Sahih

İbn Hibban

 

İMAN

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

İman'ın Şubelerine Dair

 

ذكر البيان بأن الإيمان أجزاء وشعب لها أعلى وأدنى

İmaan'ın Yüksek ve Alçak Cüzler ile Şubelerden Oluştuğu Hakkında

 

[ 166 ] أخبرنا عبد الله بن محمد الأزدي حدثنا إسحاق بن إبراهيم الحنظلي حدثنا جرير حدثنا سهيل بن أبي صالح عن عبد الله بن دينار عن أبي صالح عن أبي هريرة عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال الإيمان بضع وستون شعبة أو بضع وسبعون شعبة فأرفعها لا إله إلا الله وأدناها إماطة الأذى عن الطريق والحياء شعبة من الإيمان

 

166- Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''İman, altmış küsur -yahud yetmiş küsur- şubedir. Bunların üstünü La ilahe illallah demektir. En aşağısı ise yoldan eziyet verecek şeyleri gidermektir. Haya'da İman'ın bir şubesidir'' buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1769 "Buhari ve Müslim"); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/414; Müslim 35/58; Ebu Davud 4676; Nesai 8/110; İbn Mace 57; Bak hadis no: 167, 181, 190, 191.

 

 

قال أبو حاتم أشار النبي صلى الله عليه وسلم في هذا الخبر إلى الشيء الذي هو فرض على المخاطبين في جميع الأحوال فجعله أعلى الإيمان ثم أشار إلى الشيء الذي هو نفل للمخاطبين في كل الأوقات فجعله أدنى الإيمان فدل ذلك على أن كل شيء فرض على المخاطبين في كل الأحوال وكل شيء فرض على بعض المخاطبين في بعض الأحوال وكل شيء هو نفل للمخاطبين في كل الأحوال كله من الإيمان وأما الشك في أحد العددين فهو من سهيل بن أبي صالح في الخبر كذلك قاله معمر عن سهيل وقد رواه سليمان بن بلال عن عبد الله بن دينار عن أبي صالح مرفوعا وقال الإيمان بضع وستون شعبة ولم يشك وإنما تنكبنا خبر سليمان بن بلال في هذا الموضع واقتصرنا على خبر سهيل بن أبي صالح لنبين أن الشك في الخبر ليس من كلام رسول الله صلى الله عليه وسلم وإنما هو كلام سهيل بن أبي صالح كما ذكرناه

 

Ebu Hatim der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu sözüyle muhataplara  her durumda farz olan şeye işaret edip onu imanın en üstünü saymıştır. Ardından muhataplara her vakitte nafile olan şeye işaret etmiş ve onun imanın en aşağısı olduğunu belirtmiştir. Bu da bize muhataplar için her durumda farz olan, muhatapların bazılarına bazı durumlarda farz olan ve muhataplara her durumda nafile olan şeyin imandan olduğunu göstermektedir.

 

Hadiste imanın şube sayısına yönelik tereddüt, ravi Süheyl b. Ebi Salih'e aittir. Ma'mer de bunu Süheyl'den bu şekilde tereddütle nakletmiştir. Süleyman b. Bilal ise bunu Abdullah b. Dinar kanalıyla EbU Salih'ten merfü olarak: "İman altmış küsur şubedir" lafzıyla, sayı konusunda tereddüt etmeden nakletmiştir. Hadisteki tereddüdün Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) değil raviye ait olduğunu belirtmek için de Süleyman b. Bilal'in rivayeti yerine Süheyl b. Ebi Salih'in rivayetine yer verdik.

 

 

ذكر الخبر المدحض قول من زعم أن هذا الخبر تفرد به سهيل بن أبي صالح

Bu Hadisi Süheyl b. Ebi Salih'in Rivayette Tek Kaldığını iddia Edenin Kavlini çürüten Haber

 

[ 167 ] أخبرنا عبد الله بن محمد الأزدي حدثنا أبو قدامة عبيد الله بن سعيد حدثنا أبو عامر العقدي حدثنا سليمان بن بلال عن عبد الله بن دينار عن أبي صالح عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال الإيمان بضع وستون شعبة والحياء شعبة من الإيمان

 

167- Ebu Hureyre, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "iman altmış küsur bölümdür. Haya (utanma duygusu) da İmanın bir bölümüdür.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahıha 1769 "Buhari ve Müslim"); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahih. Buhari 9; Müslim 35; Nesai 8/110; Bak hadis no: 166.

 

 

قال أبو حاتم اختصر سليمان بن بلال هذا الخبر فلم يذكر ذكر الأعلى والأدنى من الشعب واقتصر على ذكر الستين دون السبعين والخبر في بضع وسبعين خبر متقصى صحيح لا ارتياب في ثبوته وخبر سليمان بن بلال خبر مختصر غير متقصى وأما البضع فهو اسم يقع على أحد أجزاء الأعداد لأن الحساب بناؤه على ثلاثة أشياء على الأعداد والفصول والتركيب فالأعداد من الواحد إلى التسعة والفصول هي العشرات والمئون والألوف والتركيب ما عدا ما ذكرنا وقد تتبعت معنى الخبر مدة وذلك أن مذهبنا أن النبي صلى الله عليه وسلم لم يتكلم قط إلا بفائدة ولا من سننه شيء لا يعلم معناه فجعلت أعد الطاعات من الإيمان فإذا هي تزيد على هذا العدد شيئا كثيرا فرجعت إلى السنن فعددت كل طاعة عدها رسول الله صلى الله عليه وسلم من الإيمان فإذا هي تنقص من البضع والسبعين فرجعت إلى ما بين الدفتين من كلام ربنا وتلوته آية آية بالتدبر وعددت كل طاعة عدها الله جل وعلا من الإيمان فإذا هي تنقص عن البضع والسبعين فضممت الكتاب إلى السنن وأسقطت المعاد منها فإذا كل شيء عده الله جل وعلا من الإيمان في كتابه وكل طاعة جعلها رسول الله صلى الله عليه وسلم من الإيمان في سننه تسع وسبعون شعبة لا يزيد عليها ولا ينقص منها شيء فعلمت أن مراد النبي صلى الله عليه وسلم كان في الخبر أن الإيمان بضع وسبعون شعبة في الكتاب والسنن فذكرت هذه المسألة بكمالها بذكر شعبة في كتاب وصف الإيمان وشعبه بما أرجو أن فيها الغنية للمتأمل إذا تأملها فأغنى ذلك عن تكرارها في هذا الكتاب والدليل على أن الإيمان أجزاء بشعب أن النبي صلى الله عليه وسلم قال في خبر عبد الله بن دينار الإيمان بضع وسبعون شعبة أعلاها شهادة أن لا إله إلا الله فذكر جزءا من أجزاء شعبة هي كلها فرض على المخاطبين في جميع الأحوال لأنه صلى الله عليه وسلم لم يقل وأني رسول الله والإيمان بملائكته وكتبه ورسله والجنة والنار وما يشبه هذا من أجزاء هذه الشعبة واقتصر على ذكر جزء واحد منها حيث قال أعلاها شهادة أن لا إله إلا الله فدل هذا على أن سائر الأجزاء من هذه الشعبة كلها من الإيمان ثم عطف فقال وأدناها إماطة الأذى عن الطريق فذكر جزءا من أجزاء شعبة هي نفل كلها للمخاطبين في كل الأوقات فدل ذلك على أن سائر الأجزاء التي هي من هذه الشعبة وكل جزء من أجزاء الشعب التي هي من بين الجزأين المذكورين في هذا الخبر اللذين هما من أعلى الإيمان وأدناه كله من الإيمان وأما قوله صلى الله عليه وسلم الحياء شعبة من الإيمان فهو لفظة أطلقت على شيء بكناية سببه وذلك أن الحياء جبلة في الإنسان فمن الناس من يكثر فيه ومنهم من يقل ذلك فيه وهذا دليل صحيح على زيادة الإيمان ونقصانه لأن الناس ليسوا كلهم على مرتبة واحدة في الحياء فلما استحال استواؤهم على مرتبة واحدة فيه صح أن من وجد فيه أكثر كان إيمانه أزيد ومن وجد فيه منه أقل كان إيمانه أنقص والحياء في نفسه هو الشيء الحائل بين المرء وبين ما يباعده من ربه عن المحظورات فكأنه صلى الله عليه وسلم جعل ترك المحظورات شعبة من الإيمان بإطلاق اسم الحياء عليه على ما ذكرناه

 

Ebu Hatim der ki: Süleyman b. Bilal bu hadisi kısaca nakletmiş, imana yönelik şubelerin üst ve alt derecelerine yer vermemiştir. Aynı şekilde şube sayısına yönelik yetmiş sayısına değinmeden sadece altmış sayısını zikretmiştir. İmanın yetmiş küsur şube olduğuna yönelik hadis, ucu açık bir sayıyla gelen sahih bir hadistir ve sabit olduğu konusunda da herhangi bir şüphe yoktur. Süleyman b. Bilal'in kısaca naklettiği hadiste ise sayı net bir şekilde verilmiştir. (küsur)'' ifadesi hesaba konu olan şeyin bir bölümü için kullanılan bir ifadedir. Zira hesap sayılar, bölümler ve terkibler olmak üzere üç şey üzerinden yapılır. 1'den 9'a kadar olanlar sayılardır. Onluk, yüzlük, binlik ve benzeri sayılar ise bölümlerdir. Bunlardan geriye kalanlar ise mürekkeb sayılardır.

 

Ben bir süre bu hadisin anlamını araştırdım. Zira bizim mezhebimize göre Resülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) faydası olmayan bir söz söylemez. Sünnetlerinde de anlamsız olan, anlamı bilinemeyecek olan bir şey yoktur. İmandan olan itaatleri saydığımda hadiste zikredilen sayıdan çok fazla olduklarını gördüm.

 

Sünnetler içinde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) imandan saydığı itaatleri saydığımda bunların yetmiş küsurdan daha az olduğunu gördüm. Bunun üzerine Kur'an'ı ayet ayet ve üzerinde düşünerek okumaya başladım. Yüce Allah'ın iman'dan saydığı itaatleri saydığımda bunların yetmiş küsurdan daha az olduğunu gördüm.

 

Kur'an'da bu yönde zikredilenler ile sünnette zikredilenleri bir araya getirdim tekrarları düştükten sonra Yüce Allah'ın, Kitab'ında imandan saydığı itaatler ile Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), sünnetinde imandan saydığı itaatlerin ne eksik ne de fazla tam olarak yetmiş dokuz şube olduğunu gördüm. Bu şekilde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) imanın yetmiş küsur şube olduğu konusundaki sözünün Kur'an'da zikredilen şubeler ile sünnette zikredilen şubelerin toplamına yönelik olduğunu anladım. Bu konuyu "İman ve Şubeleri" kitabımda detaylı bir şekilde işledim. Söz konusu bu kitapta isteyenler için yeteri kadar bilgi ve açıklama bulunmaktadır. Bu kitapta aynı şeyleri tekrar etmenin bir faydası yoktur.

 

İmanın bölümleri olan şubelerden oluştuğunun delili Abdullah b. Dinar'ın naklettiği hadiste Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir.." buyurmasıdır. Burada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) imanın şubelerinden sadece bir bölümü zikretmiştir. Bu bölümlerden her biri de muhataplar için her durumda farzdır. Zira Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) burada kendisinin Allah Resulü olduğuna dair şehadeti, meleklere, kitaplara, peygamberlere, cennet ile cehenneme imanı ve benzeri şeyleri zikretmemiştir. Bunlar da zikredilen şubenin bölümlerindendir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "En üstünü Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmektir" buyurarak imanın şubelerinden birinin sadece bir bölünü zikretmekle yetinmiştir. Bu da bize zikredilmeyen diğer bölümlerin bu şubeden olduğunu ve hepsinin de imandan olduğunu göstermektedir.

 

Ardından Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "En aşağısı ise yoldan eziyet verecek şeyleri gidermektir" buyurarak yine imanın şubelerinden bir şubenin, muhataplar için her durumda nafile olan bölümlerinden birini zikretmiştir. Bu da bize bu şubenin diğer bölümleri ile hadiste en üstün ve en aşağısı olarak zikredilen her iki şubenin diğer bölümlerinin imandan olduğunu göstermektedir.

 

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Haya da imanın bir şubesidir" sözüne gelince, sebebinden dolayı kinaye ile kullanılan bir sözdür. Zira haya, insanın doğasında bulunan bir şeydir. Ancak kimilerinde fazla, kimilerinde de az bulunmaktadır. Bu da imanın artıp eksilebileceğine bir delildir. Çünkü insanlar konusunda aynı seviyede değildirler. Haya konusunda eşit seviyede olmaları mümkün olmadığı için hayası daha fazla olanın imanının daha fazla, hayası daha az olanın da imanı daha az olacaktır. Haya, kişiyi Yüce Allah'ın yasakladığı şeylerden uzak tutan şeydir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Allah'ın yasakladığı şeyleri terk etmeye haya diyerek böylesi bir tutumun imanın şubelerinden biri olduğunu ifade etmiş gibidir.

 

 

ذكر الإخبار عن وصف الإسلام والإيمان بذكر جوامع شعبهما

Bütün Şubeleriyle Birlikte islam ile imanın Vasfı

 

[ 168 ] أخبرنا الحسن بن سفيان حدثنا محمد بن المنهال الضرير حدثنا يزيد بن زريع حدثنا كهمس بن الحسن عن عبد الله بن بريدة عن يحيى بن يعمر قال خرجت أنا وحميد بن عبد الرحمن الحميري حاجين أو معتمرين وقلنا لعلنا لقينا رجلا من أصحاب محمد صلى الله عليه وسلم فنسأله عن القدر فلقينا بن عمر فظننت أنه يكل الكلام إلي فقلنا يا أبا عبد الرحمن قد ظهر عندنا أناس يقرؤون القرآن يتقفرون العلم تقفرا يزعمون أن لا قدر وأن الأمر أنف قال فإن لقيتهم فأعلمهم أني منهم بريء وهم مني براء والذي يحلف به بن عمر لو أن أحدهم أنفق مثل أحد ذهبا ثم لم يؤمن بالقدر لم يقبل منه ثم قال حدثني عمر بن الخطاب رضى الله تعالى عنه قال بينا رسول الله صلى الله عليه وسلم ذات يوم جالسا إذ جاء شديد سواد اللحية شديد بياض الثياب فوضع ركبته على ركبة النبي صلى الله عليه وسلم فقال يا محمد ما الإسلام قال شهادة أن لا إله إلا الله وإقام الصلاة وإيتاء الزكاة وصوم رمضان وحج البيت قال صدقت فعجبنا من سؤاله إياه وتصديقه إياه قال فأخبرني ما الإيمان قال أن تؤمن بالله وملائكته وكتبه ورسله والبعث بعد الموت والقدر خيره وشره حلوه ومره قال صدقت قال فعجبنا من سؤاله إياه وتصديقه إياه قال فأخبرني ما الإحسان قال أن تعبد الله كأنك تراه فإن لم تكن تراه فإنه يراك قال فأخبرني متى الساعة قال ما المسؤول بأعلم من السائل قال فما أمارتها قال أن تلد الأمة ربتها وأن ترى الحفاة العراة رعاء الشاء يتطاولون في البنيان قال فتولى وذهب فقال عمر فلقيني النبي صلى الله عليه وسلم بعد ثالثة فقال يا عمر أتدري من الرجل قلت لا قال ذاك جبريل أتاكم يعلمكم دينكم

 

168- Yahya b. Ya'mer anlatıyor: Humeyd b. Abdirrahman el-Himyeri ile hac veya umre için yola çıktık. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahabesinden biriyle de karşılaşırsak, bunların kader konusunda dediklerini sorarız diye de düşündük. Abdullah b. Ömer ile karşılaştık. Arkadaşımın, sözü bana bırakacağına kanaat getirince dedim ki: "Ey Ebu Abdirrahman! Bizim oralarda birileri çıktı, bunlar Kuran'ı okuyor ve ilmin peşine düşüp öğreniyorlar. Ancak kader diye bir şeyin olmadığını ve her şeyin cebri (zorunlulukla) olduğunu iddia ediyorlar." Bunun üzerine dedi ki: "Eğer onlara rastlarsan onlardan berı (uzak) olduğumu, onların da benden beri olduğunu söyle. Yüce Allah hakkı üzerine yemin olsun ki, içlerinden birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve hepsini infak etse, kadere iman etmedikten sonra onun bu infakı kabul edilmez." Sonra ekledi: Babam Ömer b. el-Hattab bana şöyle anlattı:

 

Bir gün Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında oturuyorduk, tanımadığımız, üzerinde yolculuk izi görünmeyen bembeyaz elbiseli simsiyah sakallı bir (yabancı) adam çıkageldi. Dizlerini Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dizlerine dayadı ve dedi ki: "Ey Muhammed! islam nedir?" Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "islam, Allah'tan başka ilah olmadığına şahadet etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazan'da oruç tutman ve haccı eda etmendir."

 

Bunun üzerine adam: "Doğru söyledin" dedi. Bizler, hem sormasına, hem de tasdik etmesine şaşırdık. Adam tekrar sordu: "iman nedir?" Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "iman, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, öldükten sonra dirilmeye (getirdiği) iyilikle beraber kadere iman etmendir." Adam: "Ey Muhammed! Kötüsü, tatlısı ve acısıyla da" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Doğru söyledin" dedi. Bizler, hem sormasına, hem de tasdik etmesine şaşırdık. Adam tekrar sordu: "ihsan nedir?" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "ihsan, Allah'ı görüyormuşçasına ona ibadet etmendir. Zira sen onu göremesen de o seni görür." Adam: "Bana kıyamet gününden haber ver" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bu konuda kendisine sorulan, sorandan daha bilgili değildir." Adam: "O zaman alametleri nedir?" deyince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cariye kendi efendisini doğurduğu zaman, yalın ayak ve çıplak çobanların yüksek binalar yaptıklarını gördüğün zaman." Sonra adam gerisin geri dönüp gitti.

 

Üç gün sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana şöyle sordu: "Ey Ömer! Bana soru soran kimdi biliyor musun?" Ben: "Hayır" dediğimde ise şöyle buyurdu: ''O Cebrail'di ve size dininizi öğretmeye gelmişti."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2903 "Müslim"); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 1/52; Müslim 8; Ebu Davud 4695; Tirmizi 2610; Nesai 8/97; İbn Mace 63.

 

 

ذكر خبر ثان أوهم من لم يحكم صناعة الحديث أن الإيمان بكماله هو الإقرار باللسان دون أن يقرنه الأعمال بالأعضاء

Hadiste Derinliği Olmayanlara imanın Sadece Dil ile ikrar Olduğu ve Amel Olmadan da Olabileceği izlenimi Veren Haber

 

[ 169 ] أخبرنا أحمد بن يحيى بن زهير حدثنا إبراهيم بن بسطام حدثنا أبو داود حدثنا شعبة عن الأعمش وحبيب بن أبي ثابت وعبد العزيز بن رفيع عن زيد بن وهب عن أبي ذر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم من قال لا إله إلا الله دخل الجنة فقلت وإن زنى وإن سرق قال وإن زنى وإن سرق

 

169- Ebu Zer der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "La ilahe illallah diyen, Cennete girer" buyurdu. Ona: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?" diye sorduğumda: "Zina etse de, hırsızlık yapsa da" karşılığını verdi.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 826 "Buhari ve Müslim"); Şuayb: İsnadı sahih Ahmed 5/152; Buhari 3222; Müslim 94; Tirmizi 2644; Bak hadis no: 170, 195, 213.

 

 

ذكر الخبر المدحض قول من زعم من أئمتنا أن هذا الخبر كان بمكة في أول الإسلام قبل نزول الأحكام

Bu Hadisin Henüz Hükümlerin inmesinden Önce Mekke'de islam'ın Başlangıcında Yaşandığını iddia Eden imamlarımızdan Birinin Kavlini çürüten Haber

 

[ 170 ] أخبرنا الحسين بن عبد الله بن يزيد القطان بالرقة حدثنا هشام بن عمار حدثنا عيسى بن يونس عن الأعمش عن زيد بن وهب قال أشهد لسمعت أبا ذر بالربذة يقول كنت أمشي مع رسول الله صلى الله عليه وسلم بحرة المدينة فاستقبلنا أحد فقال يا أبا ذر ما يسرني أن أحدا لي ذهبا أمسي وعندي منه دينار إلا أصرفه لدين ثم مشى ومشيت معه فقال يا أبا ذر قلت لبيك يا رسول الله وسعديك فقال إن الأكثرين هم الأقلون يوم القيامة ثم قال يا أبا ذر لا تبرح حتى آتيك ثم انطلق حتى توارى فسمعت صوتا فقلت انطلق ثم ذكرت قول النبي صلى الله عليه وسلم لي فلبثت حتى جاء فقلت يا رسول الله إني سمعت صوتا فأردت أن أدركك فذكرت قولك لي فقال ذلك جبريل أتاني فأخبرني أنه من مات من أمتي لا يشرك بالله شيئا دخل الجنة قلت يا رسول الله وإن زنى وإن سرق قال وإن زنى وإن سرق أخبرناه القطان في عقبه

 

170- Zeyd b. Vehb der ki: Ebu Zer'i Rebeze'de işittiğime tanıklık ederim ki şöyle anlattı: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Medine'nin kara taşlığında yürüyorken karşımıza Uhud (dağı) çıkınca: "Ey Ebu Zer! Uhud dağı benim için altın olsaydı, yanımda borçlu olduğum kişiye ödemek için kaIdıracağım bir dinarın dahi kalmış olması beni sevindirmezdi" buyurdu ve yürümeye devam etti. Ben de onunla birlikte yürüdüm. Bana: "Ey Ebu Zer!" deyince ben de: "Buyur, ey Allah'ın Resulü! (Allah) sana mutluluk üstüne mutluluklar versin" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Malları çok olanlar kıyamet gününde sevapları az olanlardır" buyurdu. Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ebu Zer! Ben senin yanına geri gelinceye kadar olduğun yerden ayrılma!" buyurdu.

 

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gözden kayboluncaya kadar gitti. Derken bir ses işittim. (Kendi kendime): "Gideyim mi?" diye düşündüm. Sonra Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in (bana; "Ben gelinceye kadar buradan ayrılma" şeklindeki) sözünü hatırladım. O gelinceye kadar yerimde bekledim, (geldiğinde O'na): "Ey Allah'ın Resulü! Doğrusu ben, bir ses işittim. Senin yanına doğru gelmeyi istedim. Sonra senin bana söylediğin sözü hatırladım" dedim. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O, Cebrail idi! Bana gelip ümmetimden her kim Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse cennete gireceğini bana bildirdi" buyurdu. Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Resulü! (Mümin kul) zina etse de, hırsızlık yapsa da me" diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Evet,) zina etse de, hırsızlık yapsa da (Allah'a hiçbir şeyi şirk koşmadığı müddetçe kişi cennete girecektir)" buyurdu.

 

 

حدثنا هشام بن عمار حدثنا عيسى بن يونس حدثنا الأعمش عن أبي صالح عن أبي الدرداء عن النبي صلى الله عليه وسلم مثله

 

170/a- Aynı hadis Ebu'd-Derda'nın Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den aktarmasıyla da rivayet olunmuştur,

 

[Tahric:] Buhari 6268.

 

 

ذكر خبر أوهم عالما من الناس أن الإيمان هو الإقرار بالله وحده دون أن تكون الطاعات من شعبة

Alimlerden Birine imanın, Allah'ın Vahdaniyetini ikrardan ibaret Olduğu, itaatlerin imanın Şubelerinden Olmadığı izlenimi Veren Haber

 

[ 171 ] أخبرنا الحسن بن سفيان حدثنا أبو بكر بن أبي شيبة حدثنا أبو خالد الأحمر عن أبي مالك الأشجعي قال سمعت أبي يقول سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول من وحد الله وكفر بما يعبد من دونه حرم ماله ودمه وحسابه على الله

 

171- Ebu Malik, babasından bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Her kim Allah'ın bir ve tek olduğunu kabul edip, ondan başka tapılan şeyleri inkar ederse kanının dökülmesi haram olur. Hesabı da Allah'a aittir."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 428 ''Müslim''); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 6/395; Müslim 23/38.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Resulullah (s.a.v.)'in "Allah'ın Bir Olduğunu Kabul Edip, Ondan Başka Tapılan Şeyleri inkar Ederse" Sözünün Açılımı