|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 217 ve 218.ayetler |
Haram Aylarda
Savaşmak:
217. Sana haram ayı,
yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır.
(İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram'ın
ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük
günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri
yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler.
Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler
dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamiz
kalzrlar.
218. İman edenler ve
hicret edip Allah yolunda cihad edenler, işte Allah'ın rahmetini bunlar
umabilirler. Allah, gafurdur, rahimdir.
Tefsiri:
[957] İbn Ebi Hatim,
Cündeb b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Ebu Ubeyde b. Cerrah komutasında bir müfreze gönderdi.
Müfreze oradan ayrılıp gittikten sonra Ebu Ubeyde (r.a.) Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e özleminden dolayı ağlayarak yanına geldi. Rasulullah da
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu yanında bırakarak yerine Abdullah b. Cahş'ı
gönderdi. Ona da bir mektup yazdı ve filan yere ulaşmadan okumamasını emretti.
Ve: "Sakın arkadaşlarından kimseyi seninle birlikte gitmeye zorlama."
buyurdu. Abdullah b. Cahş mektubu okuyunca "İnna lillahi ve inna ileyhi
raciun" (Biz Allah'a aidiz ve yine sadece O'na dönücüyüz.)" dedi.
Ardından: "Allah (c.c) ve Rasulü'nü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işittim
ve itaat ettim (emirleri başım gözüm üstüne)" dedi. Onlara durumu anlattı
ve kağıtta yazılanları okudu. Onlardan ikisi döndü, diğerleri onunla kaldılar.
Müfreze, İbn Hadrami'yle karşılaştı ve onu öldürdü. Fakat o günün (haram
aylardan) Recep mi yoksa (Recep'ten önceki helal ay olan) Cemadiye'l-Ahir mi
olduğunu bilemediler. Bu olay için müşrikler, "Siz haram ayda adam
öldürdünüz" dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) "Sana haram ayı, yani
onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır."
ayetini inzal buyurdu.
[958] Süddi'nin Ebu
Malik, Ebu Salih ve Mürre'den naklettiğine göre bunlar İbn Mes'ud (r.a.)'tan bu
ayetle ilgili olarak şunu nakletmişler:
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bir müfreze gönderdi. Sayıları yedi olan bu müfrezenin başına
Abdullah İbn Cahş'ı geçirdi. Diğerleri ise Ammar b. Yasir, Ebu Hüzeyfe, Sa'd b.
Ebi Vakkas, Nevfeloğullarının müttefiki Utbe b. Gazvan, Süheyl b. Beyza, Amir
b. Füheyre ve Ömer b. Hattab'ın müttefiki Vakıf b. Abdullah el-Yerbui idi. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Abdullah b. Cahş'a bir mektup yazarak
eline verdi ve Melel vadisine varmadan onu okumamasını emretti. Abdullah, Melel
vadisine varınca mektubu açtı ki onda "Nahle vadisine kadar yürü" yazıyor.
Arkadaşlarına: "Kim ölümü istiyorsa bizimle gelsin ve vasiyetini yapsın.
Çünkü ben de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrinden dolayı
vasiyetimi yapıp yoluma devam edeceğim." dedi ve yola devam etti. Sa'd b.
Ebi Vakkas ile Utbe geride kaldılar. Bunlar bineklerini yitirmişler ve Buhrane
denen yerde onları arıyorlardı. Abdullah b. Cahş, Nahle vadisine doğru yürüdü.
Orada Hakem b. Kiysan, Muğıre b. Osman ve Abdullah b. Muğıre'yi gördüler.
Muğıre kaçıp kurtuldu, Amr ise öldürüldü. Onu Vakıd b. Abdullah öldürdü. Bunda
ele geçirilen ganimet Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabının ele
geçirdiği ilk ganimetti. Medine'ye iki esir ve ele geçirdikleri mallarla
dönünce Mekkeliler esirleri fidye vererek kurtarmak istediler. "Muhammed,
Allah'a itaat ettiğini iddia ediyor. Haram ayı helal yapan ilk kişi odur. Recep
ayında arkadaşımızı öldürdü." diyerek Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'i kınadılar. Müslümanlar ise:
Biz Cemadiye'l-Ahir
ayında -veya: Recep ayının ilk, Cemadiye'l-Ahir ayının son gecesi-
öldürdük" dediler. Recep ayı girince Müslümanlar kılıçlarını kınına
soktular. Yüce Allah Mekkelileri kınayan bu ayetleri indirdi: "Sana haram
ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır.
" Yani, evet o ayda savaşmak helal değildir. Fakat ey müşrikler, sizin
Allah'ı reddederken, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabını hak
yoldan engellerken, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabını Mescid-i
Haram'dan çıkarırken yaptığınız, Allah (c.c) katında, öldürmekten daha büyük
bir suçtur.
Avfi, İbn Abbas
(r.a.)'ın "Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda
savaşmak büyük bir günahtır. " buyruğu hakkında şöyle dediğini nakleder:
Müşrikler Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i haram bir ayda (Hudeybiye
yılında, Mekke'ye girmekten) engellemiş ve geri çevirmişlerdi. Yüce Allah bir
sonraki yıl da O'na Mekke'nin fethini nasip etti. Müşrikler haram ayda
savaşmaktan dolayı Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i kınadılar. Bunun
üzerine Yüce Allah "(İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar
etmek, Mescid-i Haram'ın ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise
Allah katında daha büyük günahtır. " -Yani, bunlar haram ayda savaşmaktan
daha büyük günahtır.- ayetini nazil etti. Haram ayda kati olayı şöyle
gerçekleşti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir müfreze göndermişti.
Müfreze Cemadiye'l-Ahir ayının son, Recep ayının ilk gecesinde Taif'ten
dönmekte olan Amr b. Hadrami ile karşılaştı. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in sahabeleri onu Cemadiye'l-Ahir ayının son gecesi sanıyorlardı, ancak
Recep ayının ilk gecesiydi. Sahabelerden biri onu öldürdü ve mallarını aldılar.
Müşrikler Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i kınayan elçiler gönderdiler.
Bunun üzerine Yüce Allah "Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar.
De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır." ayetini nazil etti. Yani,
Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Müslümanları Mescid-i Haram'dan
engellemek ve Mescid-i Haram halkını oradan çıkarmak Muhammed (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in ashabının yaptıklarından daha büyük cürümdür. Şirk ise
bunların tümünden büyük bir suçtur. Aynı şekilde Ebu Said el-Bakkal'ın
İkrime'den, İbn Abbas (r.a.)'ın; bu ayetin Abdullah b. Cahş müfrezesi ve Amr b.
Hadrami'nin öldürülmesi hadisesi hakkında indiğini söylediğini nakletmiştir.
Muhammed b. İshak da ... Ebu Salih'ten, o da İbn Abbas'tan şöyle rivayet
etmiştir: Amr b. Hadrami'ye saldırı olayı üzerine, "Sana haram ayı, yani
onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. "
ayeti indi.
Siyer ravi'si İbn Hişam,
Ziyad b. Abdullah el-Bukai'den, o da Muhammed b. İshak'tan, onun Siyer
kitabında şöyle yazdığını rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Abdullah b. Cahş'ı birinci Bedir savaşından önce Recep ayında bir yere
gönderdi. Onunla birlikte de Muhacir'lerden sekiz kişi gönderdi ve bunda
Ensar'dan hiç kimse yoktu. Abdullah'a bir mektup yazıp verdi. İki gün boyunca
mektuba hiç bakmadan yola devam etmesini, sonra mektubu okuyup emredileni
yapmasını ve arkadaşlarından kimseyi ona zorlamamasını emretti. Abdullah b.
Cahş'ın arkadaşları Muhacir'lerden şu kimselerdi: Abdülmenaf oğlu Abduşems
oğullarından Ebu Hüzeyfe b. Utbe, onların müttefiklerinden müfrezenin kumandanı
Abdullah b. Cahş, Esed b. Huzeyme oğulları kabilesinden ve onların müttefiki
Ukkaşe b. Mihsan, Abdumenaf oğlu Nevfel oğullarından ve müttefiklerinden Utbe
b. Gazvan, Zühre b. Kilab oğullarından Sa’d b. Ebi Vakkas, Beni Adiyy b. Ka'b
oğullarından ve onların Anz b. Vail'den müttefiki Amir b. Rebia, Beni Temim
kabilesinden ve Adiyyoğullarının müttefikleri Vakıd b. Abdullah, Beni Sa'd'dan,
onların müttefiklerinden Halid b. Bükeyr ve Harisoğullarından Süheyl b. Beyza.
Abdullah b. Cahş iki gün sonra mektubu açıp baktı. Mektupta şöyle yazılıydı:
"Bu mektubu açınca
Taif ile Mekke arasındaki Nahle'ye varıncaya kadar yürü. Oradan Kureyş'i
gözetle ve onların haberlerini öğren." Abdullah b. Cahş: İşittim ve itaat
ettim (başım gözüm üstüne), dedi. Sonra arkadaşlarına şöyle dedi:
"Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana Nahle'ye kadar gidip
müşriklerden bir haber getirene kadar onları gözetlememi emretti ve sizden
herhangi birinizi zorlamamı da yasakladı. Sizden kim şehadeti istiyor ve
arzuluyorsa gelsin. Kim de istemiyorsa geri dönsün. Ben ise Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrini yerine getirmek için yoluma devam
edeceğim." Yola koyuldu ve biri dışında tüm arkadaşları da onunla geldiler.
Hicaz'a doğru yürüdü. Buhran denilen yere geldiklerinde Sa'd b. Ebi Vakkas ile
Ukbe b. Gazvan sırayla bindikleri develerini kaybettiler ve onları aramak için
geride kaldılar. Abdullah b. Cahş ve diğer arkadaşları yola devam edip Nahle'de
konakladılar. Oradan Kureyş'in üzüm, yiyecek ve başka ticaret eşyaları taşıyan
bir ticaret kervanı geçti. Kervanda Amr b. Hadrami, Osman b. Abdullah b. Muğire
el-Mahzumi, kardeşi Nevfel b. Abdullah el-Mahzumi, Hişam b. Muğire'nin kölesi
Hakem b. Keysan vardı. Onları görünce korkuya kapıldılar. Zira yakınlarında bir
yere konaklamışlardı. Onlara Ukkaşe b. Mihsan gözüktü. Ukkaşe saçını tıraş
etmişti. Onu bu halde görünce korkuları gitti ve "Umrecilermiş! Onlardan
bize bir zarar gelmez." dediler. Müslümanlar onlara ne yapacakları
hususunda aralarında istişare ettiler. Cemadiye'l-Ahir ayının son günüydü.
Bazıları: "Vallahi bu gece bunlara bir şey yapmazsanız haram ay girecek ve
kendilerini size karşı korumaya alacaklar. Öldürdüğünüz takdirde de haram ayda
öldürmüş olacaksınız." dediler. Tereddüt ettiler ve onlara saldırmaktan
çekindiler. Sonra birbirlerini bunu yapmaya teşvik ettiler. Onlardan
öldürebildiklerini öldürmeye ve mallarını almaya karar verdiler. Vakıd b.
Abdullah Temimi, Amr b. Hadrami'ye bir ok atarak onu öldürdü. Osman b. Abdullah
ile Hakem b. Keysan esir alındılar. Nevfel b. Abdullah müfrezeyi etkisiz hale
getirerek ellerinden kaçıp kurtulmayı başardı. Abdullah b. Cahş ile arkadaşları
mallarla iki esiri alıp Medine'ye Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
yanına geldiler. İbn İshak der ki: Abdullah b. Cahş'ın soyundan bazıları şöyle
anlatır: Abdullah arkadaşlarına: "Elde ettiğimiz ganimetin beşte biri
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e olsun" dedi ve o vakit
ganimetlerde beşte bir (humus) hükmü henüz gelmemişti. Ganimetin beşte birini
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e verdi ve kalanını arkadaşları
arasında paylaştırdı.
İbn İshak der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldiklerinde onlara
"Ben size haram ayda savaşı emretmedim" buyurdu ve ganimetten almayı
reddetti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle söyleyince pişman
oldular ve ellerindeki yükler düştü. Yaptıklarından dolayı Müslümanlar onlara
sert davrandılar. Kureyşliler: Muhammed ve ashabı haram ayı helal sayıp onda
kan döktüler, mal gasp ettiler ve insanları esir aldılar. Mekke'de bulunan
Müslümanlar müşriklere: Onlar bunu Şaban ayında yaptılar, diye cevap verdiler.
Yahudiler ise olayı Müslümanlar aleyhine, kendi lehlerine yorumlayarak şöyle
dediler: Amr Hadrami'yi Vakıd b. Abdullah öldürdü. Amr, harbin mamur olmasını
yani çıkmasını gösterir. Hadrami savaşın hadarlığına yani vaktinin geldiğine
işaret eder. Vakıd da yakan demektir ve "O, savaş ateşini tutuşturdu"
manası çıkar. Fakat Allah (c.c) bunu onların lehine değil aleyhine yaptı.
İnsanlar bunun üzerinde çok konuşunca Yüce Allah, Peygamberine "Sana haram
ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır.
(İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mescid-i Haram'ın
ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük
günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır." ayetini
indirdi. Yani, siz haram ayda öldürdüyseniz, onlar da küfürlerinin yanında sizi
Allah'ın yolundan ve Mescid-i Haram'dan alıkoydular, oranın halkı olduğunuz
halde sizi oradan çıkardılar. "Allah katında daha büyük günahtır."
Yani, sizin bu öldürme eyleminizden ... "Fitne de adam öldürmekten daha
büyük bir günahtır. " Zira Müslümanları iman ettikten sonra küfre
döndürmek için işkence yapıyorlardı. "Onlar eğer güçleri yeterse, sizi
dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. " Yani,
onlar bundan daha kötüsünü ve daha büyüğünü, hiç tevbe etmeksizin ve
bırakmaksızın sürekli yapmaktadırlar. İbn İshak der ki: Kur'an'ın bu ayeti inip
Yüce Allah Müslümanları içinde oldukları bu sıkıntıdan kurtarınca Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimet malını ve iki esiri aldı. Kureyşliler
Osman b. Abdullah ile Muhammed b. Keysan'ı fidye ile kurtarmak için haber
gönderdiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İki arkadaşımız
-yani Sa'd b. Ebi Vakkas ile Utbe Gazvan- gelmeden onları fidye karşılığı
vermeyiz. Çünkü sizin onlara bir zarar vermenizden korkuyoruz. Onları
öldürürseniz biz de bunları öldüreceğiz." buyurdu. Sa’d ile Utbe gelince
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki esiri fidye karşılığı müşriklere
verdi. Hakem İslam’a girdi ve güzel bir Müslüman oldu. Maune kuyusu vak'asında
şehit olana dek her yerde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte
bulundu. Osman b. Abdullah ise Mekke'ye gitti ve orada kafir olarak öldü.
İbn İshak der ki: Kur'an
nazil olup Abdullah b. Cahş ile arkadaşları sıkıntıdan kurtulunca sevap ümit
ettiler ve "Ya Rasulallah! Biz cihad etmiş olma ve Muhacir mücahidler
sevabına erişme ümidini taşıyabilir miyiz?" dediler. Bunun üzerine Allah
(c.c) "İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler, işte
Allah'ın rahmetini bunlar umabilirler. Allah, gafurdur, rahimdir. "
ayetini nazil buyurdu. Böylece Allah (c.c) onlara en büyük ümidi verdi. İbn
İshak der ki: Olay hakkında anlatılanlar Zühri ve Yezid b. Ruman'ın Urve'den
nakliyle gelmiştir. Yunus b. Bükeyr de bunu Muhammed b. İshak'ın Yezid b.
Ruman'dan, onun da Urve b. Zübeyr'den buna yakın bir lafızla rivayet etmiştir,
Musa b. Ukbe, Zühri'den aynısını yakın bir lafızla rivayet etmiştir. Şuayb b.
Ebi Hamza, Zühri'den, o da Urve b. Zübeyr'den böyle rivayet etmiştir, ancak
onda şu ziyade vardır: Böylece Hadrami'nin oğlu Müslümanlarla müşrikler arasındaki
çatışmalarda ilk öldürülen kişi oldu. Kureyş'ten bir grup heyet Çıkıp
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek "Haram ayda
savaş helal midir?" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Sana haram
ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar." ayetini nazil etti. İmam Beyhaki bu
olayı Delailu'n-Nübüvve'de uzunca ele almıştır. İbn Hişam daha sonra Ziyad
kanalıyla İbn İshak'tan şöyle nakleder: Abdullah b. Cahş'ın bazı yakınları
şöyle anlattılar. Abdullah ganimeti sahipleri arasında dağıttı. Beşte dördünü
onu ele geçirenlere, beşte birini Allah Rasulü'ne verdi. Böylece Abdullah b.
Cahş'ın bu taksimi gerçekle (daha sonra inen vahiyle bildirilen ganimet
taksimiyle) uyuşmuş oldu. İbn Hişam der ki: Bu, Müslümanların ele geçirdikleri
ilk ganimettir. Amr b. Hadrami Müslümanların ilk öldürdükleri, Hakem b. Keysan
da ilk esir aldıkları kişidir. İbn İshak der ki: Ebu Bekir (r.a.) buna Abdullah
b. Cahş gazvesi demiştir. Denilir ki: Ebu Bekir (r.a.) bunu Kureyşliler bu
gazve hakkında: "Muhammed ve arkadaşları haram ayı helal aya
dönüştürdüler. Onda kan döktüler, mal aldılar ve adamları esir aldılar."
dediklerinde söylemiştir. İbn Hişam der ki: Şu kaside Abdullah b. Cahş'a
aittir:
Haram aylarda adam
öldürmeyi büyük suç sayıyorsunuz.
Oysa doğruyu görebilirse
sağduyulu kişi; bundan daha büyüğü odur ki, Muhammed'in söylediklerinden
insanları alıkoymanız,
Onu inkar etmenizdir ki
Allah bunları görmektedir, şahittir.
Ve de Mescid-i Haram
halkını oradan çıkarmanızdır;
Beytullah 'ta Allah için
secde eden tek bir kimse görülmesin diye. Siz o ayda adam öldürmekten dolayı
bizi kınasanız da,
Zalimler ve kıskançlar
İslam'a atıp tutsalar da,
Nahle denen yerde Vakıd
(adında kişi attığı okla) savaş ateşini tutuşturduğu vakit, (Vakıd'ın lugavi
manası: ateş yakan)
Mızraklarımızın ucunu
Hadramı'nin oğlunun kanı ile suladık. Abdullah'ın oğlu Osman da aramızda (esir)
dir. Boynuna atılmış inatçı bir zincir onu çekmektedir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |