İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

190 – 193.ayetler

 

Allah Yolunda Cihad:

 

190. Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın. Aşırı gitmeyin; çünkü Allah aşırıları sevmez.

191. Onları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. Kafirlerin cezası böyledir.

192. Eğer onlar (savaştan) vazgeçerlerse Allah Gafur ve Rahim'dir.

193. Fitne tamamen yok edilinceye ve din de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.

 

Tefsiri:

 

Ebu Cafer er-Razi "Size karşı savaş açanlara, siz de Allah yolunda savaş açın ... " ayeti hakkında Ebu Aliye'den şöyle rivayet etmiştir: Bu, Medine'de savaş hakkında ilk inen ayettir. Bu ayetten sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sadece kendisiyle savaşanlarla savaşıyor, kendisine bir şey yapmayanlara ise dokunmuyordu. Bu Berae (Tevbe) suresindeki (müşriklerin her yerde öldürülmelerini emreden) ayet inene kadar devam etti. Abdurrahman b. Zeyd de böyle demiştir, hatta o, bu ayetin, "Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün." (Tevbe, 5) ayetiyle neshedildiğini söylemiştir. Fakat bu tartışılabilir bir iddiadır. Çünkü "Size karşı savaş açanlara" ifadesi, tüm gayretleri İslam ve Müslümanlarla savaşmak olan düşmanlarla savaşa teşvik ve tahrik için söylenmiştir. Şöyle demek isteniyordu: Onlar nasıl sizinle savaşıyorlarsa, siz de onlarla savaşın. Aynen, "Onlar sizinle topluca savaştıkları gibi siz de müşriklerle topluca savaşın." (Tevbe, 36) buyruğundaki gibi... Bu yüzden buradaki ayette "Onları yakaladığınız yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. " buyurulmuştur. Yani, onların tüm gayreti sizinle savaşmak olduğu gibi, sizin tüm gayretiniz de onlarla savaşmak olsun. Tüm çabanız kısas gereği onları sizi çıkardıkları yurtlarından çıkarmak olsun. Nitekim Ebu Bekir (r.a.)'tan, hicretten sonra savaş hakkında inen ilk ayetin "Zulmedildiklerinden dolayı savaşılanlara, savaşma izni verilmiştir ... " ayeti olduğuna dair bir rivayet vardır ki yaygın görüş budur ve hadisler de bu manada gelmiştir.

Allah (c.c): ''Aşırı gitmeyin; çünkü Allah aşırıları sevmez." buyuruyor.

Yani, Allah yolunda savaşın ve onda aşırıya gitmeyin. Hasan-ı Basri'nin söylediği gibi bu yasağın içine; ölüye veya diriye işkence etmek, paylaştırılmamış ganimetten mal aşırmak, görüşleriyle savaşa katkıda bulunmayan ve savaşmayan kadınlar, çocuklar ve ihtiyarlarla ibadethanelerine kapanmış din adamlarını öldürmek, faydasız yere ağaçları kesmek ve hayvanları öldürmek yasakları girer. Nitekim İbn Abbas (r.a.), Ömer b. Hattab, Ömer b. Abdulaziz, Mukatil b. Hayyan ve başkalarından da böyle rivayet edilmiştir.

 

 

[849] Bu yüzden Müslim'in Sahih'inde Büreyde'den şöyle rivayet edilir:

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu: ''Allah yolunda savaşın, Allah'ı reddeden kafirlerle harp edin. Savaşın, fakat taksim edilmemiş ganimet malından bir şey almayın, hiyanet etmeyin, işkence yapmayın ve bebekleri öldürmeyin. " Bunu Ahmed b. Hanbel de rivayet etmiştir.

 

 

[850] İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ordularını göndereceği zaman şöyle derdi: "Allah'ın adıyla çıkın. Allah'ı reddeden kafirlerle Allah (c.c) için savaşın. İhanet etmeyin, taksim edilmemiş ganimet malından çalmayın, sağ veya ölü kimsenin uzuvunu kesmeyin (müsle), çocukları ve mabed ahalisini öldürmeyin. " Bunu imam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Ebu Davud Enes (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) 'den benzer bir lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[851] Buhari ve Müslim, Sahih'lerinde, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in katıldığı bir savaşta ölü bir kadın cesedi bulununca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadınların ve çocukların öldürülmelerini çirkin bularak nehyetti. 

 

 

[852] İmam Ahmed b. Hanbel, Huzeyfe (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bize 1,3,5, 7,9 ve 11'er tane örnek verdi, sonra bunların sadece birini söyleyip kalanlarını bıraktı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Güçsüz ve zavallı bir topluluk vardı ve kuvvetli, yaman bir topluluk bunlarla savaştı. Allah (c.c) güçlü olan topluluğu diğerlerine galip getirip yenilgiye uğrattı. Kuvvetsiz olanlar daha sonra düşmanlarına kastederek onları işlerinde kullandılar ve zora koştular. Bunun üzerine Allah bunlara kendisine kavuşacakları güne kadar gazap etti. " Bu, senedi hasen bir hadistir. Manası; bu güçsüz kimseler kuvvetlilere karşı galip konuma geçince onlara saldırdılar ve hak etmedikleri işlerde çalıştırdılar. Bu azgınlıkları sebebiyle de Allah (c.c) onlara gazap etti. Bu hususta hadis ve eserler pek çoktur.

