|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 265.ayet |
Allah Rızası için
infak Yapanın Misali:
265. Allah'ın rızasını
kazanmak için mallarını hayra sarf edenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel
bir bahçeye benzer ki üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol
yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün
verir). Allah, işlediklerinizi görmektedir.
Tefsiri:
Bu, mallarını Allah
rızası için harcayan mü'minler için getirilmiş bir misaldir.
"Kendilerinden emin olarak. .. " Yani,
Allah'ın (c.c) kendilerini en cömert şekilde mükafatlandıracağından
emin olup bu hususta kesin kanaate sahiptirler.
[1213] Bunun benzeri,
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sahihliğinde ittifak edilen bir hadisinde
buyurduğu şekildedir: "Kim inanarak ve sevabım umarak Ramazan orucunu
tutarsa ... "
Yani, Allah'ın bu
ibadeti koyduğuna inanır ve sevabını Allah'tan umarsa ... Şa'bı
der ki: "Kendilerinden emin olarak"tan
maksat "tasdik ederek ve kesin inanarak"tır.
Katade, Ebu Salih ve İbn Zeyd böyle demiştir. İmam Taberi de bunu tercih etmiştir.
Mücahid ve Hasan-ı Basri ise buna:
Sadakalarını verecekleri yeri iyice araştırıp emin olduktan sonra verirler,
manasını vermişlerdir.
"Bir tepede kurulmuş
güzel bir bahçeye benzer ki." Cumhura göre "..... rabve"nin
manası "yüksek ve düz tepe"dir. İbn Abbas
(r.a.) ile Dahhak bu tarife "ve nehirlerin
aktığı" ifadesini eklemişlerdir. İmam Taberi der
ki: Rabve'de üç lehçe olup bu ayet her üç şekilde de
okunmuştur. Biri rubve' dir.
Medinelilerin, Hicazlıların ve Iraklıların büyük çOğunluğu
böyle okumuşlardır. Diğeri, rabve' dir. Bu, Şamlıların ve Kufelilerin
kıraatidir. Bunun Temim kabilesinin lehçesi olduğu da söylenmiştir. Üçüncü
lehçe de ribve' dir. İbn Abbas (r.a.)'ın böyle okuduğu
rivayet edilmiştir.
"Üzerine bol
yağmur." Biraz önce geçtiği gibi vabil, bol
yağmura denir.
"Yağmış da"
diğer bahçelere oranla "iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile
bir çisinti düşer (de yine ürün verir)." Dahhak "....., tall"ın
hafif serpinti olduğunu söylemiştir. Yani, tepedeki bu bahçe, bu çisinti sayesinde hiç helak olmaz. Ne olsa ona yeter. Mü'minin ameli de aynı şekilde hiçbir zaman boşa gitmez,
yok olmaz. Bilakis Allah (c. c) yapanına göre onu kabul eder, çoğaltır ve
artırır.
''Allah, işlediklerinizi
görmektedir." Yani, kullarının yaptığı hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
266. Sizden biriniz
arzu eder mi ki hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından sular akan ve kendisi
için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçesi olsun da, bakıma
muhtaç çoluk çocuğu varken kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde
ateş bulunan bir kasırga isabet ederek yakıp kül etsin! (Elbette bunu kimse
arzu etmez.) İşte düşünüp anlayasınız diye Allah size ayetleri açıklar.
Tefsiri:
Ubeyd, İbn Umeyr’den naklettiğine göre
"Hz. Ömer (r.a.) bir gün Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in ashabına "Sizden biriniz
arzu eder mi ki kendisinin bir bahçesi olsun ... " ayetinin kimin hakkında
indiğini sanıyorsunuz? diye sordu. Onlar: Allah daha iyi bilir, diye cevap
verdiler. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.) kızdı ve "Ya biliyoruz deyin, ya
da bilmiyoruz" dedi. Bunun üzerine İbn Abbas
(r.a.): "Ey mü'minlerin emiri!
Bu ayet hakkında aklımda bir düşünce var." dedi. Ömer (r.a.):
"Yeğenim, o halde
söyle! Kendini küçük görme!" dedi. İbn Abbas
(r.a.): Bu ayette bir amel örnekle anlatıldı, dedi. Hz. Ömer: "Hangi
amel?" dedi. İbn Abbas: "Bu ayette Allah'a
itaat eden, sonra Allah'ın kendisine şeytanı musallat ettiği ve bu yüzden isyan
fiilleri işleyerek yaptığı iyilikleri boşa çıkaran zengin bir adamın durumuna
örnek verilmiştir." dedi. İmam Buhari bunu daha
sonra başka bir tarikle daha rivayet etmiştir. Bu, sadece İmam Buhari'nin rivayet ettiği hadislerdendir. Hadiste ayetin
manasını ve ondaki misali anlatan yeterli açıklama vardır. Hadiste başta güzel
ameller işlerken -Allah korusun- yaşantısını değiştiren, iyilikler yaparken
kötülükler yapmaya başlayan, son yaptığı amelleriyle ilk yaptığı salih amellerini boşa çıkaran, en dar anında ilk yaptığı
amellere ihtiyaç duyduğu halde ondan bir şeyelde
edemeyen ve en muhtaç olduğu şeyden hiçbir fayda görmeyen kimsenin misali
verilmiştir. Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Kendisine ihtiyarlık
gelip çatsın, bahçeye de içinde ateş bulunan bir kasırga ... " Arapçada
"....."isabet ederek yakıp kül etsin!" Bu kimsenin hali nice
olur?
İbn Ebi Hatim, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah (c.c) güzel bir misal vererek -ki
Allah'ın verdiği misallerin hepsi güzeldir- şöyle buyurmuştur: "Sizden
biriniz arzu eder mi ki hurma ve üzüm ağaçlarıyla dolu, arasından sular akan ve
kendisi için orada her çeşit meyveden (bir miktar) bulunan bir bahçeSi" arazisi "olsun da bakıma muhtaç çoluk
çocuğu varken" ömrünün sonunda güçsüz halde iken ve aciz çocukları ve
torunları varken "kendisine ihtiyarlık gelip çatsın, bahçeye de içinde
ateş bulunan bir kasırga isabet ederek" bahçesini "yakıp kül
etsin!" Benzerini dikecek gücü olmadığ) gibi,
soyunda kendisinin bu zararını telafi edecek biri bulunmasın. İşte kafir de
kıyamet günü Allah'a (c.c) döndürüldüğünde böyle olacaktır; elinde hayır
hasenat yoktur ki onu vesile ederek af dilesin. Kendisine fayda getirecek
hiçbir şey yapmamıştır. çocuğu da ona bir fayda veremeyecektir. Bu adam,
yaşlandığı ve çocuklarının güçsüz olduğu bir dönemde, yardıma en ihtiyaç
duyduğu bir vakitte bahçesinden mahrum kaldığı gibi, kafirin de kıyamet günü
ihtiyaç duyduğu sevaplardan yana eli boş kalacaktır.
[1214] Hakim, Müstedrek'inde şöyle rivayet etmiştir: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
duasında şöyle derdi: ''Allah'ım! Bana en bol rızkını, yaşlandığım ve ömrümün
artık sona ermekte olduğu dönemde ver!" Bu yüzden Yüce Allah "İşte
düşünüp anlayasınız diye Allah size ayetleri açıklar. " buyurmuştur. Yani,
misalleri ve anlatılan manaları anlar, ibret alır ve ondan kastedilen manalara
ulaşırsınız diye. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurmuştur:
"İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; fakat onları ancak bilenler
düşünüp anlayabilir." (Ankebut, 43)
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |