İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Fatiha Suresi

4.ayet

 

Din Gününün Sahibi:

 

4. Din gününün sahibidir.

 

Tefsiri:

 

Bazı kurralar "...... melik (hükümdar)", bazıları ise "..... malik (sahip)" şeklinde okumuşlardır. Her ikisi de doğrudur. Mütevatir ve yedi kıraat arasındadır. Melik ismi Milk ve Melik (.....) şeklinde de söylenir. Nafi' kaf'ın harekesini işba yaparak "....." şeklinde okumuştur.

 

İki kıraattan her birini mana bakımından tercih edenler olmuştur. Her ikisi de doğru ve güzeldir. Zemahşeri "Melik"i tercih etmiştir. Çünkü bu, Haremeyn-i Şerifeyn'in (Mekke ile Medine) kıraatidir. Bunu şu ayetler de desteklemektedir: "Bugün hükümranlık kimindir?" (Mü' min, 16) "O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur." (En'am, 73) Ebu Hanife'nin bu ayeti fiil, fail ve mef'ulden oluşan bir cümle olarak "..... Din gününün sahibi olmuştur" şeklinde okuduğu rivayet olunmuştur. Fakat bu çok garib ve şazdır.

 

 

[306] İbn Ebi Davud da bu hususta şu çok garib rivayeti zikreder; kendi senediyle İbn Şihab'dan yaptığı rivayete göre o, şöyle der: Bana ulaştığına göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir, Ömer, Osman, Muaviye ve oğlu Yezid bunu "Maliki" okurlarmış. İbn Şihab sonra: "Melik'i ilk çıkaran Mervan oldu." demiştir. Ben derim ki: "Mervan'da bunun doğru olduğuna dair İbn Şihab'da bulunmayan bir bilgi vardır." Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[307] Nitekim bunu İbn Merduyeh'in zikrettiği birçok tarikle Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "....." diye okuduğu rivayet edilmiştir.

 

Buradaki Malik kelimesi (sahip olma manasına gelen (milk)'ten türemedir. Şu ayet-i kerimelerde olduğu gibi: "Şüphe yok ki bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara biz varis olacağız. Ve onlar bize döndürüleceklerdir." (Meryem, 40) "De ki: 'İnsanların Rabbına sığınınm. İnsanların malikine ... ' (Nas, 1-2)

Melik kelimesi ise, mülk (hükümranlık, saltanat) kelimesinden alınmıştır.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Bugün hükümranlık kimindir?" (Mü'min, 16) "O günde mülk ve tasarruf, Hakk olan Allah Teala'ya mahsustur. Kafirler için ise çok güç bir gündür." (Furkan, 26)

 

Allah'ın (c.c) özellikle "din gününün hükümranı / sahibi" olarak zikredilmesi, O'nun başka zamanlarda öyle olmamasını gerektirmez. Çünkü surede daha önce Allah'ın "alemlerin rabbi" olduğu ifade edilmiştir ki o, dünya ve ahireti kapsar. Allah'ın melikliğinin / malikliğinin din gününe izafe edilmesi, orada kimsenin hiçbir iddiada bulunamaması ve Allah (c. c) izin vermeden konuşamamasından dolayıdır. Nitekim Allah (c.c) şöyle buyurur: "O gün ruh ve melekler saf halinde duracaklar. Rahman'ın izin verdiğinden başkaları konuşamazlar. O da ancak doğruyu söyler. İşte bu, hak gündür. Dileyen Rabbine (götürülecek) bir yol edinsin." (Nebe, 39-40) "O gün hiçbir tarafa sapmadan o davetçiyi takip edecekler. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır ve sen fısıltıdan başka bir şey işitmezsin." (Taha, 108) "O gün gelince Allah'ın izni olmadan kimse konuşamaz. Onlardan kimisi bedbaht, kimisi de bahtiyardır. " (Hud, 105) Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'dan bu ayet hakkında şöyle rivayet etmiştir: "Çünkü orada kimse, dünyada sahip olduğu özgürce karar verme hakkına sahip olamayacak. O şöyle der: Din günü tüm kulların hesabının görüleceği gün olan kıyamet günüdür. Kullar, amellerinin karşılığını görecekler; iyiliklerine iyilik, kötülüklerine ise -Allah'ın affetmesi durumu hariç- kötülükle (cezayla) mukabele edilecektir. İbn Abbas (r.a.)'dan başka, sahabe, tabiin ve seleften zatlar da böyle demişlerdir. Bu açıktır.

 

İmam Taberi ise bazılarından, onların "Maliki yevmiddin"e "Kıyamet gününü ikameye kadir" manası verdiklerini rivayet etmiş, sonra onun zayıflığını açıklamaya başlamıştır. Görüldüğü kadarıyla, bununla önceki görüş arasında bir tezat yoktur. Her iki görüşün sahipleri, diğerinin görüşünün doğruluğunu itiraf eder, reddetmez. Fakat sözün akışına bakıldığında birinci tefsirin bu manayla daha çok delalet ettiği görülür. Nitekim Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "O günde mülk ve tasarruf, hakk olan Allah Teala'ya mahsustur. Kafirler için ise çok güç bir gündür. " (Furkan, 26) İkinci tefsir ise "O'nun emri bir şeyi murad ettiği zaman, sadece o'na 'ol' demektir; o da oluverir." (Yasin, 82) buyruğunda ifade edilen manaya benzemektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Gerçekte yegane Melik (Hükümdar) Allah'tır. Nitekim Allah (c.c) şöyle buyurur: "O, öyleAllah'tır ki kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır ... " (Haşr, 23)

 

 

[308] Sahih-i Buhari ile Sahih-i Müslim'de Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla rivayet edilen bir hadiste Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde Allah (c.c) katında gazabı en çok hak eden ve en pis insan "maliku'l-emlak: tüm beldeler hükümdarz" adını alan kişidir. Oysa yegane hükümdar, Allah'tır. "

 

 

[309] Yine Buhari ile Müslim'in, Sahih'lerinde, Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet ettikleri hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Allah (c.c) yeryüzünü avuçlar ve gökyüzünü eliyle dürer. Sonra şöyle der:

"Hükümdar (Melik) benim. Nerede o yeryüzündeki hükümdarlar? Zorbalar nerede? Böbürlenenler nerede?" der." buyurdu. Kur'an-ı Azim'de de şöyle buyurulur: "Bugün hükümranlık kimindir? Tek ve her şeye galip olan Allah'ındır. " (Mü' min, 16) Dünyada Allah dışındakilere hükümdar denmesi ise mecaz kabilindendir.

 

Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Peygamberleri onlara: Bilin ki Allah, Talut'u size hükümdar olarak gönderdi, dedi." (Bakara, 247) "(Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı" (Kehf, 79) "Bir zamanlar Musa, kavmine şöyle demişti: Ey kavmim! Allah'ın size (lutfettiği) nimetini hatırlayın: zıra o, içinizden peygamberler çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı." (Maide, 20)

 

 

[310] Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de geçen bir hadiste de Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tahtları üzerindeki hükümdarlar gibi. ... " ifadesini kullanır.

 

".....: Din" Bu kelime, bir şeye karşılık verme ve hesaba çekme manasına gelir. Allah'ın (c.c) şu buyruğunda olduğu gibi: "O gün Allah onlara gerçek cezalarını tastamam verecek." (Nur, 25) Başka bir ayette de '''Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek amellerimizin karşılığını göreceğimizi (.....) tasdik edenlerdensin?' derdi." (Saffat, 53) buyurulmuştur. Yani bizim hesaba çekileceğimizi ve amellerimizin karşılığını göreceğimizi. ..

 

 

[311] Bir hadiste Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Akıllı adam, kendisini hesaba çeken (0b) ve ölüm sonrası için çalışan kimsedir. " buyurmuştur. Hz. Ömer (r.a.)'ın da söylediği gibi: "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Tartılmadan önce kendinizi tartın. Amellerinizden gafil olmayan Allah'a sunulmadan önce hazırlık yapın: "(Ey insanlar!) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz." (Hakka, 18)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

5. Ancak Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz