İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Al-i İmran Suresi

137 – 143.ayetler

 

Bunlar Allah'ın Sizi imtihanıdır; Sakın Gevşemeyin:

 

137. Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların okıbetinin ne olduğunu görün!

138. Bu (Kur'on), bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidoyet ve bir öğüttür.

139. Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin. Eğer inanmışsanız, en üstün olan sizsiniz.

140. Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, o topluluk da benzer bir yara almıştı. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz. To ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

141. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kafirleri de helak etmek ister.

142. YoksaAllah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennet'e gireceğinizi mi sandınız?

143. Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu karşınızda görmektesiniz.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Uhud'da yenilgiye uğrayan ve içlerinden 70 kişi öldürülen mü'minlere hitap ederek şöyle buyuruyor: "Sizden önce nice (milletler hakkında) ilahi kanunlar gelip geçmiştir." Yani, bunun benzerleri sizden evvelki peygamber takipçilerinin de başına gelmiştir. En sonunda ise muzzaffer olanlar mü'minler, bozguna uğrayan ve perişan olanlar kafirler olmuştur. Bu yüzden Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların okıbetinin ne olduğunu görün!"

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Bu" Kur'an "bütün insanlığa bir açıklamadır;" Onda her şeyin net açıklaması ve evvelki ümmetlerin düşmanlarıyla ne halde olduklarının bilgisi vardır. Yani, Kur'an'da sizden evvelki ümmetlerin haberleri bulunmaktadır. "Takva sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür. " Yani, kalpleri için hidayet, haram ve günahlardan engelleyici bir öğüttür.

 

Yüce Allah daha sonra mü'minleri teselli ederek şöyle buyuruyor: "Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin." Yani, bu olanlardan dolayı zaafa düşmeyin. "Eğer inanmışsanız, en üstün olan sizsiniz." Yani, güzel son ve zafer sizin olacaktır ey mü'minler!

 

"Eğer siz bir yara aldıysanız, o topluluk da benzer bir yara almıştı. " Yani, siz yara aldıysanız ve içinizden bazıları öldürüldüyse, düşmanlarınızda da buna yakın ölüm ve yaralanma vardır.

 

"O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz. " Yani, sonunda siz muzaffer olacağınız halde bildiğimiz bir hikmetten dolayı bazen düşmanlarınızı size galip getiririz. O yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın". İbn Abbas (r.a.) bunu şöyle tefsir eder: Ta ki kimlerin düşmanlarla savaşmaya sabredeceğini görsün, "ve aranızdan şahitler edinsin." Yani, kendi yolunda savaşan ve rızasını kazanma uğrunda tüm gayretlerini ortaya koyanlar edinsin. "Allah zalimleri sevmez. "

 

"Bir de Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak ... ister" Yani, günahları varsa onları silmek, yoksa başlarına gelen musibetin büyüklüğüne göre makamlarını yükseltmek ister. "Kafirleri de helak etmek ister." Çünkü onlar galip olduklarında şımarır ve taşkınlık yaparlar. Bu da onların helak ve mahvolmalarının, yok olup tükenmelerinin sebebi olur.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennet’e gireceğinizi mi sandınız?" Allah Teala Bakara suresinde de şöyle buyurur: "(Ey mü'minler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki nihayet peygamber ve beraberindeki mü'minler, 'Allah'ın yardımı ne zaman!' dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır." (Bakara, 214) Yüce Allah başka bir yerde de şöyle buyurur: "Elif. Lam. Mim. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece 'İman ettik' demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır." (Ankebut, 2) O yüzden burada, "Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennet'e gireceğinizi mi sandınız?" buyuruyor. Yani, sizin cennet'e girmeniz, Allah sizi imtihan ederek içinizden kendi yolunda cihad edenleri ve düşmana karşı mücadelede sebat edenleri belirlemedikçe gerçekleşmeyecektir.

 

''Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. Onu görünce bakıp duruyorsunuz." Yani: Ey Mü'minler! Siz o gün gelmeden önce düşmanla karşılaşmayı temenni ediyor, o gün için yanıp tutuşuyor, onlarla çarpışmak ve savaşmayı arzuluyordunuz. İşte temenni ettiğiniz ve aradığınız şey karşınızdadır. Haydi, sabır ve sebatla savaşın bakalım!

 

 

[1593] Nitekim Buhari ve Müslim'de geçen bir hadiste Allah Resulü Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin ve Allah'tan afiyet dileyin. Onlarla karşılaştığınızda ise sabredin. Bilin ki cennet kılıçların gölgesi altındadır. " Bu yüzden Yüce Allah burada "Onu görünce" buyuruyor: Yani, ölümü görünce. Kılıçların parıltısında, mızrakların şakırtısında, düşmanların savaş için saf tutuşunda ölümü gördünüz. Kelam alimleri bunu "tahyil" (hayal etme) kelimesiyle ile ifade ederler. Tahyil; duyu organlarınca hissedilemeyen şeylerin hissedilebilen şeyler gibi hayal edilerek hissedilmesidir. Koyunun koçu dost ve kurdu düşman olarak hayal etmesi gibi.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

144. Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükafatlandıracaktır.

145. Hiçbir kimse yok ki ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükafatlandıracağız.

146. Nice peygamberler vardı ki beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

147. Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: "Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kafirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kı!!"

148. Allah da onlara dünya mükafatını ve ahiret mükafatının güzelliğini verdi. Allah, iyileri sever.