|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 34.ayet |
Meleklere
insana Secde Emri:
34. Hani biz meleklere
(ve cinlere): Adem'e secde edin, demiştik de İblis dışında hepsi, hemen secde etmişlerdi.
O yüz çevirmiş, büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu.
Tefsiri:
Bu, Allah'ın (c.c)
Adem'e (a.s) verdiği büyük bir şeref olup bununla onun nesline ihsanda
bulunmuştur. Zira Allah (c.c) burada, meleklere Adem'e (a.s) secde etmeleri
için emir verdiğini anlatmaktadır. Buna birçok hadis delalet etmektedir ki biri
biraz önce geçen şefaat hadisidir.
[417] Diğeri Musa (a.s)
hadisidir. Onda ifade edildiğine göre Musa (a.s) "Rabbim, bizi ve
kendisini cennetten çıkaran Adem'i bana göster" dedi. Onunla bir araya
gelince ona "Sen Allah'ın (c.c) kendi eliyle yarattığı, kendi ruhundan
üflediği ve meleklerini secde ettirdiği Adem'sin" dedi. ..
Taberi, İbn Abbas'tan
(r.a.) şöyle rivayet etmiştir: İblis, meleklerin cin adındaki bir
kabilesindendi. Bunlar meleklerin zehirli ateşten yaratılan türündendi.
İblis'in adı Haris olup cennet bekçilerindendi. Meleklerin tamamı ise farklı
kabiledendiler ve nurdan yaratılmışlardı. Kur'an-ı Kerim'de bahsedilen cinler
ise öz ateşten (maric) yaratılmışlardı. Maric, yanan ateşin alevine denir.
Allah (c.c) insanı da çamurdan yarattı. Yeryüzüne ilk yerleşenler cinlerdi.
Orada bozgunculuk yaptılar, kan döktüler ve birbirlerini öldürdüler. Bunun
üzerine Allah (c.c) üzerlerine İblis komutasında meleklerin cin adındaki boyundan
bir ordu gönderdi. İblis ve beraberindekiler onları öldürdüler ve kalanlarını
denizlerin ortasındaki adalara ve dağ eteklerine çekilmek zorunda bıraktılar.
İblis, bunu yapınca gurura kapılarak "Ben, başka hiçbir kimsenin
yapmadığını yaptım." dedi. Allah (c.c), başka hiçbir meleği haberdar
etmediği bu düşünceden haberdardı. İblis ile beraberindeki meleklere "Ben
yeryüzünde bir halife yaratacağım" dedi. Bunun üzerine melekler ona
cevaben "Yeryüzüne, cinlerin bozgunculuk yapıp kan döktükleri gibi
bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yerleştireceksin? Nitekim sen de
bizi buraya onun için gönderdin." dediler. Allah (c. c) "Şüphesiz ben
sizin bilmediklerinizi biliyorum" dedi. Yine: "Ben İblis'in kalbinde
sizin göremediğiniz ve bilemediğiniz kibir ve gururu gördüm." buyurdu.
Sonra emretti ve Adem'in yaratıldığı toprak Allah (c.c) katına yükseltildi.
Allah (c.c) Adem'i balçıktan, sert ve yapışkan topraktan, şekillenmiş kara
balçıktan yarattı. Onun kara balçık olması, toprak olmasından sonraydı. Böylece
Allah (c. c) Adem'i (a.s) bundan, kendi eliyle yarattı. Adem (a.s) kırk gün
boyunca yere atılmış bir ceset halinde durdu. İblis yanına gelip ayağıyla
vuruyor, o da salsala oluyor, yani ses çıkıyordu. İşte Allah'ın "İnsanı
pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yarattı." (Rahman, 14) buyruğunda ifade
edilen budur. Yani sık olmayan, neredeyse yarık denecek derecede gevşek
çamurdan ... İblis daha sonra Adem'in ağzından girip dübüründen çıkıyor,
dübüründen girip ağzından çıkıyordu. Sonra o kuru balçığa "Sen bir hiçsin.
Hiçbir şey için de yaratılmadın. Eğer üzerinde hükümran olabilirsem seni
mahvedeceğim. Sen benim üzerimde emir sahibi olursan sana isyan edecek, sözünü
dinlemeyeceğim." diyordu. Allah (c.c) ona ruhundan üfleyince soluk, baş
tarafından geldi. Bedeninde gezen her soluk, et ve kana dönüşüyordu. Soluk
göbeğine ulaşınca Adem bedenine baktı ve ondan çok hoşlandı. Kalkmaya yeltendi,
ama gücü yetmedi. İşte Allah'ın (c.c) "İnsan hep aceleciydi." (İsra,
11) buyruğu buna işaret etmektedir. Yani tahammülsüzdü, genişlik ve darlıkta
sabırsızdı. Adem (a.s), bedenine ruh üfleme sona erince aksırdı ve Allah'ın
kalbine ilhamıyla "Elhamdulillahi rabbil alemin: hamd alemlerin Rabbi
Allah'a mahsustur." dedi. Allah da ona "Allah sana rahmet etsin, ey
Adem" buyurdu. Sonra Allah (c.c) göklerdeki meleklere değil, sadece
İblis'in yanında bulunan meleklere "Adem’e secde edin" diye emretti.
Meleklerin tamamı topluca secde ettiler. İblis ise içinde oluşan kibir ve gurur
nedeniyle reddetti. Büyüklenerek secde etmedi ve "Ben ona secde etmeyeceğim.
Ben ondan daha üstün, daha yaşlı ve bedence daha güçlüyüm. Beni ateşten, onu
ise çamurdan yarattın." dedi. Şeytan:
Ateş çamurdan
kuvvetlidir, diyordu. İblis secde etmeyi reddedince Allah (c.c) isyanının
cezası olarak onu iblis yaptı, yani her türlü iyilik ve güzellikten
uzaklaştırdı. Aynı zamanda şeytan, yani kovulmuş yaptı. Sonra Adem'e (a.s)
isimlerin tümünü öğretti. Bunlar insanların birbirlerine meramlarını anlatmada
kullandıkları insan, hayvan, yeryüzü, ova, deniz, dağ ve merkep gibi 'tür isimleri'
ile başka şeylerin isimleriydi. Allah (c.c) daha sonra bu isimleri meleklere,
yani, zehirli ateşten yaratılan İblis'in yanındaki meleklere sunarak:
"Eğer doğrular
iseniz" yani benim yeryüzünde neden bir halife yarattığımı
biliyorduysanız, "bana bunların isimlerini söyleyin" dedi. Melekler
konuştukları ve hiç kimsenin duyamayacağı gizli şeyleri Allah'ın (c.c)
bildiğini idrak edince, gaybı ondan başka hiç kimsenin bilmesinin imkansızlığı
yönünden Allah'ın tüm noksanlıklardan münezzeh olduğunu ifade etmek için
"Sübhaneke: seni tenzih ederiz. Sana tevbe ettik, bizim, senin bize
öğrettiklerin dışında hiçbir bilgimiz yoktur" dediler. Allah'ın (c.c)
Adem'e öğrettiği gibi kendilerine öğrettikleri dışında hiçbir gaybi bilgiye
sahip olmadıklarını itiraf ettiler. Bunun üzerine Allah (c.c) "Ey Adem,
onlara bunların isimlerini haber ver", yani adlarını teker teker söyle,
dedi. "Adem onlara bu eşyaların isimlerini söyleyince" Allah (c.c)
onlara: Ey melekler, "muhakkak ki ben göklerin ve yerin gizliliklerini
bilirim" ve bunları benden başkası bilemez, "ben açığa vurduğunuz
şeyleri de", açıktan yaptığınız / söylediğiniz şeyleri de "sizin
gizlemekte olduklarınızı da bilirim" dedi. Yani; ben gizliyi, aynen
açıktakini bildiğim gibi bilirim. Allah (c.c) bununla İblis'in içinde gizlediği
kibir ve gururu kastediyordu.
Bu rivayetteki
cümlelerin akışında bozukluk vardır. Mana itibariyle de su götürür hususlar
bulunmaktadır ki onları ele alacak olursak konu uzar. İbn Abbas'a ulaşan bu
rivayet zinciriyle baştan sona tüm ayetlerin tefsirinin yapıldığı meşhur bir
tefsir bulunmaktadır.
Süddi, tefsirinde, Ebu
Malik, İbn Abbas, İbn Mes'ud ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
bazı sahabelerinden şöyle rivayet etmiştir: Allah (c.c) ArŞ'1 yarattıktan sonra
Arş'ın üzerine istiva etti ve İblis'e dünya semasının yönetimini verdi. İblis
kendilerine cin denen bir melek kabilesindendi. Onlara cennetin bekçileri
olduklarından dolayı bu isim verilmişti. İblis dünya semasındaki hükümranlığı
yanında bir de cennet bekçisiydi. Bu yüzden kalbinde bir kibir oluştu ve
"Allah (c.c) bunu bana mutlaka, diğer meleklerden farklı bir özelliğimden
dolayı verdi" dedi. Allah (c.c) ondaki bu durumdan haberdar oldu.
Meleklerine "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" dedi.
"Rabbimiz, bu halife ne olacak?" diye sordular. Allah (c.c)
"Onun bir nesli olacak ve onlar yeryüzünde bozgunculuk yapacak,
birbirlerini çekemeyecek ve öldürecekler." dedi. Bunun üzerine melekler
"Rabbimiz, bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde
fesat çıkaracak ve orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun? dediler.
Allah da onlara: Sizin bilmediğinizi elbette ben bilirim, dedi." Allah
(c.c) İblis'le ilgili bilgiyi kastediyordu. Ardından Allah (c.c) Cebrail'e
(a.s) dünyaya gidip oradan bir çamur getirmesini emretti. Yeryüzü: "Benden
bir şeyalmandan veya bana leke getirmenden Allah'a sığınıyorum." dedi.
Bunun üzerine Cebrail (a.s) hiçbir şeyalmadan geri döndü. "Rabbim, yer
benden sana sığındı, ben de isteğini yerine getirdim." dedi. Allah (c.c)
bu defa Mikail'i gönderdi. Yer ondan da Allah'a sığındı, o da dokunmayarak
döndü ve Cebrail (a.s)'ın söylediklerinin aynısını söyledi. Bunun üzerine Allah
(c.c) ölüm meleğini gönderdi. Yer ondan da Allah'a sığındı. Ölüm meleği ise
ona: Ben de, emrini yerine getirmeden huzuruna çıkmaktan Allah'a sığınırım,
dedi. Yeryüzünden bir miktar toprak aldı. Tek bir yerden değil, birçok yerden
topladı ve bunları karıştırdı. Kırmızı, beyaz ve siyah topraklardan aldı. İşte
insanlar bu yüzden farklı renklerde oldular. Ölüm meleği çıkarırken toprağı
ıslattı ve toprak lazib bir çamur haline geldi. Lazib, birbirine yapışan
demektir. Sonra meleklere "Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.
Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhalona secdeye kapanın!"
(Sad, 71-72) dedi. Allah (c.c) İblis'in büyüklenmesi durumunda "benim
kendi elimle yarattığım ve bu hususta büyüklenmediğim şey hususunda mı kibir
güdüyorsun?" demek için Adem'i kendi eliyle yarattı. Allah (c.c) Adem
(a.s)'ı bir beşer olarak yarattı. Bir Cuma süresi uzunluğundaki kırk yıl
boyunca, "çamurdan bir beden" olarak kaldı. Yanından geçen melekler
onu gördükçe ürküyorlardı. En çok da İblis ürküyordu. Yanından geçerken vuruyor
ve ondan cesetten pişmiş çamurunkine benzer bir ses ve şıngırtı sesi çıkıyordu.
Nitekim Allah'ın (c.c) "Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan
yarattı." buyruğu bunu anlatmaktadır. İblis böyle yapıyor ve ona
"Niçin yaratıldın ki?" diyordu. Ağzından girip dübüründen çıkıyordu.
Meleklere de: "Bundan korkmayın. Rabbiniz samed (herkesin dayandığı,
dolayısıyla güçlü ve sağlam), bu ise içi boştur. Vallahi, onun üzerinde hakim
kılınırsam onu mahvedeceğim" diyordu. Adem'e ruh üflemeyi dilediği vakit
gelince Allah (c.c) meleklere "Ruhumdan üflediğim vakit ona secde
edin" diye emretti ve ona ruh üfledi. Ruh, başına ulaşınca Adem (a.s)
aksırdı ve "Elhamdulillah" dedi. Allah da (c.c) "Rabbin sana
merhamet etsin" dedi. Ruh gözlerine ulaşınca Adem (a.s) cennet meyvelerine
baktı. Ruh karnına girince canı yemek istedi. Ruhun ayaklarına kadar ulaşmasını
beklemeyip aceleyle sıçradı ve cennet meyvelerine koştu. Bu, Allah'ın (c.c) şu
ayetlerinde belirttiği andır: "İnsan, aceleci (bir tabiatta)
yaratılmıştır. " (Enbiya, 37) "Meleklerin hepsi de hemen secde
ettiler. Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı."
(Hicr, 30-31) Allah (c.c):
Ben kendi elimle
yarattığımda secde etmen için sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan
nedir? dedi. (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Ben, çamurdan yarattığın bir şeye
secde edecek değildim, dedi. Allah: Öyle ise, in oradan! Orada büyüklük
taslamak senin haddin değildir. Çık! Çünkü sen aşağılıklardansın! buyurdu.
Sağar; zillet manasına gelir. İbn Abbas (r.a.) devamla şöyle anlatmaktadır:
"Allah Adem'e bütün isimleri öğretti." Sonra mahlukatı meleklere arz
edip: Eğer Ademoğullarının yeryüzünde hep bozgunculuk yapacakları ve kan
dökecekleri sözünüzde doğru iseniz, şunların isimlerini bana söyleyin, dedi.
Melekler: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Bize öğrettiklerinden başka bizim
hiçbir bilgimiz yoktur. Şüphesiz alim ve hakim olan ancak sensin, dediler.
Allah: Ey Adem! Eşyanın isimlerini onlara söyle, dedi. Adem isimlerini onlara
anlatınca: Ben size, "Muhakkak ben göklerin ve yerin gizliliklerini
bilirim. Açığa vurduklarınızı ve gizlemekte olduklarınızı da bilirim"
dememiş miydim? dedi. İbn Abbas (r.a.):
Meleklerin açığa
vurdukları şey "yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birilerini
mi yerleştireceksin" sözleri, "sizin gizlemekte olduklarınızı"
ile kastedilen de İblis'in içindeki kibirdir.
Süddi'nin tefsirindeki
sahabilere kadar varan bu senet meşhur olup o yolla gelen rivayetlerde çok
israiliyat vardır. Muhtemelen bazı kısımları sahabilerin kendi sözleri olmayıp,
eklemedir. Ya da sahabiler bunları evvelki kutsal kitaplardan almışlardı.
Doğrusunu en iyi Allah bilir. Hakim de, Müstedrek'inde, aynı senetle birtakım
şeyler rivayet eder ve "Bu, Buhari'nin rivayetleri derecesinde sahihtir
(ravileri onun ravileridir)" der.
Her neyse, anlatılmak
istenen şudur ki; Allah (c.c) meleklere Adem'e (a.s) secde etmelerini
emrettiğinde bu hitap İblis'i de kapsıyordu. Çünkü İblis onların türünden
olmasa da onlara benzemişti ve amelleri, hal ve hareketleri onlar gibiydi. Bu
yüzden onlara gelen hitabın kapsamında yer aldı ve emre karşı geldiği için de
yerildi. İnşaallah bu meseleyi "İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden
dışarı Çıktı. " (Kehf, 50) ayetinin tefsirinde uzunca ele alacağız. Onun
için Muhammed b. İshak, İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir: İblis, Allah'a
(c.c) isyan arabasına binmeden önce Azazil adında bir melekti ve yeryüzünde
yaşayanlardandı. Meleklerin ibadette en çalışkanı ve en bilgilisiydi. Zaten onu
kibre götüren de bunlar oldu. Meleklerin cin adındaki bir kabilesindendi. İbn
Abbas'tan bu manada başka rivayetler de bulunmaktadır.
İbn Ebi Hatim, İbn
Abbas'tan (radıyallilhu anh) şöyle rivayet etmiştir: İblis'in adı Azazil olup
dört kanatlı meleklerin en faziletlilerindendi. Sonra doğru yoldan saptı.
Süneyde de İbn Abbas'tan
(radıyallilhu anh) şöyle rivayet etmiştir: İblis meleklerin en faziletli ve en
asil kabilesindendi. Cennet bekçisiydi ve dünyanın hem semasının yönetimi, hem
de kendisinin yönetimi onun eline verilmişti.
İbn Abbas'tan
(radıyallilhu anh) Dahhak ve başkaları da böyle rivayet etmişlerdir.
Tev'eme'nin azatlı
kölesi Salih, İbn Abbas'tan (radıyallilhu anh) şöyle rivayet etmiştir: Melekler
arasında cin adında bir kabile vardı ve İblis onlardandI. Gök ile yer arasının
yönetimi onun elindeydi. Allah'a (c.c) karşı gelince Allah onu kovulmuş şeytana
dönüştürdü. Bunu Taberi rivayet etmiştir.
Katade, Said b.
Müseyyib'den şöyle rivayet etmiştir: İblis dünya semasındaki meleklerin
başkanıydı. Taberi, Hasan-ı Basri’den şöyle rivayet etmiştir: İblis bir an
olsun meleklerden olmadı. O sadece, Adem'in insanların atası olması gibi, o da
cinlerin atasıdır. Hasan-ı Basri'ye varan bu senet sahihtir. Abdurrahman b.
Zeyd b. Eslem de aynen böyle söylemiştir.
Şehr b. Havşeb şöyle
demiştir: İblis, meleklerin kovaladıkları cinlerdendi.
Bazı melekler onu esir
alıp göğe götürmüşlerdi. Bunu Taberi rivayet etmiştir.
Süneyd b. Davud, Sa'd b.
Mes'ud'dan şöyle rivayet etmiştir: Melekler cinlerle savaşıyorlardı. İblis esir
alındı. O zaman yaşı küçüktü. Meleklerle beraberdi ve onlarla ibadet ediyordu.
Meleklere secde emri verilince onlar secde ettiler, İblis ise etmedi. Onun için
Allah (c.c) "İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı."
(Kehf, 50) buyurmuştur. Taberi, İbn Abbas'tan (radıyallilhu anh) şöyle rivayet
etmiştir: Allah (c. c) bir topluluk yarattı ve onlara Adem'e secde edin, dedi.
Onlar ise "secde etmeyiz" cevabını verdiler. Bunun üzerine Allah
(c.c) üzerlerine bir ateş göndererek onları yaktı. Sonra başka bir topluluk
yarattı ve onlara "Ben bir insan yaratacağım. Adem'e secde edin"
dedi. Onlar kabul etmeyince üzerlerine bir ateş göndererek onları yaktı. Sonra
bunları yarattı ve "Adem'e secde edin" diye emretti. Onlar da:
"Tamam" dediler. İblis de Adem'e secdeden yüz çevirenlerdendi. Bu
rivayet de gariptir. Senedi neredeyse hiç sahih değildir. Çünkü onda meçhul bir
adam vardır ve böylesi bir rivayet delil olamaz. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Katade, Allah'ın (c.c)
"Hani biz meleklere; Adem'e secde edin, demiştik" buyruğu hakkında
şöyle demiştir: Buradaki itaat Allah'aydı. Secde, Allah'ın, melekleri kendisine
secde ettirmek suretiyle Adem'e yaptığı bir ikramdı.
Katade, Allah'ın (c.c)
"İblis dışında meleklerin hepsi, hemen secde etmişlerdi. O yüz çevirmiş,
büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu." ayeti hakkında şöyle demiştir:
Allah'ın (c.c) düşmanı İblis, yaptığı izzet ve ikramdan dolayı Adem'i (a.s)
kıskandı ve "Ben ateşten, o ise topraktan yaratılmış bir varlık" dedi
ve ilk işlenen günah kibir oldu. Allah düşmanı böbürlenerek Adem'e (a.s) secde
etmeye yanaşmadı.
İbn Ebi Hatim, Abdullah
b. Büreyde'den Allah'ın (c.c) "ve kafirlerden olmuştu" ayeti
hakkında: yani asilerden olmuştu, dediğini rivayet etmiştir. Süddi: "ve
kafirlerden olmuştu"; yani Allah'ın (c.c) henüz o vakit yaratmadığı ve
ileride yaratacağı kafirler topluluğundan olmuştu, demiştir. Muhammed b. Ka'b
el-Kurazi şöyle demiştir: Allah (c.c) İblis'i ilk yarattığında küfür ve
sapıklık üzereydi. Sonra ona meleklerin amellerini işlemeyi nasip etti. Sonra
tekrar evvelki küfrüne döndürdü. Bu yüzden Allah (c.c) "o
kafirlerdendi" buyurmuştur.
Kimisi şöyle demiştir:
Bu secde, selamlama, tazim ve ikram secdesiydi.
Şu ayet-i kerimede
olduğu gibi: "(Yusuf) Ana ve babasını tahtının üstüne çıkartıp oturttu ve
hepsi onun için (ona kavuştukları için) secdeye kapandılar. (Yusuf) dedi ki:
"Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. Rabbim onu
gerçekleştirdi." (Yusuf, 100) Bu tür secde eski şeriatlarda helal idi.
Ancak bizim şeriatımızda neshedildi.
[418] Muaz der ki: Şam'a
geldim ve insanların din adamlarına ve papazlarına secde ettiklerini gördüm.
(Döndüğümde) "Ya Rasulallah! Sen secde edilmeye daha layıksın" dedim.
O (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben bir beşerin bir beşere secde
etmesini emretseydim, üzerindeki hakkının büyüklüğünden dolayı kadının erkeğine
secde etmesini emrederdim." buyurdu. Razi de bu manayı tercih etmiştir.
Kimisi de şöyle
demiştir: Secde Allah'a idi ve Adem de secdenin kıblesiydi; "Gündüzün
güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz
kıl" (İsra, 78) ayetindeki gibi... Bu benzetme pek isabetli değildir.
En kuvvetli ve en uygun
görüş ilk görüştür. Adem’e (a.s) secde, ona ikram, saygı, ihtiram ve selam
secdesiydi. Bu ise aslında Allah'a (c. c) itaat ve ibadettir. Çünkü
yapılmasıyla Allah'ın (c. c) emri yerine getirilmiş olmaktadır. Razi,
tefsirinde bu görüşü desteklemiş ve diğer iki görüşü çürütmeye çalışmıştır.
Bunların birincisi Adem'in (a.s) Allah'a (c.c) secdenin kıblesi olduğu
görüşüdür. Diğeri ise secdeden kastın eğilip alnı yere koymak değil, boyun
eğmek ve itaat etmek olduğudur. Söylediği gibi, bunlar zayıftır.
Katade, Allah'ın (c. c)
"İblis dışında meleklerin hepsi, hemen secde etmişlerdi. O yüz çevirmiş,
büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştu" ayeti hakkında şöyle demiştir:
Allah'ın (c. c) düşmanı İblis, Allah'ın (c.c) kendisine verdiği izzet ve
nimetten Adem'i (a.s) kıskandı ve "Ben ateşten yaratılmış, o ise topraktan
yaratılmış bir varlık" dedi ve ilk işlenen günah kibir oldu. Allah düşmanı
böbürlenerek Adem'e (a.s) secde etmeye yanaşmadı.
İbn Ebi Hatim, Abdullah
b. Büreyde'den Allah'ın (c.c) "ve kafirlerden olmuştu" ayeti
hakkında: yani asilerden olmuştu, dediğini rivayet etmiştir. Süddi: "ve
kafirlerden olmuştu", yani Allah'ın (c. c) henüz o vakit yaratmadığı ve
ileride yaratacağı kafirler topluluğundan olmuştu, demiştir. Muhammed b. Ka'b
el-Kurazi şöyle demiştir: Allah (c.c) İblis'i başta küfür ve sapıklık üzere
yarattı ve ona meleklerin amellerini işletti. Sonra onu başta yarattığı küfre
döndürdü. Allah (c.c) "ve kafirlerden olmuştu" buyurmuştur.
[420] Muhammed b. Nasr
el-Mervezi, Enes'ten (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah (c.c) Adem'e, kendisine secde
etmesini emretti, o da secde etti. Bunun üzerine Allah (c.c): Sana ve
evlatlarından secde edenlere cennet mükafatı vardır, buyurdu. İblis'e de,
kendisine secde etmesini emretti, o ise secde etmeyi reddetti. Allah (c.c) da
ona: Sana ve evlatlarından secde etmeyenlere cehennem vardır, buyurdu."
Bazı irapçılar, buradaki
"kane: idi"ye "oldu, dönüştü" miması vermişler ve ayeti
şöyle tefsir etmişlerdir: "Secde etmekten kaçındığından dolayı kafir
oldu." Bunun benzeri şu ayetlerdir: ".....: Boğulanlardan oldu"
(Hud, 43) '..... : Zalimlerden oldu" (Bakara, 35) Kane, şairin şu beytinde
de dönüştü manasındadır:
Uçsuz bucaksız kuru bir
çöldeki binek. Yumurtaları civcive dönüşmüş bir keklik sanki. İbn Fevrek ise:
"O, Allah'ın bilgisine göre kafirlerdendi" manası vermiş ve Kurtubi
bunu tercih etmiştir.
Kurtubi burada bir
konuya değinerek şöyle demiştir: Alimlerimiz şöyle demişlerdir: Peygamber
olmayan birinden keramet türü ve olağanüstü şeylerin sadır olması, onun
veliliğinin göstergesi değildir. Bazı sufiler ve Rafıziler ise göstergesidir,
demişlerdir. Kurtubi'nin ifadesi aynen böyle. Sonra sözüne şunu delil getirmiştir:
Onda vuku bulan olağanüstü hallere dayanarak bunların, imanı sebebiyle Allah'ın
(c. c) kendisine bir hediyesi olduğundan, o da biz de emin olamayız. Yani,
gerçekten veli olan kimse bile, bunun gerçekten böyle (Allah vergisi)
olduğundan emin olamaz.
Ben derim ki: Bazıları
olağanüstü hallerin sadece veliden değil, bazen günahkar ve kafirden de sadır
olduğuna, rivayetlerde geçen İbn Sayyad'ı delil getirmişlerdir. Zıra Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) İbn Sayyad'dan "Şimdi sen, göğün, açık bir
duman çıkaracağı günü gözetle" (Duhan, 10)497 ayetini gizlediğinde İbn
Sayyad "O duh'tur: dumandır" diyerek onu bilmiş ve ondan, başka
harikuladelikler de sadır olmuştur. Zira İbn Sayyad öfkelendiğinde yolu tamamen
kaplardı, hatta bir defasında Abdullah b. Ömer onu dövmüştü. Bu kimseler
Deccal'in eliyle vuku bulacak birçok harikuladelikleri de delil getirmişlerdir.
Zira o, göğe emredecek ve yağmur yağacak, yere emredecek ve o da yeşerecek.
Dünyanın hazineleri eşek arıları gibi üzerine üşüşecek. Filan genci öldürüp
sonra onu diriltecek. Ve buna benzer korkunç şeyler yapacak. Yunus b.
Abdu'l-A'la es-Sadfi der ki: Şafii'ye: Leys b. Sa'd:
Kişiyi su üzerinde
yürürken görürseniz, durumunu Kitap ve Sünnet'e sunmadan ona aldanmayın, dedi,
dedim. Şafii: Allah rahmet eylesin, Leys az söylemiş. Hatta kişiyi su üzerinde
yürürken ve havada uçarken görseniz, durumunu Kitap ve Sünnet’e sunmadan ona
aldanmayın, dedi.
Fahreddin Razi ve
başkaları, Adem'e secde emrinin sadece yeryüzündeki meleklere mi, yoksa gökteki
ve yerdeki tüm meleklere mi verildiği hususunda alimlerden iki görüş
nakletmişlerdir. Her birini tercih eden alimler vardır. Ayetin zahiri genellik
ifade etmektedir. "Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. Fakat İblis
hariç!" (Hicr, 30-31) ayetteki dört husus, emrin genel olduğunu
kuvvetlendirmektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Birçok müfessir bu
ayetin, yani meleklere Adem'e secde etmeleri emrinin verilmesi ayetinin
tefsirinde, beşerin mi yoksa meleğin mi daha üstün olduğu hususuna değinmiştir.
Fahreddin Razi, tefsirinde, bu ayeti tefsir ederken konuyu açmış ve Ebu Bekir
Bakıllani ile Ebu Abdullah el-Huleymi dışında ehl-i Sünnet ulemasının
çoğunluğunun peygamberlerin meleklerden üstün olduğu görüşünde, bu ikisinin ise
meleklerin daha faziletli olduğu görüşünde olduklarını zikretmiştir. Sonra her
birisinin delilini getirmiştir. Akide kitaplarında ele alınan bu meselede
meşhur birçok görüş vardır. Selefin çoğu konuşmadıklarından biz de bunu hiçbir
şekilde ele almamayı uygun gördük. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |