Sahih

İbn Hibban

 

BİRR VE İHSAN

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

باب إفشاء السلام وإطعام الطعام

Selam Vermek

 

[ 489 ] أخبرنا أبو يعلى قال حدثنا أبو خيثمة قال حدثنا جرير بن عبد الحميد عن عطاء بن السائب عن أبيه عن عبد الله بن عمرو قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم اعبدوا الرحمن وأفشوا السلام وأطعموا الطعام تدخلوا الجنان

 

489- Abdullah b. Amr der ki: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Rahman'a kulluk edin, selamı yayın ve yemek yedirin ki Cennetlere giresiniz" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 571; el-İrva' 38239); Şuayb: Hadis sahihtir. Ahmed 2/170; Tirmizi 1855; İbn Mace 3694; Darimi 2/109; Bak hadis no: 507.

 

قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه قوله صلى الله عليه وسلم اعبدوا الرحمن لفظة يشتمل استعمالها على شعب كثيرة باختلاف أحوال المخاطبين فيها قد تقدم ذكرنا لهذا الوصف فيما قبل وقوله صلى الله عليه وسلم أفشوا السلام لفظة أطلقت على العموم لا يجب استعماله في كل الأحوال لأن المرء إذا استعمل ذلك في كل الأحوال على كل إنسان ضاق به الأمر وخرج إلى ما ليس في وسعه وتكلف إلزام الفرائض بالرد على المسلمين وإذا كان الرد هو الفرض صار على الكفاية كان ابتداء السلام الذي ليس له تخصيص فرض أولى أن يكون على الكفاية وقوله أطعموا الطعام أمر ندب إلى استعماله وحث عليه قصدا لطلب الثواب

 

Ebu Hatim der ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Rahman'a kulluk edin" emri muhatapların durumuna göre içeriği değişen bir emirdir. Daha önce bu konuda gerekli açıklamaları yapmıştık. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Selamı yayın" emri genel olarak gelmiş olsa da her durumda geçerli olan bir emir değildir. Zira kişinin her durumda karşılaştığı her bir kişiye selam vermeye çalışması kendisine sıkıntı verecek ve kaldıramayacağı bir yük haline gelecektir. Dolayısıyla bir müslüman kendisine farz olan selamla yükümlüdür. Selam vermesi farz ise bu selamı verir. Topluluk içinde selamın alınmasının farz olduğu durumlarda bu farz farz-ı kifaye olabiliyorsa bir topluluğun vereceği selamın da farz-ı kifaye hükmünde olması evla olacaktır. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yemek yedirin" emri mendubiyet bildiren bir emirdir ve böylesi bir emir sevap kazanmaya yönelik bir teşviktir.

 

 

ذكر إيجاب الجنة لمن حسن كلامه وبذل سلامه

Konuşmasını Güzelleştirip Selamı Veren Kimsenin Cenneti Hak Etmesi

 

[ 490 ] أخبرنا محمد بن إسحاق الثقفي قال حدثنا قتيبة بن سعيد قال حدثنا يزيد بن المقدام بن شريح عن أبيه المقدام عن أبيه شريح عن أبيه أنه قال يا رسول الله أخبرني بشيء يوجب لي الجنة قال عليك بحسن الكلام وبذل السلام

 

490- Ebu Şureyh, babasından bildiriyor: Babam (Hani): "Ey Allah'ın Resulü!

Bana sayesinde Cenneti kazanacağım bir ameli haber ver" deyince. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Güzel söz söylemek ve selam vermektir" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1939); Şuayb: İsnadı kavıdir. Bak hadis no: 504.

 

 

ذكر إثبات السلامة في إفشاء السلام بين المسلمين

Müslümanlar Arasında Selamı Yaymakla Selamete Ulaşılması

 

[ 491 ] أخبرنا عبد الله بن محمد الأزدي قال حدثنا إسحاق بن إبراهيم قال حدثنا أبو معاوية عن قنان بن عبد الله النهمي عن عبد الرحمن بن عوسجة عن البراء عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال أفشوا السلام تسلموا

 

491- Bera'nın bildirdiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Selamı aranızda yaygınlaştırın ki selamete eresiniz."

 

[Tahric:] Elbani: Hasen (es-Silsiletu's-sahiha 1493); Şuayb: İsnadı hasendir. Ahmed 4/286.

 

 

ذكر إباحة المصافحة للمسلمين عند السلام

Müslümanların Selam Verirken Tokalaşmalarının MUbahlığı

 

[ 492 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى حدثنا هدبة بن خالد حدثنا همام حدثنا قتادة قال قلت لأنس بن مالك أكانت المصافحة على عهد رسول الله صلى الله عليه وسلم قال نعم قال قتادة وكان الحسن يصافح

 

492- Katade der ki: Enes b. Malik'e: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde tokalaşma var mıydı?" diye sorduğumda: "Evet!" dedi. Katade ekledi: Hasan (el-Basri) de tokalaşırdı.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Buhari: ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 6263; Tirmizi: 2729.

 

 

ذكر كتبة الحسنات لمن سلم على أخيه المسلم بتمامه

Müslüman Kardeşine Tam Olarak Selam Verene Haseneler Yazılması

 

[ 493 ] أخبرنا عمر بن محمد الهمذاني قال حدثنا محمد بن إسماعيل البخاري قال حدثنا عبد العزيز بن عبد الله الأويسي قال حدثنا محمد بن جعفر يعني بن أبي كثير عن يعقوب بن زيد التيمي عن سعيد المقبري عن أبي هريرة أن رجلا مر على رسول الله صلى الله عليه وسلم وهو في مجلس فقال سلام عليكم فقال عشر حسنات ثم مر رجل آخر فقال سلام عليكم ورحمة الله فقال عشرون حسنة فمر رجل آخر فقال سلام عليكم ورحمة الله وبركاته فقال ثلاثون حسنة فقام رجل من المجلس ولم يسلم فقال النبي صلى الله عليه وسلم ما أوشك ما نسي صاحبكم إذا جاء أحدكم إلى المجلس فليسلم فإن بدا له أن يجلس فليجلس فإن قام فليسلم فليست الأولى بأحق من الآخرة

 

493- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir mecliste iken adamın biri geldi ve: "Allah'ın selamı üzerinize olsun" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Buna on hasene vardır" buyurdu. Sonra başka bir adam geldi ve: "Allah'ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

 

"Yirmi hasene" buyurdu. Sonra bir adam daha geldi ve: "Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Otuz hasene" buyurdu Adamın biri kalkıp selam vermeden meclisi terk edip gitti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Dostunuz (selam vererek gitmeyi) ne çabuk unuttu. Biriniz bir meclise geldiği zaman selam versin ve oturmak isterse otursun. Kalkıp gideceği zaman da selam versin. Birinci selam, ikinci selamdan daha değerli değildir.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 183); Şuayb: İsnadı sahihtir. Bak hadis no: 494, 495,496.

 

 

ذكر الأمر بالسلام لمن أتى نادى قوم فجلس إليهم واستعمال مثله عند القيام

Bir Topluluğun Meclisine Gelip Otururken ve Yanlarından Kalkarken Onlara Selam Vermenin Emredilmesi

 

[ 494 ] أخبرنا بن قتيبة حدثنا يزيد بن وهب الرملي حدثنا المفضل بن فضالة عن بن عجلان عن سعيد المقبري عن أبي هريرة عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال إذا انتهى أحدكم إلى مجلس فليسلم فإن بدا له أن يجلس فليجلس فإذا قام فليسلم فليست الأولى بأحق من الآخرة

 

494- Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Biriniz bir meclise vardığı zaman selam versin ve oturmak isterse otursun. Kalkıp gideceği zaman da selam versin. Birinci selam, ikinci selamdan daha değerli değildir."

 

[Tahric:] Elbani: Hasen sahih; Şuayb: İsnadı hasendir. Ahmed 2/287; Tirmizi 2706; Bak hadis no: 493, 495.

 

 

ذكر الأمر بالسلام للمرء عند الانتهاء إلى نادى قوم مع استعماله مثله عند رجوعه عنهم

Kişiye, Bir Topluluğun Meclisine Ulaştığında ve Yanlarından Döndüğünde Selam Vermesinin Emredilmesi

 

[ 495 ] أخبرنا محمد بن عمر بن يوسف حدثنا نصر بن علي حدثنا بشر بن المفضل عن محمد بن عجلان عن سعيد المقبري عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا انتهى أحدكم إلى مجلس فليسلم وإذا قام فليسلم فليست الأولى بأحق من الآخرة

 

495- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Biriniz bir meclise vardığı zaman selam versin. O meclisten kalkmak istediği zaman da selam versin. Zira ilk verdiği selam, sonraki selamından daha üstü değildir.''

 

[Tahric:] Elbani: Hasen sahih; Şuayb; İsnadı hasendir. Ahmed 2/230; Ebu Davud 5208; Bak hadis no: 493, 494.

 

 

ذكر الأمر بالسلام لمن أتى نادي قوم واستعمال مثله عند قيامه منه بالصلاة

Bir Topluluğun Meclisine Gelen ve Oradan Namaz için Kalkan Kimseye Onlara Selam Vermesinin Emredilmesi

 

[ 496 ] أخبرنا محمد بن إسحاق بن إبراهيم مولى ثقيف قال حدثنا محمد بن عبد الرحيم قال حدثنا أبو عاصم عن يزيد بن زريع عن روح بن القاسم عن بن عجلان عن سعيد المقبري عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا انتهى أحدكم إلى مجلس فليسلم فإن بدا له أن يجلس فليجلس ثم إذا قام فليسلم فليست الأولى بأحق من الآخرة قال أبو عاصم وأخبرناه بن عجلان

 

496- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Biriniz bir meclise vardığı zaman selam versin ve oturmak isterse otursun. Sonra kalkıp gideceği zaman da selam versin. Birinci selam, ikinci selamdan daha değerli değildir."

 

Ebu Asım: "Bunu bize ibn Aclan da haber verdi" dedi.

 

[Tahric:] Elbani: Hasen sahih; Şuayb: İsnadı hasendir. Bak hadis no: 493, 494, 495.

 

 

ذكر الأمر بابتداء السلام للقليل على الكثير والماشي على القاعد والراكب على الماشي

ilk Selam Veren Olarak Azınlığın Çoğunluğa, Yürüyenin Oturana ve Bineklinin Yürüyene Selam Vermesinin Emredilmesi

 

[ 497 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى حدثنا أحمد بن عيسى المصري حدثنا بن وهب عن حميد بن هانئ عن عمرو بن مالك عن فضالة بن عبيد عن النبي صلى الله عليه وسلم قال ليسلم الفارس على الماشي والماشي على القاعد والقليل على الكثير

 

497- Fadale b. Ubeyd'in bildirdiğine göre, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Binekli olan yürüyene, yürüyen oturana, az olanlar da çok olanlara selam verir.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsileru's-sahiha 1150); Şuayb: İsnadı ceyyiddir Ahmed 6/19; Tirmizi 2705; Darimi 2/276.

 

 

ذكر البيان بأن الماشيين إذا بدأ أحدهما صاحبه بالسلام كان أفضل عند الله جل وعلا

Yürüyen iki Kişiden Diğerine ilk Selam Verenin Allah Katında Daha Üstün Olması

 

[ 498 ] أخبرنا عبد الله بن أحمد بن موسى عبدان قال حدثنا محمد بن معمر قال حدثنا أبو عاصم عن بن جريج قال أخبرني أبو الزبير عن جابر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم ليسلم الراكب على الماشي والماشي على القاعد والماشيان أيهما بدأ فهو أفضل

 

498- Cabir, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Binekli olan yürüyene, yürüyen oturana selam verir. Yürüyen iki kişiden de önce selam veren, daha faziletlidir" buyurduğunu söyledi.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsileru's-sahiha 1146); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih.

 

 

ذكر تضمن الله جل وعلا دخول الجنة للمسلم على أهله عند دخوله عليهم إن مات وكفايته ورزقه إن عاش

Ailesinin Yanına Girerken Selam Veren Müslümanın Ölmesi Halinde Allah Tarafından Cennete Sokulması, Yaşaması Halinde de Kendisine Yetecek Kadar Rızık ihsan Edilmesi

 

[ 499 ] أخبرنا محمد بن المعافى العابد بصيدا قال حدثنا هشام بن عمار قال حدثنا صدقة بن خالد قال حدثنا عثمان بن أبي العاتكة قال حدثني سليمان بن حبيب المحاربي عن أبي أمامة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال ثلاثة كلهم ضامن على الله إن عاش رزق وكفي وإن مات أدخله الله الجنة من دخل بيته فسلم فهو ضامن على الله ومن خرج إلى المسجد فهو ضامن على الله ومن خرج في سبيل الله فهو ضامن على الله قال أبو حاتم رضى الله تعالى عنه لم يطعم محمد بن المعافى ثمانية عشر سنة من طيبات الدنيا شيئا غير الحسو عند إفطاره

 

499- Ebu Umame'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "Üç kişi vardır ki, onların hepsi Allah'ın kefaleti altındadır. Yaşarsa kendisine yetecek kadar rızıklandırılır. Ölürse de Allah onu cennete sokar: Kim evine girip de selam verirse o kimse, Allah'ın kefaleti altındadır. Kim mescide çıkarsa, Allah'ın kefaleti altındadır. Kim Allah yolunda (cihad etmeye) çıkarsa, Allah'ın kefaleti altındadır."

 

Ebu Hatim der ki: "Muhammed b. el-Muafa, 18 sene if tar ederken dünyanın güzel yemekleri yerine sadece çorba içmekle yetinmiştir."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 2253; Mişkat 727); Şuayb: Hadis sahihtir. Ebu Davud 2494.

 

 

ذكر الزجر عن مبادرة أهل الكتاب بالسلام

Ehl-i Kitaba Önce Selam Vermek için Çaba Göstermenin Yasaklanışı

 

[ 500 ] أخبرنا الفضل بن الحباب قال حدثنا مسدد بن مسرهد قال حدثنا أبو عوانة عن سهيل عن أبيه عن أبي هريرة أن النبي صلى الله عليه وسلم قال لا تبادروا أهل الكتاب بالسلام فإذا لقيتموهم في طريق فاضطروهم إلى أضيقه

 

500- Ebu Hureyre bildiriyor: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ehl-i Kitab ile karşılaşınca önce siz selama başlamayınız ve yolda onlarla karşılaştığınızda onları yolun en dar kısmına geçmeye mecbur ediniz" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 1271; es-Silsiletu's-sahiha 704); Şuayb: Sahih'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/266; Müslim 2167; Tirmizi 1602; Bak hadis no: 501.

 

 

[ 501 ] أخبرنا محمد بن يعقوب الخطيب بالأهواز قال حدثنا عبد الوارث بن عبد الصمد بن عبد الوارث قال حدثنا أبي قال حدثنا شعبة عن سهيل عن أبيه عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لا تبدؤوا أهل الكتاب بالسلام وإذا رأيتموهم في طريق فاضطروهم إلى أضيقه

 

501- Ebu Hureyre der ki: Allah'ın Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Ehl-i Kitaba ilk önce siz selam vermeyin. Onlarla karşılaştığınız zaman da onları yolun en dar yerinden geçmeye zorlayın."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 1271; es-Silsiletu's-sahiha 704); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/436; Müslim 2167; EbU Davud 5205; Bak hadis no: 500.

 

 

ذكر إباحة رد السلام للمسلم على أهل الذمة

Müslümanın Azınlık Tebanın Selamını Almasının Mubahlığı

 

[ 502 ] أخبرنا محمد بن عبد الرحمن السامي قال حدثنا يحيى بن أيوب المقابري قال حدثنا إسماعيل بن جعفر قال أخبرني عبد الله بن دينار أنه سمع بن عمر يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إن اليهود إذا سلموا عليكم إنما يقول أحدهم السام عليك فقل وعليك

 

502- ibn Ömer der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yahudiler selam verdiği zaman: ‘‘es-Samu aleyke (= ölüm üzerine olsun)'' demektedir. Sizden biri de: ‘‘Ve-aleyke’‘ diye cevap versin" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2242); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Muvatta 3/132; Ahmed 2/19; Buhari 6928; Müslim 2164; Tirmizi 1603.

 

 

ذكر وصف رد السلام للمرء على أهل الكتاب إذا سلموا عليه

Kişinin Ehl-i Kitabın Verdiği Selama Karşılık Vermesinin Vasfı

 

[ 503 ] أخبرنا الحسن بن سفيان قال حدثنا محمد بن المنهال الضرير قال حدثنا يزيد بن زريع قال حدثنا سعيد بن أبي عروبة عن قتادة عن أنس أن يهوديا سلم على النبي صلى الله عليه وسلم وأصحابه فقال السام عليكم فقال النبي صلى الله عليه وسلم أتدرون ما قال قالوا نعم سلم علينا قال لا إنما قال السام عليكم أي تسامون دينكم فإذا سلم عليكم رجل من أهل الكتاب فقولوا وعليك

 

503- Enes der ki: Yahudi biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabına: "Es-samu aleykum" diye selam verince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne dediğini biliyor musunuz?" diye sordu. Ashab: "Evet, bize selam verdi" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır! O: ‘‘Dininizi öldüresiniz’‘ dedi. Eğer Ehl-i kitabdan biri size selam verirse: ‘‘Ve-aleyke (Senin de üzerine olsun)'' diye cevap veriniz" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 1276); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 6926; Müslim 2163/7; Ebu Davud 5207; Tirmizi 3301; İbn Mace 3697.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Yemek Yedirmek