|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Al-i İmran Suresi 81 ve 82.ayetler |
Allah'ın
Peygamberlerden Aldığı Söz:
81. Hani Allah,
peygamberlerden, "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri
tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım
edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz
mi? dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah,
"O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim"
buyurmuştu.
82. Artık bundan sonra
her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.
Tefsiri:
Yüce Allah kendisinin,
Adem (a.s)'dan İsa (a.s)'a kadar gönderdiği her peygamberden, Allah (c.c)
kendisine ne kadar kitap ve ilim vermiş olursa olsun ve bu hangi dereceye
varırsa varsın, sonra ardından bir peygamber gelmesi durumunda mutlaka ona iman
edip mutlaka yardımcı olması; içinde bulunduğu ilim ve nübüvvetin onu kendinden
sonra gönderilen peygambere tabi olmaktan ve yardım etmekten engellememesi
hususunda söz aldığım bildiriyor. İşte Yüce Allah bunu anlatarak şöyle
buyuruyor: "Hani Allah, peygamberlerden, 'Ben size Kitap ve hikmet
verdikten sonra', yani size ne kadar kitap ve hikmet vermiş olursak olalım,
"nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp
yardım edeceksiniz" diye söz almış; "Kabul ettiniz ve bu ahdimi
yüklendiniz mi?" dediğinde, İbn Abbas (r.a.), Mücahid, Rebi’ b. Enes,
Katade ve Süddi ''-şrı ısrı" kelimesini "ahdim" şeklinde tefsir
etmişlerdir. Muhammed b. İshak ise şöyle tefsir etmiştir: Yani, yüklendiğiniz
ahdimin ağırlığını, yani zor ve pekiştirilerek alınmış olan ahdimin ağırlığını
yüklendiniz mi? "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine
Allah, "O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik
edenlerdenim" buyurmuştu. ''Artık bundan sonra her kim (bu ahit ve
misaktan) dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir." Hz. Ali
b. Ebi Talib (r.a.) ile amcasının oğlu Abdullah b. Abbas (r.a.) şöyle derler: Yüce
Allah gönderdiği her peygamberden, "Şayet Allah Muhammed (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i peygamber gönderdiğinde sağ olursa mutlaka iman edeceğine
ve ona yardımcı olacağına" dair söz almıştır. Her peygambere de
ümmetinden, kendileri hayatta iken Allah (c.c) Muhammed (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'i peygamber gönderirse mutlaka ona iman edip destek vereceklerine dair
söz almalarını emretmiştir. Tavlıs, Hasan-ı Basri ve Katade ise, ''Yüce Allah
peygamberlerden birbirlerini tasdik edeceklerine dair ahit almıştır"
demişlerdir. Bunların görüşü Hz. Ali (r.a.) ile İbn Abbas (r.a.)'ın
söyledikleriyle çelişmez, onu reddetmez. Bilakis Ali (r.a.) ile İbn Abbas
(r.a.)'ın görüşü bunların söylediklerini gerektirir. Nitekim Abdurrezzak. ..
Tavus'tan Ali (r.a.) ve İbn Abbas (r.a.)'ın sözünün benzerini rivayet etmiştir.
[1453] İmam Ahmed b.
Hanbel de Abdullah b. Sabit'ten şöyle nakleder: Hz. Ömer (r.a.) Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Ya Resulullah! Ben
Kureyzaoğulları kabilesinden Yahudi bir kardeşimin yanına uğradım. Bana
Tevrat'tan bazı özlü cümleler yazdı. Onları size arz edeyim mi?" dedi.
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yüzünün rengi aniden değişti.
Abdullah b. Sabit der ki: Ömer (r.a.)'a, "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in yüzünün rengini görmüyor musun?" dedim. Böyle deyince, Ömer
(r.a.) hemen, "Rab olarak Allah'ı, din olarak İslam'ı, peygamber olarak da
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i seçtim ve razı oldum" dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sevindi ve "Canımı elinde tutan
Allah'a andolsun ki Musa (a.s) sizin aranızda olsaydı, sonra beni bırakıp ona
tabi olsaydınız sapıtmış olurdunuz. Sizler ümmetlerden benim payıma düşen
ümmet, ben de peygamberden sizin payınıza düşen peygamberim" buyurdu.
[1454] (Başka bir
hadis): Hafız Ebu Ya'la, Cabir (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kitap ehline hiçbir şey
sormayın. Çünkü onlar, kendileri sapmışken size doğru yolu gösteremezler.
Sorduğunuz taktirde ya batılı onaylama veya hakkı yalanlama konumuna
düşersiniz. Vallahi, Musa (a.s) aranızda hayatta olsaydı ona, bana tabi
olmaktan başkası helal olmazdı. "
[1455] Bazı hadislerde
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır: "Musa
(a.s) ile İsa (a.s) hayatta olsalardı, bana tabi olmaktan başka seçenekleri
olmazdı (mutlaka tabi olmaları gerekirdi). "
Çünkü son peygamber
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beşeriyetin en büyük önderidir. O herhangi
bir çağda yaşamış olursa olsun, tüm peygamberlerden önce itaat edilmesi gereken
peygamber olurdu. Nitekim peygamberler Beytulmakdis'te toplandıklarında onlara
namazı Hz. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kıldırmıştır. Yine mahşerde
Yüce Rab kulları arasındaki hükmünü vermek için geleceği mahşer gününde de
şefaat eden O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olacaktır. Ki bu sadece ona layık
görülmüş ve sadece ona verilmiş mahmud makamıdır. Diğer ulul'azm nebi ve
rasuller (NCıh, İbrahim, Musa, İsa) buna yanaşmayacak ve sonunda sıra Hz.
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e gelecek. Böylece bu makamın tek sahibi
O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olacak.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |