İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

262 – 264.ayetler

 

Başa Kakmadan infak:

 

262. Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan ve eziyet vermeyen kimseler var ya, onların Allah katında has mükafatları vardır. Onlar için hiçbir korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir.

263. Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, aceleci değildir.

264. Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kafirleri doğru yola iletmez.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah bu ayette, mallarını Allah yolunda harcayan, sonra yaptıkları hayır ve sadakaları verdikleri kimsenin başına kakmayan, verdiğinden dolayı hiç kimseye sözlü veya fiili hiçbir minnette bulunmayan kimseleri methediyor.

"Eziyet vermeyen"den kasıt "iyilik yaptığı kimselere karşı, onlara yaptığı iyilikleri boşa çıkaracak ve silecek hoş olmayan bir harekette bulunmayan" dır.

Yüce Allah daha sonra onlara bol mükafat vaad ederek ''onların Allah katında has mükafatları vardır" buyuruyor. Yani, onların sevapları başka hiç kimsenin değil, sadece Allah'ın üzerindedir.

 

"Onlar için" kendilerini bekleyen kıyametin korkunç anlarında "hiçbir korku yoktur. "

 

Ve onlar geride bıraktıkları çocuklarına dair, elde edemedikleri dünya hayatından ve dünyanın süslerinden dolayı hiçbir "üzüntü de çekmeyeceklerdir. " Daha güzel yere vardıklarından dolayı bunlar için hiçbir hüzün duymayacaklardır.

 

 

İsteyeni Tatlı Dille Çevirmek:

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Güzel söz" yani bir Müslüman'a söylenen hoş bir söz ve yapılan dua "ve bağışlama, " yani sözlü ve fiili bir zulmü affedip bağışlamak, "arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir."

"Allah zengindir", kullarına ihtiyacı yoktur. "Halımdir", yani aceleci değildir; onları affeder, bağışlar ve günahlarının gerektirdiği cezayı vermez.

Konuyla ilgili hadisler:

 

 

[1208] İbn Ebi Hatim, Amr b. Dinar'dan şöyle nakleder: Bana ulaşan habere göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah katında güzel sözden daha hoş bir sadaka yoktur." Sen Allah'ın (c. c) Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir." buyruğunu işitmedin mi?

 

Sadakada başa kakmaktan men eden hadisler vardır.

 

 

[1209] Müslim'in Ebu Zerr (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet günü şu üç kişiyle konuşmayacak, onlara bakmayacak, temize çıkarmayacaktır ve onlar için acıklı bir azap vardır: Verdiğini sürekli başa kakan, elbisesini yerde süründüren ve malını yalan yeminle satan. "

 

 

[1210] İbn Merduyeh, Ebu Derda (r.a.)'tan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ''Anne babasına karşı gelen, hep başa kakan, devamlı içki içen ve kaderi inkar eden, cennete giremez. " Bunu Ahmed b. Hanbel ve İbn Mace de Yunus b. Meysere'nin benzer lafzıyla tahric etmişlerdir.

 

 

[1211] İbn Merduyeh, İbn Hibban, Hakim Müstedrek'te ve Nesill, Abdullah b. Ömer (r.a.)'tan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Şu üç kişiye Allah kıyamet gününde bakmayacak: Anne babasına itaat etmeyen, sürekli içki içen ve verdiğini hep başa kakan. "666

 

 

[1212] Nesai, İbn Abbas (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "Sürekli içki içen, anne babasına karşı gelen ve başa kakan cennete giremez. " Bunu İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan da rivayet etmiştir. Nesai bunu ayrıca Mücahid'in kendi sözü olarak da rivayet etmiştir.

 

Bu yüzden Yüce Allah daha sonra "Ey iman edenler! ... başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın." buyurarak verilen sadakanın başa kakma ve eziyetle boşa gittiğini, sadaka sevabının başa kakma ve eziyet günahını karşılayamadığını bildiriyor.

 

''Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi. .. " Yani, insanlara gösteriş maksadıyla infakta bulunan, onlara kendisinin bunu Allah rızası için yaptığı izlenimi vermeye çalışan, asıl hedefi ise insanların kendisini övmesini sağlamak veya güzel vasıflarla ün yaparak onlar arasında iyi yad edilmek veya "o cömerttir" denilmek gibi birtakım dünyevi maksatlar güden; Allah'la güzel ilişki kurma, O'nun rızasını ve bol sevabını kazanma gibi maksatlardan tamamen uzak olan kimsenin yaptığı infak boşa gittiği gibi, siz de başa kakmak ve incitmek suretiyle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Bu yüzden Yüce Allah, ''Allah'a ve ahiret gününe inan madığı halde." buyurmuştur.

 

Yüce Allah daha sonra, gösterişle infak eden kimseye -Dahhak'a göre ise infakın ardından başa kakan ve eziyet eden kimseye- şu misali getiriyor:

"Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya ... " Arapçada ''.....: safvan" kelimesi "safvane"nin çoğuludur. Kimine göre Safvan, tekil için de kullanılır. Safvan -ki safa da aynıdır- düz kayaya denir. "Benzer ki sağanak bir yağmur. " Arapçası 'vabil' "isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. " Yani, sağanak yağmur bu kayayı pürüzsüz ve kuru hale getirmiştir. Yani, üzerinde o topraktan hiçbir şey bırakmamış, tamamını silip süpürmüştür. Yani riyakarın, insanların gördükleri kadarıyla -buradaki toprak gibi- birtakım amelleri bulunsa da, bunlar Allah katında böyle yok olup giderler. Bu yüzden Yüce Allah: "Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kafirleri doğru yola iletmez. " buyurmuştur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

265. Allah'ın rızasını kazanmak için mallarını hayra sarf edenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah, işlediklerinizi görmektedir.

266. Sizden biriniz arzu eder mi ki hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından sular akan ve kendisi için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakıma muhtaç çoluk çocuğu varken kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse arzu etmez.) İşte düşünüp anlayasınız diye Allah size ayetleri açıklar.