Hz. Ömer: liBenim ölümümü müslüman
olduğunu iddia eden birinin eline vermeyen Allah'a hamd olsun. Allah onu
kahretsin. Oysa ben ona iyi davranılmasını emretmiştim" dedikten sonra İbn
Abbas'a: ''Sen ve baban, Medine'de Acem kafirlerinin çoğalmasını
istiyordunuz" deyince, İbn Abbas: ''Eğer istersen onları Medine'den
çıkarırız" dedi. Hz. Ömer: ''Onlar da sizin konuştuğunuz dili konuşup,
namazınızı kılarak yaptığınız ibadetleri yaptıktan sonra mı?" dedi.
4. Halk, Hz. Ömer'e:
"Yaran o kadar kötü değil" dedi. Hz. Ömer süt isteyip, getirdiklerinde
içince, içtiği yarasından çıktı. Abdullah b. Ömer'e: "Ne kadar borcum
olduğuna bakıp hesapla" deyince, Abdullah hesapladı ve: "Seksen altı
bin dirhem borcun var" dedi. Hz. Ömer: "Eğer Ömer'in malı yeterse
borcu bu maldan kapat. Yetmezse Adiy b. Ka'b oğullarından iste. Yine yetmezse
Kureyşlten olanlardan iste. Ama başkalarına gitme ve bu borcumu öde" dedi.
S. Hz. Ömer devamla
şöyle dedi: "Müminlerin annesi Hz. Aişe'ye gidip selam söyle ve Ömer-
müminlerin emiri deme bu gün ben onların emiri değilim- iki dostuyla beraber
defnedilmek için senden izin istiyor! de." Abdullah b. Ömer, Hz. Aişe'ye
gittiğinde, onun oturmuş ağlamakta olduğunu gördü. Ona selam verdikten sonra:
"Ömer, iki arkadaşıyla defnedilmek istiyor" dedi. Hz. Aişe: "Ben
orayı kendim için istiyordum. Ama artık bugün onu kendime tercih ediyorum"
dedi. İbn Ömer geldiği zaman, Hz. Ömer'e: "Bu, Abdullah b. Ömer'dir"
denince, Hz. Ömer:
"Beni
kaldırın" dedi. Bir adam ona destek oldu. Hz. Ömer (oğluna): "Ne
oldu?" diye sorunca, İbn Ömer: "izin verdi" cevabını verdi. Hz.
Ömer: "Benim için bundan önemli bir şey yoktu" deyip şöyle devam
etti: "Öldüğüm zaman beni tabutuma koyduktan sonra Aişe'den izin al ve:
''Ömer b. el-Hattab izin istiyor'' de. Eğer sana izin verirse beni (Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr'in yanına) götür. izin vermeyecek
olursa beni Müslümanların mezarlığına geri götür." Hz. Ömer (tabuta konup)
taşındığı zaman Müslümanlar sanki daha önce bir musibete uğramamış gibiydi.
Abdullah b. Ömer, Hz. Aişe'ye selam verip: "Ömer b. el-Hattab izin
istiyor" deyince, Ömer Allah'ın kendisine nasib ettiği yere Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr ile defnedildi.
6. Vefat anı geldiği
zaman Hz. Ömer'e: "Yerine birini tayin et" denince; "Ben bu işe
adam tayin etmeye Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerinden
razı olarak öldüğü şu gruptan daha hak sahibi birini göremiyorum. Bunlar kimi
seçerse benden sonraki halife odur" deyip Hz. Ali, Hz. Osman, Talha,
Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Sa'd'ın adını söyleyip; "Eğer başkanlık
Sa'd'a verilirse ne ala, o öyle olur. Yoksa içlerinden hangisi seçilirse, ona
yardım edilsin. Zira artık ben onu acizlikten ya da hainlikten dolayı görevden
azletmedim" dedi. Abdullah b. Ömer de onlara şahid sıfatıyla katılacak,
ama bu işte onun hiçbir yetkisi olmayacaktı.
7. istişare heyeti
toplandığı zaman Abdurrahman b. Avf: "işinizi üç kişiye devredin"
dedi. Zübeyr, yetkisini Hz. Ali'ye, Talha, Hz. Osman'a, Sa'd ise Abdurrahman b.
Avfa devretti. Abdurrahman: "Hanginiz karar verme işinden çekilip kendi
yerini bana verir. Böyle yaparsanız ben daha faziletli ve müslümanlara daha
hayırlı gelecek olanınızı ötekine değişmeyeceğime Allah için söz veririm?"
deyince Hz. Ali ve Hz. Osman cevap vermediler. Abdurrahman: "Bu işi bana
devredin, ben halife seçme işinin üstesinden gelirim ve daha faziletli ve
müslümanlara daha hayırlı gelecek olanınızı ötekine değişmeyeceğime Allah için
söz veririm" deyince ikisi de: "Tamam" dediler. Onlar:
"Tamam" deyince Abdurrahman, Hz. Ali ile yalnız kaldı ve: "Senin
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan akrabalığın ve islam'a
girişteki önceliğin tartışılmaz. Allah adına sana söylüyorum; ben şimdi seni
halife tayin edecek olsam, insanlara adaletli davranacak mısın, eğer Osman'ı
tayin edersem ona itaat edip sözünü dinleyecek misin?" dedi. Hz. Ali:
"Evet" deyince, Abdurrahman, Hz. Osman ile de yalnız görüşerek aynı
şeyleri ona da söyledi. Hz. Osman da: "Evet" cevabını verince
Abdurrahman: "Ey Osman! Elini uzat" dedi. Hz. Osman elini uzatınca
Abdurrahman ona biat etti. Sonra Hz. Ali ve diğer insanlar da Hz. Osman'a biat
ettiler.
8. Sonra Hz. Ömer şöyle
dedi: "Benden sonraki halifeye Allah'tan korkmasını ve ilk muhacirlere
saygı gösterip hakkını gözetmesini tavsiye ediyorum. Diğer şehir halklarına
karşı iyi davranmasını tavsiye ederim. Zira onlar islam destekçileri, düşmana
yönelen öfke ve verginin tahsildarlarıdır. Onlardan ancak kendi maları ile
mallarının fazlasını almalıdırlar. Verime geçecek kimseye Medine'yi yurt
edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan Ensar'a karşı iyi davranmasını
iyiliklerini takdirle karşılayıp, kusurlarını bağışlamasını tavsiye ederim.
Arapların aslı olan bedevilere de iyi davranmasını tavsiye ederim, zira onlar
islam'ın ilk maddesidir. Mallarının fazlalarından alınıp yine onların
fakirlerine verin. Allah ve Resulünün zimmetinde bulunan, içinizdeki gayri
müslim zimmılere verdiğiniz sözünüzü tutun. Zimmılere güçlerinin üstünde vergi
teklifinde bulunmayın ve hududlarından ötedeki düşmanlarıyla savaşın."
38215. Amr b. Meymun
el-Evdı anlatıyor: Ömer b. el-Hattab'ın vefat anı geldiği zaman: "Bana,
Ali, Talha, Zübeyr, Osman, Abdurrahman ve Sa'd'ı çağırın" dedi.
Geldiklerinde onlardan sadece Hz. Ali ve Hz. Osman ile konuştu. Hz. Ali'ye:
"Ey Ali! Bu topluluk senin Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan
akrabalığını, Allah'ın sana vermiş olduğu ilim ve anlayışı biliyorlar. Sen
Allah'tan kork ve idareyi ele alırsan Falanoğullarını insanların uzerine
yönetici yapma" dedi. Hz. Osman'a da şöyle dedi: "Ey Osman! Halk
senin Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) damadı olduğunu, yaşını ve
üstünlüğünü biliyor. Eğer idareyi sen ele alırsan Allah'tan kork ve
falanoğullarını (Haşimoğulları) insanların üzerine yönetici yapma." Daha
sonra:
"Bana Suheyb'i
çağırın" deyip, Suheyb gelince: "Halka üç gün namaz kıldır. Bunlar da
hilafet içini halletmek için yalnız kalsınlar. Eğer biri üzerinde anlaşırlarsa,
muhalefet edenin boynunu vurunuz" dedi.
38216. isa b. Talha ve
Urve b. ez-Zübeyr bildiriyorlar: Hz. Ömer dedi ki:
"Suheyb, size üç
gün namaz kıldırsın. Bu arada istişare edin! Eğer bu iş olursa (halife
seçilirse hayırlı olur)! Değilse Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmeti
üç günden fazla halifesiz bırakılmaz.
38217. Ma'dan b. Ebi
Talha el-Va'murı bildiriyor: Ömer b. el-Hattab, cuma hutbesini irad etmek üzere
minbere çıktı. Allah'a hamdü sena, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
salatü selam getirdikten ve Ebu Bekr'i rahmet ve hayırla yad ettikten sonra
şöyle dedi: "Ey insanlar! Rüyamda kırmızı bir horoz gördüm. Beni iki kere
gagaladı. Ben bunun, ecelimin geldiğine işaret olduğuna yordum. Halk, benden
sonra birisini halife tayin etmemi istiyor. Şüphesiz ki Allah dinini,
hilafetini ve peygamberi ile gönderdiklerini zayi etmeyecektir. Eğer başıma bir
iş gelirse, hilafet, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerinden
razı olarak bu dünyadan ayrıldığı şu altı kişilik grubun arasında şura ile
olacaktır. Hangisine biat ederseniz, onun emrini dinleyin ve itaat edin.
Biliyorum ki, islam'ın menfaati için şu ellerimle savaştığım bazı kimseler bu
konuda ileri-geri konuşup itiraz edecekler. Eğer dediğim gibi davranırlarsa
onlar Allah'ın düşmanları, kafir ve sapmış kimselerdir.
2. Allah'a yemin ederim
ben, benim için keZdle'nin durumundan daha önemli hiçbir şey bırakmadım.
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona dair soru sordum, bu hususta
bana gösterdiği sertlik kadar hiçbir hususta sertlik göstermiş değildir. O
kadar ki, parmağı ile böğrümü yahut göğsümü dürttükten sonra şöyle buyurdu; "Ey
Ömer sana, Nisa Suresi'nin sonunda nazil olan yaz ayeti yetmiyor mu?" Eğer
yaşarsam bu konuda bir hüküm vereceğim ki, Kur'an'ı okuyan da okumayan da onu
bilecek.
3. Allahım! Şehirlerdeki
valiler konusunda seni şahid tutuyorum. Ben onları insanlara dinlerini ve
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünnetini öğretsinler. Ganimetleri
aralarında paylaştırsınlar, adaletli davransınlar ve çözemedikleri meselelerini
bana havale etsinler diye yolladım.
4. Ey insanlar! Bana
(kokusul kötü gelen iki bitki yiyorsunuz: Sarımsak ve soğan.
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) zamanında kişide bunların kokusu hissedildiğinde adamın
elinden tutulup Bakı'ye götürülürdü. Bunları mutlaka yemek zorunda olan kişi
iyice pişirip öyle yesin."
5. Hz. Ömer bu hutbeyi
Cuma günü verdi, Çarşamba günü Zilhicce ayının yirmi altısında hançerlendi.
38218. Cariye b. Kudame
es-Sa'dı bildiriyor: Ömer'ih suikasta uğradığı yıl hacca gittim. Hz. Ömer hutbe
verdi ve şöyle dedi: "Rüyamda bir horozun beni iki veya üç defa gagaladığını
gördüm." Sonra bir hafta veya ona yakın bir zaman geçmeden hançerlendi.
ilk önce Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabının yanına girmesine
müsaade edildi. Sonra Medine halkının girmesine izin verildi. Sonra Şam
halkının girmesine izin verildi. Sonra Irak halkının girmesine izin verildi.
Biz yanına giren son kişilerdik. Yanına girdiğimizde karnı siyah bir kumaşla
sarılmıştı ve kanlar akıyordu. Yanına giren her topluluk ağlayıp ondan övgüyle
bahsetti. Biz: "Bize vasiyet et" dedik. Bizden başka kimse
kendisinden vasiyet etmesini istemedi. Hz. Ömer şöyle dedi: "Allah'ın
Kitab'ına sarılınız. Ona tabi olduğunuz müddetçe sapmazsınız. Muhacirlere iyi
davranmanızı vasiyet ediyorum. Çünkü insanlar çoğalırken onlar azalıyorlar.
Ensar'a iyi davranmanızı vasiyet ediyorum. Çünkü onlar imanın kendisine
sığındığı yerdir. Bedevilere de iyi davranmanızı tavsiye ederim, zira sizin
aslınız ve ilk maddenizdir. Zimmetiniz altında olanlara iyi davranmanızı
tavsiye ederim. Onlar Peygamberinizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zimmeti
altında olan kişilerdir ve çocuklarınızın mık sebebidir. Yanımdan
kalkınız." Hz. Ömer bize bundan başka bir şey söylemedi.
38219. Amr b. Meymun
naklediyor: Hz. Ömer hançerlendiği zaman halk arasında bir kargaşa oldu. Hatta neredeyse
güneş doğacaktı. Bir kişi: "Namaza I" diye seslendi ve Abdurrahman b.
Avf'ı öne geçirdiler. Abdurrahman halka Kur'an'ın en kısa sureleri olan Kevser
Suresi ve Nasr Süresiyle namaz kıldırdı. Sabah olup ta hekim Hz. Ömer'in yanına
girdiğinde yarası hala kanıyordu. Hekim:
"Hangi içeceği daha
çok seversin?" diye sorunca Hz. Ömer: "Şıra" karşılığını verdi.
Şıra isteyip içince içtiği yarasından çıktı. Hekim: "Bu akan irindir. Süt
getirin" dedi. Süt getirilip, Hz. Ömer sütü içince o da yarasından çıktı.
Bunun üzerine hekim: "Vasiyet et. Zannedersem bugün veya yarın vefat
edersin" dedi.
38220. Ata b. es-Saib
der ki: Amir(-i Şa'bi), Allah adına yemin ederek Hz.
Ömer'in hançerlendiği
zaman Nahl Süresini okuduğunu söyledi.
38221. Misver b. Mahreme
bildiriyor: "Parmaklarımdan birini yarasının üzerine koymuşken Ömer'in
şöyle dediğini işittim: "Ey Kureyşliler! Size karşı insanlardan bir korkum
yok; ancak sizden yana insanlara bir korkum var. Size iki şey bırakıyorum ki
bunlara riayet ettiğiniz sürece hayır üzerinde kalacaksınız. Bunlar,
hükmederken adalet ile (ganimetleri) paylaşırken adalettir. Bilin ki ben
sizleri geniş ve düz bir yolda bıraktım. Ancak bir topluluk saparsa yol da
onlarla birlikte (sonradan gelenler için) eğrilir."
38222. Misver b. Mahreme
bildiriyor: Hz. Ömer hançerlenip kendinden geçmiş bir şekildeyken İbn Abbas ile
yanına girdik ve: "Eğer daha yaşıyorsa, onu ancak namaz namaza çağırarak
ayıltabiliriz" deyip: "Ey Müminlerin emiri! Namaz!" dedik. Hz.
Ömer ayılıp: "Namaz! Namazı terk eden kişinin müslümanlıkta nasibi
yoktur" dedi ve yarasından kanlar akarken namazını kıldı.
38223. Amr b. Meymun
anlatıyor: Ömer'den olan korkumdan dolayı ilk safta namaza durmazdım.
Hançerlendiği gün ben ikinci safta durmuştum. Gelip:
"Allah'ın kulları!
Namaza! Saflarınızı düzeltiniz!" dedi. Bize namaz kıldırırken Ebu Lu'lue
iki veya üç darbe vurdu. Hz. Ömer'in üzerinde sarı renkte bir elbise vardı.
Elbiseyi göğsüne doğru topladı, yere doğru düşerken de: "Allah'ın emri
mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir." (Ahzab Sur. 38) demeye
başladı. Ebu Lu'lue on iki veya on üç kişiyi hançerledi. Halk ona doğru
yönelince hançeri kendine saplayıp intihar etti.
38224. Abdullah b.
el-Haris el-Huzai anlatıyor: Hz. Ömer'in hutbesinde şöyle dediğini duydum:
"Dün rüyamda beni bir horozun gagaladığını ve halkın onu benden
uzaklaştırdığını gördüm. Allah adına yemin ederim ki; eğer yaşarsam Muhacirlere
verilen bağışı ikişer bin (dirhem) arttıracağım." Üç gün sonra Muğire'nin
kölesi Ebu Lu'lue onu öldürdü.
38225. İbn Ebi Muleyke
bildiriyor: Hz. Ömer, Şura ehlinden hiç kimseyi diğerinden ayrı tutmadı. Sadece
Hz. Ali ve Hz. Osman ile yalnız kalıp her birine ayrı olarak: "Ey falan!
Allah'tan kork ve Allah seni bu işle görevlendirirse falan oğullarını halkın
başına tayin etme" dedi. Diğerine de aynı şeyi söyledi.
38226. Hasan b. Muhammed
bildiriyor: Hz. Ömer, Hz. Osman'a: "Allah'tan kork ve halkın idaresi sana
verilirse Mu'ayt oğullarını insanların omzuna yükleme" dedi. Hz. Ali'ye
de: "Allah'tan kork ve halkın idaresi sana verilirse Haşim oğullarını
insanların omuzuna yükleme" dedi.
38227. Abdulazız b. Ömer
bildiriyor: Şam alimlerinden olan İbrahim b. Zür'a'ya:
"Hz. Ömer'in cenaze
namazını kim kıldırdı?" diye sorduğumda; "Suheyb" karşılığını
verdi.
38228. Yahya b. Said,
Kasım'dan naklediyor: Hz. Ömer hançerlendiği zaman halk gelip güzel vasıflarını
sayarak ona dua edince, Ömer şöyle dedi: "Beni halifelik mi temize
çıkarıyorsunuz. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber oldum,
vefat ettiği zaman benden razıydı. Hz. Ebu Bekr ile de arkadaşlık ettim, onu
dinleyip itaat ettim. O da vefat ettiği zaman benden razıydı. Ben kendim için
sadece bu hilafetin sorumluluğundan korkuyorum."
38229. Ebu Seleme ve
Yahya b. Abdirrahman b. Hatıb ve bazı ihtiyarlar şöyle naklederler: Hz. Ömer b.
el-Hattab bir rüya gördü ve o rüyayı şöyle anlattı:
"Rüyamda kırmızı
bir horozun beni iki veya üç defa göğsüm ile göbeğim arasını gagaladığını
gördüm." Abdullah b. Cafer'in annesi Esma binti Umeys: "Ona söyleyin
vasiyet etsin" dedi. Esma rüya tabir ederdi. Hz. Ömer, Esma'ın böyle
dediğini öğrendi mi bilmiyorum. Muğire b. Şu'be'nin kafir olan kölesi Ebu
Lu'lue gelip: "Muğire bana çok ağır vergi koydu" dedi. Hz. Ömer:
"Ne kadar vergi koydu?" diye sorunca, Ebu Lu'lue: "Şu
kadar" deyip vergi miktarını söyledi. Hz. Ömer: "Sen ne iş
yaparsın?" diye sorunca ise: "Değirmen yaparım" karşılığını
verdi. Hz. Ömer:
"Bu vergi senin
için çok değildir. Bizim yurdumuzda bu işi senden başka yapan yoktur. Bana da
bir değirmen yapar mısın?" deyince, Ebu Lu'lue: "Vallahi! Sana öyle
bir değirmen yapacağım ki tüm insanlar onu konuşacak" karşılığını verdi.
2. Hz. Ömer hacca gitti.
Dönüşte bir çakıllıkta uzanıp ridasını başının altına koyarak Ay'ı seyretmeye
başladı. Ay'ın şekli ve güzelliği hoşuna gitti ve şöyle dedi: "Sönük
olarak başladı, sonra Allah onun ışığını arttırınca bu hale geldi ve en güzel
bir şekilde oldu. Sonra bu, eksilmeye başlayacak ve eskiden olduğu hale
dönecek. Bütün yaratılmışlar da işte böyledir." Sonra ellerini kaldırıp:
"Allahım! Tebam çoğaldı ve yeryüzüne yayıldı. Aciz duruma düşmeden ve bir
şey kaybetmeden beni huzuruna al" diye dua etti.
3. Medine'ye döndüğünde
kendisine Müslümanlardan bir kadının Beyda'da yol kenarına atılmış bir şekilde
ölü bulunduğunu ve yanından geçen insanlardan kimsenin onu kefenlemediğini ve
defnetmediğini, sonunda Kuleyb b. Bukeyr el-Leys'i'nin uğrayıp kadını
kefenleyip defnettiğini söylediler. Hz. Ömer: "Kadına, Müslümanlardan kim
uğradı?" diye sorunca: "Kadına uğrayanların arasında Abdullah b. Ömer
de vardı" dediler. Hz. Ömer, Abdullah'ı çağırıp: "Yazıklar olsun
sana! Yol kenarına atılmış bir kadının yanından geçtin de onu kefenleyip
defnetmedin mi!" dedi. Abdullah: "Benim böyle bir şeyden haberim yok,
kimse de bana böyle bir şey söylemedi" deyince Hz. Ömer: "Sende hayır
olmamasından korkmuştum. Kadını kim kefenleyip defnetti?" diye sordu.
Yanındakiler: "Kuleyb b. Bukeyr el-Leys'i''' deyince Hz. Ömer:
"Vallahi! Kuleyb hayır elde etmeye layıktır" dedi.
4. Hz. Ömer çıkıp halkı
sopasıyla sabah namazı için uyarırken kafir Ebu lu'lue onu bulup göğsüyle
göbeği arasına üç hançer darbesi vurdu. Kuleyb b. Bukeyr'e de saldırıp onu da
yaraladı. Halk bağrışmaya başlayınca bir adam Ebu lu'lue'nin üzerine pelerinini
attı, sonra bu pelerinle onu sardı. Hz. Ömer evine taşındı ve namazı
Abdurrahman b. Avf kıldırdı. Hz. Ömer'e: "Namaz vakti geçiyor!"
denince, yarası kanarken namaz kıldı ve: "Namazı olmayanın islam'dan
nasibi yoktur" deyip kanı akarken namazını kıldı. Sonra insanlar yanına
gidip dediler ki: "Ey Müminlerin emiri! Yaran önemli değiL. Allah'tan
yaranı iyileştirmesini ve bir müddet daha yaşatmasını (veya daha hayırlı bir
sona ulaştırmasını) dileriz."
5. Hz. Ömer'in yanına
İbn Abbas girince -ki Ömer, İbn Abbas'ı beğenirdi-: "Çık ve beni kimin
vurduğunu öğren" dedi. İbn Abbas çıkıp öğrendikten sonra döndü ve:
"Gözün aydın ey Müminlerin emiri! Seni vuran Muğire b. Şu'be'nin Mecusi
kölesi Ebu Lu'lue'dir" dedi. Hz. Ömer sesi kapıdan dışarıya duyulacak kadar
yüksek bir sesle tekbir getirdikten sonra: "Beni vuranı, Allah'a ettiği
bir secdeden dolayı kıyamet gününde karşımda duracak olan Müslümanlardan biri
yapmayan Allah'a hamd olsun!" dedi Sonra yanındakilere dönüp: "Yaram
gerçekten önemsiz mi yoksa bu sizin temenniniz mi?" diye sorunca,
oradakiler: "Bundan Allah'a sığınırız! Biz sana babalarımızı feda etmek,
ömrümüzden senin ömrüne katmak isteriz. Yaran önemli bir yara değil"
dediler.
6. Hz. Ömer: "Ey
Yerfa! Allah sana merhamet etsin! Bana içecek bir şey ver'' dedi. Yerfa, içinde
tatlı şıra bulunan bir bardak getirdi ve Hz. Ömer'e verdi. Hz. Ömer içince
ridasını karnına bastırdı. Şıra karnına girince yarasından çıktı. Yanındakiler:
"Allah'a şükür! Bu içinde kalan kandır. Allah onu karnından çıkardı"
deyince, Hz. Ömer: "Ey Yerfa! Allah sana merhamet etsin. Bana süt
getir" dedi. Yerfa süt getirip, Hz. Ömer içince ve süt karnına girince
yarasından çıktı. Halk bunu görünce Hz. Ömer'in öleceğini anladı.
7. insanlar: "Allah
sana hayırlar versin! Sen aramızda Allah'ın Kitab'ıyla hükmediyordun ve iki
arkadaşının yolundan gidiyordun. Sen hakkı bırakıp başka bir yola sapmadın.
Allah sana mükafatların en hayırlısını versin" deyince, Hz. Ömer: "
Benim halifeliğime gıpta ediyorsunuz! Vallahi onun hesabından başa baş ne
alacaklı, ne de borçlu bir şekilde kurtulmayı isterdim. Kalkın ve idareye
getireceğiniz kişi hakkında istişare edip sizden birini başa getirin. Başa
getirdiğinize muhalefet edenin de boynunu vurun" dedi. insanlar kalktığında
Hz. Ömer'i göğsüne dayamış olan Abdullah b. Ömer: "Müminlerin emiri
hayatayken emir mi seçeceksiniz?" deyince Hz. Ömer: "Hayır. Suheyb
size üç gün namaz kıldırsın. Talha'nın gelmesini bekleyin ve işinizde istişare
ederek başınıza birini getiriniz. Size muhalefet edenin de boynunu vurun"
dedi.
8. Hz. Ömer devamla
şöyle dedi: "Aişe'ye git ve benden ona selam söyleyerek:
Ömer: ''Eğer sana biz
zararı olmayacaksa ben iki arkadaşımın yanına defnedilmek istiyorum. Eğer zarar
verecek olursa ömrüme yemin olsun ki; şu Bakı mezarlığında Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından ve müminlerin annelerinden Ömer'den
daha hayırlı kişiler defnedilmiştir'' diyor" de." Hz. Ömer'in
gönderdiği kişi Hz. Aişe'ye gelince: "Bu bana ne zarar verir, ne de sıkıntı
yapar" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Beni onlarla (Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr) defnedin" dedi.
9. Abdullah b. Ömer dedi
ki: Ben onu göğsüme dayamışken ölüm kendisini sarmaya başladı. Bana:
"Allah sana merhamet etsin! Başımı yere koy" dedi ve baygınlık
geçirdi. Baygınlık geçirince beni sıkıntı bastı. Kendine gelince: "Allah
sana merhamet etsin! Başımı yere koy" dedi. Başını yere koyunca toprağa
sürüp: "Eğer Allah kendisine mağfiret etmezse, Ömer'in vay haline! Ömer'in
annesinin vay haline!" dedi.
10. Muhammed b. Amr der
ki: Şura ehli şunlardır: Hz. Ali, Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Sa'd ve Abdurrahman
b. Avf."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Hz. Osman'ın
Hilafeti ve Öldürülmesi Hakkında