|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 195.ayetler |
Allah Yolunda infak:
195. Allah yolunda
infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye / helaka atmayın. İyilik
yapın. Çünkü Allah iyilik yapanları sever.
Tefsiri:
İmam Buhari, Huzeyfe'den
(r.a.): Bu ayet nafaka hakkında indi, dediğini nakletmiştir. Bunu İbn Ebi Hatim
de başka bir senetle rivayet etmiş ve şöyle demiştir: İbn Abbas (r.a.),
Mücahid, İkrime, Said b. Cübeyr, Ata, Dahhak, Hasan-ı Basri, Katade, Süddi ve
Mukatil b. Hayyan'dan da benzer sözler rivayet edilmiştir.
[859] Leys b. Sa'd,
Yezid b. Ebu Habib'den, Eslem b. İmran'ın şöyle dediğini nakleder: Biz
İstanbul'da (orayı fethetmek için kuşatmış halde) iken Muhacir'lerden biri
düşman safına dalarak yarıp geçti. Yanımızda Ebu Eyyub el-Ensarı de vardı.
Bazıları: Adam kendisini tehlikeye (helaka) attı, dediler. Bunu işiten Ebu
Eyyub (r.a.) şöyle dedi: Biz bu ayeti daha iyi biliyoruz. Ayet bizim hakkımızda
nazil oldu. Biz Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile arkadaşlık yapmış,
önemli savaşlarda O'nunla birlikte bulunmuş ve O'na yardım etmiştik. İslam
yayılıp güçlenince biz Ensar bir araya gelerek aramızda konuşmaya başladık.
Dedik ki: Allah (c. c) bize, Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
arkadaş olmayı ve yardım etmeyi lutfetti. Sonunda İslam yayıldı ve Müslümanlar
çoğaldı. Biz Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i ailemize,
mallarımıza ve evlatlarımıza tercih ederdik. Şimdi ise savaşlar sona erdi. Biz
artık ailemizin ve evlatlarımızın yanına çekilip onlarla kalalım. Bunun üzerine
bizim hakkımızda "Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi
tehlikeye / helaka atmayın." ayeti nazil oldu. Böylece ayette kastedilen
tehlike, çoluk çocuk ve mal mülk başında durup cihadı bırakmak oluyordu. Bunu
Ebu Davud, Tirmizi, Abd b. Humeyd Tefsir'inde, Taberi, İbn Merduyeh, Hafız Ebu
Ya'la Müsned'inde, İbn Hibban Sahih'inde ve Hakim Müstedrek'inde; hepsi de
Yezid b. Ebi Habib'in rivayetiyle tahric etmişlerdir. Tirmizi: Hasen, sahih,
garib hadistir, Hakim de: Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da bu,
onların şartlarını taşıyan bir hadistir, demiştir.
[860] Ebu Davud'un
rivayetindeki ifade ise şöyledir: Eslem b. Ebi İmran'dan: Biz İstanbul'da idik.
Mısırlıların başında Ukbe b. Amir, Şamlıların başında ise bir adam -Fudale b.
Ubeyd'i kastediyor- vardı. Şehirden, Rumlardan büyük bir saf çıktı. Biz de
karşılarında saf tuttuk. Birden Müslümanlardan birisi Rumlara saldırarak
aralarına daldı, sonra geri çekilip yanımıza geldi. İnsanlar onun hakkında:
"Subhanallah, kendisini tehlikeye attı" dediler. Bunun üzerine Ebu
Eyyub (r.a.): "Ey insanlar! Gerçekten siz bu ayeti kastedilmeyen manaya
yorumluyorsunuz. Bu ayet biz Ensar hakkında nazil oldu. Allah (c.c) dinini aziz
kılıp, yardımcıları çoğalınca biz aramızda "Biz malımıza mülkümüze eğilsek
de işlerimizi düzene soksak" dedik. Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti
nazil etti. Ebu Bekir Ayyaş, Ebu İshak es-Sebil der ki: Bir adam Bera b. Azib'e
"Ben kendimi düşmanın üzerine atsam ve beni öldürseler, kendimi tehlikeye
atmış olur muyum?" diye sordu. Bera:
Hayır, Allah (c.c),
elçisine "Allah yolunda savaş. Sen ancak kendinden sorumlusun."
(Nisa, 84) buyurdu. Bu (tehlike ayeti) sadece infak hakkındadır, dedi. Bunu İbn
Merduyeh rivayet etmiş, Hakim Müstedrek'inde İsrail'in Ebu İshak'tan bu
şekildeki nakliyle rivayet etmiştir ve "Buhari ve Müslim tahric etmemiş
olsalar da onların şartlarında sahihtir." demiştir.
Sevri ve Kays'ın, Ebu
İshak'tan rivayetinde Allah'ın (c. c) "Sen sadece kendinden
sorumlusun" buyruğundan sonra şu ziyade vardır: Asıl tehlike, adamın bir
günah işleyerek kendisini tehlikeye atması ve tevbe etmemesidir. İbn Ebi Hatim,
Abduyeğus'tan şöyle rivayet etmiştir: Biz Şam'ı muhasara etmiştik. Ezd
kabilesinden bir adam tek başına hızla düşmana saldırdı. Müslümanlar onun bu
hareketini ayıplayarak durumunu Amr b. el-As (r.a.)'a ilettiler. Amr ona haber
gönderdiyse de kabul etmedi. Amr: Allah (c.c) "Kendi ellerinizle kendinizi
tehlikeye atmayın." buyuruyor, dedi.
Ata b. Saib, Said b.
Cübeyr kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan, "Allah yolunda infak edin. Kendi
ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." buyruğu hakkında onun şöyle
dediğini rivayet etmiştir: "Bu infak hakkındadır, tehlike Allah yolunda
infaktan elini çekmendir. Kendini bu şekilde tehlikeye sokma." Hammad b.
Seleme, Ebu Cübeyre'den şöyle nakleder: Ensar, mallarından tasadduk eder ve
infakta bulunurlardı. Bir yıl kıtlık olması üzerine Allah yolunda infakı
bıraktılar. Bunun üzerine "Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle
kendinizi tehlikeye atmayın." ayeti nazil oldu. Hasan-ı Basri:
"Kendi ellerinizle
kendinizi tehlikeye atmayın." ayetinde sözü edilen tehlike cimriliktir,
demiştir.
Semmak b. Harb'in, Numan
b. Beşir'den rivayetine göre o şöyle demiştir: "Kendi ellerinizle
kendinizi tehlikeye atmayın." ayeti kişinin günah işleyip "Allah
(c.c) beni bağışlamaz" demesidir. Onun için Allah (c. c) "Kendi
ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Her türlü hareketinizde dürüst
davranın. Çünkü Allah dürüstleri sever." buyurmuştur. Bunu İbn Merduyeh
rivayet etmiştir. İbn Ebi Hatim der ki: Ubeyde es-Selmani, Hasan-ı Basri, İbn
Sirin ve Ebu Kılabe'den de benzeri rivayet edilmiştir. Yani, Numan b. Beşir'den
nakledildiği gibi; "tehlike, kişinin günah işlemesi ve bağışlanmayacağına
inanması, böylece kendisini tehlikeye atmasıdır. Yani, bol bol günah işleyerek
kendisini helak etmesidir."
Hem İbn Ebi Hatim, hem
de Taberi, el-Kurazi'den şöyle rivayet etmişlerdir: Muhammed b. Ka'b, Allah'ın
(c.c) "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın." buyruğu
hakkında şöyle derdi: Allah yolunda cihada çıkan bazı kimseler yanlarına
herkesten fazla erzak alır ve durumu kötü olduğu halde arkadaşına yardım etme
arzusuyla erzakından başkalarına verirlerdi, böylece elinde bir şey kalmazdı.
Bu yüzden Allah (c.c) "Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle
kendinizi tehlikeye atmayın." ayetini indirdi. İbn Vehb de böyle demiştir.
Abdullah b. Ayyaş, Zeyd b. Eslem'den "Allah yolunda infak edin. Kendi
ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. " ayeti hakkında şöyle rivayet
eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in gönderdiği seriyyelerde
bulunan bazı kimseler yola yanlarına hiçbir erzak almadan çıkarlardı. Bazen
yolları kesilir, bazen ellerinde hiçbir şey olmayan muhtaç kimseler durumuna
düşerlerdi. Bunun üzerine Allah (c.c) onlara, Allah'ın (c.c) kendilerine
lutfettiği rızıklardan yanlarına almalarını ve kendi elleriyle kendilerini
tehlikeye atmamalarını emretti. Tehlike (.....); insanların açlık, susuzluk
veya çok yürumeden dolayı bedenlerinin helak ve mahvolmasıdır.
Allah (c.c) daha sonra
elinde ihtiyacından fazlası bulunan kimselere "İyilik yapın. Çünkü Allah
iyilik yapanları sever" diye emrediyor. Ayet-i kerime çeşitli ibadetleri
ve türlü taatleri, özellikle de düşmanlarla savaş için infak etmeyi,
Müslümanların düşmanlarına karşı güçlenmesini sağlayacak şeylerde Allah (c.c)
rızası için infakta bulunmayı emretmekte; bunu tamamen terk etmenin ve
alışkanlık haline getirmenin o kimse için bir helak ve yıkım olacağını haber
vermektedir. Allah (c.c) ardından en yüksek taat olan iyilikte bulunmayı emrederek
"İyilik yapın. Çünkü Allah iyilik yapanları sever." buyurmuştur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |