|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Fatiha Suresi |
Bir Fasıl: Amin Demek
Fatiha
suresini okuyan kişinin sure sonunda "Yasin" vezninde ''..... Amin" demesi müstehaptır. Baştaki hemzeyi uzatmadan yemin gibi ''..... emin" demek de caizdir. Amin'in manası, "Allah'ım! Kabul et" tir. Bunun müstehap oluşunun
delili şu hadistir:
[324]
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud ve Tirmizi,
Ebu Vail'den şöyle rivayet
etmişlerdir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i işittim; "......"
dedikten sonra "Amin" dedi ve bunu uzatarak söyledi. Ebu Davud'un rivayetinde:
"Sesini yükselterek söyledi" ifadesi yer almaktadır. Tirmizi: "Bu hasen hadistir.
Ali (r.a.), İbn Mes'ud
(r.a.) ve başkalarından da böyle rivayetler vardır." demiştir.
[325]
Ebu Hureyre (r.a.)'dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Fatiha'yı okuyup "......" dediğinde "Amin" der ve sesini
arkasındaki saf duyacak kadar yükseltirdi. Bunu Ebu Davud ve İbn Mace
rivayet etmişlerdir. İbn Mace'nin
rivayetinde, 'Öyle ki sesten dolayı mescid titrerdi'
ziyadesi vardır. Darekutni: Senedi hasendir, demiştir.
[326]
Rivayet edildiğine göre Bilal, Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e "Ya Rasulallah!
Amin'i benden önce söyleme!" demiştir. Bunu Ebu Davud rivayet etmiştir. Ebu Nasr el-Kuşeyri,
Hasan-ı Basri ile Cafer-i Sadık'ın, "...... : Beyt-i Haram'a yönelmiş
kimselere" (Maide, 2) ayetindeki gibi mim'i
şeddeli yapıp "..... Ammın"
okuduklarını nakleder.
Bizim
fakihlerimiz (Şafiiler) bunun namazda olmayanının müstehap,
namazdakinin ise müekked Sünnet olduğu
görüşündedirler. Bu her halükarda böyle olup, tek başına kılması, ya da
cemaatle olması arasında hiçbir fark yoktur. Zira;
[327]
Buhari ile Müslim’in, Sahih'lerinde Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet ettikleri bir hadiste Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"İmam, Amin dediğindesizdeAmin deyin. Çünkü
kimin "Amın" demesi meleklerin "Amın" demesine denk gelirse geçmiş günahları
bağışlanır. " buyurmuştur.
[328]
Müslim'in başka bir rivayetine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurmuştur: "Sizden biri namazda iken 'Amın'
dediğinde gökteki melekler de 'Amın' derler ve
birbirlerine denk gelirlerse geçmiş günahları bağışlanır. " Hadisteki
"Aminlerin birbirine denk gelmesi"; aynı
anda söylenmeleri veya ikisinin de kabul edilmesi veyahut ikisinin de ihlaslı
ve içten olması bakımından birbirleriyle aynı olmaları şeklinde tefsir
edilmiştir.
[329]
Müslim, Sahıh'inde Ebu Musa
el-Eş’ari (r.a.)'dan Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"İmam
'veleddallin' dediğinde 'Amın'
deyin ki Allah da sizi sevsin. "
[330]
İmam Taberi, İbn Abbas
(r.a.)'dan şöyle nakleder: Ben "Ya Rasulallah! Amın'in manası
nedir?" dedim. "Rabbim, yap, demektir." buyurdu.
Cevheri:
Amın'in manası "öyle olsun"dur,
der. Tirmizi: "Umudumuzu boşa çıkarma! demektir, der. Çoğunluk: Manası, Allah'ım! Duama icabet et
demektir, demişlerdir. Kurtubı, Mücahid,
Cafer-i Sadık ve Hilal b. Kiysan'dan "Amin Allah'ın isimlerinden bir isimdir" dediklerini
rivayet eder. Bu, İbn Abbas (r.a.) kanalıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hadisi olarak da nakledilmiştir, fakat sahih
değildir. Ebu Bekir İbnu'l-Arabi böyle söylemiştir.
Malikiler:
Amin'i imam söylemez, cemaat söyler, demişlerdir.
[331]
Zıra İmam Malik'in Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla rivayet ettiği hadise göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İmam 'veleddallin'
deyince siz 'Amın' deyin" buyurdu.
[332]
Ayrıca Sahih-i Müslim'de Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'ın nakliyle yer
alan "İmam 'veleddallin' deyince siz 'Amın' deyin" hadisini de destekleyici delil olarak
zikretmişlerdir.
[333]
Buhari ile Müslim'in rivayet ettikleri "İmam 'Amın' dediğinde siz de 'Amın'
deyin. " hadisi ile "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Fatiha'yı okuyup "....." dediğinde "Amın" derdi" hadisi daha önce geçti.
Fakihlerimiz
(Şafii fukahası) sesli okunan namazlarda 'Amın'le ilgili bazı konularda ihtilaf etmişlerdir, mesele
özet olarak şöyledir. İmam 'Amın' demeyi unuttuğunda
cemaatin 'Amın'i sesli söyleyeceği hususunda tek
kavil vardır. İmam 'Amın'i sesli söylerse İmam
Şafii'nin yeni (cedid) görüşüne göre cemaat sesli
söylemez. Bu, İmam Ebu Hanıfe'nin
görüşü ve İmam Malik'ten bir rivayettir. Çünkü bu zikiderden
biridir ve namazın diğer zikideri gibi bu da açıktan
okunmaz. Eski görüşüne göre açıktan okur ki bu da İmam Ahmed
b. Hanbel'in görüşü ve İmam Malik'ten diğer
rivayettir.
[334]
Zıra daha önce geçen bir hadiste sahabi:
"Öyle ki 'Amın' sesinden Mescid-i
Nebevı titredi" demiştir.
Biz
Şafiilerde üçüncü bir kavil var ki ona göre de; cami küçükse imam’ın sesini
işittiklerinden dolayı cemaat sesli söylemez. Fakat büyükse 'Amın' nidasının caminin dört bir yanına ulaşması için sesli
söylerler. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[335]
Nitekim Ahmed b. Hanbel, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet
etmiştir: Haslilullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e Yahudilerden bahsedilince şöyle
buyurdu: "Onlar bizi, Allah'ın bize gösterdiği, kendilerinin ise
saptıkları (ve Cumartesiye çevirdikleri mübarek) Cuma kadar hiçbir şeyde
kıskanmıyorlar. Allah'ın bize bildirip gösterdiği, kendilerinin ise saptıkları
kıble kadar, bir de imam'ın arkasında 'Amin' dememiz
kadar hiçbir şeyimizi kıskanmıyorlar. "
[336]
Bu görüşün bir başka delili, İbn Abbas (r.a.)
kanalıyla rivayet edilen Haslilullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
şu hadisidir: "Yahudiler sizin 'Amin' demeniz
kadar hiçbir şeyinizi kıskanmadılar. Onun için bol bol
'Amın' deyin. " Senedinde Talha b. Amr vardır ki o zayıftır.
[337]
İbn Merduyeh, EbliHureyre (radıyallahuanh)'dan,
Haslilullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir: "Amin, alemlerin Rabbinin mü'min kulları üzerindeki mührüdür. "
[338]
Enes (r.a.)'dan da şöyle rivayet edilmiştir: Haslilullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Bana namazda ve dua ederken 'Amın'
demek lutfedildi ki bu, benden önce hiç kimseye
verilmemişti. Ancak Musa (a.s) dua eder, Harun (a.s) da 'Amın'
derdi. Öyleyse siz duayı 'Amın' ile bitirin. Böylece
Allah (c.c) duanızı kabul eder. "
Ben
derim ki: Bazıları buna şu ayet-i kerimeden çıkarım yapmışlardır: "Biz de
Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz
kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Mü'minleri müjdele! diye vahyettik. Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun
ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar
verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan
saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi
(verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki
iman etsinler). (Allah): İkinizin de duası kabulolunmuştur.
O halde siz doğruluğa devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi." (Yunus, 87-89) Zıra ayette sadece Musa (a.s)'ın
duası zikredilmiştir. Cümlenin gelişinden Harun (a.s)'ın
'Amın' dediği anlaşılmaktadır. Onun 'Amın' demesi dua sayılmıştır. Çünkü onlara "İkinizin
de duası kabulolunmuştur." denmiştir. Bu da 'Amın' diyen kimsenin dua etmiş gibi olduğunu
göstermektedir. Bu yüzden "imama uyanlar okumazlar" diyenlerin
gerekçe olarak "Çünkü Fatiha okunduğunda 'Amın'
demeleri onu okumaları yerine geçer." demişlerdir.
[339]
Bu sebeple hadiste "Kimin imamı varsa imam'ın okuması, onun okuması yerine
geçer." buyurulmuştur. Bunu Ahmed
b. Hanbel, Müsned'inde
rivayet etmiştir. Nitekim Bilal de: "Amın'i
benden evvel söyleme Ya Rasulallah" derdi. İşte
bu çıkarım, cehri namazlarda cemaate kıraatin farz olmadığını göstermektedir.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[340]
Bu yüzden İbn Merduyeh Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "İmam ''ğayril mağdubi aleyhim veleddaallin'' dediğinde birisi 'Amin'
der de yerdekilerin 'Amin'i göktekilerin 'Amin'ine denk gelirse Allah o kulun
geçmişteki günahlarını bağışlar. 'Amin' demeyenin
durumu şu adama benzer. Bir toplulukla savaşa çıkmıştır. Onlar kur'a çekerler
ve kur'aları çıkar. Bunun kur’ası
ise çıkmaz. 'Benim payım neden çıkmadı?' der. 'Çünkü sen 'Amin'
demedin' derler. "
Fatiha Suresinin sonu.
Hamd ve lütuf Allah'a mahsustur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |