|
Sahih İbn Hibban |
İMAN |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
La ilahe İllallah Muhammeden
Resulullah'ı Kabul Etmeyip Şunları Yapmayanlara Karşı Cihad
ذكر
أمر الله جل
وعلا صفيه صلى
الله عليه
وسلم بقتال
الناس حتى
يؤمنوا بالله
Yüce Allah'ın,
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Allah'a iman Edene Dek insanlarla
Savaşmayı Emretmesi
[ 216 ]
أخبرنا محمد
بن عبيد الله
بن الفضل
الكلاعي بحمص
حدثنا عمرو بن
عثمان بن سعيد
حدثنا أبي حدثنا
شعيب بن أبي
حمزة عن
الزهري حدثنا
عبيد الله بن
عبد الله أن
أبا هريرة قال
لما توفي رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
وكان أبو بكر
رضى الله
تعالى عنه
بعده وكفر من
كفر من العرب
قال عمر يا
أبا بكر كيف
تقاتل الناس
وقد قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
أمرت أن أقاتل
الناس حتى
يقولوا لا إله
إلا الله فمن
قال لا إله
إلا الله عصم
مني ماله
ونفسه إلا
بحقه وحسابه
على الله قال
أبا بكر رضى
الله تعالى عنه
والله
لأقاتلن من
فرق بين
الصلاة
والزكاة فإن
الزكاة من حق
المال ووالله
لو منعوني
عناقا كانوا
يؤدونه إلى
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم
لقاتلتهم على
منعها قال عمر
فوالله ما هو
إلا أن رأيت
أن الله قد
شرح صدر أبي
بكر لقتال
عرفت أنه الحق
216- Ebu Hureyre der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat edip Ebu Bekr hilafete geçince,
Araplardan bazıları küfre döndüler. Hz. Ömer şöyle dedi: "Ey Ebu Bekr!
insanlarla nasıl savaşacaksın? Halbuki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): ‘‘insanlar "La İlahe illallah" deyinceye kadar onlarla
savaşmam emredildi. Kim "La ilahe illallah" derse, hak etmediği
sürece malını ve canını benden yana koruma altına almıştır. (içlerindeki
gerçek) hesabı Allah'a kalmıştır’‘ buyurdu," Hz. Ebu Bekr ona şöyle
karşılık verdi: "Vallahi! Namazla zekatı birbirinden ayıranla savaşacağım.
Zekat, malın hakkıdır. Vallahi! Daha önce Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ödedikleri bir dişi oğlağı bile vermeyecek olurlarsa, bu sebeple
onlarla savaşırım." Bunun üzerine Hz. Ömer: "Savaş konusunda Ebu
Bekr'e ilham verenin Yüce Allah olduğunu gördüğümde haklı olduğunu
anladım" dedi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 407; Sahih Ebu Davud
1391); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 2/528; Buhari 1399; Nesai 6/5; Bak hadis
no: 174, 217.
ذكر
البيان بأن
الخير الفاضل
من أهل العلم
قد يخفى عليه
من العلم بعض
ما يدركه من
هو فوقه فيه
Hayırlı ve Faziletli
Alimlerden Olsa Bile Bazen Kişinin Bir Konuya Vakıf Olamaması ve Kendisinden
Daha Üstte Olan Birinin Buna Vakıf Olması
[ 217 ]
أخبرنا الحسن
بن سفيان
حدثنا قتيبة
بن سعيد حدثنا
الليث عن عقيل
عن الزهري
أخبرني عبيد الله
بن عبد الله
بن عتبة عن
أبي هريرة قال
لما توفي رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
واستخلف أبو
بكر رضى الله
تعالى عنه
وكفر من كفر
من العرب قال
عمر رضى الله
تعالى عنه لأبي
بكر كيف تقاتل
الناس حتى
يقولوا لا إله
إلا الله فمن
قال لا إله
إلا الله عصم
مني ماله ونفسه
إلا بحقه
وحسابه على
الله قال أبو
بكر رضى الله
تعالى عنه
والله
لأقاتلن من
فرق بين الصلاة
والزكاة فإن
الزكاة حق
المال والله
لو منعوني
عقالا كانوا
يؤدونه إلى
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم
لقاتلتهم على
منعه قال عمر
فوالله ما هو
إلا أن رأيت
الله شرح صدر
أبي بكر
للقتال عرفت
أنه الحق
217- Ebu Hureyre der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat edince hilafete Ebu Bekr getirildi.
Araplardan (bedevilerden) bazıları küfre dönünce, Ömer b. el-Hattab, Ebu
Bekr'e: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ‘‘insanlar La ilahe
illallah deyinceye kadar onlarla savaşmam emredildi. La ilahe illallah diyen
malını ve canını benden korumuş olur. Ancak (zekat ve kısas gibi) hakkı hariç.
(içlerindeki) hesapları ise Allah'a aittir’‘ dediği halde insanlarla nasıl
savaşacaksın?" dedi. Ebu Bekr şöyle karşılık verdi: "Vallahi, namazla
zekatı birbirinden ayıranla savaşırım. Zekat malın hakkıdır. Vallahi;
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) verdikleri bir yuları bile bana
vermeyecek olurlarsa onlarla savaşırım."
Hz. Ömer der ki:
"Vallahi durum bu merkezde iken Allah'ın, Ebu Bekr'in göğsüne huzur
verdiğini gördüm; savaşma konusunda kendisinin hak üzerinde olduğunu anladım.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 407; Sahih Ebu Davud
1391); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahih. Buhari 7284; Müstim
20; Ebu Davud 1556; Tirmizi 2607; Nesai 5/14; Bak hadis no: 174,216.
ذكر
البيان بأن
المرء إنما
يعصم ماله
ونفسه بالإقرار
لله إذا قرنه
بالشهادة
للمصطفى بالرسالة
صلى الله عليه
وسلم
Kişinin Allah'ı
ikrarının Yanında Mustafa'nın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Risaletine Şahadet
Etmekle Malını ve Canını Koruma Altına Alması Hakkında
[ 218 ]
أخبرنا محمد
بن عبيد الله
بن الفضل
الكلاعي بحمص
حدثنا عمرو بن
عثمان حدثنا
أبي حدثنا
شعيب بن أبي
حمزة عن
الزهري
أخبرني سعيد
بن المسيب أن
أبا هريرة أخبره
أن رسول الله
صلى الله عليه
وسلم قال أمرت
أن أقاتل
الناس حتى
يقولوا لا إله
إلا الله فمن
قال لا إله
إلا الله فقد
عصم مني نفسه
وماله إلا
بحقه وحسابه
على الله
وأنزل الله في
كتابه فذكر
قوما
استكبروا
فقال إنهم كانوا
إذا قيل لهم
لا إله إلا
الله
يستكبرون وقال
إذ جعل الذين
كفروا في
قلوبهم
الحمية الجاهلية
فأنزل { الله
سكينته على
رسوله وعلى
المؤمنين }
وألزمهم كلمة
التقوى وهي لا
إله إلا الله
ومحمد رسول
الله استكبر
عنها المشركون
يوم الحديبية
218- Ebu Hureyre,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Ben insanlarla, onlar ‘‘La ilahe illallah’‘ diyene kadar savaşmakla
emrolundum, insanlar ‘‘La ilahe illallah’‘ sözünü söyleyince, benden kanlarını
ve mallarını korumuş olurlar. Ancak (islamiyet'ten doğan) haklar bundan
müstesnadır. Onların iç hesapları ise Allah'a aittir." Yüce Allah,
Kitab'ında büyüklük taslayan bir kavimden bahsetmiş ve: "Çünkü onlara:
‘‘Allah'tan başka ilah yoktur’‘ denildiğinde, büyüklük taslarlardı"
(Saffat 35) buyurmuştur. Yine başka bir ayette: "İnkar edenlerı
gönüllerindeki Cahiliye çağının asabiyet ateşini ateşlendirdiklerinde, Allahı
Peygamberine ve inananlara huzur indirdi; onların takva sözünü tutmalarını
sağladı. Onları bu söze layık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi
bilmektedir" (Feth 26) buyurmuştur. Ayette geçen takva kelimesi: "La
ilahe illallah Muhammedun Resulullah" sözüdür. Hudeybiye günü, Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklerle anlaşma yaptığı zaman büyüklük
taslayıp bu kelimenin anlaşmaya yazılmasından çekinmişlerdi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2/407 "Buhari ve
Müslim"); Şuayb: İsnadı sahihtir. Müslim 21/33; Nesai 6/7; Bak hadis no:
174, 175.
ذكر
البيان بأن
المرء إنما
يحقن دمه
وماله بالإقرار
بالشهادتين
اللتين
وصفناهما إذا
أقر بهما
بإقامة
الفرائض
Kişinin Ancak Söz Konusu
iki Şehadeti Etmekle ve Farzları Yerine Getirmekle Canını ve Malını Koruma
Altına Alabilmesi
[ 219 ]
أخبرنا أحمد
بن علي بن
المثنى حدثنا
إبراهيم بن
محمد بن عرعرة
حدثنا حرمي بن
عمارة حدثنا
شعبة عن واقد
بن محمد عن
أبيه عن بن عمر
قال قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم أمرت
أن أقاتل
الناس حتى
يشهدوا أن لا
إله إلا الله
وأني رسول
الله ويقيموا
الصلاة
ويؤتوا الزكاة
فإذا فعلوا
ذلك عصموا مني
دماءهم وأموالهم
إلا بحق
الإسلام
وحسابهم على
الله
219- ibn Ömer der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben, insanlarla
Allah'tan başka ilah olmadığına, benim Allah'ın Resulü olduğuma şahadet edip,
namazı kılıp, zekatı verinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları
zaman kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. islam'ın gerektirdiği
haklar bunların dışındadır. Onların kalplerinde gizledikleri şeylerin hesabı da
Allah'a aittir.''
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı sahihtir. Bak hadis no: 175.
ذكر البيان
بأن المرء
إنما يحقن دمه
وماله إذا آمن
بكل ما جاء به
المصطفى صلى
الله عليه وسلم
من الله جل
وعلا وفعلها
دون الاعتماد
على الشهادتين
اللتين
وصفناهما قبل
Kişinin Sadece iki
Şehadeti Dille Söylemesiyle Değil Mustafa'nın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Yüce Allah'tan Getirdiği Her Şeye iman Edip Onlarla Amel Etmesiyle Canını ve
Malını Koruma Altına Alabilmesi
[ 220 ]
أخبرنا محمد
بن إسحاق بن
خزيمة حدثنا
أحمد بن عبدة
حدثنا
الدراوردي عن
العلاء عن أبيه
عن أبي هريرة
قال قال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
أمرت أن أقاتل
الناس حتى
يقولوا لا إله
إلا الله
وآمنوا بي
وبما جئت به
فإذا فعلوا
عصموا مني
دماءهم
وأموالهم إلا
بحقها وحسابهم
على الله
220- Ebu Hureyre der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''İnsanlar ‘‘La ilahe
illallah’‘ diyene kadar onlarla savaşmam emredildi. Eğer ''La ilahe illallah’‘
deyip bana ve getirdiğim şeylere iman ederlerse (islam'ın) hakkı dışında
canlarını benden korumuş olurlar. Sonra onların (gizli) hesabı (niyetleri)
Allah'a ait olur."
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Müslim
21/34; Bak hadis no: 174.
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’i kullan: