|
Sahih İbn Hibban |
TAHARE |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب
التيمم
Bab: Teyemmüm
[ 1300 ] أخبرنا
الفضل بن
الحباب قال
حدثنا
القعنبي عن
مالك عن عبد
الرحمن بن
القاسم عن
أبيه عن عائشة
أنها قالت
خرجنا مع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم في
بعض أسفاره
حتى إذا كنا
بالبيداء أو
بذات الجيش
انقطع عقد لي
فأقام رسول
الله صلى الله
عليه وسلم على
التماسه
فأقام معه
الناس وليسوا
على ماء وليس
معهم ماء فجاء
ناس أبا بكر
الصديق
فقالوا ألا
ترى ما صنعت
عائشة أقامت
برسول الله
صلى الله عليه
وسلم وبالناس
معه وليسوا
على ماء وليس معهم
ماء فجاء أبو
بكر ورسول
الله صلى الله
عليه وسلم
واضع رأسه على
فخذي قد نام
فقال حبست رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
والناس
وليسوا على
ماء وليس معهم
ماء فعاتبني
أبو بكر وقال
ما شاء الله
أن يقول وجعل
يطعن بيده في
خاصرتي فلا
يمنعني من
التحرك إلا
مكان رسول الله
صلى الله عليه
وسلم فنام
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم حتى أصبح
فأنزل الله
آية التيمم فتيمموا
قال أسيد بن
حضير وهو أحد
النقباء ما هذا
بأول بركتكم
يا آل أبي بكر
قالت عائشة
فبعثنا
البعير الذي
كنت عليه
فوجدنا العقد
تحته
1300- Hz. Aişe
anlatıyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) seferlerinden birinde
kendisiyle birlikte çıktık. Beyda' veya Zatü'!-Ceyş denilen yere vardığımızda
gerdanlığım koptu. Onu aramak için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o
yerde bekledi ve oradakiler de onunla birlikte bekledi. Bir subaşında
olmadıkları gibi yanlarında da su yoktu. Bunun üzerine halk Ebu Bekr'e gelip:
"Aişe'nin yaptığını görüyor musun? Hem Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) hem de yanındaki insanları yollarından alıkoydu. Bir su başında olmadıkları
gibi yanlarında da su yoktur'' dediler. Bunun üzerine Ebu Bekr yanıma geldi.
Resulullah ta (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başını uyluğuma koymuş ve uyumuştu.
Ebu Bekr: "Sen hem Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem), hem de
yanındaki insanları yollarından alıkoydun. Onlar bir Su başında olmadıkları
gibi yanlarında da su yoktur" dedi ve beni azarlayıp Allah'ın dilediğince
bir şeyler söylendi. Sonra eliyle böğrüme dürtmeye başladı. Ancak Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) böğrümde bulunması kıpırdamama engel oluyordu.
Böylece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyudu ve insanlar susuz olarak
sabahladı. Bunun üzerine Yuce Allah teyemmüm ayetini indirdi ve teyemmüm
aldılar. Nakiblerden birisi olan Useyd b. Hudayr: "Bu sizin ilk bereketiniz
değildir, ey Ebu Bekr ailesi!" dedi. Sonrasında üzerinde bulunduğum deveyi
kaldırdık gerdanlığı altında bulduk.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 335); Şuayb:
Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 334; Müslim 367; Nesai
1/163; Bak hadis no: 1317, 1709.
ذكر
البيان بأن
التيمم
بالكحل
والزرنيخ وما أشبههما
دون الصعيد
الذي هو
التراب وحده
غير جائز
Temiz Toprak Dışında
Sürme Taşı, Arsenik Gibi Maddelerle Teyemmüm Yapmanın Caiz Olmayışı
[ 1301 ] أخبرنا
أحمد بن علي
بن المثنى قال
حدثنا عبيد
الله بن عمر
القواريري
حدثنا يحيى
القطان حدثنا
عوف حدثنا أبو
رجاء قال
حدثنا عمران بن
حصين قال كنا
مع رسول الله
صلى الله عليه
وسلم في سفر
وإنا سرنا
ليلة حتى إذا
كان من آخر الليل
وقعنا تلك
الوقعة ولا
وقعة أحلى عند
المسافر منها
فما أيقضنا
إلا حر الشمس
قال وكان أول
من استيقظ
فلان ثم فلان
ثم فلان وكان
يسميهم أبو
رجاء ونسيهم
عوف ثم عمر بن
الخطاب
الرابع قال
وكان رسول
الله صلى الله
عليه وسلم إذا
نام لم نوقظه
حتى يكون هو
يستيقظ لأنا لا
ندري ما يحدث
له في نومه
قال فلما
استيقظ عمر
ورأى ما أصاب
الناس قال
وكان رجلا أجوف
جليدا قال
فكبر ورفع
صوته فما زال
يكبر ويرفع
صوته
بالتكبير حتى
استيقظ بصوته
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم فلما
استيقظ رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
شكوا الذي
أصابهم فقال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم لا ضير
أو لا يضير ارتحلوا
فسار غير بعيد
ثم نزل فدعا
بماء فتوضأ
ونودي
بالصلاة فصلى
بالناس فلما
انفتل من
صلاته إذا هو
برجل معتزل لم
يصل مع القوم قال
ما منعك يا
فلان أن تصلي
مع القوم قال
يا رسول الله
أصابتني
جنابة ولا ماء
فقال رسول الله
صلى الله عليه
وسلم عليك
بالصعيد فإنه
يكفيك ثم سار
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم فاشتكى
إليه الناس
العطش قال
فنزل فدعا
فلانا وكان
يسميه أبو
رجاء ونسيه
عوف ودعا عليا
فقال اذهبا
فابغيا لنا
الماء فلقيا
امرأة بين مزادتين
أو سطيحتين من
ماء على بعير
لها فقالا لها
أين الماء
قالت عهدي
بالماء أمس
هذه الساعة
ونفرنا خلوف
قال فقالا لها
انطلقي إذا
قالت إلى أين
قالا إلى رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
قالت هذا الذي
يقال له
الصابي قالا
هو الذي تعنين
فانطلقي إذا
فجاءا بها إلى
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم وحدثاه
الحديث قال فاستنزلوها
عن بعيرها
ودعا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
بإناء فأفرغ
فيه من أفواه
المزادتين أو
السطيحتين
وأوكأ
أفواههما
وأطلق العزالى
ونودي في
الناس أن
استقوا
واسقوا قال
فسقى من شاء
واستقى من شاء
وكان آخر ذلك
أن أعطي الذي
أصابته
الجنابة إناء
من ماء فقال
اذهب فأفرغه
عليك قال وهي
قائمة تنظر
إلى ما يفعل
بمائها قال
وايم الله لقد
أقلع عنها حين
أقلع وإنه
ليخيل لنا
أنها أشد ملئا
منها حين ابتدىء
فيها فقال
رسول الله صلى
الله عليه وسلم
اجمعوا لها
طعاما قال
فجمع لها من
بين عجوة ودقيقة
وسويقة حتى
جمعوا لها
طعاما كثيرا
وجعلوه في ثوب
وحملوها على
بعيرها
ووضعوا الثوب
بين يديها قال
فقال لها رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
تعلمين أنا
والله ما
رزئنا من مائك
شيئا ولكن
الله هو سقانا
قال فأتت
أهلها وقد
احتبست عليهم
فقالوا ما
حبسك يا فلانة
قالت العجب
لقيني رجلان
فذهبا بي إلى
هذا الذي يقال
له الصابي
ففعل بي كذا
وكذا الذي قد
كان فوالله
إنه لأسحر من
بين هذه إلى
هذه أو إنه
لرسول الله
صلى الله عليه
وسلم حقا قال
فكان
المسلمون بعد
ذلك يغيرون
على من حولها
من المشركين
ولا يصيبون
الصرم الذي هي
فيه فقالت لقومها
والله هؤلاء
القوم
يدعونكم عمدا
فهل لكم في
الإسلام
فأطاعوها
فدخلوا في
الإسلام
1301- İmran b. Husayn
anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir
yolculuktaydık. Gecenin sonuna doğru bir yerde mola vermişken öyle tatlı bir
uyku uyuduk ki yolcu kişi için daha tatlısı olamazdı. Ancak sabah bizi
uyandıran güneşin sıcağı oldu. ilk uyanan kişi filan kişi, sonra filan kişi,
sonra da filan kişi oldu. -Ravi Ebu Reca bunların isimlerini vermişken, ravi
Avf isimlerini unutmuştur.- Dördüncü kişi olarak da Ömer b. el-Hattab uyandı.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise uyuduğu zaman kendi kendine uyanmadan
onu uyandırmazdık. Zira uykusunda neler yaşayacağını bilemezdik. Ömer sinirli
ve sert birisiydi. Uyanıp da başlarına geleni (uyuyakalıp namazı kaçırdıklanı)
görünce yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Yüksek sesle tekbir getirmeye
devam edince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun sesine uyandı. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyanınca insanlar içine düştükleri
durumdan yana ona şikayette bulundular. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Zararı yok. Yola çıkın!" buyurdu.
Yola çıktık, ancak çok
fazla gitmeden Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yerde konakladı.
Su isteyip abdest aldı. Ezan okununca da Müslümanlara namazı kıldırdı. Namazdan
kalkınca bir adamın kenarda durduğunu ve cemaatle namaza katılmadığını gördü.
Ona: "Ey filan! Neden diğerleriyle birlikte namaza katılmadın?" diye
sorunca, adam: "Ey Allah'ın Resulü! cünüp oldum, su da yok"
karşılığını verdi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Toprakla
teyemmüm et, senin için yeterli olur" buyurdu.
Sonrasında tekrar yola
koyulduk. insanlar suyun azlığından yana şikayette bulununca Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yerde konakladı. Hz. Ali ile filan kişiyi
-ravi Ebu Reca bunun ismini vermişken, ravi Avf ismini unutmuştu çağırdı ve:
"Gidin bize su arayın!" buyurdu. Aramaya gittiklerinde devesine
binmiş, devenin her iki yanında bir matara veya bir tulum su bulunan bir
kadınla karşılaştılar. Ona: "Su kaynağı nerede?" diye sorduklarında,
kadın: "Dün bu vakitlerde suyu doldurmuştum. Erkeklerimiz olmadığı için de
doldurmaya ben çıktım" karşılığını verdi. Ona: "O zaman bizimle
gel!" dediklerinde, kadın:
''Nereye?" diye
sordu. Onlar: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında"
dediler kadın: "Şu atalarının dininden çıktığı (Sabit olduğu) söylenen
kişinin yanına mı?" diye sorunca, onlar: "Evet, kastettiğin kişinin
yanına gideceğiz" dediler.
Kadını alıp
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına getirdiler ve olanları
anlattılar, Sonrasında kadını devesinden indirdiler. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bir kap istedi ve mataraların veya tulumların ağzından o kaba
su boşalttı. Ağızlarını geri kapatıp alt deliklerini açtı ve: "Su için ve
kaplarınızı da doldurun!" diye bir çağrı yapıldı. Sonra dileyen su içti,
dileyen de kaplarını doldurdu. En son cünüp olduğunu söyleyen kişiye bir kap su
verdi ve ona: "Git ve bu suyu üzerine dök" buyurdu. Kadın da öyle
durmuş suyuna ne yapıldığını seyrediyordu. Allah'a yemin olsun ki su alma işi
bittiğinde, tulumlar bize eskisinden de daha dolu gibi geliyordu. Sonra
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
''Kadına bir şeyler
toplayın" buyurdu. Bunun üzerine kimisi hurma, kimisi un, kimisi sevik
getirdi. Bu şekilde kadına bolca yiyecek toplandı. Toplanan yiyecekleri bir
torbaya doldurdular. Kadını da deveye bindirip bu yiyecek torbasını önüne
koydular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadına: "Vallahi senin
suyundan bir şey eksiitmiş değiliz, zira Allah bizlere su içirdi" buyurdu.
Kadın yola düşi'ıp
ailesinin yanına geldi. Geç geldiği için de ailesi ona: ''Ey filan! Neden geç
geldin?" diye sordular. Kadın: "ilginç bir şeyoldu. Karşılaştığım iki
adam beni atalarının dininden çıktığı söylenen adamın yanına götürdüler, O da
suyumu şöyle şöyle yaptı" diyerek olanları anlattı. Sonra işaret parmağı
ile orta parmağını birleştirip gökle yeri işaret ederek: "Vallahi ya şu
iki arasında ondan daha büyücüsü yok ya da gerçekten o Allah'ın Resulü"
dedi.
Daha sonraları
Müslümanlar bu kadının bulunduğu kabilenin çevresindeki müşrik kabile!ere
akınlar düzenler, ancak onun kabilesine dokunmazlardı. Bir gün kadın
kabilesine: "Gördüğüm kadarıyla Müslümanlar kasıtlı olarak sizlere
dokunmuyorlar. Müslüman olmaya ne dersiniz?" deyince sözünü dinlediler ve
islam'a girdiler.
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 156); Şuayb: Buhari
ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 4/434; Buhari 344; Müslim 682;
Nesai 1/171; Bak hadis no: 1302, 1461.
[ 1302 ] أخبرنا
الفضل بن
الحباب قال
حدثنا مسدد بن
مسرهد عن يحيى
بن سعيد قال
حدثنا عوف قال
حدثني أبو
رجاء قال حدثني
عمران بن حصين
قال كنا في
سفر مع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم حتى
إذا كنا في
آخر الليل وقعنا
تلك الوقعة
ولا وقعة أحلى
عند المسافر منها
فما أيقظنا
إلا حر الشمس
فاستيقظ فلان
وفلان وكان
يسميهم أبو
رجاء ونسيهم
عوف ثم عمر بن
الخطاب رضوان
الله عليهم
الرابع وكان
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم إذا نام
لم يوقظ حتى
يكون هو
يستيقظ لأنا
لا ندري ما
يحدث له في
النوم فلما
استيقظ عمر
رضوان الله
عليه ورأى ما
أصاب الناس
وكان رجلا
جليدا فكبر
ورفع صوته
بالتكبير فما
زال يكبر
ويرفع صوته
بالتكبير حتى
استيقظ بصوته
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم فلما
استيقظ رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
شكوا إليه
الذي أصابهم
فقال لا يضير فارتحلوا
وارتحل فسار
غير بعيد ثم
نزل فدعا بالوضوء
فتوضأ فنودي
بالصلاة فصلى
بالناس فلما
انفتل من
صلاته من
صلاته فإذا هو
برجل معتزل لم
يصل مع القوم
فقال ما منعك
يا فلان أن
تصلي مع القوم
فقال يا رسول
الله أصابتني
جنابة ولا ماء
فقال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
عليك بالصعيد
فإنه يكفيك ثم
سار رسول الله
صلى الله عليه
وسلم فشكى
الناس إليه
العطش قال فنزل
فدعا فلانا
وكان يسميه
أبو رجاء
ونسيه عوف
ودعا عليا
رضوان الله
عليه وقال اذهبا
فأتيا بالماء
فانطلقا
فاستقبلتهما
امرأة بين
مزادتين أو
سطيحتين من
ماء على بعير
لها وقالا لها
أين الماء
فقالت عهدي
بالماء أمس هذه
الساعة
ونفرنا خلوف
قالا لها
انطلقي قالت إلى
أين قالا إلى
رسول الله صلى
الله عليه وسلم
قالت هذا الذي
يقال له
الصابي قالا
هو الذي تعنين
فانطلقي
وجاءا بها إلى
النبي صلى الله
عليه وسلم
فاستنزلوها
عن بعيرها
ودعا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
بإناء فأفرغ
فيه من أفواه
المزادتين أو
السطيحتين
وأوكأ أفواههما
وأطلق
العزالى
ونودي في
الناس أن
استقوا واسقوا
قال فسقى من
شاء واستسقى
من شاء وكان آخر
ذلك أن أعطي
الذي أصابته
جنابة إناء من
ماء فقال اذهب
فأفرغه عليك
قال وهي قائمة
تنظر إلى ما
يفعل بمائها
قال وايم الله
لقد أقلع عنها
حين أقلع وإنه
ليخيل إلينا
أنها أشد ملئا
منها حين
ابتدىء فيها
فقال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
اجمعوا لها
طعاما فجمع
لها من تمر
عجوة ودقيقة
وسويقة حتى
جمعوا لها
طعاما كثيرا
وجعلوه في ثوب
وحملوها على
بعيرها ووضعوا
الثوب الذي
فيه الطعام
بين يديها
فقال لها رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
تعلمين والله
ما رزأنا من
مائك شيئا
ولكن الله هو
الذي سقانا
فأتت أهلها
وقد احتبست
عنهم قالوا ما
حبسك يا فلانة
قالت العجب
لقيني رجلان
فذهبا بي إلى
هذا الذي يقال
له الصابي
ففعل بي كذا وكذا
الذي قد كان
والله إنه
لأسحر من بين
هذه وهذه
وقالت
بأصبعيها
السبابة
الوسطى
فرفعتهما إلى
السماء
والأرض أو إنه
لرسول الله
صلى الله عليه
وسلم حقا قال
فكان
المسلمون بعد
يغيرون على من
حولها من
المشركين ولا
يصيبون الصرم
الذي هي فيهم
قالت يوما
لقومها ما أرى
هؤلاء القوم
يدعونكم إلا
عمدا فهل لكم
في الإسلام
فأطاعوها
فدخلوا في
الإسلام قال
أبو حاتم رضى
الله تعالى
عنه أبو رجاء
العطاردي
عمران بن تيم
مات وهو بن
مائة وعشرين
سنة
1302- imran anlatıyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte bir yolculuktaydık. Gece
boyu yol aldık. Gecenin sonuna doğru bir yerde mola vermişken öyle tatlı bir
uykuya daldık ki yolcu için daha tatlısı olamazdı. Ancak sabah bizi uyandıran güneşin
sıcağı oldu. ilk uyanan filan kişi, sonra filan kişi, sonra da filan kişi oldu.
-Ravi Ebu Reca bunların isimlerini vermişken, ravi Avf isimlerini unutmuştur.-
Dördüncü kişi olarak da Ömer b. el-Hattab uyandı.
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ise uyuduğu zaman kendi kendine uyanmadan onu uyandırmazdık.
Zira uykusunda neler yaşayacağını bilemezdik. Ömer asabi ve sert birisiydi.
Uyanıp da başlarına geleni görünce yüksek sesle tekbir getirmeye başladı.
Yüksek sesle tekbir getirmeye devam edince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) onun sesine uyandı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyanınca
insanlar içine düştükleri durumdan yana ona şikayette bulundular. Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zararı yok, yola çıkın!" buyurdu.
Yola çıktık, ancak çok
fazla gitmeden Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yerde konakladı.
Su isteyip abdest aldı. Ezan okununca da Müslümanlara namazı kıldırdı. Namazdan
kalkınca bir adamın kenarda durduğunu ve cemaatle namaza katılmadığını gördü.
Ona: "Ey filan! Neden diğerleriyle birlikte namaza katılmadın?" diye
sorunca, adam: "Ey Allah'ın Resulü! Cünüp oldum, su da yok'' karşılığını
verdi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Toprakla teyemmüm et,
senin için yeterli olur" buyurdu.
Sonrasında Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) tekrar yola koyuldu. insanlar susuzluktan yana
ona şikayette bulununca Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yerde
konakladı. Ali ile filan kişiyi -ravi Ebu Reca bunun ismini vermişken, ravi Avf
ismini unutmuştur- çağırdı ve: "Gidin bize su arayın!" buyurdu.
Aramaya gittiklerinde devesine binmiş, devenin her iki yanında birer tulum su
bulunan bir kadınla karşılaştılar. Ona: "Su kaynağı nerede?" diye
sorduklarında, kadın: "Dün bu vakitlerde suyu doldurmuştum. Erkeklerimiz
olmadığı için de doldurmaya ben çıktım" karşılığını verdi. Ona: "O
zaman bizimle gel!'' dediklerinde, kadın: "Nereye?" diye sordu.
Onlar: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında" dediler.
Kadın: "Şu atalarının dininden çıktığı (Sabit olduğu) söylenen kişinin
yanına mı?" diye sorunca, onlar: "Evet, kastettiğin kişinin yanına
gideceğiz" dediler.
Kadını alıp
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına getirdiler ve olanları
anlattılar. Sonrasında kadını devesinden indirdiler. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bir kap istedi ve tulumların ağzından o kaba su boşalttı.
Ağızlarını geri kapatıp alt deliklerini açtı ve: "Su için ve içirin!"
diye bir çağrı yapıldı. Sonra dileyen su içti, dileyen de hayvanlarını suladı.
En son cünüp olduğunu söyleyen kişiye bir kap su verdi ve ona: "Gidip bu
suyu üzerine dök" buyurdu.
Kadın da öyle durmuş
suyuna ne yapıldığını seyrediyordu. Allah'a yemin olsun ki su alma işi
bittiğinde, tulumlar bize eskisinden de daha dolu gibi geliyordu. Sonra
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kadına bir şeyler toplayın''
buyurdu. Bunun üzerine kimisi hurma, kimisi un, kimisi kavut getirdi. Bu
şeklinde kadına bolca yiyecek toplandı. Toplanan yiyecekleri bir torbaya
doldurdular. Kadını da deveye bindirip bu yiyecek torbasını önüne koydular.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadına: "Gördüğün gibi senin
suyundan bir şey eksiltmiş değiliz, zira Yüce Allah bizlere su içirdi"
buyurdu.
Kadın yola düşüp
ailesinin yanına geldi. Geç geldiği için de ailesi ona: "Ey filan! Neden
geç geldin?" diye sordular. Kadın: "ilginç bir şey oldu.
Karşılaştığım iki adam beni atalarının dininden çıktığı söylenen adamın yanına
götürdüler. O da suyumu şöyle şöyle yaptı" diyerek olanları anlattı. Sonra
işaret parmağı ile orta parmağını birleştirip gökle yere işaret ederek:
"Vallahi ya şu ikisi arasında ondan daha büyücüsü yok ya da gerçekten
Allah'ın Resulü" dedi.
Daha sonraları
Müslümanlar bu kadının bulunduğu kabilenin çevresindeki müşrik kabilelere
akınlar düzenler, ancak onun kabilesine dokunmazlardı. Bir gün kadın
kabilesine: "Gördüğüm kadarıyla Müslümanlar kasıtlı olarak sizlere
dokunmuyorlar. Müslüman olmaya ne dersiniz?" deyince sözünü dinlediler ve
İslam'a girdiler.
Ebu Hatim der ki:
"EbU Reca el-Utaridi, İmran b. Teym'dir ve 120 yaşında vefat
etmiştir."
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 156); Şuayb: Buhari
ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari 344; Bak hadis no: 1301.
ذكر وصف
التيمم الذي
يجوز أداء
الصلاة به عند
إعواز الماء
Su Bulunmadığında Namaz
Kılmayı Caiz Kılan Teyemmümün Vasfı
[ 1303 ] أخبرنا
أبو يعلى قال
حدثنا محمد بن
المنهال
الضرير قال
حدثنا يزيد بن
زريع قال سعيد
بن أبي عروبة
عن قتادة عن
عزرة عن سعيد
بن عبد الرحمن
بن أبزي عن
أبيه عن عمار
بن ياسر قال سألت
النبي صلى
الله عليه
وسلم عن
التيمم فأمرني
بالوجه
والكفين ضربة
واحدة وكان
قتادة به يفتي
1303- Ammar der ki:
"Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) teyemmüm hakkında
sorduğumda elleri bir defa yere vurup yüzümü ve ellerimi mesh etmemi
emretti." Katade bununla fetva verirdi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 158; Sahih Ebu Davud
351); Şuayb: Müslim'in şartınca sahih. Ahmed 4/263; Ebu DavUd 327; Tirmizi 144;
Darimi: 1/190; Bak hadis no: 1267; Bak hadis nıo 1708.
ذكر خبر
ثان يصرح بأن
مسح الذراعين
في التيمم غير
واجب
Teyemmümde Kolları
Meshetmenin Vacip Olmadığını Belirten ikinci Haber
[ 1304 ] أخبرنا
محمد بن إسحاق
بن إبراهيم
مولى ثقيف قال
حدثنا إسحاق
بن إبراهيم
الحنظلي
حدثنا أبو
معاوية ويعلى
بن عبيد قالا
حدثنا الأعمش
عن شقيق قال
كنت جالسا مع
عبد الله وأبي
موسى فقال أبو
موسى يا أبا
عبد الرحمن
الرجل يجنب
فلا يجد الماء
أيصلي فقال لا
فقال أما تذكر
قول عمار لعمر
بعثنا رسول الله
صلى الله عليه
وسلم أنا وأنت
فأجنبت فتمعكت
في التراب
فأتيت النبي
صلى الله عليه
وسلم فذكرت
ذلك له فقال
كان يكفيك
هكذا وضرب بيده
الأرض فمسح
وجهه وكفيه
فقال لم أر
عمر قنع بذلك
قال فما تصنع
بهذه الآية {
فلم تجدوا ماء
فتيمموا
صعيدا طيبا }
فقال أما إنا
لو رخصنا لهم
في هذا لكان
أحدهم إذا وجد
برد الماء
تيمم بالصعيد
زاد يعلى قال
الأعمش فقلت لشقيق
فلم يكن هذا
إلا لهذا
1304- Şakik der ki:
Abdullah ve Ebu Musa ile birlikte oturuyordum. Ebu Musa: "Ey Ebu
Abdirrahman! Kişi cünüp oluyor ve su bulamıyor. Namaz kılmssı gerekir mi?"
diye sorunca, Abdullah: "Hayır, (gerekmez)" karşılığını verdi. Ebu Musa:
"Ammar'ın (bu konuda) Ömer'e söylediğini işitmedin mi? (O, Ömer'e):
"Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ikimizi bir yere göndermişti.
Ben cünüp olmuş ve temiz toprağa bulanmıştım. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) gelip bu durumu haber verdiğimizde yüzünü ve avuçlarını mesh etmiş
ve: ‘‘Bu şekilde yapman senin için yeterli olurdu’‘ buyurdu" dedi.
Abdullah: "Ammar'ın (bu konudaki) sözüne Ömer'in itibar ettiği görüşünde
değilim" deyince, Ebu Musa: "O zaman: "Eğer su bulamamışsanız
temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve dirseklere kadar) ellerinizi onunla
mesh edinil (Nisa 43) ayeti ile nasıl amel edeceksiniz?" dedi. Bunun
üzerine Abdullah: "Eğer onlara öyle bir ruhsat verirsek kişi suyu soğuk
bulduğu zaman da temiz toprakla mesh eder" dedi. A'meş der ki: Şakik'e:
"(Abdullah) bu sebeple bundan (teyemmümden) hoşlanmamıştır" dedim.
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 58); Şuayb: Buhari ve
Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 2/396; Buhari 347; Müslim 368/110;
Ebu Davud 321; Nesai 1/170; Bak hadis no: 1305.
ذكر
الخبر المدحض
قول من زعم أن
مسح الذراعين في
التيمم واجب
لا يجوز تركه
Teyemmümde Kolları
Meshetmenin Vacip Olup Terk Edilmesinin Caiz Olmadığını iddia Edenin Kavlini
çürüten Haber
[ 1305 ] أخبرنا
عمر بن محمد
الهمداني قال حدثنا
بشر بن معاذ
العقدي قال
حدثنا عبد
الواحد بن
زياد قال
حدثنا سليمان
الأعمش عن
شقيق بن سلمة
قال قال أبو
موسى لعبد
الله بن مسعود
لو أن جنبا لم
يجد الماء
شهرا لم يصل
قال عبد الله
لا قال أبو
موسى أما تذكر
حين قال عمار
بن ياسر لعمر
يا أمير
المؤمنين ألا
تتقي الله ألا
تذكر حين
بعثني وإياك
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم في الإبل
فأصابتني
جنابة فتمعكت
في التراب
فلما رجعت إلى
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم أخبرته
فقال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
إنما كان
يكفيك أن تقول
هكذا وضرب بيده
إلى الأرض
ومسح وجهه
وكفيه قال عبد
الله لا جرم
ما رأيت عمر
قنع بذلك قال
أبو موسى فكيف
بهذه الآية في
سورة النساء {
فلم تجدوا ماء
فتيمموا
صعيدا طيبا }
فقال عبد الله
إنا لو رخصنا
لهم في ذلك
يوشك إذا برد
على جلد أحدهم
الماء أن
يتيمم قال
الأعمش فقلت
لشقيق أما كان
لعبد الله غير
ذلك فقال لا
1305- Şakik (b. Seleme)
anlatıyor: Ebu Musa, Abdullah (b, Mes'ud)'a: "Kişi cünüp oluyor ve bir ay
su bulamıyor. Bu nedenle namaz kılmıyor (kılmalı mı)" diye sorunca,
Abdullah: "Hayır, (namaz gerekmez)" karşılığını verdi. Ebu Musa:
''Ammar'ın (bu konuda) Ömerle söylediğini hatırlamadın mı? (O, Ömer'e):
"Ey Müminlerin emiri! Allahtan korkmaz mısın? ResulLıllah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ikimizi develerin zekatı için göndermişti. Ben cünüp olmuş ve
temiz toprağa bulanmıştım. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip bu
durumu haber verdiğimde:
''Sana şu (temiz toprak)
yeterdi’‘ buyurdu ve bir defa yere vurup avuçlarını ve yüzünü meshetti"
demişti. Abdullah: "Ammar'ın (bu konudaki) sözüne Ömerlin itibar ettiği
görüşünde değilim" deyince, Ebu Musa: "O zaman: Nisa suresindeki
''Eğer su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve
(dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin’‘ (Nisa 43) ayeti ile nasıl amel
edeceksin?" dedi. Bunun üzerine Abdullah: "Eğer onlara öyle bir
ruhsat verirsek kişi, suyu derisinde soğuk hissettiği zaman da temiz toprakla
mesh eder" dedi. A'meş der ki: Şakık'e: "Abdullah'ın bundan başka
görüşü var mı?'' diye sordum. "Hayır" dedi.
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 58); Şuayb: İsnadı
sahihtir. Ahmed 4/365; Müslim 368/111; Bak hadis no; 1304.
[ 1306 ] أخبرنا
عمر بن محمد
الهمداني
حدثنا محمد بن
بشار حدثنا
محمد بن جعفر
حدثنا شعبة عن
الحكم عن ذر
عن بن عبد
الرحمن بن
أبزي عن أبيه
أن رجلا أتى
عمر بن الخطاب
فقال إني
أجنبت فلم أجد
الماء فقال
عمر لا تصل
فقال عمار أما
تذكر يا أمير
المؤمنين إذ
أنت وأنا في
سرية فأجنبنا
فلم نجد الماء
فأما أنت فلم
تصلي وأما أنا
فتمعكت في
التراب فلما
أتينا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
ذكرت ذلك له
فقال إنما كان
يكفيك وضرب النبي
صلى الله عليه
وسلم بيده إلى
الأرض ثم نفخ
فيهما ومسح
بهما وجهه
وكفيه
1306- Said b.
Abdirrahman b. Ebza, babasından bildiriyor: Adamın biri Ömer b. el-Hattab'a
gelip: "Ben cünüp oldum ve su bulamadım" deyince Ömer: "Namaz
kılamazsın" dedi. Ammar b. Yasir, Ömer b. el-Hattab'a şöyle dedi: ''Ey
müminlerin emiri! Hatırlamıyor musun? Ben ve sen bir müfrezede iken ikimiz de
cünüp olmuştuk ve su bulamamıştık. Sen namaz kılmamıştın. Ben de toprağa
bulanıp öyle namaz kılmıştım. Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gelip bu durumu kendisine anlattığımda ellerini yere vurup (tozlarını)
üfleyerek yüzünü ve avuçlarını mesh etmiş ve: ‘‘Bu şekilde yapman senin için
yeterli olurdu'' buyurmuştu."
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 345); Şuayb:
Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Buhari343; Bak hadis no: 1267.
ذكر خبر ثان
يصرح بصحة ما
ذكرناه
Zikrettiğimiz Hususun
Doğruluğunu Belirten ikinci Haber
[ 1307 ] أخبرنا
إسحاق بن
إبراهيم بن
إسماعيل ببست
حدثنا الحسن
بن علي
الحلواني
حدثنا يعلى بن
عبيد حدثنا
الأعمش عن
شقيق قال كنت
مع عبد الله وأبي
موسى فقال أبو
موسى يا أبا
عبد الرحمن
الرجل يجنب
فلا يجد الماء
يصلي فقال
تسمع قول عمار
بن ياسر لعمر
أن رسول الله
صلى الله عليه
وسلم بعثنا
أنا وأنت
فأجنبت
فتمعكت بالصعيد
فأتيت رسول
الله صلى الله
عليه وسلم فأخبرته
فقال إنما
يكفيك هذا
ومسح وجهه
وكفيه واحدة
فقال إني لم
أر عمر قنع
بذلك فقال كيف
تصنعون بهذه
الآية { فلم
تجدوا ماء
فتيمموا صعيدا
طيبا } قال لو
رخصنا لهم في
هذه كان أحدهم
إذا وجد الماء
البارد يمسح
بالصعيد قال
الأعمش فقلت
لشقيق ما كرهه
إلا لهذا
1307- Şakık (b, Seleme)
anlatıyor: Abdullah (b, Mes'ud) ve Ebu Musa ile birlikte oturuyardum, Ebu Musa:
"Ey Ebu Abdirrahman! Kişi cünüp oluyor ve su bulamıyor, Namazı kılması
gerekir mi?" diye sorunca (Abdullah: "Hayır, (gerekmez)"
karşılığını verdi.) Ebu Musa: "Ammar b, Yasir'in (bu konuda) Ömer'e
söylediğini işitmedin mi? (O, Ömer'e): "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ikimizi bir yere göndermişti, Ben cünüp olmuş ve temiz toprağa
bulanmıştım, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip bu durumu haber
verdiğimizde: ‘‘Sana şu (temiz toprak) yeterdi’‘ buyurdu ve bir defa avuçlarını
ve yüzünü meshetti" demişti. Abdullah: "Ammar'ın (bu konudaki) sözüne
Ömer'in itibar ettiği görüşünde değilim" deyince, Ebu Musa: "O zaman:
‘‘Eğer su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve
(dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin’‘ (Nisa 43) ayeti ile nasıl amel
edeceksin?" dedi. Bunun üzerine Abdullah: "Eğer onlara öyle bir
ruhsat verirsek kişi, suyu soğuk bulduğu zaman da temiz toprakla mesh
eder" dedi. A'meş der ki: Şakık'e: "Abdullah bu sebeple bundan (teyemmümden)
hoşlanmamıştır" dedim.
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Buhari ve Müslim'in
şartlarına göre sahihtir. Bak hadis no: 1304.
ذكر
الأمر
بالاقتصار في
التيمم
بالكفين مع الوجه
دون الساعدين
بالضربتين
iki Vuruşla Kolları
Değil de Avuçlarla Yüzü Meshetmekle Yetinmenin Emredilmesi
[ 1308 ] أخبرنا
الحسن بن
سفيان حدثنا
محمد بن المنهال
الضرير قال
حدثنا يزيد بن
زريع قال
حدثنا سعيد عن
قتادة عن عزرة
عن سعيد بن
عبد الرحمن بن
أبزي عن أبيه
عن عمار بن
ياسر قال سألت
النبي صلى
الله عليه
وسلم عن
التيمم
فأمرني بالوجه
والكفين ضربة
واحدة وكان
قتادة به يفتي
1308- Ammar b. Yasir der
ki: "Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) teyemmüm hakkında
sorduğumda elleri bir defa yere vurup yüzümü ve ellerimi mesh etmemi
emretti." Katade bununla fetva verirdi.
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: Müslim'in şartınca
sahih. Bak hadis no: 1303.
ذكر
استحباب
النفخ في
اليدين بعد
ضربهما على الصعيد
للتيمم
Teyemmüm için Toprağa
Vurulan Ellere Üflemenin Müstehaplığı
[ 1309 ] أخبرنا
محمد بن إسحاق
بن خزيمة وعمر
بن محمد
الهمداني
قالا حدثنا
محمد بن بشار
قال حدثنا
محمد بن جعفر
قال حدثنا
شعبة عن الحكم
عن ذر عن بن
عبد الرحمن بن
أبزي عن أبيه
أن رجلا أتى
عمر بن الخطاب
فقال إني
أجنبت فلم أجد
الماء فقال
عمر لا تصل
فقال عمار أما
تذكر يا أمير
المؤمنين إذ
أنت وأنا في
سرية فأجنبنا
فلم نجد الماء
فأما أنت فلم
تصل وأما أنا
فتمعكت في
التراب فلما
أتينا النبي
صلى الله عليه
وسلم ذكرت ذلك
له فقال إنما
يكفيك وضرب
النبي صلى
الله عليه
وسلم بيده إلى
الأرض ثم نفخ
فيهما ومسح
بهما وجهه
وكفيه قال أبو
حاتم رضى الله
تعالى عنه
اللفظ لمحمد
بن إسحاق رحمه
الله
1309- ibn Abdirrahman b.
Ebza, babasından bildiriyor: Adamın biri Ömer b. el-Hattab'a gelip: "Ben
cünüp oldum ve su bulamadım" deyince Ömer: "Namaz kılamazsın"
dedi. Ammar, Ömer'e şöyle dedi: "Ey müminlerin emiri! Hatırlamıyor musun?
Ben ve sen bir müfrezede iken ikimiz de cünüp olmuştuk ve su bulamamıştık. Sen
namaz kılmamıştın. Ben de toprağa bulanıp öyle namaz kılmıştım. Allah Resulü'ne
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip bu durumu kendisine anlattığımda ellerini
yere vurup (tozlarını) üfleyerek yüzünü ve avuçlarını mesh etmiş ve: ‘‘Bu
şekilde yapman senin için yeterli olurdu’‘ buyurmuştu."
Ebu Hatim der ki:
"Hadisin lafzı, Muhammed b. İshak'a aittir."
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 158; Sahih Ebu Davud
351); Şuayb: Buhari ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Bak hadis no: 1267.
ذكر خبر
قد يوهم غير
المتبحر في
صناعة الحديث أنه
مضاد للأخبار
التي ذكرناه
قبل
Hadis ilminde Derinliği
Olmayana Daha Önce Zikrettiğimiz Hadislere Aykırı Olduğu izlenimi Veren Haber
[ 1310 ] أخبرنا
الفضل بن
الحباب
الجمحي قال
حدثنا عبد
الله بن محمد بن
أسماء بن أخي
جويرية قال
حدثنا جويرية
عن مالك بن
أنس عن الزهري
عن عبيد الله
بن عبد الله
عن أبيه عن
عمار قال
تيممنا مع
النبي صلى الله
عليه وسلم إلى
المناكب
1310- Ammar der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteyken omuzlarımıza
kadar teyemmüm yaptık."
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 341); Şuayb:
Buhari ve. Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ahmed 4/321; Ebu Davud 318;
Nesai 1/168; İbn Mace 571.
قال
أبو حاتم رضى
الله تعالى
عنه كان هذا
حيث نزل آية
التيمم قبل
تعليم النبي صلى
الله عليه
وسلم عمارا
كيفية التيمم
ثم علمه ضربة
واحدة للوجه
والكفين لما
سأل عمار النبي
صلى الله عليه
وسلم عن
التيمم
Ebu Hatim der ki:
"Omuzlara kadar teyemmüm, teyemmüm ile ilgili ayet nazil olduktan sonra,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunun nasıl olacağını Ammar'a
öğretmeden önce yapılmıştır. Ammar teyemmümün nasıl olacağını Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) el ve avuçlar için toprağa bir defa vurulacağını söylemiştir."
ذكر البيان
بأن الصعيد
الطيب وضوء
المعدم الماء
وإن أتى عليه
سنون كثيرة
Senelerce Su Bulunamasa
Bile Temiz Toprağın Abdest Aracı Sayılması
[ 1311 ] أخبرنا
شباب بن صالح
قال حدثنا وهب
بن بقية قال
أخبرنا خالد
عن خالد عن
أبي قلابة عن
عمرو بن بجدان
عن أبي ذر قال
اجتمعت غنيمة
عند رسول الله
صلى الله عليه
وسلم فقال يا
أبا ذر أبد
فيها قال
فبدوت فيها
إلى الربذة
فكانت تصيبني
الجنابة
فأمكث الخمس
والست فدخلت
إلى النبي صلى
الله عليه
وسلم فقال أبو
ذر فسكت ثم
قال أبو ذر
ثكلتك أمك
فأخبرته فدعا
بجارية سوداء
فجاءت بعس من
ماء فسترتني
واستترت
بالراحلة
فاغتسلت
فكأنها ألقت
عني جبلا فقال
صلى الله عليه
وسلم الصعيد
الطيب وضوء
المسلم ولو
إلى عشر سنين
فإذا وجدت
الماء فأمسسه
جلدك فإن ذلك
خير
1311- Ebu Zer anlatıyor:
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında (zekat mallarından) küçük
bir koyun sürüsü olmuştu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Ey Ebu
Zer! Bu koyunları sen güt" buyurunca onları Rebeze'ye güttüm. Cünüp oluyor
ve (su olmadığı için gusletmeden) beş altı gün boyunca öyle kalıyordum. Sonunda
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldiğimde: "Sen ha Ebu
Zer!" buyurdu. Ben (bir şey demeyip) susmuştum. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Ey Ebu Zer! Annen seni kaybetsin, annenin vay
haline" buyurdu ve siyahi bir cariyeyi çağırdı. O da bir kova su ile geldi.
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni giysimle gizledi. Ben de öbür
taraftan bir devenin arkasına geçerek gizlendim ve guslettim. Sanki üzerimden
bir dağı atmış gibiydim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Su
bulamadıktan sonra) on yıl boyunca olsa dahi temiz toprakla teyemmüm müslümanın
abdesti olur. Suyu bulunca da yıkanır ki, bu daha hayırlıdır" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 358); Şuayb:
Hadis sahihtir. Ahmed 5/155; Ebu Davud 332; Tirmizi 124; Nesai 1/171; Bak hadis
no: 1312, 1313.
ذكر
البيان بأن
واجد الماء
إذا كان جنبا
بعد تيممه
عليه إمساس
الماء بشرته
حينئذ
Teyemmüm Almış Olan
Cünübün Suyu BUlduğu Anda Onu Hemen Cildine Sürmesi (Yıkanması)
[ 1312 ] أخبرنا
محمد بن علي
الصيرفي غلام
طالوت بن عباد
بالبصرة قال
حدثنا الفضيل
بن الحسين
الجحدري قال
حدثنا يزيد بن
زريع قال
حدثنا خالد
الحذاء عن أبي
قلابة عن عمرو
بن بجدان قال
سمعت أبا ذر
قال اجتمعت
عند رسول الله
صلى الله عليه
وسلم غنم من
غنم الصدقة
فقال أبد يا
أبا ذر قال
فبدوت فيها
إلى الربذة
قال فكان يأتي
علي الخمس
والست وأنا
جنب فوجدت في
نفسي فأتيت
النبي صلى
الله عليه
وسلم وهو مسند
ظهره إلى
الحجرة فلما
رآني قال ما
لك يا أبا ذر
قال فجلست قال
مالك يا أبا
ذر ثكلتك أمك
قلت يا رسول
الله جنب قال
فأمر جارية
سوداء فجاءت
بعس فيه ماء
فاستترت
بالبعير
وبالثوب
فاغتسلت
فكأنما وضع
عني جبلا فقال
ادن فإن
الصعيد الطيب
وضوء المسلم
ولو عشر حجج
فإذا وجد
الماء فليمس
بشرته الماء
1312- Ebu Zer anlatıyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında (gelen) zekat davarlarından
(küçük bir) davar sürüsü birikti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Ey Ebu Zer! (Bu) sürüyü (gütmek üzere kıra) götür" buyurdu. Ben de
bu sürüyü Rebeze köyüne sürüp götürdüm.
Ebu Zer devamla der ki:
Ben, cünüp oluyor ve (su olmadığı için yıkanamadan) beş-altı (gece)
geçiriyordum. (Bununla ilgili) kendimde (bir şeyler) hissettim. Bunun üzerine
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldim. Bu sırada Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), sırtını odaya dayamış vaziyetteydi. Beni
görünce: "(Ey Ebu Zer! Sana ne oldu?" buyurdu. Ebu Zer devamla der
ki: Bunun üzerine (cevap vermeden susup) oturdum. "Ey Ebu Zer! Sana ne
oldu? Hay annen seni kaybedesice!" buyurdu. Ben de: "Ey Allah'ın
Resulü! cünüp oldum" dedim.
Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), siyah bir cariyeye / kız çocuğuna Dana (bana su
getirmesini) emretti. O da, içerisinde su dolu bir kova getirdi. Ben de bir
devenin (arkasına geçerek) bir giysi ile gizlendim. Sonra da yıkandım. Üstümden
bir dağı atmış gibi oldum. Daha sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
''Yaklaş. Temiz toprak, Müslümanın abdest suyu (temizleyicisidir). On yıl sürse
bile. Suyu bulduğun zaman ise onu vücuduna dök (ve böylelikle yıkan)."
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 358); Şuayb:
Hadis sahihtir. Bak hadis no: 1311.
ذكر الخبر
المدحض قول من
زعم أن هذا
الخبر تفرد به
خالد الحذاء
Bu Hadisi Rivayette
Halid el-Hazza'nın Tek Kaldığını iddia Edenin Kavlini çürüten Haber
[ 1313 ] أخبرنا
أحمد بن عيسى
بن السكين
بواسط وكان يحفظ
الحديث
ويذاكر به قال
حدثنا عبد
الحميد بن
محمد بن
المستام قال
حدثنا مخلد بن
يزيد قال
حدثنا سفيان
الثوري عن
أيوب
السختياني
وخالد الحذاء
عن أبي قلابة
عن عمرو بن
بجدان عن أبي
ذر قال قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم الصعيد
الطيب وضوء المسلم
وإن لم يجد
الماء عشر
سنين
1313- Ebu Zer der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "On yıl boyu su bulamasa da,
temiz toprak Müslümanın abdest suyudur" buyurdu.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 358); Şuayb:
Hadis sahihtir. Bak hadis no: 1311.
ذكر
إباحة التيمم
للعليل
الواجد الماء
إذا خاف التلف
على نفسه باستعماله
الماء
Suyu Bulan Hastanın Onu
Kullanmakla Hayati Tehlikesi Olduğunda Teyemmüm Almasının Mubahlığı
[ 1314 ] أخبرنا
محمد بن إسحاق
بن خزيمة قال
حدثنا محمد بن
يحيى الذهلي
قال حدثنا عمر
بن حفص بن غياث
قال حدثنا أبي
قال أخبرني
الوليد بن
عبيد الله بن
أبي رباح أن
عطاء عمه حدثه
عن بن عباس أن
رجلا أجنب في
شتاء فسأل
فأمر بالغسل
فمات فذكر ذلك
للنبي صلى
الله عليه
وسلم فقال ما
لهم قتلوه
قتلهم الله
ثلاثا قد جعل
الله الصعيد
أو التيمم طهورا
قال شك بن
عباس ثم أثبته
بعد
1314- Abdullah b. Abbas
bildiriyor: Bir adam kış ayında cünüp olmuştu. (Boy abdesti alıp almayacağını)
sordu. Yıkanmakla emrolundu. Sonra da bu adam öldü. Bu mesele Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e anlatıldı. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Onlara ne oluyor ki, onu öldürdüler. -üç defa- Allah
da onları öldürsün". Allah toprağı -veya teyemmümü- temiz / temizleyici
kılmıştır" buyurdu.
Hadisin ravisi der ki:
Abdullah b. Abbas şüphe etti. Sonra ifadeyi tam olarak tesbit etti.
[Tahric:] Elbani: Hasen (Sahih Ebu Davud 365); Şuayb:
Ravileri güvenilir kimselerdir. Ahmed 1/330; Ebu Davud 337; İbn Mace 572;
Darimi 1/192.
ذكر
الإباحة
للجنب إذا خاف
التلف على
نفسه من البرد
الشديد عند
الاغتسال أن
يصلي بالوضوء أو
التيمم دون
الاغتسال
Soğuktan Dolayı
Yıkanması Hayati Tehlike Oluşturan Cünübün Yıkanmak Yerine Abdest Almasının ya
da Teyemmüm Etmesinin Mubahlığı
[ 1315 ] أخبرنا
عبد الله بن
محمد بن سلم
قال حدثنا حرملة
بن يحيى قال
حدثنا بن وهب
قال أخبرني
عمرو بن
الحارث عن
يزيد بن أبي
حبيب عن عمران
بن أبي أنس عن
عبد الرحمن بن
جبير عن أبي
قيس مولى عمرو
بن العاص أن
عمرو بن العاص
كان على سرية
وأنه أصابهم
برد شديد لم
يرو مثله فخرج
لصلاة الصبح
قال والله لقد
احتلمت
البارحة فغسل
مغابته وتوضأ
وضوءه للصلاة
ثم صلى بهم
فلما قدم على
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم سأل رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
أصحابه فقال
كيف وجدتم
عمرا وأصحابه
فأثنوا عليه
خيرا وقالوا
يا رسول الله
صلى بنا وهو
جنب فأرسل
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم إلى عمرو
فسأله فأخبره
بذلك وبالذي
لقي من البرد
وقال يا رسول
الله إن الله
قال ولا
تقتلوا
أنفسكم ولو
اغتسلت مت
فضحك رسول
الله صلى الله
عليه وسلم إلى
عمرو
1315- Amr b. el-As'ın
azatlısı Ebu Kays anlatıyor: Amr b. el-As, bir askeri birliğin başında
(komutan) idi. (Bu askeri birliğin yolculuğu sırasında) onlara benzeri
görülmemiş şiddetli bir soğuk isabet etti. Derken sabah namazını kıldırmaya
çıktı. Sonra da: "Allah'a yemin ederim ki, geceleyin ihtilam oldum"
dedi. Sonra da koltuk altlarını ve eteğini yıkadı. Namaz için aldığı abdest
gibi abdest aldı, sonra da cemaate namaz kıldırdı. Askeri birlik, (Medine'de)
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına varınca, Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), sahabilerine: "Amrı, nasıl buldunuz?"
diye sordu. Onlar, onu hayırla övdüler. Sonra da: "Ey Allah'ın Resulü! Amr
bize cünüp olduğu halde namaz kıldırdı" dediler. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), (yanına gelmesi için bir elçiyle) Amr'a haber
gönderdi. Ona (bunun doğru olup olmadığını) sordu. O da, Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e (başından geçen) bu durumu ve maruz kaldığı soğuk havayı
anlattı ve devamla: "Ey Allah'ın Resulü! Doğrusu Allah,
''Nefislerinizi
öldürmeyiniz’‘ (Nisa 29) buyurmaktadir. Eğer yıkansaydım (şiddetli soğuktan
dolayı muhakkak) ölürdüm" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
de Amr'a güldü.
[Tahric:] Elbani: Sahih (el-İrva' 154; Sahih Ebu Davud
361); Şuayb: Müslim'İn şartınca sahih. Ahmed 4/203; Ebu Davud 335.
ذكر ما
يستحب للمرء
أن يتيمم لرد
السلام وإن كان
في الحضر
Yerleşik Haldeki
Kimsenin Selam Vermek için Teyemmüm Almasının Müstehaplığı
[ 1316 ] أخبرنا
الحسن بن
سفيان قال
حدثنا عبد
الرحمن بن
إبراهيم قال
حدثنا عبد
الله بن يحيى
عن حيوة بن
شريح عن يزيد
بن الهاد أن
نافعا حدثه عن
بن عمر أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم أقبل من
الغائط فلقيه
رجل عند بئر
جمل فسلم عليه
فلم يرد عليه
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم حتى أقبل
على الحائط
فوضع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم يده
على الحائط ثم
مسح وجهه
ويديه ثم رد
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم على
الرجل السلام
1316- Abdullah b. Ömer
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), büyük abdestini yapmaya
doğru gitmişti. Derken (Ebu Cuheym adında) bir adam, B'i-ri Cemel'in yanında
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'le karşılaştı ve O'na selam verdi.
Fakat Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun selamını almadı. Derken
duvara yönelip de, elini duvarın üzerine koydu, sonra yüzünü ve ellerini mesh
etti. sonra da o adamın selamını aldı.
[Tahric:] Elbani: Sahih (Sahih Ebu Davud 357); Şuayb:
Buhari'nin şartınca Sahihtir. Ebu Davud 331; Bak hadis no: 1301.
ذكر
الإباحة
للمسافر أن
ينزل في منزل
بسبب من أسباب
هذه الدنيا
وهو غير واجد
الماء
Yolcunun Dünyalık
Herhangi Bir iş için Su Bulunmayan Bir Yerde Konaklamasının Mubahlığı
[ 1317 ] أخبرنا
عمر بن سعيد
بن سنان
الطائي بمنبج
أخبرنا أحمد
بن أبي بكر عن
مالك عن عبد
الرحمن بن
القاسم عن
أبيه عن عائشة
أنها قالت
خرجنا مع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم في
بعض أسفاره
حتى إذا كنا
بالبيداء أو
بذات الجيش
انقطع عقد لي
فقام رسول
الله صلى الله
عليه وسلم على
التماسه
وأقام الناس
معه وليس هم
على ماء وليس
معهم ماء فجاء
أناس إلى أبي
بكر الصديق
فقالوا ألا
ترى ما صنعت
عائشة أقامت
برسول الله
صلى الله عليه
وسلم وبالناس
وليسوا على
ماء وليس معهم
ماء فعاتبني
أبو بكر وقال
ما شاء الله
أن يقول وجعل
يطعن بيده في
خاصرتي فلا
يمنعني من
التحرك إلا
مكان رسول
الله صلى الله
عليه وسلم
فقام رسول
الله صلى الله
عليه وسلم حتى
أصبح على غير
ماء فأنزل
الله آية
التيمم
فتيمموا قال
أسيد بن حضير
وهو أحد
النقباء ما
هذا بأول
بركتكم يا آل أبي
بكر قالت
عائشة فبعثنا
البعير الذي
كنت عليه
فوجدنا العقد
تحته
1317- Hz. Aişe
anlatıyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) seferlerinden birinde
kendisiyle birlikte çıktık. Beyda' veya Zatü'I-Ceyş denilen yere vardığımızda
gerdanlığım koptu. Onu aramak için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) O
yerde bekledi ve oradakiler de onunla birlikte bekledi. Bir subaşında
olmadıkları gibi yanlarında da su yoktu. Bunun üzerine halk Ebu Bekr'e gelip:
"Aişe'nin yaptığını görüyor musun? Hem Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) hem de yanındaki insanları yollarından alıkoydu. Bir su başında
olmadıkları gibi yanlarında da su yoktur" dediler. Bunun üzerine Ebu Bekr
yanıma geldi. Resulullah ta (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başını uyluğuma
koymuş ve uyumuştu. Ebu Bekr: "Sen hem Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), hem de yanındaki insanları yollarından alıkoydun. Onlar bir su başında
olmadıkları gibi yanlarında da su yoktur" dedi ve beni azarlayıp Allah'ın
dilediğince bir şeyler söylendi. Sonra eliyle böğrüme dürtmeye başladı. Ancak
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böğrümde bulunması kıpırdamama
engel oluyordu. Böylece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) uyudu ve
insanlar susuz olarak sabahladı. Bunun üzerine Yüce Allah teyemmüm ayetini
indirdi ve teyemmüm aldılar. Nakıblerden birisi olan Useyd b. Hudayr: "Bu
sizin ilk bereketiniz değildir, ey Ebu Bekr ailesi!" dedi. Sonrasında
üzerinde bulunduğum deveyi kaldırdık gerdanlığı altında bulduk.
[Tahric:] Elbani: Sahih; Şuayb: İsnadı sahihtir. Bak
hadis no: 1300.
Sonraki
sayfa için aşağıdaki link’i kullan:
Bab: Mestlerin ve
Başka Şeylerin Meshedilmesi