|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 75-77.ayetler |
Yahudilerin
imana Gelmeleri Zordur:
75. Şimdi onların size
inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'ın kelamını işitirler
de iyice anladıletan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
76. (Münafıklar)
inananlarla karşılaştıklarında "İman ettik" derler. Birbirleriyle
başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki
bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara
anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.
77. Onlar bilmezler mi
ki gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da Allah bilmektedir.
Tefsiri:
Allah (c.c) şöyle
buyuruyor: "Şimdi" ey mü'minler! "onların size inanacaklarını mı
umuyorsunuz?" Ataları açık mucizeleri görmüş ve sonra kalpleri katılaşmış
olan bu sapık Yahudi zümresinin size itaat edip tabi olacaklarını mı
sanıyorsunuz? "Oysa ki onlardan bir zümre, Allah'ın kelamını işitirler de
iyice anladıktan sonra", aklettikten, yani apaçık anladıktan sonra, buna
rağmen "bile bile" yaptıkları tahrif ve te'vilde hatalı olduklarını
bilerek ve bilinçli bir şekilde, muhalefet ederek "onu tahrif ederlerdi.
" Yani ifade etmediği manaya yorumlarlardı. Bu ayetin benzeri şu ayettir:
"Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini
katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif
ederler)." (Maide, 13)
Muhammed b. İshak, İbn
Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Allah (c.c) daha sonra peygamberine
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve beraberindeki mü'minlere onlardan ümitlerini
kestirerek "Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz?"
buyurdu. "Allah'ın kelamını işitirler" cümlesinde kastedilen Tevrat
değildir. Onu hepsi işitmiştir. Ancak kastedilenler Musa (a.s)'dan Rablerini
görmeyi isteyen ve bunun üzerine yıldırım çarpan kimselerdir. Muhammed b. İshak
der ki: Bazı ilim erbabının bana anlattığına göre; onlar Musa (a.s)'a "Ey
Musa, Allah'ı görmemize izin verilmedi. Hiç olmazsa seninle konuşurken bize
sesini işittir" dediler. Musa (a.s) bunu Rabbinden istedi. Yüce Allah
(c.c) da: "Tamam. Onlara emret de kendilerini ve elbiselerini
temizlesinler ve oruç tutsunlar" buyurdu. Onlar da yaptılar. Sonra Musa
(a.s) onlarla birlikte yola çıktı ve Tur dağına kadar geldiler. Üzerlerine kara
bir bulut çökünce Musa (a.s) onlara secde etmelerini emretti. Hemen secde
ettiler. Rabbi onunla konuştu ve onlar O'nun kendilerine yaptığı emir ve
yasakları işittiler, işittiklerini idrak ettiler. Musa (a.s) daha sonra oradan
ayrılıp onlarla İsrailOğullarına gitti. Geldiklerinde Musa (a.s) onlara
"Allah size şunları şunları emretti. Ancak onlardan Allah'ın (c.c)
bahsettiği grup Musa (a.s)'ın söylediklerinin aksini söyleyerek "Öyle
değil, böyle böyle söyledi" dediler. İşte Allah'ın peygamberine söylediği
kimseler bunlardır.
Süddi ise: Tahrif
ettikleri Allah kelamı Tevrat' tır. Onu tahrif ettiler, demiştir. Taberi,
cümlenin akışına binaen İbn Abbas ile İbn İshak'ın görüşünü tercih etmiş olsa
da, Süddi'nin bu görüşü daha geneldir. Çünkü Allah'ın kelamını işitmiş olmak
için, Musa (a.s)'a olduğu gibi bizatihi O'ndan (c.c) duymak gerekmez. Nitekim
Allah (c.c) "Müşriklerden birisi sana sığınırsa Allah'ın kelamını işitmesi
için onu himayene al." (Tevbe, 6) buyurmaktadır ve kasıt, kendisine tebliğ
edilmiş haliyle işitmesidir. Bu yüzden Katade "Allah'ın kelamını işitirler
de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi." ayeti hakkında
şöyle demiştir: Onlar Yahudilerdir; Allah'ın (c. c) kelamını işitirler ve onu
anladıktan ve idrak ettikten sonra tahrif ederler.
Mücahid der ki: Kitabı
tahrif edenler de, onu ketmedenler de Yahudilerin alimleridir.
Ebu Aliye der ki: Onlar
Allah'ın (c.c) kitabında Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in vasıflarıyla
ilgili indirdiklerini alıp yerini değiştirdiler. İbn Zeyd de şöyle der:
Allah'ın (c.c) kendilerine indirdiği Tevrat'ı tahrif ediyorlardı; ondaki helali
haram, haramı helal, hakkı batıl ve batılı hakk yapıyorlardı. Kendilerine hak
sahibi biri rüşvetle geldiğinde ona Allah'ın kitabını çıkarıp haklı olduğunu
gösteriyorlar, hakkı olmayan biri rüşvetle gelirse ona da aynı kitabı çıkarıp
haklı olduğunu gösteriyorlardı. Bir kimse de rüşvet veya benzer bir şey
getirmeden hakkı olmayan bir şey talep ederse ona hakkı emrediyorlardı. Bu
yüzden Allah (c.c) onlara "Sizler Kitab'ı (Tevrat'ı) okuduğunuz
(gerçekleri bildiğiniz) halde, insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor
musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" (Bakara, 44) buyurdu.
"İnananlarla karşılaştıklarında
'İman ettik' derler .... " Muhammed b.
İshak, İbn Abbas
(r.a.)'dan şöyle nakleder: "İnananlarla karşılaştıklarında iman
ettik", yani arkadaşınıza inandık, fakat o sadece size gelmiştir
"derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise derler ki:"
Bunları Araplara anlatmayın. Çünkü siz önceleri, gelecek peygamberle onlara
karşı üstün geleceğinizi söyleyerek böbürleniyordunuz. Şimdi ise o onlardan
çıktı. "Allah'ın size açtıklarını, Rabbiniz katında sizin aleyhinize
hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor
musunuz?" Yani, böylece onun peygamber olduğunu ikrar etmiş oluyorsunuz.
Biliyorsunuz ki Allah (c.c) sizden ona tabi olma sözü almıştır. O da size
kendisinin beklediğimiz ve kitabımızda yazılı bulduğumuz peygamberin ta kendisi
olduğunu haber veriyor. Onu inkar edin, kabul etmeyin.
Allah (c.c) şöyle
buyuruyor: "Onlar bilmezler mi ki gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da
Allah bilmektedir." Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Bu ayette
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabıyla karşılaştıklarında
"inandık" diyen Yahudi münafıklar kastedilmektedir. Süddi der ki:
Bunlar iman edip sonra münafık olan birtakım Yahudilerdir. Rebi' b. Enes,
Katade ve selef ile haleften birçok ilim erbabı da böyle demiştir. Hatta, İbn
Vehb'in rivayetine göre Abdurrahman b. Zeyd şöyle der:
[489] Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yanımıza, Medine'nin merkezine ancak mü'min
olan gelsin" demişti. Bunun üzerine kafir ve münafık başkanları onlara
"Gittiğinizde 'inandık' deyin, yanımıza döndüğünüzde de inkar edin"
dediler. Onlar da Medine'ye sabahleyin gelip ikindiden sonra yurtlarına
dönüyorlardı. Abdurrahman b. Zeyd sonra "Ehl-i kitap'tan bir grup şöyle
dedi: Mü'minlere indirilmiş olana sabahleyin (görünüşte) inanıp akşamleyin
inkar edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler. " (Al-i İmran, 72)
ayetini okudu. Bunlar Medine'ye girdiklerinde, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in haberlerini ve durumlarını öğrenmek için "Biz Müslümanlarız"
diyorlardı. Döndüklerinde de küfre geri dönüyorlardı. Allah (c.c), Peygamberine
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu haber verince bu imkanları kalmadı. Çünkü
artık oraya giremiyorlardı. Mü'minler onların mü'min olduklarını sanıyor ve
"Allah sizin hakkınızda şöyle şöyle söylemedi mi?" diyorlar, onlar da
"Evet" cevabını veriyorlardı. Kendi kavimlerine, yani reislerine
döndüklerinde reisleri onlara "Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki
bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara
anlatıyorsunuz?." diyorlardı.
