İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

204 – 207.ayetler

 

Münatıklar:

 

204. İnsanlardan öyleleri vardır ki dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. O kalbindekine Allah'ı şahit tutar. Halbuki o, hasımların en yamanıdır.

205. O, dönüp gittiğinde yeryüzünde ortalığı fesada vermek; ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez.

206. Böylesine ''Allah'tan kork!" denilince benlik ve gurur kendini günaha sevk eder. Ona cehennem yeter. O ne kötü yataktır.

207. İnsanlardan öyleleri de var ki Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder. Allah da kullarına şefkatlidir.

 

Tefsiri:

 

Süddi der ki: Ahnes b. Şüreyf es-Sekafi hakkında nazil olmuştur. Ahnes, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, kalbiyle inanmadığı halde kendisini Müslüman olmuş gibi göstermişti. İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet edilir: Ayet-i kerime, Red' vak'asında şehid edilen Hubeyb ile arkadaşları hakkında konuşup onları kınayan bir grup münafık hakkında indi. Allah (c. c) "İnsanlardan öyleleri vardır ki dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider .... " ayetlerini nazil ederek münafıkları yerip Hubeyb ve arkadaşlarını da övdü. Bazılarına göre ayet bütün münafıklar ve bütün mü'minler hakkındadır. Bu, Katade, Mücahid, Rebi’ b. Enes ve birçok kişinin görüşüdür ki sahih olan da budur. İmam Taberi, Kurazi'den, onun eski kutsal kitapları okuyan, onlar hakkında bilgi sahibi Nevf el-Bukkali'nin şöyle dediğini nakleder: Vallahi ben bu ümmetin bazı fertlerinin niteliklerini Allah tarafından indirilmiş diğer kitaplarda görebiliyorum. Onlar dünyevi menfaatler için dinlerini satarlar. Dilleri baldan tatlı, kalpleri ise biberden acıdır. İnsanlar için koyun postu giyinirler, kalpleri ise kurt kalbidir. Allah (c.c) der ki: Onlar bana böyle cür' etkar oluyor, kendilerini benim (rahmetim) ile mi avutuyorlar? And olsun onlara, içlerinde bilgi sahibi olanları bile şaşkınlıkta bırakacak bir fitne göndereceğim. Kurazi der ki: Söylediklerini Kur'an üzerinde düşündüğüm de onların münafıklar olduklarını gördüm ve bunu Allah'ın kitabında şu ayette buldum: "İnsanlardan öyleleri vardır ki dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. O, kalbindekine Allah'ı şahit tutar ... "

 

Bana babam Muhammed b. Ebu Ma'şer şöyle anlattı: Said el-Makburi ile Muhammed b. Ka'b el-Kurazi arasında geçen şu sohbete tanık oldum. Said şöyle dedi: Bazı kutsal kitaplarda şu ifadeler yer alır: Benim öyle kullarım vardır ki dilleri baldan tatlı, kalpleri biberden acıdır. Yumuşak gözükmek için insanlar arasına koyun postu giyerek çıkarlar ama kalpleri kurt kalbidir. Dünyalıklar elde etmek için dinlerini satarlar. Allah (c.c) der ki: Onlar bana karşı böyle cür' etkar oluyor, benim (rahmetim)’e dayanarak kendi kendilerini mi aldatıyorlar? İzzetime and olsun ki onlara, bilgi sahibi olanları bile şaşkınlıkta bırakacak bir fitne göndereceğim. Bunun üzerine Muhammed b. Ka'b el-Kurazi: Bu, Allah'ın (c.c) kitabında da var, dedi. Said: Allah'ın kitabının neresinde var? dedi. el-Kurazi: "Allah'ın (c.c) "İnsanlardan öyleleri vardır ki dünya hayatı hakkında söyledikleri senin hoşuna gider. O, kalbindekine Allah'ı şahit tutar ... " buyruğunda" dedi. Said: Bu ayetin kim hakkında nazil olduğunu biliyormusun? dedi. el-Kurazi: O bir adam hakkında indi. Ama sonra hükmü genelleşti, dedi. Kurazi'nin söylediği güzel ve doğrudur.

 

"Kalbindekine Allah'ı şahit tutar" (.....) cümlesini İbn Muhaysin ''.....: Allah şahittir" şeklinde okumuştur. Yani, bu kimse size kurnazca farklı gözükse de Allah (c.c) onun kalbindeki iğrençlikleri bilir. Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurmuştur: "Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen Allah'ın Peygamberisin, derler. Allah da bilir ki sen elbette, O'nun Peygamberisin. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir." (Münatiklin, 1) Cumhur ise bunu "....." şeklinde, fiilin ilk harfi ötre ve "Allah" lafz-ı celalinin sonu üstün olarak okumuştur. Manası şöyledir:

 

O insanlara Müslüman gözükür, kalbindeki küfür ve nifakla da Allah (c.c)'ya meydan okur. Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette "İnsanlardan korkmaya çalışırlar da Allah'tan korkmaya çalışmazlar. " (Nisa, 108) buyurur. Bu manayı İbn İshak. .. İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiştir. Denildi ki: Mana şöyledir: İnsanlara kendisini Müslüman gösterirken yemin eder ve kalbindekinin de dilindeki gibi olduğuna dair yemin eder ve onlara Allah'ı şahit tutarlar. Bu mana da doğrudur. Bunu Abdurrahman b. Zeyd söylemiştir. Taberi de tercih etmiş ve İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiş, Mücahid'in de böyle söylediğini aktarmıştır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

"Halbuki o, hasımların en yamanıdır." "eledd" Arapçada eğri demektir.

Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette, "Bununla eğri bir kavmi (.....) uyarman için" (Meryem, 97) buyurmuştur. Münafık da tartışma ve düşmanlık anında böyledir. Yalan söyler, hakka karşı dürüst olmayıp sahtekarlık yapar. İftira atar ve uydurur.

 

 

[934] Nitekim sahih bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Münafığın alameti üçtür. Konuştuğunda yalan söyler, andlaşma yaptığında onu bozar ve münakaşa ettiğinde hakkaniyetten uzak davranır. "

 

 

[935] İmam Buhari, Aişe (r.anha)'dan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah'ın en sevmediği kişi aşırı kavgacı ve tartışmacı kimsedir. "

 

 

[936] Abdullah b. Yezid, Aişe (r.anha) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle nakleder: ''Allah'ın en sevmediği kişi, aşırı kavgacı ve tartışmacı kimsedir. "

 

 

[937] Abdurrezzak da bu ayetle ilgili olarak Aişe (r.anha) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: ''Allah'ın en sevmediği kişi, aşırı kavgacı ve tartışmacı kimsedir. "

 

"O, çekip gittiğinde yeryüzünde ortalığı fesada vermek; ekinleri tahrip edip nesilleri bozmak için çalışır. Allah bozgunculuğu sevmez. " Yani, bahsedilen kişinin sözü eğri büğrü, fiilleri kötüdür. İşte sözü bu, hareketleri budur. Onun sözü yalan, akidesi bozuk, hareketleri çirkindir.

 

Burada "....." (çalışır) fiili yönelmek manasını ifade eder. Nitekim Allah (c.c) Firavun'dan bahsederken şöyle buyurur: "Geri dönüp yürüdü (..... Adamlarını toplayıp seslendi: "Sizin en yüce Rabbiniz benim" dedi. Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı. Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır." (NaziM, 22-26) Bir ayette de şöyle buyurur: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığınız (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun (.....)." (Cuma 9) Yani, Cuma namazını kılma niyetiyle (Camiye) yönelin ve gelin. Manası böyledir; çünkü namaza fiilen koşarak gelmek, nebevi Sünnette nehyedilmiş bir şeydir:

 

 

[938] "Namaza gelirken koşarak gelmeyin. Sükunet ve vakar içerisinde gelin. "

İşte bu münafığın tek çabası yeryüzünde bozgunculuk yapmak, tahılların ve meyvelerin yetiştiği yer olan tarla ve bahçeler ile canlı üreme mekanizmasını - ki insanların varlıklarını devam ettirmeleri bu iki şeye bağlıdır -bozarlar. Mücahid der ki: O yeryüzünde bozgunculuk yapınca Allah (c.c) yağmuru keser ve böylece ekin ve nesil helak olur.

 

"Allah bozgunculuğu sevmez. " Yani, bozgunculuk niteliğine sahip kimseyi de, bozgunculuğu bizzat yapan kimseyi de sevmez.

 

"Böylesine 'Allah'tan kork!' denilince benlik ve gurur kendini günaha sevkeder." Yani, sözlerinden ve fiillerinden dolayı kendisine öğüt verilip, "Allah'tan sakın. Şu sözlerini ve fiillerini bırak. Hakka dön." denildiğinde bu fasık, öğüdü dinlemekten ve uymaktan imtina eder, yüz çevirir. Günahı sebebiyle, yani, günahlarının kalbini saran etkisinden dolayı onu benlik ve öfke duyguları kaplar. Bu ayet Allah'ın (c.c) bu buyruğuna benzemektedir:

 

"Ayetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kafirlerin suratlarında hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine ayetlerimizi okuyanların neredeyse üzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzluğunuzdan) daha kötüsünü bildireyim mi? cehennem! Allah, onu kafirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur!" (Hacc, 72) O yüzden bu ayetin sonunda: "Ona cehennem yeter. O ne kötü yataktır." buyurulmuştur. Yani, cehennem ona ceza olarak yeter.

 

"İnsanlardan öyleleri de var ki Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder." Allah (c.c) münatıkların çirkin vasıflarını bildirdikten sonra mü'minlerin güzel vasıflarını anlatmaya başlayarak şöyle buyuruyor: "İnsanlardan öyleleri de var ki Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder. " İbn Abbas (r.a.), Enes (r.a.), Said b. Müseyyeb, Ebu Osman en-Nehdi, İkrime ve bir grup ilim ehli bunun Suheyb-i Rumi hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Zıra Suheyb Mekke' de Müslüman olduktan sonra hicret etmek istediğinde Mekkeliler, beraberinde malını götürmesini engellediler. Malını bırakıp gitmek isterse bunu yapabileceğini söylediler. O da malını vererek onlardan kurtuldu. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu. Hz. Ömer (r.a.) ile bir grup Müslüman Medine yakınlarında onu karşıladılar ve "Ticaretin karlı oldu" dediler. "Allah sizin ticaretinize de zarar vermesin. Nedir söyleyeceğiniz?" deyince Müslümanlar ona bu ayetin indiğini haber verdiler.

 

 

[939] İbn Merduyeh, Suheyb'den şöyle nakleder: Mekke'den Medine'ye hicret etmek isteyince Kureyşliler bana: "Ey Suheyb! Sen şehrimize geldiğinde hiç malın yoktu. Şimdi malınla birlikte mi gitmek istiyorsun?! Vallahi bu kesinlikle olamaz" dediler. Böyle olunca onlara "Pekiyi, size malımı versem gitmeme izin verir misiniz?" dedim. Onlar "Evet" deyince malımı kendilerine verdim. Bunun üzerine bana yol verdiler de çıkıp Medine'ye kadar geldim. Bu olayı Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) duymuş ve: "Suheyb kar etti, Suheyb kar etti" buyurmuş.

 

 

[940] Hammad b. Seleme, Ali b. Zeyd kanalıyla Said b. Müseyyeb'den şöyle rivayet eder: Suheyb (r.a.) hicret etmek üzere yola çıkmış, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e doğru gelirken bir grup Kureyşli peşine düştü. Suheyb bineğinden indi ve ok çantasından oklarını çıkarıp, "Ey Kureyşliler, biliyorsunuz ki ben sizin en iyi atıcınızım. Vallahi, çantamdaki okları atıp bitirmeden bana ulaşamazsınız. Sonra geride kalan kimseleri de kılıcımla vururum. Sonra dilediğinizi yaparsınız. Ama isterseniz size Mekke' deki mallarımın ve erzakımın yerini söyleyeyim de bana yol verin." dedi. Onlar:

Tamam, diyerek razı oldular. Suheyb (r.a.) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzuruna varınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona "Ticaret karlı oldu, ticaret karlı oldu" buyurdu. Bu olay üzerine Allah'ın "İnsanlardan öyleleri de var ki Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder." buyruğu nazil oldu.

 

Ancak alimlerin çoğu bu ayetin Allah yolunda cihad eden her mücahid hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyurur: "Allah mü'minlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaattir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır." (Tevbe, 111)

 

Bir cihadda Hişam b. Amir düşmana saldırıp saflarını yarınca bazı Müslümanlar onu eleştirdiler. Bunun üzerine Ömer b. Hattab (r.a.), Ebu Hureyre (r.a.) ve başka sahabiler bu kimseleri tenkit ettiler ve "İnsanlardan öyleleri de var ki Allah'ın rızasını almak için kendini feda eder .... " ayetini okudular.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

208. Ey iman edenler! Hep birden İslam'a girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır.

209. Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah Azizdir, Hakimdir.