İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

MUKADDİME

 

Kur'an'ı güzel sesle okumayan kimse ve Allah'ın "Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi?" (Ankebut, 51) buyruğu babı:

 

[106] İmam Buhari'nin rivayet ettiğine göre Ebu Hureyre (r.a.) hep şöyle derdi: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Allah Teala, Peygamberin Kur'an'ı 'sesli ve güzel okuması' (teğanni) kadar hiçbir şeye kulak vermemiştir. "

 

Bir arkadaşı (Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet eden Ebu Seleme b. Abdurrahman'ın bir arkadaşı, ki o Abdulhamid b. Abdurrahman'dır): O (Yani Rasulullah -s.a.v.- ) teğanni ile "sesli okumayı" kastediyor, demiştir. Sonra Süfyan b. Uyeyne'nin Zühri'den nakliyle rivayet etmiştir ki onda Süfyan b. Uyeyne şöyle demektedir: Bunun tefsiri, "Kur'an'la yetinmesi ve tatmin olması" dır. İmam Müslim ile Nesai de Süfyan kanalıyla rivayet etmişlerdir.

 

Bunun manası şudur: Allah hiçbir şeyi, Kitabını sesli ve güzelokuyan bir peygamberin okuması kadar (ilgiyle) dinlemez. Zira kusursuz bir ahlaka sahip olup tam bir saygı ve haşyet içerisinde okumaları sebebiyle peygamberlerin okumalarında ayrı bir hoşluk vardır. Nitekim okumaktan gaye de Allah'a karşı duyulan saygıdır, haşyettir. Allah (c. c) itaatkarlarıyla ve günahkarlarıyla, tüm kullarının sesini dinler. Aişe (r.anha)'nın dediği gibi "Allah'ın işitmesi tüm sesleri kuşatır." Fakat Allah mü'min kullarına daha çok kulak verir. Nitekim "Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın." (Yunus, 61) buyurmuştur. Peygamberleri ise bu hadisin ifade ettiği gibi daha güzel dinler.

 

Kimisi buradaki "ezen"i, emretmekle tefsir etmiştir. Ancak ilk mana daha uygundur. Çünkü Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah Teala Peygamberin Kur'an'ı teğanniyle okuması kadar hiçbir şeye kulak vermemiştir" buyurmuştur. Kasıt, sesli okumasıdır. Çünkü burada "ezen", sözün akışından anlaşılacağı üzere, dinlemek manasına gelmektedir. Nitekim Allah (c.c)'nun "Gök yarıldığı, Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman, yer dümdüz edildiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı ve Rabbini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır)" (İnşikak, 1-5) buyruğundaki "Rabbine kulak verip" manasına gelen cümledeki fiil de tamamen budur. Bu surede geçen ..... cümlesi "kulak verdi", ardındaki ..... ise hak oldu manasına gelmektedir. Yani göğe Allah'ı dinlemek ve itaat etmek hak ve vazife olmuştur. Dolayısıyla burada "ezen" dinlemek manasına gelmektedir. Bu sebeple İbn Mace'nin ceyyid senedle Fadale b. Ubeyd'den rivayet ettiği bir hadiste:

 

 

[107] Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Yemin olsun ki Allah, Kur'an'ı güzel sesle okuyanı, adamın şarkı söyleyen kız arkadaşını dinlemesinden daha güzel dinler. " Süfyan b. Uyeyne'nin: "Manası 'Kur'an'la yetinmesi ve tatmin olması'dır" sözünden kastı, dünyada yetinmek ise -ki Ebu Ubeyd ve bazıları da bunda ona uymuşlardır-; bu, hadiste kastedilen zahiri manaya aykırıdır. Çünkü bazı raviler bunu cehretmek ile tefsir etmişlerdir ki bu "güzel ve hüzünlü, yanık bir sesle okumak"tır. Harmale der ki:

Ben Süfyan b. Uyeyne'yi: Manası 'Kur'an'la yetinmesi ve tatmin olması'dır" derken işittim. Şafii bana şöyle dedi: Hayır, bu öyle değil. Öyle olsaydı ( .... değil) "....." derdi. Bilakis bundan kasıt, hüzünlenmek ve hazin bir tarzda terennüm etmektir. Harmale daha sonra şöyle der: İbn Vehb de: Bu, Kur'an'ı nağmeli terennüm etmesidir, dedi. Müzeni ve Rebi de İmam Şafii'den (rh.a) böyle rivayet etmişlerdir.

 

Buna göre İmam Şafii'nin bu başlığa Allah'ın (c.c) "Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi?" (Ankebut, 51) buyruğu ile başlaması pek de isabetli olmamıştır. Çünkü bu ayet-i kerime, müşriklerin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den onun doğruluğuna gösterge olacak mucizeler istemelerine cevap olarak gelmiştir. Ayetin öncesi şöyledir:

"Ona Rabbinden (başkaca) mucizeler indirilmeli değil miydi?" derler. De ki:

Mucizeler ancak Allah'ın katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım. Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mi? Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır. " (Ankebut, 50-51) Şöyle demek isteniyor: Senin doğruluğuna delil olarak sana Kur'an'ı indirmemiz yetmiyor mu? Sen ki okuyup yazma bilmeyen birisin ve "Bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlar kuşku duyarlardı." (Ankebut, 48) Yani, buna rağmen Kur’an' daki evvelkilere ve sonrakilere dair onca haberle geldin. Dolayısıyla İmam Buhari'nin getirdiği bu ayet-i kerimenin, "Kur'an'ı güzelokumak" veya "onunla tatmin olup başka dünyalıklara ihtiyaç duymamak" manasına gelen "Kur'an'la teğanni etme" arasında ne alaka vardır? Her halükarda, konuya bu ayetle giriş yapmak pek isabetli olmamıştır.

 

 

 

*

Konuyla ilgili Hadisler ve Kur'an'ı Sesi Değiştirerek Tilavetin Hükmü

 

[108] Ebu Ubeyd Ukbe b. Amir (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün biz mescidde Kur'an üzerinde sohbet ederken yanımıza çıkageldi ve "Allah'ın kitabını öğrenin ve onu mülk edinin. -ravi der ki: 'Onunla teğanni edin' demiş de olabilir- Canımı elinde bulunduran Allah'a yemin olsun ki Kur’an (kişiden) devenin bağından kurtulmasından daha kolay gider. " buyurdu. Ebu Ubeyd başka bir tarikle buna benzer bir rivayet zikretmiş ve "ancak bunda ravi tereddüte düşmemiştir" demiştir. Bunu Ahmed b. Hanbel ile Nesai de -Fezailu'l-Kur'an'da- rivayet etmişlerdir. Hadisin bazı lafızlarında şu ziyade vardır: "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) biz Kur’an okurken yanımıza geldi ve selam verdi." Böylece bu rivayette Kur’an okuyan kişiye selam verilebileceğine delil vardır.

 

 

[109] Ebu Ubeyd daha sonra Muhacir b. Habib'den şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ey Kur'an ehli! Kur'an'ı yastık yapmayın (geceyi uykuyla geçirip hiç Kur'an okumamazlık yapmayın). Onu, gece gündüz hakkını vererek okuyun. Onunla teğanni edin. Onu malınız edinin (malınız gibi koruyup gözetin, yani sürekli kontrol edin ve tekrar tekrar okuyun). Onda söylenenleri sürekli hatırlayın ve tefekkür edin. Umulur ki böylece kurtuluşa eresiniz. " Bu, mürseldir. Daha sonra şöyle demiştir: "Onunla teğanni edin"in manası; onu fakirliğe karşı zenginliğiniz yapın, ondan az okumayı ondan yana fakirlik saymayın (azını küçümsemeyin; az veya çok mutlaka okuyun). "Ona sahip olun" cümlesi ise şu manaya gelir; malınızı mülkiyetinize geçirip sahip çıktığınız ve koruduğunuz gibi, ezberinizdeki Kur'an'a da sahip çıkın ve koruyun.

 

 

[110] Ebu Ubeyd, Fudale b. Ubeyd'den (r.a.), Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah (c.c) Kur'an'ı güzel sesle okuyan kişiyi, dostunun şarkıcı kızı dinlemesinden daha candanlilgiyle dinler. "

 

 

[111] İmam Beğavı, Saib'den şöyle rivayet etmiştir: Sa'd bana "Yeğenim! Kur'an'ı okudun mu?" dedi. "Evet" dedim. "Onu teğanniyle oku. Zıra ben Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Kur'an'ı teğanni edin (gür ve güzel sesle okuyun). Kur'an'ı teğanni etmeyen, bizden değildir. Ağlayın, ağlayamazsanızda ağlar gibi yapın. " Ebu Davud bunu:

"Kur'an'ı teğanni etmeyen bizden değildir" lafzıyla rivayet etmiştir. İbn Mace'nin rivayeti ise şu lafızladır: "Bu Kur'an hüzünlerle (korkutucu, insana hüzün veren bilgilerle) indi. Onun için siz onu okuduğunuzda ağlayın. Ağlayamazsanız ağlar gibi yapın. Onu teğanniyle okuyun. Kim teğanniyle okumazsa o bizden değildir." İmam Ahmed b. Hanbel, Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a.)'dan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Kur'an'la teğanni etmeyen bizden değildir" buyurduğunu rivayet etmiş, sonra şöyle demiştir:

 

 

Veki (İmam Ahmed'in bu hadisi kendinden rivayet ettiği meşhur hocası) şöyle dedi: Yani, onunla yetinmeyen ve tatmin olmayan ...

 

 

[112] Ebu Davud, Ubeydullah b. Ebi Yezid'den şöyle rivayet etmiştir: Ebu Lübabe yanımızdan geçip gitti. Biz de onu evine kadar takip ettik. Eve girdi, biz de ardından girdik. Bir de baktık ki hem evi ve hem kılık kıyafeti yırtık ve eski! Ona bağlanmak istedik. Bize "Çok para kazanan tüccarlar!" dedi. Sonra işittim, aynen şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Kur'an'ı teğanni etmeyen bizden değildir." Ravilerden Abdulcebbar b. Verd der ki: Bunun üzerine ben bunu bana aktaran İbn Ebu Melike'ye, "Ey Ebu Muhammed! Peki sesi güzel değilse?" dedim. "Yapabildiği kadar güzelleştirir" dedi.  Bunu sadece Ebu Davud rivayet etmiştir. İşte selef-i salihin (Allah onlardan razı olsun) "Kur'anla teğanni etmekılten yalnızca -imamların (Allah'ın onlara rahmet eylesin) söyledikleri gibi- "Kur'an'ı güzel sesle ve hüzünlü bir edayla okumalıyı anlamışlardır.

 

 

[113] Buna Ebu Davud'un Bera b. Azib'den rivayet ettiği Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Kur'an'ı seslerinizle güzelleştiriniz. " hadisi delalet etmektedir. Bunu Nesai iki farklı tarikle Talha'dan -ki o İbn Musarrif'tirrivayet etmiştir ki bunların ikincisinin senedi iyidir. İmam Ebu Ubeyd der ki:

 

Yahya b. Said bize Şu'be'den şöyle aktardı: Eyyub, beni insanlara "Kur'an'ı seslerinizle süsleyin" hadisini rivayet etmekten men etti, dedi. Ebu Ubeyd devamla der ki: Bize göre Eyyub onu bundan, insanlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bu ruhsatını yapmakta oldukları bid'at derecedeki nağmeli Kur'an okuyuşlarına (şarkıya dönüştürecek derecede nağmeli okumaya) yorumlamaları korkusuyla men etmiştir. Onu bu hadisi rivayet etmekten, bu sebepten nehyetmiştir.

 

(Ben derim ki): Sonra, Şu'be bunu, Allah'a tevekkül ederek kendisine anlatıldığı gibi aktarmıştır. Her hadis, onu kötüye kullanacak te'vilcilerden dolayı terk edilecek olsaydı Sünnetten çok şey bırakılırdı. Bundan da öte insanlar Kur'an'ın birçok ayetini bile te'vile girişmişler, onu kastedilmeyen ve meşru olmayan manalara yorumlamışlardır. Biz ancak Allah'tan yardım diler, ancak O'na dayanıp güveniriz. Allah'tan başka hiçbir güç ve takatimiz yoktur.

 

Kur’an’ı okurken sesi güzelleştirmekten kastedilen, büyük hadis alimi Bakiyy b. Mahled'in söylediği gibi onu coşkuyla, hüzünle ve huşuyla okumaktır. Nitekim o, Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir:

 

 

[114] Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana "Beni, dün gece senin Kur'an okumam dinlerken görmeliydin!" buyurdu. Ben: Senin dinlediğini bilseydim kıraatimi senin için daha da güzelleştirirdim, dedim.

Bunu Müslim, Ebu Talha'nın rivayetiyle zikretmiş olup onda "Sana Davud ailesinin nağmelerinden bir nağme verildi" ziyadesi bulunmaktadır. Bu rivayet, daha sonra, İmam Buhari'nin de zikrettiği yerde gelecek.

 

Hadisi burada zikretme maksadımIl ise Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'ın "Senin dinlediğini bilseydim kıraatimi senin için daha da güzelleştirirdim." sözüdür. Çünkü bu sözü, bunu doğal şekilde veya kendini zorlayarak, yapmacık olarak yapmanın (başkası dinlediği için vs.) caiz olduğunu göstermektedir. Zira, inşaallah ileride zikredeceğimiz üzere ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in buyurduğu gibi Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'a güzel bir ses, onunla birlikte tam bir Allah korkusu ve saygısı ile "Yemenlilerin yufka yürekliliği" -ki onlar böyle nitelendirilmişlerdir- verilmişti. Bu da bunların meşru olduğuna delalet etmektedir.

 

Ebu Ubeyd, Ebu Seleme’den şöyle rivayet etmiştir: Ömer (r.a.) Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'ı gördüğünde "Bize Rabbimizi hatırlat ey Ebu Musa el-Eş’ari!" der, o da yanında Kur'an okurdu. Yine Ebu Ubeyd, Ebu Osman en-Nehdi'den şöyle rivayet etmiştir: Ebu Musa el-Eş’ari bize namaz kıldırırdı. Ben 'onun sesinden daha güzel ne bir çan, ne bir ud, ne bir zurna, ne de başka bir ses duydum', desem yalan söylemiş olmam.

 

 

[115] İbn Mace, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmiştir: Bir gece yatsıdan sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına gelmekte geciktim. Gelince bana "Neredeydin?" diye sordu. "Ashabından bir adamın Kur'an okumasını dinliyordum. Onun gibi güzelokuyan ve sesi onun gibi güzelolan birini hiç duymadım" dedim. Bunun üzerine (gitmek üzere) kalktı, ben de onunla birlikte kalktım. Okumasını dinledi, sonra bana dönüp "Bu, Ebu Huzeyfe'nin azatlı kölesi Salim'dir. Ümmetimden böyle birini çıkaran Allah'a hamdolsun" buyurdu. Senedi iyidir.

 

 

[116] Buhari ve Müslim, Sahih'lerinde, Cübeyr b. Mut'am'dan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i akşam namazında Tur suresini okurken dinledim. Sesi ondan daha güzel birini işitmedim.

 

Başka bir rivayette: "Okuması ondan daha iyi birini işitmedim." Diğer bir rivayette: Ondan ''Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?" (Tur, 35) ayetini işitirken kalbim neredeyse yarılacaktı. Cübeyr bunu işittiği gün kavminin dinindendi, müşrikti. Daha sonra Bedir esirleri arasında getirildi. Kur’an’ın, küfründe ısrarlı bir müşriğe tesirinden öte ne olabilir ki! Nitekim Müslüman olmasına da bu sebep olmuştur. Bu yüzden en güzel Kur’an okuma, kalbiyle huşu duyarak okumadır. Ebu Ubeyd'in, Tavus'tan rivayet ettiği gibi: İnsanların Kur'an okumada en güzel seslileri (aslında) Allah'a karşı en haşyet (korku ve saygı) içinde okuyan larıdır. Ebu Ubeyd'in, TavUs'tan rivayet ettiği gibi: "Kur'an'ı en güzel sesle okuyanlar, Allah'a (c.c) karşı en yüksek haşyet (korku ve saygı) duygularıyla okuyan kimselerdir."

 

 

[117] TavUs'un rivayet ettiği bir hadiste de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "İnsanların Kur'an'ı en güzel sesle okuyanları hangileridir?" diye sorulduğunda, o: "Dinlediğimde Allah'a karşı korku ve saygısını gördüğüm kimse" buyurmuştur. İbn Mace, Cabir (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanlardan Kur'an'ı en güzel sesle okuyanlardan biri de onu okurken işittiğinizde Allah'a (c.c) karşı haşyet (korku ve saygı) duyduğunu sandığınız kişidir. " Fakat hadisin ravilerinden Abdullah b. Cafer -ki bu (meşhur büyük hadis alimi) Ali b. Medini'nin babasıdır- ile onun hadisi naklettiği kişi zayıf kimselerdir.

 

Hadisin burada zikredilmesinden maksat şu ki; şeriatın asıl istediği "Kur'an'ı, kişiyi tefekkür etmeye ve anlamaya, huşu ve haşyete, itaat ve teslimiyete götürecek ve bunlara itecek güzel bir sesle okumak"tır. Vezin kalıpları ve müzik kurallarına uyularak yapılan ve kişi için eğlence olan 'sonradan türeme nağmeli okuma' ise; Kur'an'ın pak, münezzeh ve yüce tutulması gereken bir okuma türüdür. Nitekim Sünnet'te bundan men eden hadisler gelmiştir.

 

 

[118] İmam Ebu Ubeyd'in Huzeyfe b. Yeman'dan rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı Arapların nağmesiyle ve sesiyle okuyun. Fasıkların ve Kitap ehlinin nağmesiyle okumayın. Benden sonra öyle bir topluluk gelecek ki bunlar Kur'an'ı şarkı, ruhbanlık ve ağıt nağmesiyle okuyacaklar. Kur'an boğazlarından öteye geçmeyecek. Onların kalpleri de onların bu hallerine hayran olanların kalpleri de büyülüdür. "

 

 

[119] Uleym’den şöyle rivayet edilmiştir: Biz bir evin damında Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından biriyle birlikteydik.-Ravilerden Yezid der ki: Verdiğim tek ihtimal, onun adını Abis el-Gaffari olarak zikrettiğidir-. İnsanların taundan kaçmakta olduklarını görünce "Nedir bunların hali böyle? Taundan kaçıyorlar!" dedi. Sonra "Ey Taun! Beni de al!" dedi. Oradakiler:

 

"Sen Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den 'Sizden kimse ölümü istemesin' hadisini işittiğin halde ölümü mü istiyorsun?" dediler. dedi ki: Ben Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ümmetinin yapmasından korktuğu şeylerin yakın olmasından endişe ediyorum. Ki onlar, yönetimin satılması, kan dökmenin basit ve doğal bir şeyolarak görülmesidir. Bir de Kur'an'ı kendilerine kaval edinen kimseler olacak. Dini en iyi bilenleri ve en faziletlileri olmadıkları halde insanlar, kendilerine bir musiki ziyafeti sunmaları için bu kimseleri önlerine geçirecekler." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki husus daha söylemiştir.

 

A'meş'ten rivayet edildiğine göre; Enes (r.a.)'a insanların türettikleri aşırı nağmeli okuyuşlar yapan bir adamdan bahsedildi. Enes (r.a.) buna karşı çıktı ve nehyetti.

 

Uyarı ifade eden bu hadislerin tarikleri hasendir. Bunlar Kur'an'ı böyle, yani şarkı gibi okumanın büyük bir yasak olduğuna delalet etmektedir. Nitekim imamlar da (Allah'ın rahmeti üzerlerine olsun) bunun şer'an yasak olduğunu bizzat ifade etmişlerdir. Eğer nağmeli okuma, bir harfin artmasına veya eksilmesine yol açacak derecede aşırı uzatmalar derecesine ulaşırsa, bunun haram olduğunda alimlerin ittifakı vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[120] Hafız (büyük hadis alimi) Bezzar, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kur'an'la teğanni etmeyen bizden değildir. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

Kur'an Hatızına Gıpta Etmek