İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

80-82.ayetler

 

Boş Kuruntularına Bir Örnek:

 

80. Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler. De ki: Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah (c.c) Yahudilerin kendileri hakkında yaptıkları nakiller ve iddialar cümlesinden olarak onların, 'Cehennem ateşinin kendilerine sadece sayılı birkaç gün dokunup sonra ondan kurtulacaklarını' söylemelerini haber veriyor. Ardından onlara cevap veriyor: "De ki: Siz bu konuda Allah katından bir söz mü aldınız?" Eğer böyle bir söz aldıysanız şüphesiz O (c.c) sözünden dönmez. Ancak bu ne olmuş, ne vuku bulmuştur. Onun için ardından "yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" denilmiş, 'bilakis' manasına gelen '... yoksa' edatı kullanılmıştır. Yani, bilakis siz Allah (c.c) hakkında bilginiz olmayan yalan ve iftiralar söylüyorsunuz.

 

Muhammed b. İshak, Mücahid kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Yahudiler "Bu dünyanın ömrü yedi bin yıldır ve biz de cehennem'de her bin yıl için sadece bir gün azap göreceğiz. Dolayısıyla azap günlerimiz sayılı yedi günden ibarettir." dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) bu ayeti indirdi. Muhammed b. İshak daha sonra İkrime'nin -veya Said' in- İbn Abbas (r.a.)'dan buna benzer rivayetini zikretmiştir.

 

el-Ufi, İbn Abbas (r.a.)'dan bu ayet hakkında şöyle nakleder: Yahudiler "Bize cehennem ateşi sadece kırk gün dokunacak" dediler. Başkalarının rivayetinde: Bu onların buzağıya taptıkları süredir, ziyade si vardır. Bunu Kurtubı, İbn Abbas (r.a.) ile Katade’den rivayet etmiştir.

 

Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Yahudiler Tevrat'ta şöyle okuduklarını iddia ettiler; cehennem'in iki ucu arasında Zakkum ağacına ulaşıncaya kadar kırk yıllık bir mesafe vardır. Zakkum ise cehennem'in dibinde biter. Allah düşmanları: 'Biz sadece zakkum ağacına ulaşıncaya kadar azap olunacağız, ardından cehennem yok olup gidecek' dediler. Allah'ın (c.c) "Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler." buyruğunun anlattığı işte budur.

 

Abdurrezzak, Katade'den şöyle nakleder: "Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır." Yani sadece buzağıya taptığımız günler kadar dokunacak.

 

 

[494] İkrime der ki: Yahudiler Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile tartıştılar ve "Biz cehennem'e sadece kırk gün gireceğiz. Sonra bizim yerimizi başkaları alacak" dediler. Kastettikleri Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile ashabıydı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eliyle başkanlarına işaret ederek "Bilakis siz orada ebedi kalacaksınız ve yerinize hiç kimse geçmeyecek" buyurdu. Bu olay üzerine Allah (c.c) "Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler. " ayetini indirdi.

 

 

[495] Hatız İbn Merduyeh, Ebu Hureyre (r.a.)'dan şöyle nakleder: Hayber fethedilince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e içine zehir katılmış bir koyun ziyafeti verildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Burada bulunan Yahudileri bana toplayın" buyurdu. Onlara "Sizin babanız kimdir?" diye sordu. "Filandır" dediler. "Yalan söylediniz. Sizin babanız filandır" buyurdu. "Doğru söyledin, iyi söyledin" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ben size bir şey soracağım. Onda bana doğruyu söyleyecek misiniz?" dedi. "Evet ey Ebu Kasım. Yalan söyleyecek olursak babamızı bildiğin gibi onu da bilirsin" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Cehennem ehli kimlerdir?" buyurdu. "Orada biz kısa süre kalacağız, sonra siz yerimize geçeceksiniz" dediler. "Susun bakalım ve vallahi biz hiçbir zaman yerinize geçmeyeceğiz" buyurdu. Sonra onlara "Ben size bir şey daha soracağım. Onda bana doğruyu söyleyecek misiniz?" dedi. "Evet ey Ebu Kasım!" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu koyuna zehir kattınız mı?" diye sordu. "Evet" dediler. "Bunu neden yaptınız?" dedi. "Yalancıysan senden kurtulmak istedik. Peygamber isen bu sana zarar vermeyecekti" dediler. Bunu ayrıca Ahmed b. Hanbel, Buhari ve Nesai, Leys b. Sa'd'ın nakliyle benzer şekilde rivayet etmişlerdir.

 

 

 

Bu Kuruntularına Cevap:

 

81. Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.

82. İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c) onların iddialarına şu cevabı veriyor: Durum sizin temenni ettiğiniz ve arzuladığınız gibi değildir. Bilakis, kim bir kötülük yapar da kötülüğü onu kuşatırsa ve kıyamet gününde beraberinde hiçbir sevap olmadan, tüm amelleri günah olduğu halde gelirse o cehennem ehlindendir. Allah (c. c) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iman eden ve salih ameller -şeriata uyan ameller- işleyenlerse cennet ehlidirler. Bu ayet Allah'ın (c.c) şu buyruğuna benzemektedir: "Ne sizin kuruntularınız ne de Ehl-i kitab'ın kuruntuları (gerçektir); kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür ve kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz. Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mü'min olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennet'e girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar." (Nisa, 123-124)

 

Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: "Hayır! Kim bir kötülük eder", yani sizin yaptığınız gibi yapar, sizin inkar ettiğiniz şeyleri inkar ederse ve küfrü onu kuşatıp hiçbir sevabı / iyiliği de olmazsa o cehennem ehlidir. İbn Abbas (r.a.)'dan yapılan başka bir rivayete göre o, buradaki 'kötülük'ü (seyyie) şirk ile tefsir etmiştir. İbn Ebi Hatim der ki: Ebu Vail, Ebu Aliye, Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri, Katade ve Rebi’ b. Enes'ten de bunun benzeri rivayet edilmiştir. 

Hasan-ı Basri ve Süddi kötülüğü "büyük günahlardan bir günah" diye tefsir etmişlerdir.

 

"Kendisini çepeçevre kuşatırsa ... "

 

İbn Cüreyc, Mücahid’den şöyle nakleder: Yani kalbini çepeçevre kuşatırsa ... Ebu Hureyre, Ebu Vail, Ata ve Hasan-ı Basri: Şirki onu kuşatırsa, demişlerdir. Ebu Rezin'in Rebi' b. Huseym'den nakline göre o: Bu, tevbe etmeden günahlar içinde ölen kimsedir, demiştir. Süddi ve Ebu Rezin’den de benzeri rivayet edilmiştir.

 

Ebu Aliye, kendilerinden başka bir rivayete göre Mücahid ile Hasan-ı Basri, Katade ve Rebi' b. Enes de buradaki kötülüğü, 'Cehennem'e götüren büyük günah' diye tefsir etmişlerdir.

 

Bunlar mana itibariyle birbirlerine yakındır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[496] Burada İmam Ahmed b. Hanbel'in İbn Mes'ud (r.a.) kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği şu hadis zikredilir: "Küçümsenen günahlardan sakının. Çünkü onlar kişide birikip sonunda onu helak ederler." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şu misali verdi: "Bir grup insan bir çölde konakladılar ve pişirecekleri yemeği getirdiler. Biri gidip çöp getiriyor, diğeri gidip çöp getiriyordu ve bu şekilde bir yığın çöp topladılar. Sonra ateş yakarak oraya attıklarını pişirdiler. "

 

Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: "İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar." Kimler sizin (Yahudiler) inkar ettiğinize iman eder ve dinlerinden terk ettiklerinizi yaparlarsa, onlara içinde ebedi kalacakları cennet vardır. Allah (c. c) burada iyilik ve kötülüğün karşılığını sahiplerinin daimi bir şekilde göreceklerini, bunun hiç kesintiye uğramayacağını haber vermektedir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

83. Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik yapacaksınız diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekatı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp gittiniz.