Ebu Aliye der ki:
"Allah'ın size açtıklarını.. .anlatıyorsunuz?". Yani, kitabınızda
Allah'ın (c.c) size Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in vasıfları
hakkında bildirdiklerini... Abdurrezzak, Katade'den şöyle nakleder: Bir peygamber
gelecek diyorlar, birbirleriyle baş başa kaldıklarında da "Allah'ın size
açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet
getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz? .. " diyorlardı.
[490] Feth hakkında
başka bir görüş: İbn Cüreyc ''Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki
bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara
anlatıyorsunuz?." ayeti hakkında Mücahid’den şunu nakleder:
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Beni Kureyza kuşatmasında kalenin altında durdu
ve "Ey, maymunların ve domuzların kardeşleri, ey tağuta tapanlar"
diye seslendi. Bunun üzerine Yahudiler "Bizim böyle olduğumuzu Muhammed’e
kim bildirdi? Bu mutlaka içinizden biri tarafından söylendi. Siz, Allah'ın size
açıkladığı şeyleri onlara açıklıyorsunuz, sonra bunlar ellerinde aleyhinize
delil oluyor." dediler. İbn Cüreyc, Mücahid 'den şöyle nakleder:
Bu, Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Ali'yi onlara gönderdiğinde oldu. Böyle
söyleyerek Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hakaret edip eziyette
bulundular.
Süddi ise bu ayeti şöyle
tefsir eder: "Allah'ın size açtıklarını", yani size azap edeceğine
dair açıkladıklarını "Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri
için mi onlara anlatıyorsunuz?. " Bunlar iman edip sonra münafık olan
Yahudilerdir. Bunlar Arap mü'minlere, kendilerine yapılan azabı anlatıyorlardı.
Sonra birbirlerine "Allah'ın size" azaba ilişkin
"açtıklarını" (yani bildirdiklerini) "Rabbiniz katında sizin
aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz?. " Siz onlara
"Bizi Allah sizden daha çok seviyor. Biz Allah (c.c) katında sizden daha
değerliyiz" diyorlardı.
Ata' el-Horasanı der ki:
"Allah'ın size açtıklarını" ifadesinden kasıt, "Allah'ın sizin
lehinize ve aleyhinize verdiği hükümleri"dir. Hasan-ı Basri der ki: Bunlar
Yahudilerdir. Mü'minlerle karşılaştıklarında "iman ettik" derler,
birbirleriyle baş başa kaldıklarında ise bazıları şöyle derlerdi: Muhammed'in
arkadaşlarına Allah'ın (c. c) kitabında size bildirdiği şeyleri söylemeyin.
Sonra Rabbinize karşı hüccet olarak kullanırlar da sizi yenerler."
"Onlar bilmezler mi
ki gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da Allah bilmektedir. "
Ebu Aliye der ki: Kasıt,
içlerinde gizledikleri kitaplarında buldukları Muhammed (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'i reddetme ve yalanlamalardır. Katade de böyle demiştir.
Hasan-ı Basri ise şöyle
der: Gizledikleri şu idi: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabının
yanından ayrılıp birbirleriyle baş başa kaldıklarında birbirlerini, Rabblerine
kendilerine karşı hüccet getirirler korkusuyla, kitaplarında Allah'ın (c.c)
kendilerine bildirdiklerini Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabına
anlatmaktan men ediyorlardı. Açığa vurdukları ise Muhammed (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'in ashabına "Biz mü'minleriz" demeleridir. Ebu Aliye,
Rebi’ b. Enes ve Katade de böyle demişlerdir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |