İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

79 ve 80.ayetler

 

Kitap ve Hikmet Verilmiş Kişiye Yaraşan:

 

79. Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine "Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara, Allah'ı bırakıp bana kul olun!" demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Öğretmekte ve bellemekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbani kullar olunuz.

80. Ve size, "Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin" diye de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra hiç size kafirliği emreder mi?

 

Tefsiri:

 

Muhammed b. İshak'ın İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre Ebu Rafi' el-Kurazi şöyle anlatmıştır: Yahudi hahamlar ile Necranlı Hristiyan papazlar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında toplandıklarında ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onları İslam'a davet ettiğinde, "Ey Muhammed! Sen Hristiyanların Meryem'in oğlu İsa (a.s)'a ibadet ettikleri gibi sana ibadet etmemizi mi istiyorsun?" dediler. Necranlı Reyyis adında bir Hristiyan, "Muhammed'in bizden istediği ve çağırdığı şey bu değil mi ki?" dedi veya benzer şey söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Allah'tan başkasına ibadet etmekten veya Allah'tan başkasına ibadeti emretmekten Allah'a sığınırız. Haşa. Allah ne beni bununla gönderdi, ne de bana böyle emretti" buyurdu. (Veya buna yakın bir şey söyledi) Bunun üzerine Yüce Allah, "Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara, 'Allah'ı bırakıp bana kul olun!' demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz. " ayetini indirdi.

"Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara, 'Allah'ı bırakıp bana kulolun!' demesi mümkün değildir." Yani, Allah'ın kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği hiçbir kimsenin, insanlara, "Allah dışında bana ibadet edin", yani "Allah'la birlikte bana da ibadet edin" demesi yaraşmaz. Böyle bir şey söylemek bir Resule veya nebiye yaraşmazsa, bunlar dışında da bir kimseye hiç mi hiç yaraşmaz. Bu yüzden Hasan-ı Basri şöyle der: Bu hiçbir mü'mine yaraşmaz. Hiçbir mü'min insanları kendisine ibadete çağıramaz. Çünkü kitap ehli birbirlerine ibadet ediyorlardı. Yüce Allah'ın "Onlar Allah'dan başka hahamlarını, rahiblerini... rablar edindiler." (Tevbe, 31) buyruğunda ifade ettiği gibi haham ve rahiplerine kulluk ediyorlardı.

 

 

[1452] İleride geleceği üzere Müsned'de ve Tirmizi'nin Sünen'inde bulunan rivayete göre Adiyy b. Hatem, "Ya Resulallah! Biz onlara ibadet etmedik" demiş, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Evet, ibadet ediyordunuz. Onlar halka haramı helal, helali haram yaptılar. Halk da onlara uydu. İşte onlara ibadetleri budur" buyurdu.

 

Dolayısıyla cahil hahamlar, ruhbanlar, sapıklığın önderi hocalar bu yergi ve azarlama dahilindedirler. Peygamberler ve onların ilimleriyle amil olan alim takipçileri ise sadece Allah'ın emrettiklerini ve değerli peygamberlerinin kendilerine ulaştırdıklarını emrederler. Yalnızca Allah'ın nehyettiklerini ve değerli peygamberlerinin kendilerine ulaştırdıklarından nehyederler. Çünkü peygamberler -Allah'ın salatları ve selamı üzerlerine olsun- taşıdıkları mesajı yerine götür me ve emaneti ulaştırma hususunda Allah ile kulları arasında elçidirler. Onlar da bunu en iyi şekilde yapmışlar, insanlara güzel nasihatte bulunmuşlar, onlara hakkı tebliğ etmişlerdir. Bilakis "Öğretmekte ve bellemekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbani kullar olunuz." Yani, aksine peygamber insanlara şöyle der: "Öğretmekte ve bellemekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz."....." fiili ".....: okutmakta ve öğretmekte olduğunuz" şeklinde olduğu gibi ".....: bilmekte olduğunuz" şeklinde de okunmuştur. "....." fiili de kitabın lafızlarını ezberlemeyi ifade etmektedir. Yani, lafızlarını ezberlemekte olduğunuz kitap uyarınca.

 

"Rabbanı kullar olunuz. " İbn Abbas (r.a.), Ebu Rezin ve daha başkaları "rabbani kullar"ı hikmet, ilim ve hilm sahibi kimseler diye tefsir etmiştir. Hasan-ı Basrı ve bazıları "fakihler" diye tefsir etmiştir. İbn Abbas (r.a.), Said b. Cübeyr, Katade, Ata' el-Horasanı, Atiyye el-Avfi ve Rebi’ b. Enes'ten de böyle rivayet edilmiştir. Hasan-ı Basri'nin bunu "ibadet ve takva ehli kimseler" şeklinde tefsir ettiği de rivayet edilmiştir. Dahhak, "Öğretmekte ve bellemekte olduğunuz Kitap uyarınca" buyruğu hakkında şöyle der: Kur’an öğrenmiş kimsenin fakih olmaya çalışması, üzerinde bir görevdir.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Ve size, 'Melekleri ve peygamberleri ilahlar edinin' diye de emretmez. " Yani, ne gönderilmiş bir peygamber, ne de Allah'a yakın mukarreb bir melek, hiç kimse size Allah'tan başkasına ibadet etmenizi emretmez. "Siz Müslüman olduktan sonra hiç size kafirliği emreder mi?" Bunu ancak Allah'tan başkasına ibadete çağıran kimse yapar. Allah'tan başkasına ibadete çağıran kimse ise küfre çağırmış olur. Oysa peygamberler ancak imana çağırırlar ki o da yalnızca hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a ibadet etmektir. Nitekim Yüce Allah diğer ayetlerde şöyle buyurur:

 

"Senden önce hiçbir rasul göndermedik ki ona, 'Benden başka İlah yoktur; şu halde bana kulluk edin' diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya, 25) ''Andolsun ki biz, ''Allah'a kulluk edin ve Tdğut'tan sakının'diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. .. " (Nahl, 36) "Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahman'dan başka tapılacak ilahlar (edinin diye) emretmiş miyiz?" (Zuhruf, 45) Yüce Allah melekler hakkında da şöyle buyurmuştur: "Onlardan her kim, 'İlah O değil, benim!' derse, biz onu cehennemle cezalandırırız. İşte biz, zdlimlere böyle ceza veririz!" (Enbiya, 29)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

81. Hani Allah, peygamberlerden, "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi? dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah, "O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim" buyurmuştu.

82. Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.