İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

92 - 95.ayetler

 

iyilik Makamına Ancak infakla Ulaşılır:

 

92. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça birr’e (iyilik) eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.

 

Tefsiri:

 

Vekı', tefsirinde, Amr b. Meymun'dan şöyle nakleder: " ... Birr'e (iyilik) eremezsiniz" deki birr’den maksat cennettir.

 

 

[1465] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Ebu Talha Medine'deki Ensarın en zenginiydi. En hoşuna giden mülkü ise Mescid-i Nebevi'ye bakan Beyruha adındaki bahçesiydi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' de zaman zaman oraya girer ve tatlı-hoş suyundan içerdi. "Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyilik"e eremezsiniz." ayeti nazil olunca, "Ya Resulallah! Allah (c.c), 'Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyilik"e eremezsiniz.' buyuruyor. Benim en sevdiğim malım ise Beyruha bahçesidir. Onu, Allah için sadaka olarak veriyorum. Bundan dolayı Allah'ın bana 'iyilik'i (birr) vermesini ve ahirette sevap almayı umuyorum. Ey Allah Rasulü! Bu bahçede Allah'ın sana gösterdiği şekilde tasarrufta bulun" dedi. Bunun üzerine Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Aferin, şahane! Bu, çok kazanç getiren bir mal. Bu çok kar getiren bir mal. Söylediğini duydum. Ben bunu akrabalarına vermeni uygun buluyorum" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talha, '(Buyurduğunuz şekilde) yapacağım ya Rasulallah!' diyerek, bahçeyi akrabaları ve amca çocukları arasında paylaştırdı."

Bunu Buhari ve Müslim de rivayet etmişlerdir.

 

 

[1466] Buhari ve Müslim'in rivayet ettiklerine göre Ömer (r.a.): "Ya Rasulallah! Benim elime Hayber'deki payıma düşen (bahçe) kadar hoşuma giden bir mal geçmedi. Onda ne yapmamı emredersin?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Aslını (bahçeyi) elinde tut ve meyvesini Allah için dağıt" buyurdu. Bezzar da İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder: Aklıma, "Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyilik"e eremezsiniz." ayeti geldi. Allah'ın bana verdiği nimetleri teker teker hatırımdan geçirdim de cariyem Rumiyye’den daha iyisini bulamadım. Bunun üzerine, "O Allah rızası için hürdür" dedim. Ben Allah için verdiğim bir şeyden dönecek olsaydım onunla nikahlanırdım, yani evlenirdim.

 

 

 

93. Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailOğullarına helal idi. De ki: Eğer doğru sözlü iseniz o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.

94. Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.

95. De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.

 

Tefsiri:

 

Ayetin Nüzul Sebebi:

 

[1467] İmam Ahmed b. Hanbel, Şehr kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bir grup Yahudi Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Bize, sana soracağımız ve bir peygamberden başkasının bilemeyeceği bazı şeylerden soracağız" dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Bana dilediğinizi sorun. Fakat bana Allah adına ve Yakub'un oğullarından aldığı sözü verin ki; ben size bir şeyanlatır da onun hakk olduğunu görürseniz İslam'a girip bana uyacaksınız" dedi. Onlar da, "Tamam, söylediğin gibi olsun" dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Şimdi bana dilediğinizi sorun. " buyurdu. Yahudiler şöyle dediler: "Bize, israiloğullarının kendilerine haram ettikleri yiyeceğin ne olduğunu söyle. Bize, adam ile kadının sularını, nasılolup da ondan hem erkek hem de kız oluyor bunu söyle. Ümmi peygamberin uykudaki halini söyle. Bir de O'nun meleklerden dostu kimdir?" Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlardan, bunlara cevap verdiği taktirde kendisine mutlaka uyacaklarına dair tekrar söz alıp şöyle anlatmaya başladı: "Biliyor musunuz; İsrail (Yakub) bir defasında hasta olmuştu. Hastalığı uzayınca, Allah kendisine şifa verirse en sevdiği içecek ve yiyeceği kendisine yasaklayacağına dair adakta bulundu. Onun en sevdiği yiyecek deve eti, en sevdiği içecek ise deve sütüydü. " Yahudiler buna, "Evet, Vallahi öyle" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Allah'ım! Bu durumlarına şahit ol" dedi. Sonra şöyle buyurdu: "Size, kendinden başka hiçbir ilah bulunmayan ve Musa (a.s)'a Tevrat'ı indiren Allah için soruyorum; erkeğin menisi beyaz ve koyu, kadının menisi sarı ve ince değil midir? Hangisi üstün gelirse çocuk Allah'ın izniyle ondan ve ona benzer olur. Erkeğin menisi kadının menisine üstün gelirse çocuk Allah'ın izniyle erkek, kadının menisi erkeğin menisine üstün gelirse çocuk Allah'ın izniyle kız olur, değil mi?" Onlar, "Evet" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine, ''Allah'ım! Onlara şahit ol" buyurdu. Sonra: "Size, Musa (a.s)'a Tevrat'ı indiren Allah aşkına soruyorum; bu üm mi peygamberin gözlerinin uyuyup kalbinin uyumadığını biliyor musunuz?" dedi. Onlar da, "Vallahi evet" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine, ''Allah'ım! Şahit ol" buyurdu. Yahudiler, "Şimdi de bize meleklerden dostunun kim olduğunu söyle. İşte ondaki cevabına göre yollarımızı ya birleştirir veya ayırınz" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Benim dostum Cebrail (a.s)'dır. Allah (c.c) hangi peygamberi gönderdiyse onun dostu Cebrail (a.s)'dır." buyurdu. Yahudiler bu cevap üzerine, "İşte şimdi senden ayrılacağız. Senin dostun başka bir melek olsaydı sana uyacaktık" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah, "De ki: Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah'ın izniyle Kur'on'ı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve mü'minler için de müjdeci olarak o indirmiştir." (Bakara, 97) Bunu İmam Ahmed b. Hanbel, bundaki gibi Haşim b. Kasım'ın Abdulhamid'den rivayeti yanında, Hüseyin b. Muhammed'in Abdulhamid'den nakliyle de rivayet etmiştir.

 

 

[1468] (Hadisin Başka Tariki:) İmam Ahmed b. Hanbel, Said b. Cübeyr (r.a.) kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Bir grup Yahudi Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Ey Ebu Kasım! Biz sana beş şey soracağız. Eğer bize bunların cevabını söylersen peygamber olduğunu anlayıp sana tabi olacağız." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlardan YakOb (a.s)'ın oğullarından, "Allah söylediklerimize şahittir" diyerek ahit aldığı gibi ahit aldı. Sonra, "Getirin sorularınızı" buyurdu. "Peygamberin alameti nedir?" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Gözleri uyur, ama kalbi uyumaz" diye cevap verdi. "Kadının hangi durumda erkek, hangi durumda kız çocuğu doğurduğunu söyle" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "İki meni buluşur. Eğer erkeğin menisi kadının menisine galip gelirse kadın erkek çocuğu doğurur, kadının menisi erkeğin menisine galip gelirse kadın kız çocuğu doğurur." buyurdu. Yahudiler, "Bize YakOb (a.s)'ın kendisine yasakladığı şeyi söyle" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Yakub (a.s) siyatik (diz ağrısı) hastalığından rahatsız idi ve kendisine sadece şu şu hayvanların sütlerinin zarar vermediğini gördü. (İmam Ahmed b. Hanbel der ki: Bazıları bahsedilen hayvanın deve olduğunu söylemişlerdir) Öyle olunca onların etini kendisine haram kıldı." buyurdu. Yahudiler: Doğru söyledin, dediler. Sonra, "Bize bu şimşeği (ra' d) anlat" dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ra'd, Allah'ın (c.c) bulutlar için görevlendirdiği bir melektir. Elinde ateşten kamçılar vardır ve onlarla bulutları Allah'ın (c.c) emrettiği yerlere iter ve sürer." buyurdu. Yahudiler, "O halde bu işittiğimiz ses nedir?" dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "O meleğin sesidir" buyurunca, "Doğru söyledin" dediler. "Geriye tek bir şey kaldı, onu da söylersen sana uyacağız. Her peygamberin kendisine haberler getiren bir meleği vardır. Bize senin meleğinin kim olduğunu söyle." dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Cebrail (a.s)'dır. " buyurdu. Bunun üzerine "Harp, savaş ve azapla inen o Cebrail bizim düşmanımızdır. Rahmet, yağmur ve bitkiyle gelen Mikail'i söyleseydin kabul ederdik" dediler. Bunun üzerine, Allah (c.c), "De ki: Cebrail'e kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allah'ın izniyle Kur'an'ı önce gelen kitapları doğrulayıcı, mü'minler için bir hidayet ve müjde olarak senin kalbine o indirmiştir. " (Bakara, 97) ayetiyle sonraki ayeti indirdi.

 

Bunu Tirmizi ile Nesai, Abdullah b. Velid el-İcli'nin rivayetiyle benzer bir lafızla rivayet etmişlerdir. Tirmizi, "Hasen, garip hadistir" demiştir. İbn Cüreyc ile Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: İsrail -yani Yakub- (a.s)'ı geceleri diz ağırısı tutar, onu rahatsız ve huzursuz edip uyutmazdı. Gündüz ise bu ağrı giderdi. Yakub (a.s), Allah (c.c) kendisinin de hiçbir çocuğunun da damar yemeyeceğine dair Allah için adakta bulundu. Dahhak ile Süddi böyle rivayet etmişlerdir. Bunu Taberi de tefsirinde böyle rivayet etmiş ve anlatmış ve şöyle demiştir: Oğulları da babalarına uyma ve yolunu takip etme adına babalarına uyarak bunu kendilerine haram edip yemediler.

 

 

Ayetlerin Açıklaması:

 

"Tevrat'ın indirilmesinden önce", yani, Yakub (a.s) bunları kendisine daha Tevrat inmeden önce yasaklamıştı. Bu ayetle önceki ayet arasında iki bağ ve ilişki bulunmaktadır. Birincisi: Yakub (a.s) kendisine en sevdiği şeyi yasaklamış ve onu Allah rızası için terk etmiştir. Ki bu onların şeriatında caizdi. Bunun, öncesindeki, "Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyilik"e eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir." ayetinden sonra inmesinde bir anlam vardır ki o da şudur: Bizim şeriatımızda meşru olan da kulun sevdiği ve arzuladığı şeyleri Allah'a itaat ve ibadet yolunda infak etmesidir. Nitekim Yüce Allah başka ayetlerde şöyle buyurur:

 

"Malmı, sevdiği ve hoşlandığı halde veren ... " (Bakara, 177) "Onlar (ebrar kullar) yoksula, yetime ve esire, sevdikleri halde yiyecek yedirirler." (İnsan, 8)

 

İkisi arasındaki ikinci münasebet: Daha evvel geçen ayetlerde Hristiyanlardan ve onların Hz. İsa (a.s) hakkındaki batıl inançlarından bahsedilip görüşleri çürütüldü, İsa (a.s) ile annesi hakkındaki hakikat ve gerçek yakin derecesinde ortaya çıktı. Allah'ın (c.c), kudreti ve dilemesiyle O'nu (a.s) nasıl yaratbğı ve yüce Rabbe ibadete çağırmak üzere İsrailoğullarına gönderildiği anlatıldı. Yüce Allah şimdi de Yahudilere -Allah onlara lanet eylesin- reddiye vermeye, vukuunu ve mümkün olduğunu inkar etmiş oldukları neshin gerçekleşmiş olduğunu açıklamaya başlamıştır. Çünkü Yüce Allah, Yahudilerin Tevrat kitabında, Nuh (a.s) gemiden çıktığında Allah'ın (c.c) ona yeryüzündeki tüm hayvanları helal kıldığını, daha sonra Yakub (a.s)'ın deve eti ile sütünü kendisine yasakladığını, oğullarının bunda ona uyduklarını bildirmiştir. Tevrat da bunların ve bunlara ilave olarak başka şeyleri haram kılındığı hükmünü getirmiştir. Mesela, Yüce Allah Adem (a.s)'a kızlarını oğullarıyla evlendirmeyi helal kılmıştır. Bu, daha sonra haram kılındı. İbrahim (a.s)'ın şeriatında cariyeyi odalık edinmek helaldi. Nitekim İbrahim (a.s) da Sara üzerine cariyesi Hacer'i odalık edindiğinde böyle yapmıştı. Fakat bu, Tevrat'ta Yahudilere haram kılındı. İki kız kardeşi bir anda nikah altında bulundurmak da 'helaldi ve Yakub (a.s) iki kızkardeşle evlenmişti. Sonra bu, onlara Tevrat'ta haram kılındı. Bunların hepsi Tevrat'ta vardır ve bu neshin ta kendisidir. Bu durum Allah'ın (c.c) İsa (a.s) ile gönderdiği şeriatta da aynıdır. Allah (c.c) Tevrat'ta haram kılınan bir takım şeyleri onda helal kılmıştır. Peki, onlar neden bunlarda İsa (a.s)'a tabt olmadılar, bilakis yalanlayıp muhalefet ettiler? Aynı şekilde Yüce Allah Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i dosdoğru din, sırat-ı müstakim ve atası İbrahim (a.s)'ın dini üzere gönderdiğinde neden ona uymuyorlar?

 

İşte bu yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailOğullarına helal idi." Yani, Tevrat inmeden önce İsrail (a.s)'ın kendisine haram kıldığının dışında her yiyecek İsrailoğullarına helaldi. Yüce Allah ardından şöyle buyuruyor: "De ki: Eğer doğru sözlü iseniz o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun." Çünkü Tevrat bizim söylediklerimizin aynısını söylemektedir. ''Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa", yani, neshin gerçekleştiğine dair açıklamalarımızdan ve bunun doğru olduğu apaçık belli olduktan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurur ve Allah'ın (c.c) onlara Cumartesi'yi ve ebediyete kadar Tevrat'a tutunmayı emrettiğini, Musa'dan sonra delil ve hüccetlerle Allah'a çağıran başka hiçbir peygamber göndermeyeceğini iddia ederse, "işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler. "

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "De ki: Allah doğruyu söylemiştir." Yani: Ey Muhammed! Onlara de ki: Allah (c.c) Kur'an'da bildirdiği ve haber verdiği şeylerde doğru söylemiştir. "Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. o, müşriklerden değildi." Yani, Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in diliyle koymuş olduğu İbrahim'in dinine uyun. Çünkü o hiçbir şüphe ve kuşkunun bulunmadığı hakikattir. O hiçbir peygamberin daha mükemmel, daha açık, daha eksiksiz ve tam olanını getirmediği yoldur. Yüce Allah başka ayetlerde de şöyle buyurur:

 

"De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, dosdoğru dine, Allah'ı birleyen İbrahim'in dinine iletti. O, ortak koşanlardan değildi." (En'am, 161) "Sonra da sana, 'Doğru yola yönelerek İbrahim'in dinine uy! O müşriklerden değildi' diye vahyettik." (Nahl, 123)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

96. Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev Mekke'deki (Kabe)dir.

97. Orada apaçık nişaneler, (mesela) İbrahim'in makamı vardır. Oraya kim girse emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilsin ki Allah bütün alemlerden müstağnidir.