İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Bakara Suresi

151, 152.ayetler

 

Büyük Nimet; Eğitimci Peygamber:

 

151. Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran; size Kitab'ı ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi öğreten bir Rasul gönderdik.

152. Öyle ise siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c) mü'min kullarına, kendilerine Allah'ın (c.c) apaçık ayetlerini okuyan; onları arındıran (tezkiye), yani kötü huylardan, nefsin iğrenç hasletlerinden ve cahiliye davranışlarından temizleyen; onları karanlıklardan aydınlığa çıkaran; onlara kitap -yani Kur’an- ve hikmet -yani Sünnet-ile bilmedikleri nice şeyleri öğreten bir peygamber gönderme nimetini hatırlatıyor. Nitekim onlar cahiliye döneminde bilgisiz, uydurma sözler peşinden koşan beyinsizler güruhu idiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mesajının bereketi ve elçiliğinin uğuruyla Allah'ın sevgili dostlarının halini kazandılar, alimlerin hasletlerini elde ettiler. Böylece ilmi en derin, kalbi en temiz, yapmacık hareketlerden en uzak ve en doğru sözlü insanlar oldular. Nitekim Allah (c. c) başka bir yerde şöyle buyuruyor: ''And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, mü'minlere büyük bir lütuf ta bulunmuştur." (Al-i İmran, 164) Allah Teala bu nimetin kadrini bilmeyenleri de yererek ''Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna sürükleyenleri görmedin mi?" (İbrahim, 28) buyuruyor. İbn Abbas (r.a.) buradaki nimeti Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) diye tefsir etmiştir. Bu sebeple Allah (c.c) mü'minleri bu nimeti itiraf etmeye ve buna O'nu (c.c) zikretmek ve şükretmekle mukabele etmeye çağırarak şöyle buyurmaktadır: "Öyle ise siz beni anın / zikredin ki ben de sizi anayım / zikredeyim. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin!"

Mücahid: "Kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan ... bir Rasul gönderdiğimiz gibi." ayeti için şöyle der: Yani size peygamber gönderme lütfunda bulunduğum gibi siz de beni zikredin.

 

Abdullah b. Vehb, Hişam b. Said kanalıyla Zeyd b. Eslem'den şöyle nakleder: Musa (a.s) "Rabbim, sana nasıl şükredeyim?" diye sordu. Rabbi ona: "Beni zikret ve unutma; çünkü beni zikrettiğinde şükretmiş, unuttuğunda ise nankörlük etmiş olursun." buyurdu. Hasan-ı Basri, Ebu Aliye, Süddi ve Rebi' b. Enes şöyle demişlerdir: Allah (c.c) kendisini zikredeni zikreder ve şükrünü artırır. Nankörlük edene ise azap eder. Seleften bir zat, Allah'ın (c.c) ''Allah'tan hakkıyla korkun" (Al-i İmran, 102) ayeti hakkında şöyle der: Allah'tan korkmak; O'na itaat edip karşı gelmemek, zikredip unutmamak, şükredip nankörlük yapmamaktır.

 

İbn Ebi Hatim, Mekhul el-Ezdi'den şöyle nakleder: İbn Ömer (r.a.)'a "İnsan öldüren, içki içen, hırsız ve zani de Allah'ı zikrediyor. Oysa Allah (c.c) "Beni anın ki ben de sizi anayım" buyuruyor. Buna ne dersin?" dedim. "Bu kimse Allah'ı anarsa Allah (c. c) onu susana kadar lanetiyle anar." dedi. Hasan-ı Basri bu ayet hakkında şöyle demiştir: Yani, size farz kıldığım görevlerinizi hatırlayın ki ben de sizin için kendime vacip kıldığım mükafatlarımı hatırlayayım. Said b. Cübeyr'den rivayet edildiğine göre o, bu ayeti şöyle tefsir etmiştir: Beni bana itaat etmek suretiyle zikredin ki ben de sizi mağfiretimle -bir rivayette: rahmetimle- zikredeyim. İbn Abbas (r.a.)'dan da şöyle rivayet edilmiştir: Allah'ın (c. c) sizi anması, sizin O'nu anmanızdan daha büyüktür.

 

 

[696] Sahih bir hadiste şöyle denmiştir: ''Allah Teala buyurdu ki: Kim beni içinden anarsa ben onu içimden anarım. Kim beni bir toplulukta anarsa ben de onu daha üstün bir toplulukta anarım. "

 

 

[697] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik (r.a.) kanalıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle nakletmiştir: ''Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu: 'Ey Ademoğlu! Sen beni içinden anarsan ben de seni İçimden anarım. Beni bir toplulukta anarsan ben de seni meleklerden bir toplulukta -başka bir rivayette: onlardan daha hayırlı bir toplulukta- anarım. Eğer bana bir karış yaklaşırsan sana bir kulaç yaklaşırım. Bana bir kulaç yaşırsan ben sana bir arşın yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirsen ben sana koşarak gelirim. " Hadisin senedi sahihtir. İmam Buhari bunu Katade'den rivayet etmiştir. Buhari'ye göre Katade daha sonra şöyle demiştir: Allah (c.c) rahmete herkesten daha yakındır.

 

"Öyle ise siz beni anın ki ben de sizi anayım." Allah (c. c) kendisine şükredilmesini emretmiş ve buna daha büyük bir nimetle mukabele edeceği vaadinde bulunmuştur. Allah (c.c) bir ayette de, "Hatırlayın ki Rabbiniz size:

'Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!' diye bildirmişti." (İbrahim, 7) buyurur.

 

 

[698] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Reca el-Ataridi'den şöyle nakleder: Bir gün İmran b. Husayn daha önce üzerinde hiç görmediğimiz renkli bir ipek elbiseyle yanımıza çıkageldi ve şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Her kime Allah (c.c) bir nimet bahşetmişse bilsin ki Allah (c.c) nimetinin eserini kullarının üzerinde görmekten hoşlanır." Ravilerden Ruh, bir rivayetide "kulunun" demiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

153. Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.

154. Allah yolunda öldürülenlere "Ölüler" demeyin. Bilakis onlar dirilerdir, lokin siz anlayamazsınız.