|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
MUKADDİME |
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Karileri (Hafızları) Babı:
[81]
İmam Buhari, İbn Mes'ud (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Abdullah İbn Amr,
Abdullah İbn Mes'ud'dan bahsetti. Sonra şöyle dedi: Hala onu seviyorum. Çünkü
Allah Rasulü'nü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle derken işittim:
"Kur'an'ı şu dört kişiden öğrenin: Abdullah İbn Mes'ud, Salim, Muaz ve
Übey İbn Ka'b" Allah onlardan razı olsun. Bunu İmam Buhari, Menakib
Kitabı'nda birden çok yerde, Müslim ve Nesai de Şu'be'nin Amr b. Mürre’den
nakliyle rivayet etmişlerdir. Bunu Buhari, Müslim, Tirmizi ve Nesai ayrıca
A'meş'in Ebu Vail'den, onun da Mesruk'tan nakliyle rivayet etmişlerdir.
Bu
dört kişinin ikisi, İbn Mes'ud ile Ebu Huzeyfe'nin azatlı kölesi Salim,
Medine'ye ilk hicret eden Muhacir'lerdendir. Bu Salim, Müslümanların
önderlerindendi ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye teşrif
etmeden önce Müslümanlara imamlık yapıp namaz kıldırırdı. Diğer ikisi, Muaz b.
Cebel ile Übeyy b. Ka'b da, Ensar'dandır ki bunlar Müslümanların saygınlarından
ve büyüklerinden idiler. Allah hepsinden razı olsun.
[82]
İmam Buhari, daha sonra Şakik b. Seleme'den şöyle rivayet etmiştir: Abdullah
İbn Mes'ud bize hutbe okudu ve şöyle dedi: "Allah'a and olsun ki Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mübarek dudaklarından yetmiş küsur
sure öğrendim. Yine Allah'a yemin olsun ki Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ashabı, onların en hayırlısı olmamama rağmen içlerinde Allah'ın
kitabını en iyi bilenin ben olduğumu bilirler."
Şakik
şöyle demiştir: "Halka halka oturan insanların arasına oturdum. Ne
söylediklerine kulak verdim. Onun bu sözünü reddeden birini duymadım."
[83]
İmam Buhari, Alkame'den şöyle rivayet etmiştir: "Biz Hıms'ta idik.
İbn
Mes'ud Yusuf suresini okudu. Adamın biri çıkıp, 'bu sure bu şekilde nazil
olmadı' diye itiraz etti. İbn Mes'ud da şöyle cevap verdi: Ben bu sureyi Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e okudum, bana 'aferin' dedi. Bu esnada
İbn Mes'ud adamdan şarap kokusu geldiğini fark etti. Bunun üzerine, 'hem
Allah'ın kitabını yalanla, hem de şarap iç, öyle mi!' diye tepki gösterdi.
Sonra da adama had cezası uyguladı."
[84]
İmam Buhari, Mesruk'tan şöyle rivayet etmiştir: "Abdullah İbn Mes'ud şöyle
dedi: Kendisinden başka İlah olmayan Allah'a yemin ederim ki Allah'ın kitabında
inen her surenin, mutlaka nerede indiğini bilirim. Her ayetin kimin hakkında
indiğini elbette bilirim. Eğer birinin Allah'ın kitabını benden daha iyi
bildiğini öğrensem, deveyle gidilecek bir yerde yaşadığını bilsem, kuşkusuz
kalkar onun yanına giderim."
Bunların
hepsi haktır, doğrudur. Bu, kişinin kendi hakkında, kendisinin bilip başkasının
bilmediği şey hakkında verdiği haberdir. Bu ise ihtiyaç olduğundan dolayı
caizdir. Nitekim Allah (c.c), Yusuf (a.s)'ın Mısır kralına şöyle söylediğini
haber vermektedir: "Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları)
çok iyi korurum ve bu işi bilirim" dedi." (Yusuf, 55) İbn Mes'ud
(r.a.)'a övgü ve medih olarak Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
"Kur'an'ı şu dört kişiye okutun / onlardan dinleyin" buyurup, sonra
onu en başta zikretmesi yeter.
[85]
Ebu Ubeyd'in Ömer (r.a.)'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Kim Kur'an'ı indiği gibi taptaze okumak isterse İbn
Ümmi Abd'in (Kölenin annesinin oğlu) kıraatıyla okusun. " buyurmuştur.
İmam Ahmed b. Hanbel, A'meş'in bulunduğu bir senedle, bir olayın geçtiği uzunca
bir metin şeklinde rivayet etmiştir. Bunu Tirmizi ve Nesai, Ebu Muaviye'nin
nakliyle rivayet etmiş, Darekutni de sahih olduğunu kaydetmiştir. Bunu ben de
"Müsned-i Ömer" kitabımda zikrettim.
[86]
Yine İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet
ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Kim Kur'an'ı nazif olduğu gibi taptaze okumak isterse İbn Ümmi Abd'in
(Kölenin annesinin oğlu) kıraatıyla okusun. " İbn Ümmi Abd'dan kasıt, İbn
Mes'ud (r.a.)'dır. İbn Mes'ud (r.a.) bu lakapla meşhurdu.
[87]
İmam Buhari daha sonra Katade'den şöyle rivayet etmiştir: Enes b.
Malik'e
"Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında kimler Kur’an’ın
tamamını ezberlemişti?" diye sordum. O da şöyle cevap verdi: Dört kişi
Kur'an'ı ezberlemişti. Hepsi de ensardandı. Onlar, Übey b. Ka'b, Muaz b. Cebel,
Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd'dir." Bunu Müslim de rivayet etmiştir.
[88]
İmam Buhari, Enes (r.a.)'ın şöyle dediğini nakletmiştir:
"Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman Kur'an'ı dört
kişiden başkası ezberlememişti. Onlar Ebu'd-Derda, Muaz İbn Cebel, Zeyd İbn
Sabit ve Ebu Zeyd'dir. Bizler, Kur'an'ı onlardan miras aldık." 110 Bu
hadisin zahirinden Kur'an'ın tamamını bu dört kişiden başka hiç kimsenin ezberlemediği
anlaşılmaktadır. Ama böyle değildir. Aksine birçok Muhacir'in de Kur'an'ın
tamamını ezberlediğinde şüphe yoktur. Muhtemelen kastı, Ensar'dan Kur'an'ı
ezberleyenlerdir. Onun için dördünü de Ensar'dan zikretmiştir. Onların ilki
Buhari ile Müslim'in rivayet ettikleri birinci (87.) hadiste geçtiği üzere
Übeyy b. Ka'b, sadece Buhari'nin rivayet ettiği ikinci (88.) hadiste geçtiği
üzerede Ebu Derda'dır. Diğerleri ise Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu
Zeyd'dir. Bunlardan Ebu Zeyd dışındakilerin hepsi bununla meşhurdurlar. O ise
sadece bu rivayette geçmektedir. Onun isminde ihtilaf edilmiştir. Vakıdi: İsmi
Kays b. Seken b. Kays ... b. Adiyy b. Neccar'dır, demiştir. İbn Nümeyr ise:
Adı
Sa'd b. Ubeyd b. Numan olup Evs kabilesindendir, demiştir. Bunların Kur’an
hafızı iki farklı kişi olduğu da söylenmiştir ki bu görüşü İbn Abdilberr
nakletmiştir. 111 Fakat bu uzak bir ihtimaldir. Vakıdi'nin söylediği daha
sahihtir. Çünkü o Hazredidir. Zira Enes (r.a.)'ın "Biz de onlardan miras
aldık" sözündeki "biz" den kasıt, Hazredilerdir. Hadisin bazı
rivayetlerinde
"Amcalarımdan
biriydi" ifadesi yer almaktadır. Katade, Enes (r.a.)'dan şöyle
nakletmiştir: İki kabile, Evs ile Hazrec kabileleri birbirlerine karşı
övünüyorlardı. Evsliler: Meleklerin yıkadığı Hanzala b. Ebi Amir bizdendir,
ölümünden dolayı arşın titrediği Sa'd b. Muaz bizdendir, şahitliği iki kişinin
şahitliğine denk kılınan bizdendir, diyorlardı. Hazrediler ise Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında Kur'an'ın tamamını ezberleyenler; Übeyy
b. Ka'b, Muaz b. Cebel, Zeyd b. Sabit ve Ebu Zeyd de bizdendir, diyorlardı.
Bunların tümü Vakıdl'nin sözünün doğru olduğunu göstermektedir. Birçok kişinin
naklettiğine göre bu Ebu Zeyd, Bedr gazvesine katılmıştır. Musa b. Ukbe,
Zühri'den şöyle nakletmiştir: Ebu Zeyd künyeli Kays b. Seken, hicretin on
beşinci yılının başında Ebu Ubeyd köprüsü olayında öldürüldü.
Muhacirler
arasında Kur'an'ın tamamını hıfzetmiş olanların bulunduğunun delili, Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in:
[89]
"Cemaate imamlığz onların Kur'an'ı en iyi okuyanları / bilenleri yapar.
" buyurup, ölüm hastalığında Ebu Bekir (r.a.)'ı Muhacir'lere ve Ensar'a
namaz kıldırması için önlerine geçirmesidir. Ebu Bekir (r.a.) onların Kur’an’ı
en iyi bilen ve okuyanı olmasaydı önlerine geçirmezdi. İmam Eş'ari bunu bu
manaya yakın biçimde ortaya koymuştur. Bu delil reddedilemez ve onda hiçbir
şüphe yoktur. Büyük hadis alimi İbn Sem'ani bu hususu bir kitapçıkta
toplamıştır. Ben bunu "Müsned-i Şeyhayn: Ebu Bekir ile Ömer'in rivayet
ettikleri hadisler" adlı kitabımda uzunca ele aldım.
Muhacirlerden
bir diğer hafız da Osman b. Affan (r.a.)'dır. İleride zikredeceğimiz gibi tek
bir rek’atta Kur’an’ın tamamını hatmetmiştir. Diğeri Ali b. Ebi Talip'tir. Onun
Kur’an’ı nüzul sebebine göre topladığı söylenir. Bu daha önce geçti. Diğeri
Abdullah b. Mes'ud' dur. Daha önce geçtiği gibi o "Allah'ın Kitabı'ndan
hangi ayet inmişse ben onun kim hakkında ve nerede indiğini biliyorum. Allah'ın
Kitabı'nı benden daha iyi bilen birinin bineklerin ulaşabileceği bir yerde
olduğunu bilseydim ona mutlaka giderdim" demiştir. Diğeri Ebu Huzeyfe'nin
azatlı kölesi Salim'dir. O da asil ve saygın kişilerden, müttaki önderlerdendi.
Yemame savaşında şehid olarak öldürülmüştür. Diğeri Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in amcası oğlu, Kur'an tercümanı, derya ve allame Abdullah b.
Abbas b. Abdulmuttalib'dir. Mücahid'den şöyle rivayet edildiği daha önce geçti:
İbn Abbas'a (r.a.) Kur'an'ı iki defa okudum. Her ayette onu durduruyor ve onun
hakkında soru soruyordum. Bir diğer hafız Abdullah b. Amr'dır.
[90]
Nitekim Nesai ile İbn Mace, Abdullah b. Amr'dan şöyle rivayet etmişlerdir:
Kur’an’ın tamamını ezberledim ve her gece hepsini okumaya başladım. Bu haber
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca "Onu ayda bir
oku!" buyurdu ....
[91]
İmam Buhari, sonra İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Ömer (r.a.)
şöyle dedi: Ali, yargıda en bilgilimizdir. Übey en iyi hafızımızdır. Übey,
içimizde en iyi Kur'an okuyandır. Ancak onun lahnını (yanılmasını) bir kenara bırakırız.
Buna karşın Übey şöyle demiştir:
Ömer'in
lahın dediklerini ben Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in dilinden
aldım. Hiçbir şey için bunları bırakmam. Hz. Ömer de şöyle demiştirYs Allah
Teala buyurdu ki; "Biz, bir ayetin hükümünü yürürlükten kaldırır veya onu
unutturursak (ertelersek) mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz."
(Bakara, 106) Bu gösteriyor ki büyük bir zat bir şey için doğru dese de onun
vakıada yanlış olma ihtimali vardır. Onun için İmam Malik: Şu kabirdeki dışında
herkesin sözü alınır ve reddedilir, demiştir. Yani, Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in sözlerinin tümü ise kabul edilir.
İmam
Buhari daha sonra Fatiha ve diğer surelerin faziletini zikretmiştir.
Biz
daha uygun olacağından her bir surenin faziletini o surenin tefsiri esnasında
zikredeceğiz.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
Kur'an Okurken
Sükunetin ve Meleklerin inmesi