İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Fatiha Suresi

 

 

Fatiha Suresinin Fazileti Hakkında Gelen Rivayetler:

 

[236] Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Mualla'dan şöyle rivayet etmiştir: Namaz kılıyordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni çağırdı. Fakat namazımı bitirene kadar cevap vermedim ve bitirince yanına gittim. Bana "Yanıma gelmekten seni ne alıkoydu?" diye sordu. "Namaz kılıyordum," dedim. Bunun üzerine; "Allah Teala: 'Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasulü'ne uyun,' (Enfal, 24) buyurmuyor mu?" buyurdu. Ardından: "Mescid'den çıkmadan önce Kur'an'daki en büyük sureyi sana öğreteceğim. " dedi ve elimi tuttu. Mescidden çıkıp gideceği sırada: "Ya Resulallah! 'Sana Kur’an' daki en büyük sureyi öğreteceğim' demiştin" dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Evet. O Elhamdulillahi Rabbi'l-alemin'dir. O tekrarlanan yedi ve bana verilen Yüce Kur'an'dır." buyurdu.

 

 

[237] İmam Malik'in el-Muvatta'ında dikkat çekilmesi gereken bir husus vardır. Zıra İmam Malik, Ala b. Abdurrahman'dan, Amri b. Küreyz'in azadlı kölesi Ebu Said'in ona şöyle aktardığını rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescidde namaz kılmakta olan Übeyy b. Ka'b'a seslendi. Übeyy namazını bitirip Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkasından yetişti. Übeyy şöyle anlatır: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mescidden çıkmak üzere kapıya doğru giderken elini elimin üzerine koydu ve "Ben mescidin kapısından çıkmadan önce senin Tevrat'ta da, İncil'de de, Kur'an'da da bir benzeri indirilmemiş sureyi bilmeni arzuluyorum" dedi. Onu söylemesi ümidiyle yürüyüşümü yavaşlatıyordum. Sonra "Bana söylemeyi vaad ettiğin sure nedir?" dedim. "Namaza başladığında (Kur'an'dan) ilk hangi sureyi okuyorsun?" dedi. "Elhamdulillahi rabbil alemın ... "i okudum. Bitirince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "O işte bu suredir. Bu, bana verilen 'tekrarlanan yedi' ile 'yüce Kur'an'dır" buyurdu. Burada tenbih edilmesi gereken bir husus var. Buradaki Ebu Said, İbn Esir'in Camiu'l-Usul'ünde ve ona bu konuda uyanların kanaatinin aksine, Ebu Said el-Mualla değildir. Çünkü bu, Huzaa kabilesinin azadlı kölelerinden bir tabıidir. Diğer hadis, muttasıl ve sahih, bu ise zahire bakılırsa, Ebu Said bu olayı Übeyy b. Ka'b (r.a.)'dan işitmemişse munkati'dir. Ondan işitmişse Müslim'in koşullarında sahihtir. Kaldı ki hadis Übeyy b. Ka'b'dan birçok kanalla rivayet edilmiştir.

 

 

[238] Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, başka bir senedle, Ebu Hureyre (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Übeyy b. Ka'b (r.a.) namaz kılarken Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldi ve "Ey Übeyy!" dedi. Übeyy (r.a.) O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru döndü, fakat cevap vermedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in tekrar "Ey Übeyy!" demesi üzerine Übeyy namazını hızlandırdı. Bitirince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına vardı ve "Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah Resulü!" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin de üzerine olsun. Seni çağırdığımda yanıma gelmekten seni ne alıkoydu?" diye sordu. Ben "Namaz kılıyordum," diye cevap verince "Allah'ın (c.c) bana vahyettiği ayetler arasında 'Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasulü'ne uyun,' (Enfal, 24) ayetinin bulunduğunu bilmiyor muydun?" dedi. Ben: "Evet Ya Resulallah! Bir daha yapmayacağım" dedim. "Sana bir benzeri ne Tevrat, ne İncil, ne Zebur, ne de Furkan'da nazif olan bir sure öğreteyim mi?" dedi. "Öğret ey Allah Resulü!" dedim. "Ben, mescidden çıkmadan evvel senin bunu öğrenmeni umuyorum" buyurdu ve elimi tutup benimle konuşmaya başladı. Sözünü bitirmeden yolun sonuna geliriz korkusuyla ben yavaş yavaş yürüyordum. Kapıya yaklaşınca "Ya Resulullah! Bana vaad ettiğin sure hangisidir?" dedim. "Namazda ne okuyorsun?" diye sorunca kendisine Ümmü'l-Kur'an'ı (fatiha) okudum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Canım elinde bulunan Allah'a and olsun ki Allah Tevrat'ta da, İncil'de de, Zebur'da da, Furkan'da da benzeri bir sure indirmedi. O, tekrarlanan yedidir. " Bunu Tirmizi de rivayet etmiştir ve ondaki ifade şöyledir:

 

"O bana verilen 'tekrarlanan yedi' ve 'yüce Kur’an' dır." Tirmizi daha sonra:

Bu hasen-sahih hadistir, demiştir. Bu konuda bir de Enes b. Malik (r.a.)'dan bir rivayet vardır ki onu da İmam Ahmed b. Hanbel zikretmiştir.

 

 

[239] Tirmizi ile Nesai, Ebu Hureyre (r.a.)'dan, onun Übeyy b. Ka'b (r.a.)'dan şöyle rivayet ettiğini nakletmişlerdir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah (c.c) Tevrat'ta da İncil'de de Ümmül Kur'an gibisini indirmedi. O, seb-u mesani (tekrarlanan yedi)'dir. o, benimle kulum arasında yarı yarıya paylaştırılmıştır. " Bu Nesai'nin lafzıdır. Tirmizi bunun için: Hasen-garib' dir, demiştir.

 

 

[240] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Cabir (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Bir defasında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına gittiğimde su döküyordu. Ona "Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah Rasulü!" dedim, cevap vermedi. Tekrar "Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah Resulü!" dedim, yine cevap vermedi. Bir kez daha "Allah'ın selamı üzerine olsun ey Allah Resulü!" dedim, bunda da cevap vermedi. Sonra Resulullah oradan ayrılıp yürümeye başladı. Ben de ardından yürüyordum. Sonunda bineğinin olduğu yere vardı. Ben de mescide girip kederli ve hüzünlü bir halde oturdum. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) temizlenmiş halde geldi ve bana "Allah'ın selam ve rahmeti senin üzerine olsun. Allah'ın selam ve rahmeti senin üzerine olsun." buyurdu. Sonra: "Sana Kur'an'daki en hayırlı sureyi haber vereyim mi?" diye sordu. "Öğret Ya Resulullah!" dedim. "Elhamdulillahi rabbil alemırı'i sonuna kadar oku" buyurdu. Bunun senedi sahihtir.

 

Senedindeki İbn Akil, büyük hadis alimleri tarafından hadis rivayetinde hüccet sayılıp hadisleri nakledilen biridir. Buradaki Abdullah b. Cabir (r.a.) da sahabidir. İbnu'l-Cevzi onun Abdullah b. Cabir el-Abdi olduğunu söylemiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Onun Abdullah b. Cabir el-Ensarı olduğu da söylenir ki bunu da Hafız İbn Asakir söylemiştir.

 

Bazı alimler bu ve benzeri hadisleri sure ve ayetlerin bazılarının diğerlerinden üstün olduğuna delil getirmişlerdir. Bu görüş, aralarında İshak b. Rahayeh ile Malikilerden Ebu Bekir b. el-Arabi ve İbn Hısar'ın bulunduğu birçok alimden nakledilmiştir. Başka bir grup alim ise aralarında hiçbir fazilet farkının bulunmadığı görüşündedirler. Çünkü hepsi Allah kelamıdır. Hem de bazılarını bazılarından üstün saymak, hepsi faziletli olsa da alt derecede bulunanların noksan oldukları manasını akla getirir.

 

Bunu İmam Kurtubi, İmam Eş'ari ile Ebu Bekir Bakillani, İbn Hibban el-Büsti, Yahya b. Yahya'dan rivayet etmiştir. Bunu İmam Malik bir rivayet olarak zikretmiştir.

