|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Al-i İmran Suresi 110 – 112.ayetler |
En Hayırlı Ümmet:
110. Siz, insanların
iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten
meneder ve Allah'a inanırsınız: Ehl-i kitap'ta inansaydı, elbet bu, kendileri
için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan
çıkmışlardır.
111. Onlar (Ehl-i
kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek
olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.
112. Onlar (Yahudiler)
nerede bulunurlarsa bulunsunlar kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur.
Bundan ancak Allah'ın ipi ve insanların ipi sayesinde kurtulabileceklerdir.
Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar,
Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri
öldürüyorlardı. Bu da onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
Tefsiri:
Allah Teala, Muhammed
ümmetinin tüm ümmetlerin en hayırlısı ve üstünü olduğunu bildirerek şöyle
buyuruyor: "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı
ümmetsiniz." İmam Buhari, Ebu Hazim’den şöyle rivayet etmiştir: Ebu
Hureyre (r.a.), "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı
ümmetsiniz" ayeti hakkında şöyle dedi: "Sizler insanlara en hayırlı
ve faydalı insanlarsınız. İslam'a girmeleri için onları boyunlarında
zincirlerle getirirsiniz." İbn Abbas (r.a.), Mücahid, Atiyye el-Avfi,
İkrime, Ata ve Rebi’ b. Enes de, "Siz, insanların iyiliği için ortaya
çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz" ayetini aynı şekilde şöyle tefsir
etmişlerdir: Sizler insanlara en faydalı ve en yararlı insanlarsınız. Yani,
Muhammed ümmeti en hayırlı ümmet ve insanlara en faydalı insanlardır. Bu yüzden
ardından (bunu açıklayıcı olarak) şöyle buyurulmuştur: "İyiliği emreder;
kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız. "
[1510] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Leheb'in kızı Düre'den şöyle rivayet etmiştir: Bir adam minber
üzerinde iken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Ey
Allah Rasulü! En hayırlı insanlar kimlerdir?" diye sordu. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "En çok Kur'an okuyan, Allah'tan en çok
sakınan, iyiliği emredip kötülükten sakındırmayı ve sıla-ı rahmi en çok
yapandır." buyurdu. Ahmed b. Hanbel, Nesai ve Hakim -Müstedrek'indeSaid b.
Cübeyr (r.a.)'tan İbn Abbas (r.a.)'ın, "Siz, insanların iyiliği için
ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz" ayeti hakkında şöyle dediğini
rivayet etmişlerdir: Onlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
Mekke'den Medine'ye hicret eden Muhacir'lerdir. Fakat doğru görüş bu ayetin tüm
ümmet hakkında genelolduğudur. Her bir nesli ve çağı fazilet bakımından
farklılık arzetse de sonuçta en faziletli ümmettir. Bu ümmetin en hayırlı ve
faziletli nesli Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in gönderildiği
nesil, sonra ardındaki nesil, daha sonra onun ardından gelen nesildir. Nitekim
Yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyurmuştur: "İşte böylece sizin insanlığa
şahitler olmanız, Rasul'ün de size şahit olması için sizi vasat" yani en
hayırlı "bir ümmet kıldık." (Bakara, 143)
[1511] Ahmed b. Hanbel,
Tirmizi, İbn Mace ve Hakim, Muaviye b.
Hayde’den şöyle rivayet
etmişlerdir: Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Siz
(insanları) yetmiş ümmete tamamlıyorsunuz ve Allah katında hepsinden daha
hayırlı ve daha değerli olan sizsiniz. " Bu meşhur bir hadistir. Tirmizi
hasen olduğunu söylemiştir. Bu hadis benzer lafızla Muaz b. Cebel (r.a.) ile Ebu
Said el-Hudri (r.a.) kanalıyla da rivayet edilmiştir.
Bu ümmet hayırlarda ve
faziletlerde bu makama peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
sebebiyle ulaşmıştır. Çünkü O, Allah katında kulların en üstünü, peygamberlerin
en kıymetlisidir. Yüce Allah onu daha önce hiçbir nebi ve Rasule vermediği
mükemmel ve büyük bir şeriatla göndermiştir. Dolayısıyla onun metod ve yoluna
göre yapılan az amel, diğerlerine göre yapılan çok amelden daha hayırlıdır.
[1512] Nitekim İmam Ahmed
b. Hanbel, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Bana, daha önce hiçbir peygambere verilmeyen şeyler
verildi. " buyurdu. Biz: "Ya Rasulallah! Onlar nelerdir?" diye
sorduk. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben (kafirlerin
kalplerine) korku salmakla desteklendim. Bana yeryüzünün anahtarları verildi.
Adım Ahmed konuldu. Toprak bana temiz kılındı. Ümetim de ümmetlerin en
hayırlısı ve üstünü kılındı." buyurdu. Hadisi bu kanalla sadece İmam Ahmed
b. Hanbel rivayet etmiştir. Senedi hasendir.
[1513] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ümmü Derda'dan şöyle rivayet etmiştir: Ebu Derda (r.a.)'tan şöyle
işittim: Ebu Kasım'ı şöyle derken işittİm -Ümmü Derda der ki: Ebu Derda'yı ne
önce ne sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i bu şekilde
künyesiyle anarken görmedim-: "Yüce Allah şöyle dedi: 'Ey İsa! Ben senden
sonra öyle bir ümmet göndereceğim ki onlar arzuladıkları ve hoşlarına giden
şeylere sahip olduklarında hamd ve şükrederler. Hoşlanmadıkları şeyler başlarına
gelirse o durumda da sevabını Allah'tan umarak sabrederler. Üstelik onların
(esasen) ilimleri de hilimleri de yoktur.' İsa (a.s), 'Rabbim, hiçbir hilim ve
ilimleri yokken bunu nasıl yapacaklar?' dedi. Yüce Allah, 'Ben onlara hilm ve
ilmimden vereceğim' buyurdu. "
Konuyla Alakalı Bazı
Hadisler:
[1514] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Bekir (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bana hesap görmeden cennet’e girecek
yetmiş bin kişi lutfedildi. Onların yüzleri ayın on dördü gibi parlak, kalpleri
bir kişinin kalbi gibidir. Rabbimden daha da artırmasını istedim de her birine
yetmiş bin kişi verdi. Öyle inanıyorum ki bu, köylülere kadar ulaşacak ve
çöllerin kenarlarındakilere kadar erişecektir. "
[1515] (Başka bir
hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Bekr es-Sehmi'den, o Hişam b.
Hassan'dan, o Kasım b. Mihran'dan, o Abdurrahman b. Ebi Bekr'den Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Rabbim bana cennet’e hesapsız girecek yetmiş bin kişi verdi." Ömer
(r.a.), "Daha fazlasını isteseydin?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Fazlasını istedim ve bana her bir kişi için yetmiş bin
daha verdi." buyurdu. Ömer (r.a.) yine, "Daha fazlasını
isteseydin?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Fazlasını istedim de bana bu kadar verdi" buyurdu. Ravilerden
Abdullah b. Bekr bunu söylerken ellerini öne doğru açmış, kulaçlarını
yaymıştır. Hişam ise şöyle demiştir: Bu Allah'tandır, ne kadar olduğu bilinemez.
[1516] (Başka bir
hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Şurayh b. Ubeyd'den şöyle rivayet etmiştir:
Sevban Humus'ta iken hastalandı. Oranın valisi Abdullah b. Kurt el-Ezdi idi ve
onu ziyaret etmedi. Kelai kabilesinden biri onu ziyarete geldiğinde Sevban ona,
"Yazı yazmayı biliyor musun?" diye sordu. O, "Evet"
deyince, "O zaman bir mektup yaz" dedi ve vali Abdullah b. Kurt'a
şöyle yazdırdı: "Allah Resulü'nün dostu Sevban'dan! Yanında Musa (a.s)
veya İsa (a.s)'ın bir hizmetçisi olsaydı (ve de hastalansaydı) onu ziyaret
ederdin!." Sonra mektubu katladı ve ona, "Bunu valiye ulaştırır
mısın?" dedi. O da "Evet" dedi. Adam gitti ve mektubu Abdullah
b. Kurt'a teslim etti. Abdullah mektubu okur okumaz irkilerek ayağa kalktı.
İnsanlar, "Ne oldu, bir durum mu var?" dediler. Bunun üzerine vali
Sevban'ın yanına gelerek onu ziyaret etti. Yanında bir süre oturduktan sonra
kalktı. Sevban elbisesini tuttu ve şöyle dedi: Otur da sana Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğim bir hadisi anlatayım. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Muhakkak
ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız ve azapsız cennet'e girecek. Bunların her
1000 kişiyle de 70 bin kişi daha girecek. " Hadisi bu vecihten sadece İmam
Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir. Senedindeki ravilerin tamamı Şamlı ve Humuslu
sika ravilerdir. Dolayısıyla bu, Allah'a hamd-u senalar olsun, sahih bir
hadistir.
[1517] Taberani ...
Şurayh b. Ubeyd'den, o Ebu Esma er-Rahabi'den, o da Sevban (r.a.)'tan şöyle
rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken
işittim: "Şüphesiz Aziz ve Celil olan Rabbim bana ümmetimden yetmiş bin
kişinin hesaba çekilmeyeceğini, bunların her biniyle beraber yetmiş bin kişinin
daha böyle olacağını vaad etti. " Muhtemelen mahfuz olan budur; yani
Şurayh ile Sevban arasında Ebu Esma erRahabi vardır. Doğrusunu en iyi Allah
bilir.
[1518] (Başka bir
hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Bir
gece Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında uzun uzun konuştuk.
Ertesi sabah yanına vardığımızda şöyle buyurdu:
"Bu gece
peygamberler ümmetleriyle birlikte bana gösterildiler. Bir peygamber yanında
bir kişiyle, bir peygamber yanında iki kişiyle, bir peygamber beraberinde küçük
bir grupla geçiyordu. Bir peygamberin yanında da hiç kimse yoktu. Sonra
yanımdan İsrailOğullarından kalabalık bir toplulukla Musa (a.s) geçti. Hoşuma
gittiler ve "Bunlar kimdir?" diye sordum. "Bu kardeşin Musa
(a.s), beraberindekiler de israiloğullarıdır." denildi. Sonra, "Benim
ümmetim nerede?" dedim. "Sağına bak" denildi. Baktım ki tepeleri
insan yüzleri kaplamış. Sonra bana, "Soluna bak" denildi. Baktım ki
ufku insan yüzleri kaplamış. Bana, "Razı oldun mu?" denildi.
"Razı oldum ey Rabbim" dedim. Bana, "Bunlarla birlikte yetmiş
bin kişi de cennet'e hesapsız girecek" denildi." Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra bize şöyle buyurdu: ''Annem babam size feda
olsun. Yetmiş binden biri olabilirseniz olun. Olamazsanız tepedekilerden olun.
Onlardan da olamazsanız ufku kaplayanlardan olun. Çünkü ben orada insanların
birbirine girip karıştıklarını (çok kalabalık olduklarını) gördüm." Bunun
üzerine Ukkaşe b. Muhsan ayağı kalkarak, "Ya Resulullah! Yetmiş bin
arasında olmam için Allah'a dua et!" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ona dua etti. Sonra bir adam daha kalktı ve "Ya
Resulullah! Beni onlardan eylemesi için de Allah'a dua et!" dedi. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ukkaşe senden önce
davrandı" buyurdu. Sonra konu üzerinde sohbete daldık. "Bu yetmiş bin
kişi kimler acaba?"; "İslam üzere doğup Allah'a hiçbir şeyi ortak
koşmadan o hal üzere ölen kimseler olmalı" gibi sözler söylüyorduk.
Konuşmalarımız Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca şöyle
buyurdu: "Onlar dağlama yaptırmayan, rukye yaptırmayan, uğursuzluk inancı
olmayan ve sadece Rabblerine tevekkül eden kimselerdir. " İmam Ahmed b.
Hanbel, bu senetle böyle rivayet etmiştir. Başka bir tarikle yaptığı rivayette
şu ziyade vardır: "Rabbim razı oldum, Rabbim razı oldum" dedim.
"Razı oldun mu?" buyurdu. "Evet" dedim. Bana "Soluna
bak" buyurdu. Baktım ki ufku insanların yüzleri kaplamış. "Razı oldun
mu?" diye buyurdu. "Razı oldum" dedim. " Hadis bu kanalla
sahih olup İmam Ahmed b. Hanbel'den başkası tahric etmemiştir.
[1519] (Başka bir hadis):
Ahmed b. Meni' ... İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bana ümmetlerin toplanma
anındaki halleri gösterildi. Ümmetimin gelişi gecikti. Sonra onları görünce
sayıları ve halleri hoşuma gitti ve mutlu oldum; ovaları ve dağları
doldurmuşlardı. Yüce Allah, "Hoşnut oldun mu ey Muhammed?" buyurdu.
"Evet" dedim. "Bunlarla beraber yetmiş bin kişi de hesap
görmeden cennet'e girecekler. Onlar rukye (muska) ve dağlama yaptırmayan ve
sadece Rabblerine tevekkül eden kimselerdir" buyurdu." Bunun üzerine
Ukkaşe b. Muhsan ayağı kalkarak, "Ya Resulullah! Beni yetmiş binden
yapması için Allah'a dua et!" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), "Sen onlardan olacaksın" buyurdu. Sonra başka bir adam
kalkarak, "Ya Resulullah! Beni onlardan etmesi için Allah'a dua et!"
dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ukkaşe seni
geçti" buyurdu. Bunu Hafız Ziya el-Makdisı rivayet etmiş ve "Bana
göre bu Müslim'in koşullarını taşıyan bir hadistir" demiştir.
[1520] Taberani, İmran
b. Husayn (r.a.)'tan şöyle rivayet eder:
Allah Resulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız cennet'e
girecek." buyurdu. "Onlar kimlerdir?" diye sorulunca, "Onlar
dağlama ve muska yaptırmayan, uğursuzluk inancı olmayan ve sadece Rabblerine
dayanıp tevekkül eden kimselerdir" buyurdu. Bunu Müslim, Hişam b.
Hassan'dan rivayet etmiştir. Ukkaşe olayı bunda da geçmektedir.
[1521] (Başka bir
hadis): Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinledim:
"Ümmetimden yetmiş
bin kişilik bir zümre cennet’e (direk) girecektir. Bunların yüzleri ayın on
dördü gibi parlak ve aydın olacaktır." Ebu Hureyre (r.a.) devamla şöyle
der: Bunun üzerine Ukkaşe b. Mihsan el-Esedı, üzerindeki çizgili elbiseyi
kaldırarak ayağa kalktı ve "Ey Allah'ın Resulü! Beni onlardan kılması için
Allah'a dua et" dedi. Allah Resulü, ''Allah'ım! Bunu onlardan kıl"
diye dua etti. Daha sonra Ensar'dan bir adam ayağa kalkarak, "Ey Allah'ın
Resulü! Allah'a beni onlardan kılması için dua et" deyince, Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ukkaşe senden önce davrandı" buyurdu.
[1522] Taberani, Sehl b.
Sa'd es-Saidı (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Muhakkak ümmetimden yetmiş bin kişi
-veya yedi yüz bin kişi- (direkt) cennet’e girecek. Bunlar birbirlerine
tutunarak girerler ve en arkadakiler girmeden en öndekiler girmez (hepsi bir
anda girer). Bunların yüzleri de ayın on dördüncü gecesindeki gibi (parlak)
olacak. "
[1523] (Başka bir
hadis): İmam Müslim Sahih'inde Husayn b. Abdurrahman'dan şöyle nakleder: Said
b. Cübeyr'in yanındaydık. "Dün akşam düşen yıldızı hanginiz gördü?" dedi.
"Ben (gördüm) dedim." Sonra "Namazda değildim, fakat beni akrep
sokmuştu" dedim. "Onun için ne yaptın?" dedi. "Rukye
yaptım" dedi. "Seni bunu yapmaya iten şey nedir?" dedi.
"Şa'bi'nin bize naklettiği hadis" dedim. "Şa'bi size ne
anlattı?" dedi. "Bize Büreyde b. Husab el-Eslemi’den onun,
"Nazar ve hayvan sokması dışında hiçbir şeyde rukye yapılmaz"
dediğini nakletti." dedim. Bunun üzerine Said b. Cübeyr şöyle dedi:
Kişinin işittiği şeye uyması güzeldir. Fakat bize de İbn Abbas (r.a.) Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etti:
"Bana ümmetler
gösterildi. Kimi peygamberi yanındaki küçük bir grupla, kimi peygamberi
beraberindeki bir-iki adamla birlikte gördüm. Kimi peygamberin yanında ise hiç
kimse yoktu. Birden bana büyük bir kalabalık gösterildi. Onları ümmetim
zannettim. Fakat bana, "Bu Musa ile kavmidir. Fakat sen ufka bak"
dediler. Ufka baktım ki çok büyük bir kalabalık var. Bana, "İşte senin
ümmetin bunlardır. Onların yanında 70 bin daha var ki onlar hesapsız ve azapsız
cennet'e girecekler." denildi." Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bunu söyledikten sonra kalkıp evine geçti. İnsanlar cennet’e hesapsız
ve azapsız girecek kimseler hakkında konuşmaya daldılar. Kimileri, "Belki
de bunlar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile arkadaşlık yapmış
kimselerdir" dediler. Kimileri, "Belki de Müslüman doğup Allah'a
hiçbir şeyi ortak koşmayan kimselerdir" dediler. Başka şeyler de
söylediler. Derken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanlarına çıkageldi.
"Konuşmaya daldığınız şey nedir?" buyurdu. Sahabiler söyleyince, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Onlar rukye
yapmayanlar ve yaptırmayanlar, dağlama yaptırmayanlar, uğursuzluğa inanmayanlar
ve yalnız Rabblerine tevekkül edenlerdir. " Bunun üzerine Ukkaşe kalkarak,
"Beni onlardan etmesi için Allah'a dua et." dedi. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Sen onlardansın" buyurdu. Sonra başka
biri kalktı ve "Beni onlardan etmesi için Allah'a dua et." dedi. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ukkaşe senden önce davrandı" buyurdu.
Bunu İmam Buhari de, Useyd b. Zeyd'in, Hüşeym'den nakliyle rivayet etmiştir.
Fakat onda "rukye yapmazlar" ifadesi yoktur.
[1524] (Başka bir
hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Zübeyr'den şöyle rivayet eder: Cabir b.
Abdullah'ı işittim, "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle
duydum" dedi ve bir hadis söyledi. Hadisin bir yerinde şu ifadeler yer
alıyordu: "(Ümmetimden) İlk zümre kurtuluşa erer. Yüzleri ayın on dördü
gibi olan bu yetmiş bin kişi hesaba hiç çekilmez. Ardlarından gelenler ise
gökteki en parlak yıldız gibidirler. Sonrakiler de şöyledirler; ... " Bunu
Müslim de Ravh'tan rivayet etmiştir, fakat onda Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in adı anılmamaktadır (Cabir (r.a.)'ın kendi sözü olarak
rivayet edilmiştir).
[1525] (Başka bir
hadis): Hafız Ebu Bekir b. Ebi Asım, es-Sünne isimli kitabında Ebu Ümame
el-Bahili (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i
şöyle buyururken işittim: "Rabbim ümmetimden 70 bin kişiyi, onların her
biniyle birlikte 70 bin kişiyi daha, bir de Rabbimin avucuyla üç avuç kadar
kimseyi (çokluktan kinayedir) hesapsız ve azapsız cennet'e koyacağına dair bana
vaat etti." Bunu Taberani de ceyyit bir senetle böyle rivayet etmiştir.
[1526] (Hadisin Başka
Tariki:) İbn Ebi Asım, Ebu Ümame (r.a.)'tan, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ''Allah bana ümmetimden yetmiş
bin kişiyi hesaba çekmeden cennet'e koyacağını vaad etti." Yezid b. Ahnes,
"Ya Rasulallah! Vallahi onların senin ümmetine oranı kırmızı sineklerin
tüm sineklere oranı gibidir." dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) devamla şöyle buyurdu: ''Ancak Allah (c.c) bana 70.000, her 1.000 ile
birlikte 70.000 kişi daha vaad etti, bunlara üç avuç daha ekledi. " Bunun
senedi de hasendir.
[1527] (Başka bir
hadis): Ebu Kasım Taberani, Utbe b. Abdussülemi (r.a.)'tan şöyle rivayet
etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ‘‘Aziz ve
Celil olan Rabbim bana ümmetimden 70.000 kişiyi hesaba çekmeden cennet’e
koyacağını vaat etti. Sonra bunların her bini 70.000 kişiye şefaat edecek.
Sonra Aziz ve Celil olan Rabbim üç avuç alıp (cennet'e koyacak)." Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu söyleyince Ömer (r.a.) tekbir
getirdi ve "Allah (c. c) ilk yetmiş bin kişiyi anne babalarına, oğullarına
ve akrabalarına şefaatçi kılacak. Umarım ki Allah beni son avuçlardan birinde
kılar." dedi. Hafız Ziya el-Makdisı, Sıfatu'I-Cenne isimli kitabında şöyle
der: Bu senette bildiğim hiçbir illet yoktur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[1528] (Başka bir
hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Rifaa el-Cüheni'den şöyle rivayet ettiğine göre,
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile bir yerden geliyorduk. Kedıd
-veya Kudeyd- denilen yere geldiğimizde ... " dedi, sonra bir hadis
zikretti. Hadisin bir kısmında şu ifadeler yer alıyordu: ‘‘Aziz ve Celil olan
Rabbim bana, ümmetimden 70.000 kişiyi hesaba çekmeden cennet'e koyacağını vaat
etti. Ben sizler, salih eşlerinizle çocuklarınız cennet'teki meskenlerinize
yerleşmeden onların cennet'e girmeyeceklerini umuyorum. " Ziya el-Makdisı
der ki: Bana göre bu Müslim'in koşullarını taşıyan bir hadistir.
[1529] (Başka bir
hadis): Abdurrezzak, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rabbim bana ümmetimden 400
bin kişiyi hesaba çekmeden cennet'e koyacağını vaat etti. " Bunun üzerine
Hz. Ebu Bekir (r.a.), "Bunu bizim için artır ya Resulullah!" dedi.
Ebu Bekir (r.a.) ellerini birleştirdi ve tekrar, "Bunu bizim için böyle
artır ya Resulullah!" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
"İşte böyle" buyurdu. Sonunda Ömer (r.a.), "Yeter ey Ebu
Bekir" dedi. Ebu Bekir (r.a.), "Beni bırak. Allah'ın hepimizi
cennet'e koymasının sana ne zararı var ki?" dedi. Ömer (r.a.), "Allah
dilerse tüm kullarını bir elle cennet'e koyar" dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ömer doğru söyledi" buyurdu. Bu
hadisi bu senetle sadece Abdurrezzak rivayet etmiştir. Bunu Ziya el-Makdisi
söylemiştir.
[1530] Bunu Hafız Ebu
Nuaym da rivayet etmiştir. Onun Enes b. Malik (r.a.) 'tan rivayetine göre Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Rabbim bana
ümmetimden 100 bin kişiyi hesaba çekmeden cennet'e koyacağım vaat etti."
Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (r.a.), "Bunu bizim için böyle artır ya
Rasulallah!" dedi ve ravilerden Süleyman b. Harb'in söylediğine göre
eliyle işaret etti. Ömer (r.a.), "Şüphesiz Allah insanları bir avuçla
cennet’e koymaya kadirdir" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Ömer doğru söyledi" buyurdu. Hadis bu kanalla
gariptir.
[1531] (Hadisin Başka
Tariki:) Hafız Ebu Ya'la, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ümmetimden cennet'e yetmiş bin
kişi girecek" buyurdu. Sahabeler, "Ya Rasulallah! Bize artır"
dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Her bir kimsenin
yetmiş bin hakkı vardır" buyurdu. Sahabiler yine, "Bize daha da
artır" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir tepe
üzerindeydi. Eliyle bir avuç toprak savurdu ve "İşte böyle" buyurdu.
Sahabiler, "Bundan sonra hala cehennem’e gireni de Allah (rahmetinden)
uzak eylesin" dediler. Bunun senedi de ceyyit, ravileri sikadır. Tek
istisnası Abdulkahir b. Seriyy' dir. Onun hakkında da İbn Main,
"Salihtir" demiştir.
[1532] Taberani'nin ...
Ebu Bekir b. Umeyr'den, onun da babasından rivayet ettiğine göre; Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Allah bana ümmetimden 300 bin kişiyi
hesapsız cennet'e koyacağını vaat etti." buyurdu. Bunun üzerine üzerine
Umeyr, "Ya Rasulallah! Bizim için artır" dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) eliyle işaret ederek, "İşte böyle"
buyurdu. Umeyr tekrar, "Ya Rasulallah! Bizim için artır" deyince Hz.
Ömer (r.a.), "Yeter. Şüphesiz Allah dilerse insanları tek bir avuçla
cennet'e koyar" dedi. Allah'ın nebisi de (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
"Ömer doğru söylüyor" buyurdu.
[1533] (Başka bir
hadis): Taberani, Ebu Said el-Enmari'den Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Rabbim bana ümmetimden 70
bin kişiyi hesapsız cennet'e koyacağını vaat etti. Allah (c.c) her bin kişiyi
de yetmiş bin kişiye şefaatçı kılacak. Rabbim daha sonra iki eliyle üç defa
avuçlayacak (ve onları cennet'e koyacak)." Kays böyle rivayet ettikten
sonra der ki: Ben Ebu Said' e, "Sen bunu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'den işittin mi?" dedim. "Evet. Kulaklarımla işittim ve
kalbimle idrak ettim" dedi. Ebu Said daha sonra şöyle dedi: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) devamla şöyle buyurdu: "İnşaallah bu
(avuçlar) ümmetimin Muhacir'lerini içine alır ve kalanını da Allah (c. c) bizim
bedevilerle tamamlar. " Hadisin başka bir rivayetinde şu ziyade vardır:
Ebu Said şöyle dedi: Bu Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında
hesaplandı da sayı400.090.000'e ulaştı.
[1534] (Başka bir
hadis): İmam Taberani, Ebu Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Muhammed'in canı elinde
bulunan Allah'a yemin ederim ki kıyamet günü sizden hepsi de yeri basan gece
karanlığı gibi büyük bir kalabalık cennet’e alınacak. Melekler, "Neden
Muhammed'le birlikte diğer tüm peygamberlerle gelenlerden daha çok insan
geldi?" diyecekler. " Bunun senedi hasendir.
Bu ümmetin fazilet,
şeref ve üstünlüğüne, onların dünya ve ahirette ümmetlerin en hayırlı ümmet
olduklarına delalet eden başka tür hadisler:
[1535] İmam Ahmed b.
Hanbel, Cabir (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Ben kıyamet günü ardımdan
gelen ümmetimin cennet halkının üçte biri olacaklarını umuyorum." Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle deyince biz tekbir getirdik.
Sonra "Onların insanların üçte biri olacaklarını umuyorum" buyurdu,
biz yine tekbir getirdik. Sonra, "Sizin onların yarısı olacağınızı
umuyorum" buyurdu. Bu İmam Ahmed b. Hanbel, Revh kanalıyla İbn Cüreyc'ten
de rivayet etmiştir, bu Müslim'in koşullarını taşıyan sahih bir hadistir
[1536] Buhari ve Müslim,
İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bize "Siz cennet halkının dörtte biri olmak istemez
misiniz?" buyurunca tekbir getirdik. Sonra, "Siz cennet halkının üçte
biri olmak istemez misiniz?" buyurunca biz tekrar tekbir getirdik.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra şöyle buyurdu: "Sizin
cennet halkının yarısı olacağınızı umuyorum." buyurdu.
[1537] (Hadisin Başka Tariki:)
Taberani, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Cennet'in dörtte birinin sizin, dörtte üçünün diğer
ümmetlerin olmasını nasıl buluyorsunuz?" diye sordu. Sahabiler,
"Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dediler. Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Üçte biri sizin olursa ne dersiniz?" buyurdu.
"Bu daha çok" dediler. "Peki yarısı sizin olursa?" buyurdu.
"Bu daha da çok" dediler. Bunun üzerine Hz. peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cennet halkı 120 saf olup bunların 80
safı sizin saflar olacak. " Taberani der ki: Bunu sadece Haris b. Hasir
rivayet etmiştir.
[1538] (Başka bir
hadis): İmam Ahmed b. Hanbel, Büreyde (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cennet halkı 120
saftır ve bunun sekseni bu ümmettir. " Bunu Tirmizi de Ebu Sinan kanalıyla
Büreyde’den böyle rivayet etmiş ve "Bu hasen hadistir." demiştir.
Bunu İbn Mace de rivayet etmiştir.
[1539] (Başka bir
hadis): İmam Taberani... Halid b. Yezid el-Beceli'den ... o da İbn Abbas
(r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Cennet ehli 120 saftır ve bunların 80'i benim
ümmetimdendir." Hadisi rivayette Halid b. Yezid tek kalmıştır ve İbn Adiyy
onun hakkında olumsuz şeyler söylemiştir.
[1540] (Başka bir
hadis): Taberani Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: "Bunların
(kitapları sağlarından verilenlerin) birçoğu önceki ümmetlerdendir, birçoğu da
sonrakilerdendir. " (Vakıa, 39-40) ayeti nazil olunca Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Siz cennet halkının dörtte
biri olacaksınız. Siz cennet halkının üçte biri olacaksınız. Siz cennet
halkının yarısı olacaksınız. Siz cennet halkının üçte ikisi olacaksınız. "
[1541] Abdurrezzak, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bizler en son gelenleriz, fakat kıyamet
gününde herkesin önünde bulunan ilkler olacağız. Bizler cennet'e ilk girecek
insanlarız. Oysa diğer ümmetlere bizden önce kitap verildi ve bize onlardan
sonra verildi. Allah onların ayrılığa düştükleri konularda bizi doğruya iletti.
Şu içinde bulunduğumuz (Cuma) günü de onların ayrılığa düştükleri bir konudur.
İnsanlar bu hususta da bizim arkamızdan gelirler; zıra yarın (Cumartesi)
Yahudilerin (kutsal günü), öbür gün de Hristiyanların (kutsal günü)dür. "
Bunu Buhari ve Müslim de aynı senede ve benzer bir lafızla Ebu Hureyre
(r.a.)'tan rivayet etmişlerdir.
[1542] Bunu Müslim başka
bir kanalla Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Biz (dünyada) en
son, kıyamette ise ilk ümmetiz; cennet'e en önce biz gireceğiz. "
[1543] (Başka bir
hadis): Darekutni, Hz. Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cennet, ben girmeden diğer
tüm peygamberlere, ümmetim girmeden de diğer ümmetlere yasaklanmıştır. "
Darekutni daha sonra
şöyle demiştir: Bunu Zühri’den sadece İbn Akil rivayet etmiştir. Bunu İbn Adiyy
ile Sa'lebi de rivayet etmişlerdir ve hepsinde de Zühri’den tek rivayet eden
kişi İbn Akil'dir.
İşte buraya kadar
zikredilen hadisler, "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en
hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a
inanırsınız" ayetiyle aynı mimayı ifade etmektedir. Ümmetten bu vasfa
sahip olan kimseler ümmete yapılan bu övgü ve methin kapsamında onunla birlikte
yer alırlar. Nitekim Katade şöyle der: Bana ulaşan habere göre Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığı hacda bazılarının uygunsuz hareketler
yaptıklarını görünce, "Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en
hayırlı ümmetsiniz ... " ayetini okudu. Sonra şöyle buyurdu: "Kim bu
ümmetten olmayı istiyorsa Allah'ın ondaki şartını yerine getirsin." Bunu
İmam Taberi rivayet etmiştir.
Ümmetten bu vasfa sahip
olmayanlar ise Yüce Allah'ın "Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini
vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!" (Maide, 79)
buyruğuyla yerdiği Ehl-i kitab'a benzemişlerdir. Bu yüzden Yüce Allah ümmeti bu
vasfından dolayı övdükten sonra kitap ehlini yermeye ve azarlamaya başlayarak
şöyle buyuruyor: "Ehl-i kitap'ta" Allah'ın Muhammed (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e indirdiğine "inansaydı, elbet bu, kendileri için çok
iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan
çıkmışlardır. " Yani, onların pek azı Allah'a, size indirilene ve
kendilerine indirilene inanır. Çoğunluğu ise sapkınlık, küfür, fısk ve isyan
içindedir.
Yüce Allah daha sonra
izzet ve zaferin kafir ve inkarcı kitap ehline karşı mü' min kullarında
olacağını müjdeyle haber vererek şöyle buyuruyor: "Onlar (Ehl-i kitap)
size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar,
size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez."
Gerçekten de öyle oldu. Allah (c.c) Hayber günü onları zelil etti ve
burunlarını yerde sürttü. Allah (c.c) daha önce de Medine'deki Beni Kaynuka,
Beni Nadir ve Beni Kureyza Yahudi kabilelerinin hepsini alçaltmış ve zelil
etmişti. Şam'daki Hristiyanları da sahabiler birçok yerde yenerek güçlerini
kırdılar. Oradaki hakimiyeti, sonsuza ve ebediyete dek sürmek üzere ellerinden
aldılar. Şam Hz. İsa'nın (a.s.) inmesine kadar İslam tacı takılı olmaya devam
edecek, Hristiyanlar da aynı halde devam edeceklerdir. Hz. İsa (a.s) İslam
dinine ve Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şeriatına göre yönetecek;
haçı kıracak, domuzu öldürecek, bu dini kabul etmeyenlere cizye koyacak ve
İslam'dan başka hiçbir din kabul etmeyecektir.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar,
kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur" Yani, Allah zillet ve alçaklığı
onlara musallat etmiştir ve nerede olurlarsa olsunlar bundan kurtulamayacaklardır.
"Bundan ancak Allah'ın ipi ve insanların ipi sayesinde
kurtulabileceklerdir." Allah'ın ipinden kasıt Allah katından gelen zimmet
ve himayedir ki o mü'minlerin onlarla zimmet akdi yapmaları, cizye konulması ve
İslam dini hükümlerinin kendilerine dikte edilmesidir. "İnsanların
ipi"nden kasıt ise insanların onlara verdiği emandır. Kadın bile olsa
-hatta Müslüman alimlerin iki görüşünden birine göre köle bile olsa- bir
Müslüman'ın eman vermesi sonucu barış imzalanan, anlaşma yapılan veya esir
alınan kimse gibi. İbn Abbas (r.a.), "Allah'ın ipi ve insanların
ipiyle" buyruğunu, "Allah'tan bir ahit ve insanlardan bir
ahitle" diye tefsir etmiştir. Mücahid, İkrime, Ata, Dahhak, Hasan-ı Basri,
Katade, Süddi ve Rebi' b. Enes de böyle demişlerdir. ''Allah'ın gazabına
uğramışlar", kendilerini Allah'ın gazabına maruz bırakınca hak
ettiklerinden dolayı Allah'ın gazabı peşlerini bırakmamıştır. "Ve zillete
mahkum edilmişlerdir." Onların zillete mahkumiyeti hem kader hem de dini
bakımdandır (yani zillet hem onların alınyazısı haline gelmiş, hem de Allah
daha sonra gönderdiği Muhammedi şeriatta onların zilletini gerektiren hükümler
koymuştur.) Bu yüzden Allah Teala daha sonra şöyle buyuruyor:
"Çünkü onlar
Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar ve haksız yere peygamberleri
öldürüyorlardı. " Yani, onları buna kibir, azgınlık ve hasetleri sevk
etmiştir. Bunlar da onlara ahiret zilletinin yanında dünya var oldukça sürecek
zillet, alçaklık ve meskenete yol açmıştır. Yüce Allah devamla şöyle buyuruyor:
"Bu da, onların
isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır." Yani, onları Allah'ın
ayetlerini inkar etmeye, Allah'ın elçilerini öldürmeye sevk eden ve bu hale
düşüren şey Allah'ın emirlerine çok karşı gelmeleri, günahlara dalmaları,
Allah'ın şeriatında haddi aşmalarıydı. Bunların tümünden Allah'a sığınırız,
ancak Allah'tan yardım dileriz.
İbn Ebi Hatim İbn Mes'
ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: "İsrailoğulları bir günde üç yüz peygamber
öldürürler, ardından o günün sonunda sebze pazarlarını kurarlardı."
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |