İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

77.ayet

 

Az Bedel Karşılığı Ahitlerinden Dönenler .... :

 

77. Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince; işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e tabi olacaklarına, insanlara O'nun vasıflarını anlatıp hakikatini açıklayacaklarına dair Allah'a verdikleri sözü az ve basit bir paha, yani geçici ve fani dünya hayatının menfaatiyle değişenler ile bu geçici menfaatleri elde etmek için yalan yere yemin eden kimseler var ya "İşte bunların ahirette bir payı yoktur. " Bunların orada hiçbir nasip ve payları olmayacaktır. "Kıyamet günü Allah onlarla" merhamet ve şefkatiyle, dolayısıyla yumuşak ve zarif bir şekilde "konuşmayacak, onlara" merhamet gözüyle "bakmayacak ve onları" günahlardan ve pisliklerden "temize çıkarmayacaktır. " Bilakis onların cehennem’e atılmalarını emredecektir. "Onlar için acı bir azap vardır. "

Bu ayet-i kerime hakkında bazı hadisler varit olmuştur. Bunların bazılarını zikredelim:

 

 

[1443] (Birinci hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Üç kişi var ki Allah (c.c) kıyamet günü onlarla konuşmayacak, kendilerine bakmayacak ve temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır." Ben, ''Ya Rasulallah! Onlar kimlerdir? Onlar zarar ve hüsrana uğramış kimselerdir" dedim. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) baştaki sözünü üç defa daha tekrarladıktan sonra şöyle buyurdu: "Elbisesini kibirle yerde sürüyen, yalan yeminle malı konusunda müşterinin iştahını kabartan ve yaptığı iyiliği başa kakan kimselerdir" Bunu Müslim ve Sünen sahipleri, Şu'be'nin rivayetiyle tahric etmişlerdir.

 

 

[1444] (Hadisin başka tariki): İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Ahmes'ten şöyle rivayet etmiştir: Ebu Zerr ile karşılaştığımda ona, "Senin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bir hadis rivayet ettiğini duydum" dedim. "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittikten sonra benim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adına yalan uyduracağımı düşünme. Peki sana benimle ilgili ulaşan o haber nedir?" dedi. "Bana ulaşan habere göre sen, "Allah üç kişiyi sever, üç kişiyi sevmez, diyormuşsun" dedim. "Evet. Bunu söyledim. Ben bunu (Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den) işittim" dedi. "Peki Allah'ın sevdikleri kimlerdir?" dedim. "Bir grup savaşçıyla birlikte düşmanla karşılaşıp sonra öldürülene veya arkadaşlarına galibiyet yolu açılana dek var gücüyle savaşan kimse. Yolculuğa çıkmış bir topluluk uzun süre yol gittikten sonra istirahat için konakladıklarında bir kenara çekilen ve onları yola çıkmak için uyandırana kadar namaz kılan kimse. Bir de eziyet eden bir komşusu olup aralarını ölüm veya taşınma ayırana kadar ona sabreden kimse." Ben, "Allah'ın sevmediği ve buğzettiği kimseler kimlerdir?" dedim. "Çok yemin eden tüccar -bir rivayette çok yemin eden satıcı-, kibirli fakir ve iyiliği başa kakan cimri. " Hadis bu kanalla gariptir.

 

 

[1445] (İkinci hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Umeyr el-Kindi'den şöyle rivayet eder: Kinde kabilesinden İmriulkays b. Abis adında bir adam bir tarladan dolayı Hadramevt'li birisini Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e dava etti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hadramevt'liden belge istedi, ama belgesi yoktu. İmriulkays'tan da yemin istedi. Bunun üzerine Hadramevtli adam, "Ya Rasulallah! Bu adama yemin imkanı mı verdin? Öyleyse Kabe'nin Rabb'ine and olsun ki malım gitti demektir" dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Her kim birinin malını ele geçirebilmek için yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzurunaAllah (c.c) kendine kızgın olarak varır" buyurdu. Ravilerden Reca'nın söylediğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ardından, "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince ... " ayetini okudu. İmriulkays, "Peki yalan yemini bırakana ne var?" dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Cennet var" buyurunca, İmriulkays, "Şahit ol ki ben tarlanın tamamını ona bırakıyorum" dedi. Bunu Nesai de Adiyy b. Adiyy'in rivayetiyle tahric etmiştir.

 

 

[1446] (Üçüncü Hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Her kim birinin malını ele geçirebilmek için yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzuruna Allah (c.c) kendine kızgın olarak varır" buyurdu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bu hadisini işiten Eş'as şöyle dedi: Vallahi bu hadis benimle ilgili olarak söylenmişti. Benim Yahudi biriyle ortak arazim vardı. Ancak o arazideki hakkımı inkar etti. Bunun üzerine onu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e götürdüm. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana, "Senin bir belgen var mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. Bunun üzerine Yahudiye, "Yemin et" buyurdu. Ben, "Ya Rasulallah! Öyleyse o yemin eder ve böylece malım elimden gider" dedim. Bunun üzerine Yüce Allah "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince .. " ayetini nazil etti. Bunu Buhari ile Müslim de A'meş kanalıyla rivayet etmişlerdir.

 

 

[1447] (Hadisin Başka Tariki): İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kim başkasının malını zimmetine geçirebilmek için yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzuruna Allah (c.c) kendisine kızgın halde varır" buyurdu. O arada Eş'as b. Kays geldi ve "Ebu Abdurrahman size ne anlatıyor?" dedi. Biz de ona bu hadisi söyledik. Dedi ki: "Bu hadis benim hakkımda söylendi. Benim amca oğlumun kullanmakta olduğu bana ait bir kuyuyu inkar etmesi üzerine, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e giderek onun hakkında davacı oldum. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana, "Ya kuyunun senin olduğuna dair bir belge getirirsin, ya da onun yemini geçerli olacak" buyurdu. "Ya Rasulallah! Benim belgem yok. Onun belgesi olarak da yeminine başvurursan malım elimden gider. Çünkü davacı olduğum kişi günahkar biridir" dedim. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kim başkasının malını zimmetine geçirebilmek için yalan yere yemin ederse, Allah'ın huzuruna Allah (c.c) kendisine kızgın halde varır" buyurdu ve ''Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince .. " ayetini okudu.

 

 

[1448] (Dördüncü Hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Muaz b. Enes (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Allah'ın (c.c) öyle kulları vardır ki kıyamet günü onlarla konuşmayacak, bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. " buyurdu. "Onlar kimlerdir ya Rasulallah?" denildi. ''Anne ve babasıyla bağlarını koparan kimse, evladıyla bağlarını koparan kimse ve kendisine iyilik yapmış kimselere nankörlük yapan ve onlarla ilişkisini kesen kimse" buyurdu.

 

 

[1449] (Beşinci Hadis): İbn Ebi Hatim, Abdurrahman b. Ebi Evfa'dan şöyle rivayet etmiştir: Birisi malını pazara getirdi ve Müslümanlardan birinin almasını sağlamak için, birilerinin malına şu fiyatı verdiğine dair yalan yere yemin etti. Bunun üzerine, ''Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince .. " ayeti nazil oldu.

 

Bunu İmam Buhari birçok kanalla Avvam'dan rivayet etmiştir.

 

 

[1450] (Altıncı Hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Üç kişi vardır ki Allah (c.c) kıyamet günü onlarla konuşmayacak, bakmayacak ve onları temizlemeyecektir ve onlar için acı bir azap vardır. Bunlar; yolcuya elindeki fazla sudan vermeyen, ikindi vaktinden sonra yemin -yani yalan yere yemin- eden ve bir imamına bey' at edip sonra mal verirse desteklemeye devam eden, vermezse desteğini çeken kimsedir. " Bunu Ebu Davud ve Tirmizi de Veki'in rivayetiyle nakletmiştir. Tirmizi, "Hasen-sahih hadistir" demiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

78. Ehl-i kitap'tan bir grup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde, "Bu Allah katındandır" derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.