|
Sahih İbn Hibban |
İMAN |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
İman'ın Artıp Azalması
Ve Kemali
ذكر
الخبر المدحض
قول من زعم أن
الإيمان شيء واحد
ولا يزيد ولا
ينقص
imanın Bütün Olduğu ve
Artıp Eksilmeyeceğini iddia Edenin Kavlini çürüten Haber
[ 181 ] أخبرنا
الحسين بن
محمد بن مصعب
بخبر غريب
حدثنا أبو
داود السنجي
سليمان بن
معبد حدثنا بن
أبي مريم
حدثنا يحيى بن
أيوب عن بن
الهاد عن عبد
الله بن دينار
عن أبي صالح
عن أبي هريرة
عن رسول الله
صلى الله عليه
وسلم قال
الإيمان
سبعون أو
اثنان وسبعون
بابا أرفعه لا
إله إلا الله
وأدناه إماطة
الأذى عن
الطريق
والحياء شعبة
من الإيمان
181- Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"iman yetmiş ya da yetmiş iki bölümdür. Bunların en üstünü ''La ilahe
illallah'' sözüdür. En aşağı derecede olanı ise eziyet veren bir şeyi yoldan
kaldırmaktır. Haya (utanma duygusu) da imandan bir bölümdür."
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre
sahihtir. Bak hadis no: 166
قال أبو حاتم
الاقتصار في
هذا الخبر على
هذا العدد
المذكور في
خبر بن الهاد
مما نقول في كتبنا
إن العرب تذكر
العدد للشيء
ولا تريد بذكرها
ذلك العدد
نفيا عما
وراءه ولهذا
نظائر نوعنا
لهذا أنواعا
سنذكرها
بفصولها فيما
بعد إن شاء
الله
Ebu Hatim der ki: "Başka
kitaplarımızda da değindiğimiz gibi Araplar bazen bir konuda bir sayı
söyledikleri zaman bu konu hakkında başka sayıların varlığını yok saymazlar.
İbnu'l-Had'in bu rivayetinde zikredilen sayı da bu babtandıL Değişik konularda
buna benzerçok sayıda kullanım bulunmaktadır ki inşallah daha sonraki
bölümlerde bunları zikredeceğiz."
ذكر
الخبر المدحض
قول من زعم أن
إيمان المسلمين
واحد من غير
أن يكون فيه
زيادة أو
نقصان
Müslümanlarda imanın
Aynı Olduğunu ve Artmayıp Eksilmeyeceğini iddia Edenin Kavlini çürüten Haber
[ 182 ]
أخبرنا الفضل
بن الحباب
الجمحي قال
حدثنا علي بن
المديني قال
حدثنا معن بن
عيسى قال حدثنا
مالك بن أنس
عن عمرو بن
يحيى المازني
عن أبيه عن
أبي سعيد
الخدري قال
قال رسول الله
صلى الله عليه
وسلم يدخل
الله أهل
الجنة الجنة
يدخل من يشاء
برحمته ويدخل
أهل النار
النار ثم يقول
أخرجوا من كان
في قلبه حبة
خردل من إيمان
فيخرجون منها
حمما فيلقون
في نهر في
الجنة
فينبتون كما
تنبت حبة في
جانب السيل
ألم ترها
صفراء ملتوية
182- Ebu Said el-Hudri
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Cennetlikler cennete ki o dilediğini rahmetiyle (cennete) sokar;
cehennemlikler de cehenneme girdikten sonra Yüce Allah: ‘‘Kalbinde hardal
tanesi kadar iman bulunan kişileri (cehennemden) çıkarın’‘ buyurur. Bunun
üzerine bu kişiler kararmış bir şekilde çıkarılıp cennette bir nehre atılırlar.
Atıldıktan sonra da su kenarında bulunan tohumların bitmesi gibi çabucak
biterler. Bunların nasıl sapsarı çıkıp yükseldiğini görmez misin?''
[Tahric:] Elbani: Sahih (Zilalu'l-cenne 842 "Buhari ve
Müslim"); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 3/56;
Buhari 22; Müslim 184/305; Tirmizi 2598; Bak hadis no: 222.
ذكر البيان
بأن قوله صلى
الله عليه
وسلم أخرجوا
من كان في
قلبه حبة خردل
من إيمان أراد
به بعد إخراج
من كان في
قلبه قدر
قيراط من
إيمان
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Gidin ve Kalbinde Hardal Tanesi
Ağırlığında iman Bulunan Kişileri Çıkarın" Sözünde Bildirilen
Çıkarılmanın, Kalbinde Kırat Ağırlığında iman Bulunan Kişilerin Çıkarılmasından
Sonra Gerçekleşmesi
[ 183 ] أخبرنا الحسن
بن سفيان قال
حدثنا يحيى بن
أبي رجاء بن أبي
عبيدة
الحراني قال
حدثنا زهير بن
معاوية عن أبي
الزبير عن
جابر عن النبي
صلى الله عليه
وسلم قال إذا
ميز أهل الجنة
وأهل النار
يدخل أهل
الجنة الجنة
وأهل النار
النار قامت
الرسل فشفعوا
فيقال اذهبوا
فمن عرفتم في
قلبه مثقال
قيراط من
إيمان
فأخرجوه
فيخرجون بشرا كثيرا
ثم يقال
اذهبوا فمن
عرفتم في قلبه
مثقال خردلة
من إيمان
فأخرجوه
فيخرجون بشرا
كثيرا ثم يقول
جل وعلا أنا
الآن أخرج
بنعمتي وبرحمتي
فيخرج أضعاف
ما أخرجوا
وأضعافهم قد
امتحشوا
وصاروا فحما
فيلقون في نهر
أو في نهر من أنهار
الجنة فتسقط
محاشهم على
حافة ذلك
النهر فيعودون
بيضا مثل
الثعارير
فيكتب في
رقابهم عتقاء
الله ويسمون
فيها
الجهنميين
الثعارير
القثاء
الصغار قاله
الشيخ
183- Cabir'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Cennetlikler ile cehennemlikler birbirlerinden ayrılıp cennetlikler
cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten sonra Peygamberler kalkıp
şefaatte bulunurlar. Bunun üzerine onlara: ‘‘Gidin ve kalbinde bir miskal kırat
ağırlığında iman bulunan kişileri çıkarın’‘ denilir. Bu şekilde pek çoklarını
çıkardıktan sonra onlara: ‘‘Gidin ve kalbinde hardal tanesi ağırlığında iman
bulunan kişileri çıkarın’‘ denilir. Bu şekilde pek çoklarını çıkarırlar.
Sonrasında Allah: ‘‘Şimdi ben de bilgime ve rahmetime dayanarak bazılarını
cehennemden çıkaracağım’‘ buyurur ve peygamberlerin çıkarttıklarının kat kat
fazlasını cehennemden çıkarır. Bunun üzerine yanmaktan kömürleşmiş kişileri
çıkarırlar. Onları cennetin bir ırmağına ya da ırmaklarından birine
attıklarında yanıkları bu ırmağın kenarına düşer. Irmaktan acur gibi hızlıca
beyaza dönmüş bir şekilde çıkarlar. Bunların boyunlarına ‘‘Allah'ın
azatlıları’‘ yazılır (ve daha sonra Cennette) bunlara ‘‘Cehennemden gelenler’‘
denilir."
Ebu Hatim der ki:
"(Metinde geçen) searir ibaresi, küçük hıyar (acur) anlamına
gelmektedir."
[Tahric:] Elbani: Sahih li-ğayrihi (Zilalu'l-cenne 2/404/841;
es-Silsiletu's-sahiha 3054). Ahmed 3/325; Buhari 6558; Müslim 191/320.
ذكر
الإخبار
بأنهم يعودون
بيضا بعد أن
كانوا فحما
يرش أهل الجنة
عليهم الماء
Cennetliklerin
Üzerlerine Su Dökmesiyle Kömür Halindeyken Beyazlaşan Cehennemlikler Hakkında
[ 184 ]
أخبرنا محمد
بن عمر بن
يوسف بن حمزة
قال حدثنا نصر
بن علي
الجهضمي قال
حدثنا بشر بن
المفضل عن أبي
مسلمة عن أبي
نضرة عن أبي
سعيد قال قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم أما أهل
النار الذين
هم أهلها فإنهم
لا يموتون
فيها ولا
يحيون ولكن
ناس أصابتهم
النار
بذنوبهم أو
قال بخطاياهم
حتى إذا كانوا
فحما أذن في
الشفاعة فجيء
بهم ضبائر ضبائر
فبثوا على أهل
الجنة ثم قيل
يا أهل الجنة
أفيضوا عليهم
قال فينبتون
نبات الحبة
تكون في حميل
السيل فقال
رجل من القوم
كأنه كان رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
بالبادية
184- Ebu Said el-Hudri
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Cehennemlik olan cehennem ahalisi orada ne ölür, ne de yaşarlar. Ancak
bazı günahlarından ya da hatalarından dolayı cehenneme girenleri Allah ateşte
öldürür. Yanıp kömür haline geldikten sonra onlara şefaat edilmesine izin
verir. Bunlar grup grup getirilip cennet ahalisinin üzerine atılırlar ve: ''Ey
cennet ahalisi! Bunların üzerine su dökün'' denilir. Bu şekilde sel suyuyla
gelen toprakta tohumun bitmesi gibi yeniden biterler." Orada bulunanlardan
bir adam bunu duyunca: "Sanki Resulullah çölde yaşamış gibi" demeye
başladı.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1551; Reful-estar s.
11 "Müslim"); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 3/11; Müslim 185; İbn
Mace 4309; Darimi 2/331.
ذكر
الخبر المدحض
قول من زعم أن
الإيمان لم يزل
على حالة
واحدة من غير
أن يدخله نقص
أو كمال
imanın Eksilme ve Kemal
Olmaksızın Aynı Hal Üzere Kaldığını iddia Edenin Kavlini çürüten Haber
[ 185 ]
أخبرنا عبد
الله بن محمد
الأزدي حدثنا
إسحاق بن
إبراهيم
أخبرنا عبد
الله بن إدريس
عن أبيه عن
قيس بن مسلم
عن طارق بن
شهاب قال قال
يهودي لعمر لو
علمنا معشر
اليهود متى
نزلت هذه الآية
لاتخذناه
عيدا { اليوم
أكملت لكم
دينكم } ولو
نعلم اليوم
الذي نزلت فيه
لاتخذناه
عيدا فقال عمر
رضى الله
تعالى عنه قد
علمت اليوم
الذي أنزلت
فيه والليلة
التي أنزلت
يوم الجمعة
ونحن مع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
بعرفات
185- Tarık b. Şihab der
ki: Bir Yahudi, Hz. Ömer'e: ''Eğer, ''Bu gün size dininizi tamamladım ...
" (Maide 3) ayeti bize nazil olsaydı ve nazil olduğu günü bilseydik bayram
kabul ederdik" deyince, Hz. Ömer: "Ben, bu ayetin hangi gün, hangi
gece nazil olduğunu biliyorum. Cuma günü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ile beraberken Arafat'ta nazil oldu" karşılığını verdi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Nesai 2808 "Buhari ve
Müslim"); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 45;
Müslim 3017/4; Tirmizi 3043; Nesai 5/251,8/114.
ذكر
خبر ثان يصرح
بإطلاق لفظة
مرادها نفي
الاسم عن
الشيء للنقص عن
الكمال لا
الحكم على
ظاهره
Bir Fiilde
isimlendirmenin Zahire Göre Değil de Kemalden Uzaklaşmaya Göre Yapıldığını
Gösteren Bir Diğer Haber
[ 186 ]
أخبرنا عبد
الله بن محمد
الأزدي قال
حدثنا إسحاق
بن إبراهيم
قال أخبرنا
الوليد بن
مسلم عن
الأوزاعي عن
الزهري قال
حدثني سعيد بن
المسيب وأبو
سلمة بن عبد
الرحمن وأبو
بكر بن عبد
الرحمن بن
الحارث بن هشام
كلهم يحدثون
عن أبي هريرة
عن رسول الله
صلى الله عليه
وسلم قال لا
يزني الزاني
حين يزني وهو
مؤمن ولا يسرق
السارق حين
يسرق وهو مؤمن
ولا يشرب
الخمر حين
يشربها وهو
مؤمن ولا ينتهب
نهبة ذات شرف
يرفع
المسلمون
إليها أبصارهم
وهو حين
ينتهبها مؤمن
فقلت للزهري
ما هذا فقال
على رسول الله
صلى الله عليه
وسلم البلاغ
وعلينا
التسليم
186- Ebu Hureyre'nin
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Zina eden kişi bu işi yaparken mümin biri değildir. Hırsızlık eden kişi
bunu yaparken mümin biri değildir. içki içen kişi bunu içerken mümin biri
değildir. Bir kimse müslümanların gözü önünde değerli bir şeyi yağma ederken
mümin biri değildir."
Zührl: "Bu ne demek
oluyor?" diye sorduğumda: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
tebliğ etmek, bize teslimiyet düşer" dedi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-Iman / İbn Ebi Şeybe s. 13); Şuayb:
Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 5578; Müslim 57/102; Ebu
Davud 4686; Tirmizi 2625; Nesai 8/313; İbn Mace 3936; Darimi 2/87.
ذكر
خبر ثالث يصرح
بالمعنى الذي
ذكرناه
Zikrettiğimiz Manayı
Bildiren Üçüncü Haber
[ 187 ]
أخبرنا أبو
خليفة حدثنا
أبو الوليد
وابن كثير قالا
حدثنا شعبة
قال واقد بن
عبد الله
أخبرني عن
أبيه أنه سمع
بن عمر يحدث
عن النبي صلى
الله عليه
وسلم قال لا
ترجعوا بعدي
كفارا يضرب
بعضكم رقاب
بعض
187- Abdullah b. Ömer'in
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Benden sonra
birbirinin boynunu vuran kafirler olmayınız" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1974, 2008;
er-Ravdu'n-nadir 927 "Buhari ve Müslim"); Şuayb: Buhari ve Müslim'in
şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/85; Buhari 6868; Müslim 66; Ebu Davud 4686;
Nesai 7/126; İbn Mace 3943.
ذكر
البيان بأن
العرب في
لغتها تضيف
الاسم إلى
الشيء للقرب
من التمام
وتنفي الاسم
عن الشيء
للنقص عن
الكمال
Arapların Bir Konuda
Kemale Yakınlığına veya Uzaklığına Göre Bir Şeyi isimlendirmesi
[ 188 ]
أخبرنا عمر بن
سعيد بن سنان
قال أخبرنا
أحمد بن أبي بكر
عن مالك عن
صالح بن كيسان
عن عبيد الله
بن عبد الله
بن عتبة عن
زيد بن خالد
الجهني أنه قال
صلى لنا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
صلاة الصبح
بالحديبية في
إثر سماء كانت
من الليل فلما
انصرف أقبل
على الناس
فقال هل تدرون
ماذا قال ربكم
قالوا الله
ورسوله أعلم
قال أصبح من
عبادي مؤمن بي
وكافر فأما من
قال مطرنا
بفضل الله
وبرحمته فذلك
مؤمن بي كافر
بالكوكب وأما
من قال مطرنا
بنوء كذا وكذا
فذلك كافر بي
مؤمن
بالكواكب
188- Zeyd b. Halid
el-Cühenı anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hudeybiye'de
geceleyin yağan yağmurdan sonra, bize sabah namazını kıldırdı ve namazı
bitirince yüzünü cemaate dönüp: "Rabbinizin ne buyurduğunu biliyor
musunuz?" diye sordu. Sahabe: "Allah ve Resulü daha iyi bilir"
karşılığını verince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kullarımdan kimi bana iman etmiş, kimi kafir olarak sabahladı. ‘‘Allah'ın
fazlı ve rahmeti ile üzerimize yağmur yağdı’‘ diyen bana iman etmiş; yıldıza
iman etmemiştir. ‘‘Falan ve falan yıldızın batıp doğması ile üzerimize yağmur
yağdı’‘ diyen ise bana iman etmemiş; yıldıza iman etmiştir.''
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva.' 3/144/681 "Buhari ve
Müslim"); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Muvatta,
1/192; Ahmed 4/117; Buhari 846; Müslim 71; Ebu Davud 3906; Nesai, 3/165.
ذكر
خبر آخر يصرح
بصحة ما ذكرنا
أن العرب تذكر
في لغتها
الشيء الواحد
الذي هو من
أجزاء شيء باسم
ذلك الشيء
نفسه
Arapların Bütünün Bir
Bölümünü de Bütünün ismiyle Zikredebileceğini Gösteren Bir Başka Haber
[ 189 ] أخبرنا
أبو خليفة قال
حدثنا أبو
الوليد قال حدثنا
حماد بن سلمة
عن محمد بن
عمرو عن أبي
سلمة عن
الشريد بن
سويد الثقفي
قال قلت يا
رسول الله إن
أمي أوصت أن
نعتق عنها
رقبة وعندي
جارية سوداء
قال ادع بها
فجاءت فقال من
ربك قالت الله
قال من أنا
قالت رسول
الله قال أعتقها
فإنها مؤمنة
189- Şerıd b. Süveyd
es-Sekafl anlatıyor: Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Annem bana kendisi adına
bir köle azat etmemi vasiyet etti. Benim yanımda ise siyahi bir cariye var. (Bu
durumda ne yapmalıyım7)" diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Onu (bana) çağır!" buyurdu. (Cariye geldiğinde) Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), (ona): "Rabbin kimdir?" diye
sordu. Cariye: "Allah'tır!" diye cevap verdi. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Ben, kimim!" diye sordu. Cariye: "Allah'ı
Resulü'sün!" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), (bana): "Onu azad et. Çünkü o mümin biridir!" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (es-Silsiletu's-sahiha 3161); Şuayb:
İsnadı hasendir. Ahmed 4/222; EbU Davud 3283; Nesai 6/252.
ذكر البيان
بأن قوله صلى
الله عليه
وسلم فإنها
مؤمنة من
الألفاظ التي
ذكرنا أن
العرب إذا كان
الشيء له
أجزاء وشعب
تطلق اسم ذلك
الشيء بكليته
على بعض
أجزائه وشعبه
وإن لم يكن
ذلك الجزء
وتلك الشعبة
ذلك الشيء
بكماله
Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "O Mümin Biridir" Sözünü, Arapların Bütünün Bir
Bölümü için Tüm Vasıflarını Taşımasa Dahi Bütünün ismini Kullanmasına Göre
Söylemiş Olması
[ 190 ]
أخبرنا حبان
بن إسحاق
بالبصرة قال
حدثنا الفضل
بن يعقوب
الرخامي قال
حدثنا أبو عامر
العقدي قال
حدثنا سليمان
بن بلال عن
عبد الله بن
دينار عن أبي
صالح عن أبي
هريرة قال قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم الإيمان
بضع وسبعون
بابا والحياء
من الإيمان
190- Ebu Hureyre der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "iman yetmiş küsur
bab (bölüm)dür. Haya da imandan bir bölümdür.''
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1769); Şuayb:
Buhari'nin şartınca sahih. Bak hadis no: 166.
ذكر
البيان بأن
قوله صلى الله
عليه وسلم
الإيمان بضع
وسبعون بابا
أراد به بضع
وسبعون شعبة
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in "iman Yetmiş Küsur Babdır" Sözüyle Yetmiş Küsur
Şubesi Olduğunu Kastetmesi
[ 191 ]
أخبرنا
الحسين بن
بسطام
بالأبلة قال
أخبرنا عمرو
بن علي قال
حدثنا حسين بن
حفص قال حدثنا
سفيان الثوري
عن سهيل بن
أبي صالح عن
عبد الله بن
دينار عن أبي
صالح عن أبي
هريرة قال قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم الإيمان
بضع وسبعون
شعبة أعلاها
شهادة أن لا
إله إلا الله وأدناها
إماطة الأذى
عن الطريق
191- Ebu Hureyre der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "iman yetmiş
küsur şubedir (bölümdür). Bunların en üstün bölümü ''La ilahe illallah''
sözüdür. En aşağı derecede olanı ise yoldan eziyet verecek bir şeyi
kaldırmaktır."
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1769); Şuayb: Müslim'in
şartınca sahih. Ahmed 2/445; Tirmizi 2614; Nesai 8/110; Bak hadis no: 166.
ذكر
نفي اسم
الإيمان عمن
أتى ببعض
الخصال التي
تنقص بإتيانه
إيمانه
imanını Eksiltecek
Fiillerde Bulunan Kişiye Mümin Denilememesi
[ 192 ]
أخبرنا أحمد
بن علي بن
المثنى حدثنا
محمد بن يزيد
الرفاعي أبو
هشام حدثنا أبو
بكر بن عياش
حدثنا الحسن
بن عمرو
الفقيمي عن
محمد بن عبد
الرحمن بن
يزيد عن أبيه
عن عبد الله
قال قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم ليس
المؤمن
بالطعان ولا
اللعان ولا
البذيء ولا الفاحش
192- Abdullah (b.
Mes'ud)'un bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmaktadır: "(Kamil anlamdaki) mü min; yerici, lanet edici, kötü söz
sahibi ve davranışı bozuk bir kimse olamaz.''
[Tahric:] Elbani: Hasen sahih (es-Silsiletu's-sahiha 320); Şuayb:
Hadis sahihtir. Ahmed 1/416; Tirmizi 1977.
ذكر
خبر يدل على
صحة ما تأولنا
لهذه الأخبار
Bu Hadislere Yaptığımız
levilin Doğruluğuna Delalet Eden Haber
[ 193 ]
أخبرنا بن
قتيبة حدثنا
يزيد بن موهب
وموهب بن يزيد
قالا حدثنا
عبد الله بن
وهب أخبرنا
عمرو بن
الحارث أن
دراجا أبا
السمح حدثه عن
أبي الهيثم عن
أبي سعيد
الخدري قال
قال رسول الله
صلى الله عليه
وسلم لا حليم
إلا ذو عثرة
ولا حكيم إلا
ذو تجربة قال
موهب قال لي أحمد
بن حنبل أيش
كتبت بالشام
فذكرت له هذا
الحديث قال لو
لم تسمع إلا
هذا لم تذهب رحلتك
193- Ebu Said el-Hudri,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir:
"Daha önce ayağı kaymamış olan yumuşak huylu hiç kimse yoktur. Tecrübesi
olmayan kişi de bilge olamaz."
(Ravi) Mevheb dedi ki:
Ahmed b. Hanbel bana: "Şam'da ne yazdın?" diye sorunca ona bu hadisi
zikrettim. "Şayet bu hadisten başka hadis dinlememiş olsaydın bile
rihletin (ilim seyahatin) boşa gitmemiş sayılırdı" dedi.
[Tahric:] Elbani: Zayıf (Tahricu'I-Mişkat 5056); Şuayb: İsnadı
zayıftır. Ahmed 1/416; Tirmizi 1977.
ذكر
خبر يدل على
أن المراد
بهذه الأخبار
نفي الأمر عن
الشيء للنقص
عن الكمال
Bu Hadislerin,
isimlendirmenin Kemalden Uzaklaşmaya Göre Yapıldığı Anlamına Geldiğine Delalet
Eden Haber
[ 194 ]
أخبرنا أبو
يعلى حدثنا
الحسن بن
الصباح البزار
حدثنا مؤمل بن
إسماعيل عن
حماد بن سلمة
عن ثابت عن أنس
بن مالك قال
خطبنا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
فقال في
الخطبة لا
إيمان لمن لا
أمانة له ولا
دين لمن لا
عهد له
194- Enes b. Malik
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (bir gün) bize hutbe verdi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbesinde: "Emaneti olmayan
kimsenin imanı yoktur. Ahdini yerine getirmeyen kimsenin de dini yoktur.''
[Tahric:] Elbani: Sahih (Tahricu'I-İman 7; Mişkat 35;
er-Ravdu'n-nadır 569); Şuayb: İsnadı şahitlede hasendir. Ahmed 3/135.
ذكر الخبر
الدال على صحة
ما ذكرنا أن
معاني هذه
الإخبار ما
قلنا إن العرب
تنفي الاسم عن
الشيء للنقص
عن الكمال
وتضيف الاسم
إلى الشيء للقرب
من التمام
Bu Hadisleri Arapların Bir
Konuda Kemale Yakınlığına veya Uzaklığına Göre Bir Şeyi isimlendirmesi
Üzerinden Anlamamız Gerektiğine Dair Söylediğimizi Doğrulayan Haber
[ 195 ] أخبرنا أبو
خليفة حدثنا
مسلم بن
إبراهيم عن هشام
بن أبي عبد
الله حدثنا
حماد بن أبي
سليمان عن زيد
بن وهب عن أبي
ذر قال انطلق
النبي صلى
الله عليه
وسلم نحو بقيع
الغرقد
فانطلقت خلفه
فقال يا أبا
ذر فقلت لبيك
ثم سعديك وأنا
فداؤك فقال
المكثرون هم
المقلون يوم
القيامة إلا
من قال بالمال
هكذا وهكذا عن
يمينه وعن
شماله قالها
ثلاثا ثم عرض
لنا أحد فقال
يا أبا ذر ما
يسرني أنه لآل
محمد ذهبا
يمسي معهم
دينار أو
مثقال فقلت
الله ورسوله
أعلم ثم عرض
لنا واد
فاستبطنه النبي
صلى الله عليه
وسلم ونزل فيه
وجلست على شفيره
فظننت أن له
حاجة فأبطأ
علي وساء ظني
فسمعت مناجاة
فقال ذلك
جبريل يخبرني
لأمتي من شهد
منهم أن لا
إله إلا الله
وأن محمدا رسول
الله دخل
الجنة فقلت يا
رسول الله وإن
زنى وإن سرق
قال وإن زنى
وإن سرق
195- Ebu Zer anlatıyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bakiu'I-Garkad'a çıktığında ben de
arkasından gittim. "Ey Ebu Zer!" deyince "Buyur emrindeyim! Tüm
iyilikler katındadır. Sana feda olayım" dedim. "Malını (parasını)
sağına ve soluna şöyle şöyle dağıtanlar dışında (dünyada) çok mal sahibi
olanlar kıyamet günü çok az şeye sahip olacaklardır" buyurdu. Bunu üç kez
söyledi.
Sonra bize Uhud
görününce şöyle buyurdu: "(Bu dağ kadar) altının Muhammed'in ailesinin eli
altında olması beni sevindirmez, akşamına ondan bir dinar ya da miskal
kalmamasını isterdim." Sonra vardığımız bir vadide bir yer araştırıp oraya
giderek konakladı. Ben de vadinin kenarına oturdum (onu beklemeye başladım).
Onun tuvalet ihtiyacı olduğunu zannettim. Fakat hakkında endişelenmeye başladım
ve bir takım sesler işittim. Daha sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Bu gelen Cebrail, ümmetimden Allah'a şirk koşmadan ölen
kişilerin cennete gireceği haberini verdi." Ben: "Ey Allah'ın Resulü!
Zina etmiş, hırsızlık yapmış olsa da mı?" diye sorduğumda, Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zina etmiş, hırsızlık yapmış olsa
da!" karşılığını verdi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 826); Şuayb:
Müslim'in şartınca sahih. Bak hadis no: 169.
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’i kullan:
Diğer
Müslümanların Elinden ve Dilinden Yana Güvende Oldukları Kimseye Müslüman
Denilmesi