İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

124.ayetler

 

Allah'ın (c.c.) Hz. İbrahim'i (a.s) İmtihanı:

 

124. Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirince: Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c) İbrahim (a.s)'ın yüksek değerine, onu insanların tevhidde örnek aldıkları bir önder kıldığına, Allah'ın (c.c) kendisine yüklediği emir ve yasakları yerine getirdiğine dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır: "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış ... idi" Yani: Ey Muhammed! İbrahim (a.s)'ın dini üzere olmadıkları halde kendilerini ona nispet eden o müşriklere ve Ehl-i kitab'a söyle ki: Asıl doğru yol üzere olanlar sen ve beraberindeki mü'minlerdir. Onlara İbrahim (a.s)'ın sınamasını, yani ona yönelttiği emir ve yasakları yerine getirmesi hususundaki imtihanını anlat.

 

"İbrahim de onları tam olarak yerine getirmişti." Allah (c.c) şöyle buyurur: "Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in" (Necm, 37) Yani Allah'ın (c. c) ona yüklediği tüm mükellefiyetleri yerine getiren ... Aynılarını Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellemi'de yerine getirmiştir. Allah (c.c) şöyle buyurur: "İbrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi; Allah'a ortak koşanlardan değildi. Allah'ın nimetlerine şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti. Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de salihlerdendir. Sonra da sana: "Doğru yola yönelerek İbrahim 'in dinine uy! O müşriklerden değildi" diye vahyettik." (Nahl, 120-123) "De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi." (En'am, 161) "İbrahim, ne Yahudi, ne de Hristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi; müşriklerden de değildi. İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah mü'minlerin dostudur." (Al-i İmran,67-68)

 

 

Allah'ın (c.c) İbrahim'i (a.s) Denediği Kelimeler / Sözler:

 

"Birtakım kelimeler (sözler)"den kasıt, Allah'ın şer'i kuralları, emir ve nehiyleridir. Çünkü 'kelimeler' bazen şu ayette olduğu gibi 'kaderi sözler' (kader) manasında kullanılır: "Meryem, Rabb'inin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. O gönülden itaat edenlerdendi." (Tahrim, 12) Bazen de şu ayette olduğu gibi 'şer'i sözler (emir ve yasaklar)' manasında kullanılır: "Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur." "Rabbinin sözü"nden kasıt, şer'i sözleri (yüce kitabındaki sözleri)dir. Allah'ın bu sözleri ya doğru haberlerdir veya emir ve nehiy içeriyorsa kullardan adaleti talep eden ifadelerdir. Tefsiri sadedinde olduğumuz "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış ... idi" ayetindeki kelimeler / sözler de bu manadadır. "İbrahim'in onları tamamlaması"nın manası ise onları tam olarak yerine getirmesi ve ifa etmesidir.

 

"Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti." Yani İbrahim (a.s) emirleri yerine getirip yasakları yapmayınca Allah (c. c) bunun mükafatı olarak onu insanlara, örnek alacakları ve izinden gidecekleri bir önder ve örnek kıldı.

Alimler Allah'ın (c.c) İbrahim (a.s)'ı denemeye tabi tuttuğu sözler hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bu hususta İbn Abbas (r.a.)'dan birçok rivayet vardır. Katade'nin rivayetine göre İbn Abbas: Allah (c.c) onu hac ibadetleriyle imtihan etmişti, demiştir. Temimi de İbn Abbas (r.a.)'dan aynısını rivayet etmiştir.

TavUs'un rivayetine göre ise İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir:

 

Allah (c.c) İbrahim (a.s)'ı temizlik ile imtihan etti. Bunların beşi başta, beşi bedenin diğer yerlerindeydi. Baştakiler bıyık kesmek, mazmaza (ağzı çalkalamak), istinşak (burna su vermek), misvak ve saçı ortadan ayırmaktır. Bedendekiler ise tırnakları kesmek, etek altını temizlemek, koltuk altını yolmak, pislik ve idrar kalıntısını su ile yıkamaktır.

 

İbn Ebi Hatim der ki: Said b. Müseyyeb, Mücahid, Şa'bi, Nehai, Ebu Salih ve Ebu Celd'den buna benzer rivayetler yapılmıştır.

 

 

[601] Müslim'in Sahih'inde Aişe (r.anha)'dan rivayet ettiği şu hadis de buna yakındır: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"On şey fıtrattandır: bıyık kesmek, sakal bırakmak, misvak kullanmak, burna su vermek, tırnakları kesmek, parmak boğumlarını yıkamak, koltuk altlarını yolmak ve suyu intikas etmek (istinca)." Ravilerden Musab der ki: Onuncusunu unuttum. Olsa olsa mazmazadır. Ravilerden Veki' ise şöyle der: Suyun intikası'ndan kasıt istinca (tuvalet sonrasında pislik mahallerini suyla yıkamak)dır.

 

 

[602] Buhari ve Müslim'in sahihlerinde Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet ettikleri hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Fıtrat beştir: Sünnet olmak, etek traşı yapmak, bıyığı kesmek, tırnakları kesmek ve koltuk altlarını yolmak." Lafız Müslim'in rivayetidir.

 

İbn Ebi Hatim'in Haneş b. Abdullah es-San'ani'den rivayet ettiğine göre İbn Abbas (r.a.) bu ayetin tefsirinde şöyle derdi: Bunlar on olup, altısı insan bedeninde, dördü ise hacc şiarlarındadır. İnsandakiler etek traşı yapmak, koltuk altını yolmak, Sünnet olmak -Ravilerden İbn Hübeyre: bu üçü bir eder, demiştir-, tırnakları kesmek, bıyığı kesmek, dişi misvaklamak ve Cuma günü gusletmektir. Hacc şiarı olan dört şey ise tavaf, Safa ile Merve arasında sa'y yapmak, şeytan taşlamak ve Arafat'tan inmektir.

 

İkrime'nin rivayetine göre ise İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: Bu dini kurallarla imtihan olunup da hepsini yapan, sadece İbrahim (a.s)'dır. Zira Allah (c.c) "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış, onları tam olarak yerine getirdi.." buyurmuştur. İkrime der ki: İbn Abbas (r.a.)'a "Allah'ın (c.c) İbrahim'i (a.s) deneyip onun tamamladığı sözler nelerdi?" diye sordum. "İslam otuz bölümdür. Bunların onu Tevbe suresindeki on şeydir: "(Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rüku edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O mü'minleri müjdele!" (Tevbe, 112) On tanesi Mü'minun suresinin başındaki "Gerçekten mü'minler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki namazlarında huşu içindedirler. Onlar ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler ... " (Mü'minun, 1) ayetleri ile "Bir soran inecek azabı sordu: İnkarcılar için; ki onu savacak yoktur. " (Mearic, 1 vd) ayetlerindedir. On şey de Ahzab suresindeki: "Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır." İbrahim (a.s) bunların tümünü eksiksiz yerine getirince ona berat yazıldı. Nitekim Allah (c. c) bir ayette "Ahde vefa gösteren İbrahim" buyurmuştur. Bunu Hakim, Taberi ve İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Lafız İbn Ebi Hatim'in rivayetidir.

 

Muhammed b. İshak, Said b. Cübeyr veya İkrime kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle naklederler: Allah'ın (c. c) İbrahim (a.s)'ı imtihan edip de onun tamamladığı sözler şunlardır: Allah emrettiğinde İbrahim (a.s) Allah (c.c) için kavminden ayrıldı. Çok tehlikeli olduğu halde Nemrud'la tartıştı ve Nemrud onu yakmak için ateşe attığında Allah için sabretti. Allah (c.c) ona orayı terk etmesini emrettiğinde Allah (c.c) uğrunda vatanını ve memleketini terk etti. Allah'ın (c.c) ona konuklarını ağırlama emrini yerine getirmek için canı ve malıyla, sabır ve sebatla çalıştı. Allah (c.c) oğlunu kesmeyi emrettiğinde de buna sabretti. Tüm bunları geçip sınavı başarıyla vermesinin ardından Allah (c. c) "Teslim ol!" deyince, insanların ayrı ayrı ve Allah'tan uzak olduğu öylesi bir devirde İbrahim (a.s) "Alemlerin rabbine teslim oldum" dedi.

 

İbn Ebi Hatim, Hasan-ı Basri'den "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamıştı da ... " ayetiyle ilgili şunu nakleder: Allah (c.c) İbrahim (a.s)'ı yıldızla imtihan etti, o razı ve hoşnut oldu. Ay'la denedi, o razı oldu. Hicretle denedi, razı oldu. Sünnet olmakla denedi, razı oldu. Oğluyla denedi, yine razı oldu.

 

Taberi, Katade’den şöyle nakleder: Hasan-ı Basri şöyle derdi: Evet vallahi. Allah neyle denediyse İbrahim (a.s) onda sabır ve sebat etti. Allah (c.c) onu yıldızla, Güneş'le, Ay'la denedi ve o bunların tümünden başarıyla çıktı ve Rabbinin 'hiç yok olmayan baki' olduğunu anlayıp yüzünü gökleri ve yeri yaratan Rabb'ine çevirdi. O Allah'ı birleyen hanif ve muvahhiddi, müşriklerden değildi. Allah (c.c) daha sonra onu hicretle denedi. O da beldesini ve milletini bırakıp 'Allah'a hicret' uğruna Şam'a gitti. Hicretten önce onu ateşle denemiş, ona da sabretmişti. Allah (c. c) oğlunu boğazlamakla ve Sünnet olmakla denedi, onlarda da sabretti.

 

Abdurrezzak, Hasan-ı Basri'den bu ayetle ilgili şöyle nakleder: Allah (c.c) İbrahim'i (a.s) oğlunu boğazlamak, ateş, yıldız, Güneş ve Ay ile imtihan etti.

 

Taberi, Hasan-ı Basri'den bu ayet hakkında şöyle nakleder: Allah (c.c) onu yıldızla, Güneş ve Ay'la imtihan etti ve onu sabredici buldu.

 

Atiyye el-Avfi, tefsirinde, İbn Abbas (r.a.)'dan bu ayetle ilgili şöyle nakleder: Allah'ın (c.c) İbrahim (a.s)'ı denediği sözlerden biri "Ben seni insanlara imam yapacağım" sözüdür. Diğeri "Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur ... " ayetindekidir. Diğerleri hac ibadetleri, İbrahim (a.s)'a tahsis edilen makam ve Kabe çevresi sakinlerine verilen rızıktır. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de bu İbrahim (a.s) ile İsmail (a.s)'ın dini üzere gönderilmiştir.

 

İbn Ebi Hatim, Mücahid'den bu ayetle ilgili şunu nakleder: Allah (c.c) İbrahim’e (a.s) "Ben seni bir şeyle imtihan edeceğim. O nedir, biliyor musun?" buyurdu. İbrahim: Beni insanlara imam ve önder yapacaksın (değil mi)?" dedi. Allah (c.c): Evet, buyurdu. İbrahim (a.s): Soyumdan da bazı kimseleri önder yap, dedi. Allah (c.c) ''Ahdim zalimlere erişmez" buyurdu. İbrahim (a.s): Kabe'yi insanlara toplanma mahalli yapacaksın? dedi. Allah (c.c): Evet, buyurdu. İbrahim: Hem de güvenli bir yer kılacaksın? dedi. Allah (c.c): Evet, buyurdu. İbrahim: Halkından iman edenleri meyvelerle rızıklandıracaksın? dedi. Allah (c.c): Evet, buyurdu. İbn Ebi Necih der ki: Bunu İkrime'den dinledim ve İbn Abbas (r.a.)'a sundum da itiraz etmedi. Taberi de birçok vecihten İbn Ebi Necih kanalıyla Mücahid'den yine böyle rivayet etmiştir.

 

Süfyan-ı Sevri, İbn Ebi Necih'ten, Mücahid'in şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamıştı da ... " cümlesinde ifade edilen Allah'ın (c.c) İbrahim (a.s)'ı sınaması ayetin devamında anlatılandır: "Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu."

Ebu Cafer er-Razi, Rebi' b. Enes'ten şöyle rivayet eder: "Bir zamanlar Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle / sözlerle sınamıştı da ... " cümlesindeki "sözler" den kasıt şu ayetlerde ifade edilenlerdir: "Ben seni insanlara önder yapacağım, demişti. "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbitl" dedi. Allah:

 

Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu.", "Biz Kabe'yi insanlara toplanma mahalli ve güvenli yer kılmıştık", "Siz de İbrahim'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın)", "Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur ... " Bunların hepsi de Allah'ın (c.c) İbrahim (a.s)'ı imtihan ettiği sözlerdir.

 

Süddi der ki: Rabbinin İbrahim (a.s)'ı imtihan ettiği sözler şunlardı: "Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar.", "Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir peygamber gönder. "

 

Kurtubi der ki: Muvatta"da ve başka hadis eserlerinde Yahya b. Said'den gelen rivayette şöyle denilmektedir: Said b. Müseyyeb'i şöyle derken işittim: İbrahim (a.s) ilk Sünnet olan, ilk misafir ağırlayan, ilk etek traşı yapan, ilk tırnaklarını kesen, ilk bıyıklarını kısaltan, ilk saçları ağaran kişidir. Saçları ağarınca "Bu nedir?" demiş, (Allah -c.c-) "Vakardır" buyurunca, "Rabbim vakanmı artır!" demişti.

 

İbn Ebi Şeybe, Said b. İbrahim'den, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: Minberler üzerinde ilk hutbe veren kişi İbrahim (a.s)'dır. Başka biri de şöyle demiştir: İlk tirit yapan, ilk kılıçla savaşan, ilk olarak misvakla dişlerini temizleyen, ilk defa su ile istinca yapan ve ilk defa şalvar giyen de İbrahim'dir.

 

 

[603] Muaz b. Cebel (r.a.)'dan rivayet edildiği ne göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Ben minber edindiysem atam İbrahim de minber edinmişti. Ben asa tuttuysam atam İbrahim de asa tutmuştu. "

 

Ben (İbn Kesir) derim ki: Bu hadis sabit değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Kurtubı daha sonra bunlarla ilgili şer'ı hükümleri açıklamaya başlamıştır.

 

Taberi de özetle şunları söyler: Ayette geçen kelimelerden / sözlerden kastın söylenenlerin hepsinin olması da bazılarının olması da mümkündür. Fakat bunların bizzat hangilerinin olduğunu kesin olarak söylemek ancak hadis veya icmayla mümkündür. Taberi der ki: Bu konuda da teslim olmayı gerektiren, bir kişinin veya topluluğun nakliyle gelmiş bir haber yoktur. Taberi devamla der ki: Ancak Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bu manaya benzer iki haber rivayet edilmiştir. Biri:

 

 

[604] Bize .... Muaz b. Ceberden (r.a.) şöyle rivayet etti: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'ın (c.c) İbrahim'e neden 'ahdine vefa gösteren halili' adını verdiğini size haber vereyim mi? Çünkü o her sabah ve her akşam 'Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur.' (Rum, 17-18) duasını okurdu.''

 

 

[605] Diğeri ise bize ... Ebu Ümame şöyle rivayet etti: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ve ahdine vefa gösteren İbrahim." (Necm, 37) Biliyor musunuz İbrahim (a.s)'ın vefa gösterdiği şey neydi?" Sahabiler: Allah ve Resulü daha iyi bilir, dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Her gün yapmakta olduğu amelini yerine getirirdi ki o. gündüz kıldığı dört rek'at namazdır. " buyurdu. Bunu ayrıca Adem tefsirinde rivayet etmiştir.

 

Taberi sonra bu iki hadisin zayıf olduğunu açıklamıştır ki gerçekten de hadisler söylediği gibidir. Bu hadisler ancak zayıf olduğu belirtilerek rivayet edilebilir. Bunların zayıflıkları da birkaç yöndendir. Çünkü ikisinde de birden çok zayıf ravı vardır. Ayrıca her ikisinin metninde zayıf olduğunu gösteren göstergeler bulunmaktadır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Taberi daha sonra şöyle der: Şayet birisi: Mücahid, Ebu Salih ve Rebi' b. Enes'in görüşleri doğruya diğerlerinden daha yakındır, derse fena söylemiş olmaz. Çünkü "Ben seni insanlara önder yapacağım", "Biz İbrahim ile İsmail'e Ev'imi ... temizleyin diye emrettik .... - ve benzeri ayetler, Allah'ın (c.c) İbrahim (a.s)'ı denediğini ifade ettiği sözlerin açıklaması mesabesindedir. Ben derim ki: Daha önce zikrettiği ve bunların tümünü kapsayan görüş, alınabileceğini söylediği Mücahid ve onun gibi söyleyenlerin görüşünden daha kuvvetlidir. Çünkü sözün akışı ('kelimeler'e) söylediklerinden başka bir mana vermektedir.

 

 

ibrahim (a.5)'ın Soyu:

 

"Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbi!)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu." Allah (c.c) İbrahim (a.s)'a onu önder yapacağını söyleyince O (a.s) kendinden sonraki önderlerin de yine kendi soyundan olması için dua etti. Ona cevap olarak, soyundan zalim kimselerin de olacağı, Allah'ın (c.c) ahdinin ise onlara ulaşamayacağı ve onların tabi olunan önderler olamayacakları haber verildi. İbrahim (a.s)'ın duasına icabet edildiğinin delili Allah'ın (c. c) "Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik." (Ankebut, 27) buyruğudur. Nitekim İbrahim (a.s)'dan sonra Allah'ın (c.c) gönderdiği her peygamber onun soyundan olan insanlardan gönderilmiş, Allah'ın (c.c) indirdiği her kitap onun soyundan kimselere indirilmiştir.

 

"Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu." buyruğu müfessirlerce farklı şekillerde tefsir edilmiştir. Hasif'in Mücahid’den rivayet ettiğine göre o: Senin soyunda zalim insanlar olacak, diye tefsir etmiştir. İbn Ebi Necih, Mücahid'den: Yani, benim kendisine uyulan hiçbir zalim önder kulum olmayacak, dediğini rivayet etmiştir. Başka bir rivayette: Ben hiçbir zalimi kendisine uyulan önder yapmayacağım, demiştir. İbn Ebi Hatim de Mansur kanalıyla Mücahid’den şöyle nakleder: Onların iyilerini kendilerine uyulan önderler yapacağım. Zalim olanlara ise hayır, onlara sevindirici bir şeyolmayacak.

 

Said b. Cübeyr: Zalimden kasıt müşriktir. O imam olamaz, der. O yine şöyle der: Müşrik hiçbir imam yoktur.

 

İbn Cüreyc der ki: Ata: Allah (c.c) İbrahim (a.s)'ın soyundan zalim bir önder yapmayı kabul etmemiştir, dedi. Ona: Allah'ın ahdinden maksat nedir? dedim; "Emridir" diye cevap verdi.

 

İbn Ebi Hatim, İkrime kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: Allah (c. c) İbrahim (a.s)'a "Ben seni insanlara önder yapacağım" buyurdu. İbrahim (a.s): Benim soyumdan da imamlar yap, deyince Allah (c.c) bunu kabul etmedi ve "Ahdim zalimlere ermez" buyurdu.

 

Muhammed b. İshak, Said b. Cübeyr veya İkrime kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: "Soyumdan da (önderler yap, ya Rabbit)" dedi. Allah: Ahdim zalimlere ermez (onlar için söz vermem) buyurdu." Allah (c.c) İbrahim (a.s)'a soyundan zalimin de bulunacağını, ahdinin ona erişemeyeceğini ve yakın dostu İbrahim'in (a.s) soyundan da olsa hiçbir emrini ona tevdi etmeyeceğini; bununla birlikte soyunda Allah'ın (c.c) dinini uygulayan ve istediklerini tebliğ eden faziletli insanların olacağını haber vermiştir. Avfi, İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: "Ahdim zalimlere ermez. " Yani, hiçbir zalimin, kendisine itaat etmen için senden talep edeceği bir ahdi yoktur (ona itaat etmen gerekmez). Taberi, Mücahid kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'dan şöyle nakleder: ''Ahdim zalimlere ermez." Zalimlere verilmiş hiçbir söz geçerli değildir. Onlara bir söz vermişsen onu da boz. Mücahid, Ata ve Mukatil b. Hayyan'dan da benzer sözler rivayet edilmiştir.

 

Süfyan-ı Sevri, Harun b. Antere'den, babası Antere'nin şöyle dediğini nakleder: Zalimin hiçbir ahdi yoktur. Abdurrezzak, Katade’den şöyle nakleder: Yani Allah'ın ahdi ahirette zalimlere erişmez. Dünyada ise Allah'ın ahdine erişirler ve bu sayede güven içinde olur, yiyip içer ve yaşarlar. İbrahim en-Nehai, Ata, Hasan-ı Basri ve İkrime de böyle söylemişlerdir.

 

Rebi’ b. Enes der ki: Allah'ın kullarına ahdettiği ahit, 'dini'dir. Allah (c.c) bu ayette dinine zalimlerin erişemeyeceğini ifade etmektedir. Baksanıza Allah (c.c) ne buyuruyor: "Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lakin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak." (Saffat, 113) Böylece Allah (c.c) "Soyundakilerin hepsi hak üzere olmayacak ey İbrahim!" diyor. Ebu Aliye, Ata ve Mukatil'den de böyle rivayet edilmiştir. Cüveybir der ki: Yani, bana isyan eden hiçbir düşmanım bana itaate erişemez. Ben onu bana itaat eden dostumdan başkasına vermem.

Hafız İbn Merduyeh Ali (r.a.)'dan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyruğunu nakleder: "Maruftan (şeriatın izin verdiğinden) başka şeyde itaat zorunluluğu yoktur." Süddi der ki: 'Ahdim'den kasıt, 'peygamberliğim' dir.

 

Taberi ve İbn Ebi Hatim'in rivayetlerine göre selef müfessirlerinin görüşleri bunlar. İmam Taberi'nin tercihine göre ayetteki "Ahdim zalimlere ulaşmaz" cümlesi normalde böyle bir şeyi haber verme manasında olmakla birlikte, Allah (c.c) aynı zamanda -daha önce Mücahid ve başkalarından yapılan rivayetlerde geçtiği üzere- bununla İbrahim (a.s)'a soyundan nefsine zulmedenlerin de olacağına dair bir işaret vermektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Maliki fukahasından İbn Huveyz der ki: Zalimin halife, yargıç, müftü (fetva veren), namaz imamı, şahit ve hadis ravisi olma ehliyeti yoktur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

125. Biz, Beyt'i (Kabe'yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenli bir yer kıldık. Siz de İbrahim 'in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın). İbrahim'e ve İsmail'e şöyle emretmiştik: Tavaf edenler, ibadete kapananlar, rüku ve secde edenler için Evim'i temiz tutun.

126. İbrahim de demişti ki: Ey Rabbim! Burayı emin bir şehir yap, halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle. Allah buyurdu ki: Kim inkar ederse onu az bir süre faydalandırır, sonra onu cehennem azabına sürüklerim. Ne kötü varılacak yerdir orası!

127. Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah'ın temellerini yükseltiyor (şöyle diyorlardı:) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin.

128. Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et; zira, tevbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.