m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Fitneler

 

Sıffin Savaşı

 

38992. Habıb b. Ebi Sabit anlatıyor: Sıffin savaşında Hz. Ali'nin bayraktarının, bir gözü kör olan Haşim b. Utbe olduğunu gördüm. Ammar: "Ey A'ver (kör gözlüL ilerle! Tehlikeye atılmayan körün hayrı olmazlı dedi. O da, ebedi hayatı düşünerek ilerledi. Amr b. el-As (onu görünce): "Ben bu siyah bayrağı taşıyan kişinin büyük işler yaptığını görüyorum. Eğer böyle devam ederse, bugün bütün Araplar ölüp gidecektir" dedi. Ebu'l-Yakazan (Ammar) ilerlemeye devam etti, ta ki iki ordunun arasını ayırdı. Bir taraftan da şöyle diyordu: "Bütün (tatlı) sular, susuzluğu giderir. Bütün sular, içilir. Ey Allah'ın kulları sabredin. Cennet kılıçların gölgesi altındadır.''

 

 

 

38993. Sıffin savaşına katılanlardan Müslim b. el-Ecda' el-leysı anlatıyor:

Bayrakların kaldırıldığı bu savaşta Ammar, iki saf arasına çıkardı ve herkese duyuracak şekilde en yüksek sesiyle: "Cennete koşun. Huriler süslenmiş (sizi) bekliyor" diye bağırırdı.

 

 

 

38994. Vadı der ki: Ben Ammar b. Yasir'i şöyle derken işittim: "Kim etrafının hurilerle sarılmasını istiyorsa, mükafatını Allah'tan bekleyerek saflar arasında ilerlesin. Zira ben bir saf görüyorum. O saf, size öyle bir darbe indirecek ki, batılın peşinde koşanlar o yüzden kuşkuya düşecekler. Nefsim kudret elinde olan (Allah)a yemin ederim ki, ben, onlar bize, Hecer hurmalıklarına kadar sürünceye kadar darbe indirseler bile, yine bizim hak üzere, onların batıl üzere olduklarını bilirdim."

 

 

 

38995. Ammar der ki: "Onlar bize, bizi Hecer hurmalıklarına sürünceye kadar darbe indirseler bile, yine bizim hak, onların batıl üzere olduklarını bilirdik."

 

 

 

38996. Riyah b. e-Haris anlatıyor: Ben Sıffin savaşında Ammar b. Yasir'in yanındaydım. Dizlerim dizlerine değiyordu. Bir adam: "Şamlılar kafir oldular" dedi. Ammar buna şöyle karşılık verdi: "Öyle söyleme! Onların da, bizim de Peygamberimiz aynıdır. Bizim de, onların da kıbleleri aynıdır. Fakat onlar, aldanıp hak yoldan çıkmış bir topluluktur. Hakka dönünceye kadar onlarla savaşmak bizim görevimizdir."

 

 

 

38997. Yine Ammar der ki: "Şamlılar küfre girdiler" demeyin. Fakat "Günahkar oldular" diyebilirsiniz.

 

 

 

38998. Yine Ammar der ki: "Şamlılar küfre girdiler" demeyin. Fakat "Günah işledilerı zulmettiler" diyebilirsiniz.

 

 

 

38999. Ebu Vail anlatıyor: Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en faziletli ashabından olan Ebu'l-Meysere Amr b. Şurahbil bir rüya gördü. Dedi ki: "Rüyamda cennete girdiğimi gördüm. Orada kurulmuş çadırlar gördüm. ''Bunlar kimler için kuruldu?'' diye sordum. ''Bunlar Zu'l-Kela' ve Havşeb içindir'' dediler." Bu iki kişi Sıffin'de Muaviye tarafında çarpışırken öldürülmüşlerdi. Ammar ve arkadaşları nerededir?" diye sordum. "Önünde" dediler. "Onlar birbirlerini öldürmüşken bu nasılolur?" dedim. "Onları Allah ile buluştuklarında O'nun bağışlamasının engin olduğunu gördüler" denildi. Nehrevan halkı ne yaptı?" diye sordum. "Onlar şiddetli azap gördüler" denildi.

 

 

 

39000. Hanzale b. Huveylid el-Anezı anlatıyor: Ben Muaviye'nin yanında oturuyordum. Derken iki adam geldi. Ammar'ın kellesi için birbirleriyle tartışıyorlardı. Her biri onu ben öldürdüm, diyordu. Abdullah b. Amr: "Biriniz onu gönüllü olarak arkadaşına bıraksın. Çünkü ben Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Onu isyancı bir grubun öldüreceğini'' söylerken işittim" dedi. Bunu işiten Muaviye: "Amr! Şu delini (oğlunu) başımızdan uzaklaştır. Senin ne işin var bizim yanımızda" dedi. Abdullah b. Amr da şöyle karşılık verir: Ben sizinle beraberim. Ama savaşmam. Çünkü babam beni Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şikayet etmişti. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yaşadığı sürece babam dinle. Ona karşı gelme" buyurmuştu. Bu yüzden ben sizinle beraberim, ama savaşmam.

39001. Sa'd b. ibr:3hım anlatıyor: Hz. Ali, Adi b. Hatim'in elinden tutmuş, öldürülenler arasında dolaşırken benim tanıdığım birine rastladı. Ben hemen: "Ey müminlerin emiri! Seni temin ederim ki bu kişi mümindir!" dedim. O da: "Şimdi mümin olduğu belli oldu" dedi.

 

 

 

39002. Ebu'I-Ka'k:3' der ki: Ben Ali'yi Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) boz katırı üzerinde, öldürülenler arasında dolaşırken gördüm.

 

 

 

39003. Salheb el-Fek'ası Ebu Esed, amcasından naklediyor: Sıffin'de çadırlarımızın kazıklarının dipleri öldürülenlerle dolup taştı. Etrafa yayılan ceset kokusundan, yemek yiyemiyorduk! Bir adam: "Bu kişi, Şamlıların küfre düştükleri gün, dişi katıra doğru çağıran kimsedir'' dedi. (Ali de) "Onlar esasen küfürden kaçıyorlardılı dedi.

 

 

 

39004. Hukeym b. Sa'd der ki: "Sıffin'de onlar da biz de mızraklarımızı birbirine geçirdik. Eğer bizden biri onlar üzerinde yürüseydi, yürürdü!"

 

 

 

39005. İbn Ebi Zi'b'in, bir zata dayandırarak naklettiğine göre Hz. Ali, Muaviye'yle savaşırken Muaviye ondan önce suyun başına gidince Ali: "Bırakın, içsinler. Su engellenmez" dedi.

 

 

 

39006. Ümmü Seleme'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ammar'ı isyancı bir grup öldürecektir" buyurmuştur.

 

 

 

39007. Süleyman b. Mihran der ki: Bana Ali'den duyan birinin bildirdiğine göre Hz. Ali, Sıffin savaşında dudaklarını I$ırarak şöyle demiş: "Eğer işin bu noktaya varacağını bileydim, yola çıkmazdım. Ey Ebu Musa, haydi git, hükmünü ver. istersen boynum koparılsın."

 

 

 

39008. Ebu Salih'in bildirdiğine göre Hz. Ali, Ebu Musa'ya: "Hükmünü ver. isterse boynum koparılsın" demiş.

 

 

 

39009. Haris anlatıyor: Hz. Ali, Sıffin'den dönünce asla hükümran olamayacağını anladı, daha evvel hiç konuşmadığı şeyler konuştu, daha evvel hiç söylemediği şeyler söyledi. Dedikleri arasında şunlar da vardı: "Ey insanlar! Muaviye'nin emirliğinden nefret etmeyin! Vallahi, eğer onu yitirirseniz, kellelerin, Ebu Cehil karpuzu gibi kesilip omuzlardan koparıldığını görürsünüz."

 

 

 

39010. Hucr b. Anbes anlatıyor: Hz. Ali'ye Sıffin savaşında "Suyumuz engellendi" dendiğinde: "Eş'as'a birini gönderip çağırtın" dedi. Eş'as geldi, "Bana Bera oğullarından bir zat olan İbn Sehr'in zırhını getirin" dedi. Zırhı üzerine giydi. Sonra gidip suyu engelleyenlerle, onları suyun başından uzaklaştırıncaya dek savaştı.

 

 

 

39011. Abdullah b. Hasan'ın bildirdiğine göre Hz. Ali, iki hakeme şöyle demiş:

"Allah'ın Kitab'ıyla hükmetmeniz şartıyla (sizin hakemliğinizi) kabul ediyorum. Allah'ın Kitab'ının tamamı benden yanadır. Eğer Allah'ın Kitab'ında olanla hükmetmezseniz, sizin verdiğiniz hüküm geçerli değildir."

 

 

 

39012. Caferlin bildirdiğine göre Hz. Ali der ki: "Allah'ın Kitab'ıyla hükmetmeniz ve Kur'an'ın dirilttiğini diriltip, Kurlan'ın öldürdüğünü öldürmeniz, doğruluktan ayrılmamanız şartıyla (sizin hakemliğinizi kabul ediyorum)"

 

 

 

39013. Abdullah b. Hasan'ın, annesine dayandırarak naklettiğine göre, Müslümanlar Sıffin savaşında Ubeydullah b. Ömer'i öldürüp selebini (üzerinden çıkan kıymetli eşyalar) ve malını almışlardır.

 

 

 

39014. Ebu Cafer'in naklettiğine göre Sıffin savaşında Hz. Ali'ye bir esir getirilince, onun bineğini ve silahını aldıktan sonra kendisinden tekrar savaşmamak üzere söz alarak onu serbest bırakırdı.

 

 

 

39015. Muhammed b. Sirin anlatıyor: Sıffin savaşında öldürülenlerin sayısı 70000le ulaştı. Sayılarını ancak kamışla sayabildiler. Öldürülen her bir insanın cesedinin üzerine bir kamış koydular, sonra kamışları (toplayıp) saydılar.

 

 

 

39016. Yezid b. Bilal anlatıyor: Sıffin savaşına Hz. Ali'nin yanında katıldım.

Kendisine bir esir getirildiğinde liSeni intikam için öldürmeyeceğim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" derdi. Sonra onun silahını alır, tekrar kendisine karşı savaşmayacağına dair yemin ettirir ve eline de dört dirhem verir (ve serbest bırakır)dı.

 

 

 

39017. A'meş'in bildirdiğine göre Şakık'e: ''Sen Sıffinle katıldın mı?" diye soruldu. ''Evet. Ne kötü saflardı onlar" dedi.

 

 

 

39018. Cüveybir naklediyor: Dahhilk, "Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın"[Hucurat, 9] ayetiyle ilgili olarak "yani, kılıç zoruyla Allah'ın emrine dönünceye kadar" açıklamasını yaptı. Ben: ''Böyle bir çatışmada öldürülenlerin hükmü nedir?" diye sordum. "(Allah tarafından) rızıklandırılan şehitlerdir" dedi. liPeki, isyancı gruptan öldürülenlerin hükmü nedir?" diye sordum. ''Cehennemliktirler" dedi.

 

 

 

39019. Ata b. es-Silib der ki: Bana birden fazla kişinin bildirdiğine göre Şam kadılarından biri, Hz. Ömer'e gelir ve "Ey müminlerin emiri! Gördüğüm bir rüya beni korkuttu!" der. O da: "Nasıl bir rüya gördün?" diye sorar. Kadı rüyasını şöyle anlatır: "Güneş ile Ay'ın birbiriyle çatışmaya girdiğini gördüm. Yıldızlar da onlar sebebiyle iki gruba ayrılmışlardı." Ömer: "Sen hangi grupla beraberdin?" diye sorar. "Güneş'e karşı Ay'ın yanındaydım" der. Bunun üzerine Ömer: "Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alamet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesinizı yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık"[İsra, 12] buyurmuştur. Yürü git. Vallahi, sen bana asla iş yapamazsın" der (yanından kovar). Ata ekledi: Öğrendim ki, o adam daha sonraları Sıffin savaşında Muaviye'nin tarafındayken öldürülmüş.

 

 

 

39020. Abdullah b. Urve anlatıyor: Bana Sıffin savaşına katılan biri nakletti: Ben Hz. Ali'nin o gecelerden birinde dışarı çıktığını gördüm. Şamlılara bakarak "Allahım, beni ve onları bağışla!" diye dua etti. Sonra Ammar geldi. Kendisine bu husus anlatılınca, "Uyulmaya layık biri olduğu sürece ona uyun" dedi.

 

 

 

39021. Abdullah b. Selime anlatıyor: Sıffin savaşında Ammar'ı gördüm; uzun boylu, esmer tenli bir ihtiyardı. Elleri titriyordu. Ellerinin birinde harbe (kısa mızrak) vardı. Dedi ki: "Bizi Hecer hurmalıklarına sürünceye kadar bize darbe indirseler bile, yine bizim salihlerimizin hak üzere, onların ise batıl üzere olduklarını bilirdim.''4

 

 

 

39022. Amr b. Şuayb'ın kardeşi, babası kanalıyla dedesinden şöyle nakletmiştir:

Sıffin savaşı sona erince, Amr b. el-As şu şiiri okudu:

Savaş patlak verdiğinde ben onun için geniş göğüslü, sırtı kıvrımlı deve hazırladım.

Adımlarını aralıksız atarak koşar; atlar bitkin düşerken o, sağa sola salınarak (durmadan) derler.

Göğüsü kocamandır. Karın bölgesi daha da büyüktür.

Sudan geçerken ıslanırsa, (ne var diye) gözlerini dikip bakar.

Abdullah b. Amr da şu şiiri okudu:

Eğer Cüml bir gün Sıffin 'deki yerimi görürse, onun dehşetinden örgülü saçlara kır düşer.

O akşam Iraklılar, adeta güney rüzgarlarının kaldırdığı bahar bulutları gibi

(kalabalık bir halde) geldi.

Biz de, atlarımızla yerden toz kaldırırcasına hızla onların üzerine yürüdük. Saflarımız, sanki dalga dalga kabaran upuzun bir deniz gibiydi.

Gün ortasında savaş iyice kızıştı, kimse arkasını dönüp kaçmadı.

Sen dersen ki; "Arkalarını dönüp hızla kaçtılar".

(Ben de derim ki) Bilakis bazı birlikleri karşımızda gördük, bazıları da ağır ağır hareket ediyordu.

Bize "Biz sizin Ali'ye biat etmenizi istiyoruz" dediler.

Biz de "Hayır. Bunun için vuruşmanız gerekir" diye cevap verdik.

 

 

 

39023. Hasan (el-Basri)'nin bildirdiğine göre Cundubı Sıffin savaşında Hz. Ali'nin yanında yer almış, ancak (ravi) Hammad'ın belirttiğine göre, fiilen savaşmamıştır.

 

 

 

39024. Mansur der ki: İbrahim(-i Nehai)'ye "Alkame, Sıffin savaşına katıldı mı?" diye sordum. "Evet, katıldı. Kılıcını kana boyadı. Kardeşi Ubey b. Kays da öldürüldü" dedi.

 

 

39025. Ebu'l-Bahterı de der ki: Alkame, Sıffin savaşından, Hz. Ali'nin tarafında savaşıp kılıcını kana bulamış olarak döndü.

 

 

 

39026. Ebu Vail Şakık anlatıyor: Sehl b. Huneyf, Sıffin savaşında şöyle seslendi:

"Ey insanlar! Kendi düşüncenizi eleştirin. Vallahi, bizler Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteyken, bizi korkutan bir olaydan ötürü kılıçlarımızı kuşandığımız zaman, herkesi memnun eden bir sonuç alırdık. Ama bu seferki (Sıffin savaşı) öyle olmadı.''

 

 

 

39027. Abdullah b. Selime anlatıyor: Sıffin savaşında Ammar'ı gördüm; uzun boylu esmer tenli bir ihtiyardı. Eline bir küçük mızrak almış, eli titriyordu. Dedi ki: "Nefsim kudret elinde olan(Allah)a yemin ederim ki, bizi Hecer hurmalıklarına sürünceye kadar bize darbe indirseler bile, yine bizim salihlerimizin hak üzere, onların ise batıl üzere olduklarını bilirdim,''

 

 

 

39028. Asım b. Kuleyb el-Cermı, babasından naklediyor: Ben tam mescitten çıkarken, İbn Abbas'ı gördüm. iki hakem olayı sebebiyle Muaviye'nin yanından yeni gelmişti. Doğruca Süleyman b. Rabia'nın evine girdi. Onunla beraber ben de girdim. Süleyman b. Rabia tek tek içerideki adamlara dürterek tahkimi kabul ettiği için İbn Abbas'ı kınamalarını tembihliyordu. Şöyle diyorlardı: "Ey İbn Abbas! Küfre düştün, şirke düştün, rezil ettin. Allah Kitabında şöyle buyuruyor ... Allah Kitab'ında şöyle buyuruyor ... Allah şöyle buyuruyor ... " Öyle ki onların dediklerinden sonra ben de kuşkulandım. "Kim bunlar?" diye sordum. İbn Abbas: "Bunlar, Vallahi, Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabın ın en yaşlı ilk nesildir. Vallahi onlar, sarıklarını, cübbelerini giyip, sütunlar altında ibadetle meşgulolan kimselerdir" dedi.

 

2. Sonra İbn Abbas: "Münazara ve tartışmayı en iyi becereninizi, delillerinizi en iyi bileninizi çağırın, konuşsun" dedi. Tağlib oğullarından Utab isminde bir gözü kör birini seçtiler. Utab, ayağa kalkarak: "Allah şöyle buyuruyor, Allah şöyle buyuruyor" demeye başladı. Sanki ihtiyacı olan Kur'an delilini tek bir surede bulmuş gibiydi.

 

3. İbn Abbas şöyle cevap verdi: "Kur'an okuyucusu (hafızı) olduğunu ve söylediğin her şeyi bilerek söylediğini görüyorum. Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah için söyleyin. Bilmez misiniz ki, Şamlılar tahkim istediklerinde biz kabul etmeyip reddettik. Sonra yaralarınız artıp, acılarınız çoğalınca ve Fırat'ın suyundan istifadeniz engellenince, barış istemeye başladınız. Hatta Muaviye bana şunu söyledi: Kendisine kaçması için uzun ayaklı (karnı yerden yüksek) bir at getirilmiş. Tam o sırada sizden biri ona giderek şöyle demiş: "Ben Iraklıların yanından geliyorum. Mekke'den Arafat'a hareket eden hacılar gibi, (korku ve şaşkınlıktan) birbirlerini çiğniyorlar. Mekke'den Arafat'a hareket günündeki gibi her kafadan bir ses çıkıyor."

 

4. İbn Abba? sözlerini şöyle sürdürdü: "Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah için söyleyin, Ebu Bekir nasıl biriydi?" "iyi biriydi" deyip onu övdüler. "Ömer b. el-Hattab nasıl biriydi?" diye sordu. "iyi biriydi" deyip onu da övdüler. Bunun üzerine İbn Abbas şunları söyledi: "Söyler misiniz? Bir kişi hac ya da umre yapmak üzere yola çıksa, sonra bir ceylan veya kara hayvanlarından birini öldürse ve bu konuda o iki kişiden sadece biri hükmetse, Allah " ... içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği bir kurbanlık hayvan ...''[Maide, 95] buyurduğu halde, onun bu hükmü geçerli olur muydu? Sizin, hakkında ihtilafa ettiğiniz ümmetin işi bundan daha önemlidir. Ümmetin kanının akmasını durduran o iki hakemi reddetmeyin. Zira Allah bir kuşun öldürülmesini bile hükme bağlamaları için iki hakemi şart koşmuştur. Karı koca arasındaki ihtilafı kaldırması, ihtilaf ettikleri konuda adalet ve insafla hükmetmeleri için de iki hakeme başvurulmasını emretmiştir."

 

 

 

39029. Abdülazız b. Rufey' anlatıyor: Hz. Ali, Sıffin'e doğru hareket ederken, geride insanları idare etmesi için kendi yerine Ebu Mesud'u vekil tayin etti. Ebu Mes'ud: Cuma günü hutbe okudu ve cemaatin az olduğunu görünce şunları söyledi: "Ey insanlar! Sefere çıkın. Sefere çıkan güvendedir. Vallahi biz biliyoruz ki, içinizde bu işi hoş görmeyen ve bu yüzden ağır davrananlar var. Yola çıkın. Kim yola çıkarsa, güvendedir. Vallahi biz bu savaşı, bu iki ordunun karşı karşıya gelip birinin diğerinden korunmaya çalıştığı bir olayolarak görmüyoruz. Bilakis, biz bu savaşı, Allah'ın, Muhammed ümmetini ıslah edip birlik ve bütünlüğünü sağlayacağı bir vesile olarak görüyoruz. Ben size Osman'ı ve insanların neye öfkelendiklerini anlatayım mı? insanlar, Osman'ı günahıyla baş başa bırakmadılar ki Allah günahı sebebiyle onu cezalandırsın ya da affetsin. Diğer yandan, (onu öldürmekle) hedefledikleri amaca da ulaşamadılar. Çünkü Allah'ın kendisine verdiği nimetler yüzünden onu kıskanmışlardı."

Ali, döndüğünde ona (Ebu Mes'ud'a): "Kulağıma gelen o sözleri sen mi söyledin ey Ferruh! Sen, aklı gitmiş bir ihtiyarsın" diye çıkıştı. O da şöyle karşılık verdi:

 

"Annem bana, bundan daha güzel isim verdi. Allah ve Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) benim cennetlik olduğumu söylemişken, benim aklım gitmiş, öyle mi?! Sen de biliyorsun ki, geride kalan aklımla söylüyorum: Bizler her gelen dönemin, bir öncekinden daha kötü olacağını konuşur dururduk." Sonra çıkıp gitti.

 

(Ebu Mes'ud) Seylihın veya Kadısiyye'ye gelince, insanların yanına çıktı. Göz kapaklarından aşağı sular damlıyordu. ihram için hazırlık yaptığı anlaşılıyordu. Ayağını üzengiye koyup, semerin kaşından tutunca, bir grup insan yanına gitti ve "Ey Ebu Mes'ud! Bize tavsiyede bulunsan" dediler. O da: "Her zaman Allah'tan sakının ve topluluktan ayrılmayın. Çünkü Allah, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmetini dalalet üzerinde birleştirmez" dedi. Yine "Bize tavsiyede bulunsan" dediler. Yine, "Her zaman Allah'tan sakının ve topluluktan ayrılmayın! Ta ki haklı / iyi olan zafere ulaşıp rahatlasın ya da facir olan mağlup olup yok olsun" dedi.

 

 

 

39030. Muhammed b. Umare b. Huzeyme b. Sabit anlatıyor: Dedem, Ammar öldürülünceye kadar Cemel vakasında da Sıffın savaşında da kılıcını kınından çıkarmamıştı. Ne zaman ki Ammar öldürüldü, o zaman kılıcını çekti ve şöyle dedi: "Ben Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Ammar'ı isyancı bir grup öldürecektir'' buyururken işittim.''

 

 

 

39031. Amr b. el-As'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ammar'ı isyancı bir grup öldürecektir" buyurmuştur.

 

 

 

39032. Ebu'l-Bahterı anlatıyor: Sıffin savaşı kızışınca Ammar bir yudum süt isteyip içti. Sonra şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana "Senin dünyada içeceğin son içecek, bir yudum süttür" buyurdu.

 

 

 

39033. Abdullah b. Sinan el-Esedı anlatıyor: Sıffin savaşında Hz. Ali'yi gördüm.

Elinde, Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kılıcı Zülfikar vardı. Biz kendisini zabt etmeye çalışıyorduk. O ise elimizden kurtulup karşı tarafa hamle yapıyor, sonra dönüp geliyor, sonra tekrar hamle yapıyordu. Sonunda kılıcı eğilmiş olarak geldi ve "Bu (kılıç) sizden af diliyor!" dedi.

 

 

 

39034. Şu'be der ki: Hakem'e "Ebu Eyyub, Sıffin savaşına katıldı mı?" diye sordum. "Hayır; ama Nehrevan savaşına katıldı" dedi.

 

 

 

39035. Yezid b. el-Esam'ın naklettiğine göre Hz. Ali'ye Sıffin savaşında öldürülenlerin durumu soruldu. "Bizim de, onlarında da ölüleri cennetliktir. Yönetim bana ve Muaviye'ye geçecektir" dedi.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Haricilere Dair