 

Cihadda adam öldürmek ve insan hayatına son vermek olduğundan dolayı Allah (c.c) kafirlerin içinde bulundukları Allah'ı inkar, O'na ortak koşma ve yolundan alıkoymaktan daha ağır, çetin, şiddetli ve büyük bir felaket olduğuna dikkat çekerek şöyle buyurdu: "Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür." Ebu Malik der ki: Yani, sizin şu içinde bulunduğunuz hal savaştan daha büyük bir felakettir. Ebu Aliye, Mücahid, Said b. Cübeyr, İkrime, Hasan-! Basri, Katade, Dahhak ve Rebi' b. Enes'ten de aynı şekilde "Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. " buyruğunu "şirk, savaştan daha beterdir" diye tefsir ettikleri rivayet olunmuştur.

 

"Mescid-i Haram'da, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın."

 

 

[853] Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'yi fethettiği gün şöyle buyurdu: "Allah (c.c) burayı, gökleri ve yeri yarattığı zaman haram kıldı. Artık burası, Allah'ın haram kılması sebebiyle kıyamete kadar haramdır. Benden önce hiç kimsenin burada savaş yapması helal kılınmadı. Benim için de ancak gündüzün belirli bir anında helal kılındı. Burası Allah'ın haram kılması sebebiyle kıyamete kadar haramdır. Mekke'nin dikeni / çalısı sökülmez, yaş otu koparılmaz. Biri çıkıp Allah Rasulü'nün savaşmasını kendisine gerekçe göstererek bunun helal olduğunu söylerse ona, 'Allah (c.c), Rasulü'ne izin verdi, size ise izin vermedi' deyin. " Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bununla Mekke fethinde Mekkelilerle savaşmasını kastetmektedir. Zira Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'yi güç kullanarak almış ve Handeme denen Mekke yakınlarındaki bir dağda baz! kimseler öldürülmüştür. Bir görüşe göre Mekke, sulh yoluyla fethedilmiştir.

 

 

[854] Zira Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kapısını kapayıp evine çekilen güvendedir. Mescid-i Haram'a giren güvendedir. Ebu Süfyan'ın evine giren güvendedir", demiştir. İmam Kurtubi, Mescid-i Haram'da savaşmaktan nehyeden nassın mensuh olduğunu nakleder. Katade'ye göre onu nesheden Allah'ın (c. c) "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün." (Tevbe, 5) buyruğudur. Mukatil b. Hayyan ise: Mescid-i Haram'da savaşmayı "Onları (kafirleri) nerede bulursanız öldürün." (Nisa, 91) buyruğu neshetti, demiştir.

 

"Mescid-i Haram'da, onlar sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. Kafirlerin cezası böyledir." Allah (c.c) burada şöyle diyor: Müşrikler açmadıkça siz onlara Mescid-i Haram'da savaş açmayın. Onlar savaş açarsa o durumda saldırganın şerrini def etmek maksadıyla onlarla savaşın ve öldürün.

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kureyş kabileleri ile onlarla andlaşmalı Sakif ve Habeşistan kabilelerinin Müslümanlara karşı birleşmesi üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hudeybiye günü ağacın altında Müslümanlarla biat etmişti. Sonra Allah (c.c) onların şerrini Müslümanlardan def etti. Allah (c.c) bu hususta şöyle buyurur: "O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, Mekke'nin içinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir." (Feth, 24) Yine: "Eğer (Mekke'de) kendilerini henüz tanımadığınız mü'min erkeklerle mü'min kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkar edenleri elemli bir azaba çarptırırdık. " (Feth, 25) buyurur.

 

"Eğer onlar (savaştan) vazgeçerlerse Allah Gafur ve Rahim'dir." Yani onlar Harem-i Şerif bölgesinde savaşmayı bırakır, İslam'a ve tevbeye yönelirlerse şüphesiz Allah (c.c) çok bağışlayıc! ve çok merhametlidir. Harem-i Şerif'te Müslümanları öldürmüş olsalar bile onların günahlarını bağışlar. Çünkü kendisine yönelen ve tevbe eden kişiyi bağışlamada hiçbir günah Allah'a (c.c) büyük gelmez.

 

"Fitne tamamen yok edilinceye"deki fitneden kasıt, şirktir. İbn Abbas (r.a.), Ebu Aliye, Mücahid, Hasan-ı Basrl, Katade, Rebi', Mukatil b. Hayyan, Süddi ve Zeyd b. Eslem böyle demişlerdir.

 

"Ve din de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. "Yani Allah'ın dini diğer tüm dinler üzerinde yegane galip ve yüce din oluncaya kadar ...

 

 

[855] Nitekim Buhari ve Müslim'in, Sahih'lerinde, Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'tan rivayet ettiklerine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e yiğitlik için savaşan, toprak ve kabile müdafaası için savaşan ve gösteriş için savaşan kimselerden hangisinin Allah yolunda savaşçı olduğu sorulduğunda: "Her kim Allah'ın sözü en yüce olsun diye savaşırsa o kimse Allah yolunda savaşıyor demektir. " buyurmuştur.

 

 

[856] Yine Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde geçen bir hadiste Hz.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben, insanlar "La ilahe illallah" diyene dek onlarla savaşmakla emrolundum. Bunu söylerlerse, başka haklı bir sebep olmadıkça, kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Onların (gizli hallerinin) hesabı ise Allah'a kalmıştır. "

 

"Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur." Yani, eğer içinde bulundukları şirki ve mü'minlerle savaşı bırakırlarsa onlara dokunmayın. Bundan sonra kim onlarla savaşmaya devam ederse o zalimdir. Düşmanlık ve saldırı ancak zalimlere yapılır. Mücahid'in ayeti, "sadece savaşanlarla savaşılır" şeklindeki tefsirinin manası da budur. Veya mana şöyledir: Eğer onlar vazgeçerse zulümden -yani şirkten- kurtulmuş olurlar. Böylece bundan sonra onlara karşı düşmanlık da yapılmaz. Buradaki "udvan: düşmanlık"tan kasıt cezalandırmak ve savaşmaktır. Şu ayetlerdeki de benzer ifadelerdir: "Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın." (Bakara, 194) "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükafatı Allah'a aittir. Doğrusu o, zalimleri sevmez." (Şura, 40) "Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin misliyle ceza verin. " (Nahl, 126) Bu yüzden İkrime ile Katade: Zalim, "La ilahe illallah" demeyi reddeden kişidir, demişlerdir.

 

 

[857] İmam Buhari, "Fitne tamamen yok edilinceye ve din de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın" ayetinde şu rivayeti zikretmiştir: Nafi', İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakletti: Abdullah b. Zübeyr'in neden olduğu fitnenin başgösterdiği sırada İbn Ömer’e iki adam gelip, "İnsanlar (ihtilaflar içinde) kayboldular. Sen İbn Ömer'sin, Hz. Peygamber'in sahabisisin. Neden yaşananlara sessiz kalıyorsun?" dediler. İbn Ömer (r.a.) "Beni bundan Allah Teala'nın kardeşimin kanını (dökmeyi) haram kılması alıkoyuyor," diye cevap verdi. Bu defa adamlar, "Peki Allah Teala, "Fitne tamamen yok edilinceye kadar onlarla savaşın!" buyurmuyor mu?" diyerek itiraz ettiler.

 

Bunun üzerine Abdullah: Savaşa başladığımızda ortada hiçbir fitne yoktu ve din yalnızca Allah'ın idi. Siz ise fitne çıkması ve dinin Allah'tan başkasına ait olması için savaşmak istiyorsunuz, dedi.

 

Başka bir rivayette şu ziyade yer almaktadır: Bazı adamlar gelip İbn Ömer'e "Ey Abdurrahman'ın babası! Allah'ın cihada teşvik ettiğini bildiğin halde, Allah yolunda cihadı terk edip bir yıl hac, bir yıl umre etmenin nedeni nedir?' diye sordular. O da şöyle cevap verdi: Yeğenim! İslam şu beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'a ve Rasulü'ne iman etmek, beş vakit namaz kılmak, Ramazan orucunu tutmak, zekat vermek ve haccetmek. Bu defa adam şöyle dedi: "Ey Abdurrahman'ın babası! Allah Teala'nın Kur'an'da, ''Eğer mü'minlerden iki grup birbiriyle vuruşursa aralarını düzeltin. Şayet Diri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran taraila savaşın!" (Hucurat, 9) ve "Fitne tamamen ortadan kalkıncaya kadar, onlarla savaşın!" buyurduğunu işitmedin mi? dediler. İbn Ömer de şöyle cevap verdi:

Biz bu ayetlerin gereğini Allah Rasulü'nün zamanında yerine getirdik. O vakitler Müslümanların sayısı azdı. Mü'min biri, dininden dolayı fitneye maruz kalırdı. Onu ya öldürürler, ya da ona işkence ederlerdi. Ne zaman ki İslam dini yayıldı, o zaman fitneden eser kalmadı." Onlar "Ali ile Osman hakkında ne dersin?" dediler. İbn Ömer (r.a.): Osman'ı Allah affettiği halde sizi affetmek istemediniz. Ali (r.a.) ise Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in amcası oğlu ve damadıdır." dedi. Eliyle işaret ederek "Şu gördüğünüz de onun evidir" diye ekledi. 

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

194. Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakilerle beraberdir.