|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Al-i İmran Suresi 55 – 58.ayetler |
Hz. İsa (a.s)'ın Allah
(c.c) Katına Yükseltilmesi:
55. Allah buyurmuştu
ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni katıma yükselteceğim, seni inkar edenlerden
arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kafirlerden üstün kılacağım.
Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında
aranızda ben hükmedeceğim.
56. İnkar edenler var
ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım; onların hiç
yardımcıları da olmayacak.
57. İman edip salih
amel işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını eksiksiz verecektir.
Allah zalimleri sevmez.
58. (Rasulüm!) Bu
söylenenleri biz sana ayetlerden ve hikmet dolu Kur’an'dan okuyoruz.
Tefsiri:
Müfessirler Yüce
Allah'ın "Seni vefat ettireceğim, seni katıma yükselteceğim " buyruğu
hakkında ihtilaf etmişlerdir. Katade ve başkaları şöyle demişlerdir: Cümlede
takdim ve tehir (öne ve arkaya alma) olup aslı şöyledir: Seni katıma
yükseltecek ve vefat ettireceğim, yani katıma yükselttikten sonra vefat
ettireceğim. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder:
Seni vefat
ettireceğim'den kasıt "öldüreceğim"dir. Muhammed b. İshak,
yalancılıkla suçlanmayan birinden, Vehb b. Münebbih'in şöyle dediğini rivayet
etmiştir: "Allah (c.c) onu katına yükselttiğinde gündüzün ilk üç saatinde
ölü yaptı." Muhammed b. İshak der ki: Hristiyanlar Yüce Allah'ın İsa
(a.s)'ı yedi saat vefat ettirip sonra dirilttiğine inanırlar. İshak b. Beşir, Vehb'den şöyle nakleder: Yüce Allah onu vefat ettirdi
ve üç gün sonra diriltip katına yükseltti. Matar el-Verrak der ki: Manası,
"Ben seni dünyada vefat ettireceğim" dir, fakat bu ölüm vefatı
değildir. İbn Cüreyc de aynısını demiştir: "Allah'ın (c.c) onu vefat
ettirmesi katına yükseltmesidir." Çoğunluğa göre buradaki vefattan kasıt,
"Geceleyin sizi vefat ettiren (uyutan) odur" (En'am, 60) ile ''Allah,
ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ...
" (Zümer, 42) buyruklarındaki gibi uykudur.
[1428] Nitekim
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geceleyin kalktığında şöyle derdi:
"Bizi öldürdükten sonra dirilten Allah'a hamd olsun" Yüce Allah başka
bir yerde şöyle buyurur: "(Yahudileri) bir de inkar etmelerinden ve Meryem
'in üzerine büyük bir iftira atmalarından ve ''Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı
öldürdük" demeleri yüzünden (onları lanetledik). Halbuki onu ne
öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi.
Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler;
bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak
onu öldürmediler. Bilakis Allah onu (İsa'yı) kendi katına yükseltmiştir. Allah
izzet ve hikmet sahibidir. Ehl-i kitap'tan her biri, ölümünden önce ona
muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır."
(Nisa, 156-159) "Onun ölümünden önce"deki "o" zamiri İsa
(a.s)'a raddir. Yani, Ehl-i kitap'tan bazıları vefat etmeden önce İsa (a.s)'a
iman edecekler. Bu ise ileride açıklanacağı üzere kıyamet kopmadan önce İsa
(a.s) yeryüzüne indiğinde olacaktır. O zaman kitap ehlinin tamamı ona iman
edecek. Çünkü İsa (a.s) cizyeyi kaldıracak ve İslam'dan başka bir din kabul
etmeyecek. İbn Ebi Hatim, Hasan-ı BasrI'den, "Ben seni vefat ettireceğim"
buyruğu hakkında şöyle nakleder: Bunda kastedilen uyku vefatıdır. Yüce Allah
onu uykusunda göğe yükseltmiştir.
[1429] Hasan-ı Basri der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yahudilere, "İsa (a.s) ölmedi
ve kıyamet kopmadan önce size geri gelecek." dedi.
"Seni" katıma
yükseltmek suretiyle "inkar edenlerden arındıracağım ve sana uyanları
kıyamete kadar kafirlerden üstün kılacağım. " Öyle de olmuştur; zira Yüce Allah
İsa (a.s)'ı göğe yükseltince, ardından taraftarları bölük bölük oldular. Kimisi
onun, Allah'ın kulu ve elçisi, kulu olan bir kadının oğlu olduğuna inanırken,
kimisi aşırıya giderek onu Allah'ın oğlu yaptı. Bazıları onu Allah'ın kendisi,
bazıları ise üçün üçüncüsü olduğuna inandılar. Yüce Allah Kur’an' da bunların
görüşlerini zikretmiş ve her bir fırkaya cevabını vermiştir. Bu durum 300 yıl
böyle sürdü. Sonra Kostantin adında Yunanlı bir kral Hristiyan dinine girdi.
Kimine göre bunu, Hristiyanlığı bozmak için yaptı, zira kendisi filozoftu.
Kimine göre tüm bunları cehaletinden yaptı. Bu kral Hristiyanlığı değiştirdi,
tahrif etti. Ona eklemeler ve çıkarmalar yaptı. Ona kurallar ve aslında alçakça
hıyanet olan "büyük emanetler" denen şeyler belirledi. Hristiyanlara
domuz etini helal saydı. Ondan sonra Hristiyanlar ibadetlerini doğuya yönelerek
yerine getirdiler. Kiliseleri, mabetleri ve manastırları heykellerle
süslediler. İnançlarına göre kralın işlediği bir günahtan dolayı oruçlarına on
gün eklediler. Böylece Hristiyanlık Kostantin'in dinine dönüştü. Kostantin
Hristiyanlara on iki bini aşkın kilise, mabet ve manastır yaptırdı. Kendi
adıyla bilinen bir şehir kurdu. Kraliyet ailesi de ona uyarak bu dine girdi.
Tüm bunlarla Hristiyanlar Yahudiler üzerinde güçlü ve galip oldular. Çünkü
hepsi kafir olsalar da (Allah'ın laneti üzerinlerine olsun) bunlar hakka daha
yakındılar. Yüce Allah, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i peygamber
gönderdikten sonra da ona inananlar Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına
ve peygamberlerine gerçek manada iman ettiler. Onlar yeryüzündeki tüm
peygamberlerin takipçileriydiler. Çünkü peygamberlerin sonuncusu, tüm
insanların efendisi ve mutlak hakikate inanmaya davet eden Arap ve ümmi
peygamberi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tasdik ediyorlardı. Onlar her
peygambere, yaptıkları tahrif ve değiştirmelere rağmen kendilerini onların
dininde ve yolunda olduğunu iddia edenlerden daha yakındılar. Kaldı ki bu
tahrifattan hiçbiri olmasa dahi, Allah (c.c) tüm peygamberlerin şeriatlarını,
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile gönderdiği ve kıyamet gününe kadar
hiçbir değişim ve tahrifata uğramayacak hakikatle nesh ediyordu. Bu din hala
her din üzerinde galip ve muzaffer olmaya devam etmektedir. O yüzden Yüce Allah
yerin bütün doğularını ve batılarını bu dinin mensuplarına açtı. Onlar da tüm
ülkeleri ele geçirdiler, bütün devletler boyun eğdiler. Müslümanlar Kisra'nın
gücünü kırdılar, Kayser'i mahvettiler ve her ikisinin hazinelerini ele
geçirerek onları Allah yolunda harcadılar. Peygamberlerinin kendilerine
Rabblerinden şu mesajı ilettiği gibi: ''Allah, sizlerden iman edip salih amel
işleyenlere, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi onları da
yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beğenip seçtiği dini (İslam'ı)
onların iyiliğine yerleştirip koruyacağını ve (geçirdikleri) korku döneminden
sonra, bunun yerine onlara güven sağlayacağını vadetti. Çünkü onlar bana kulluk
ederler; hiçbir şeyi bana eş tutmazlar. .. " (Nur, 55) Bu yüzden Mesih
(a.s)'a asıl iman edenler onlar olunca Hristiyanları Şam diyarından Rum
diyarına sürdüler. Onlar da oradan kendi şehirleri olan Kostantiniyye'ye
(İstanbul) sığındılar. İslam ve Müslümanlar kafirler üzerinde galip olmaya hala
devam etmektedir. Dosdoğru sözlü ve tasdik edilen Peygamber de (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ümmetine, Kostantiniyye'yi fethedeceklerini, orada büyük
ganimetler alacaklarını, Rumlardan o zamana kadar görülmemiş ve bir daha da
görülmeyecek kadar çok sayıda insan öldüreceklerini bildirmiştir ki ben de bu konuda
müstakil bir kitap kaleme aldım. Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Sana uyanları kıyamete kadar kafirlerden üstün kı lacağı m. Sonra (yani
kıyamet gününde) dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler
hakkında aranızda ben hükmedeceğim. İnkar edenler var ya, onları dünya ve
ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım; onların hiç yardımcılan da
olmayacak. " Gerçekten Yüce Allah İsa (a.s)'ı inkar eden Yahudiler ile
onda haddi aşan ve aşırıya giden Hristiyanlara böyle yapmıştır; onları dünyada,
öldürülmek, esir edilmek, malları alınmak ve ülkelerdeki hakimiyetlerini
kaybetmekle cezalandırmıştır. Ahiretteki azapları ise daha şiddetli ve daha zor
olacaktır. "O günde onları Allah'a karşı koruyacak birisi de yoktur."
(Ra'd, 34)
"İman edip salih
amel işleyenlere gelince, Allah onların mükafatlarını" dünyada ve ahirette
"eksiksiz verecektir." Dünyada galibiyet ve zafer, ahirette ise
cennet'in yüksek makamları şeklinde verecektir. ''Allah zalimleri sevmez.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "(Rasulüm!) Bu söylenenleri biz sana ayetlerden ve hikmet
dolu Kur’an'dan okuyoruz. "Yani: Ey Muhammed! Sana İsa (a.s), onun doğumu
ve hayatıyla ilgili anlattıklarımız Allah'ın (c.c) sana vahyettiği, Levh-i
Mahfuz'dan indirdiği bilgilerdir. Dolayısıyla bunlarda hiçbir şek ve şüpheye
mahal yoktur. Nitekim Yüce Allah Meryem suresinde şöyle buyurmaktadır:
"İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu İsa -hak söz olarak- budur.
Allah'ın bir evlat edinmesi, olur şey değildir. O, bundan münezzehtir. Bir işe
hükmettiği zaman, ona sadece 'Ol!' der, ve hemen olur." (Meryem, 34-35)
Allah (c.c) burada da şöyle buyuruyor:
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
60. Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise
şüphecilerden olma.
63. Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, fesat
çıkaranları hakkıyla bilendir.