 

 

[241] Başka bir hadis: İmam Buhari, Fezailu'l-Kur'an Kitabı'nda Ebu Said el-Hudri (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: "Bir yolculuk sırasında mola vermiştik. Bu esnada bir cariye yanımıza gelip 'kabilenin reisini (akrep) soktu. Adamlarımız da burada yok. 'Sizden rukye yapacak (bir şeyler okuyarak tedavi yapacak) kimse var mı?' diye sordu. Onunla birlikte daha önce rukye yaptığını bilmediğimiz biri kalkıp gitti. Kabile reisine rukye yaptı, o da iyileşti. Adam, bize otuz koyun verilmesini emretti. Koyunların süİÜnü içtik. Geri döndüğümüz zaman onu iyileştiren arkadaşımıza 'sen rukyeyi iyi yapar mıydın, sen rukye bilir miydin?' diye sorduk. O da, 'hayır, ona sadece Ümmü'l-kitab'ı okuyarak rukye yaptım' dedi. Biz de 'Allah Rasulü'ne varana veya ona bu durumu sorana kadar bu koyunlar hakkında hiçbir işlem yapmayın!' dedik. Medine'ye gelince olayı Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e anlattık. O da şöyle buyurdu: "Fatiha suresinin rukye olduğunu nereden öğrenmiş?! Koyunları pay edin! Bu arada bana da bir pay ayırın!"

 

Müslim'in rivayetlerinin birinde akrep sokan adama rukye yapanın Ebu Said el-Hudri (r.a.) olduğu zikredilmektedir. Hadisteki selime (kelime anlamı; sağlıklı, selamette) kelimesinden kasıt 'zehirli hayvan sokmuş kimse' dir. Arapçada ona bu ad, sonunun selam et olması ümidiyle, tefaülen verilmiştir.

 

 

[242] Başka bir hadis: Müslim, Sahih'inde, Nesai de Sünen'inde, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cebrail (a.s) ile birlikte iken bir gıcırtı işitti. Cebrail (a.s) başını kaldırıp göğe baktı ve "Bu, gökte daha önce hiç açılmamış bir kapıdır" dedi. Ravi der ki: Oradan bir melek indi ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek şöyle dedi: "Senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nurdan dolayı sana müjdeler olsun! Onlar Fatiha suresi ile Bakara suresinin son iki ayetidir. Bunlardan okuduğun her harf (Le yaptığın istek ve talebin) sana veri!ir." Bu, Nesai'nin lafzıdır.

 

 

[243] Müslim'in lafzı ise şöyledir: Ebu Hureyre (r.a.)'dan: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim namaz kılar da onda Ümmü'l-Kur'an'ı okumazsa o namaz noksandır, noksandır, noksandır, tam değildir. " buyurdu. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.)'a "Biz imamın arkasında oluyoruz" denildi. Ebu Hureyre (r.a.): "Sen de onu içinden oku" dedi ve ekledi: Çünkü ben RasUlullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle işittim: ''Allah (c.c) şöyle buyurdu: "Namazı (fatihayı) benimle kulum arasında ikiye paylaştırdım ve istek (dua, yani fatihanın ikinci yarısını) kısmını ona verdim. O "Elhamdulillahi rabbil alemın: Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" deyince, Allah: "Kulum bana hamd (övgü ve teşekkür) etti" buyurur. Kul:

 

"Errahmani'r-rahım" deyince Allah (c.c) "Kulum bana sena etti (övdü)" buyurur. Kul "Maliki yevmiddin: Din gününün sahibi ve hükümdarı" deyince Allah (c.c) "Kulum şanımı yüceltti" buyurur." Başka bir defa da: "Kulum her işini bana havale etti" buyurur. Kul: "İyyake na'budu ve iyyake nestain: Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz" deyince Allah Teala: "Burası benimle kulum arasında ortaktır ve istediği, kulumundur" buyurur. Kul:

 

"İhdina's-Sırata'l-Mustakim. Sıratallezine en'amte aleyhim. Gayri'l-Mağdubi aleyhim veleddallin: Bizi doğru yola ilet. Nimete erdirdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil. " deyince, Allah Teala: "Bu kısım kulumundur ve istedikleri onun olacaktır" der. "

 

Nesai bunu İshak b. Rahuyeh kanalıyla böyle rivayet etmiştir. Müslim ile Nesai bunu başka bir tarikle de rivayet etmişlerdir ve ondaki ifade şöyledir:

"Onun yarısı benim, yarısı kulumundur. Kulumunki istek / dua kısmıdır." Bu ifade İbn İshak'ın Ala'dan rivayetinde de geçmektedir.

 

Tirmizi şöyle demiştir: Bu hadis, hasendir. Ebu Zür'a'ya sordum, "her iki hadis (rivayet) de sahihtir" dedi.

 

 

[244] İmam Taberi, Cabir b. Abdullah (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah buyurdu ki: Ben namazı kulumla aramda yarı yarıya taksim ettim. Zıra o "Elhamdulillahi rabbil alemın: Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" deyince, Allah: "Kulum bana hamd (övgü ve teşekkür) etti" buyurur. Kul: "Errahmani'rrahım" deyince, "Kulum bana sena etti (övdü)" buyurur. Sonra "Bunlar benim, gerisi ise kulumundur" buyurur." Hadis bu tarikle garibdir.

 

Bu hadis Fatiha'nın hükmü ile alakalı bazı hükümleri içermektedir: Hadiste namaz kelimesinden, "Namaz kılarken sesini yükseltme, gizli de okuma, ikisinin ortasını bul." (İsra, no) ayetinde olduğu gibi namazda okunan Kur'an kastedilmiştir. Zıra 'Namaz kılarken'den kasıt 'Kur'an okurken'dir. Bu husus İbn Abbas (r.a.) kanalıyla gelen sahih bir hadiste açıkça ifade edilmiştir:

 

 

[245] "Ben namazı benimle kulum arasında ikiye ayırdım; yarısı benim, yarısı kulumundur ve kulumun istediği, kendinindir." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra bu taksimin Fatiha' da okunuşundaki detayını zikretmiştir. Bu da namazdaki kıraatın (Kur’an okumak) ne kadar önemli ve namazın en büyük rükünlerinden olduğuna delalet etmektedir. Çünkü namaz ibadeti lafzı zikredilmiş; onunla, onun bir kısmı olan kıraat kastedilmiştir. Bunun benzeri "Bir de sabah okuyuşunu (namazım) ... Çünkü sabah okuyuşu şahitlidir." (İsra, 78) ayetidir. Zıra burada "sabah kıraati" denilip "sabah namazı" kastedilmiştir. Nitekim bu, Buhari ve Müslim'in Sahih'lerindeki "bu namaza gece melekleriyle gündüz meleklerinin katıldığı"m ifade eden hadiste açıkça ifade edilmiştir. Böylece bunların hepsi namazda kıraatin şart olduğunu göstermektedir ki bu, alimlerin ittifakıyla böyledir. Fakat alimler ikinci meselede zikredeceğimiz hususta ihtilaf etmişlerdir ki o da "namazdaki kıraatta bizzat Fatiha'nın olması şart mıdır, yoksa o veya başka herhangi bir sureyi okumakla farziyet eda edilmiş olur mu?" meselesidir. Bu hususta iki meşhur görüş vardır. Ebu Hanıfe ve arkadaşlarına göre Fatiha şart olmayıp Kur’an'dan herhangi bir yerin okunmasıyla kıraat farziyeti yerine getirilmiş olur. Onlar bu görüşlerine Allah'ın (c.c): "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. " (Müzzemmil, 20) ayetini delil getirmişlerdir.

 

 

[246] Ayrıca Buhari ve Müslim'in, Sahih'lerinde, Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet ettikleri Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in: "Namaza kalktığın zaman tekbir al, sonra Kur'an'dan kolayına geleni oku" hadisini delil getirmiş ve şöyle demişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kolaya geleni okumayı emretti, bunun için Fatiha veya başka herhangi bir sure belirlemedi. Bu da bizim söylediğimizi desteklemektedir.

 

Diğer görüşe göre ise namazda, sureler arasından Fatiha'nın okunması şarttır ve onsuz namaz olmaz. Bu da diğer imamların; Malik, Şafii, Ahmed b. Hanbel ve arkadaşlarıyla cumhur-u ulemanın görüşüdür. Onlar da buna Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şu hadislerini delil göstermişlerdir:

 

 

[247] "Kim namaz kılar da onda Ümmül Kur'an'ı okumazsa namazı eksiktir."  Hadisteki "hidac" -devamında tefsir edildiği gibi- "eksik" manasına gelir.

 

 

[248] Buhari ve Müslim, Sahih'lerinde, Ubade b. Samit (r.a.)'dan şöyle rivayet etmişlerdir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Fatiha'yı okumayan kişinin namaz! yoktur. "

 

İbn Huzeyme ve İbn Hibban, Ebu Hureyre (r.a.)'dan şöyle rivayet etmişlerdir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İçinde Ümmü'!-Kur'an okunmayan namaz, geçerli değildir. " Bu konuda pek çok hadis vardır. Tartışmasını yapacak olursak konu uzar. Burada sadece delil getirdikleri hadislere işaret ettik. Allah hepsine rahmet eylesin.

 

Sonra (Fatihasız namaz olmaz diyenler, aralarında ihtilaf etmişlerdir); İmam Şafii ve bazı alimlere göre Fatiha'nın her rek'atta okunması gerekir. Diğerleri ise çoğu rek'atlarında okunmasının şart olduğunu söylemişlerdir. Hasan-ı Basrı ve Basralı alimlerin çoğu da:

 

 

[249] "Fatiha okumayanın namazı yoktur" hadisinin mutlak ifadesine tutunarak: Namazın sadece bir rek’atında okumak gerekir, demişlerdir. İmam Ebu Hanife ve arkadaşları ile İmam Sevri ve İmam Evzai, daha önce geçtiği gibi "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun." ayetinden dolayı "Kur'an'dan Fatiha dışında bir yer okusa da namazı olur." demişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[250] Nitekim İbn Mace, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'dan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Farz veya başka bir namazda hamd ile başka bir sure okumayanın namazı yoktur. " buyurduğunu rivayet etmişlerdir. Fakat bu hadisin sıhhati şüphelidir. Bu konuların detaylı incelemesi ise "el-Ahkamu'l-Kebir: Büyük Ahkam Kitabı"mızdadır. Doğruyu en iyi Allah bilir.

 

İmama uyan kişinin Fatiha okuması vacip midir? Bu konuda alimlerin üç görüşü vardır:

 

Bir: Geçen hadislerin genel ifadelerinden dolayı Fatiha okumak imama olduğu gibi ona uyana da vaciptir.

 

İki: İmama uyan kimseye ister cehrı, ister gizli okunan namazda olsun, ne Fatiha ne de başka bir ayet okumak vacip değildir.

 

 

[252] Zıra Ahmed b. Hanbel'in Cabir b. Abdullah (r.a.)'dan rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kimin bir imamı varsa, imamın okuması onun için okuma yerine geçer. " buyurur. Ancak hadisin senedi zayıftır. Malik, Vehb İbn Keysan'dan, o da Cabir'den, onun kendi sözü olarak rivayet etmiştir. Bu hadis başka yollarla da rivayet edilmiştir ki bunlardan hiçbirisinin Rasulullah'a isnadı sahıh değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Üç: Geçen hadisten dolayı imama uyan kimsenin gizli okunan namazlarda kıraati vacip, cehrı namazlarda ise vacip değildir. Fakat, Müslim'in, Sahih'inde, Ebu Musa el-Eş'arı'den rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 

 

[253] "İmam, kendisine uyulmak için konmuştur. Onun için, o tekbir aldığında tekbir alın, okuduğu zaman dinleyin. " Hadisin devamı vardır.

 

 

[254] Aynı şekilde Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn Mace gibi Sünen sahibi imamlar da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den "Kur’an okuduğu zaman dinleyin" buyurduğunu rivayet etmişlerdir. Buna İmam Müslim de sahih demiştir. Böylece bu iki hadis bu görüşün doğruluğunu gösterir ki bu, İmam Şafii'nin eski görüşüdür. Doğrusunu en iyi Allah bilir. İmam Ahmed b. Hanbel’den de böyle bir rivayet vardır. Bu meseleleri burada zikretmemizin sebebi, Fatiha suresinin diğer hiçbir surede bulunmayan hükümleri olduğunu ortaya koymaktır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[255] Bezzar, Enes (r.a.)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yanını yatağa koyduğunda Fatiha ile İhlas'ı okursan ölümden başka her şeyden emniyette olursun. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

istiazeyle İlgili Hükümler