|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Bakara Suresi 118.ayetler |
Cahillerin
Cahilce Sözlerinden:
118. Bilmeyenler
dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet (mucize) gelmeli değil
miydi? Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi.
Kalpleri (akılları) nasıl da birbirine benzedi? Gerçekleri iyice bilmek
isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik.
Tefsiri:
[591] Muhammed b. İshak,
İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle
nakleder: Rafi b. Hureymele
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e "Ey Muhammed! Eğer sen
söylediğin gibi Allah katından gelen bir elçiysen Allah'a (c.c) söyle de
bizimle sesini işiteceğimiz şekilde konuşsun." dedi. Bunun üzerine Allah
(c.c) bu konuda "Bilmeyenler dediler ki: Allah bizimle konuşmalı ya da
bize bir ayet (mucize) gelmeli değil miydi?" ayetini nazil etti.
Mücahid ise "Allah bizimle konuşmalı ya da bize bir ayet
(mucize) gelmeli değil miydi?" diyenlerin Hristiyanlar
olduğunu söylemiştir. İmam Taberi bunu tercih etmiş
ve: "Çünkü cümlenin akışına bakıldığında konu onlardır." demiştir.
Fakat bu, su götürür bir görüştür.
Kurtubi ise "Allah bizimle konuşmalı. ..
değil miydi?" sözünün manasının, "Ey
Muhammed! Senin peygamberliğini bize sözlü olarak bildirmeli değil miydi?"
olduğu görüşünü nakletmiştir. Ben derim ki: Söz akışına göre normalde anlaşılan
mana da budur. Ebu Aliye, Rebi'
b. Enes, Katade ve Süddi bu
ayetin tefsirinde: Bu, Arap kafirlerin sözleridir,
demişlerdir. Bunlara göre, "Onlardan öncekiler de işte tıpkı onların
dediklerini demişlerdi." cürrılesindeki "onlar"dan kasıt da Yahudiler ve Hristiyanlardır.
Bu görüşün ve bu sözün sahibinin Arap müşrikler olduğunu Allah'ın (c.c) şu
buyruğu desteklemektedir: "Onlara bir ayet geldiğinde, Allah'ın elçilerine
verilenin benzeri bize de verilmedikçe kesinlikle inanmayız, dediler. Allah,
peygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir. Suç işleyenlere, yapmakta
oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap
erişecektir." (En'am, 124) "Onlar: 'Sen,
dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.
Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı öyle ki içlerinden gürül gürülırmaklar akıtmalısın. Yahut,
iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve
melekleri gözümüzün önüne getirmelisin. Yahut da altından bir evin olmalı, ya
da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe)
çıktığına da asla inanmayız.' De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer
bir elçiyim. " (İsra, 90-93)
"Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize
ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler." (Furkan,
21) Müşrik Arapların küfürlerini, azgınlık ve inatlarını, ihtiyaçları olmayan
şeyleri sormalarını ve istemelerini ifade eden daha pek çok ayet vardır.
Onların bu tavrı küfür ve inatçılıktan başka bir şey değildir.
Allah'ın (c.c) şu ayet-i
kerimelerde buyurduğu gibi Ehl-i kitap'tan ve
diğerlerinden daha önce yaşamış kimseler de bu tür şeyler söylemişlerdir:
"Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir
kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de,
"Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi..
"(Nisa, 153) "Bir zamanlar: Ey Musa! Biz Allah'ı açıkça görmedikçe
asla sana inanmayız, demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi
yıldırım çarpmıştı." (Bakara, 55)
"Kalpleri nasıl da
birbirine benzedi?" Yani Arap müşriklerin kalpleri küfür, inat ve
azgınlıkta onlardan öncekilere benzedi. Nitekim Allah (c.c) bir yerde de şöyle
buyurur: "Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince:
'Sihirbazdır' veya 'Delidir' derlerdi. Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet
ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir. " (Zariyat,
52-53)
"Gerçekleri iyice
bilmek isteyenlere ayetleri apaçık gösterdik. " Yani biz peygamberlerin
hak ve gerçek olduklarına dair delilleri; yakinen ve samimiyetle inanıp
peygamberlere tabi olan ve peygamberlerin Allah'tan (c. c) getirdiklerini idrak
eden kimsenin hiçbir sorusuna ve fazladan açıklamaya gerek bırakmayacak surette
apaçık beyan ettik. Allah'ın (c.c) kalplerini mühürlediği ve gözleri üzerine
perde çektiği kimseler ise, haklarında şöyle buyurduğu kimselerdir:
"Gerçekten haklarında Rabbinin sözü (hükmü) sabit olanlar, inanmazlar
kendilerine (istedikleri) bütün mucizeler gelmiş olsa bile, elem verici azabı
görünceye kadar inanmayacaklardır. " (Yunus, 96-97)
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |