İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

42, 43.ayetler

 

İsrailoğullarına Diğer Emirler: Hakla Batılı Karıştırmak, Namaz, Zekat ve Rüku.

 

42. Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin.

43. Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle beraber rüku edin.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c) Yahudileri kasten hakkı batıl ile karıştırma ve kamufle etmekten, hakkı gizleyip ortaya batılı koymaktan nehyetmektedir: "Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin." Allah (c. c) onları iki şeyden birden nehyetmiş, hakkı izhar edip açıklamalarını emretmiştir. Onun için Dahhak, İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir: "Hakkı batıl ile karıştırmayın"; yani hak ile batılı, doğru ile yalanı birbirine katmayın. Ebu Aliye şöyle demiştir: "Hakkı batıl ile karıştırmayın", yani hakkı batıla katıştırmayın, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakkında Allah'ın kullarına doğru ve onların yararına olacak nasihatlerde bulunun." Said b. Cübeyr ve Rebi' b. Enes'ten de buna benzer rivayetler yapılmıştır. Katade bunu şöyle tefsir etmiştir: Yahudilik ve Hristiyanlığı İslam ile karıştırmayın. Çünkü Allah'ın dini İslam'dır. Yahudilik ve Hristiyanlık ise hurafedir, Allah'tan değildir. Hasan-ı Basri'den de buna benzer bir rivayet yapılmıştır.

 

Muhammed b. İshak, İbn Abbas'tan (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: "Bilerek hakkı gizlemeyin" , yani, elinizdeki Kitaplarda peygamberim ve getirdikleriyle ilgileri yazılı bilgiler varken bunları gizlemeyin.

 

Mücahid, Süddi, Katade ve Rebi' b. Enes, ayetteki "hakk"ı Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diye tefsir etmişlerdir.

 

Ben derim ki: ".....'' fiilinin meczum olması da mansup olması da mümkündür. Mansup olduğunda manası "bunları diğerleriyle birlikte yapmayın" olur. Bu, ".....: Balığı, süt -içmek- ile birlikte yeme" cümlesi gibidir. Zemahşeri şöyle demiştir: İbn Mes'ud'un mushafında bu cümle "....." şeklindedir. Yani, "hakkı gizlediğiniz bir halde hak ile batılı karıştırmayın." Bu durumda "....." cümlesi de aynı şekilde haldir ve mana "siz hakkı bildiğiniz halde" dir. Mananın şöyle olması da mümkündür: "Siz, kabul görmesi için onlara bazı hakikatlere karıştırarak sunduğunuz batılın, o yola girdikleri taktirde, insanların cehenneme girmelerine yol açacak "hidayetten saptırma" gibi büyük zararını bildiğiniz halde." Beyan; açıklama ve izah etme manasına gelmekte olup tersi ketmetmek ve hakkı batıl ile karıştırmaktır.

 

"Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle beraber rüku edin. "

Mukatil der ki: Allah (c.c) "Namazı tam kılın" buyurarak Yahudilere Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte namaz kılmalarını, "zekatı hakkıyla verin" buyurarak zekat vermelerini, yani zekatı Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e teslim etmelerini, "rüku edenlerle beraber rüku edin" buyurarak da Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmetinden rüku edenlerle birlikte rüku etmelerini emretmiş ve adeta "onlarla birlikte olun" demiştir.

"Zekatı verin ... " Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas'tan (r.a.): "Zekatı verin" den kasıt Allah'a (c.c) itaat etmek ve ihlaslı olmaktır (çünkü zekatın anlamlarından biri arınmaktır). İkrime, İbn Abbas'tan (r.a.): Zekattan kasıt zekatı vacip kılan şeydir ki o, iki yüz (dirhem) ve fazlasıdır. Hasan-ı Basri'den: "Zekatı verin" ayetinde ifade edilen zekat, insanın mutlaka yapması gereken farz zekattır. Ameller ancak onunla ve namazla kabulolunur. İbn Ebi Hatim, Haris el-Ukbi'den: "Zekatı verin" ayetinden kasıt fıtır sadakasıdır, dediğini rivayet etmiştir.

 

"Rüku edenlerle beraber rüku edin." Yani en güzel amellerinde mü'minlerle beraber olun. Bunların en özeli ve en mükemmeli ise namazdır. Birçok alim, cemaatin vacip olduğuna bu ayeti delil getirmiştir. Allah'ın izniyle bunun geniş açıklaması "Kitabu'l-Ahkami'l-Kebir" kitabımızda yer alacaktır. Kurtubi burada cemaat ve imamlık konusunu ele almış ve güzel açıklamalar yapmıştır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

44. Sizler Kitab'ı (Tevrat'ı) okuduğunuz halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?