Sahih

İbn Hibban

 

REKAİK

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

باب الخوف والتقوى

Bab: Korku ve Takva

 

[ 643 ] أخبرنا عبد الله بن محمد بن سلم ببيت المقدس حدثنا حرملة بن يحيى حدثنا بن وهب أخبرني عمرو بن الحارث أن أبا النضر حدثه أن عثمان بن مظعون لما قبر قالت أم العلاء طبت أبا السائب في الجنة فسمعها نبي الله صلى الله عليه وسلم فقال من هذه فقالت أنا يا نبي الله قال وما يدريكي قالت يا رسول الله عثمان بن مظعون قال رسول الله صلى الله عليه وسلم أجل عثمان بن مظعون ما رأيناه إلا خيرا وها أنا رسول الله صلى الله عليه وسلم والله ما أدري ما يصنع بي قال عمرو وسمعه أبو النضر من خارجة بن زيد عن أبيه

 

643- Ebu'n-Nadr bildiriyor: Osman b. Maz'un defnedildiği zaman Ümmü'lAla: "Ey Ebu's-Saib! Cennette gönlün hoş olsun" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sesi işitince: "Kim bu?" diye sordu. "Benim" karşılığını verdiğinde: "Böyle olduğunu nereden biliyorsun?" diye sordu. "Ey Allah'ın Resulü! Bu, Osman b. Maz'un'dur" dediğinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tamam, Osman b. Maz'un ve ondan hayırdan başka bir şey görmedik. Ancak Allah Resulü olduğum halde ben bile (ahirette) bana ne yapılacağını bilmiyorum" buyurdu.

 

Amr dedi ki: Bunu Ebu'n-Nadr, Harice b. Zeyd'den, o da babasından rivayet etti.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 6/436; Buhari 3929.

 

 

[ 644 ] أخبرنا سليمان بن الحسن بن المنهال العطار بالبصرة قال حدثنا عبيد الله بن معاذ قال حدثنا أبي قال حدثنا شعبة حدثنا سماك سمع النعمان بن بشير يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم أنذركم النار أنذركم النار أنذركم النار حتى لو كان في مقامي هذا وهو بالكوفة سمعه أهل السوق حتى وقعت خميصة كانت على عاتقه على رجليه

 

644- Nu'man b. Beşır der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizi Cehennem ile uyarıyorum! Sizi Cehennem ile uyarıyorum! Sizi Cehennem ile uyarıyorum!" buyurdu. O kadar yüksek sesle bunu söyledi ki şayet durduğum bu yerden (Kufe'de) seslenmiş olsaydı çarşıda bulunanların hepsi de bunu duyardı. Bunu söylerken abasının ayaklarının dibine düştüğünü gördüm.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Mişkat 5687); Şuayb: İsnadı hasendir. Darimi 2/330; Bak hadis no: 667.

 

 

ذكر الإخبار بأن الانتساب إلى الأنبياء لا ينفع في الآخرة ولا ينتفع المنتسب إليهم إلا بتقوى الله والعمل الصالح

Allah'a Yönelik Takva ile Salih Amel Dışında, Peygamberlerle Nesep Bağı Olana Bu Durumun Ahirette Bir Faydasının Olmaması

 

[ 645 ] أخبرنا أحمد بن يحيى بن زهير قال حدثنا أحمد بن المقدام العجلي قال حدثنا معتمر بن سليمان قال سمعت أبي عن قتادة عن عقبة بن عبد الغافر عن أبي سعيد الخدري قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم يأخذ رجل بيد أبيه يوم القيامة يريد أن يدخله الجنة فينادى ألا إن الجنة لا يدخلها مشرك قال فيقول أي رب أبي قال فيحول في صورة قبيحة وريح منتنة فيتركه قال أبو سعيد كانوا يقولون إنه إبراهيم قال ولم يزدهم رسول الله صلى الله عليه وسلم على ذلك

 

645- Ebu Said el-Hudri der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "(Cennetlik olan mümin) kişi, kıyamet günü babasının elinden muhakkak tutup onu cennete sokmak ister. Ona: ‘‘Müşrik kişi cennete giremez’‘ diye seslenilir. O da: ‘‘Ey Rabbim! (Bu,) benim babam’‘ der. Bunun üzerine (kişinin babası,) çirkin bir surete ve iğrenç bir kokuya dönüştürülünce adam onu bırakır."

 

Ebu Said ekledi: Onlar (ashab); Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in söz ettiği kimsenin Hz. ibrahım olduğunu ve Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bu konuda bundan fazlasını açıklamadiğını söylerlerdi.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Buhari'nin şartınca sahihtir. Bak hadis no: 252.

 

 

ذكر الخبر المدحض قول من زعم أن أولاد فاطمة لا يضرهم ارتكاب الحوبات في الدنيا رضى الله تعالى عنها وعن بعلها وعن ولدها وقد فعل

Hz. Fatıma'nın Çocuklarının ve Kocasının Dünyada iken işledikleri Hataların Kendilerine Zararının Olmayacağı Görüşünü Çürüten Haber

 

[ 646 ] أخبرنا الحسين بن عبد الله القطان حدثنا حكيم بن سيف الرقي حدثنا عبيد الله بن عمرو عن عبد الملك بن عمير عن موسى بن طلحة عن أبي هريرة قال لما نزلت هذه الآية وأنذر عشيرتك الأقربين جمع رسول الله صلى الله عليه وسلم قريشا فقال يا معشر قريش أنقذوا أنفسكم من النار فإني لا أملك لكم ضرا ولا نفعا ولبني عبد مناف مثل ذلك ولبني عبد المطلب مثل ذلك ثم قال يا فاطمة بنت محمد صلى الله عليه وسلم أنقذي نفسك من النار فإني لا أملك لك ضرا ولا نفعا إلا أن لك رحما سأبلها ببلالها قال أبو حاتم هذا منسوخ إن فيه أنه لا يشفع لأحد واختيار الشفاعة كانت بالمدينة بعده

 

646- Ebu Hureyre der ki: "Öncelikle en yakın akrabalarını uyarı! (Şuara 214) ayeti nazil olunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kureyş'i toplayıp şöyle buyurdu: "Ey Kureyş! Kendinizi cehennemden kurtarın. Çünkü (Allah'ın azabı karşısında) benim size hiçbir faydam ve zararım olmayacaktır." Bunu Abdimenaf oğulları ile Abdülmuttalib oğullarına da söyledi. Nihayet: "Ey Muhammed'in kızı Fatıma! Şu kadar var ki benim sizinle bir akrabalığım vardır. O akrabalığın gereğini de yerine getireceğim. Kendini cehennemden kurtar. Çünkü (Allah'ın azabı karşısında) benim sana hiçbir faydam ve zararım olmayacaktır" buyurdu.

 

Ebu Hatim der ki: "Kimseye şefaat edemeyeceğini belirten bu haber mensühtur. Çünkü O'na daha sonra Medine'de şefaat etme seçeneği sunulmuştur."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahıha 3177); Şuayb: İsnadı Sahihtir. Ahmed 2/333; Buhari 2753; Müslim 204; Tirmizi 3185; Nesai 6/248.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن أولياء المصطفى صلى الله عليه وسلم هم المتقون دون أقربائه إذا كانوا فجرة

Mustafa'nın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Gerçek Yakınlarının (Velilerinin) Günahkar Akrabaları Olmayıp Takva Sahibi Kimseler Olduğuna Delalet Eden Haber

 

[ 647 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى قال حدثنا أبو نشيط محمد بن هارون بن رهيم بغدادي ثقة قال حدثنا أبو المغيرة قال حدثنا صفوان بن عمرو قال حدثني راشد بن سعد عن عاصم بن حميد السكوني عن معاذ بن جبل قال لما بعثه رسول الله صلى الله عليه وسلم إلى اليمن خرج معه رسول الله صلى الله عليه وسلم يوصيه معاذ راكب ورسول الله صلى الله عليه وسلم تحت راحلته فلما فرغ قال يا معاذ إنك عسى أن لا تلقاني بعد عامي هذا لعلك أن تمر بمسجدي وقبري فبكى معاذ خشعا لفراق رسول الله صلى الله عليه وسلم ثم التفت رسول الله صلى الله عليه وسلم نحو المدينة فقال إن أهل بيتي هؤلاء يرون أنهم أولى الناس بي وإن أولى الناس بي المتقون من كانوا حيث كانوا اللهم إني لا أحل لهم فساد ما أصلحت وأيم الله ليكفؤون أمتي عن دينها كما يكفأ الإناء في البطحاء

 

647- Asım b. Humeyd es-Sekuni, (Muaz b. Cebel'den) naklediyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz'ı Yemen'e gönderdiği zaman uğurlamak için kendisiyle beraber çıkmıştı. Muaz bineğine binmiş Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında yürüyordu. Muaz artık ayrılıp gideceği zaman, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Muaz! Olur ya bir yıl sonra döner de beni bulamazsın. Benim Mescid'ime ve mezarıma uğrarsın" buyurdu. Bunun üzerine Muaz, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayrılma üzüntüsüyle ağlamaya başladı. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye doğru dönüp şöyle buyurdu: "Buranın yerlileri (Medineliler) bana en yakın kişiler olduklarını sanıyorlar. Oysa bana en yakın olanlar, kim olursa olsun, nerede olursa olsun takva sahipleri olanlardır. Allahım! Benim ıslah ettiğim şeyi bozmalarını helal kılmıyorum. Vallahi kabın yerde ters yüz edilmesi gibi ümmetim de dinlerinden döneceklerdir."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Fıkhu's-sire 485; Mişkat 5127); Şuayb: İsnadı kavıdir. Ahmed 5/235; Buhari 5990; Müslim 215.

 

 

ذكر البيان بأن من اتقى الله مما حرم عليه كان هو الكريم دون النسيب الذي يقارف ما حظر عليه

Soyun Değil, Allah'ın Yasakladığı Şeylerden Kaçınmanın Kişiyi Değerli Kılması

 

[ 648 ] أخبرنا الحسين بن محمد بن أبي معشر قال حدثنا محمد بن سنان قال حدثنا يحيى القطان عن عبيد الله بن عمر عن سعيد المقبري عن أبي هريرة قال قيل يا رسول الله من أكرم الناس قال أتقاهم قالوا لسنا عن هذا نسألك قال فعن معادن العرب تسألونني خياركم خياركم في الإسلام إذا فقهوا

 

648- Ebu Hureyre der ki: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın Resulü! insanların en üstünü / iyisi kim?" diye sorulunca: "En takvalı olanıdır" buyurdu. "Onu sormuyoruz" dediklerinde: "O halde bana Arab kavminin (madeninden) aslından mı soruyorsunuz? Cahiliye döneminde hayırlı olanları (dinde) derin anlayışa sahip olduklarında islam'da da en hayırlılarıdır" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Fıkhu's-sire 56); Şuayb: İsnadı Buhari'nin şartınca saruhtir. Buhari 3374; Bak hadis no: 92.

 

 

ذكر رجاء مغفرة الله جل وعلا لمن غلبت عليه حالة خوف الله جل وعلا على حالة الرجاء

Korkusu Umuduna Baskın Çıkan Kişinin Allah Tarafından Bağışlanmasının Umulması

 

[ 649 ] أخبرنا الفضل بن الحباب الجمحي قال حدثنا أبو الوليد الطيالسي قال حدثنا أبو عوانة عن قتادة عن عقبة بن عبد الغافر عن أبي سعيد الخدري قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم كان فيمن سلف من الناس رجل رغسه الله مالا وولدا فلما حضره الموت جمع بنيه فقال أي أب كنت لكم قالوا خير أب فقال انه والله ما ابتأر عند الله خير قط وإن ربه يعذبه فإذا أنا مت فأحرقوني ثم اسحوقني ثم اذروني في ريح عاصف قال الله كن فإذا رجل قائم قال ما حملك على ما صنعت قال مخافتك قال فوالذي نفسي بيده إن يلقاه غير أن غفر له

 

649- Ebu Said der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden önceki topluluklardan bir adama Yüce Allah bolca mal ve çoluk çocuk ihsan etmişti. Ölüm anı gelince oğullarını topladı ve: ‘‘Size karşı nasıl bir baba oldum?’‘ diye sordu. ‘‘Çok iyi bir babaydın’‘ karşılığını verdiklerinde şöyle dedi: ‘‘Ancak Allah katında geçerli olacak hiçbir hayırda bulunmuş değilim. ki bu durumda Rabbi ona azab edecekti- Bundan dolayı öldüğümde beni yakın. Sonra bedenimi kül gibi öğütün ve rüzgarlı bir günde savurun.’‘ (Adamın dediklerini yaptılar.) Yüce Allah ‘‘OL!’‘ deyince bir adak olup kalkıverdi. Ona: ‘‘Neden böyle yaptın?’‘ diye sordu. Adam: ‘‘Senden olan korkumdan’‘ cevabını verince canım elinde olana yemin olsun ki Yüce Allah onu ancak rahmetiyle karşıladı.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 3048); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 3/13, 3/17; Buhari 3478; Müslim 2757/28.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن خوف الله جل وعلا إذا غلب على المرء قد يرجى له النجاة في القيامة

Kişiye Allah'tan Korku Durumu Galip Geldiğinde Kıyamette Bunun Onun Kurtuluş Umudu Olmasına Delalet Eden Haber

 

[ 650 ] أخبرنا أحمد بن علي بن المثنى حدثنا صالح بن حاتم بن وردان حدثنا معتمر بن سليمان قال سمعت أبي يحدث عن قتادة عن عقبة بن عبد الغافر عن أبي سعيد الخدري قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم كان رجل فيمن كان قبلكم لم يبتئر عند الله خيرا قط قال لبنيه عند الموت يا بني أي أب كنت لكم قالوا خير أب قال فإذا أنا مت فاحرقوني واسحقوني فإذا كان في يوم ريح عاصف فذروني قال فمات ففعل به ذلك فقال له كن فكان كأسرع من طرفة العين فقال الله يا عبدي ما حملك على ما فعلت فقال مخافتك أي رب قال فما تلافاه أن غفر له قال المعتمر قال أبي فحدثت هذا الحديث أبا عثمان النهدي قال هكذا حدثني سليمان وزاد فيه وذروني في البحر

 

650- Ebu Said el-Hudri der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden önceki topluluklardan bir adamın (ahirette işini yarayacak) Yüce Allah'ın katında hayırlı bir ameli yoktu. Ölüm anı gelince oğullarına: ‘‘Size karşı nasıl bir baba oldum?’‘ diye sordu. ‘‘Çok iyi bir babaydın’‘ karşılığını verdiklerinde şöyle dedi: ‘‘Öldüğümde beni yakın. Bedenimi kül gibi öğüttükten sonra rüzgarlı bir günde savurun.’‘

 

Öldüğü zaman onu yaktılar. Dediği gibi yaptılar. Allah ona: ‘‘OL!’‘ buyurunca göz kırpmasından süratli bir biçimde bir adama dönüştü. Allah ona: ‘‘Kulum! Neden öyle bir şey yaptın?’‘ diye sorunca, adam: ‘‘Rabbim! Senden korktuğum için böyle yaptım’‘ dedi. Adamın ağzından başka da bir söz çıkmadı. Allah ona merhamet edip bağışladı."

 

Mu'temir der ki: Bu hadisi Ebu Osman en-Nehdl'ye zikrettiğimde:

"Süleyman da bu hadisi birkaç defa bize rivayet etti. Ancak rivayet ederken: ‘‘Sonra da külümü denize dökün’‘ lafzını da kullandı" dedi.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb; İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Buhari 6481; Müslim 2757/28.

 

 

ذكر البيان بأن هذا الرجل كان ينبش القبور في الدنيا

Üstte Zikredilen Kimsenin Dünyada iken Mezar Hırsızı Olması

 

[ 651 ] أخبرنا عمران بن موسى بن مجاشع حدثنا عبيد الله بن معاذ بن معاذ حدثنا أبي حدثنا شعبة عن عبد الملك بن عمير عن ربعي بن حراش عن حذيفة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال توفى رجل كان نباشا فقال لولده احرقوني ثم اسحقوني فذروني في الريح فسئل ما صنعت قال مخافتك يا رب قال فغفر له

 

651- Huzeyfe bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Mezar soyguncusu olan bir adam öldü. çocuğuna: ‘‘(Öldüğümde) beni yakın ve külümü rüzgara savurun’‘ dedi. (Adam öldüğünde) ‘‘Neden öyle bir şey yaptın?’‘ diye sorulunca, adam: ‘‘ Senden korktuğum için böyle yaptım’‘ dedi. Bunun üzerine Allah onu bağışladı."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 3479; Nesai 4/113.

 

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من مجانبة الغفلة ولزوم الانتباه لورد هول المطلع

Ölümün Gelmesine Karşı Kişinin Daima Gafletten Uzak ve Tetikte Olmasının Gerekliliği

 

[ 652 ] أخبرنا أبو يعلى قال حدثنا إسحاق بن إبراهيم المروزي قال حدثنا محمد بن خازم قال حدثنا الأعمش عن أبي صالح عن أبي سعيد عن النبي صلى الله عليه وسلم إذ قضي الأمر وهم في غفلة قال في الدنيا

 

652- Ebu Said bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar''[Meryem, 39] ayeti hakkında: "Bu (uyarma) dünyadadır" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (et-Ta'lıku'r-ragıb 3/10); Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 3/9; Buhari 4730; Müslim 2849; Tirmizi 31S6.

 

 

ذكر الإخبار عن الخصال التي يجب على المرء تفقدها من نفسه حذر إيجاب النار له بارتكاب بعضها

Birini Yaptığında Cehennemi Girmeyi Hak Ettirdiği için Kişide Bulunmaması Gereken Hasletler

 

[ 653 ] أخبرنا أبو خليفة قال حدثنا حفص بن عمر الحوضي قال حدثنا همام بن يحيى قال حدثنا قتادة قال حدثني العلاء بن زياد قال حدثني يزيد أخو مطرف قال وحدثني رجلان آخران أن مطرفا حدثهم أن عياض بن حمار حدثهم أنه سمع النبي صلى الله عليه وسلم يقول في خطبته إن الله أمرني أن أعلمكم ما جهلتم مما علمني يومي هذا إن كل ما أنحلته عبدي حلال وإني خلقت عبادي حنفاء كلهم وإنه أتتهم الشياطين فاجتالتهم عن دينهم وحرمت عليهم ما أحللت لهم فأمرتهم أن يشركوا بي ما لم أنزل به سلطان وإن الله اطلع إلى أهل الأرض فمقتهم عربهم وعجمهم غير بقايا من أهل الكتاب فقال يا محمد إنما بعثتك لأبتليك وأبتلي بك وأنزل عليك كتابا لا يغسله الماء تقرؤه يقظان ونائما وإن الله جل وعلا أمرني أن أخبر قريشا فقلت إذا يثلغوا رأسي فيتركوه خبزة قال فاستخرجهم كما استخرجوك واغزهم يستغزوك وأنفق ينفق عليك وابعث جيشا نبعث خمسة أمثالهم وقاتل بمن أطاعك من عصاك وقال أصحاب الجنة ثلاثة إمام مقسط مصدق موفق ورجل رحيم رقيق القلب لكل ذي قربى ومسلم ورجل عفيف فقير مصدق وقال أصحاب النار خمسة رجل جائر لا يخفى له طمع وإن دق ورجل لا يمسي ولا يصبح إلا وهو يخادعك عن أهلك ومالك والضعيف الذين هم فيكم تبع لا يبغون أهلا ولا مالا فقال له رجل يا أبا عبد الله أمن الموالي هو أو من العرب قال هو التابعة يكون للرجل فيصيب من حرمته سفاحا غير نكاح والشنظير الفاحش وذكر البخل والكذب

 

653- iyad b. Himar bildiriyor: Kendisi Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbesinde şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Allah, bugün bana öğrettiği, sizin ise bilmediğiniz şeyleri size öğretmemi emretti ve buyurdu ki: ‘‘Bir kula ihsan ettiğim her şey helaldir. Ben kullarımın hepsini de hanif olarak yarattım; ancak şeytanlar onlara gelip dinlerinden alıkoydular ve kendilerine helal kıldığım şeyleri haram yaptılar. Haklarında bir şey indirmediğim bazı şeyleri bana ortak koşmalarını emrettiler’‘.

 

Yüce Allah yeryüzü ahalisine baktı ve Ehl-i kitab'dan olan bazıları dışında diğer bütün Araplara ve Arap olmayanlara öfkelendi. Bana da: ‘‘Ey Muhammed! Hem seni, hem de senin vasıtanla diğer insanları denemek için ben seni gönderdim. Sana, uyurken de, uyanıkken de okuyabileceğin, hiçbir suyun yok edemeyeceği bir Kitap indirdim’‘ buyurdu. Yüce Allah, Kureyşlilere haber vermemi emretti. Ancak kendisine: ‘‘Rabbim! O zaman başımı koparıp yerlere atarlar!’‘ dediğimde buyurdu ki: ‘‘Seni (yurdundan) çıkardıkları gibi sen de onları çıkar! Onlara karşı savaş ki biz de sana yardım edelim. Bağışlarda bulun ki biz de sana ihsanlarda bulunalım. Sen bir ordu çıkar ki, biz de yarım olarak aynısından beş tane ordu gönderelim. Sana tabi olanlarla beraber, sana isyan edenlere karşı savaş!’‘

 

Yüce Allah yine buyurdu ki: ‘‘Cennet ahalisi şu üç zümreden olacaktır:

Adaletli olan, bağışlarda bulunan ve görevini başarılı bir şekilde ifa eden yöneticiler. Bütün yakınlarına ve Müslümanlara karşı merhametli ve şefkatli olan kişiler. Bir de namuslu ve iftetli çoluk çocuk sahibi olan kimseler.’‘

 

Yine şöyle buyurdu: "Cehennem ahalisi de şu beş zümreden olacaktır:

Hiçbir gücü bulunmayan, aile ve mal istemeyen ve içinizde birilerine tabi olarak yaşayan zayıf kişiler, hırsı aşikar olan ve en basit şeylerde bile ihanet eden hainler, sabah akşam seni, ailen ve malın konusunda aldatan kişiler."

 

Ravi der ki: Adamın biri bunu rivayet eden Mutarrif'e: "Ey Ebu Abdillah! Bu kişi başka ırklardan mevaliden midir, yoksa Araplardan mıdırı" diye sorunca, Mutarrif: "Kişinin hizmetçilerinden, nikahsız bir şekilde zinayla olan çocuklarından kötü ahlaklı kimsedir" dedi ve cimrilik ve yalancılıktan söz etti.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Tahricu Fıkhi's-sire 17); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 4/266; Müslim 2865/63; Bak hadis no: 654.

 

 

ذكر الخبر المدحض قول من زعم أن هذا الخبر تفرد به قتادة بن دعامة

Bunu Rivayette'Katade b. Diame'nin Tek Kaldığını iddia Edenin Kavlini çürüten Haber

 

[ 654 ] أخبرنا أبو يعلى قال حدثنا المعلى بن مهدي قال حدثنا أبو شهاب عن عوف عن حكيم بن الأثرم عن الحسن عن مطرف بن عبد الله عن عياض بن حمار قال خطبنا رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال إن الله جل وعلا أمرني أن أعلمكم مما علمني يومي هذا وإنه قال لي إني خلقت عبادي حنفاء كلهم وإن كل ما أنحلت عبادي فهو لهم حلال وإن الشياطين أتتهم فاجتالتهم عن دينهم وحرمت عليهم الذي أحللت لهم وأمرتهم أن يشركوا بي ما لم أنزل به سلطانا وإن الله أتى أهل الأرض قبل أن يبعثني فمقتهم عربهم وعجمهم إلا بقايا من أهل الكتاب وإنه قال لي قد أنزلت كتابا لا يغسله الماء فاقرأه نائما ويقظان وإن الله أمرني أن أخبر قريشا وإني قلت أي رب إذا يثغلوا رأسي فيدعوه خبزة وإنه قال لي استخرجهم كما استخرجوك واغزهم يستغزونك وأنفق عليك وابعث جيشا نبعث خمسة أمثاله وقاتل بمن أطاعك من عصاك

 

654- iyad b. Himar der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize hitab edip şöyle buyurdu: "Allah, bugün bana öğrettiği şeyleri size öğretmemi emretti ve buyurdu ki: ‘‘Ben kullarımın hepsini de hanif olarak yarattım. Bir kula ihsan ettiğim her şey helaldir. Ancak şeytanlar onlara gelip dinlerinden alıkoydular ve kendilerine helal kıldığım şeyleri haram yaptılar. Haklarında bir şey indirmediğim bazı şeyleri bana ortak koşmalarını emrettiler’‘.

 

Yüce Allah beni (yeryüzüne) göndermeden önce yeryüzü ahalisine baktı ve Ehl-i kitab'dan olan bazıları dışında diğer bütün Araplara ve Arap olmayanlara öfkelendi. Bana da: ‘‘Sana, uyurken de, uyanıkken de okuyabileceği n, hiçbir suyun yok edemeyeceği bir Kitap indirdim’‘ buyurdu. Yüce Allah, Kureyşlilere haber vermemi emretti. Ancak kendisine: ‘‘Rabbim! O zaman başımı koparıp yerlere atarlar!’‘ dediğimde buyurdu ki: ‘‘Seni (yurdundan) çıkardıkları gibi sen de onları çıkar! Onlara karşı savaş ki biz de sana yardım edelim. Bağışlarda bulun ki biz de sana ihsanlarda bulunalım. Sen bir ordu çıkar ki, biz de yarım olarak aynısından beş tane ordu gönderelim. Sana tabi olanlarla beraber, sana isyan edenlere karşı savaş!’‘"

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı hasendir. Ahmed 4/266; Bak hadis no: 653.

 

 

ذكر ما يجب على المرء من مجانبة أفعال يتوقع لمرتكبها العقوبة في العقبي بها

Kişiye, Yapanın Ahirette Cezalandırılacağı Fiillerden Kaçınmasının Gerekmesi

 

[ 655 ] أخبرنا محمد بن المنذر بن سعيد حدثنا عيسى بن أحمد أخبرنا النضر بن شميل أخبرنا عوف عن أبي رجاء العطاردي عن سمرة بن جندب الفزاري قال كان رسول الله صلى الله عليه وسلم فيما يقول هل رأى أحد من رؤيا فيقص عليه من شاء الله أن يقص وإنه قال لنا ذات غداة إنه أتاني الليلة آتيان وإنهما ابتعثاني وإنهما قالا لي انطلق وإني انطلقت معهما حتى أتينا على رجل مضطجع وإذا آخر قائم عليه بصخرة وإذا هو يهوي بالصخرة لرأسه فيثلغ بها رأسه فتدهدهه الصخرة ها هنا فيقوم إلى الحجر فيأخذه فما يرجع إليه أحسبه قال حتى يصح رأسه كما كان ثم يعود عليه فيفعل به مثل ما فعل المرة الأولى قال قلت سبحان الله ما هذان قالا لي انطلق انطلق قال فانطلقت معهما فأتينا على رجل مستلق لقفاه وإذا آخر عليه بكلوب من حديد فإذا هو يأتي أحد شقي وجهه فيشرشر شدقه إلى قفاه ومنخره إلى قفاه وعينه إلى قفاه ثم يتحول إلى الجانب الآخر فيفعل به مثل ما فعل بالجانب الأول فما يفرغ من ذلك الجانب حتى يصح الجانب الأول كما كان ثم يعود فيفعل به مثل ما فعل المرة الأولى قال قلت سبحان الله ما هذان قالا انطلق انطلق فانطلقت معها فأتينا على مثل بناء التنور قال عوف أحسب أنه قال فإذا فيه لغظ وأصوات فاطلعنا فإذا فيه رجال ونساء عراة وإذا بنهر لهيب من أسفل منهم فإذا أتاهم ذلك اللهب تضوضوا قال قلت ما هؤلاء قالا لي انطلق انطلق قال فانطلقنا على نهر حسبت أنه قال أحمر مثل الدم وإذا في النهر رجل يسبح وإذا عند شط النهر رجل قد جمع عنده حجارة كثيرة وإذا ذلك السابح يسبح ما يسبح ثم يأتي ذلك الرجل الذي جمع الحجارة فيفغر له فاه فيلقمه حجرا قال قلت ما هؤلاء قالا لي انطلق انطلق قال فانطلقنا فأتينا على رجل كريه المرآة كأكره ما أنت راء رجلا مرآه فإذا هو عند نار يحشها ويسعى حولها قال قلت لهما ما هذا قالا لي انطلق انطلق فانطلقنا فأتينا على روضة فيها من كل نور الربيع وإذا بين ظهري الروضة رجل قائم طويل لا أكاد أرى رأسه طولا في السماء ورأى حول الرجل من أكثر ولدان رأيتهم قط وأحسنه قال قلت لهما ما هؤلاء قالا لي انطلق انطلق فانطلقنا وأتينا دوحة عظيمة لم أر دوحة قط أعظم منها ولا أحسن قالا لي أرق فيها قال فارتقينا فيها فانتهينا إلى مدينة مبنية بلبن ذهب ولبن فضة فأتينا باب المدينة فاستفتحنا ففتح لنا فقلنا ما منها رجال شطر من خلقهم كأحسن ما أنت راء وشطر كأقبح ما أنت راء قال قالا لهم اذهبوا فقعوا في ذلك النهر فإذا نهر معترض يجري كأن ماءه المحض في البياض فذهبوا فوقعوا فيه ثم رجعوا وقد ذهب ذلك السوء عنهم وصاروا في أحسن صورة قال قالا لي هذه جنة عدن وهذاك منزلك قال فسما بصري صعدا فإذا قصر مثل الربابة البيضاء قال قالا لي هذاك منزلك قال قلت لهما بارك الله فيكما ذراني أدخله قال قالا لي أما الآن فلا وأنت داخله قال فإني رأيت منذ الليلة عجبا فما هذا الذي رأيت قال قالا لي أما إنا سنخبرك أما الرجل الأول الذي أتيت عليه يثلغ رأسه بالحجر فإنه الرجل يأخذ القرآن فيرفضه وينام عن الصلاة المكتوبة وأما الرجل الذي أتيت عليه يشرشر شدقه إلى قفاه وعينه إلى قفاه ومنخره إلى قفاه فإنه الرجل يغدو من بيته فيكذب الكذبة فتبلغ الآفاق وأما الرجال والنساء العراة الذين في مثل بناء التنور فإنهم الزناة والزواني وأما الرجل الذي في النهر فيلتقم الحجارة فإنه آكل الربا وأما الرجل الكرية المرآة الذي عند النار يحشها فإنه مالك خازن جهنم وأما الرجل الطويل الذي في الروضة فإنه إبراهيم عليه السلام وأما الولدان الذين حوله فكل مولود ولد على الفطرة قال فقال بعض المسلمين يا رسول الله وأولاد المشركين قال رسول الله صلى الله عليه وسلم وأولاد المشركين وأما القوم الذين شطر منهم حسن وشطر منهم قبيح فهم قوم خلطوا عملا صالحا وآخر سيئا فتجاوز الله عنهم

 

655- Semure b. Cündüb der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabına, ''İçinizden rüya gören var mı?'' diye sorardı. Yüce Allah'ın dilediği kimselerden gören varsa da Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun rüyasını ona yorumlardı. Bir gün sabah vakti bizlere şöyle anlattı: ''Dün gece bana iki kişi geldi ve beni beraberlerinde götürmek isteyip, bana: ''Bizimle beraber yürü!'' dediler. Ben de onlarla beraber yürüdüm. Uzanmış uyuyan bir adamın yanına geldik. Onunda baş ucunda elinde taş olan bir adam durmuştu. Taş'ı uyuyan adam'ın kafasına atıyor, adamın başı yarılıyordu. Taş sağa sola yuvarlanıyor, adam da taşın peşinden gidiyordu. Taşı alıp geri geldiğinde uyuyan adam'ın kafası eskisi gibi iyileşmiş oluyordu. Taşı getiren adam da tekrar uyuyan adamın yanına geliyor ve ilkinde yaptığının aynısı tekrar ediyordu. Yanımdakilere: ‘‘Sübhanallah! Bu ikisi ne yapıyor?’‘ diye sorduğumda bana: ‘‘Devam et! Yürü!’‘ dediler.

 

O ikisi ile yolumuza devam ettik ve sırtüstü yatmış olan bir adamın yanına geldik. Yanında elinde demirden kancasıyla başka biri daha vardı. Elinde kanca olan adam yatan adamın yüzünün bir tarafına eğilip ağzından başlayıp yanağını ensesine kadar parçalıyordu. Sonra burnundan başlayıp ensesine, sonra da gözünden başlayıp ensesine kadar etini parçalıyordu ya da yarıyordu. Sonra yüzünün öbür tarafına yöneliyor ve o tarafa da bir öncekinin aynısını yapıyordu. Yüzünün bir tarafını öyle parçalayıncaya kadar öbür taraf iyileşip eski haline geliyordu. Elinde kancası olan adam tekrar yeni baştan ilk yaptığı gibi parçalamaya başlıyordu. Yanımdakilere: ‘‘Sübhanallah! Bunlar ne yapıyor?’‘ diye sorduğumda bana: ‘‘Yürü! Yürü!’‘ dediler.

 

Yolumuza devam ettik ve tandır gibi bir yere geldik." -Ravi Avf der ki: "Sanırım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), tandırın içinden bağrışma seslerinin geldiğini, söyledi.- "Tandırın içine baktığımızda çıplak erkek ve kadınların olduğunu gördük. Altlarından alev nehri akıyordu. Her alev geldiğinde de bağrışıyorlardı. Yanımdakilere: ‘‘Bunlar kim?’‘ diye sordum, bana: ‘‘Yürü! Yürü!’‘ dediler.

 

Yola devam edip bir ırmağın kenarına geldik." -Ravi der ki: Sanırım Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kan gibi kırmızı bir ırmak" dedi- "Irmakta yüzen bir adam gördük. ırmağın kenarında da yanında taş yığını olan bir adam vardı. Irmaktaki adam yüzüp yüzüp onun yanına geliyor ve ağzını açıyordu. Kenardaki adam da yüzen adamın ağzına bir taş koyup yutturuyor. Sonra adam tekrar yüzmeye devam ediyordu. Yine yüzdükten sonra kenara gelip ağzını açıyor. Kenardaki adam da onun ağzına taş koyuyordu. Yanımdakilere: ‘‘Bunlar ne yapıyor?’‘ diye sordum. Bana yine: ‘‘Yürü! Yürü!’‘ dediler.

 

Yola devam ettik ve hiç böylesini göremeyeceğin kadar çirkin bir adamla karşılaştık. Yanında bir ateş vardı. Hem ateşi körüklüyor, hem de etrafında dönüyordu. Yanımdakilere: ‘‘Bu ne yapıyor?’‘ diye sordum; ancak yine: ‘‘Yürü! Yürü!’‘ dediler.

 

Yola devam ettik. Bol bitkili bir bahçeye vardık. Bahçede baharın her renginden bir renk mevcuttu. Bahçenin önünde de uzun boylu bir adam vardı. O kadar uzundu ki, göğe kadar uzanan başını çok zor görebiliyordum. Adamın etrafında da daha önce çokluk ve güzellikte hiç bu kadarını görmediğim kalabalıkta çocuklar. vardı. Yanımdakilere: ‘‘Bu adamla bu çocuklar ne?’‘ diye sordum. Bana: ‘‘Yürü! Yürü!’‘ dediler.

 

Yola devam edip, daha önce bu kadar büyüğünü ve güzelini göremediğim bir bahçeye vardık. Yanımdakiler bana: "Bahçenin içinde ilerle!" dediler. Bahçenin içinde ilerlediğimizde altından ve gümüşten tuğlalarla inşa edilmiş bir şehre vardık. Şehrin kapısına gelip kapıyı açmalarını istedik. Kapı açıldı ve içeriye girdik. Bizi orada öyle adamlar karşıladı ki, vücutlarının yarısı görebileceğin en güzel bir yapıda iken, diğer yarısı da görebileceğin en çirkin bir yapıdaydı. Yanımdakiler, o adamlara: ‘‘Gidin ve oradaki ırmağa girip yıkanın!’‘ dediler. Irmağa baktığımda çok geniş ve süt kadar beyaz olduğunu gördüm. Adamlar gidip ırmağa daldılar, sonra da yanımıza geldiler. Yıkandıktan sonra bedenlerindeki o çirkin görünüşleri de gitmiş, en güzel bir surete bürünmüşlerdi. Yanımdakiler bana: ‘‘ işte burası Adn cennetidir, evin de işte oradakidir’‘ dediler. Yukarılara doğru baktığımda beyaz bir bulutu andıran bir köşk gördüm. Yanımdakiler bana: ‘‘işte evin orası!’‘ dediler. Onlara: ‘‘Yüce Allah sizlere bereketler ihsan etsin! Bana izin verin de içine gireyim’‘ dedim, fakat: ‘‘Şimdi değil, ancak ileride oraya gireceksin!’‘ karşılığını verdiler. Onlara: ‘‘Gece boyu pek şaşırtıcı şeylerle karşılaştım. O gördüklerim neydi?’‘ diye sorduğumda şöyle karşılık verdiler: ‘‘Sana onları anlatalım: ilk gördüğün ve başı taşla yarılan adam Kur'an'ı alıp bir kenarda bırakıyor ve kılması gerekli farz namazını kılmayıp uyuyordu. Yanakları, burnu ve gözleri ensesine kadar yarılan adama gelince, o adam sabahtan öyle bir yalan ortaya atıyordu ki bu yalanı dört bir tarafa yayılıyordu.

 

Tandır gibi bir yerde bulunan çıplak erkek ve kadınlar ise, zina eden erkek ve kadınlardı. Irmakta yüzen ve iki de bir ağzına taş konulan adam da faiz yiyen kişidir. Ateşin yanında olan, ateşi harlayıp etrafında dönen çirkin adam ise Cehennem bekçilerinden olan Malik'ti. Bahçenin önünde bulunan uzun boylu adam ise ibrahim peygamberdi. Etrafında olan çocuklar da fıtrat üzerine ölen çocuklardı. Her doğan fıtrat üzere doğmaktadır."

Ravi der ki: Bazı Müslümanlar: "Ey Allah'ın Resulü! Peki ya müşriklerin çocukları da içlerinde mi?" diye sorduklarında, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

 

"Onlar da içlerinde" buyurdu ve şöyle devam etti: "Yarı güzel yarı çirkin olan adamlar ise hemkötü, hem de iyi amellerde bulunan ancak Yüce Allah'ın sonradan affettiği bir topluluktu."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Tahricu Fıkhi's-sire 137); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 5/8, 5/9; Buhari 7047; Müslim 2275; Tirmizi 2295.

 

 

ذكر البيان بأن الواجب على المسلم أن يجعل لنفسه محجتين يركبهما إحداهما الرجاء والأخرى الخوف

Müslüman Kişinin Biri Umut, Biri de Korku Olmak Üzere Daima iki Vasıtasının Olmasının Gerekliliği

 

[ 656 ] أخبرنا حامد بن محمد بن شعيب البلخي حدثنا يحيى بن أيوب المقابري حدثنا إسماعيل بن جعفر أخبرني العلاء عن أبيه عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لو يعلم المؤمن ما عند الله من العقوبة ما طمع بجنته أحد ولو يعلم الكافر ما عند الله من الرحمة ما قنط من جنته أحد

 

656- Ebu Hureyre bildiriyor: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Mümin, Allah katında ceza (azap) olarak neler olduğunu bilseydi kimse cennetini ümit etmezdi. Kafir kişi de Allah katında olan rahmeti bilseydi hiç kimse rahmetinden ümidini kesmezdi.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahıha 1634); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 2/397; Müslim 2755; Bak hadis no: 345.

 

 

ذكر الإخبار عن ترك الاتكال على الطاعات وإن كان المرء مجتهدا في إتيانها

Kişi Yaparken Gayret Sarfetmiş Olsa da Salih Amellere Güvenmenin terk edilmesi

 

[ 657 ] أخبرنا محمد بن إسحاق بن إبراهيم مولى ثقيف حدثنا عبد الله بن عمر بن أبان حدثنا حسين بن علي الجعفي عن فضيل بن عياض عن هشام عن محمد عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لو يؤاخذني الله وابن مريم بما جنت هاتان يعني الإبهام والتي تليها لعذبنا ثم لم يظلمنا شيئا

 

657- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başparmak ve yanındakini göstererek şöyle buyurdu: "Yüce Allah beni ve Meryem'in oğlunu şu iki parmaktan dolayı hesaba çekecek olursa bize cezalandırır ve bunda bizlere haksızlık etmiş olmazdı.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-saruha 3200); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Bak hadis no: 659.

 

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من قلة الأمن من عذاب الله نعوذ به منه وإن كان مشمرا في أسباب الطاعات جهده

Taate Yönelik Gayret içinde Olsa Dahi Kişinin Allah'ın Azabından -ki böylesi bir azaptan Allah'a sığınırızYana Kendini Emin Saymamasının Gerekliliği

 

[ 658 ] أخبرنا أبو خليفة قال حدثنا القعنبي قال حدثنا سليمان بن بلال عن جعفر بن محمد عن عطاء بن أبي رباح أنه سمع عائشة زوج النبي صلى الله عليه وسلم تقول كان النبي صلى الله عليه وسلم إذا كان يوم ريح أو غيم عرف ذلك في وجهه وأقبل وأدبر فإذا مطرت سر به وذهب ذلك عنه فسئل فقال صلى الله عليه وسلم إني خشيت أن يكون عذابا سلط على أمتي

 

658- Allah Resülü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eşi Hz. Aişe anlatıyor: Rüzgarlı ve bulutlu bir gün olduğu zaman bu(nun sıkıntısı) Resülullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünde belli olurdu. (Eve) gidip gelir ve yağmur yağınca rahatlayıp sıkıntısı giderdi. Bir gün (yine böyle iken) bunun sebebini kendisine sorduğumda: "Bunun ümmetim için musallat edilen bir azab olmasından korktum" buyurdu. 

 

[Tahric:] Elbimi: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2757); Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Buhari3206; Müslim 899; Ebu Davud 5098; Tirmizi 3257.

 

 

ذكر الخبر الدال على أن على المرء الرجوع باللوم على نفسه فيما قصر في الطاعات وإن كان سعيه فيها كثيرا

Taate Yönelik Gayret içinde Olsa Dahi Kişinin Taksiratında Kendini Kınamasının Gerekliliği

 

[ 659 ] أخبرنا محمد بن المسيب بن إسحاق قال حدثنا موسى بن عبد الرحمن المسروقي قال حدثنا حسين بن علي الجعفي عن فضيل بن عياض عن هشام بن حسان عن بن سيرين عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم لو أن الله يؤاخذني وعيسى بذنوبنا لعذبنا ولا يظلمنا شيئا قال وأشار بالسبابة والتي تليها

 

659- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Yüce Allah beni ve İsa'yı günahlarımıza karşılık cezalandıracak olsaydı, cezalandırır ve bunda bize zulmetmiş olmazdı" buyurdu. Bunu derken de işaret parmağı ile yanındaki parmağını gösteriyordu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 2757); Şuayb: İsnadı sahih. Bak hadis no: 657.

 

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من ترك الاتكال على موجود الطاعات دون التسلق بالاضطرار إليه في الأحوال

Kişinin Zorunlu Bazı Durumlar Dışında Mevcut Amellerine Güvenmemesinin Gerekliliği

 

[ 660 ] أخبرنا عبد الله بن محمد الأزدي قال حدثنا إسحاق بن إبراهيم الحنظلي قال حدثنا عبد الرزاق قال أخبرنا معمر عن همام بن منبه عن أبي هريرة قال وقال رسول الله صلى الله عليه وسلم ليس أحد منكم ينجيه عمله ولكن سددوا وقاربوا قالوا ولا أنت يا رسول الله قال ولا أنا إلا أن يتغمدني بمغفرة وفضل

 

660- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hiç birinizi ameli kurtarmaz, ama siz orta yolda gidin ve doğruya yönelin." Sahabe: "Seni de mi ey Allah'ın Resulü?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Beni de, ancak Allah beni rahmetine ve fazlına gark etmiştir" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/319; Bak hadis no: 348.

 

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من ترك استحقاره اليسير من الطاعات والقليل من الجنايات

Kişiye Az Miktardaki Salih Amelleri ve Küçük Günahları Küçümsemesinin Yasaklanışı

 

[ 661 ] أخبرنا أبو يعلى قال حدثنا أبو خيثمة قال حدثنا وكيع قال أخبرنا الأعمش عن أبي وائل عن عبد الله قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم الجنة أقرب إلى أحدكم من شراك نعله والنار مثل ذلك

 

661- Abdullah der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cennet birinize ayakkabı bağından daha yakındır. Cehennem de aynı şekilde yakındır" buyurmuştur.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 1/387, 1/442; Buhari6488.

 

 

ذكر الإخبار عما يجب على المرء من النظر في العواقب في جميع أموره دون الاعتماد على يومه

Kişinin Tüm işlerinde Güne Değil de, Akıbete itibar Etmesinin Gerekliliği

 

[ 662 ] أخبرنا بن قتيبة قال حدثنا يزيد بن موهب قال حدثنا بن وهب عن يونس عن الزهري عن سعيد بن المسيب عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لو تعلمون ما أعلم لضحكتم قليلا ولبكيتم كثيرا

 

662- Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Benim bildiğimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız" buyurmuştur.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 3194); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 2/453; Buhari 6485; Bak hadis no: 113, 358.

 

 

ذكر الإخبار عن وصف ما يجب على المسلم عندما جرى منه من مقارفة المأثم حين يزين الشيطان له ارتكاب مثلها

Daha Önce işlenen Bir Günahı şeytan Tekrardan Güzel Gösterirken Müslüman Kişinin Takınması Gereken Tavır

 

[ 663 ] أخبرنا عمر بن سعيد بن سنان بمنبج ومحمد بن الحسن بن قتيبة بعسقلان ومحمد بن المعافى بن أبي حنظلة العابد بصيداء في آخرين قالوا حدثنا هشام بن خالد الأزرق حدثنا الوليد بن مسلم حدثنا سعيد بن عبد العزيز أن هشام بن عبد الملك أدى عن الزهري سبعة آلاف دينار دينا كان عليه ثم قال للزهري لا تعودن تدان فقال الزهري كيف يا أمير المؤمنين وقد حدثني سعيد بن المسيب عن أبي هريرة أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لا يلدغ المؤمن من جحر واحد مرتين لفظ الخبر لعمر بن سعيد سنان

 

663- Said b. Abdilazız der ki: Hişam b. Abdilmelik, Zühri'nin yedi bin dinarlık borcunu onun yerine ödeyip: "Bir daha borç alma" dedi. Bunun üzerine Zührı ona şöyle karşılık verdi: "Said b. el-Müseyyeb'in Ebu Hureyre'den bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle: ‘‘Mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz’‘ buyurduğu halde nasıl bir daha borçlanınm."

 

Hadisin lafzı, Ömer b. Said b. Sinan'a aittir 

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (es-Silsiletu's-sahiha 1175); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 2/379; Buhari6133; Müslim 2998; Ebu Davud 4862; İbn Mace 3982; Darimi 2/319.

 

 

ذكر ما يعرف في وجه المصطفى صلى الله عليه وسلم عند هبوب الرياح قبل المطر

Yağmur Öncesi Şiddetli Rüzgardan Kaynaklanan Endişenin Mustafa'nın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yüzüne Yansıması

 

[ 664 ] أخبرنا محمد بن عبد الرحمن السامي قال حدثنا يحيى بن أيوب المقابري قال حدثنا إسماعيل بن جعفر قال أخبرني حميد عن أنس بن مالك أن النبي صلى الله عليه وسلم كان إذا هبت الريح عرف ذلك في وجهه

 

664- Enes b. Malik der ki: "(Şiddetli) rüzgar estiği zaman bunun etkisi (peşinden bir felaketin geleceği korkusu) Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yüzünden belli olurdu.''

 

[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı Müslim'in şartınca sahih. Buhari 1034.

 

 

ذكر البيان بأن المرء إذا تهجد بالليل وخلا بالطاعات يجب أن تكون حالة الخوف عليه غالبة لئلا يعجب بها وإن كان فاضلا في نفسه تقيا في دينه

Faziletli ve Takvalı Olsa Dahi Gece İbadetine Kalkan Kişide Baskın Olan Duygunun Korku Duygusu Olmasının Gerekliliği

 

[ 665 ] أخبرنا أبو يعلى حدثنا حوثرة بن أشرس العدوي حدثنا حماد بن سلمة عن ثابت البناني عن مطرف بن عبد الله بن الشخير عن أبيه قال دخلت على النبي صلى الله عليه وسلم المسجد وهو قائم يصلي وبصدره أزيز كأزيز المرجل

 

665- Abdullah b. eş-Şihhır der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Mescid'de yanına varmıştım. Ayakta namaz kılıyordu. içinden hıçkırarak ağlıyordu."

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 840); Şuayb: İsnadı sahihtir. Ahmed 4/25; Ebu Davud 904; Nesai 3/13; Bak hadis no: 753.

 

 

ذكر البيان بأن المرء إذا تواجد عند وعظ كان له ذلك

Verilen Bir Öğüde Şahit Olan Kişinin de Onun Muhatabı Olması

 

[ 666 ] أخبرنا محمد بن إسحاق الثقفي حدثنا قتيبة بن سعيد حدثنا جرير بن عبد الحميد عن الأعمش عن عمرو بن مرة عن خيثمة عن عدي بن حاتم قال قام النبي صلى الله عليه وسلم فقال اتقوا النار ثم أعرض وأشاح ثم قال اتقوا النار ثم أعرض وأشاح حتى رؤينا أنه يراها ثم قال اتقوا النار ولو بشق تمرة فإن لم تجدوا فبكلمة طيبة

 

666- Adiy b. Hatim dedi ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Cehennemden korunun" buyurdu ve yüzünü çevirip ekşitti. Sonra "Cehennemden korunun" buyurdu. Sonra yine, yüzünü çevirip ekşitti. Hatta biz, sanki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ateşe bakıyor zannettik. Sonra: "Yarım hurmayla da olsa cehennemden korunun. Onu da bulamayanlar güzel bir sözle kendini korusun" buyurdu.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (et- Ta'lık ala İbn Huzeyme 2428). Bak hadis no: 4804.

 

 

[ 667 ] أخبرنا سليمان بن الحسن بن المنهال العطار بالبصرة قال حدثنا عبيد الله بن معاذ قال حدثنا أبي قال حدثنا شعبة قال حدثنا سماك سمع النعمان بن بشير يقول قال رسول الله صلى الله عليه وسلم أنذركم النار أنذركم النار أنذركم النار حتى لو كان في مقامي هذا وهو بالكوفة سمعه أهل السوق حتى وقعت خميصة كانت على عاتقه على رجليه

 

667- Nu'man b. Beşır der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizi Cehenneme karşı uyarıyorum! Sizi Cehenneme karşı uyarıyorum! Sizi Cehenneme karşı uyarıyorum!" buyurdu. O kadar yüksek sesle bunu söyledi ki şayet durduğum bu yerden (Kufe'de) seslenmiş olsaydı çarşıda bulunanların hepsi de bunu duyardı. Bunu söylerken abasının ayaklarının dibine düştüğünü gördüm.

 

[Tahric:] Elbani: Sahih (Mişkat 5687); Şuayb: İsnadı hasendir. Bak hadis no: 644.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Bab: Fakirlik, Zühd ve Kanaat