İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

186.ayetler

 

Allah (c.c) Yakındır; O'na Dua Edin!:

 

186. Kullarım sana, beni sorarlarsa ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar.

 

Tefsiri:

 

[784] İbn Ebi Hatim, Muaviye b. Hayde el-Kuşeyri'den şöyle rivayet etmiştir: Bir bedevi: "Ya Rasulallah! Rabbimiz bize yakın mıdır da O'na fısıldayayım. Yoksa uzak mıdır da O'na yüksek sesle dua edeyim." dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sustu ve o arada Allah (c.c): "Kullarım sana Beni sorarlarsa, ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. O halde benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar." ayetini nazil etti. Allah (c. c) diyor ki: Onlara, bana dua etmelerini emrettiğimde dua ederlerse dualarına karşılık veririm. Bunu Taberi de Muhammed b. Humeyd'in Cerir'den nakliyle rivayet etmiştir. İbn Merduyeh ile Ebu Şeyh el-İsfahani de biraz farklı bir senetle rivayet etmişlerdir.

 

 

[785] Abdurrezzak'ın Hasan-ı Basrl'den rivayet ettiğine göre Hasan-ı Basri Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabına, "Rabbimiz nerede" diye sordular. Bunun üzerine Allah (c.c) "Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm ... " ayetini okudu. İbn Cüreyc, Ata'dan şöyle rivayet etmiştir: Bana ulaşan habere göre "Rabbiniz dedi ki: Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim ... " ayeti nazil olunca sahabeler: Ne zaman dua edeceğimizi bir bilsek, dediler. Bunun üzerine "Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm. " ayeti nazil oldu. 

 

 

[786] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Biz bir savaşta Rasulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikteydik. Bir dağa tırmandığımızda, bir tepeye çıktığımızda ve bir vadiye indiğimizde mutlaka yüksek sesle tekbir getiriyorduk. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize yaklaşarak "Ey insanlar! Kendinize merhamet edin. Zıra siz ne sağıra ne de yanınızda olmayan birine dua ediyorsunuz. Siz her şeyi işiten ve gören Allah'a dua ediyorsunuz. Dua ettiğiniz zat size, bineğinizin boynundan daha yakındır. Ey Abdullah b. Kays, sana cennet hazinelerinden bir kelime öğreteyim mi? 'La havle ve la kuvvete illa. billah: Allah’ın verdiği dışında hiçbir güç ve kuvvet yoktur.''' buyurdu. Bunu Buhari ile Müslim, Sahih'lerinde tahric etmişlerdir. Diğer muhaddisler ise biraz farklı bir senetle yine Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'tan buna yakın bir lafızla rivayet etmişlerdir.

 

 

[787] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Allah (c.c) buyuruyor ki: Ben kulumun hakkımdaki zannı üzereyim. Bana dua ettiğinde onunla beraberim. "

 

 

[788] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ben Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Allah (c.c) buyuruyor ki: Kulum beni zikrettiği ve dudaklarını benim için kımıldattığı sürece ben onunla beraberim. " Ben derim ki: Bu hadis, Allah'ın (c.c) "Şüphesiz Allah sakınanlarla ve muhsinlerle beraberdir." (Nahl, 128) buyruğu ile Allah'ın (c.c) Musa (a.s) ile Harun (a.s)'a "Şüphesiz ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm." (Taha, 46) buyruğu gibidir.

 

Ayette kastedilen mana şudur: Allah (c.c) dua eden hiç kimsenin duasını boşa çıkarmaz. Allah'ı hiçbir şey kulunun duasından oyalamaz. Bilakis Allah (c.c) duaları çok iyi işitir. Böylece ayette duaya teşvik edilmekte ve Allah (c.c) katında hiçbir şeyin zayi olmayacağı bildirilmektedir.

 

 

[789] Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, Selman-ı Farisi (r.a.) kanalıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Kul, ellerini açıp kendisinden hayırlı bir şey istediğinde Allah (c. c), onun ellerini boş çevirmekten utanır. " Ravilerden Meymun der ki: Ben "Bana bu adamın ismini söyleyin" dedim, "Cafer b. Meymun" dediler. Bunu ayrıca Ebu Davud, Tirmizi ve İbn Mace, bu hasletlerin sahibi olan Cafer b. Meymun'dan rivayet etmişlerdir. Tirmizi: "Bu hasen ve gariptir. Bazıları bunu Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözü değil, sahabi sözü olarak rivayet etmişlerdir." demiştir. Hafız el-Mizzi, Etraf'ında şöyle demiştir: Onu EbU. Hemmam, Muhammed b. Zeberkan, Süleyman et-Teymi'den, o da EbU. Osman en-Nehdi’den bu lafızla yaptığı rivayeti mütabaa etmiştir.

 

 

[790] Yine İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Hangi Müslüman günah ve akrabalıkla ilişkiyi koparma olmayan bir hususta Allah'a (c.c) dua ederse, Allah (c.c) ona şu üç şeyden birini mutlaka verir:

 

Ya duada istediğini hemen verir veya onu ahirete saklar. Veyahut o kadar bir kötülüğü kendisinden de! eder. " Bunun üzerine sahabiler, "Öyleyse biz daha fazla dua ederiz" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O durumda Allah daha da artırır" buyurdu. 

 

 

[791] İmam Ahmed b. Hanbel, Ubade b. Samit (r.a.)'tan şöyle nakletmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yeryüzünde hangi kul Aziz ve Celil olan Allah'a dua ederse, Allah (c.c) mutlaka, ya ona bunu verir veya onun kadar bir şerri kendisinden de! eder. Ancak bir günah veya akrabalık bağını koparmak için dua etmemişse ... " Bunu Tirmizi de rivayet etmiş ve: Hasen ve sahih hadistir, bu kanalla gariptir, demiştir.

 

 

[792] İmam Malik, EbU. Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden her biriniz acele etmedikçe; 'dua ettim de kabul olunmadı' demedikçe, duası kabulolunur" buyurdu. Bunu Buhari ve Müslim, yine İmam Malik'in senediyle tahric etmişlerdir ve bu, İmam Buhari'nin lafzıdır. Allah (c.c) ona rahmet etsin ve cennet'le mükafatlandırsın.

 

 

[793] Yine Müslim, Sahih'inde, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Günah veya akrabalık bağını koparmak olan bir şey istemediği, duasında da acele etmediği sürece kulun duası kabulolunmaya devam eder. "

 

 

[794] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kul acele etmediği sürece iyilik ve afiyet içindedir" buyurdu. "Nasıl acele eder?" dediler. "Rabbime dua ettim de kabul etmedi, der" buyurdu. İmam Taberi, tefsirinde Urve’den şöyle rivayet etmiştir: Aişe (r.anha): "Herhangi bir mü' min kul, Allah'a bir dua ederse; acele etmediği veya ümitsizliğe kapılmadığı sürece bu ona ya peşinen dünyada verilir veya kendisi için ahirete saklanır." dedi. O'na "Anneciğim, kulun acele etmesi ve ümitsizliği nedir?" dedim. "İstedim de verilmedi, dua ettim de icabet edilmedi, demesidir" diye cevap verdi. İbn Kusayt der ki: Ben de Said b. Müseyyeb'i, Aişe'nin söylediğinin aynısını söylerken işittim.

 

 

[795] İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü şöyle buyurdu: "Kalpler birer kaptır. Bazısı bazısından daha çok şeyalır. Öyleyse ey insanlar, siz de Allah'a dua ettiğinizde kabul olunacağına kesin bir inançla dua edin. Çünkü önemsemeyen ve gafil bir kalple dua eden kulun duasına icabet olunmaz. "

 

 

[796] İbn Merduyeh, Ebu Nafi' b. Ma'dikerb'den şöyle rivayet etmiştir:

Ben Aişe (r.anha) ile birlikte Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında idim ve O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakın ım. " ayetini sorduk. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

 

"Rabbim, Aişe'nin sorusuna bak" dedi. Bunun üzerine Cebrail (a.s) geldi ve "Allah (c.c) sana selam söylüyor. Bu salih kulum, samimi bir niyet ve temiz bir kalple "Ya Rabbi" diyerek bana dua ettiğinde ben "buyur efendim" der ve onun isteğini görürüm." Hadis bu kanalla gariptir.

 

 

[797] İbn Merduyeh, İbn Abbas (r.a.) kanalıyla Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm." ayetini okudu ve ardından şöyle dua etti: ''Allah'ım! Sen dua etmemizi emrettin ve kabul etme garantisi verdin. Buyur, senin emrindeyim Allah'ım, buyur. Buyur Allah'ım! Senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur Allah'ım! Hamd ve lütuf sana mahsustur. Mülk de sadece senindir. Hiçbir ortağın yoktur. ŞeMdet ederim ki sen teksin, birsin, her varlığın dayanağısın. (O Allah) Doğurmadı, doğrulmadı ve hiçbir ortağı yoktur. ŞeMdet ederim ki senin vaadin haktır, seninle buluşmak haktır. Cennet haktır, cehennem haktır. Kıyamet de gelecektir ve onda hiç şüphe yoktur. Sen kabirdekileri de dirilteceksin. "

 

 

[798] Hafız Bezzar, Enes (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yüce Allah şöyle buyuruyor: Ey Ademoğlu, bir şey senin hakkın, bir şey benim hakkım, bir şey aramızda ortaktır. Benim hakkım bana ibadet edip hiçbir şeyi bana ortak koşmamandır. Senin hakkın; yaptığın her bir şeyin -veya amelin- mükafatını vermemdir. Benimle senin aranda olan şey ise; senden dua etmek, benden de duanı kabul etmektir. "

 

Allah'ın (c.c), duaya teşvik eden bu ayeti oruç hükümlerinin arasına yerleştirmesi, kullarını Ramazan günlerinin bitiminde, hatta her oruç açışarında kendisine gayretle dua etmeye yönlendirme amacına matuftur. Nitekim;

 

 

[799] İmam Ebu Davud Tayalisi, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Oruçlunun if tar anında mutlaka kabulolunan bir duası vardır." Abdullah b. Amr (r.a.) da orucunu açarken eşini ve çocuklarını çağırır ve dua ederdi.

 

 

(800] İmam İbn Mace, Sünen'inde, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Oruçlunun orucunu açarken reddedilmeyen makbul bir duası vardır. " Ravilerden Abdullah b. Ebi Müleyke der ki: Abdullah b. Amr (r.a.)'ın iftar açarken şöyle dua edişini duydum: "Allah'ım! Senden, her şeyi kuşatan rahmetinle beni bağışlamanı istiyorum. "

 

 

[801] İmam Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, Nesai ve İbn Mace, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şu üç kişinin duası geri çevrilmez: Adil imamın (yönetici), orucunu açana kadar oruçlunun ve mazlumun. Allah (c.c) mazlum un duasını bulutların üzerine kaldırır. Göğün kapılarını onun üzerine açar ve şöyle buyurur: İzzetim hakkı için bir süre sonra olsa da sana mutlaka yardım edeceğim. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

187. Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlara yaklaşmayın. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar.