m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Gazveler

 

Ömer b. el-Hattab'ın Hilafeti

 

38211. Zubeyd b. el-Haris bildiriyor: Hz. Ebu Bekr vefat edeceği zaman, Hz.

Ömer'i yerine geçirmek için çağırdı. Halk: "Sert ve katı birini mi bize halife seçiyorsun? Eğer bize halife seçilirse daha sert ve daha katı olacaktır. Rabbine kavuştuğunda başımıza Ömer'i getirdiğin için ne diyeceksin?" deyince Hz. Ebu Bekr şöyle dedi: "Beni Rabbimle mi korkutuyorsunuz?" diyeceğim ki: Ey Allahım! Onların üzerine en hayırlılarını halife seçtim."

 

2. Sonra Hz. Ömer'i çağırıp ona şöyle dedi: "Eğer tutacaksan sana bir tavsiyede bulunacağım: Allah'ın senin üzerinde gündüz ödenmesi gereken bir hakkı vardır ve bunu gece kabul etmez. Yine Allah'ın, senin üzerinde gece ödenmesi gereken hakkı vardır. Onu gündüz kabul etmez. Farzlar ödenmeden nafileler kabul edilmez. Kıyamet günü (iyilik) terazileri ağır olanların, terazisinin ağır olma sebebi, dünyada iken hakka uymalarıdır. Kendisine hakkın konulduğu tartının ise ağır olması haktır. Kıyamet günü terazileri ağır olanlar terazilerinin ağır gelmesinin sebebi dünyadayken hakka uymaları ve bunu kendileri için değerli görmeleridir. Kendisine sadece hakkın konulduğu bir tartının, ağır gelmesi ise haktır. Kıyamet günü (iyilik) terazileri hafif olanların, terazisinin hafif olma sebebi dünyada iken batıla uymaları ve bunu basit görmeleridir. Kendisine batılın konulduğu tartının ise hafif olması haktır.

 

3. Yüce Allah, Cennet ehlini yaptıkları güzel amellerle zikretti ve kötülüklerini affeder. Bazıları: "Ben bunları hak etmemiştim" der. Yüce Allah Cehennemlikleri kötü amelleriyle zikreder ve güzel amellerini kabul etmeyip geri çevirir. Bazıları ise:

"Ben bunlardan daha hayırlıyım" der. Yüce Allah, mümin, Allah'ın rahmetini umup azabından korkması, Allah'tan, haktan başkasını istememesi ve kendini kendi eliyle tehlikeye atmaması için rahmet ve azab ayetlerini zikreder.

 

4. Eğer sen benim bu dediklerimi aklında tutup bunlara riayet edersen, senin için ölümden daha sevimli bir gelecek olamaz. Ancak bu dediklerimi heba edip gereğini yapmazsan senin için ölümden daha sevimsiz bir gelecek olamaz ve ölüme de asla karşı koyamazsın."

 

 

 

38212. Kays b. Ebi Hazım anlatıyor: Ömer b. el-Hattab'ı elinde bir hurma çubuğuyla halkı oturtup: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halifesini dinleyiniz" derken işittim. Hz. Ebu Bekr'in Şedıd adındaki azatlısı, elinde bir kağıtla gelip bu kağıdı halka okudu ve şöyle dedi: "Ebu Bekr diyor ki: "Bu kağıtta yazılı olan kişiyi dinleyip ona itaat ediniz. Vallahi sizi, sizin için en hayırlı olacak kişiye yöneltiyorum!" Kays dedi ki: "Daha sonra Ömer b. el-Hattab'ı minberde gördüm."

 

 

 

38213. Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "insanların en ferasetlisi üç kişidir. Biri, Ömer'i yerine halife tayin ederek büyük bir feraset gösteren Ebu Bekr'dir. Diğeri: ''Babacığım, onu ücretle tut. Çünkü bu, senin ücretle tuttuklarının en iyisi, kudretli ve emin bir kişidir'' (Kasas Sur. 26) diyen kadındır. Diğeri de (Hz. Yusuf için) hanımına: ''Ona iyi bak'' diyen vezirdir."

 

 

 

38214. Amr b. Meymun anlatıyor: Yanlarına geldiğimde Hz. Ömer, Huzeyfe ve Osman b. Huneyf'in başında duruyordu. Hz. Ömer onlara şöyle dedi: ''Toprağa (sahiplerine) gücü yetmeyecek şeyi yüklemiş olmaktan korkuyorsunuz'' deyince Huzeyfe: ''Eğer istersen tarlamdan vermem gereken verginin iki katını veririm'' dedi. Osman b. Huneyf: liBenim tarlama taşıyabileceği vergi oranını yükledim. Onda bulunan mahsul çoktur'' dedi. Hz. Ömer: ''Tarlanızdan fazla vergi almış olmamak için yanınızda ne (kadar ürün) var ona bakınızlı deyip şöyle devam etti:

 

''Vallahi! Eğer yaşarsam. Iraklı dul kadınların, benden sonra kimseye muhtaç olmamalarını sağlayacağım.'' Bunu dedikten sonra dört gün geçmeden hançerlendi.

 

2. Hz. Ömer Mescid'e girdiği zaman saflar arasında durur ve: ''Saflarınızı düzeltiniz'' derdi. Saflar düzelince önce geçip tekbir getirerek namaza başlardı. Hz. Ömer tekbir getirince olduğu yerde hançerlendi. Onun: liBeni öldürdü köpek!" veya ''Beni yedi köpek" dediğini işittim. Hangisini söylediğini hatırlamıyorum. Aramızda sadece İbn Abbas vardı. Hz. Ömer, Abdurrahman b. Avf'ın elini tutup yerine geçirdi. Onu vuran kafir de dönerken sağında ve solunda her kime rastladıysa vurdu. Böylece on üç kişiyi yaraladı. Bunlardan dokuzu öldü. Bir adam bunu görünce yakalamak için üzerine bir pelerin attı. Adam yakalanacağını anlayınca kendini hançerledi.

 

3. Sabah namazını kısa surelerle kıldık. Mescid'in kenarında olanlar ne olduğunu bilmiyordu. Ancak Hz. Ömer'in sesinin gelmediğini görünce iki defa:

"Sübhanallah!" dediler. Çıktıklarında yanına ilk giren İbn Abbas'tı. Hz. Ömer, ona:

''Beni kimin vurduğuna bak" dedi. İbn Abbas bir süre dolaşıp sonra geldi ve:

''Muğire b. Şu'be'nin sanatkar kölesi" dedi. Köle marangozdu. Hz. Ömer: liBenim ölümümü müslüman olduğunu iddia eden birinin eline vermeyen Allah'a hamd olsun. Allah onu kahretsin. Oysa ben ona iyi davranılmasını emretmiştim" dedikten sonra İbn Abbas'a: ''Sen ve baban, Medine'de Acem kafirlerinin çoğalmasını istiyordunuz" deyince, İbn Abbas: ''Eğer istersen onları Medine'den çıkarırız" dedi. Hz. Ömer: ''Onlar da sizin konuştuğunuz dili konuşup, namazınızı kılarak yaptığınız ibadetleri yaptıktan sonra mı?" dedi.

 

4. Halk, Hz. Ömer'e: "Yaran o kadar kötü değil" dedi. Hz. Ömer süt isteyip, getirdiklerinde içince, içtiği yarasından çıktı. Abdullah b. Ömer'e: "Ne kadar borcum olduğuna bakıp hesapla" deyince, Abdullah hesapladı ve: "Seksen altı bin dirhem borcun var" dedi. Hz. Ömer: "Eğer Ömer'in malı yeterse borcu bu maldan kapat. Yetmezse Adiy b. Ka'b oğullarından iste. Yine yetmezse Kureyşlten olanlardan iste. Ama başkalarına gitme ve bu borcumu öde" dedi.

 

S. Hz. Ömer devamla şöyle dedi: "Müminlerin annesi Hz. Aişe'ye gidip selam söyle ve Ömer- müminlerin emiri deme bu gün ben onların emiri değilim- iki dostuyla beraber defnedilmek için senden izin istiyor! de." Abdullah b. Ömer, Hz. Aişe'ye gittiğinde, onun oturmuş ağlamakta olduğunu gördü. Ona selam verdikten sonra: "Ömer, iki arkadaşıyla defnedilmek istiyor" dedi. Hz. Aişe: "Ben orayı kendim için istiyordum. Ama artık bugün onu kendime tercih ediyorum" dedi. İbn Ömer geldiği zaman, Hz. Ömer'e: "Bu, Abdullah b. Ömer'dir" denince, Hz. Ömer:

"Beni kaldırın" dedi. Bir adam ona destek oldu. Hz. Ömer (oğluna): "Ne oldu?" diye sorunca, İbn Ömer: "izin verdi" cevabını verdi. Hz. Ömer: "Benim için bundan önemli bir şey yoktu" deyip şöyle devam etti: "Öldüğüm zaman beni tabutuma koyduktan sonra Aişe'den izin al ve: ''Ömer b. el-Hattab izin istiyor'' de. Eğer sana izin verirse beni (Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr'in yanına) götür. izin vermeyecek olursa beni Müslümanların mezarlığına geri götür." Hz. Ömer (tabuta konup) taşındığı zaman Müslümanlar sanki daha önce bir musibete uğramamış gibiydi. Abdullah b. Ömer, Hz. Aişe'ye selam verip: "Ömer b. el-Hattab izin istiyor" deyince, Ömer Allah'ın kendisine nasib ettiği yere Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr ile defnedildi.

 

6. Vefat anı geldiği zaman Hz. Ömer'e: "Yerine birini tayin et" denince; "Ben bu işe adam tayin etmeye Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerinden razı olarak öldüğü şu gruptan daha hak sahibi birini göremiyorum. Bunlar kimi seçerse benden sonraki halife odur" deyip Hz. Ali, Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Abdurrahman b. Avf ve Sa'd'ın adını söyleyip; "Eğer başkanlık Sa'd'a verilirse ne ala, o öyle olur. Yoksa içlerinden hangisi seçilirse, ona yardım edilsin. Zira artık ben onu acizlikten ya da hainlikten dolayı görevden azletmedim" dedi. Abdullah b. Ömer de onlara şahid sıfatıyla katılacak, ama bu işte onun hiçbir yetkisi olmayacaktı.

 

7. istişare heyeti toplandığı zaman Abdurrahman b. Avf: "işinizi üç kişiye devredin" dedi. Zübeyr, yetkisini Hz. Ali'ye, Talha, Hz. Osman'a, Sa'd ise Abdurrahman b. Avfa devretti. Abdurrahman: "Hanginiz karar verme işinden çekilip kendi yerini bana verir. Böyle yaparsanız ben daha faziletli ve müslümanlara daha hayırlı gelecek olanınızı ötekine değişmeyeceğime Allah için söz veririm?" deyince Hz. Ali ve Hz. Osman cevap vermediler. Abdurrahman: "Bu işi bana devredin, ben halife seçme işinin üstesinden gelirim ve daha faziletli ve müslümanlara daha hayırlı gelecek olanınızı ötekine değişmeyeceğime Allah için söz veririm" deyince ikisi de: "Tamam" dediler. Onlar: "Tamam" deyince Abdurrahman, Hz. Ali ile yalnız kaldı ve: "Senin Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan akrabalığın ve islam'a girişteki önceliğin tartışılmaz. Allah adına sana söylüyorum; ben şimdi seni halife tayin edecek olsam, insanlara adaletli davranacak mısın, eğer Osman'ı tayin edersem ona itaat edip sözünü dinleyecek misin?" dedi. Hz. Ali: "Evet" deyince, Abdurrahman, Hz. Osman ile de yalnız görüşerek aynı şeyleri ona da söyledi. Hz. Osman da: "Evet" cevabını verince Abdurrahman: "Ey Osman! Elini uzat" dedi. Hz. Osman elini uzatınca Abdurrahman ona biat etti. Sonra Hz. Ali ve diğer insanlar da Hz. Osman'a biat ettiler.

 

8. Sonra Hz. Ömer şöyle dedi: "Benden sonraki halifeye Allah'tan korkmasını ve ilk muhacirlere saygı gösterip hakkını gözetmesini tavsiye ediyorum. Diğer şehir halklarına karşı iyi davranmasını tavsiye ederim. Zira onlar islam destekçileri, düşmana yönelen öfke ve verginin tahsildarlarıdır. Onlardan ancak kendi maları ile mallarının fazlasını almalıdırlar. Verime geçecek kimseye Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan Ensar'a karşı iyi davranmasını iyiliklerini takdirle karşılayıp, kusurlarını bağışlamasını tavsiye ederim. Arapların aslı olan bedevilere de iyi davranmasını tavsiye ederim, zira onlar islam'ın ilk maddesidir. Mallarının fazlalarından alınıp yine onların fakirlerine verin. Allah ve Resulünün zimmetinde bulunan, içinizdeki gayri müslim zimmılere verdiğiniz sözünüzü tutun. Zimmılere güçlerinin üstünde vergi teklifinde bulunmayın ve hududlarından ötedeki düşmanlarıyla savaşın."

 

 

 

38215. Amr b. Meymun el-Evdı anlatıyor: Ömer b. el-Hattab'ın vefat anı geldiği zaman: "Bana, Ali, Talha, Zübeyr, Osman, Abdurrahman ve Sa'd'ı çağırın" dedi. Geldiklerinde onlardan sadece Hz. Ali ve Hz. Osman ile konuştu. Hz. Ali'ye: "Ey Ali! Bu topluluk senin Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan akrabalığını, Allah'ın sana vermiş olduğu ilim ve anlayışı biliyorlar. Sen Allah'tan kork ve idareyi ele alırsan Falanoğullarını insanların uzerine yönetici yapma" dedi. Hz. Osman'a da şöyle dedi: "Ey Osman! Halk senin Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) damadı olduğunu, yaşını ve üstünlüğünü biliyor. Eğer idareyi sen ele alırsan Allah'tan kork ve falanoğullarını (Haşimoğulları) insanların üzerine yönetici yapma." Daha sonra:

"Bana Suheyb'i çağırın" deyip, Suheyb gelince: "Halka üç gün namaz kıldır. Bunlar da hilafet içini halletmek için yalnız kalsınlar. Eğer biri üzerinde anlaşırlarsa, muhalefet edenin boynunu vurunuz" dedi.

 

 

 

38216. isa b. Talha ve Urve b. ez-Zübeyr bildiriyorlar: Hz. Ömer dedi ki:

"Suheyb, size üç gün namaz kıldırsın. Bu arada istişare edin! Eğer bu iş olursa (halife seçilirse hayırlı olur)! Değilse Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmeti üç günden fazla halifesiz bırakılmaz.

 

 

 

38217. Ma'dan b. Ebi Talha el-Va'murı bildiriyor: Ömer b. el-Hattab, cuma hutbesini irad etmek üzere minbere çıktı. Allah'a hamdü sena, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) salatü selam getirdikten ve Ebu Bekr'i rahmet ve hayırla yad ettikten sonra şöyle dedi: "Ey insanlar! Rüyamda kırmızı bir horoz gördüm. Beni iki kere gagaladı. Ben bunun, ecelimin geldiğine işaret olduğuna yordum. Halk, benden sonra birisini halife tayin etmemi istiyor. Şüphesiz ki Allah dinini, hilafetini ve peygamberi ile gönderdiklerini zayi etmeyecektir. Eğer başıma bir iş gelirse, hilafet, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerinden razı olarak bu dünyadan ayrıldığı şu altı kişilik grubun arasında şura ile olacaktır. Hangisine biat ederseniz, onun emrini dinleyin ve itaat edin. Biliyorum ki, islam'ın menfaati için şu ellerimle savaştığım bazı kimseler bu konuda ileri-geri konuşup itiraz edecekler. Eğer dediğim gibi davranırlarsa onlar Allah'ın düşmanları, kafir ve sapmış kimselerdir.

 

2. Allah'a yemin ederim ben, benim için keZdle'nin durumundan daha önemli hiçbir şey bırakmadım. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona dair soru sordum, bu hususta bana gösterdiği sertlik kadar hiçbir hususta sertlik göstermiş değildir. O kadar ki, parmağı ile böğrümü yahut göğsümü dürttükten sonra şöyle buyurdu; "Ey Ömer sana, Nisa Suresi'nin sonunda nazil olan yaz ayeti yetmiyor mu?" Eğer yaşarsam bu konuda bir hüküm vereceğim ki, Kur'an'ı okuyan da okumayan da onu bilecek.

 

3. Allahım! Şehirlerdeki valiler konusunda seni şahid tutuyorum. Ben onları insanlara dinlerini ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünnetini öğretsinler. Ganimetleri aralarında paylaştırsınlar, adaletli davransınlar ve çözemedikleri meselelerini bana havale etsinler diye yolladım.

 

4. Ey insanlar! Bana (kokusul kötü gelen iki bitki yiyorsunuz: Sarımsak ve soğan.

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında kişide bunların kokusu hissedildiğinde adamın elinden tutulup Bakı'ye götürülürdü. Bunları mutlaka yemek zorunda olan kişi iyice pişirip öyle yesin."

 

5. Hz. Ömer bu hutbeyi Cuma günü verdi, Çarşamba günü Zilhicce ayının yirmi altısında hançerlendi.

 

 

 

38218. Cariye b. Kudame es-Sa'dı bildiriyor: Ömer'ih suikasta uğradığı yıl hacca gittim. Hz. Ömer hutbe verdi ve şöyle dedi: "Rüyamda bir horozun beni iki veya üç defa gagaladığını gördüm." Sonra bir hafta veya ona yakın bir zaman geçmeden hançerlendi. ilk önce Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabının yanına girmesine müsaade edildi. Sonra Medine halkının girmesine izin verildi. Sonra Şam halkının girmesine izin verildi. Sonra Irak halkının girmesine izin verildi. Biz yanına giren son kişilerdik. Yanına girdiğimizde karnı siyah bir kumaşla sarılmıştı ve kanlar akıyordu. Yanına giren her topluluk ağlayıp ondan övgüyle bahsetti. Biz: "Bize vasiyet et" dedik. Bizden başka kimse kendisinden vasiyet etmesini istemedi. Hz. Ömer şöyle dedi: "Allah'ın Kitab'ına sarılınız. Ona tabi olduğunuz müddetçe sapmazsınız. Muhacirlere iyi davranmanızı vasiyet ediyorum. Çünkü insanlar çoğalırken onlar azalıyorlar. Ensar'a iyi davranmanızı vasiyet ediyorum. Çünkü onlar imanın kendisine sığındığı yerdir. Bedevilere de iyi davranmanızı tavsiye ederim, zira sizin aslınız ve ilk maddenizdir. Zimmetiniz altında olanlara iyi davranmanızı tavsiye ederim. Onlar Peygamberinizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zimmeti altında olan kişilerdir ve çocuklarınızın mık sebebidir. Yanımdan kalkınız." Hz. Ömer bize bundan başka bir şey söylemedi.

 

 

 

38219. Amr b. Meymun naklediyor: Hz. Ömer hançerlendiği zaman halk arasında bir kargaşa oldu. Hatta neredeyse güneş doğacaktı. Bir kişi: "Namaza I" diye seslendi ve Abdurrahman b. Avf'ı öne geçirdiler. Abdurrahman halka Kur'an'ın en kısa sureleri olan Kevser Suresi ve Nasr Süresiyle namaz kıldırdı. Sabah olup ta hekim Hz. Ömer'in yanına girdiğinde yarası hala kanıyordu. Hekim:

"Hangi içeceği daha çok seversin?" diye sorunca Hz. Ömer: "Şıra" karşılığını verdi. Şıra isteyip içince içtiği yarasından çıktı. Hekim: "Bu akan irindir. Süt getirin" dedi. Süt getirilip, Hz. Ömer sütü içince o da yarasından çıktı. Bunun üzerine hekim: "Vasiyet et. Zannedersem bugün veya yarın vefat edersin" dedi.

 

 

 

38220. Ata b. es-Saib der ki: Amir(-i Şa'bi), Allah adına yemin ederek Hz.

Ömer'in hançerlendiği zaman Nahl Süresini okuduğunu söyledi.

 

 

 

38221. Misver b. Mahreme bildiriyor: "Parmaklarımdan birini yarasının üzerine koymuşken Ömer'in şöyle dediğini işittim: "Ey Kureyşliler! Size karşı insanlardan bir korkum yok; ancak sizden yana insanlara bir korkum var. Size iki şey bırakıyorum ki bunlara riayet ettiğiniz sürece hayır üzerinde kalacaksınız. Bunlar, hükmederken adalet ile (ganimetleri) paylaşırken adalettir. Bilin ki ben sizleri geniş ve düz bir yolda bıraktım. Ancak bir topluluk saparsa yol da onlarla birlikte (sonradan gelenler için) eğrilir."

 

 

 

38222. Misver b. Mahreme bildiriyor: Hz. Ömer hançerlenip kendinden geçmiş bir şekildeyken İbn Abbas ile yanına girdik ve: "Eğer daha yaşıyorsa, onu ancak namaz namaza çağırarak ayıltabiliriz" deyip: "Ey Müminlerin emiri! Namaz!" dedik. Hz. Ömer ayılıp: "Namaz! Namazı terk eden kişinin müslümanlıkta nasibi yoktur" dedi ve yarasından kanlar akarken namazını kıldı.

 

 

 

38223. Amr b. Meymun anlatıyor: Ömer'den olan korkumdan dolayı ilk safta namaza durmazdım. Hançerlendiği gün ben ikinci safta durmuştum. Gelip:

"Allah'ın kulları! Namaza! Saflarınızı düzeltiniz!" dedi. Bize namaz kıldırırken Ebu Lu'lue iki veya üç darbe vurdu. Hz. Ömer'in üzerinde sarı renkte bir elbise vardı. Elbiseyi göğsüne doğru topladı, yere doğru düşerken de: "Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir." (Ahzab Sur. 38) demeye başladı. Ebu Lu'lue on iki veya on üç kişiyi hançerledi. Halk ona doğru yönelince hançeri kendine saplayıp intihar etti.

 

 

 

38224. Abdullah b. el-Haris el-Huzai anlatıyor: Hz. Ömer'in hutbesinde şöyle dediğini duydum: "Dün rüyamda beni bir horozun gagaladığını ve halkın onu benden uzaklaştırdığını gördüm. Allah adına yemin ederim ki; eğer yaşarsam Muhacirlere verilen bağışı ikişer bin (dirhem) arttıracağım." Üç gün sonra Muğire'nin kölesi Ebu Lu'lue onu öldürdü.

 

 

 

38225. İbn Ebi Muleyke bildiriyor: Hz. Ömer, Şura ehlinden hiç kimseyi diğerinden ayrı tutmadı. Sadece Hz. Ali ve Hz. Osman ile yalnız kalıp her birine ayrı olarak: "Ey falan! Allah'tan kork ve Allah seni bu işle görevlendirirse falan oğullarını halkın başına tayin etme" dedi. Diğerine de aynı şeyi söyledi.

 

 

 

38226. Hasan b. Muhammed bildiriyor: Hz. Ömer, Hz. Osman'a: "Allah'tan kork ve halkın idaresi sana verilirse Mu'ayt oğullarını insanların omzuna yükleme" dedi. Hz. Ali'ye de: "Allah'tan kork ve halkın idaresi sana verilirse Haşim oğullarını insanların omuzuna yükleme" dedi.

 

 

 

38227. Abdulazız b. Ömer bildiriyor: Şam alimlerinden olan İbrahim b. Zür'a'ya:

"Hz. Ömer'in cenaze namazını kim kıldırdı?" diye sorduğumda; "Suheyb" karşılığını verdi.

 

 

 

38228. Yahya b. Said, Kasım'dan naklediyor: Hz. Ömer hançerlendiği zaman halk gelip güzel vasıflarını sayarak ona dua edince, Ömer şöyle dedi: "Beni halifelik mi temize çıkarıyorsunuz. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber oldum, vefat ettiği zaman benden razıydı. Hz. Ebu Bekr ile de arkadaşlık ettim, onu dinleyip itaat ettim. O da vefat ettiği zaman benden razıydı. Ben kendim için sadece bu hilafetin sorumluluğundan korkuyorum."

 

 

 

38229. Ebu Seleme ve Yahya b. Abdirrahman b. Hatıb ve bazı ihtiyarlar şöyle naklederler: Hz. Ömer b. el-Hattab bir rüya gördü ve o rüyayı şöyle anlattı:

"Rüyamda kırmızı bir horozun beni iki veya üç defa göğsüm ile göbeğim arasını gagaladığını gördüm." Abdullah b. Cafer'in annesi Esma binti Umeys: "Ona söyleyin vasiyet etsin" dedi. Esma rüya tabir ederdi. Hz. Ömer, Esma'ın böyle dediğini öğrendi mi bilmiyorum. Muğire b. Şu'be'nin kafir olan kölesi Ebu Lu'lue gelip: "Muğire bana çok ağır vergi koydu" dedi. Hz. Ömer: "Ne kadar vergi koydu?" diye sorunca, Ebu Lu'lue: "Şu kadar" deyip vergi miktarını söyledi. Hz. Ömer: "Sen ne iş yaparsın?" diye sorunca ise: "Değirmen yaparım" karşılığını verdi. Hz. Ömer:

"Bu vergi senin için çok değildir. Bizim yurdumuzda bu işi senden başka yapan yoktur. Bana da bir değirmen yapar mısın?" deyince, Ebu Lu'lue: "Vallahi! Sana öyle bir değirmen yapacağım ki tüm insanlar onu konuşacak" karşılığını verdi.

 

2. Hz. Ömer hacca gitti. Dönüşte bir çakıllıkta uzanıp ridasını başının altına koyarak Ay'ı seyretmeye başladı. Ay'ın şekli ve güzelliği hoşuna gitti ve şöyle dedi: "Sönük olarak başladı, sonra Allah onun ışığını arttırınca bu hale geldi ve en güzel bir şekilde oldu. Sonra bu, eksilmeye başlayacak ve eskiden olduğu hale dönecek. Bütün yaratılmışlar da işte böyledir." Sonra ellerini kaldırıp: "Allahım! Tebam çoğaldı ve yeryüzüne yayıldı. Aciz duruma düşmeden ve bir şey kaybetmeden beni huzuruna al" diye dua etti.

 

3. Medine'ye döndüğünde kendisine Müslümanlardan bir kadının Beyda'da yol kenarına atılmış bir şekilde ölü bulunduğunu ve yanından geçen insanlardan kimsenin onu kefenlemediğini ve defnetmediğini, sonunda Kuleyb b. Bukeyr el-Leys'i'nin uğrayıp kadını kefenleyip defnettiğini söylediler. Hz. Ömer: "Kadına, Müslümanlardan kim uğradı?" diye sorunca: "Kadına uğrayanların arasında Abdullah b. Ömer de vardı" dediler. Hz. Ömer, Abdullah'ı çağırıp: "Yazıklar olsun sana! Yol kenarına atılmış bir kadının yanından geçtin de onu kefenleyip defnetmedin mi!" dedi. Abdullah: "Benim böyle bir şeyden haberim yok, kimse de bana böyle bir şey söylemedi" deyince Hz. Ömer: "Sende hayır olmamasından korkmuştum. Kadını kim kefenleyip defnetti?" diye sordu. Yanındakiler: "Kuleyb b. Bukeyr el-Leys'i''' deyince Hz. Ömer: "Vallahi! Kuleyb hayır elde etmeye layıktır" dedi.

 

4. Hz. Ömer çıkıp halkı sopasıyla sabah namazı için uyarırken kafir Ebu lu'lue onu bulup göğsüyle göbeği arasına üç hançer darbesi vurdu. Kuleyb b. Bukeyr'e de saldırıp onu da yaraladı. Halk bağrışmaya başlayınca bir adam Ebu lu'lue'nin üzerine pelerinini attı, sonra bu pelerinle onu sardı. Hz. Ömer evine taşındı ve namazı Abdurrahman b. Avf kıldırdı. Hz. Ömer'e: "Namaz vakti geçiyor!" denince, yarası kanarken namaz kıldı ve: "Namazı olmayanın islam'dan nasibi yoktur" deyip kanı akarken namazını kıldı. Sonra insanlar yanına gidip dediler ki: "Ey Müminlerin emiri! Yaran önemli değiL. Allah'tan yaranı iyileştirmesini ve bir müddet daha yaşatmasını (veya daha hayırlı bir sona ulaştırmasını) dileriz."

 

5. Hz. Ömer'in yanına İbn Abbas girince -ki Ömer, İbn Abbas'ı beğenirdi-: "Çık ve beni kimin vurduğunu öğren" dedi. İbn Abbas çıkıp öğrendikten sonra döndü ve: "Gözün aydın ey Müminlerin emiri! Seni vuran Muğire b. Şu'be'nin Mecusi kölesi Ebu Lu'lue'dir" dedi. Hz. Ömer sesi kapıdan dışarıya duyulacak kadar yüksek bir sesle tekbir getirdikten sonra: "Beni vuranı, Allah'a ettiği bir secdeden dolayı kıyamet gününde karşımda duracak olan Müslümanlardan biri yapmayan Allah'a hamd olsun!" dedi Sonra yanındakilere dönüp: "Yaram gerçekten önemsiz mi yoksa bu sizin temenniniz mi?" diye sorunca, oradakiler: "Bundan Allah'a sığınırız! Biz sana babalarımızı feda etmek, ömrümüzden senin ömrüne katmak isteriz. Yaran önemli bir yara değil" dediler.

 

6. Hz. Ömer: "Ey Yerfa! Allah sana merhamet etsin! Bana içecek bir şey ver'' dedi. Yerfa, içinde tatlı şıra bulunan bir bardak getirdi ve Hz. Ömer'e verdi. Hz. Ömer içince ridasını karnına bastırdı. Şıra karnına girince yarasından çıktı. Yanındakiler: "Allah'a şükür! Bu içinde kalan kandır. Allah onu karnından çıkardı" deyince, Hz. Ömer: "Ey Yerfa! Allah sana merhamet etsin. Bana süt getir" dedi. Yerfa süt getirip, Hz. Ömer içince ve süt karnına girince yarasından çıktı. Halk bunu görünce Hz. Ömer'in öleceğini anladı.

 

7. insanlar: "Allah sana hayırlar versin! Sen aramızda Allah'ın Kitab'ıyla hükmediyordun ve iki arkadaşının yolundan gidiyordun. Sen hakkı bırakıp başka bir yola sapmadın. Allah sana mükafatların en hayırlısını versin" deyince, Hz. Ömer: " Benim halifeliğime gıpta ediyorsunuz! Vallahi onun hesabından başa baş ne alacaklı, ne de borçlu bir şekilde kurtulmayı isterdim. Kalkın ve idareye getireceğiniz kişi hakkında istişare edip sizden birini başa getirin. Başa getirdiğinize muhalefet edenin de boynunu vurun" dedi. insanlar kalktığında Hz. Ömer'i göğsüne dayamış olan Abdullah b. Ömer: "Müminlerin emiri hayatayken emir mi seçeceksiniz?" deyince Hz. Ömer: "Hayır. Suheyb size üç gün namaz kıldırsın. Talha'nın gelmesini bekleyin ve işinizde istişare ederek başınıza birini getiriniz. Size muhalefet edenin de boynunu vurun" dedi.

 

8. Hz. Ömer devamla şöyle dedi: "Aişe'ye git ve benden ona selam söyleyerek:

Ömer: ''Eğer sana biz zararı olmayacaksa ben iki arkadaşımın yanına defnedilmek istiyorum. Eğer zarar verecek olursa ömrüme yemin olsun ki; şu Bakı mezarlığında Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından ve müminlerin annelerinden Ömer'den daha hayırlı kişiler defnedilmiştir'' diyor" de." Hz. Ömer'in gönderdiği kişi Hz. Aişe'ye gelince: "Bu bana ne zarar verir, ne de sıkıntı yapar" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer: "Beni onlarla (Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekr) defnedin" dedi.

 

9. Abdullah b. Ömer dedi ki: Ben onu göğsüme dayamışken ölüm kendisini sarmaya başladı. Bana: "Allah sana merhamet etsin! Başımı yere koy" dedi ve baygınlık geçirdi. Baygınlık geçirince beni sıkıntı bastı. Kendine gelince: "Allah sana merhamet etsin! Başımı yere koy" dedi. Başını yere koyunca toprağa sürüp: "Eğer Allah kendisine mağfiret etmezse, Ömer'in vay haline! Ömer'in annesinin vay haline!" dedi.

 

10. Muhammed b. Amr der ki: Şura ehli şunlardır: Hz. Ali, Hz. Osman, Talha, Zübeyr, Sa'd ve Abdurrahman b. Avf."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Hz. Osman'ın Hilafeti ve Öldürülmesi Hakkında