|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Al-i İmran Suresi 102 ve 103.ayetler |
Allah'tan Hakkıyla
Korkmak ve ipine Sarılmak:
102. Ey iman edenler!
Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün.
103. Hep birlikte Allah'ın
ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini
hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi
birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz
bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah
size ayetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
Tefsiri:
İbn Ebi Halim, İbn
Mes'ud (r.a.)'tan, "Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun" buyruğu
hakkında şöyle rivayet etmiştir: "Bu (Allah'tan O'na yaraşır şekilde
korkmak); Allah'ın emirlerine itaat edilip karşı gelinmemesi, zikredilip
unutulmaması, şükredilip nankörlük yapılmamasıdır." Bunun senedi sahihtir.
[1491] İbn Merduyeh ise
bunu İbn Mes'ud (r.a.)'ın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den
naklettiği bir hadis-i olarak şöyle rivayet etmiştir: "Bu Allah'ın
emirlerine itaat edilip karşı gelinmemesi, şükredilip nankörlük yapılmaması ve
zikredilip unutulmamasıdır. " Bunu Hakim de
Müstedrek'inde yine İbn Mes'ud (r.a.)'ın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'den naklettiği bir hadis-i şerif olarak zikretmiş, sonra, "Buhari
ve Müslim tahric etmemiş olsalar da bu senedi sahih bir hadistir."
demiştir. Hakim böyle demiştir, fakat bunun İbn Mes'ud
(r.a.)'ın sözü olması daha kuvvetlidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. İbn Ebi
Hatim, daha şöyle der: Mürre el Hemedanı, Rebi' b. Hüşeym, Amr b. Meymun,
İbrahım enNehai, Tavus, Hasan, Katade, Ebu Sınan ve Süddi'den de buna benzer
sözler rivayet edilmiştir. Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir:
Kişi dilini
hapsetmedikçe Allah'tan hakkıyla sakınmış olamaz.
Said b. Cübeyr, Ebu
Aliye, Rebi' b. Enes, Katade, Mukatil b. Hayyan, Zeyd b. Eslem, Süddi ve
başkalarına göre bu ayet, "Şu halde Allah'tan gücünüz yettiğince Allah'tan
sakının" (Teğabun, 16) ayetiyle neshedilmiştir. Ali b. Ebi Talha, İbn
Abbas (r.a.)'tan ise şöyle dedikleri rivayet etmiştir: ''Allah'tan, O'na
yaraşır şekilde korkun" ayeti neshedilmedi. Fakat "Allah'a yaraşır
şekilde korkmaktan" maksat Allah yolunda tüm gayretleriyle cihad etmeleri,
Allah yolunda kimsenin kınamasından korkmamaları, kendileri, babaları ve
oğulları aleyhine de olsa adaletli olmalarıdır.
"Ve ancak
Müslümanlar olarak ölün." buyruğunun manası ise şudur: Sağlıklı ve
selamette iken Müslümanlığınızı muhafaza edin ki Müslümanlar olarak ölesiniz.
Çünkü kerem sahibi Allah'ın kuralı (sünnetullah) şudur ki; kim ne hal üzere
yaşarsa o hal üzere ölür ve kim ne hal üzere ölürse o hal üzere diriltilir.
İslam'dan başka din üzere ölmekten Allah'a sığınırız.
[1492] İmam Ahmed b.
Hanbel, Mücahid'den şöyle rivayet etmiştir: İnsanlar Kabe'yi
tavaf ediyorlardı ve İbn Abbas (r.a.) da oturmakta olup yanında Mihcen
bulunuyordu. dedi ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu: '''Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde
korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün. ' Bir damla zakkum dünyaya damlasaydı
yeryüzündekilerin yaşamlarını altüst ederdi. Siz bir de yegane
yiyeceği zakkum olan kimseyi düşünün; hali nice olur?" Bunu ayrıca
Tirmizi, Nesai, İbn Mace ile İbn Hibban, Sahih'inde ve Hakim,
Müstedrek'inde rivayet etmişlerdir. Tirmizi, "Hasen ve sahihtir"; Hakim de, "Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da
onların koşullarını taşıyan sahih bir hadistir" demiştir.
[1493] İmam Ahmed b.
Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim cehennem'den uzak
kılınmayı ve cennet'e girmeyi istiyorsa; ölüm ona Allah'a ve ahiret gününe iman
etmekte, insanlara da kendisine davranılmasını istediği gibi davranmakta iken
gelsin. "
[1494] İmam Ahmed b.
Hanbel, Cabir (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'i vefatından üç gün önce şöyle buyururken işittim: "Sizden biri
ölürken mutlaka Aziz ve Celil olan Allah'a hüsn-ü zan besler halde ölsün.
" Bunu Müslim de rivayet etmiştir.
[1495] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah der ki: Ben kulum un bana
beslediği zannı üzereyim; hakkımda iyi zanda bulunursa kendisine o, kötü zanda
bulunursa yine o zannettiği (kötü) verilecektir. "
[1496] Bu hadisin metni
Buhari ve Müslim'de de vardır. Onların Ebu Hureyre (r.a.)'tan başka bir kanalla
rivayet ettikleri hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurmuştur: ''Allah şöyle buyurur: 'Ben kulumun bana beslediği zannı üzereyim.
'''
[1497] Hafız Bezzar, ...
Cafer b. Süleyman'dan, o Sabit'ten, o da Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet
etmiştir: Ensar'dan biri hastaydı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ziyaretine giderken onunla çarşıda karşılaştı ve selam verdi. Ardından,
"Nasılsın ey filan?" diye sordu. "İyiyim ey Allah Rasulü!
Allah'a ümit besliyor, günahlarımdan korkuyorum" dedi. Bunun üzerine Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Hangi kulda böyle iken ikisi
birden bulunursa mutlaka Allah (c.c) ona umduğunu verir ve korktuğundan
emniyette eyler" buyurdu. Bezzar daha sonra, "Bunu Sabit'ten rivayet
eden Cafer b. Süleyman'dan başka birini bilmiyoruz" demiştir. Bunu
Tirmizi, Nesai ve İbn Mace de Enes b. Malik (r.a.)'ın rivayetiyle tahric
etmişlerdir. Tirmizi, "Gariptir. Bazıları bunu Sabit'ten mürselolarak
rivayet etmişlerdir" demiştir.
[1498] İmam Ahmed'in Hakim b. Hizam'dan rivayet ettiği, "Ben yere ancak
ayakta iken kapanacağıma dair Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e biat
ettim" hadisine gelince; bunu Nesai Sünen'inde ve "Secdeye nasıl
gidilir" başlığı altında tahric etmiştir. Buna farklı manalar da
verilmiştir. Kimine göre manası "Ancak Müslüman olarak ölmeye"
şeklindedir. Kimine göre ise, "Düşmandan kaçarken değil, saldırırken
öldürüleceğime dair" şeklindedir ve sonuç itibariyle bunun manası ilki
gibidir.
"Hep birlikte
Allah'ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın." Allah'ın ipine sarılmayı
bazıları, "Allah'a verdiği söze bağlı kalmak" diye tefsir
etmişlerdir. Tefsiri birazdan yapılacak olan şu ayetteki "Allah'ın
bağı" ifadesinin "Allah'tan bir ahit ve zimmet" manasında olduğu
gibi, "Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine
ve insanların (müminlerin) ipine (himayesine) sığınmadıkça kendilerine zillet
(damgası) vurulmuştur" (Al-i İmran, 112)
Kimine göre ise
"Allah'ın ipi"nden kasıt Kur'an-ı Kerim'dir.
[1499] Nitekim Haris
el-A'ver kanalıyla Ali (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
nispet edilerek rivayet edilen bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "Kur'an
Allah'ın sapsağlam ipi ve dosdoğru yoludur. "
[1500] Bu konuda aynı manada
bir de hadis vardır: İmam Taberi, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet
etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah'ın
Kitabı gökten yere uzattığı ipidir. "
[1501] İbn Merduyeh de
İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü şöyle buyurdu:
"Şüphesiz bu Kur'an Allah'ın sağlam ipidir. Bu apaçık nur, faydalı
ilaçtır. Kendine tutunanı koruyucu, kendine uyanı kurtarıcıdır. " Huzeyfe
(r.a.) ile Zeyd b. Erkam (r.a.)'tan da benzer hadis-i şerifler rivayet
edilmiştir. Veki' der ki: ... Ebu Vail'den; Abdullah şöyle dedi: Burası
birilerinin geldiği ve bulunduğu yoldur ki o şeytandır. Ey Abdullah, bu yola
gel. Siz Allah'ın ipine sarılın. Çünkü Allah'ın ipi Kur’an' dır.
Yüce Allah ardından,
"Parçalanmayın." buyurarak Müslümanlara birlik olmayı emredip
parçalanmaktan men ediyor. Tefrikadan men eden, birlik ve beraberlik içinde
olmayı emreden birçok hadis de vardır.
[1502] Müslim'in Ebu
Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiği bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah sizdeki üç şeyden hoşnut olur, üç
şeye kızar. Sizin Allah'a ibadet edip ona hiçbir şeyi ortak koşmamanızdan,
toptan Allah'ın ipine sarılıp parçalanmamanızdan, Allah'ın yönetiminize
geçirdiği kimseyle karşılıklı nasihatleşmenizden hoşnut olur. Şu üç şeyden
dolayı da size kızar: dedikodudan, çok soru sormaktan ve malı boşa harcamaktan.
"
Bu ümmete ittifak
edecekleri görüşlerin hatalı olmayacağı garantisi verilmiştir. Bu hususta da
birçok hadis vardır. Ümmetin bölünüp parçalanmasından endişe duyulmuş, ümmet de
sonunda bölünmüş ve yetmiş üç fırkaya ayrılmıştır. Bunların biri kurtulan
gruptur (Fırka-ı Naciye). Cehennem azabından güvende olacak ve selamet içinde
cennet’e girecekler bu topluluk Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ve
ashabının yolunda olanlardır.
Yüce Allah devamla şöyle
buyuruyor: "Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize
düşman kişilerdiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti
sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında
iken oradan da sizi O kurtarmıştı. .. " Bu ayet
esasen Evs ve Hazrec kabileleri hakkındadır. Zira,
cahiliye döneminde bu iki kabile arasında birçok savaş olmuştu. Birbirlerine
şiddetli düşmanlık, kin ve nefretten dolayı aralarında uzun savaşlar ve büyük
olaylar olmuştu. İslam gelip bunlardan bazıları Müslüman olunca bunlar Allah'ın
rızası için birbirlerini seven, Allah için ilişki içinde olan, iyilik ve
takvada yardımlaşan kardeşler oluverdiler. Yüce Allah bu hususu başka bir yerde
de şöyle ifade etmiştir: "O, seni yardımıyla ve mü'minlerle
destekleyendir. Ve (Allah), onların kalplerini birleştirmiştir. Sen yeryüzünde
bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini birleştiremezdin, fakat
Allah onların aralarını bulup kaynaştırdı. " (Enfal, 62-63)
Gerçekten de onlar kafir olmaları sebebiyle cehennem çukurunun hemen
kıyısındaydılar. Allah (c.c) imana iletmek suretiyle onları bundan
kurtarmıştır. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' de Huneyn günü de bu kabilelere
aynı nimeti hatırlatmış ve onunla minnette bulunmuştur.
[1503] Zıra Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetleri Allah'ın gösterdiği
doğrultuda paylaştırırken bazılarına daha fazla vermesinden dolayı Ensar'dan
bazıları homurdanmış, bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onlara şu konuşmayı yapmıştı: "Ey Ensar topluluğu! Ben sizi şaşkın ve
sapkın bir halde buldum da Allah (c.c) size benim vesilemle hidayet etmedi mi?
Paramparça iken Allah sizi benimle birleştirmedi mi? Siz fakir iken Allah sizi
benim sayemde zenginleştirmedi mi?" Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) her cümlesinde Ensar, "Allah ve Rasulü herkesten lütufkardır!" dediler.
[1504] Muhammed b. İshak
ve başkaları şöyle demişlerdir: Bu ayet Evs ve Hazrec kabileleri hakkında indi.
Zira, Yahudilerden biri Evs ve Hazrec kabilelerinden
bir grup insanın yanından geçerken onların içinde bulundukları birlik ve
muhabbeti kıskandı. Sonra yanlarına giderek daha önce aralarında geçen Buas
savaşıyla diğer savaşları anlatması için birisini gönderdi. O da söylediğini
yaptı. Bunu adet haline getirip sürekli yapınca bir süre sonra bunlar arasında
kavmiyetçilik duyguları kabardı. Birbirlerine öfkelenip kızdılar ve cahiliyye
şiarlarıyla seslendiler. Silahlarını temin edip şehir dışında buluşarak
savaşmak üzere anlaştılar. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu
duyunca yanlarına geldi. Onları sakinleştirmeye çalışıyor, "Ben aranızda
iken cahiliyye davası gütmeye mi başladınız?" diyordu. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) sonra onlara bu ayeti okudu. Sonunda yaptıklarına pişman olup
barıştılar, birbirlerine sarılıp silahlarını attılar. İkrime ise bu ayetin Hz.
Aişe (r.anha)'ya iftira (ifk) meselesinde ortalığı
velveleye veren ve birbiriyle atışan Ensar hakkında indiğini söylemiştir.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |
107. Yüzleri ağaranlar ise, onlar Allah'ın rahmeti
içindedirler; orada ebedi kalacaklardır.
109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler,
dönüp dolaşıp Allah'a varır.