İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Fatiha Suresi

 

 

Bir Fasıl: Fatiha Suresinin içeriği:

 

Yedi ayetten oluşan bu değerli surede, Allah'ın yüce sıfatlara sahip olmasını gerektiren en güzel isimleri zikredilerek O'na hamd edilmekte, şanı yüceltilmekte ve övülmektedir. İnsanların dönüş yeri olan din / hesap günü anılmaktadır. Kullar Allah'tan istemeye ve O'na yalvarmaya; hiçbir güç ve kuvvetlerinin olmadığını itiraf etmeye; yalnız Allah'a ibadet edip sadece onu mabud edinmeye; O'nu (c.c) herhangi bir ortak, eş ve benzeri bulunmaktan münezzeh etmeye yönlendirilmektedir. Dosdoğru yol demek olan sırat-ı müstakim'e iletmesi, kıyamet günündeki maddi sırat-ı müstakimden, yani sırat köprüsünden geçerek peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlere komşu olmak üzere nimet dolu cennetlere kavuşana kadar ayaklarını sabit kılması için Allah'a dua etmeleri ve bu isteklerini sunmaları tavsiye edilmektedir. Surede salih ameller işleyerek kıyamet gününde salih amel sahipleriyle birlikte olmaya, kıyamet gününde batılla birlikte haşrolunmamak için batıl yollardan da uzak durmaya teşvik edilmektedir. Ki batıl ehlinden kasıt, gazaba uğrayanlar ile sapıtanlardır.

 

"Lütuf ta bulunduklarının yoluna" ifadesinde, lütuf sahibinin (Allah) açıkça anılması, "gazaba uğrayanlar" ifadesinde de gazap edenin (Allah) anılmaması ne güzelolmuştur! Oysa mesela ''Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi?" (Mücadele, 14) ayetinde gazab eden açıkça zikredilmiştir. Allah'ın (c.c) ''Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek bir dost bulamazsın. " (Kehf, 17) ''Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için yol gösteren yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır." (tÜM, 186) ayetlerinde ifade buyurduğu gibi saptıran, kudretiyle kendisi olduğu halde bu surede saptırana değil sapanlara değinmesi de çok güzelolmuştur! Kaderiye ve onlarla aynı görüşte olan fırkaların "tercihi yapan ve işleyen sadece kullardır" şeklindeki görüşlerinin aksine hidayet ve saptırmanın sadece Allah (c.c)'nun elinde olduğunu ifade eden daha pek çok ayet vardır. Onlar iddialarını reddeden Kur'an'ın açık ayetlerini bırakıp müteşabih ayetleri delil getirirler. Zaten sapıkların ve yoldan çıkmışların durumu hep böyledir.

 

 

[323] Sahih hadiste Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın müteşabihlerine (açık olmayan ve kafa karıştırabilecek ifadelerine) uyanları gördüğünüzde bilin ki Allah'ın "Onlara karşı dikkatli olun" buyurduğu kimseler onlardır." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in müteşabihten kastı, Allah'ın (c.c) "Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu te'vil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler" (Al-i İmran, 7) ayetinde anlattığı kimselerdir. Allah'a hamd olsun, Kur'an-ı Kerim'de bid'at ehli hiç kimsenin tutunabileceği doğru bir delil yoktur. Çünkü Kur’an hak ile batılı açıklamak, doğruluk ile sapıklığı birbirinden ayırmak için gelmiştir.

 

Kur'an'da hiçbir tezat ve çelişki yoktur. Çünkü o, Allah (c.c) katındandır. Büyük hikmet sahibi ve övgülere layık olan Allah'ın indirdiği kitaptır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

Amin Demek