İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

222 ve 223.ayetler

 

Kadınların Ay Hali:

 

222. Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: O, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şunu iyi bilin ki Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever.

223. Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve her halde onun huzuruna varacağınızı bilin. (Ey Muhammed!) Mü'minleri müjdele.

 

Tefsiri:

 

[972] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Yahudiler kadınları adetli iken onlarla birlikte aynı evde yemezler ve onlarla cinsel ilişkiye girmezlerdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ashabının bunu sorması üzerine, "Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: o, bir rahatsızlıktır. Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın ... " buyruğu nazil oldu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayeti sonuna kadar okuduktan sonra, "Onlarla cima dışında her şeyi yapın" buyurdu. Bu haber Yahudilere ulaşınca, "Bu adam bize muhalefet etmedik bir şey bırakmak istemiyor." dediler. Useyd b. Hudayr ile Ubbad b. Bişr Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Ya Resulallah! Yahudiler böyle böyle diyorlar. Şimdi biz kadınlarla cima etmeyelim mi?" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yüzünün rengi değişti, hatta onlara kızdığını sandık. Yanından çıkarlarken Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e süt mamülü bir hediye geldi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşlerinden bu hediyeyi göndererek kendilerine ikram etti. Böylece onlara kızmadığını anladık. Bunu Müslim, Hammad b. Seleme'nin nakliyle rivayet etmiştir.

 

"Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. " buyruğunda uzak durulması emredilen mahal, kadının ferci (cinsel organı)dır. Bu yüzden birçok alim, hatta alimlerin çoğu adetli kadının ferci dışında bedeninin tamamına yaklaşmanın caiz olduğu görüşündedirler.

 

 

[973] Nitekim Ebu Davud, İkrime kanalıyla bazı Peygamber eşlerinden; "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in, adetli hanımından bir şey istediğinde ferci üzerine bir örtü attığını" rivayet etmiştir.

 

 

[974] Ebu Davud'un ... Ammare b. Gurab'dan naklettiğine göre o bir halasından şöyle nakletmiştir: Ben Aişe (r.anha)'ya "Bizden biri adet görüyor da eşiyle onun tek bir yatağı oluyor (bunların durumu nasıldır)?" diye sordum. Dedi ki: "Ben sana Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yaptığını anlatayım. Bir gün girip mescidine geçti -Ebu Davud: Aişe (r.anha)'nın evinin mescidini kastediyor, demiştir-o Oraya geçtikten bir süre sonra beni uyku basıp onu da soğuk rahatsız edince, "bana yaklaş" diye buyurdu. "Ben adetliyim" dedim. "Öyle olsan da ... Bacaklarını (dizden yukarısını) aç" buyurdu. Açtım ve yanağıyla göğsünü bacağıma koydu. Ben de üzerine eğildim. Sonunda ısınıp uyudu.

 

İmam Taberi'nin ... Ebu Kılabe'den naklettiğine göre; Mesruk bir bineğe binerek Aişe (r.anha)'nın yanına gitti. Ona "Peygambere ve ailesine selam olsun" dedi. Aişe (r.anha): "Aişe'nin babası! Hoş geldin, hoş geldin" dedi. İzin verdiler ve içeri girdi. "Ben utandığım halde sana bir şeyi sormak istiyorum" dedi. Aişe (r.anha): Ben senin annen, sen de benim oğlumsun, dedi. Mesruk: "Adam, adetli olan hanımından nelere sahiptir?" dedi. Aişe (r.anha): Ferç dışında her şeye, dedi. Bunu İmam Taberi ... Küçük Mervan'ın Mesruk'tan nakliyle de şöyle rivayet etmiştir: Aişe (r.anha)'ya: "Adamın adetli hanımına ne yapması helaldir?" diye sordum. "Cima dışında her şey" dedi. Bu, İbn Abbas (r.a.), Mücahid, Hasan-ı Basri ve İkrime'nin de görüşüdür. İmam Taberi ayrıca Meymun b. Mihran'dan; Aişe (r.anha)'nın ona: "Peştemalin yukarısı" dediğini rivayet etmiştir.

Ben derim ki: Adetli kadınla yatmak ve birlikte yemek yemek ise ihtilafsız caizdir.

 

 

[975] Aişe (r.anha) der ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adetli iken bana emrederdi ve başını yıkardım. Ben adetli iken kucağıma yaslanır ve Kur’an okurdu.

 

 

[976] Sahih-i Müslim ve başka hadis kitaplarında Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet edilir: Ben adetli iken kemikli etten et koparıp Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e verirdim, O da benim ağzımı koyduğum yere ağzını koyup yerdi. Bir şey içip O'na verirdim, O da benim içtiğim yere ağzını koyup içerdi."

 

 

[977] Ebu Davud, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet eder: Ben hayızlı olup temiz değilken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte aynı örtü altında yatardık. Benden kendisine (bedenine) bir şey bulaşırsa sadece orayı yıkardı. Benden elbisesine bir şey bulaşırsa sadece orayı yıkar ve onunla namaz kılardı."

 

 

[978] Ebu Davud'un Ümmü Zerr kanalıyla Aişe (r.anha)'dan naklettiği şu rivayete gelince; "Ben adet olunca yataktan hasıra inerdim ve temizleninceye kadar Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e yaklaşmaz, ilişki kurmazdık." Bu rivayet, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bunu dikkat ve ihtiyat maksatlı yaptığı şeklinde yorumlanır.

 

Diğer alimler ise adetli iken kadının sadece peştemal üstünün helal olduğu görüşündedirler.

 

 

[979] Zıra Buhari ve Müslim, Sahih'lerinde Haris kızı Meymune el-H ilaliyye’den şöyle rivayet etmişlerdir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hayızlı iken hanımlarından birine yaklaşmak istediğinde ona izarını giymesini emreder, o da yapardı.

 

Bu, Buhari'nin lafzıdır. Buhari ve Müslim'in Aişe (r.anha)'dan da benzer bir rivayetleri vardır.

 

 

[980] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Tirmizi ve İbn Mace'nin Abdullah b. Sa'd Ensari'den rivayet ettiklerine göre o, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Eşim adetli iken ondan bana ne helaldir?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İzarın üstü" diye cevap verdi.

 

 

[981] Ebu Davud, Muaz b. Cebel (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ben Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Eşim adetli iken ondan bana ne helaldir?" diye sordum. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İzarın üstü. Bundan uzak durmak ise daha iyidir" buyurdu. Bunun aynısı daha önce geçtiği gibi Aişe (r.anha)'dan da rivayet edilmiştir. Abbas (r.a.), Said b. Müseyyeb ve Şurayh'tan da böyle rivayet edilmiştir. Bu ve benzeri hadisler adetli kadının sadece izar üsrunün helalolduğunu söyleyenlerin lehine delildir. Bu, İmam Şafii'nin iki kavlinden biri olup Iraklı ve başka Şafii fukahasının birçoğu bunu tercih etmiştir. Onların gerekçeleri şudur: İzarın kapattığı yerler ferce sınır yerler olduğundan, haramdır. Çünkü bu yapıldığı takdirde Allah'ın (c.c) haram kıldığı ve alimlerin bunda icma ettikleri yasak bölge olan ferçle temas günahına düşme ihtimali vardır.

 

Sonra kim adetli kadınla haram olan ilişkiye girerse günah işlemiş olur ve dolayısıyla Allah'a tevbe ve istiğfar etmesi gerekir. Bunun yanında kefaret de ödemesi gerekip gerekmediği hususunda ise iki görüş vardır. Birincisine göre gerekir.

 

 

[982] Çünkü İmam Ahmed b. Hanbel ile Sünen sahiplerinin İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet ettiklerine göre o, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den: Hayızlı iken hanımına yaklaşan kişinin bir veya yarım dinar sadaka vereceğine dair rivayetleri vardır. Tirmizi'nin rivayeti ise şöyledir: "Kanı kırmızı ise bir dinar, kanı sarı ise yarım dinar verir. "

 

 

[983] İmam Ahmed b. Hanbel'in bir rivayetinde de şu ifade geçmektedir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adetli iken hanımına yaklaşan kimseye bir dinar, kanı kesilmiş, ancak henüz gusletmemiş halde yaklaşan kimseye de yarım dinar belirledi. 

 

İkinci görüş: İmam Şafii'nin yeni ve sahih mezhebiyle cumhura göre ise bunda hiçbir şey gerekmez. Sadece Allah'a (c.c) istiğfar eder. Çünkü onlar nezdinde bu hadisin merfU (Hz. Peygamber sözü vs.) şeklinde sahih bir rivayeti yoktur. Çünkü bu, daha önce geçtiği gibi merfU olarak da rivayet edildiği gibi mevkuf (sahabe vs. sözü .. ) olarak da rivayet edilmiştir ki hadis imamlarının çoğuna göre sahih olan, mevkuf rivayetlerdir.

 

Ayetin tefsirine dönecek olursak. ..

 

"Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. " cümlesi kendinden önceki "Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. " cümlesinin tefsiridir.

Ayet-i kerime 'hayızlı olduğu sürece kadınlara yaklaşmak'tan men ettiğine göre, bundan, kan kesildiğinde (gusül şart olmaksızın) yaklaşmanın helal olduğu anlaşılır. Bir grup selef böyle demiştir. Kurtubi der ki: Mücahid, İkrime ve Tavus ise şöyle demişlerdir: Kanın kesilmesi, kadını kocasına helal eder, fakat kadının abdest almasıyla ... 

 

"Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın." buyruğunda onlarla ilişkiye, onlar guslettikten sonra girmeye teşvik ve yönlendirme vardır.

 

İbn Hazm "Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. " buyruğuna dayanarak her hayızdan sonra cima yapmanın vacip olduğunu söylemiştir. Ancak bunda onun hiçbir mesnedi yoktur. Çünkü bu, yasaktan sonra gelen bir emir cümlesidir. Böylesi bir cümle hakkında alimlerin farklı görüşleri vardır. Kimine göre yasaktan sonra gelen bu emir normal emir gibi vaciplik ifade eder. Bunlar İbn Hazm'ın ihtiyaç duyduğu cevaba ihtiyaç duyarlar. Kimine göre bu emir mübahlık ifade eder. Bunlar emirden önce nehyin gelmesini, onu vaciplikten çıkarıcı bir alamet kabul ederler. Bu da pek isabetli değildir. Delilin kuvvetlendirdiği görüş odur ki; böylesi bir emir, hükmü, nehiyden önceki haline döndürür. Buna göre; nehiyden önce vacip idiyse vacip olur. "Haram olan aylar çıkınca artık müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün." (Tevbe, 5) buyruğunda olduğu gibi. Nehiyden önce mübah idiyse mübah olur; "İhramdan çıkınca avlanın." (Maide, 2) buyruğu ile "Namaz bitince yeryüzüne dağılın." (Cum'a, 10) buyruğunda olduğu gibi. Deliller bu görüş üzerinde birleşmektedir. Bunu İmam Gazali ile başka alimler nakletmişlerdir. Müteahhirin imamlardan bazıları da bunu tercih etmiştir ki doğru görüş de budur.

 

Alimler, kadın haYlZdan kesildiğinde onunla cinsel temasa geçmenin ancak suyla guslettiğinde veya gusletmek imkansız olup teyemmüm şartları bulunması durumunda teyemmüm ettiğinde caiz olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Ancak, aynı zamanda İmam Buhari'nin de hocası olan Maliki fukahasından Yahya b. Bükeyr, hayız kanı kesilir kesilmez kadınla ilişkiye girilebileceğini söylemiştir. Bazıları bunu İbn Abdulhakem'e nispet etmişlerdir. Daha önce geçtiği gibi bunu Kurtubi, Mücahid, İkrime ve Tavlıs'tan nakletmiştir. İmam Eblı Hanife ve iki arkadaşı da (Allah onlara rahmet etsin) bu görüştedirler. Zira onlar şöyle demişlerdir: Kadının kanı on günden daha sonra kesilirse kan kesilir kesilmez kocasına helal olur ve gusletmeye ihtiyaç duymaz. Kanı on günden önce kesilirse kocasına helalolması için gusletmesi ve kanın kesilmesinin üzerinden bir namaz vaktinin geçmesi gerekir. Ancak kadın zimmi ise kan kesilir kesilmez helal olur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

İbn Abbas (r.a.) "Bu sebeple ay halinde olan kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın." buyruğunda geçen iki temizlenmeyi şöyle tefsir etmiştir. "Temizleninceye kadar" daki temizlenmeyi "kandan temizlenmek", "Temizlendikleri vakit"teki temizlenmeyi ise suyla temizlenme (yani gusletme) ile tefsir etmiştir. Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basrl, Mukatil b. Hayyan, Leys b. Sa'd ve başkaları da böyle demişlerdir.

 

"Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın."

İbn Abbas (r.a.), Mücahid ve birçok kişiye göre buradaki "Allah'ın emrettiği yer" kadının fercidir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın." Yani, fercinden yaklaşın, başka yerlerinden yaklaşmayın. Kim öyle yaparsa haddi aşmış olur. İbn Abbas (r.a.), Mücahid ve İkrime şöyle demişlerdir:

 

"Allah'ın size emrettiği yerden ... " yani Allah'ın size kadın adetli iken yaklaşmamanızı emrettiği yerden yaklaşın. Bu manaya göre bu cümlede Allah'ın (c. c) arkadan yaklaşmayı haram kıldığına delil vardır. Ki bu Allah'ın izniyle birazdan ortaya konacaktır. Ebu Rezin, İkrime, Dahhak ve birçok kişi "Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın." buyruğunu "hayızlı olmaksızın, temizlenmiş halde" diye tefsir etmişlerdir. Bu yüzden Yüce Allah ardından şöyle buyurmuştur: "Şunu iyi bilin ki Allah tevbe edenleri de sever, temizlenenleri de sever. " Yani, hayızlı iken defalarca cima yapılmış olsa bile tevbe edenleri sever. Kendilerini pisliklerden ve eziyet verici şeylerden uzak tutanları da sever ki bunlar Allah'ın (c.c) yasakladığı "hayızlıya yaklaşmak" veya "emredilmeyen yerlerden yaklaşmak"tır.

 

 

Adamın Karısıyla Arka Organdan ilişkiye Girmesi

 

"Kadınlarınız sizin için bir tarladır." İbn Abbas (r.a.) der ki: Tarla çocuk yeridir. "Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle vann." Yani, hangi şekilde dilerseniz öyle varın. Tek bir mahale olduktan sonra, ister önden ister arka taraftan yaklaşın, fark etmez. Nitekim bu hususta hadisler mevcuttur.

 

 

[984] İmam Buhari, Cabir (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Yahudiler "Bir erkek kadın ile arka tarafından yaklaşarak ilişkiye girerse çocuk şaş! dünyaya gelir," derlerdi. Bu yüzden "Kadın ların ız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle vann" ayeti nazil oldu. Bunu Müslim ile Ebu Davud da rivayet etmişlerdir.

 

 

[985] İbn Ebi Hatim yine Cabir (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Yahudiler Müslümanlara "Kim hanımına arkasından yaklaşırsa çocuk şaşı doğar." dediler. Bunun üzerine Allah (c. c) "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. " ayetini nazil etti. Ravilerden İbn Cüreyc der ki: Ayet nazil olunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ferçten olduktan sonra ister önden ister arkadan olsun." buyurdu.

 

 

[986] Behz b. Hakim b. Muaviye b. Hayde el-Kuşeyri'nin, babasından, onun da kendi babasından (Muaviye) nakletliğine göre; kendisi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Ya Rasulallah! Biz hanımlarımızın nerelerine yaklaşıp nerelerine yaklaşmayalım?" diye sordu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O senin tarlandır. Tarlana dilediğin şekilde var. Ancak yüze vurma, çirkin olduğunu söyleme ve onu sadece ev içinde yalnız bırak. .. "buyurdu. Bunu Ahmed b. Hanbel ile Sünen müellifleri rivayet etmişlerdir.

 

 

[987] Başka bir hadis: İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.) 'tan şöyle rivayet eder: Himyer kabilesinden bazı kimseler Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek O'na bir şeyler sordular. Onlardan biri: "Ben kadınlarla yüzüstü (arkadan) ilişkiye girmiyorum. Buna ne dersin?" dedi. Bunun üzerine "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. " ayeti nazil oldu.

 

 

[988] Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayeti Ensar'dan bazı kimseler hakkında nazil oldu. Bunlar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek bunu sormuşlardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eşine, fereinden olduktan sonra dilediğin taraftan yaklaş" buyurdu.

 

 

[989] Başka bir hadis: İmam Tahavi, Müşkilu'I-Hadis'te Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bir adam hanımıyla arka tarafından temasta bulunmuş ve bundan dolayı insanlar onu kınamışlardı. Bunun üzerine Allah (c.c): "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetini nazil etti. Bunu İmam Taberi, Yunus'un Yakub'tan; Hafız Ebu Ya'la el-Mevsıli'de Haris b. Süreye'in Abdullah b. Nafi'den nakliyle rivayet etmişlerdir.

 

 

[990] Başka bir hadis: İmam Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman b. Sabit'ten şöyle nakleder: Ebu Bekir (r.a.)'ın oğlu Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın yanına vardım ve "Ben sormaktan utandığım halde sana bir şey soracağım" dedim. "Utanma yeğenim" dedi. Ben, "Kadınlara arkalarından yaklaşmayı soracaktım" deyince şöyle dedi. Bana Ümmü Seleme şöyle anlattı: Ensar, kadınlara arkalarından yaklaşmazlar, Yahudiler de "Kim hanımına arkadan yaklaşırsa şaşı olur" derlerdi. Muhacirler Medine'ye geldiklerinde Ensar'dan kadınlarla evlenince onlara arkadan yaklaştılar. Bu kadınlardan biri kocasına itaat etmek istemedi ve "Ben Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gidip sormadıkça benimle bunu yapamazsın." dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın evine vardığında Ümmü Seleme'nin yanına girdi ve ona bunu anlattı. Ümmü Seleme: Otur da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelene kadar bekle, dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelince kadın ona bunu sormaktan haya edip dışarı çıktı. Üm mü Seleme bunu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e sorunca Hz. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ensarlı kadını buraya çağır" buyurdu. Ümmü Seleme onu çağırınca Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine: "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetini okudu ve "tek uzuvdan (fercinden olmak şartıyla)" buyurdu. Bunu Tirmizi de "Bündar'ın İbn Mehdi'den, onun Süfyan'dan, onun da İbn Huseym'den" nakliyle rivayet etmiş ve "hasendir" demiştir.

 

 

[991] Ben derim ki: Başka bir senetle mü'minlerin annesi Hafsa'dan rivayet edildiğine göre; bir kadın ona gelerek "Kocam bana hem arkadan hem önden yaklaşmak istiyor. Ben ise bundan hoşlanmıyorum" dedi. Bu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca "Bir noktadan olduktan sonra bir beis yoktur." buyurdu.

 

 

[992] Başka bir hadis: İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Ömer b. Hattab (r.a.) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Ya Rasulallah! Ben helak oldum." dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Seni helak eden şey nedir?" diye sordu. Ömer (r.a.): "Dün bineğimin semerini ters çevirdim" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona bir şey söylemedi. Bunun üzerine Allah (c.c): "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." diye vahyetti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ömer (r.a.)'a: "Önden ve arkadan yaklaş. Fakat arka organdan ve hayız kanından (hayızlı iken yaklaşmaktan) sakın" buyurdu. Bunu Tirmizi de Abd b. Humeyd'in Hasan b. Musa el-Eşyeb'den nakliyle rivayet etmiş, "hasen ve gariptir" demiştir.

 

 

[993] Hafız Ebu Ya'la, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında bir adam karısıyla arka organından ilişkiye girdi. İnsanlar, "Adam hanımına arka organından yaklaşmış" diyerek onun hakkında dedikodu yaptılar. Bunun üzerine Yüce Allah "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. " ayetini nazil etti. 

 

 

[994] Ebu Davud, Mücahid kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah kendisini affetsin, İbn Ömer ("Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayet-i hakkında) yanılmıştır. Zira onun nüzulüne sebep olan kabile Ensardandı ve bunlar (eskiden) putperest idiler. Bu kabile Ehl-i kitap olan Yahudilerle birlikte hareket ediyordu. Onların ilimde kendilerinden üstün olduklarına inanıyor, dolayısıyla birçok fiil ve hareketlerinde onlara uyuyarlardı. O Yahudiler ise kadınlarıyla tek bir pozisyonda cinsel ilişkiye girerlerdi ki o da kadının bedenini en örtü cü pozisyon (olan önden yaklaşmak) idi. Ensardan bu kabile de Yahudilerin bu fiilini benimsemişlerdi. Bir de Kureyş kabilesinden bazı kimseler vardı ki bunlar ilişki esnasında kadınlarını alışılmadık bir şekilde çıplatırlar, onlara yüzleri dönük, arkaları dönük ve sırtüstü yatık pozisyonlarda yaklaşmaktan zevk alırlardı. Muhacirler Medine'ye geldikleri zaman bu kimselerden birisi ensardan bir kadınla evlendi. Onunla da böyle münasebette bulunmak istedi, fakat kadın "Bize sadece bir şekilde yaklaşılır, sen de öyle yap, yoksa benden uzak dur." diyerek buna razı olmadı. Bu tartışma iyice büyüdü ve mesele Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kadar ulaştı. Bunun üzerine aziz ve celil olan Allah -kadının çocuk yeri olan fercini kastederek- "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetini nazil etti. Yani, onlara yüzleri dönük veya sırtları dönük veyahut sırtüstü yatık oldukları halde, istediğiniz yerden girin. Bunu sadece Ebu Davud rivayet etmiştir. Bunun sahih olduğunun kanıtı geçen hadisler, özellikle Ümmü Seleme rivayetidir. Zira oradaki anlatım buradaki anlatımla birebir uyuşmaktadır. Bu hadisi Taberani de rivayet etmiştir. Onun Mücahid'den rivayeti şöyledir: Ben Kur'an'ı baştan sona kadar İbn Abbas (r.a.)'a dinlettim. Her ayette durduruyor ve onun hakkında soru soruyordum. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. " ayetine gelince İbn Abbas (r.a.) şöyle dedi: Bu kabile Kureyş kabilelerindendi. Bunlar cinsel ilişki esnasında kadınlarını çırılçlplak yapar ve onlardan değişik pozisyonlarda hazlanırlardı. .. dedi ve bunu sonuna kadar anlattı. İbn Abbas (r.a.) "Allah affetsin, İbn Ömer yanılmıştır" derken Sahih-i Buhari'de geçen şu rivayeti kastediyordu: ... Nafi"den: İbn Ömer Kur'an okuduğu zaman okuyuşunu bitirene kadar konuşmazdı. Bir gün mushaf'tan onu takip ediyordum. Ezbere Bakara suresini okumaya başladı. Bir ayete gelince: "Bu ayetin kim ve hangi konu hakkında indiğini biliyor musun?" diye sordu. Ben de: "Hayır" diye cevap verdim. Bunun üzerine: "Şu şu hususta indi," deyip okumaya devam etti. İmam Buhari'nin "Abdussamed'den, o babasından, o Eyylib'dan, o da İbn Ömer’den rivayetindeki ifade şöyledir. İbn Ömer: "Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. " buyruğu hakkında şöyle dedi: "Bu, adamın eşinden yaklaşacağı yer hakkındadır." İmam Buhari bunu aynen böyle rivayet etmiştir. Hadisi bu tarikle sadece o rivayet etmiştir.

 

İmam Taberi, Nafi"den şöyle nakleder: Bir gün "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetini okudum. İbn Ömer (r.a.) bana "Bunun ne hakkında indiğini biliyor musun?" dedi. "Hayır" dedim. "Kadınlarla arka organlarından ilişkiye girmek hakkında indi" dedi. Başka bir tarikle rivayetinde İbn Ömer Nafi'ye: Kadınlara dübürlerinden yaklaşmaktır, demiştir. Bu, "Malik'in Nafi"den, onun da İbn Ömer (r.a.)'tan" nakli şeklinde de rivayet edilmiştir, fakat bu sahih değildir. Nesai, Zeyd b. Eslem'den İbn Ömer (r.a.)'ın şöyle dediğini nakleder: Bir adam hanımıyla arka organından ilişkiye girdi. Sonra buna çok üzüldü. Bunun üzerine Allah (c.c) "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetini indirdi. Ebu Hatim er-Razi: "Zeyd b. Eslem'in İbn Ömer (r.a.)'tan böyle bir rivayeti olsaydı insanlar Nafi'in (İbn Ömer'den) rivayetine bu kadar itibar etmezlerdi." demiştir. Ebu Hatim bu sözüyle Zeyd b. Eslem'den gelen rivayeti sahih görmediğini anlatmak istemektedir. Bu, başka bir tarikle daha rivayet edilmiştir ki onda da Zeyd b. Eslem ile Nafi' arasında Ata b. Yesar vardır.

Sonuç olarak bu (son) rivayetler daha önce geçen hadislere hamledilir.

Yani, burada bahsedilen (ve helal olan şey) kadına arka tarafından yaklaşıp ön organıyla temasa girmektir.

 

 

[995] Zira yine Nesai'nin, bu defa Ka'b b. Alkame'den rivayet ettiğine göre Ebu Nadr ona şöyle anlatmış: İbn Ömer (r.a.)'ın azatlı kölesi Nafi’e "Senin, "İbn Ömer (r.a.)'ın kadınlara arka organlarından yaklaşılabileceğine fetva verdiğini" söylediğine dair aleyhinde sözler söyleniyor." dedim. "Bana iftira atıyorlar. Ancak sana olayın nasılolduğunu anlatayım. İbn Ömer (r.a.) bir gün bana Kur'an ezberini dinletiyordu. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetine ulaşınca bana "Bu ayetin durumunu biliyor musun?" dedi. "Hayır" dedim. Bunun üzerine şöyle anlattı: Biz Kureyşliler kadınlara arka organlarından yaklaşırdık. Medine'ye gelip Ensardan kadınlarla evlenince, onlarla da eskiden yaptığımız gibi bu şekilde yapmak istedik. Fakat onlar bunu yapmak istemediler ve çok çirkin buldular. Ensar kadınları Yahudilerin adetini almışlardı. Erkekleri onlarla sadece yan üstü yatış pozisyonunda ilişkiye girerlerdi. Bunun üzerine Yüce Allah "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın. " ayetini indirdi. Senedi sahihtir. Bu hadisi İbn Merduyeh de Taberani kanalıyla Ka'b İbn Alkame’den rivayet etmiştir. Tavus'tan şöyle rivayet edilir:

 

Lut kavminin malum fiili yapmaları eşlerine arka organlarından yaklaşmakla başlamıştır. Daha evvel İbn Ömer (r.a.)'tan bunun mübah ve helal olmadığını açık ifade eden sözler naklettik ki bunlar ileride de gelecek. Bu görüş, bir grup Medineli ve başka alimlere nispet edilmiştir. Bazıları bunun İmam Malik'in Kitabu's-Sırr adlı kitabında bulunduğunu söyleseler de çokları İmam Malik'ten (r.a.) böyle bir rivayet olduğunu inkar eder, asılsız olduğunu söylerler. Nitekim bunu yapmaktan ve irtikap etmekten men eden birçok tarikle naklolunmuş bazı hadisler vardır:

 

 

[996] Cabir (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Utanın. Fakat Allah hakkı söylemekten haya etmez; sizin kadınlara arka organlarından varmanız helal değildir. " buyurmuştur.

 

 

[997] İmam Ahmed b. Hanbel, Huzeyme b. Sabit'ten şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adamın hanımına arka organından yaklaşmasını yasakladı. 

 

 

[998] İmam Ahmed b. Hanbel, başka bir tarikle Huzeyme b. Sabit'ten şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Haya edin. Allah hakkı bildirmekten haya etmez. Kadınlara arka organlarından varmayın. " buyurmuştur.

 

Bunu Nesai ile İbn Mace de birçok tarikle yine Huzeyme b. Sabit'ten rivayet etmişlerdir. Senedinde birçok ihtilaf bulunmaktadır.

 

 

[999] Tirmizi ve Nesai, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah bir erkek veya kadına arka organından yaklaşan kimseye bakmaz. " Tirmizi bu hadisi zikrettikten sonra: Bu hasen ve garip bir hadistir, demiştir. İbn Hibban da Sahih'inde böyle rivayet etmiş, İbn Hazm sahih olduğunu söylemiştir. Ancak Nesai bunu Hennad'ın, Veki" den, onun Dahhak'tan, onun da İbn Abbas (r.a.)'tan nakliyle mevkuf olarak rivayet etmiştir. Abd b. Humeyd, Tavlıs'tan şöyle rivayet eder: Bir adam İbn Abbas (r.a.)'a adamın hanımına arka organından yaklaşmasının hükmünü sordu. İbn Abbas (r.a.): Bana küfrü mü soruyorsun? diye cevap verdi. Senedi sahihtir. Bunu Nesai de başka bir tarikle ve benzer lafızla rivayet etmiştir. Yine Abd b. Humeyd, tefsirinde İkrime'den şöyle rivayet eder: Bir adam İbn Abbas (r.a.)'a gelerek "Ben hanımıma arka organından yaklaşıyordum. Allah'ın (c.c) "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." ayetini işitmiş de bunun bana helalolduğunu sanmıştım" dedi. İbn Abbas (r.a.): "Ey alçak ahmak! Allah'ın (c.c) "Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın." buyruğu "onların ön organlarına ayakta, oturarak, önden ve arkadan yaklaşabilirsiniz. Ama onun ötesine geçmeyin" demektir, dedi.

 

 

[1000] İmam Ahmed b. Hanbel, Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da kendi babasından (Amr'ın dedesinden, yani, Abdullah b. Amr b. el-As'tan) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Hanımıyla arka organından ilişkiye giren kimse küçük livatacıdır. "

 

 

[1001] Abd b. Humeyd de aynı şekilde Amr b. Şuayb'dan, o babasından, o da kendi babasından Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yaptığı kadını da küçük livatacı yapmıştır. " Katade der ki: Ukbe b. Vessac bana Ebu Derda'nın şöyle dediğini anlattı:

"Bunu kafirden başka kim yapar?" Bu hadisi Yahya b. Said el-Kattaf, Said b. Ebi Arube'den, o Katade'den, o Ebu Eyyub'dan, o da Abdullah b. Amr b. el-As'tan, onun kendi sözü olarak nakletmiştir. Bunun senedi daha sahihtir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Abd b. Humeyd bunu başka bir senede Abdullah b. Amr (r.a.)'tan, onun kendi sözü olarak rivayet etmiştir.

 

 

[1002] (Hadisin başka bir tariki): Cafer b. el-firyabi. .. o da Abdullah b.

Amr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.c) kıyamet günü şu yedi kişiye bakmayacak, onları arındırmayacak ve onlara "Girenlerle birlikte girin cehenneme!" diyecek. Onlar lutilik (homoseksüellik) yapan ve yapılan, şehvetini eliyle gideren (masturbasyon yapan), hayvan ile temasta bulunan, kadına arka organından yaklaşan, bir kadınla ve onun kızıyla ilişkiye giren, komşusunun karısıyla zina eden ve komşusuna eziyet ederek onun kendisine la'net etmesine sebep olan kimsedir. " Hadisin senedindeki İbn Lehia ile onun rivayet ettiği ravi zayıftırlar.

 

 

[1003] İmam Ahmed b. Hanbel, Ali b. Talk'tan şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadınlara arka organlarından yaklaşmaktan men etti. Zira Allah (c.c) hakkı söylemekten haya etmez. Bunu Ahmed b. Hanbel ayrıca ve de Tirmizi, Ebu Muaviye'nin Asım el-Ahvel'den nakliyle rivayet etmişlerdir. Bunda Tirmizi'nin: Bu hasen hadistir, ziyade si vardır. İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde olduğu gibi, kimileri bu hadisi kitaplarının "Hz. Ali b. Ebu Talip'ten rivayet edilen hadisler bölümü"nde (Müsned-i Ali b. Ebu Talib) zikrederler, oysa ravisi Ali b. Talk'tır.

 

 

[1004] (Başka bir hadis) İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hanımına arka organından yaklaşan kimseye Allah (c.c) bakmaz. "

 

 

[1005] Ahmed b. HanbeL .. Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah (c.c) hanımıyla arka organından cima eden kimseye bakmaz. " İbn Mace, Süheyl yoluyla böyle rivayet etmiştir. 

 

 

[1006] Ahmed b. HanbeL .. Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: "Hanımma arka organından yaklaşan lanetlenmiştir (Allah'ın rahmetinden kovulmuştur)." Ebu Davud ve Nesai, Veki' yoluyla böyle rivayet etmiştir.

 

 

[1007] Hadisin başka bir tarıkten rivayetinde; Hafız Ebu Nuaym der ki: Bana Ahmed b. Kasım ... Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etti ki; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hanımına arka organından (dübüründen) yaklaşan, lanetlenmiştir. " buyurmuştur. Bu hadis Nesai'nin Sünen'inde böyle değildir. Nesai'nin Sünen'indeki hadis daha önce de geçtiği gibi "Süheyl'in Haris b. Muhalled'den rivayetidir (buradaki ise Süheyl'in Ebu Salih'ten rivayetidir). Hocamız Hafız Ebu Abdullah Zehebi der ki: Ahmed b. Kasım b. ez-Reyyan'ın bu hadisi bu senetle rivayeti onun yanılgısıdır. Zaten kendisi de zayıf kabul edilmiştir.

 

 

[1008] Hadisin başka bir tarikten rivayeti; Müslim b. Halid ez-Zenci ...

Ebu Hureyre (r.a.)'tan, o da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Hanımlarına arka organlarından temas edenler lanetlenmişlerdir. " Müslim b. Halid tartışmalı biridir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[1009] Hadisin başka bir tariki: İmam Ahmed b. Hanbel ve Sünen sahipleri ... Ebi Temime el-Hüceymi'den, o da Ebu Hureyre (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"Kim hayızlı kadına yaklaşır veya kadına dübüründen temas eder veyahut bir kahine varırsa Muhammed'e indirileni inkar etmiş olur. " Tirmizi der ki:

Bu hadisi İmam Buhari zayıf görmüştür. Tirmizi'nin Ebi Temime'den rivayeti hakkında İmam Buhari: Onun hadisi mütabaa edilmez, demiştir.

 

 

[1010] Hadisin başka bir tariki: Nesai, Ebu Seleme kanalıyla Ebu Hureyre (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ''Allah'tan hakkıyla haya edin ve kadınlara dübürlerinden yaklaşmayın. " Bunu bu kanalla sadece İmam Nesai rivayet etmiştir. Hafız b. Muhammed el-Kinani der ki: Bunun Zühri'den rivayeti, Ebu Seleme’den rivayeti ve Said’den rivayeti münker ve asılsızdır. Abdulmelik bunu Said'den işitmişse ihtilattan sonra işitmiştir. Zira Zühri'nin Ebu Seleme'den rivayetindeki ifade "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan nehyederdi" şeklindedir. Direk "Ebu Hureyre (r.a.)'tan, o da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den" şeklindeki rivayetinde ise böyle değildir.

 

Hafız b. Muhammed el-Kinani der ki: Bunu (senette geçtiği üzere) Zühri'nin, Ebu Seleme'nin ve Said'in rivayet ettikleri hususu münker ve batıldır. Çünkü (evvela) Eğer Abdülmelik bu hadisi Said’den işitmişse bunu ancak ihtilattan sonra işitmiştir. (İkincisi:) Zühri'nin Ebu Seleme'den rivayetinde "O bundan nehyederdi" ifadesi vardır, fakat Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayetinde böyle bir şey yoktur. Kinani güzel konuşmuş ve güzel tenkit etmiştir. Fakat Abdulmelik b. Muhammed es-San'ani'nin ihtilat ettiğine dair bir şey bilinmemektedir. Bunu Hamza el-Kinani’den başkası söylememiştir. O sikadır, fakat Dühaym, Ebu Hatim ve İbn Hibban hakkında olumsuz konuşmuşlar ve İbn Hibban: "Hadisleri hüccet alınmaz" demişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Onu Zeyd b. Yahya b. Ubeyd, Said b. Abdulaziz'den rivayetiyle mütabaa etmiştir. Bu, Ebu Seleme’den iki yolla daha rivayet edilmiştir, fakat bunların hiçbiri sahih değildir.

 

 

[1011] Hadisin başka tariki: Nesai, İshak b. Mansur'dan, O Abdurrahman b. Mehdi'den ... Mücahid'den, Ebu Hureyre (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Erkeklerin kadınlara dübürlerinden yaklaşmaları küfürdür." Nesai daha sonra bunu Bündar'ın Abdurrahman'dan nakliyle, şu lafızla rivayet etmiştir: "Kim bir kadına dübüründen yaklaşırsa, bu bir tür kafirliktir." Nesai bu sözü, Sevri'nin Leys'ten, onun Mücahid'den, onun da Ebu Hureyre (r.a.)'tan nakliyle mevkuf olarak rivayet etmiştir. Ayrıca Ali b. Bezime'nin Mücahid'den, onun Ebu Hureyre (r.a.)'tan mevkuf şeklindeki rivayetiyle zikretmiştir.

 

 

[1012] Bekr b. Huneys, Leys'ten, o Mücahid'den, o da Ebu Hureyre (r.a.)'tan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim erkeklerden ve kadınlardan birine dübüründen yaklaşırsa kafir olur. " Bunun mevkuf rivayeti daha sahihtir. Zıra Bekr b. Huneys'i birçok imam zayıf saymış, diğerleri tamamen terk etmişlerdir.

 

 

[1013] Başka bir hadis: Ömer b. Hattab (r.a.)'tan; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah (c.c) haktan kesinlikle haya etmez. Siz kadınlara dübürlerinden varmayın. " Bunu Nesai rivayet etmiştir. Nesai Said b. Yaklib et-Talkani ile başlayan başka senediyle .. İbnu'l-Hadi'den, Ömer (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kadınlara dübürlerinden yaklaşmayın." İshak b. İbrahim başka bir senediyle İbnu'l-Hadi'den, Ömer (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah'tan haya edin. Allah (c.c) hakkı beyan etmekten haya etmez. Kadınlara dübürlerinden yaklaşmayın." Bunun Ömer (r.a.)'ın sözü olarak rivayeti daha sahihtir.

 

 

[1014] Başka bir hadis: Ahmed b. Hanbel ... Talk b. Yezid'den -veya Yezid b. Talk'tan-, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz Allah hakkı beyan etmekten haya etmez; kadınlara arka organlarından yaklaşmayın. " Bunu Şu'be'den birçok kişi böyle rivayet etmişlerdir. Hadisi Abdurrezzak da; "Muammer'den, o Asım elAhvel'den, o İsa b. Hitan'dan, o Müslim b. Selam'dan, o da Talk b. Ali'den" senediyle rivayet etmiştir. Ancak ravı daha önce geçtiği gibi, (Yezid b. Talk değil) Ali b. Talk'tır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[1015] Başka bir hadis: Ebu Bekir b. Esrem, Sünen'inde ... İbn Mes'ud (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Kadınların dübürleri haramdır." Bunu İsmail b. Uleyye, Süfyan-ı Sevri, Şu'be ve başkaları; Ebu Abdullah eş-Şakiri'nin -ki ismi Seleme b. Temam'dır-, Ebu Ka'ka'dan, o da İbn Mes'ud (r.a.)'tan, onun kendi sözü olarak rivayet etmişlerdir. Bu rivayet daha sahihtir.

 

 

[1016] Başka bir hadis: İbn Adiyy ... İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kadınlara arka organlarından yaklaşmayın" buyurdu. Senetteki Muhammed b. Hamza el-Cezeri ile şeyhi Said b. Yahya el-Emevi hakkında olumsuz şeyler söylenmiştir. Bu hadis Übeyy b. Ka'b, Bera b. Azib, Ukbe b. Amir, Ebu Zerr ve başkalarından da rivayet edilmiştir. Bu rivayetlerin hepsinde tenkitler vardır ve bunlarla birlikte hadis sahih olmaktan çıkmaktadır. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Sevri, Salt b. Behram'dan, o Ebu Mu'temir'den, o da Ebu Cüveyriye'den şöyle rivayet etmiştir: Bir adam Hz. Ali (r.a.)'a kadına arka organından yaklaşmanın hükmünü sordu. Hz. Ali: Rezil olasıca, Allah seni rezil etsin. Sen hiç Allah'ın (c.c) "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz?" (A’raf, 80) buyruğunu duymadın mı?" dedi. İbn Mes'ud (r.a.), Ebu Derda (r.a.), Ebu Hureyre (r.a.), İbn Abbas (r.a.) ve Abdullah b. Amr (r.a.)'tan da buna haram dediklerine dair rivayetler daha önce geçti. İbn Ömer (r.a.)'tan da kesin rivayetle sabit olan da onun buna haram dediğidir.

 

Darimı, Müsned'inde, Said b. Yesar Ebu'l-Hubab'dan şöyle rivayet etmiştir: İbn Ömer (r.a.)'a "Cariyelerin tahmiz edilmeleri konusunda ne dersin?" dedim. "Tahmiz nedir ki?" dedi. Bunun dübürden yaklaşmak olduğunu söyleyince İbn Ömer (r.a.): Bunu bir Müslüman yapar mı? dedi. İbn Vehb ve Kuteybe de Leys'ten bu şekilde rivayet etmişlerdir. Bu rivayet senet ve metin yönüyle sahih olup İbn Ömer'in dübürden teması haram kabul ettiği hususunda açık delildir. Dolayısıyla ondan başka manaya gelebilecek rivayetlerin tamamının bu muhkem rivayete döndürülmesi gerekir.

 

İmam Taberi, Abdurrahman b. Kasım'dan şöyle rivayet eder: İmam Malik'e "Ey Abdullah'ın babası! İnsanlar İbn Ömer (r.a.)'ın oğlu Salim'den, onun "O köle -veya o iri yarı adam, dedi- babama iftira attı" dediğini rivayet ediyorlar" dediler. İmam Malik dedi ki: "Yezid İbn Ruman'a şehadet ederim ki o bana Salim İbn Abdullah'tan, onun İbn Ömer'den aynen Nafi'nin söylediklerini haber verdi." dedi. İmam Malik'e: "Haris İbn Ya'kup, Ebu Habbab Said b. Yesar'dan rivayet etli ki: İbn Ömer'e: Ey Ebu Abdurrahman, biz cariyeler satın alıyoruz, onlarla tahmiz yapabilir miyiz? diye soruldu. İbn Ömer: Tahmiz nedir? dedi. Ona, bunun dübürden ilişkiye girmek olduğunu söyledi. Bunun üzerine İbn Ömer: Öff, öff! Bunu bir Müslüman yapar mı? diye cevap verdi, dediler. İmam Malik: Şehadet ederim ki Rabia bana Ebu Habbab'dan nakletli ki; o İbn Ömer'den aynen Nafi'in söylediği gibi nakletmiş. Nesai, Rebi b. Süleyman kanalıyla Abdurrahman b. Kasım'dan şöyle rivayet eder. İmam Malik'e: "Yanımızda Mısır'da bulunan Leys b. Sa'd, Haris b. Yakub'tan, o da Said b. Yesar'dan şöyle nakletli: İbn Ömer (r.a.)'a "Biz cariyeler satın alıyoruz. Onlara tahmiz edelim mi?" diye sordum. "Tahmiz nedir?" dedi. "Onlara arka organlarından temas ediyoruz" dedim. "Öf, öf! Bunu bir Müslüman yapar mı?" dedi. Bunun üzerine İmam Malik bana şöyle dedi: Şehadet ederim ki Rebia'nın Said b. Yesar'dan aktardığına göre kendisi bunu İbn Ömer (r.a.)'a sormuş, o da "Bunda bir sakınca yoktur." demiş. Ayrıca Nesai Yezid b. Ruman'ın Ubeydullah b. Abdullah b. Ömer'den nakliyle şöyle rivayet etmiştir: İbn Ömer (r.a.) adamın hanımına dübüründen yaklaşmasında bir sakınca görmezdi. Muammer b. İsa ise İmam Malik'ten, "Bu haramdır" dediğini rivayet etmiştir.

 

Ebu Bekir b. Ziyad en-Nisaburi, İsmail b. Hısn'dan, İsrail b. Ruh'un ona şöyle dediğini rivayet etmiştir: İmam Malik’e "Kadınlara dübürlerinden yaklaşma hakkında ne dersin?" diye sordum. "Siz Arap değilsiniz. Ekin, tarladan başka nerede olur? Ferçten ötesine geçmeyin" dedi. Ona: "Ey Abdullah'ın babası! Bazıları senin buna cevaz verdiğini söylüyorlar" dedim. "Bana iftira atıyorlar, bana iftira atıyorlar!" dedi. İmam Malik'ten sahih senetlerle sabit olan doğru rivayet budur.

 

Bu, İmam Ebu Hanife, İmam Şafii ve İmam Ahmed b. Hanbel ile bunların takipçilerinin tamamının görüşüdür. Said İbn Müseyyeb, Ebu Seleme, İkrime, Tavus, Ata, Said İbn Cübeyr, Urve b. Zübeyr, Mücahid b. Cebr, Hasan-ı Basri ile seleften daha başkalarının görüşü de böyledir. Onlar buna şiddetle karşı çıkmışlar, içlerinden kimisi bunu yapan hakkında "kafir" ifadesi kullanmıştır. Bunun haram olduğu, alimlerin ezici çoğunluğunun görüşüdür.

 

Medine fukahasından, onların buna cevaz verdiklerine dair bazı nakiller vardır. Hatta (Medine fukahasından olan) İmam Malik'ten de böyle bir şey nakletmişlerdir, fakat bu şüphelidir.

 

İmam Taberi, Yunus b. Abdu'l-A'la'nın İbn Vehb'den naklinden derlediği "Nikah Kitabı"nda İmam Malik'ten onun buna mübah dediğini nakletmiştir.

İmam Tahavi, Esbuğ b. Ferec'den şöyle nakleder: Abdurrahman b. Kasım: "Buluşup görüştüğüm ve dini yaşantımda kendisini örnek alıp uyduğum kimselerden hiçbirinin bunun hakkında, yani kadına arka organından yaklaşmanın helalliği hususunda şüphe ettiğini görmedim" dedi, sonra "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ayetini okudu. Sonra "Hangi şey bundan daha açıktır?" dedi. Bu Tahavi'nin rivayeti. Hakim, Darekutni ve Hatib-i Bağdadi de İmam Malik'ten, bunun helal olduğu görüşünde olmasını gerektiren rivayetler yapmışlardır. Ancak bunların senetlerinde büyük zayıflık vardır. Hocamız Hafız Zehebi bunları incelediği müstakil bir kitabında tamamını zikretmiş ve son derece detaylı olarak ele almıştır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

İmam Tahavi der ki: Muhammed b. Abdullah b. Abdulhakem'in bize anlattığına göre kendisi İmam Şafii'yi şöyle derken işitmiş: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bunun helalliğine veya haramlığına dair hiçbir şey varit olmamıştır. Kıyas (genel şer'i kurallar) da bunun helal olmasını gerektirir. Ebu Bekir el-Hatib de, Ebu Said es-Sayrafi'den, o Ebu Abbas el-Esamm'dan, o da Muhammed b. Abdullah b. Abdulhakem'den: "İmam Şafii'yi şöyle derken işittim" dediğini rivayet etmiş ve bu sözü zikretmiştir. Ebu Nasr es-Sabbağ der ki: Rebi', "kendinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin olsun" diye yemin ederek şöyle derdi: O -yani Abdullah b. Abdulhakem- bu konuda İmam Şafii'ye iftira atmıştır. Çünkü İmam Şafii altı kitabında bunun haram olduğunu açıkça ifade etmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

İmam Kurtubi, tefsirinde şöyle der: Bu görüşün nispet edildiği kimseler arasında Said b. Müseyyeb, Nafi', İbn Ömer, Muhammed b. Ka'b el-Kurazi ve Abdulmelik b. Macuşun da vardır. Bu, Malik'ten de (güya) kendisinin "Kitabu's-Sırr" isimli kitabından nakledilmektedir. Ancak Malik'in ileri gelen arkadaşları ile onların hocaları böyle bir kitabın varlığını kabul etmezler. İmam Malik sırlı bir kitabı olmaktan daha yüce ve değerli bir insandır. Bu görüş el-Utbiyye'de zikredilmektedir. İbnu'l-Arabi'nin zikrettiğine göre İbn Şa'ban bu görüşü kalabalık bir sahabe ve tabiin topluluğu ile birçok rivayetle İmam Malik'in "Kadınlarla Cima ve Kur'an Ahkamı" adındaki kitabına nispet etmiştir. Kurtubi'nin ifadesi aynen böyle. Kurtubi daha sonra şöyle diyor: Ebu Hasen, Taberi'nin Muhammed b. Ka'b'dan rivayet ettiğine göre, o bunun caiz olduğuna Allah'ın (c.c) "Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!" (Şuara, 165-166) ayetini delil getirip şöyle demiştir: Yani, erkekler gibi mübah olan eşlerinizi bırakıp da ... Ardından bu görüşe şöyle cevap vermiştir: Orada kastedilen, Allah'ın (c.c) onlar için yarattığı şey kadınların ferçleridir, dübürleri değiL. Ben derim ki: Doğru olan da budur. Kurtubi'nin söylediği -eğer bu nispet doğruysa- yanlıştır. İnsanlar bu konuda müstakil kitaplar kaleme almışlardır. Bunlardan biri Ebu Abbas el-Kurtubi' dir. Kitabına mealen "Dübürden ilişkiye girmeye cevaz verenin kaçışının izharı" adını vermiştir.

 

(Uzunca ele alınan "Kadınlara dübürlerinden yaklaşma" meselesinden sonra 223. ayetin tefsirine dönüş:)

 

"Kendiniz için önceden hazırlık yapın." Yani, hem ibadet ve taatler yapmak hem de Allah'ın sizi nehyettiği haramları terk etmek suretiyle ... ''Allah'tan korkun, biliniz ki siz O'na kavuşacaksınız." Ve Allah (c.c) bütün yaptıklarınızdan sizi hesaba çekecektir. (Ya Muhammed!) "müminleri müjdele!" Yani, size emrettikleri hususlarda Allah'a itaat eden, nehyettiklerini terk eden mü'minleri... İbn Cerir der ki: Bize Kasım, Ata'dan, İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletti: '''Kendiniz için önceden hazırlık yapın. ' Bu, cinsi temas sırasında Bismillah diyerek besmele çekmektir."

 

 

[1017] Sahih-i Buhari'de, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakledilmektedir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden biri eşiyle temas kurmak istediğinde; ''Allah'ın adıyla başlarım. Allah'ım! Bizi şeytandan uzak eyle. Şeytanı da bize lutfedeceğin çocuktan uzak eyle!" derse; eğer onların birleşmesinden bir çocuk olması takdir buyurulursa şeytan ona hiçbir zaman zarar veremez. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

224. Yeminlerinizden dolayı Allah'ı (O'nun adını), iyilik etmenize, O'ndan sakınmanıza ve insanların arasını düzeltmenize engel kılmayın. Allah işitir ve bilir.

225. Allah sizi kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar. Allah gafurdur, halımdir.